Müslüman Kadınlar Müşrik ve Gayr-i Müslim Arkeklerle Evlenebilirler mi..?

Müslüman Kadınlar Müşrik ve Gayr-i Müslim Arkeklerle Evlenebilirler mi..?

Müslüman Kadınlar Müşrik ve Gayr-i Müslim Arkeklerle Evlenebilirler mi..?



Yüce Allah'ın, yarattığı insan için  inanç ve yaşam düzeni kıldığı İslâm Dîni,  yaratılış  doğrultusunda evliliği yüceltip  ibâdetleştirir. Kimlerle  evlenilip evlenemeyeceğini de belirler. Mabetleştirdiği  aile  kurumu için kurucu   ve   yaşatıcı   kurallar   koyar. Onayladığı  boşa(n) manın sebep  ve şekillerini   açıklar.
 
Biz başlığa aldığımız konumuzu "Yeni Evlilikler" ile  "Müslüman Olunmadan Önce Yapılan Evlilikler" olmak üzere iki başlık altında yapacağız.
 
YENİ EVLİLİKLER
 
Yeni evlilikleri de müslüman erkeklerin  müslüman olan ve olmayan kadınlarla evliliği ile müslüman kadınların müslüman olmayan erkeklerle  evliliği şeklinde iki kısımda açıklanacaktır.
 
Müslüman Erkeklerin  Müslüman Olan ve Olmayan Kadınlarla Evliliği
 
Müslüman erkeklerin Müslüman olmayan kadınlarla evliği konusunu, İslâm  Dîni'nin  ana  kaynağı  olan  Kur'ân-ı  Kerîm âyetleri ışığında üç başlık altında  beyan edebiliriz.
 
a.İstisnalar dışında Müslüman erkekler  bütün Müslüman kadınlarıyla evlenebilirler.
 
Aşağıda mealini aktardığımız Nisa 23 ve 24. ayetlerde bildirilen istisnalar bir tarafa  Müslüman erkekler bütün Müslüman kadınlarla evlenebilirler:
 
"Anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşinizin kızları, kız kardeşinizin kızları, süt anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, eşlerinizin  anneleri  ve kendileriyle  ilişkiye girdiğiniz  eşlerinizden doğmuş   olan   üvey   kızlarınız,   size   haram kılınmıştır;  fakat ilişkiye girmemişseniz, (onların kızlarıyla  evlenmenizde) bir günah  yoktur. Kendi sulbünüzden   gelen oğullarınızın   eşleri   de (size haramdır.) Aynı anda ve birlikte iki kız kardeşi eş olarak almanız da size haram kılınmıştır. Ama  konulan bu yasaklar öncesinde yapılan nikâh sözleşmeleri geçerlidir. Çünkü  Allah  çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır. Meşrû savaş yoluyla sahip olarak nikahladığınız savaş esiri kadınlarınızın dışındaki bütün evli kadınlar da size  haram kılınmıştır. Evlilikle ilgili olarak uymanız gereken bu yasaklayıcı kuralları koyan Allah'tır, Yasaklananların dışındaki  bütün  (kadınlar),  namuslu olup zina yapmamak  ve mallarınızdan mehirlerinini vermeniz koşuluyla siz helâl kılınmıştır..."
 
Nisa  sûresinin  anlamları  sunulan bu  23-4.  âyetleriyle kendileriyle   evlenilemeyecekler açıklanmaktadır. "Size haram kılındı..." ifadeleriyle biz Müslümanlara  açıklanan bu haram kılınanlar   listesinde Dîn  ayrılığı sebebiyle evlenilemeyecek   kadın yoktur.
 
b. Müslüman erkekler Ehl-i Kitap kadınlarla da evlenebilirler.
 
Mâide   sûresinin  5. âyeti  bu  durumu  pekiştirmekte  ve  Müslüman erkeklerin  Yahûdiler  ve  Hıristiyanlar  gibi  Ehl-i  Kitap  (gayr-ı  müslim) kadınlarla evlenebilecekleri şöylece bildirilmektedir:" Dininizle ile kuralların tamamlandığı bu süreçte hayatın bütün güzel  nimetleri de size helâl kılındı. Artık Kendilerine   Kitap Verilenlerin  yiyecekleri  size  helâldir. Sizin  yiyecekleriniz  de  onlara helâldir.  
 
Namuslu olup zina yapmamak, gizlice metres edinmemek ve mehirlerini verip nikâhlamanız şartıyla hür ve namuslu  mümin kadınlar ile Sizden Önce Kendilerine Kitap Verilmiş Olanların  Hür ve Namuslu Kadınları  da  size  helâldir.  İslâmî imandan sapana gelince, onun bütün işleri boşa gidecektir ve o,  Âhiret Hayatı'nda da  zarara uğrayanlardan olacaktır."
 
c. Müslüman Erkekler yalnızca müşrik kadınlarla evlenemezler
 
Din  ayrılığı  engeli,  yasaklananlar  ana  listesinde  yer  almamakla  ve Maide  sûresinin   5.âyetiyle   bu  durum  pekiştirilmekle beraber   Bakara sûresinin  221.âyetinde  bir istisna   getirilmekte,   Kur'ân   diliyle Müşrikeler  olarak isimlendirilen kadınlarla  evlenilemeyeceği şöylece açıklanmaktadır:
 
"İslâmî  çizgide  iman  edinceye  kadar Allah'a Şirk koşan  kadınlarla evlenmeyin. Çünkü Allah'a  inanmış  bir  kadın,  -beğenmiş  olsanız  bile- Allah'a Şirk koşan bir kadından daha hayırlıdır.İslâmî doğrultuda iman edinceye kadar Allah'a Şirk koşan erkeklerle de kadınlarınızı evlendirmeyin. Zira Allah'a inanmış bir erkek, -beğenmiş olsanız bile- Allah'a Şirk koşan erkekten daha hayırlıdır. Çünkü Allah'a Şirk koşanlar "Ateşe" çağırırlar. Allah  ise  koyduğu kurallar çizisinde  Cennet'ine  ve   bağışlamasına çağırır. Düşünüp  ibret  almaları  için  Allah,  insanlara  âyetlerini  böylece açıklar."[1]
 
Müslüman Kadınların Müslüman Olmayan Erkeklerle  Evliliği
 
Yukarıda  değinildiği  üzere  kimlerle  evlenilemeyeceği  konusu  erkekler hareket    noktası  kılınarak  açıklanmaktadır. Müslüman kadınların gayr-ı müslim  erkeklerle evlenip evlenemeyecekleri  konusunu  açıklığa kavuşturabilmek    için  konuya  kadınlar zaviyesinde  bakılması gerekmektedir. Kadınlar   açısından bakılarak onların  kimlerle evlenemeyecekleri de yukarıda anlamları sunulan âyetlerden büyük ölçüde çıkarılabilir. 
 
Mesela, kadınlar  çocukları, babaları ve kardeşleri ile  evlenemezler. Bunun gibi  onlar  kayın  pederleriyle  ve  annelerinden  ayrılan üvey babalarıyla  da evlenemezler. Ancak Müslüman erkeklerle kadınlar arasında farklar da vardır. Örneğin evli erkeklerin ikinci bir kadın alabilir olmalarına  karşın  evli   kadınlar ikinci bir eşle evlenemezler. Bir farklılık da incelemeye çalıştığımız "Müslüman kadınların bir gayr-ı müslim erkeklerle  açık bir ifadeyle  kâfirlerle ve kafirlerin özel bir türü olan müşriklerle evlendirip evlendirilemeyeceği " mevzuudur.
 
Müslüman Kadınlar, Müşriklerle ve  Kendilerine Kitap Verilenlerle de Evlenemez
 
aa. Nisa 23-24 ‘de açıklana istisnalar dışın Müslüman kadınlar  bütün Müslüman erkelerle evlenebilir.
 
bb. Müslüman kadınlar müşrik erkeklerle evlenemezler.
 
Bakara sûresinin 221. âyetinde Müslüman erkeklerin Allah'a ortak koşan müşrike kadınlarla evlenemeyeceği açıklandığı gibi ,Müslüman kadınların Müşrik erkeklerle evlenemeyecekleri-evlendirilemeyecekleri gerçeği  de bu âyetin "İslâmî doğrultuda iman edinceye kadar Allah'a şirk koşan erkeklerle  kadınlarınızı evlendirmeyin."  Kur'ân'i buyruğuyla açıklanmış ve  yasalaştırılmıştır.
 
Böyle olması da gerekirdi. Çünkü Yüce Allah müşrikleri Neces/Pis olarak nitelemekte ve  onları Ehl-i Kitab'ın kâfirleri ile birlikte yaratılmışların en şerlileri olarak nitelemektedir.
Tövbe etmedikçe affedilmeyeceklerini ve cCehennemlik olacakların bildirmektedir.(Tevbe 28; Beyyine 6,Bakara 221)
 
Müslüman kadınların Müşrik erkeklerle evlenme yasağını bir kadın sahabinin tavrı ile  örneklendirelim:
 
Müşrik olan Ebu Talha  Müslüman olan Ümm-ü Süleym ile evlenmek ister.Onun cevabı  da şöyle olur: -Senin gibi bir adama "hayır" denilemez,- ama sen bir kâfirsin/müşriksin, seninle evlenemem. Daha sonra da şöyle der: Eğer  Müslüman olursan senden  mehir de talep etmem. (Nesâî  Nikâh 63)
 
cc. Müslüman kadınlar müslüman erkeklerden farklı olarak "Kendilerine Kitap Verilenler"  yani Ehl-i Kitap erkeklerle de evlenemezler.
 
Yukarıda  anlamı   sunulan   Maide   sûresinin   5.   âyetinde Müslümanlarla   kendilerine  Daha Önce Kitap Verilenler arasında yiyecekler  çift taraflı    olarak  helâl  kılınmaktadır. İzlenen  bu  yöntemle   Müslüman erkeklerin   gayr-ı  müslim kadınlarla  evlenebileceği  açıklanırken  gayr-ı müslim  erkeklerin  de müslüman kadınlarla  evlenebileceğinin  açıklanması gerekirdi. Ama ilâhî irade böyle bir açıklamayı dilemedi.
 
Müslüman   kadınların  ehl-i Kitap da olsa  gayr-ı   müslim   erkeklerle   evlenebileceklerine ilişkin bir   açıklamanın  yapılmamış olması,   böylesine   evliliklerin meşrulaştırılamayacağını göstermektedir.
 
Meşrulaştırılamayacağını Mümtehine sûresinin  10. âyetinin "Zira,  o  kadınlar  kâfir  kocalarına  helâl değildir.  Kâfir kocaları da onlara helâl değildir." bölümü de işaret etmektedir.
 
Mümtehine Sûresinin  10. Âyetinin İşareti  
 
Bu âyet aslında eşlerin Müslüman olmadan önce yaptıkları, sonra da taraflardan birinin Müslüman olduğu evliliklerle alakalıdır.
 
Mümtehne sûresinin  10. Âyetinde  inancını  yaşamak  arzusuyla  İslâm  yurduna hicret  ettiği kanıtlanan  kadınların, İslâm dışı inançların bağlısı olan kâfir kocalarına döndürülmemeleri   gereği   emredilmekte ve  bu  emir,  Müslüman kadınların  kâfirlerle, kâfirlerin de  Müslüman  kadınlarla evlenemeyecekleri gerekçesi ile şöylece verilmektedir:
"Ey Îman edenler! Îman eden kadınlar Hiçret/Göç ederek size geldiklerinde, (îmanları sebebiyle hicret edip etmedikleri hususunda ) onları deneyin. Hiç şüphesiz Allah onların îmanını  daha iyi bilir. Eğer gerçekten mümin oldukları bilgisine sahip olursanız onları  kâfir   olan   kocalarına  geri göndermeyin. Bu mümin  kadınlar  kâfir  kocalarına  helâl değildir.  Kâfir kocaları da onlara helâl değildir. Kâfir kocalarının yaptıkları  (mehir) harcamalarını  kocalarına (geri) verin. Mehirlerini vermeniz koşuluyla hicret eden bu mümin kadınlarla evlenmenizde bir sakınca yoktur. Kâfir kadınlarınızı  da nikâhınız altında tutmayın.  Siz boşayacağınız kâfir kadınlarınız için yaptığınız (mehir) harcamalarınızı isteyin, kâfir kocaları da hicret eden mümin kadınları  için yaptıkları  (mehir) harcamalarını istesinler. Allah'ın hükmü işte budur. Allah hakkıyla bilendir. Hükümlerinde doğru olandır."[2]
 
Konu   edindiğimiz bu   bu âyette,   kendilerine helâl   olmayacakları gerekçesiyle  Müslüman   kadınların  kendilerine  döndürülemeyeceği tipler açıklanırken "Kâfir" sözcüğünün çoğulu  olan"Küffar " kelimesi kullanılmaktadır. Küffar   sözcüğü   Allah'a ortak koşan   erkekleri içine alıyorsa da onu bu anlamla  sınırlandıramayız.
 
Çünkü şirk ve küfr kelimeleri ve türevlerinin sık sık kullanıldığı   Kur'ân-ı Kerîm'in   konumuzla  ilgili   bu  âyetinde   küffar kelimesinin  Rabbimiz   tarafından   tercih  buyrulması,  bilinçsiz  olarak yapılmış bir tercih olarak değerlendirilemez.
 
Bu sebeple "Küffar" kelimesinin kullanımından  hicret eden (veya ayrılık isteyen ) Müslüman kadınların semâvî asıllı hiçbir dine inanmayan  müşriklerle    nikâhlarını  sürdüremeyecekleri anlaşıldığı   gibi, kendilerine daha önce kitap verilenlerden " Allah üçün üçüncüsüdür veya Allah Meryem oğlu İsa'dır" diyerek   kâfir olanlarla  da(Maide 72- 73) evliliklerini evlenemeyecekleri   de   açıkça   anlaşılmaktadır. Bu da Müslüman kadınların "Kendilerine Kitap Verilen" erkeklerle yeni bir evlilik yapamayacaklarına dolaylı olarak işaret etmektedir. Pek tabiidir ki bu dolaylı işarete itiraz edilebilir.
 
(Ancak  Mâide 5 ile kendilerine daha önce kitap verilen kadınlarla evlenilebileceği istisnası getirildiği için  bu âyette geçen Kevâfir/kâfir kadınlar sözcüğünü müşrike kadınlarla  ve  "Üçün üçüncüsüdür veya Allah Meryem oğlu İsa'dır" diyerek   kâfir olan kadınlarla sınırlamak konumundayız.)
 
Allah'ın  Peygamberleri  arasında  ayırıma  giderek  Hz.  İsa'ya  ve  Hz. Muhammed'e inanmayan, "Üzeyir/Ezra Allah'ın oğludur" diyen ve de "Hahamlarını yasa  koyucu " gören  Yahûdi  erkeklerin de  Hıristiyan erkekler gibi Kâfir oldukları, bu sebeple müslüman kadınların kendileriyle evlenemeyecekleri ve evlendirilemeyecekleri de Kur'ânla delillendirilebilir bir hakikattir.( Nisa 150-151)  
 
Üstelik korudukları bâtıl inançları sebebiyle Yahûdiler ve Hıristiyanların  Allah'a  şirk  koşma  ile ilintili  oldukları  da  Kur'ân'ın işaret   buyurduğu   gerçeklerdendir   ki  şirk'in   evlilik   engeli   olduğu açıklandığı üzere Kur'ân yasasıdır.( Maide 72,Tevbe 31)
 
dd. Müslüman Kadınların Ehl-i Kitap erkeklerle evlenemeyeceğine ilişkin diğer Kur'ânî deliller.
Yukarıda  açıklanan   konumuzla   ilgili   Kur'ân   âyetleri   yanı  sıra kâfirlerin  hukûken  temsil  ve  tasarruf  yetkisi  verilebilir  ve  yürekten bağlılık gösterilebilir Evliyâ = veliler edinilemeyeceğine ilişkin Kur'ân âyetleri  de  müslüman  kadınların  -Kitabî de olsa- kâfirlerle evlendirilemeyeceğini  doğrulamaktadır.  Çünkü Kur'ân-ı Kerîm'de,  İslâm dışı  inanç   ve   yaşam  biçimlerini   İslâmî iman  ve hayat  şekline tercih etmeleri durumunda  müminlerin babalarını ve kardeşlerini dahi   veliler edinemeyecekleri   bildirilmektedir. Ayrıca kâfirlere yürekten sevgiler beslenemeyeceği   açıklanmakta ve onların arasında  yücelik  aranamayacağı vurgulanmaktadır. (Tevbe 23,Mücadele 22, Nisa 139)
 
Neden Kur'ânî Deliller?
 
Konuyu   yalnızca Kur'ân çerçevesinde   değerlendirmemiz Allah'ın Resûlü'ünün sözleri  ve  uygulamalarında  konumuza  açıklık  getirilmemiş - veya  bu  tesbitin bizim  tarafımızdan  yapılamamış  -  olmasındandır.  Çünkü sahâbiler döneminde Müslümanların yanı sıra bizzat sahâbilerin Ehl-i Kitap veya Kendilerine Kitap Verilen kadınlarla  evlilikleri  yaşanmakta olan  olağan  bir  durum  olmakla birlikte aksi de sabit olmamıştı.(İbn Kayyım el-Cevzi, Ahkâm-ü Ehliz-Zimmeti, 2/421) Sabit olmak bir tarafa, teşebbüs dahi yapılmamış, yapılamamıştı.
 
Mesela Medine ve çevresinde   yoğun   bir  Yahûdi   nüfus olmasına rağmen  O'nun döneminde   ve sonrasında Müslüman  kadınların Kitap   ehli erkeklerle evlendirilmeleri şeklinde bir gelişme yaşanmamıştır. Yaşanmamıştı, çünkü sahabe Peygamberimizden aldıkları bilgi doğrultusunda  bunu caiz olmadığı inancındaydı. Mesela Cabir b. Abdullah Peygamberimizden "Biz ehli kitabın kadınları ile evleniriz. Onlar bizim kadınlarımızla evlenemezler." buyruğunu rivayet ederken Hz.Ömer de şöyle der: "Müslüman Hıristiyan kadınla evlenir, ancak bir Hıristiyan Müslüman kadınla evlenemez." (Abdurrezzak, Musannef, Hn. 1082, 10058)
 
MÜSLÜMAN OLUNMADAN ÖNCE YAPILAN EVLİLİKLER
 
Müşrik veya Ehl-İ  Ktap Olarak Evlenip de Taraflardan Birinin Müslüman Olduğu Evlilikler
 
Açıklamaya çalıştığımız  Müslüman  kadınların Müslüman olmayanlarla evlilik yasağı hiç şüphesiz  yeni kurulacak aileler içindir. İslâm öncesi evlilikklerle İslâmî dönemde yasaklar öncesi evlilikler ayrı hükümlere tabiidir. Yukarıda kısmen açıkladığımız  Mümtehine sûresinin 10.âyeti aslında İslâm öncesi ile İslâmi dönemde  yasaklar öncesi oluşmuş evliliklerin hükümlerini içermektedir. Bir diğer anlatımla Bakara 221 ile Müslüman erkekler ve kadınları müşrik erkek ve kadınlarla evliliği yasaklanmıştı. Mümtehine 10 ile hicret eden kocaları müşrik mümin  kadınların nikahlarını  sürdürmeleri yasaklandığı gibi Müslüman erkeklerin  daha önce evlendikleri müşrik kadınlarla nikâhlarını sürdürmeleri  de yasaklanmıştır. [3
 
İslâm Öncesi Evliliklerle İslâmî Dönemde Yasaklar Öncesi Evlilikler
 
Eşlerin İslâm   öncesinde Müslüman olmadan yaptıkları   ve  İslâmî  dönemde  eşlerden  birinin  ve özellikle de kadının  Müslüman  olmasıyla oluşan problemli durumlar farklıdır.  Yukarıda "Zira,  o  kadınlar  kâfir  kocalarına  helâl değildir.  Kâfir kocaları da onlara helâl değildir."  bölümünden hareketle açıklamalar yaptığımız  Mümtehine sûresinin 10 âyeti dîn ayırımı gibi  Kıyamete kadar geçerli olacak bir hükmü içermekle  birlikte aslında yeni kurulacak ailelerle değil, Cahiliyet döneminde  ve İslâmın  ilk yıllarında yapılmış olup daha sonra taraflardan birinin Müslüman olduğu ailelerle  ilgili olarak nazil olmuştur. Böyle olmakla birlikte hükmü geneldir ve  hiç şüphesiz yaşadığımız dönemde müşrik veya gayr-ı müslim olarak evlenip de taraflardan birinin Müslüman olmasıyla oluşacak problemlerin çözümünü de içine  almaktadır.  
 
Mezkur âyete göre işaret ettiğimizi grupları şöylece ayırabiliriz:
 
a. Kendileri  Müslüman olduğu halde kocaları kâfir-müşrik olan kadınlar,
 
b. Kendileri Müslüman olduğu halde kadınları müşrik olan erkekler.
 
aa. Kendileri Müslüman olduğu halde kocaları kâfir-müşrik olan kadınları da hicret edenlerle etmeyenler (veya ayrılmak isteyenlerle ayrılmak istemeyenler) şeklinde ikiye ayırabiliriz.[4] Âyet hicret edenlerin- ayrılmak isteyenlerin ayrılmalarının sağlanması gerektiğini ve mehirlerinin kocalarına iade edilerek onlarla evlenilebileceğini beyan etmektedir.
 
Mesela  Müslüman olan kadının kocası, Müslüman  olursa  evlilik sürdürülür. Kocanın Müslüman olmaması halinde ise kadının hicreti varsa evlilik sona erdirilir yoksa kadının seçimine bırakılır. Şöyle ki: Kocanın Müslüman olmaması durumunda kadının velîsi konumunda olan yetkili yönetici, eşleri hukûken ve fiilen ayırır veya kocasından ayrılıp ayrılmama yetkisini kadına verir. Hilafet  başkanlığı  döneminde Hz.Ömer'in  bu  tür   çift yönlü uygulamaları vardır.
 
Örneğin O, karısı Müslüman olan Ubade b. Numan Et-Tağlebiye, Müslüman  olmasını  ya   da  karısını kendisinden   ayıracağını  bildirmiş, Müslüman olmaması üzerine ayırmıştı. (İbn Kayyim el-Cevzi, Zadül-Mead, Hükmühü fi İslâm-i Ehadiz-Zevceyni) Ancak onun  Müslüman olan kadını, Ehl-i Kitap kocasından ayrılıp ayrılmamakta muhayyer bıraktığı da rivayet edilmektedir.  (Abdurrezzak, Musannef Hn. 10073; İbn Ebî Şeybe, Musannef Hn.18307)
 
Hicret etmeyenler ve kocaları ve çocuklarından ayrılmak istemeyenle ise özgür bırakılır. Onlar İslâm öncesi kıyılan nikâhları geçerli kılan hükmün geçerliliği kuralından yararlanabilirler. Hz.Ömer'in  bir uygulaması da özgür bırakmak şeklinde olmuştur.
 
bb. Kendileri Müslüman olduğu halde kadınları müşrik olan erkekler ise müşrik kadınlarını boşarlar.  Mümtehine  10, boşamalarını emretmektedir.
 
Çünkü onlar  necestirler/pistirler; Mescid-i Harama yaklaşılamayacak- yaklaştırılamayacak konumdadırlar. Üstelik Cehennemlik olup Cehenneme çağırıcıdırlar.(Tevbe 28,Beyyine 6;Bakara 221) Kendilerine kitap verilenlerden olup örneğin şirk içeren Teslisle kâfir olan kadınlar da aynı şekilde boşanabilirler. Teslis benzeri kafirliğe bulaşmamış olanlar ise Maide 5'in getirdiği istisna ile  aile bünyesinde kalabilirler. [5]
 
Müslüman olan kadınları hicret eden-ayrılan Müşrik kocalar gibi Şirkleri sebebiyle müşrik karılarından ayrılan mümin kocalar da yaptıkları mehir harcamalarını isteyebilirler. Çünkü burada ayrılığı gerektiren îman olup tarafların kusuru yoktur.
 
SONUÇ
 
Kur'ân  ve  Sünnet'in  açıklık  getirmediği  hemen  hemen  bütün  konularda farklı görüşler   açıklayan İslâm   bilginleri, Kur'ân-ı Kerîm'in yönlendirmeleri  ve  de  Allah'ın  Resûlü  ve sahâbilerinin  anlayışları  ve uygulamalarını  yeter  açıklıkta görmüş  olacaklar  ki  Müslüman kadınların gayr-ı müslimlerle evliliklerini haram olarak nitelemişler, farklı olarak nitelendirilebilecek görüşler   ileri   sürmemişlerdir. Bizim  inancımız  ve hükmümüz de budur.
 
İzlenmesi   gereken   bu   îmanî   ve   ahlâkî   değerler varlığını sürdürürken  Müslüman kadınların  ilmî  ve  malî  üstünlükleri  ve fiziksel    cazibeleri gibi  sebeplerle  gayr-ı müslim erkeklerle evlenmelerinin - evlendirilmelerinin   İslâm  adına   onaylanamayacağı açıktır.  İnsancıl   tavırları ve bilimsel bilgileri gelişmiş  olsa da İslâm'la çelişkili    inançları ve seküler yaşantıları sebebiyle onların mânen   Cehennem Âteşi'ne  çağırır olmaları   da Kur'ân'ın  göz ardı edilemeyecek evlilik yasağı gerekçesidir(Bakara 221)
 
İslâmî bilgi ve bilinç yoksulluğu içindeki İslâm dünyası, bilimsel ve teknolojik  geriliğin  de  etkisyle  ilahiyatçılarıyla  birlikte  bir  rûhsal çöküntü  yaşamaktadır. Görevimiz   bu   zillet   psikolojisinden   kurtulmak olmalıdır. Bir  başka   deyişle nefislerimizi  ve erkek  çocuklarımızı materyalist, darwinist, frötcü ve de ne idüğü belirsiz olan kadınlardan, kızlarımızı da gayr-ı müslimleri dahil tüm İslâm dışı erkeklerden korumak olmalıdır.
 
Kur'ân  orijinli  bir  hayat  düstûru  olan  zarûret  prensibinin  bütün haramları   helâlleştirebileceği gibi  Müslüman kadınların  gayr-ı  müslim erkeklerle evliliklerini  de  meşrûlaştırabileceği,   yöntem  olarak  ileri sürülebilir.(Bakara 176 
 
Ancak  biz,  şu veya  bu  sebeple  dış  ülkelerde  yaşamanın evliliği meşrûlaştırabilir hayatî bir zarûret oluşturabileceği görüşlerine katılamıyoruz.
 
Yüce  Rabbimizden   bu çalışmayı rızasına erme vesîlesi kılmasını diliyor, sözü de O'na yakarışla bitiriyoruz: "(Allah'ım!) Sen kudret ve egemenlikte kusursuz ve eksiksizsin! Senin bize bildirdiğin dışında bir bilgimiz yoktur. Doğrusu her şeyi bilen ve gerçek hikmet sahibi olan yalnızca Sensin."  (Bakara 32)
 
Dipnotlar:
 
[1] ( Bu âyete ilişkin bazı açıklamalar:
 
a. Allah'a  şirk  koşmak  O'na  ortak  koşmaktır:
 
Başkaca tanrıların varlığına inanmak ve Allah' a eş, oğul ve kız isnad etmektir. Allah ile aramıza  biz Allah'a yakınlaştıracak  aracılar  koymaktır. Tabiat olaylarını Allah'a değil doğaya bağlamaktır. Allah'a ortak koşmak Allah'a inanmakla beraber, vahye dayalı kutsal kitaplara inanmamaktır, bu sebeple de Allah'ın hayatı yönlendirici emirler ve yasaklar koyduğunu kabul etmemek  ve bu ölçüleri gelenek, akıl, bilim, kurum  ve yasalardan alarak onları da Allah'ın yanı sıra  yönetici otorite tanımaktır.. Bir diğer farklı anlatımla , Allah'a  ortak koşmak  yaratma, yaşatma, kurtarma, isteklere kavuşturma ve yasa koyma  gibi ilâhlık sıfatlarını maddî varlıklar olan putlara,  insanlara, kurumlara  ve de  yasalara yakıştırarak Allah'ın yanında onları da Cahiliye dönemi putları gibi güç ve tasarruf sahibi olarak görmektir. Açıklamalarımızdan anlaşılacağı üzere Allah'a inanılırken O'nun koyduğu yasalarla çatışan  seküler/laik yaşamın  meşru görülerek kabul edilmesi ve yaşanması da  fiilen Allah'a ortak koşmaktır.
 
b. Bu âyette daha hayırlılık nikâha ilişkin olmayıp îman eden kadınlar ve erkeklerler ilgilidir. 
 
Âyetteki ""Allah'a şirk koşan  kadınlarla evlenmeyin." şeklindeki emir kipi ve onlar "Ateşe çağırırlar," ifadesi de bunu doğrulamaktadır. Bu sebeple daha hayırlı olan Allah'a  inanmış  bir  kadınla evlilik ise de müşrik kadınlarla evlilik caizdir denilemez.Kaldı ki müşrik  kadınlarla evlenilemeyeceğini "Bu tür evlilik müminlere haram kılındı." ifadesiyle Nûr sûresinin üçüncü âyeti de açıklamaktadır.)
 
[2]  ( a. Burada bilvesile geri göndermeme sebebini hicrete/göçe bağlayan anlayışların yanlışlığına da işaret etmek isteriz. Hicret eden kadınları geri  göndermeme sebebi îman değil de göç olsaydı imtihana gerek kalmazdı. Anılan âyette îman konusuna iki "Müminat "ve bir "İman" sözcükleriyle  üç defa vurgu yapılmaz, konuya kadın açısından bakılarak " O kadınlar  kâfir  kocalarına  helâl değildir."demekle yetinilirdi. Karısının göçünden sorumlu olmayan koca açısından da bir yasaklılık olmazdı.  Ama bununla yetinilmedi. "Kâfir kocaları da onlara helâl değildir ." buyrularak geri gönderilmemenin îman sebebiyle olduğuna vurgu yapılmış oldu. Âyetteki "Kâfir kadınları da nikâhınız altında tutmayınız. " buyruğu da bu gerçeği  pekiştirmektedir.)b. Burada "O kadınlar  kâfir  kocalarına  helâl değildir. Kâfir kocaları da onlara helâl değildir ." şeklindeki hüküm, hicret eden kadınları aşar biçimde genel nitelikli olsaydı ,Fetih sûresinin 25. âyetinin varlıklarına işaret ettiği gibi Mekke' de kocaları kâfir olup da kendileri mümin olan kadınların da kocalarından ayrılmaları gerekirdi, şeklinde bir itiraz da yapılamaz. Çünkü bu kadınların evlilikleri ve çoluk çocuğa  kavuşmaları Câhiliyet dönemi şartlarında gerçekleşmişti. "Geçmişte yapılan evlilikler müstesna " şeklindeki Kur'ân kuralı (Nisa 22, 23), "O kadınlar  kâfir  kocalarına  helâl değildir. Kâfir kocaları da onlara helâl değildir ." hükmünün geriye doğru işletilmesine engeldi. Bu hüküm daha sonra geldiği ve önceden yasaklayıcı bir hüküm olmadığı içindir ki Mekke'de müşrik kocalarından ayrılmayan mümin kadınlar yanı sıra müşrike kadınlarından ayrılmamış mümin erkekler de vardı. Üstelik henüz Müslüman olmayan müşrike kadınları

Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/musluman-kadinlar-musrik-ve-gayr-i-muslim-arkeklerle-evlenebilirler-mi-5-306h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim