Özür beyan edip af dilemek (Takvim Gazetesi - 21 Ağustos 2010 tarihli yazısı)

Özür beyan edip af dilemek (Takvim Gazetesi - 21 Ağustos 2010 tarihli yazısı)
Müslüman olarak temel görevlerimizden biri de insanlara karşı kasıtlı veya kasıtsız olarak işlediğimiz hatalardan ötürü özür beyan edip af dilemektir. Hiç şüphesiz öncelikli olarak yapmamız gereken, özür beyan edip af dilememizi gerektirecek hataları yapmamaktır.

Müslüman olarak temel görevlerimizden biri de insanlara karşı kasıtlı veya kasıtsız olarak işlediğimiz hatalardan ötürü özür beyan edip af dilemektir.
Hiç şüphesiz öncelikli olarak yapmamız gereken, özür beyan edip af dilememizi gerektirecek hataları yapmamaktır. Bunun için insanlarla ilişkiye gireceğimiz konularda dinimizin koyduğu kuralları öğrenmeli, yapamayacağımız işleri üstlenmemeliyiz. Öfkeye ve münakaşalara sebebiyet verecek ortamlardan kaçınmalıyız. Bir de sık sık istişarelerde bulunmalı, verilen zarara da zararla karşılık vermemeliyiz. Alınacak bu önleyici tedbirler rağmen hatalar yapılabilir, sınırlar aşılabilir, haklara tecavüz edilebilir. Ama hatalarda israr edilmemeli, özür beyan edilip af dilenmelidir. Özür beyan edip af dilemede yöntemler:

1- Sözlü ve ya yazılı olarak özür dilemenin yeterli olacağı geçici nitelikli hatalarda, sözlü ve ya yazılı olarak özür dilenmelidir. Kur'ân ifadesiyle "Güzel bir söz, ardından başa kakılacak bir sadakadan daha hayırlıdır." Tatlı bir çift söz de hayırdır. Üstelik özür dileme, özür dilenen insanı mutlu edeceği için de günahları bağışlatıcıdır.

2- Sözlü ve ya yazılı özür dilemenin yeterli olamayacağı durumlarda yapılan hatanın ardından o hatayı giderecek bir iş yapılmalıdır. Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: "Nerede olursan ol, Allah'a karşı kulluk bilinci içinde ol. Hatanın ardından hemen doğru bir iş yap ki onu gidersin. İnsanlara karşı da ahlâkını güzelleştir." Yapılan hata haksızca alınmış bir kararsa, ardından özrü beyan edilip af dilenecek işlem yeni ve âdil bir karar olmalıdır. Hata topluluk içinde yapılmışsa beyan edilecek özür de aleni yapılmalıdır.

3- Yapılan hatalar ve hak tecavüzleri büyük çaplı ise ve kendi takdirlerimizle yapacağımız atılımlar/ödemeler yeterli görülmüyor,ihtilafı gidermiyor, bir diğer ifadeyle hak helâllığını sağlamıyorsa, mağduriyet süresini uzatmamak için süratle yargıya/bilir kişilere gidilmeli,verilecek kararlar, itiraz edilmeksizin süratle uygulanmalıdır. Ancak haksız olduğumuz halde, karşı tarafın iddialarını belgelendirememesi sebebiyle lehimize verilecek mahkeme ve de bilirkişi kararlarının bize Cehennem'den bir yer hazırlayacağı bilinmelidir.

ÖZÜR BEYAN ETME CİDDÎ İŞTİR
Özür dileme ve hataların ardından onları giderici işler yaparak dolaylı olarak af dileme,uyulması gerekli basit ahlâkî kurallar değildir. Bunlar İslâmî onurumuz ve Âhiret hayatımızla çok yakından alakalı görevlerdir. Zira önemsemediğimiz için özür dileyip hak helâllığı almadığımız hatalarımızın birikimleri, sevaplarımızı gidererek Cehennem azabına uğramamıza sebep olabilir. Bu gerçeği Sevgili Peygamberimiz bir hadisleriyle şöyle açıklıyor: " Bana inananlardan gerçekten iflas etmiş olan o kişidir ki Kıyâmet Günü'nde namaz, oruç, zekât(gibi hayırlı amellerle) gelir. (Gelir ama) şuna sövmüş, şuna iftira etmiş, şunun malını yemiş, şunun kanını dökmüş, şunu dövmüştür. Hayırlı amellerinden bir kısmı şuna bir kısmı da buna verilir. Eğer üzerindeki insan hakları ödenmeden önce iyi amelleri tükenirse, bu defa alacaklı kulların günahlarından bir kısmı alınır da onun üzerine yükletilir. Sonra da kendisi Cehennem'e atılır."

HATA EDEBİLİRİZ AMA...
İnsanız, hata edebiliriz. Hataları hep başkalarında görenlerin kendileri hatada ve helâktedir. Özellikle kasıtlı hatalarımızdan ötürü özür beyan edip af dilemek; helâllık almak Müslüman olmanın gereğidir, tevazudur, büyüklüktür, erdemdir ve âhiret azabından kurtaracak akıllılıktır. Zira Âhiret Hayatı'nda mazeret kabul edilmeyecektir. Yazımızı konumuzla ilgili âyet meâlleriyle bitiriyorum: "Rabbinizin affına mazhar olmak ve Müttekîler için hazırlanmış gökler ile yer kadar geniş bir Cennet'e ulaşmak için birbirinizle yarışın. Müttekiler hem bolluk ve hem de darlık zamanında Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini kontrol altında tutanlar ve insanları affedenlerdir. Çünkü Allah İyilik yapanları sever."

* * *
YETİMİN VE KIZ ÇOCUKLARININ BAKIMINI VE TERBİYESİNİ ÜSTLENENLER
Allah'ın Resulü bir öğütlerinde şöyle müjde verdiler:
-Bir yetimi yiyeceği ve giyeceğine ortak kılan; onun geçimini üstlenen kişiyi bağışlanmayacak bir günah işlemedikçe Allah onu mutlaka Cennet'e koyacaktır. Üç kızının veya kız kardeşinin geçimini sağlayan, onları güzelce terbiye eden, onlara ilişkin görevleri konusunda Allah'ın buyruklarına aykırılıktan korunan kişiye de Allah mutlaka Cennet'e erdirecektir. Konuşmasının bu bölümünde bir mü'min Allah'ın Resulü'ne sordu; -Ya Resullullah! İki kızı yada iki kız kardeşi olsa da, kişi böyle mükafatlandırılacak mıdır?
-Evet , iki de olsa...
Kendileri ergenlik çağına ermeden ana-babaları ölen erkek ve kız çocuklar yetimdirler. Kur'an, yetimlerin mallarını zimmete geçirip yemeyi, Cehenneme götürücü bir günah olarak açıklamaktadır. Müslümanlar, kendi ailelerinin ve toplumun yetimleri ile yakından ilgilenmek, bakımlarını üstlenmek ve terbiyelerini iyi vermekle yüküm-lüdürler. Kendi kız çocuklarımız da Allah'ın lütfettiği hediyeler olarak ilgi odağımız olmalıdır. İlgi ve terbiye/eğitim yönünden yetimlerle öz çocuklarımız aynıdır. Onların genel ve İslami eğitimleri yanı sıra namaz ve tesettürleri üzerine de titizlikle durulmalıdır. Yetimler ve çocuklarımızla alakalanmanın Cennet'e erdirici olması, onların bakımı ve eğitiminin sürekli ilgi gerektirici olması sebebiyle olsa gerekir.

* * *
SORULARINIZ VE CEVAPLARI
Reklamcıyım. Görsel ve yazılı medya için hazırladığımız reklamların bir kısmını içime sindiremiyorum. Reklamcılıkta uygulanması gereken İslâmî ilkeleri açıklayabilir misiniz? Reklamcılıkla ilgili İslâmî ilkelerimizi şöylece özetleyebiliriz:
1) Müslüman yalnızca faydalı olabilecek mallar ve hizmetler üretmeli, reklamla tüketici ile yardımlaşma amacı gütmelidir. Bilinmesinden fayda sağlanabilecek malı-hizmeti reklam etme hiç şüphesiz manevî yardımdır. Yardımın bütün olumlu türleri ise Rabbimizin emridir. "Ey iman edenler!... İnsanlara fayda sağlayacak işlerde, Hakka itâat olacak alanlarda birbirinizle yardımlaşın...
2) Reklam mal ve hizmeti aslına uygun şekilde ve temel özellikleriyle tanıtılmalıdır. Zira Peygamberimiz "Allah'a ve Âhiret Gününe iman eden kişi ya gerçeği yansıtıcı olsun ya da sussun." buyurmuşlardır.
3) Reklam, arka planda yalanı ve entrikayı içermemeli, yanıltıcı ve aldatıcı olmamalıdır. Bayatı taze, çürüğü sağlam, karışığı saf, eksiği tam ve ayıplıyı kusursuz olarak sunan reklam, ruhun gelişim yollarını tıkayan vicdan pisliğidir. Peygamberimiz, "Aldatanlar benim çizgimi izleyenlerden değildir" buyurmuştur.
4) Faiz kurumları, alkollü içkiler, porno filmler, korsan kitaplarkasetler ve çalınmış mallar gibi doğrudan ve ya dolaylı olarak haramlılıkla vasıflandırılabilecek kurumlar, ürünler ve işlemler reklam edilmemeli ve de ettirilmemelidir.
5) Tanıtıcı vasıfları dosdoğru olsa bile mal ve hizmetler İslâmî kılıkkıyafet kurallarıyla çelişkili çıplak veya yarı çıplak kadın görüntüleri içinde ve de güftesi-ritmi cinsellik saçan mûsikî eşliğinde reklam edilmemelidir. Zira bu tür reklam hataları ahlâk dışılığa onaydır, yaygınlaşmasına da rızadır. Böyle olduğu için büyük günahtır. Rabbimiz Nur süresinin 19. âyetinde şöyle buyurur: "İnananlar arasında çirkinliklerin yayılmasını onaylayanlar için dünyada da âhirette de çetin bir cezaazap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz."
6) Kullanımı zaruri olmayan mallar ve hizmetler "onsuz olunmaz" gibi şartlandırıcı sloganlarla sunulmamalı, bir diğer ifadeyle gereksiz harcamalar olan israfa özendirmemelidir.
7) Reklamlarımız "En iyisini biz yaptık, ancak biz yaparız" şeklinde İslâm ahlâkının onaylamadığı bencil üslubu ve büyüklük duygusunu da içermemelidir.
8) Peygamberimiz, "Allah güzeldir, güzelliği sever." buyurmuşlardır. Reklamlarda estetiğe özen göstermeli, göze dokunucu, kulağı incitici görüntü ve ses kirliliğine yol açılmamalıdır. Zira bu tür kirlilikler de insanlara yapılmış bir zulüm türüdür.

* * *
BİR AYET
Her kim Allah'a kavuşmayı arzu ederse, elbette Allah'ın belirlediği ecel muhakkak gelecektir ve O, işitir, bilir. (Ankebut 5)

* * *
BİR HADİS-İ ŞERİF
Allah bir kuluna hayır murad ettimi onun cezasını tacil edip dünyada verir; bir kulu hakkında da kötülük murad ettimi onun günahlarını tutar, Kıyamet günü cezasını verir.

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/ozur-beyan-edip-af-dilemek-takvim-gazetesi-21-agustos-2010-tarihli-yazisi-4-193h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim