Kur’ân ve Kadir Gecesi

Kur’ân ve Kadir Gecesi
(Ramazanın Her Gecesi Kadir Olabilir)

Bismillahirrahmanirrahim

Ömre bedel bir gece olabilecek kadir gecesini rahmetiyle bizlere ikram buyuran yüce Allah'ımıza hamd ederim. Kadir gecesini Ramazan geceleri arasında aramamızı ve dua ile taçlandırmamızı öğütleyen aziz Peygamberimiz, biricik hayat önderimiz Hz. Muhammed'e salât ve selam ederim.

Sevgili kardeşlerim; bilmemiz gerekenler genel başlığı altında sunduğumuz sohbetlerimizi sürdürüyoruz. Bu sohbetimizde Kadir Gecesi konusunu işlemeye çalışacağız. Rabbimden bu sohbetimizi Dünya ve ahiret hayatımız hakkında hayırlara vesile kılmasını diliyorum.

 Haram Aylar, Ramazan ve Cuma Farklıdır

Güzel Kardeşlerim! Gündüzleri, geceleri, ayları ve yılları oluşturan tabîat kanunlarını halk eden yüce Allah’ımızdır. Rabbimizin ayrıcalıklı kıldığı süreçler dışındaki bütün zamanlar, tüm geceler birbirlerine eşittirler.

Hac aylarını içine alan, dört büyük haram ay, bir diğer anlatımla dört büyük barış ayı Rabbimiz tarafından ayrıcalıklı kılındığı gibi, oruç ibadetinin tahsis buyurulduğu Ramazan da farklıdır. Cuma günü de özellikli bir zaman dilimidir.

Kadir gecesi ise üstünlüğünü Kur’an’ın bildirilerinden alan muhteşem bir gecedir. Halk kültürümüzde kutlanan Mevlid, Reğâib ve Berat kandilleri, bu kandillere konu geceler, diğer gecelerden farklı değildir. Diğer gecelerle eşittir. Peygamberimiz efendimiz,, şöyle buyurur:

Gecenin üçte biri geçtiğinde Rabbimiz biz kullarına rahmetiyle tecelli eder ve şöyle buyurur. Ben hâlikım, ben rızıklandırıcıyım, ben duaları kabul ediciyim, ben bağışlayıcıyım. Yok mu bana dua eden, duasını kabul edeyim? Yok mu bağışlanmasını isteyen, affedeyim? Yok mu rızıklandırılmasını talep eden, ona rızık kapılarını açayım.”

Her gece, Rabbimizin rahmetine açıktır. Kandil gecelerinde açıkladığımız hadisin çizdiği rahmet sınırlarını aşan bir özellik yoktur, olması da mümkün değildir. Ancak bunun bir istisnası var, o da kadir gecesidir.

Güzel kardeşlerim; Kadir gecesiyle ilgili olarak yüce Mevla’mız hayat kitabımız Kur’an-ı Kerim’de bir sûre indirmiştir. Kadir Sûresi denilen bu sûrede, Kadir gecesinin özelliği ve güzelliği özetlenmiştir. Bu surede Rabbimiz şöyle buyurur:

Biz, Kur’an’ı, (Kur’an’ın insanın yaratılışını ve bilgiye yetenekli kılınışını konu alan ilk ayetlerini) Kadir gecesinde indirdik. (Ey Peygamber/ bu sûreye muhatap olan ey insan!) Sana Kadir gecesinin yüceliğini/hüküm gecesi oluşunu/ büyüklüğünü kim bildirebilir? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.

“Rabbinin koyduğu yasalar çizgisinde melekler ve (Vahiy meleği Cibrîl olan) er-Rûh (insanlara, canlılarla ve tabiata yönelik) her bir tür görev için bu gecede inerler de inerler.Bu gece fecrin/tanyerinin ağarmasına kadar devam edecek bir Selâmdır (güvenlik,, günahlardan arınma ve yücelme gecesidir.)”

Güzel kardeşlerim! Anlamını sunduğumuz bu sureyi, dört bölüm halinde açıklamaya çalışacağız. Ancak burada bir ilave daha yapalım: Yüce kitabımız Kur’an’ın Duhan sûresinin ilk ayetleri sanıldığı ve çoğu zaman anlatıldığı gibi Berat gecesiyle ilgili olmayıp Kadir gecesiyle alakalıdır. Kadir sûresi ile birlikte Duhan Sûresi’nin ilk ayetleri birlikte okunduğunda Kadir gecesinin anlamı daha iyi bir şekilde kavranabilir. Şimdi Kadir sûresini bölüm bölüm açıklamaya başlayabiliriz.

I. Kadir, Kur’ân’ın İndirildiği Gecedir

Kadir sûresinin ilk âyetinde şöyle buyrulmaktadır.

“Biz Kur’an’ı, (Kur’ân’ın insanın yaratılışı ve bilgiye yetenekli kılınışını konu alan ilk âyetlerini) Kadir gecesinde indirmeye başladık…”

Kardeşlerim; Bu gecede indirilen Kur’ân veya Kur’ân’ın indirilen ilk ayetleridir, Bu sebeple Kur’an’la alakalı bazı bilgilerimizi hatırlamalıyız. Bu surenin indirilişinin bir amacı da bu konuyu hatırlatmak olsa gerektir.

Kur’ân Evrenseldir

Kur’an Allah’ın kitabıdır. Söz ve mâna olarak, 23 senelik zaman süreci içinde aziz Peygamberimiz Hz. Muhammed’e âyet âyet, sûre sûre indirilmiştir, Peygamberimiz tarafından okunmuş, tebliğ edilmiş, yazdırılmış ve hükümleri de uygulanmıştır. Ayrıca Peygamberimiz ve müminler tarafından ibadet dili olarak da kullanılmıştır.

Güzel kardeşlerim, Kur’an belli bir zaman süreci ile ilgili olarak gönderilmemiştir. Kur’an evrenseldir. Tüm insanlığa hitap eden kitaptır. Kur’an Kıyamet Günü’ne kadar geçerli ilahi yasalar dizisidir. O’nu bize tebliğ eden ve açıklayan Hz. Muhammed de evrenseldir, Peygamberliği Kıyamet Günü’ne kadar geçerlidir.

Kur’ân Allah’ı ve İnsanı Tanıtır

Kur’an bize bütün varlıkların halikı olan yüce Mevla’mızı tanıtır. O, bize evreni açıklar. Kur’an bize insanı ve onun ebediliğe erdirilmiş sorumlu bir varlık olduğunu öğretir. Kur’an bize yeryüzü tarihini, peygamberler örneğinde özetler. Kur’an bize insanın insanı sömüremeyeceği muhteşem bir hayat düzeni de sunar.

Ana Görevimiz Kur’ân’ın Bütününe İnanmak ve Onu Yaşamaktır

Bizim bu kitaba karşı görevlerimiz vardır. Ana görev; bu kitaba inanmaktır ama yalnızca inanç esaslarına değil. İnsan hayatını yönlendiren bütün esaslarına iman etmekle yükümlüyüz. O’nun her bir yasası taptazedir. Çağımızın ihtiyaçlarına cevap verebilecek niteliklidir. O’nun ahiret hayatına iman gibi bir inanç esasını, adalet ve zekât gibi bir emrini veya faiz ve zina gibi bir yasağını ya da aile, miras ve ceza gibi sunduğu sistemlerden birini inkâr, Kur’an’ın bütününü inkârdır. O’nun bütününe iman etmekle yükümlüyüz. O’nda eksiklik yok, O’nda fazlalık yok, O, insanın ihtiyaçlarına cevap verebilecek yüceliktedir.

Güzel kardeşlerim, inanmak ona karşı temel görevimiz olduğu gibi onu orijinal harflerinden okumaya çalışmak, anlamanın gayretini gütmek, anladıklarımızı uygulamak, uyguladıklarımızı uygulatmak ve de insanlara tebliğ etmektir. Bütün bunlar Kur’ân anıldığı zaman hatırlamamız gereken, Kur’ân’a karşı görevlerimizdir. Kur’an bizim yalnızca dünya hayatımızı değil, ebedi hayatımızı da mutlu edecek kitaptır. Hamdolsun Rabbimize, bize aziz kitabına iman etme bahtiyarlığına ulaştırdığı için.

Güzel kardeşlerim; burada bir hadisi zikretmeden geçemeyeceğim:

Peygamberimiz şöyle buyurur: “Allah’ın kitabı Kur’an, çare O’na uymaktır. Zira Allah’ın kitabı Kur’an’da sizden önce yaşamış bulunan toplulukların mutluluk ve felaket haberleri vardır. Sizden sonra gelecek nesillerin de yararlanacağı hakikat duyuruları vardır. O’nda, çağdaşlarınızın prensip edineceği düsturlar mevcuttur. O’nu bırakanların, O’nunla yönetmek ve yöneltilmek istemeyen zorbaların düzenlerini Allah başlarına getirir. Başka düzen yasalarıyla doğru yaşantıya ermek isteyenleri Allah çıkmazlara saptırır. O, Allah’ın yapışılacak ve yapışanları yükseltecek sağlam bir ipidir. O, takdim edecek çok yönlü bir öğüttür. Dosdoğru bir hayat yoludur. O’na bağlı görüşler eğriliğe, duygular da çirkinliğe sapmaz. Diller de ancak O’nunla batınlara kayıp sürçmez. Âlimler O’nun gerçeklerine doyamaz. O’nu ölçü edinerek karar veren doğruya erer, O’na göre amel eden sevap kazanır. O’nunla hüküm veren adaletli olur, adalet dağıtır.”

Sohbetimizin Kur’ân ile ilgili bu bölümünü, bizler gibi asırlar sonra gelerek Ona iman etmiş olanların alacağı armağanlara açıklık getiren bir hadisle bağlayalım:

Ebu Cum’atil Ensari isimli sahâbi şöyle anlatıyor: Aziz Peygamberimizle beraberdik. O’na şöylece sorduk: Ey Allah’ın Peygamberi, biz sana, senin evrensel elçiliğine inandık. Sana indirilen Kur’an’a iman ettik. Kur’an’ın emirleri ve yasaklarını da uygulamaya çalışıyoruz. Bizden daha fazla b sevaplar, armağanlar, mükâfatlar alacak kullar var mı?

Aziz Peygamberimiz bize şöyle buyurdu: Ben aranızdayken, bana Kur’an vahyi indiriliyor iken, sizin inanmanızdan ve Kur’an yasalarına bağlı olmanızdan daha tabii ne olabilir. Ama benden sonra gelecek nesiller içinden öyle insanlar çıkacak ki, onlara; ‘ İşte size Allah’ın kitabı Kur’an denilecek. Onlar Kur’an’a ve içindeki buyruklara inanacaklar. Beni görmedikleri, benim tarafımdan tebliğ edildiğine tanık olmadıkları halde Kur’an’a inanacak ve Kur’an insanı olarak yaşamaya çalışacaklar. İşte onların alacağı ilahi armağanlar sizin alacaklarınızdan çok çok daha büyük olacaktır. “
  1. Kadir Bin Aydan Daha Hayırlı Olan Gecedir


Güzel kardeşlerim; sûrenin ikinci bölümünde şöyle buyuruluyor:

Kadir gecesibin aydan daha hayırlı bir aydır.”

Sevgili kardeşlerim; bin ay ve fazlası, uzunca bir insan ömrüne tekabül eder. Dolayısıyla ayetin bu bölümünün anlamı şudur: bu gece ömre bedel bir gecedir. Ondan da hayırlıdır.

Bin ay ve daha da fazlasından hayırlı bir gece. Hayırlı bir gece de, nasıl hayırlı bir gece? Kur’an bize bunu açıklamıyor. Ama ‘Hayır’ Kur’an’ın kullandığı kavramlardan biridir. İyi olan, güzel olan, doğru olan, ferde, aileye, topluma yarar sağlayan Allah’ın rızası kazanılabilecek her bir şey hayırdır. Böylesi genel bir anlamı düşünerek ayete bir daha bakabiliriz.

Kadir gecesi değerlendirebilecekler için yalnızca biz müminler hakkında değil, tüm insanlar hakkında bin aydan daha hayırlı olabilecek bir gecedir. Böyle bir geceyi bize ihsan buyurduğu için yüce Mevla’mıza hamd ederiz.
  1. Kadir Meleklerin Görevlerle İndiği Gecedir


Ayetin sevgili kardeşlerim; Kadir sûresinin üçüncü bölümünde şöyle buyrulmaktadır.

“Rabbinin koyduğu yasalar çizgisinde melekler ve ( Vahiy veya Vahiy meleği Cibrîl olan) er-Rûh (insanlara, canlılarla ve tabiata yönelik) her bir tür görev için bu gecede inerler de inerler.”

Güzel kardeşlerim; konu, meleklerin vahiyle veya vahiy meleği Cibril ile insanlara, canlılarla ve tabiata yönelik görevlere ilişkin inişi olunca, meleklerle alakalı bazı özet bilgiler sunmama müsaade buyurunuz.

Melekler ve Görevleri

Sevgili kardeşlerim; melekler, Allah’ın insanlardan önce nûrdan yarattığı varlıklardır. Onların varlığına iman etmek farzdır. Melekleri inkâr, kişiyi kâfirlerden kılar. Nûrani bir maddeden yaratıldıkları için, aslî hüviyetleri içinde ancak peygamberler tarafından görülebilirler. Göklerde yaşarlar, görevleri gereği yeryüzüne de inerler. Erkeklik ve dişilikleri yoktur. Yemezler, içmezler ve uyumazlar, süratle gider ve gelirler. İnsan sûreti dâhil değişik suretlere girebilirler. Onların farklı görevleri vardır.

Evrenle İlgili Görevleri: Evren ve yerküremizle ilgili vazifeleri gezegenler arasında düzeni sağlamak, onları yörüngelerinde seyrettirmek, rüzgârları yönlendirmek, yağmurları yağdırmak, toprak bitkilerini programlamak ve bitirmek, öz ifade ile evrende ve yerküremizde vücuda gelen bütün tabiat olaylarını düzenlemek, yönetmek ve sonuca götürmektir.

İnsanlarla İlgili Görevleri: İnsanlara iyi, güzel ve doğru olan duyguları ilham etmek, müminlerin kalbi dirençlerini artırmak ve onlara dua etmek ve insanların iyi ve kötü amellerini yazmak ve arşivlemek, onları kader programında yer almayan tehlikelerden korumak, vesairedir.

Kur’ân’a dayalı olarak yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere melekler insanlarla, canlılarla ve tabiat olaylarıyla ilgili olarak yeryüzüne inerler de inerler.

Biz Fussilet suresinin 30-31. âyetlerinden alacağımız misalle yetineceğiz. Bu âyetlerde şöyle buyrulur:

 “ Melekler, Rabbimiz Allah’tır deyip de İslâmi çizgide dosdoğru yaşayanlar üzerine sıkça inerek onları şöylece müjdelerle: Siz, korkmayacaksınız ve üzülmeyeceksiniz. Sizler vaat edilen Cennet ile de sevinin. Biz sizin dünya hayatınızda da âhiret hayatınızda da dostunuzuz, dostunuz kalacağız…”

Değinildiği gibi Meleklerin Kadir gecesi inişi daha bir geneldir. İslam bilginleri bu inişin doğumlarla, ölümlerle, rızıklarla, tabiat olaylarıyla ilgili olduğu üzerinde müttefiktirler. Âyetlerin işaretleri de bu yöndedir.

Doğumlar, Rızıklar ve Ölümler Kader Planıyladır
  1. Şura sûresinin 49. ila 50. âyetlerinde açıklandığı üzere dilediğine kız, dilediğine erkek, dilediğine erkek ve kız veren, istediğini de kısır kılan yüce Allah’tır.
  2. Rızıklar da Yaradan’ın tekelindedir. O her bir canlının rızkını üstlenen Rab’dır. Kur’an Ankebut suresinin 60. ayetinde bizleri şöylece uyarır:


“Nice hayvanlar, sürüngenler böcekler vardır ki onlar kendi rızıklarını taşıyamazlar. Onları da sizi de Allah rızıklandırıyor.”

Bu ayet aziz kardeşlerim; Mekke’den Medine’ye hicret etmek durumunda kaldıklarında, biz ne yeriz ne içeriz nasıl barınırız diye endişelere kapılan sahâbileri teselli sadedinde indirilmiştir.

  • Doğumlar ve rızıklar gibi ömürler de İlahi Kader’le programlıdır. Bu gerçek Âl-i İmran 145 de şöyle açıklanır: “Her bir nefsin ölümü yalnızca Allah’ın yasasına bağlıdır.Belli bir süreye göre yazılmıştır…”
  • Kadir, Fecire Kadar Selâm Olan Gecedir



Bu gece güneşin batışından tan yeri ağarıncaya kadar, Kur’âni ifadeyle fecrin doğuşuna kadar selam olan gecedir:

“Bu gece fecrin/tanyerinin ağarmasına kadar devam edecek bir Selâmdır (güvenlik,, günahlardan arınma ve yücelme gecesidir.)”

Fecir, orucun başlayacağı ve sabah namazının kılınabileceği ilk vakittir.

Kardeşlerim! Sûrede geçen “Hayır” sözcüğü gibi “Selâm” sözcüğü de açıklanmıyor. “Selâm” anlamı geniş olan Kur’an kavramlarından biridir.

“Selâm” Allah’ın isimlerinden biridir. Müslümanlar arasında selamlaşma şeklidir. Meleklerin, müminleri Cennet kapılarında hoş geldin diyerek karşılarken kullanacakları ifadedir. Cennetliklerin selâmlaşma biçimidir ve Kur’an’da selâm, Hz. Yahya ve İsa örneklerinde görüldüğü gibi; doğum günü ile, ölüm günü ile ve de diriliş günü ile alakalandırılan bir kavramdır. Bu kavramın geniş anlamlarından hareketle Kadir Gecesi’nin bir mnen diriliş, günahlardan arınış, mutluluğa açılış gecesi olduğunu söyleyebiliriz.

Kadir Hangi Gecedir?

Sevgili kardeşlerim; Kadir gecesi ne zamandır? Cevabı özetleyeyim:

Kur’an-ı Kerim’deki ilgili ayetlerin işaretleriyle Kadir gecesi Ramazan geceleri arasında bir gecedir ama belirli değildir. (Bakara 185; Kadir 1) Bu konuda Aziz Peygamberimizin bazı hadisleri de var. Onlar Ramazanın son on gününü, son on gününün tek gecelerini işaret ediyorsa da, belirlemiyor.

Sakın ha bir gaflete düşüp de Kadir gecesini yalnızca Ramazanın 27. gecesinde aramaya kalkmayalım. Ramazanın 1. gecesi de, 3. gecesi de, 15. gecesi de Kadir gecesi olabileceği gibi, 21. ve 29. gecesi de olabilir. Dolayısıyla biz Ramazanda her gecemize kulluk bilinciyle başlayalım. Ramazan gecelerimiz içinde her bir gece, telefonlar aracılığıyla olsun ana baba, akraba ve dostlarımızdan bir kişiyi arayalım. Maddi ve mânevi yardımlar yapalım. Namaz kılalım. Rabbimizden bağışlanma dileyelim. Geleceğimiz için dualar edelim.

Kadir Gecesi Ne Yapılabilir?

Sevgili kardeşlerim; evet, Kadir gecesi müstesna mı müstesna bir gecedir. Bu gecede yapılabilir olanlar her bir gecede yapılabilir olanlardır. Yardımlar, namaz, tövbe ve geleceğimizi kuşatan dualar. Ama aziz Peygamberimiz, bu geceyi dua ile özellikle de bir dua şekli ile değerlendirmemizi öğütlemektedir.

Sevgili Peygamberimizin eşi Hz. Aişe validemiz, Peygamberimize sordular:

Ya Rasûlallah, ben kadir gecesine ulaştığımın bilincine erersem nasıl dua edeyim? Peygamberimiz de O’na şöyle dua et buyurdu:

“Allah’ım affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet. Allah’ım affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet. Allah’ım affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet.”

Aziz kardeşlerim; Namaz ibadetine bir daha dikkatlerinizi çeker, hepinize içinde Kadir geceleri bulunan nice yıllar niyaz ederim. Allah’a emanet olunuz.




Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/kuran-ve-kadir-gecesi-20-771h.html



Sexual Life According To Islam İSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYAT СЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМА ئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇش بيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
yukari_cik
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim