NEFİS PUTUNU KIRMALIYIZ

NEFİS PUTUNU KIRMALIYIZ
NEFİS PUTUNU KIRMALIYIZİnsan inkâra ve imana,şerre vehayra eğilimli bir düzende ve irâde­sini müspet ve menfiye(olumlu ve olumsuza)yöneltebilme gücünde yaratıl­mıştır. İnsana, insanlıkhayatının her döneminde peygamber­ler aracılığı ile Hak ve Bâtıl bildirilmiştir.

NEFİS PUTUNU KIRMALIYIZ

İnsan inkâra ve imana,şerre vehayra eğilimli bir düzende ve irâde­sini müspet ve menfiye(olumlu ve olumsuza)yöneltebilme gücünde yaratıl­mıştır.

İnsana, insanlıkhayatının her döneminde peygamber­ler aracılığı ile Hak ve Bâtıl bildirilmiştir.  Nefsini ilâhî emir ve yasaklar çizgisindeterbiye ederek Hak ve Halk insanı olarak yaşaması emredilmiştir.

Rabbimizin son emirlerive yasaklarını ihtiva eden Kur'ân'a ve onu tebliğ eden Şanlı Peygamberimiz Hz.Muhammed'in buyrukları ve öğütlerine itaat ettikçe mü'min  emredildiği üzere Hak inançları  ve hayırları hayatına hâkim kılmış olur. Nefsini terbiye etmiş, dünya ve Ahiret hayatını mesut edecek bahtiyarlardan olmuş olur.Şanı yüce Mevlâmız bu gerçeği şöylece açıkla­maktadır: "Nefse ve o nefsidüzenleyene ve böylece ona inkâr ve isyan duygusu yanı sıra iman ve ahlâk bilincini aşılayan (Allah')aandolsun. Şüphesiz nefsini arındırıp yücelten kurtuluşa erecek,onu alçaltan isekaybedecektir."

Kişiliğimizin özünüoluşturan Nefis, Kur'ân  ifadesiylearındırılıp "Kendisini kınayıcı,içsel güvene/huzura erici" bir özelliğekavuşturulabileceği gibi, "Rabbinden razı,Rabbinin de kendisinden razı" olacağışekilde de yüceltilebilir. Ancak arındırılıp yüceltilmeyen  ve de kendi haline bırakılan nefiskötülükleri emredecek şekilde karanlığa gömülebilir/ aşağılın içinedüşürülebilir.(1)

İslâm Dini ile terbiyeolunmayan, kendisine Al­lah'ın emir ve yasakları yaşatılmayan, fakat inkâr veisyan içeren olumsuz arzularına evet denilen nefis, batılların davetçisi, serle­rinsevdalısı, şehvetlerin ihtiraslısı olur.

Yüce Rabbimiz bu gerçeğiYusuf Peygamberin di­linden şöyle açıklar:« Ben nefsimi temize çıkaracakdeğilim.Çünkü nefis hiç mi hiç durmadan kötülükleri emreder. Bu durumdaancak   Rabbimin sevgisi ve şefkati ilekuşattığı kişiler kurtulabilir Gerçekten Rabbim çok bağışlayan ve  pek şefkatli olandır.» (2)

İslâm terbiyesindenyoksun nefis, sadece kötülük­lerle emredici bir şer kaynağı  değil, Kur'ân'da işaret edildiği gibi tanrılığını kökleştirmek isteyen inkârcıve isyancı bir savaşçıdır.

-Salât ve Selam üzerineolsun-Aziz Peygamberimiz «Düşmanlarının en azılısı ken­di nefsindir.» (3)buyurmakla bu hakikati açıklamış­tır.

Bir savaş dönüşünde «Nefsin inkâr ve isyan türü kötü arzularıyla savaşı olan büyük cihâda döndü­nüz.»(4)buyuran Peygamberimiz, gerçek mücâhidin bu büyük cihâ­da çıkabilen kişiolduğunu da şöyle ifade buyurmuştur:«Hakiki mücâhid, nefsiyle  çatışandır.» (5)

İslâmî iman ve hayatölçüleriyle çelişen ve çatışan nefisle ciddî ve müessir bir mücâdeleverilmezse, , nefis insanın yönetimini ele geçirir. O zaman da insan, nef­siniilâh tanıyan bir zâlim olur.

İnsan nefsini nasıl ilâhtanıyabilir, nefis kendisini nasıl mabut olarak kabul ettirebilir denebilir.Ancak, nefsi ilâh tanımak onda tabiat kuvvetleri üzerinde et­kili bir güçgörmeyi, onu yaratıcı bir otorite olarak ka­bul etmeyi gerektirmez.

Emrettiğini yapmak,arzularını bir kanun gibi be­nimsemek, özifadesiyle  İslâm'la çeliştiği veçatıştığında hakimiyeti/egemenliği onda görmek, nefsi ilâh tanı­makolur. Nitekim Rabbimiz, Peygamberimize yönelttiği buyruğunda nefsinin batılisteklerine uyanı, nefsini ilâhlaştıran kişi olarak yeriyor:

«Gördün mü o arzularınıilah edinen kişiyi? Şimdi onun üzerine sen mi bekçi olacaksın.»

İlâhımız Allah'ımız ikenve bizler Rabbimizin biri­cik ilah olduğunu ikrar ederken, nefsimizin hâkimi­yetineboyun eğmekle amelî hayatta nefsimizi tanrı edinmiş oluyoruz. Açıkça ifadeedersek, devrimizde top­lumumuz büyük kısmıyla nefsini ilâhlaştıran fertlerdenkuruludur. Cahiliye devrinin Lat, Uzza ve Menat gibi huzurunda baş eğilen büyükputların yerini, yaşadığı­mız modern cahiliyette tanrılaştırılan nefisleralmakta­dır.

Peygamberimiz  tanrılaştırılan nefislerle ilgili ola­rakşöyle buyurmuştur:«  Allah'ın ibadetedilecek yegane mabutluğu bir tarafa sema gölgesi altında arzularına uyulannefis­ten tapınılır daha büyük bir ilâh yoktur.»(6) Allah'ın ferdî ve sosyalhayatımızı düzenleyen emirlerine sımsıkı sarılmayışımız, örneğin namazkılmayışımız, çıkarlarımız için  adiluygulama, doğru ticaret, dürüst işçilik, sağlam imalât yapmayışımız, fert vetoplum haklarına tecâvüz edişimiz, başarılı olamayacağımız görevlere talipoluşu­muz, faiz, karaborsacılık, rüşvet, zina, içki, kumar gibiharamlar/yasaklardan kaçınmayışımız nefislerin ilâhlaştırıldığına delildir.

                                                                                ***

İslâm Dini'ne fiilenkarşı çıkan ve onun fert ve toplum hayatında yönetici egemen otorite olmasını arzulamayan büyük putlar danefisler­dir.

Katiyetle bilinmelidirki, Allah'ı ilah tanımanın ilk gereği, nefsin hâkimiyetini red etmektir.Mü'minler bu gerçekten gaflet eder de, nefsî arzularını Allah'ın emir veyasaklarına, Şanlı Peygamberin buyruklarına tercih yoluna giderlerse, CasiyeSûresi'nin 23. âyetinde açıklandığı üzere, kendi amelleri sebebiyle Allah'ın sapıklığa uğrattığı, kulakları ve kalplerini mühürlediği, gözlerini deperdelediği bedbahtlardan olurlar.

Ancak şurası da birgerçektir ki, -husûsiyle yaşa­dığımız toplumlarda- nefsin menfi emel veihtirasları­na karşı mücâdele vererek bu elem verici  kayıptan korun­mak şüphesiz çok güçtür.

Sevgili Peygamberimizin,Peygamber olduğu halde sık sık «Allahım! (Beni yaşattığın sürece) göz açıp ka­payıncayakadar olsun beni nefsimin yönetimine bırak­ma» şeklindeki duaları, yapılması gereken nefis mü­cadelesinin zorluğunu vebu mücadelede Allahtan yar­dım istenilmesi gereğini göstermektedir.(7)

Müslüman olarak yaşamakve  can vermek isteyen her ferd, nefsininİslâm'la çatı­şan arzularına karşı İslâm'ı  rehber tutmuş aklın rehberliğinde ciddî bir mücâdele vererek, nefsinihakka ve hayra yöneltmeye çalışarak bu zorluğu yen­mek mecburiyetindedir. İmanbunu gerektirir, ölümü ve ölüm sonrası hayatı tefekkür edebilen akıl bunu icapettirir. Bunun içindir ki Peygamberimiz:«Akıllı, nefsini itaat altına alan veölümden sonrası için amel eden kimsedir.» (8) buyurmuşlardır.

Mü'minler!

Nefsin bâtıllara veşerlere eğilimli ar­zularını İslâm'ayönlendirmeyi, Ahiret hayatı için ça­lışmayı, tabiî ve zarurîolan zevklerden mahrum bıra­kan donuk ve cansız bir hayata talip olmak şeklindeanlamamalıyız.

Nefsin arzuladığı,bedenî ve ruhî bünyemizi tahrip eden, zararları açık, fakat sayıları belirliharamlar bir tarafa,  dünyamızdaki  bütün nimetler ve lezzet­ler, ebediyeteuzanan  tüm arzu ve emeller biz mü'minleriçin­dir. Hayata  maddeci bir mantıklabakan ve onu şeh­vet yarışı ve kelle, göbek müsabakası olarak değerlen­direnlerinve bu anlayışta ısrar edenlerin bâtıl görüşleri ve alçakça yaşayışlarınaaldanmamalıyız.

 Hayatlarınıkonumlandıramamış ve amaçlandıramamış bu zavallı  tiplere Kur'ân diliyle şöyle demekten başkayapılacak bir şey yoktur:«Yesinler, içsinler, zevk etsinler, emel onlarıoyalaya dursun, yakında bilecekler.» (9)

Hutbemizi NâziatSûresi'nden âyetlerle bitiriyo­rum:« Azgınlaşan ve dünya hayatını âhiret hayatına tercih eden kişinin varacağı yer hiçşüphesiz Cehennem'dir.

Rabbinin  sorgulamasından/azabından korkan ve denefsini alıkoyan  kişinin gideceği yer demutlaka Cennet'tir.» (10)

1.    Şems, 9-10, Kıyame 2,Fecr 28-29

2.    Yûsuf, 53.

3.    Keşfül-Hafâ, hadisNo: 412.

4.    C. Sağîr, 2/86.

5.     Sünenüt-Tirmizî, Kitabül Fezâilil-Cihad, Bab. 2. Hn.1621.

6.    Furkan 43,M.Zevâid, 1/188.

7.    C. Sağîr,  1/57.

8.    Mişkâtül-Mesâbîh,  Hadis No: 5289.

9.    Hicr, 4.

10.    Nâziat, 36-41.

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/nefis-putunu-kirmaliyiz-3-142h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim