Ramazan Ayının Yücelikleri

Ramazan Ayının Yücelikleri

Yüce Dînimizden ilham alan geleneksel kültürümüzün on bir ayın sultanı olarak nitelediği Ramazan ayı gerçekten sultan olan bir aydır.Çünkü o, diğer aylarda bulunmayan pek çok yüceliğe sahip olan bir mâneviyat ayıdır.



Yüce Dînimizden ilham alan geleneksel kültürümüzün on bir ayın sultanı olarak nitelediği Ramazan ayı gerçekten sultan olan bir aydır.Çünkü o, diğer aylarda bulunmayan pek çok yüceliğe sahip olan bir mâneviyat ayıdır. Onun bu  yüce ve yüceltici  özelliklerini iki günlük yayınımızla kısaca özel başlıklar  altında açıklamaya çalışacağız..

a- Ramazan Oruç Ayıdır

İslâm, Hz.Âdem'den Hz.Muhammed' kadar gönderilen  bütün Peygamberlerin ortak teblîği olan Dîn'dir.Hz.Muhammed, bu dînin evrensel kılınan Peygamberi, Kur'ân da son İlâhi Kitab'ıdr.

Yüce Allah,kendi zatına îman edenlere namaz ve zekât gibi oruç ibâdetini de farz kılmıştır.Bir diğer anlatımla bu ana  ibâdet, Hz.İbrahim, Mûsa ve Îsa gibi tarihî bütün Peygamber topluluklarına görev kılındığı  gibi Hz.Muhammed  çağı müminlerine de farz görev kılınmıştır.

" Ey Îman edenler! Kulluk bilinci içinde Allah'ın emirlerine ve yasaklarına aykırılıktan korunabilmeniz için öncekilere farz kılındığı gibi sizin üzerinize de oruç farz kılındı."

Açıklamaya çalışacağımız üzere maddî ve mânevî ayrıcalıklar taşıyan oruç ibâdeti, Kur'ân'la  bir ay olarak Ramazan ayına tahsis buyrulmuştur.

Her bir günü oruçla geçirilen Ramazan, bu ibâdet ile özellikli tek aydır.

      

      b- Ramazan Kur'ân'ın İndirilme Başlandığı Aydır

Kur'ân, Yüce Dînimiz İslâm'ın temel kaynağıdır. O, söz ve anlam olarak Allah'ın Kitabıdır.Vahiy meleği Cibrîll aracılığı ile, Hz. Muhammed'e indirilmiş, onun tarafından insanlığa sunulmuştur.
Kur'ân, bütün varlıkların yaratıcısı olan Allah'ı yücelik vasıflarıyla tanıtır. Evreni ve yer küresini tanıtır. Onların yoktan var edildiğini ve Kıyamet olgusuyla birlikte kendilerine özgü ölümü tadacaklarını açıklar. Ölümle başlayacak Âhiret hayatını; bildirir.

Kur'ân, insana insanı tanıtır. Kur'ân'î açıklamalara göre insan en güzel şekilde yaratılmıştır. Yeryüzündeki bütün varlıklar onun için halk edilmiştir. Güneş ay ve yıldızlar ona hizmet vermesi için yapılandırılmıştır. İnsan, tüm iradeli inançları, sözleri, davranışları, işleri ve ilişkilerinden sorgulanacak, mükâfat olarak Cennet'le, ceza olarak Cehennem'le azaplandırılacak ebedîliğe erdirilmiş sorumlu varlıktır.
Kur'ân insanlığın ulu önderleri olan Peygamberleri tanıtır ve onların şahsında insanlık tarihini özetler.Zalimleşen nice inkârcı toplumun yıkıma uğratıldığını duyurur.

Daha da önemlisi Kur'ân,insanlığa, insanın insanı sömüremeyeceği adaletli ve erdemli bir yaşam düzeni sunar.

İşte diğer bütün ilâhi Kitap'ların özünü içeren Kur'ân bir Ramazan ayında Hz.Muhammed'e âyet âyet indirilmeye başlanmıştır.Bu da Ramazan ayını bir özelliğidir.

 

c- Ramazan Kur'ân'ın Okunması ve Yaşanması gereken Aydır

Sevgili Peygamberimiz 23 yıllık vahiy süreci içinde her yıl kendisine indirilen Kurân sûreleri  âyetlerini, bu âyetleri getiren Cibrîl ile mukabele yöntemiyle yani karşılıklı olarak okurdu. Ramazan ayında mukabele okumak  geleneğimiz buradan gelmektedir.

Bu sebeple müminler de kendilerine indirilen ve inanmak, anlamak,yaşamak ve ilkelerini duyurmakla görevli oldukları Kur'ân'ı düşünerek okumakla yükümlüdürler. Onu okurken onun görevleştirdiği meselâ namaz,zekât, adalet,  sözleşmelere bağlılık ve merhamet gibi vazîfelere  fiilen yönelmeli; yasakladığı zulüm,zina,faiz, kibir ve yalan gibi  eylemlerden kaçınmalıdır.

 

Bu sebeple Ramazan bütün organlarımıza oruç tutturularak öz benliklerimize Kur'ân  terbiyesi uygulanacak aydır.    

      

d- Ramazan Kadir Gecesi'ni İçine Alan  Aydır

Kadir gecesi,bin ayda yapılabilecek hayırların sevabına erdirici ilâhi bir rahmet gecesidir, O,yüceliği Kur'ân'da özel bir sûre ile açıklanmış Ramazan ayına özgü bir gecedir. Kur'ân'ın da indirilmeye başlandığı gecedir.

Başlı başına bir konu olan Kadir Gecesi'ne ilişkin olarak  Ramazanın bu ilk günlerinde bazı hatırlatmalar yapma  gereğini duyuyoruz:

Kadir Gecesi Ramazan geceleri içinde olmakla birlikte hangi gece olduğu bildirilmeyen bir gecedir.Bu sebeple onu yalnızca 27.gece olarak görme yanılgısına düşmemeliyiz.

Kadir Gecesini değerlendirerek hayırlarla dolu uzun bir ömürde kazanılabilecek sevaplara erebilmek için  Ramazan gecelerinde faydasız televizyon programlarından sakınmalı; dedi kodu yapılmamalıdır.Asla içki içilmemelidir.Her gece, yatsı namazını mümkünse teravih namazı ile birlikte kılmalı, düzenli olarak sahûra kalkmalı, bir süre ibâdet edip sabah namazını evde veya cemâatle camide kılmalıyız.

Ramazan gecelerinde,ana-baba-kardeş gibi yakın çevremize olsun iftar vermeli, başta fitre ve zekât olmak üzere yardım etmeli, akrabamızı ve dostlarımızı telefonla olsun aramalı, böylece  gönül kazanarak duâ almalıyız.

Bütün bunları yapmalıyız ki hangi gece olursa olsun Kadir gecesine ermiş ve onu değerlendirmiş olalım.

 

       e- Ramazan Fitre Ayıdır

     Ramazan  ayının bir özelliği de  genelde yardımlaşma özelde fitre ayı olmasıdır.
    Dîni ölçülerimize göre zengin olanlar Kur'ân'ın ve Peygamberimizin pekiştirici emri gereği fitre vermekle       yükümlüdür.

Dinimizin rûhunu yansıtıcı katıldığımız görüşlere göre   temel ihtiyaçları yanı sıra bayram günü ve gecesi gereksinimlerini  karşılayabilecek  kişi de , fitre vermekle mükelleftir. Bu kişi, fitre  alabileceği gibi fitre de verebilir. Dînimiz zekâtla zenginleri, fitre ile de zenginler yanı sıra fakirleri de verici konumuna yükseltmektedir. Bir toplumun gerçek mutluluğu da ancak bütün fertlerinin güçleri ölçüsünde verici konumuna gelmeleri ile mümkündür.Bunun içindir ki Kur'ân'da Rabbimiz darlık içinde iken verebilenleri överken,  Peygamberimiz de "en makbul yardımın ihtiyaç duyulurken yapılabilen" olduğunu duyurmuştur.

Ramazan bayramının birinci günü görevleşirse de fitre, Ramazan ayına özgü ibadettir.

 

  f- Ramazan İ'tikâf/İbadete Soyunma Ayıdır

Ramazan İtikâf ayıdır. İtikâf merkezi camilerden birinde on gün süreyle bütün dünyevî meşgûliyetlerden soyutlayarak Allah'a yöneltmektir; tövbe,namaz,zikir, Kur'ân okuma  ve tefekkürle rûhen arınmaya ve yücelmeye çalışmaktır.

Sürekli vahiy alan ve Allah ile kalbî beraberlik içinde olan Peygamberimiz her yıl  Ramazan ayının son on (10) gününde  Medîne Mescidi'nde  geceleriyle birlikte on gün itikâfa girerdi.

Kur'ân ve Sünnet'le yönlendirildiğimiz bir  ibâdet olduğu için İ'tikâf bizim için  de Ramazan ayında öğütlenen bir görev olmuştur.

 

Hayatın ardı arkası kesilmez problemleri içinde ezilen, bunalan ve yıllık seyahatlerle  çözüm üretmeye çalışan insanlar olarak  bizler, -unutulan değerlerimiz arasında olan- İ'tikâf ibadetine gerçekten muhtacız.

 

g- Ramazan Ayı Sevapların Bolca Kazanılacağı Aydır

İslâm'a uygun olan ve Allah'ın rızası amaçlanan iradeli sözlerimiz, davranışlarımız,işlerimiz ve ilişkilerimize asgari on birim sevap verileceğini Rabbimiz Kur'ân'ımızda müjdelemektedir.Peygamberimiz de Ramazan ayında yaptığımız güzel amellerimize en az yetmiş kat mükâfat verileceğini açıklamaktadır.

Alacağımız sevaplar katlanacağı içindir ki Ramazan ayı, İslâm tarihi boyunca hayırların çoğaltıldığı ve günahların azaltıldığı ay olmuştur.

 

ğ- Ramazan Bağışlanacağımız Aydır

 

Ramazan ayının bu özelliğini de Peygamberimizin sunacağımız hadislerinden öğreniyoruz.

Sevgili Peygamberimiz,  "Ramazanın son gecesinde ümmetimin günahları bağışlanır." buyurunca O'na îman edenler sordular:

- Ya Resûlellah! Sözünü ettiğiniz bağışlanma  gecesi Kadir Gecesi değil midir?

- Hayır; Kadir gecesi ayrı bir rahmet gecesidir. Biliyorsunuz işçi işini bitirdiği zaman, ücretini tam olarakalır. Bu da öyle. Mü'min Ramazan'da yaptığı ibâdetlerin mükâfatını Ramazanın son gecesinde alır.Bu arada günahları da  bağışlanır.

                                                        ***

 

Sevgili okurlarımız! Açıklamaya çalıştığımız Ramazan ayının yüce ve yüceltici bereketlerini şimdi de Peygamberimizin özlü anlatımından aktaralım:

       Hz.Peygamberin Dilinden Ramazan Ayının Özellikleri

Hz. Selman (R.) anlatıyor.

 

Şa'ban ayının son günü Allah'ın Resûlü Hz.Muhammed  bize şöyle hitap buyurdu:

 

- Ey insanlar! Büyük ve bereketli bir ay gölgesini üzerinize saldı.

 

Bu ayda bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesi vardır.

 

Allah bu ayın orucunu farz kıldı. Gecelerini ibâdetle (değerlendirmeyi de) öğütledi. Allah'ın sevgisine ermek için  kim bu ayda bir  hayır  yaparsa Ramazanın dışında yetmiş hayır yapan kişi gibi sevap kazanır. Kim de bu ayda bir farz yaparsa bu ayın dışında yetmiş farz yapan kişi gibi sevap alır.

Bu  ay  sabır  ayıdır.  Sabrın  mükâfatı  ise  Cennet'tir.  Bu  ay yardımlaşma  ayıdır.  Mü'minlerin  rızıklarının artırılacağı aydır.

Kim  bu  ayda  bir  oruçluya  iftar  verirse  bu  onun  günahlarının  bağışlanmasına  ve  nefsinin  Cehennem'den kurtulmasına  sebep olur. Ayrıca oruçlunun sevabından bir kısmı eskitilmeksizin ona oruçlunun mükâfatı gibi mükâfat verilir.

(Allah'ın Resûlü'nün öğütlerinin bu bölümde sahâbîler) sordular:

 

- İyi ama ya Resûlellah! Her birimiz oruçluyu iftar ettirecek yiyeceği bulamamaktadır.

 

- Allah bu sevabı, oruçluyu bir hurma ile, bir yudum su ile veya su karıştırılmış süt ile iftar ettirene de verir.

 

 Bu ay, önü rahmet, ortası bağışlanma ve sonu da Cehennem'den kurtuluş olan bir aydır.

 

Her kim yönetimi altındakinin işini azaltırsa Allah onu bağışlar ve onu Cehennem'den kurtarır.

 

Bu ayda dört ameli çok çok yapınız. Bunlardan ikisi ile Rabbinizi razı edersiniz. İkisini yapmaya ise daima muhtaçsınız.

Rabbinizi  hoşnut  edeceğiniz  iki  amel  Allah'tan  başka  hiçbir  ilah  olmadığına  şehâdet  etmeniz  ve  O'ndan affınızı  dilemenizdir.  Yapmaya  muhtaç  olduğunuz  iki  amel  ise  Allah'tan  Cenneti  istemeniz  ve  Cehennem ateşinden O'na sığınmanızdır.

 

 

 

SORULAR

 

Orucu diğer ibâdetlerden ayıran özellikler  nedir?

 

Her bir ana ibâdetin kendîne has özellikleri vardır.Oruç ibâdetinin diğer ibâdetlerle müşterek özellikleri olduğu gibi yalnızca kendine özgü olan husûsiyetleri de vardır. Kurân ve Sünnet ışığında bunları şöylece özetleyebiliriz.

 

Oruç, bütün varlıkların Yaratıcı olan Allah'ın buyruğudur. Bir ay sürelidir. Uzun süreli olduğu için gösterişe kapılmaksızın  Allah'ın rızası amaçlanarak yapılabilecek ibâdettir.

Bütün organlara tutturulursa  Allah'a yaklaştırır. Günahlardan korur ve onları bağışlatır. Duâların kabulüne aracıdır.İradeyi terbiye eder. Bütün ahlâkî güzelliklerin temeli olan sabra alıştırır.  Sosyal adalet duygularını pekiştirir. Vücudu bakıma aldırır; sindirim,sinir, dolaşım sistemimiz  ve organlarımız için şifa bahşedicidir. Sahip olduğumuz nimetlerin değerini kavratır. Allah'ın sevdiği, beraber olduğu, kendileri için  problemlerden çıkış yolları yaratacağını vaat ettiği müttaki kullardan kılar.

Bütün bu  ve benzeri özellikleri sebebiyle oruç Cehennem'den uzaklaştırıp Cennet'le taçlandıracak ibâdettir.

 

Kimler oruç tutamaz?

Oruç tutamayanlar  örneğin hastalar, hamileler, emziren hanımlar vs. bu ibâdeti yerine getirmiş olmak için ne yapmalıdırlar?

 

a- Hastalar,yolcular,hâmileliğin ileri safhasında olanlar,ihtiyarlar, nafakalarını temin etmek için çok ağır işlerde çalışmak mecbûriyetinde kalanlar oruç tutmayabilirler.Fakat onlar daha sonra tutamadıkları oruçlarını  kaza ederler.

b- Orucu emreden Rabbimiz   kolaylığı dilediği için oruç tutmaları sebebiyle sağlıklarını yitirebilecek sürekli veya ağır hastalar  oruç tutmamalı, uzmanların önerilerini dikkate almalıdırlar.Onlar, maddî durumları  yeterli ise tutamadıkları oruçların her bir günü için bir fitre miktarı fidye/sadaka vermelidirler.

 

Onlar, istedikleri halde oruç tutamadıkları için oruçlular gibi görevlerini yapmış olurlar ve oruç tutmuş gibi de sevap kazanırlar.

 

Teravih namazının önemi hakkında bilgi verir misiniz?

Sevgili Peygamberimiz her gece, düşünerek Kur'ân okumak ve namaz kılmak için kalkar ve müminleri de teşvik buyururdu. Ramazan gecelerinde  ise  daha çok ibâdet eder ve kesin emir vermeksizin  çokça  ibâdet  edilmesini de isterdi.  Teşvik etmekle birlikte Müminlere ağır gelir endişesi ile teravih namazını bizzat kıldırmadı. Şöyle buyurmakla yetinirdi:

    "Kim Ramazan'ın faziletine inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek teravih nazmını kılarsa geçmiş günahları bağışlanır."

Teravihi sekiz rek'at olarak kılmak sünnettir.Yirmi rek'at olarak kılınması ise güzel bulunmuş ve böylece de uygulanmıştır.

Oruçla doğrudan ilgili olmamakla birlikte Ramazan gecelerinin vasfedilemez güzelliği olan teravih namazları, rûhumuza ışık ve  huzur salarken hiç şüphesiz vücudumuza da bereketler saçmaktadır. İftar sofralarında -olmaması gereken- aşırılıkların sebep olabileceği rahatsızlıkları da giderici   ve şifa vericidir.

 

 

      

 

SORULU CEVAPLI HADİSLERLE ORUCA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR

Unutarak yemekle oruç bozulur mu?

Ebu Hüreyre'den... (R.)

Bir sahâbî Allah'ın Resûlüne (S.) geldi ve oruçla ilgili olarak şöylece sordu:

- Ya Resûlellah! Oruçlu iken unutarak yedim-içtim. (Orucum bozuldu mu?)

Hz. Peygamber şu cevabı verdi:

- (Hayır, hayır bozulmadı. Fakat) Allah seni yedirip içirdi.

 

         Yolculukta oruç tutabilir miyiz?

Bir sahâbî Hz. Peygambere oruçla ilgili olarak)şöyle sordu:

-  Ya  Resûlellah!  Güç  yetirebildiğim  için  yolculukta) şahsen  ben  oruç  tutuyorum.  (Ramazan'da  yolculuğa çıkarsam) yolculuk sırasında oruç tutayım mı? (Siz ne buyurursunuz?)

Allah'ın Resûlü şu cevabı verdi:

- İstersen tut, dilersen tutma.

 Açıklama:

      Bize orucu emreden Rabbimiz, Bakara sûresinin 184. âyetinde yolculukta orucumuzu erteleme ruhsatını  da bize vermiştir. Ancak gücü yeten ve isteyen bu ruhsatı  kullanmayıp  oruç  tutabilir. Ne var ki tutmaları  halinde  muhtemelen  hastalanıp güçlerini yitirecekler oruç tutmamalıdır.

Aşağıda sunacağımız hadîs bu gerçeği bize öğretmektedir.

Bir seferi (yolculuğu) sırasında Allah'ın Resûlü Peygamberimiz gölgelendirilmekte olan (ve bu sebeple de) insanların başına toplandığı bir şahıs gördü:

Görünce de nesi vardır? diyerek sordu.

- Oruçludur dediler.

             Bu cevap üzerine Allah'ın Resûlü şöyle buyurdu:

- Yolculuk sırasında böylesine bitkin düşürecek  şekilde oruç tutmak, Allah'ın rızasına erdirecek bir ibâdet değildir.

       Hâmile ve emzikliler  orucu erteleyebilir mi?

Enes İbn-ü Malik (R.) anlatıyor.

-Allah şanını artırsın- kendisine yöneltilen bir soru sebebiyle Peygamberimiz şöyle buyurdular:

              

       - Allah hâmile ve emzikli kadınlara da oruç tutup-tutmamak hususunda seçim hakkını verdi.

(Eğer Ramazan ayında oruçlarını  tutamazlarsa hamilelik ve emziklilik döneminden sonra, tutamayıp erteledikleri  oruçlarını tutarlar.)



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/ramazan-ayinin-yucelikleri-5-263h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim