Üç Aylar ve Onlardan Biri Olarak Recep Ayının Önemi

Üç Aylar ve Onlardan Biri Olarak Recep Ayının Önemi
Bismillahirrahmanirrahim

Bütün zamanların ve mekânların yaratıcısı olan yüce Allah'ımıza hamd ederim. Yüce Rabbimizin Kur'an-ı Kerim'de bize açıkladığı dört haram ayı, bir diğer anlatımla barış aylarını bizlere tanıtan sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed'e salat ve selam ederim.

Aziz kardeşlerim; Bilmemiz Gerekenler genel başlığı altında sürdürdüğümüz sohbetlerimize üç aylar konusuyla devam etmeye çalışacağız.

Halkımızın üç aylar dediği ayların Recep, Şaban ve Ramazan ayları olduğunu biliyorsunuz. Bu aylar gerçekten büyük bir manevi mevsimi oluştururlar, ancak bu aylara bulaştırılan bidât olarak niteleyebileceğimiz pek çok hurafe de var. Amacımız bu aylarla ilgili doğru bilgileri sunmak, halkımızı bu aylara ilişkin hurafelerden korumaya çalışmaktır.

Üç Aylar ve Haram Aylardan Biri Olarak Recep Ayı

Üç ayların ilki olan Recep ayı, sevgili kardeşlerim; Kur'an-ı Kerim'de açıklanan dört haram, yani barış aylarından biridir. Hurafelerin de en fazla bulaştırıldığı bir aydır. Oysaki onun Kur'an ve Sünnet’e dayalı bilmemiz gereken önemli bir özelliği var. O da Recep ayının bir haram ay yani barış ayı olması gerçeğidir.

Dört Haram Ay

Recep ayını anlatabilmemiz için size Haram Aylar’la alakalı bilgiler sunmak istiyorum. Bu bilgileri alınca, bu dört haram aydan biri olan Recep ayının da manevî değerini kavramış oluruz.

Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'deTevbe sûresinin 36. ayetinde haram ayları ve bu aylardaki barışın evrenselliğini açıklamaktadır. Bu âyet-i kerîmede Rabbimiz meâlen şöyle buyurmaktadır:

Allah katında, Allah'ın koyduğu yasaya göre, gökler ve yerin yaradılışından bu yana kameri ayların sayısı on ikidir. Bu on iki aydan dördü haram aylardır. Siz bu aylarda (Rabbinizin buyruklarına aykırı giderek) sakın ha nefislerinize zulmetmeye kalkışmayınız…”

Kur'an ifadesiyle, dört haram ay… Haram sözcüğü saygın /dokunulamaz anlamındadır. Haram aylar birbirilerimizin canları ve mallarına saygı duymamız gereken aylardır. Temel haklar ve özgürlüklerin çiğnenemeyeceği aylardır. Hiç şüphe yoktur ki, bütün aylar can ve mal dokunulmazlığına riayet gereken aylardır. Ama bu dört haram ay, içinde saldırılara/düşmanlıklara hiç mi hiç yer verilmemesi, barışın daha bir öncelenmesi, barış şartlarına daha bir uyulması ve barış aktivitelerine daha bir yer verilmesi gereken aylardır.

Haram Aylara İhtiyacımız

Sevgili kardeşlerim!

Kur'an-ı Kerim'e göre, bütün yeryüzü topluluklarına peygamberler gönderilmiştir. Yukarıda okumuş olduğumuz âyet-i kerÎmeden anladığımıza göre, dört büyük haram ay, yani barış ayı bütün peygamberlerin ümmetlerine tebliğ ettiği aylardır. Tarihi dönem şartları bir tarafa, bu yaşadığımız dönemde dahi barış aylarına, bir diğer anlatımla barış dönemlerine, barış süreçlerine ne derece ihtiyaçlı olduğumuz bilinmektedir.

Rabbimizin emri olarak barış ibadettir. Hac gibi evrensel nitelikli ibadetlerin gerçekleştirilmesi için gereklidir. Barış istikrardır. Barış güvendir. Barış atılımdır. Barış yatırımdır. Barış ekonomik kalkınmadır. Dolayısıyla insanlar, toplumlar barış süreçlerine muhtaçtırlar. Rabbimizin arzusu tüm toplumlarda, belirlenen bu dört ayın barış ayı olarak algılanması ve uygulanmasıdır.

Kur'an-ı Kerim'de bu dört haram aya büyük bir önem verilir.
a. Rabbimiz Maide sûresinin ikinci ayetinde ”Ey İman Edenler! …eş-Şehrü’l-Haram olan dört haram aya saygısızlık yapmayınız.” buyurarak birbirilerimizin canları ve mallarına saldırıda bulunmamamızı emretmektedir.
b. Rabbimiz Tevbe suresinin 37. âyetinde, “Bu aylarla oynanarak öne alınması veya ertelenmesini (barış süreçlerini akamete uğratma anlamına) kâfirliğe açık günah…” olarak nitelemektedir.
c. Bakara suresinin 217. âyetinde de Rabbimiz şöyle buyrulmaktadır;

“…Ey Peygamber, de ki; bu haram aylarda savaşmak büyük günahtır, / Bu günahtan sakınınız.”

d. Bir diğer âyette ise “Kâbe-i Muazzama'yla birlikte bu dört barış ayının insanlığın maddi ve ahlâki kalkınmasına hizmet verecek dönemler” olduğu bildirilmektedir. (Maide 97)

Recep Ayının Kur’ân ve Sünnet’te Ayrucalığı Vardır

Güzel kardeşlerim; Rabbimizin Kur'an-ı Kerim'de, üzerinde hassasiyetle durduğu bu dört haram yani barış aylarından biri de Recep ayıdır. Bu itibarla Recep ayının Kur'an'a dayalı bir ayrıcalığı vardır. Recep ayında bize düşen görev; canlara ve mallara daha bir saygıdır. Can ve mal dokunulmazlığı üzerinde daha bir titremedir. Barış süreçlerimize bu ayda daha bir önem atfetmektir. Bu ayı bir taraftan barış dualarıyla geçirmeye çalışırken, diğer taraftan barış aktiviteleri olacak, sempozyumlara, panellere, radyo ve televizyon programlarına daha çok yer vermektir, böylece bu ayı halkımızın gündemine barış ayı olarak taşımaktır.

Güzel kardeşlerim; biliyorsunuz, İslam dininde barış ilkedir. Savaş, şartları gerektiğinde meşrudur ama geçicidir. Kur'an-ı Kerim'de haklar ve özgürlüklere saygı duyulması, hukuki ve sosyal adalet uygulamalarına önem verilmesi de barışın sağlanılabilmesi içindir.

Barış Müslümanların her birinin günlük hayatında bile büyük bir yer tutması gereken eylemdir.

Meselâ. bizim selamımız bir evrensel barış mesajıdır. “es-Selamü aleyküm” veya “Selamun aleykÜm” şeklinde verdiğimiz selam, Allah'ın es-Selam ismini içermektedir. Müminler bir araya geldikleri zaman mutlaka birbirlerine selam vermekle, verilen selamı almakla yükümlüdürler. Selam vermenin anlamı şudur:

Ey mümin kardeşim; es-Selam olan Rabbimiz seni korusun, güvene erdirsin. barış içinde yaşatsın. Mümin kardeşin olarak sana selam veren ben barış insanıyım. Beni barış insanı olarak gör ve değerlendir.”

Evet, bizim selamımız barıştır. Barış içerikli selamımız duadır, sevgi çığırları açılmasına ve imanımızın pekişmesine vesiledir.

Yüce dinimizde son derece önem verilen barışa ayrılması gereken dört aydan biri ve ilki değinmeye çalıştığımız Recep ayıdır. Biz bu ayın ilk Cuma gecesi olan Reğâib’i Dört Haram Ay’ın başlangıcı anlamına barış dualarına ayıracağımız bir bir gece gece olarak kutlayabiliriz.

Sevgili kardeşlerim; evet, üç aylar denildiği zaman, Recep ayının bu barış ayı olma niteliğine yer veremediğimizi, geleneğimizde böyle bir yaklaşım olmadığını biliyorsunuz. Ama nice nice nice hurafeler uydurulmuştur.

Üç aylarımızın ikincisi Şaban ayıdır.

Şaban Ayı

Şaban ayının dikkati çeken temel özelliği, bu ayın Ramazandan sonra en fazla oruç tutulan ve tutulması gereken bir ay oluşudur. Sevgili Peygamberimiz efendimiz; bu ayda oruç ibadetine büyük bir önem verir ve müminleri de oruç ibadetine yönlendirirdi. Sebebini tam olarak bilmiyor isek de, aziz Peygamberimiz, Ramazan ayından sonra en fazla orucu Şaban ayında tutarlardı. Bunun için olsa gerektir, Şaban ayına Peygamberimizin ayı olarak isim verilir. Demek ki bu ay oruç ibadeti ile ön plana çıkması gereken aydır.

Ramazan Ayı ve Özellikleri

Muhterem kardeşlerim; üç aylardan en önemlisi gibi görünen, gerçekte de en mühimi olan Ramazan ayının özelliklerine gelince:

(İnşallah, Ramazan ayının özelliklerine ilişkin bağımsız bir sohbet yapacağız çünkü yapılmaya değerdir. Biz burada bu özelliklere sadece değinmekle yetineceğiz.)

Ramazan ayı, İslam'ın temel, ana ibadetlerinden biri olan orucun tutulacağı aydır. Ramazan, Kur'an- Kerim'in aziz Peygamberimize âyet âyet indirilmeye başlandığı hatıralı bir ayıdır. Ramazan ayı, Kur'an'ın indirilmeye başlandığı bir ay olması cihetiyle, Kur'an'ın emirleri ve yasaklarının daha bir duyarlılıkla yaşanması, Kur'an'ın anlaşılarak okunmaya çalışılması gereken aydır.

Ramazan ayı, bin aydan daha hayırlı olan kadir gecesini de içine alan bir aydır. Ramazan ayı fitre ayıdır. Bir diğer anlatımla sosyal yardımlaşmaya ağırlık verilmesi gereken aydır. Ramazan ayı, özellikle Ramazan'ın son on gününde kendinizi ibadete verebileceğiniz itikâf ayıdır. Ramazan ayı, yaptığımız güzel amellere, asgari 70 kat fazlasıyla mükâfat verilecek aydır ve Ramazan ayı, kendisini değerlendirenlerin bağışlanacağı aydır. Böylesi özellikler taşıyan Ramazan ayına ne derece önem verilse pek tabi ki azdır. Böylece üç aylara ana hatlarıyla değinmiş olduk.

Recep - Şaban Ayları ve Hurafeler

Ancak Recep ve Şaban ayı, kendilerini yüceltebileceğimiz değerlere sahip iken, gel görelim hurafelere bulaştırılmış aylar cümlesindendir. Biz sizlere bu hurafeleri açıklamaya başlamadan önce Recep ayında, Şaban ayında, Ramazan ayında ve de diğer dokuz ayda uygulayabileceğimiz ibadetlere değinmek istiyorum.

Gece Namazları ve Duaları

Güzel kardeşlerim; Kur'an-ı Kerim'de gecelere ve gece namazlarına ve dualarına çok büyük önem verilir. Ayrım yapılmadan, yılın bütün gecelerine önem verilir. Yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de "Velleyli iza yeğşa" ve "vel- Fecr" gibi âyetlerle, geceye, gecede yer alan fecr vaktine/tan yerinin ağaracağı sürece yemin ediyor. (Leyl 1; Fcer 1) Dikkatlerimizi gecelere çekiyor. Rabbimiz Furkan sûresinin 64. ayetinde, sevdiği güzel kulların geceleri ayakta durarak secdelere vararak, Kendisine yönelen kullar olduğunu açıklıyor. Ve Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de Cennete girecek kullarını, Zariyat suresinde bizlere açıklarken, o kulların bir vasfının da seherlerde bağışlanma dilemek olduğunu da şöylece beyan buyuruyor:

Onlar seher vakitlerinde dualarıyla Rablerinden bağışlanmalarını isterler.” (Zâriyat 18)

Evet, sevgili kardeşlerim; güzel kullardan olmak istiyorsak, seher vakitlerinde kalkmalıyız. Yaklaşık güneş doğmadan bir saat öncesindeki zaman birimi seher vaktini oluşturur. Güzel kullar, kendilerine güzellikler açılacak kullar, güzellikler yurdu olan Cennetlere girecek kullar seher vakitlerini namazlar, dualar, istiğfarlar ile değerlendiren kullardır. Rabbim cümlemizi bu güzel kullar zümresine ilhak buyursun.

Bu girişle asıl dikkatlerinizi çekmek istediğim nokta şudur: Reğâib gecesi, Miraç gecesi ve Berat gecesi ile alakalı uydurulan yığınla rivayetler vardır. Bu rivayetlerde Rabbimizin rahmetinin nasıl harekete geçirileceği anlatılır. Oysaki bütün bu hurafelere ihtiyacımız yok. Rabbimizi biz kullarına Rahman’dır, Rahim’dir, Ğafur’dur, Settar’dır, Vedûd’dur. O her an ve her gece rahmetiyle biz kullarına tecelli etmektedir. Yeter ki biz kullar yaşadığımız anları, yaşadığımız geceleri, gafletle geçirmeyelim de, Rabbimizin lütuflarını isteyebilelim.

Hadis bilginlerince Sahih olarak nitelenen bir hadislerinde sevgili Peygamberimiz Rabbimizin rahmetiyle alakalı olarak bakınız ne buyuruyorlar:

“Allah u Zülcelal, her gece lütfuyla kullarına tecelli eder de, gecelerin üçte biri geçtiğinde, şöyle buyurur: Yaratan benim, malik olan benim. Kim bana dua eder ki, onun duasını kabul edeyim. Kim benden ister ki, ona vereyim. Kim benden bağışlanmasını diler ki, onu bağışlayayım. “

Ve fecir vaktine kadar Rabbimizin rahmet tecellisi devam eder.

Anlaşılacağı üzere Rabbimizin rahmet tecellisi belirli belirli gecelerde değil, her gecede. Bu noktanın altını bir daha çiziyorum. Her gece, ama her gece. Rabbimiz, akşam namazından sonra gecenin üçte bir vakti geçtiğinde, son üçte ikisinde rahmetiyle tecelli eder ve isteklerin kabul edileceği müjdelenir.eceğini açıklıyor

Bir diğer sahih hadiste Peygamberimiz şöyle buyuru:

Her gecede duaların kabul olunacağı bir vakit vardır. O vakte ulaşıp da dua eden kişinin duası kabul olunur.

Bu da her geceye ait olan bir özelliktir güzel kardeşlerim.

Nafile Oruçlar

Peygamberimiz Ramazan'ın dışında bizleri oruca yönlendirmiştir.

Bir sahabi; Ya Rasulallah bana öğüt veriniz deyice, Peygamberimiz "Aman oruca yapış, orucun benzeri yoktur." buyurur.

Riyakârlığın/gösterişin pek bulaşamayacağı ve en ziyade ihlasla yapılabilecek bir ibadet olduğu için Peygamberimizin oruç ibadetine yönlendirici teşvikleri çoktur.

Peygamberimiz, Pazartesi ve Perşembe günlerini takip eder, bu günlerde kendisi oruç tutar, kulların amellerinin Rabbimize arz olunacağını beyanla bizleri de Pazartesi ve Perşembe oruçlarına yönlendirirdi.

Aziz Peygamberimiz, bir de her kameri ayın, sadece Recep'in değil, Şaban'ın değil, her kameri ayın 13., 14. ve 15. günlerini oruçla geçirmemizi emir buyururlar, bir diğer anlatımla öğütlerlerdi.

Peygamberimiz Recep, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylarından oluşan haram aylarda da oruç tutulmasına teşvik buyurmuşlardır.( Çakan 5/525) Bu aylarda oruç tutmaya genel teşvikleri olduğu gibi bu dört aydan biri olan Muharrem ayında oruç tutulmasını da öğütlemişledir. Muharrem orucunun Ramazan oruçlarından sonra tutulabilecek en değerli oruçlar olacağını işaret buyurmuşlardır.

Peygamberimiz en fazla orucu Şaban ayında tutmuşlar ve bize de tutmamız öğüdünü vermişlerdir.

Güzel kardeşlerim; bizim hurafelere ihtiyacımız yok. Bakınız, bir-iki hurafe bilgiyi aktarayım.

Recep Ayı Hurafeleri

Bu hurafelerden birinde, sözüm ona, aziz Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: "Recep ayı çok büyük bir aydır. Kim o aydan bir günü oruçla geçirirse, ona 900 sene oruç tutmuş gibi verilir.”

Bu hadis gibi bir diğer uydurma hadiste ise “1000 senelik sevap verileceği açıklanıyor."

Recep ayı orucu ile alakalı maalesef kitaplarımızda yer alan, vaazlarda aktarılmakta olan bir uydurma hadiste şöyledir.

"Kim Recep ayından 7 gün oruç tutarsa cehennemim yedi kapısına kilit vurulur. Kim sekiz gün oruç tutarsa cennetin 8 kapıları ona açılır."

Ne Kur'an'da, nede aziz Peygamberimize aidiyeti sabit hadislerde böyle açıklamalar yoktur. Dinimizin bu ana kaynaklarında Regaib gecesi, Miraç gecesi ve Berat gecesi gibi gecelere ilişkin şöyle şöyle namaz kılınması gereğine ilişkin beyanlar da yoktur. Kur’ân’da olmadığı Aziz Peygamberimizin hadislerinde de yoktur.

Aslında değindiğimiz gecelerin kandiller olarak nitelendirilmesi, Osmanlı döneminde minareler arasında mahyalar kurulmasından sonra başlamıştır..

Bir Dua Dışında Kadir Gecesinde Bile Özel İbadetler Yoktur

Aziz kardeşlerim; bırakınız bu Reğâib, Miraç, Berat kandillerini, Kur'an-ı Kerim'de hakkında bir sûre indirilen Kadir gecesiyle alakalı dahi kılınması gereken özel bir namaz yoktur. Bize öğütlenen tek görev "Allah'ım sen affedicisin, affedersin, beni de affet." şeklinde duâ etmemizdir.

Anlaşılması gerektiği üzere özel olarak öğütlenmiş Reğâib, Mirac ve Berat oruçları ve namazları yoktur, Cuma gecesine ait özel ibadetimiz de yoktur.(Riyazus-Salihin Hn.176499) Ama açıklanmaya çalışıldığı üzere öğütlendiğimiz ibadetlerimiz vardır.

Mesela Peygamberimiz haram aylardan biri olan Recep ayında genel olarak oruca teşvik etmiştir. Özel olarak her kameri ayda olduğu gibi Recep ayında da Pazartesi ve Perşembe günleri ile 13, 14 ve 15. günleri oruç tutulmasını öğütlemiştir. Dolayısıyla Recep ayında Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutulabildiği gibi 13, 14, 15. Günleri de tutulabilir.

Her gece Rabbimizin rahmetinin nasıl coştuğunu arz etmiştik. Bütün geceler gibi Reğâib, Mirac ve Berat gecelerinde de namaza ve duâya kalkılabilir, ama özel olarak, bize öğretilmiş, görev olarak yükletilmiş görevlerimiz yoktur.

Özel bir önem verilmek isteniyorsa her gece yapılabilecek ibadetler yanısıra Reğâb’de Barış konusuna, Mirac’da İsra ve Mirac olayının anlatılmasına ağırlık verilebilebilir.

Berat Gecesi

Berat gecesine gelince…Bu gece ile ilgili olarak Peygamberimizden rivayet edilen ve Rabbimizin bağışlayacılığını konu alan sahih bir hadis yoktur. Hadis olarak rivayet edilenlerde de diğer gecelerden farklı bir üstünlük yoktur. Peygamberimizin, Şaban'ın 13, 14, 15. gecelerinde yaptığı dualarla kendisine şefaat etme hakkının verildiğine ilişkin rivayetler de zayıftır. Bu geceye ilişkin ileri sürülen Duhan suresinin ilgili ayetleri de bu geceyle ilgili olmayıp Kadir gecesiyle alakalıdır. Ama biz Berat gecesini içine alan Şaban ayının Pazartesi, Perşembe ve 13,14, 15. günlerini oruçla geçirebilir, her bir gecesini de Rabbimizin Lütuflarına erebileceğimiz gece olarak değerlendirebiliriz. Buna hiçbir engel yoktur.

Hurafe de Olsa İbadette ne Sakınca Vardır?

Denilecektir ki, Hurafe de Olsa İbadette ne Sakınca Vardır? Sevgili kardeşlerim; dinimizde olmayanları varmış gibi aktarmak ve uygulamak Bidat’tir. Peygamberimizin diliyle ifade edersek Bidat’lerden şer çıkar.

Allah'ın rahmetini belirli gecelere tahsis etmemeliyiz. Allah'ın rahmeti bütün gecelerde zuhur etmektedir. Yalnızca Regaib gecesinde, Miraç gecesinde veya Berat gecesinde değil, bütün geceleri rahmet gecesi bilmeliyiz.

Belirli geceleri değerlendirmek, Müslümanları tembelliğe yöneltiyor, hurafeciliğe düşürüyor. Yılın dört beş gecesini değerlendirmekle ahiret hayatımızın mutluluğunu sağlayabileceğimiz şeklinde yanlış yargılara varılmasına sebep oluyor. Bir de bu gibi bidat rivayetlerde; “bir gün oruç tut, dokuz yüz senelik ibadet sevabı al, yedi gün oruç tut cehennem kapılarını kapat,” ve “bir gece namaz kıl ve duâ et Firdevs Cennetlerine gir,” şeklinde asılsız bilgiler yer almaktadır. Bütün bunlar bizi tembelliğe yönlendirmekte, zalimlere karşı direnme gücümüzü, asli görevlerimizi yapmamızı engellemektedir.

Sohbetimizi bitirirken Üç aylarınızı tebrik ederim; Regâib, İsrâ ve Berat gecelerinde var olduğuna inanılan bütün özelliklerin her gecede var olduğunu bir daha hatırlatır. dünya ve saadeti dilerim.

Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/uc-aylar-ve-onlardan-biri-olarak-recep-ayinin-onemi-5-516h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim