Taksim Olayları ve Esasa İlişkin GÖRÜŞLERİM

Taksim Olayları ve Esasa İlişkin GÖRÜŞLERİM
Taksim merkezli olayların temelinde halkımızın meşru tepkileri ve taleplerinin varlığını kabul edebiliriz. Ancak iç ve dış mihrakların yıkıcı rolleri de apaçıktır. Bir diğer anlatımla olayların arkasında ülkemizi diledikleri gibi sömüremeyen medya ve banka holdingleri ve kendilerinden bağımsızlaşılması ve güçlenilmesini istemeyen İngiltere, Almanya ve Amerika benzeri ülkeler vardır.

Yıkıcı iç ve dış kaynakları dilediğimiz gibi yönlendiremeyeceğimize göre bizler ve de aynı inanç ve hayat değerlerini paylaştığımız yöneticilerimiz ne yapacağız?

Önce hareket noktamız olacak gerekli bilgiyi hatırlatalım:

Yüce Rabbimiz, Hz.Muhammed'i, insanlığa hayat düzeni olması için gönderdiği İslâm Dîni'nin son ve evrensel Peygamberi kılmıştır. Son mesajlarını içeren Kur'ân-i Kerîm'i 23 yıllık süreç içinde onunla tebliğ ettirmiştir.

13 yıllık Mekke ve 10 senelik Medine dönemleri olarak ikiye ayrılan bu süreçte sırasıyla îman esaslarının anlatımına, haklar ve özgürlüklere ve sosyal adalete öncelik veren bir yöntem izlenerek İslâmî yapı oluşturulmuştur. Aynı yöntemin izlenmesi hayatî bir önem arzetmektedir.

Bu sebeple 23 senelik sürecin neresinde olduğumuzu belirlemek mecburiyetindeyiz. Biz 23 yıllık sürecin neresindeyiz. Mekke döneminde miyiz, yoksa Medine döneminin ilk yıllarında mıyız?

Bizim kanaatimiz Mekke döneminin son yıllarında olduğumuzdur.

Bunun anlamı,bütün gücümüzle yukarıda değinilen ve aşağıda özetlenecek olan görevlere yoğunlaşmamızdır:

I. İslâm Dîni'nin insan doğasıyla kaynaşan ve dünya hayatına konum ve amaç kazandıran îman esaslarını bütün gücümüzle öğrenmek ve öğretmektir. Çalışmalarda ağırlığın bu noktaya teksif edilmesi gerekir.

Allah'a, Âhiret hayatına, bu hayatın sorgulamasına, Cennet ve Cehennem yaşamına inanılmadıkça, merhametli ve adil olan Allah'ın Kur'ânî yasalarının uygulanması gereğine îman edilmedikçe toplumsal bir inkılab yapılamaz, istikrar ve mutluluk sağlanamaz.

II. İman esaslarıyla içten fethedilemeyecek insanlara kişisel, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlarda hayatlarını değiştirecek atılımlar yaptıramazsınız. Tam burada Hz.Âişenin maksadımızı anlatmamızı sağlayacak yaklaşımını hatırlatalım:

İslâm'ın Mekke dönemi yıllarında insanlara alkollü içkiler içmeyi bırakınız, denseydi, onlar bırakmayız, derlerdi.

Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de 13 yıl süren Mekke dönemi yıllarında üzüm ve hurma meyvelerinden alkollü içkiler edinildiği olgusuna değinilmekle yetinildi.(Nahl 16/67) Medine döneminde ise önce zararlarından söz edildi.(Bakar 2/219) Sarhoşken namaza yaklaşılmaması emredildi. (Nisa 4/43) Bu dönemin üçüncü yani 23 yıllık Peygamberlik sürecinin 16. yılında Uhud savaşı sonrasında yasaklayıcı Kur'ânî yasa indirildi.

Burada bir hatırlatma yapalım. Gerçekten bilgili ve bilinçli dindarların alkollü içki içmedikleri bilinmektedir. Onlar, alkolü içkilerin reklam edilerek yanı başlarında satılmalarından da etkilenmemektedirler. O halde amacımız, imanî alt yapı eksikliği sebebiyle uygulanamayacak yasaklar koymak olmamalı,insanlarımızı bilgilendirip bilinçlendirerek îman esaslarımızı daha bir yaymak olmalıdır.

III. Can, mal, akıl, şahsiyet ve dîn/inanç dokunulmazlıkları başta olmak temel haklar ve özgürlüklere koruyup sosyal adalet esaslarına ağırlık vermektir.

Yaşlı genç, zengin fakir, güçlü ve güçsüz herkesin hakları korunmalı, hiçbir kişinin mağduriyetine yol açılmamalıdır. Ancak toplumsal imkânlar onurlu insanlar olarak yaşayabilmeleri için zayıf kesimler lehine kullanılmalıdır.

Bu çalışmalar yapılırken Allah'ın yarattığı fıtrat/yaratılış düzenlerini koruyabilmiş farklı inanç kesimlerinden bütün toplum katmanlarıyla/sivil toplum örgütleriyle yardımlaşılmalıdır. Bir diğer anlatımla yaşadığımız dönemin olgun akıl sahipleriyle Hulful-Fudûl/Erdemliler ittifakı kurulmalıdır.

IV. Bütün bunlar yapılırken yönetici kadrolar ana şefkatiyle davranmayı ilke edinmelidir. Rabbimizin Kitabı olan.Kur'ân, Mekke döneminde indirilen İsra sûresinde toplumun yönetici önderlerini İmamolarak isimlendirir. (İsra 17/71) İmam kelimesinin kökeni ana mânasına gelen Ümm'dür. Ümm/ana doğurduğu çocuğu şefkat ve sabırla korur, fedakârlıkla besler ve büyüttür. Bunu gibi yetkili idareciler de yönettikleri insanlar üzerinde ana gibi olmalı; yönettikleri insanlar üzerinde titremeli, onların gelişimi ve mutluğu için çalışmalıdır. Bir diğer anlatımla yönetmede merhameti(İsra 17/71) metod edinmelidir.

Bu da sabır göstermeyi, şiddetten kaçınmayı ve en olumsuz şartlarda dahi adaletli, mütevazi ve hoş görülü olmayı gerektirir.

 

Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/taksim-olaylari-ve-esasa-iliskin-goruslerim-5-315h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim