Teşekkür etmek (Takvim Gazetesi - 23 Ağustos 2010 tarihli yazısı)

Teşekkür etmek (Takvim Gazetesi - 23 Ağustos 2010 tarihli yazısı)
Allah'a şükür, insanlara teşekkür edilir. Para, mal, mevki, iş, siyasî konum vs.

Allah'a şükür, insanlara teşekkür edilir. Para, mal, mevki, iş, siyasî konum vs. bütün nimetler Allah'tandır. İnsan sahip olduğu nimetlerden ötürü Rabbine şükür, nimetlere aracılık yapan insanlara da teşekkür etmelidir.

Allah'ın Resûlü Hz.Muhammed'in bir hadislerine göre insanlara teşekkür önceliklidir. Zira O, şöyle buyurmaktadır: "İnsanlara teşekkür etmeyen Allah'a da teşekkür etmez."

NASIL TEŞEKKÜR EDİLEBİLİR?
Sözlü olarak teşekkür edilebildiği gibi yapılan iyiliğe aynısı veya daha güzeli ile mukabele edilerek de teşekkür edilebilir. Bu ikinci yol uygulanamadığı takdirde iyilik sahibine duâ edilir. Çünkü duâ da bir teşekkürdür.
a- "Teşekkür ederim" şeklinde bir ifade kullanılarak veya "Allah razı olsun" denilerek sözlü teşekkürde bulunulabilir. Peygamberimiz şöyle buyurur: "Kişi, iyilik yapan kişiye-Allah seni mükâfatlandırsın.-derse teşekkür etme görevini yerine getirmiş olur." Bu tür teşekkür, "buyurunuz" denilerek öncelik verilmesi, adres tarif edilmesi, para bozdurulması, hal-hatır sorulması ve hakkımız olan bir hizmetin gereğince yapılması gibi daha çok hayatın rutin akışı içinde karşılaşılan geçici güzel sözler ve davranışlar karşısında yapılabilecek olan teşekkürdür. Sevgili Peygamberimiz "Güler yüz göstermek şeklinde de olsa Dinin ve aklın güzel bulduğu hiç şeyi küçümseme." buyurdukları için en küçük güzellikler karşısında bile teşekkür edilmelidir.
b- Teşekkür etmenin bir diğer yolu da yapılan iyiliğe benzeri ile karşılık vermektir. Fiilî teşekkür olarak vasıflandırabileceğimiz bu yöntemi kullanmamızı Peygamberimiz öğütlemektedir. O, bir hadislerinde şöyle buyurur: "Kendisine bedenî, malî, ilmî vs. şekilde iyilik yapılan kişi aynı şekilde karşılık versin." Maddî değeri olan bir hediye verildiğimizde, ziyaret edildiğimizde, tarafımıza tebrik kartları gönderildiğinde, lehimize bir fedakârlık yapıldığında vs. yapılanın aynısıyla karşılık verilmeye çalışılmalıdır. Ancak amacımız yapılana daha iyi daha güzel ve daha değerli olanla karşılık vermek olmalıdır. Rabbimizin Kur'ân-ı Kerim'de kötülüklere en güzel yolla karşılık vermemizi emrettiği düşünülürse iyilikleri, güzellikleri daha gelişmiş iyilikler ve güzelliklerle karşılamamız gerektiğini anlayabiliriz. Fussılet sûresinin 34. âyetinde şöyle buyrulmaktadır: "(Madem ki) iyilik, güzellik ve doğrulukla kötülük, çirkinlik ve eğrilik bir değil, sen kötülüğü, çirkinliği ve eğriliği en güzel söz davranış ve iş ne ise onunla karşılayıp sav; bak o zaman seninle arasında düşmanlık olan kişi (eski bir) dostun, gerçek bir arkadaşınmış gibi davranır." Kur'ân ve Sünnet bize kötülüklere aynı şekilde kötülüklerle mukabele etmek hakkını vermektedir, ama bu hakkımızı kullanmamızı değil anlamını sunduğumuz âyetten anlaşılacağı gibi kötülüklere en güzel eylemler ve yöntemler ne ise onlarla karşılık vermemizi öğütlemektedir.
c- Yukarıda açıklanmaya çalışıldığı üzere fiili teşekkürde bulunmaya güç yetirilemezse duâ edilerek teşekkür edilmelidir. Çünkü Peygamberimiz "Karşılık verecek gücü veya malı bulamayan kişi iyilik sahibine duâda bulunsun" buyurmuşlardır. Duâ etmekle teşekkür görevi de yerine getirilmiş olur. Duâcı olmak bizi, ayrıca iyilik sahiplerinin alacakları sevaplara da erdirir. Peygamberimiz şöyle buyrurlar: "Siz iyiliklerinden ötürü insanlara duâ ederek teşekkürlerinizi sunduğunuz sürece siz de onların alacağı sevapları alacaksınız." Teşekkür akıl-İslâm birlikteliğinin gereğidir Allah'ın en güzel kıvamda yarattığı insanın tabii eğilimleri ve akıl yoluyla üretilen bütün felsefi disiplinler insanlar arası ilişkilerde sözlü ve fiili teşekkürün gerekliliğini onaylar ve öğütler. Ama İslâm yalnız öğütlemekle kalmıyor, Cennetlerle armağanlandırıyor.

* * *
KENDİLERİNE YAPILMASINI İSTEDİKLERİNİ DİĞER İNSANLARA YAPANLAR
Şanlı Peygamberimiz inançlı insanlara bütün erdem yollarını açacak yücelikte öğütlerinde şöyle buyururlar: -Cehennem'den uzaklaştırılarak Cennet'e koyulmayı isteyen kişi Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman üzerinde ölmeye baksın. Bir de kendisine karşı yapılmasını istediği şeyleri, diğer insanlara karşı yapsın. Görüldüğü üzere Peygamberimiz Allah'a ve Ahiret Günü'ne imanla, kendisine yapılmasını istediklerini diğer insanlara yapmayı Cennet'e götürücü ameller olarak öğretiyor. Çünkü onun dilinde, nefsimiz için istediklerimizi diğer insanlar için yapmak İslam Dini'nin namaz, zekat ve oruç gibi olmazsa olmaz ibadetlerindendir. O, bu gerçeği İslam'ın esaslarından soran bir kişiye verdiği cevaplarında şöylece açıklamıştır: -Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına, Muhammed'in de Allah Peygamberi olduğuna şahadet edersin, namaz kılarsın, zekat veririsin, Ramazan orucu tutarsın, bir de nefsin için sevdiğini insanlar için seversin ve nefsin için sevmediğini onlar içinde sevmezsin.

* * *
SORULARINIZ VE CEVAPLARI
SAYGI GÖSTERME VE YÜCELTME MAKSADIYLA TARİHÎ ŞAHSİYETLERİN, ÖLÜ VEYA DİRİ SİYASET ADAMLARININ FOTOĞRAFLARININ EVLERE, İŞ YERLERİNE ASMAK CAİZ MİDİR?
İnsanlara yarar sağladıkları ölçüde ölü veya diri şahsiyetlere saygı duyulması teşekkür borcu olarak İslâmî bir görevdir. Ancak saygının fotoğrafların asılması şeklinde gösterilmesi, kişileri arındırma, erişilmez görme ve kutsallaştırmadır.
Ayrıca İslâm dışı topluluklara kültürel yönden benzemedir. Böylesi yüceltmeler ve benzeşmeler de haram olarak nitelendirilebilir işlemlerdir.
Ancak bu kişiler içinde İslâm dış ve karşıtı oldukları bilinenlerin fotoğraflarını kendi iradelerimizle, arzuyla asmak ise hiç şüphesiz haramdır; büyük bir günahtır. Çünkü imânının bilincinde olduğu sürece hiçbir Müslüman'ın bir kâfire/inkârcıya ve bir zalime yürekten sevgi beslemesi ve onu yüceltmesi mümkün değildir. Mücadele sûresinin son âyeti bu gerçeği açıklamaktadır.

BANDOLU, RESİMLİ VE ÇELENKLİ CENAZE MERASİMLERİ İSLÂM'A UYGUN MUDUR?
Cenaze ile ilgili yıkama, kefenleme, namaz kılma, kabre götürme ve defnetme işlemleri Peygamberimizin diliyle açıklanmış, İslâm Fıkhı'nda ayrıntılarıyla düzenlenmiştir. İslâm cenaze adabına aykırı olarak cenaze başında saygı duruşuna geçilmesi, bando çalınması, tabutun önü veya arkasında ölünün portresinin taşınması veya resimlerinin yakalara takılması, çelenkler taşınması, alkış tutulması, slogan atılması, hatta yüksek sesle zikir yapılması/tekbir getirilmesi ve benzerleri bile şüphesiz birer bid'at'tir. İslâm'la çatışan ve bu yüce dine sokuşturulmuş bulunan bid'atler, Peygamberimizin ifadesiyle sapıklıktır ve Cehennem'e yoldur.

EVLİLİK İSLÂMÎ GÖREV MİDİR ?
Evlilik insan doğasının gereği, dinimizin de emridir. İslâm dininin emirleri ve yasakları aile çevresiyle ilgilidir. Ana-baba ve çocuklarla ilgili görevler, miras hukuku ve zinaeşcinsellik- lezbiyenlik yasağı hep evlilikle alakadır. Cinsel gücü olup da nafaka sağlayabilecek kişi, eşe zulüm edebileceği endişesini taşımıyorsa evlilik farz bir görevdir. Nedensiz bekârlık İslâmî yol ve yöntem değildir. Ancak özellikle kadınlar için taliplisi olmadığında hiç şüphesiz bekâr kalış sorumluluk doğurmaz.
Ne var ki kadınların bizzat kendilerinin veya ailelerinin evlenme teklif etmeleri de İslâmî adaba uygundur.
Bazı İslâm bilginlerinin evliliğin zinaya düşme korkusu halinde farz olacağı şeklindeki yaklaşımları gereksizdir. Çünkü zinaya düşme tehlikesi her zaman vardır. Kur'ân diliyle "...zayıf yaratılan..." bir varlık olan insanın Yûsuf sûresinin 24 ve 33 âyetlerinde işaret edildiği gibi her zaman zinaya düşebilir.

CİNSEL KISKANÇLIK CAİZ MİDİR ?
Cinsel kıskançlık imandan kaynaklanan bir erdemdir. Yüce Peygamberimiz de kendisini kıskanç olarak vasıflandırmaktadır.
Kişi karısını, kızını, annesini, kız kardeşlerini vs. yabancılardan kıskanır. Onları şehvetli nazarlardan ve ilişkilerden korumak ister.
Müslüman kadın da kocasını kıskanır, kıskanmalıdır. Müslüman kişi aile fertleri yanı sıra çevresinin örneğin İslam dışı giyim kuşamına, örtülü ilişkiler kurmasına, yabancı erkeklerle dansa kalkmasına ve zinaya düşmesine de kalbiyle onay veremez.
Ancak kıskançlık meşru sınırlar içinde kalmalıdır.
Kıskançlık sebebi ile;
1) Eşin akrabasına sıla yapmasına mani olmak, hacca gitmesini engellemek.
2) Boşadığı kadının evlilik yapmasına karşı çıkmak.
3) Israrla boşanmak isteyen karısını boşamamak.
4) Hiçbir delil yok iken şüpheye düşmek ve taciz etmek gibi hatalara düşülmemelidir.
Bu tür kıskançlıklar Allah'ın sevmediği türden haram kıskançlıktır.



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/tesekkur-etmek-takvim-gazetesi-23-agustos-2010-tarihli-yazisi-4-192h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim