Mazlum da olsa zalim de olsa müslümana yardımla yükümlüyüz (Takvim Gazetesi - 7 Eylül 2010 tarihli yazısı)

Mazlum da olsa zalim de olsa müslümana yardımla yükümlüyüz (Takvim Gazetesi - 7 Eylül 2010 tarihli yazısı)
Müslümanları birbirlerinin kardeşleri ve dostları olarak duyuran İslâm dini, onların yardımlaşmalarını da emir buyurmuştur. Kulluk çizgisi üzerinde ve insanın yararına olabilecek bütün alanlarda gerçekleştirilmesi gereken yardımlaşma, farz bir görevdir.

Müslümanları birbirlerinin kardeşleri ve dostları olarak duyuran İslâm dini, onların yardımlaşmalarını da emir buyurmuştur. Kulluk çizgisi üzerinde ve insanın yararına olabilecek bütün alanlarda gerçekleştirilmesi gereken yardımlaşma, farz bir görevdir.

(Maide 2) Pek çok türü olan bu ilâhî görevin bir nevi de, Müslüman mazlumlarla ve zâlimlerle yardımlaşmaktır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), mazlumların yanı sıra zâlimlerle yardımlaşmayı da içine alan emirlerinde şöyle buyurmuşlardır; "Zâlim de olsa mazlum da olsa, mü'min kardeşine yardım et." Bu emre muhatap olan Müslümanlardan biri sorar; "- Ey Allah'ın Elçisi! Mü'min kardeşime mazlumken yardım ederim.Bunu anlarım, ama zâlimken ona nasıl yardım ederim? - Onun zulmetmesine engel olursun. Zulmüne mani olmak ona yardım etmektir."1

ZULMÜN ANLAMI VE TÜRLERİ
Mazluma ve de zâlime yardım görevimizi kavrayabilmek için zulüm ve yardım kavramlarına açıklık getirmek gerekir. Sözlükte "Bir şeyi ait olduğu yerin dışında bir yere koymak" olan zulüm, sözlükteki bu anlamıyla irtibatlı olarak Kur'ân ve Sünnet'de geniş bir anlam yelpazesi içinde kullanılmaktadır. Özetlersek zulüm; Allah'a ait olan vasıfları, insanlara ve kurumlara yamamak olan Şirk'ten, fertlerin ve toplumun haklarına tecavüz etmeye ve de yüklendiğimiz ilâhî görevleri yapmamaktan yasaklandığımız ilâhî haramları işlemeye kadar pek çok çeşidi içerir.

MAZLÛM KİMDİR VE ONA NASIL YARDIM EDİLEBİLİR?
Mazlum, ücreti kısılan, ödenmeyen veya haksız olarak işten atılan bir işçi veya yükselmesi engellenen ve sürgün edilen bir memur olabilir. Onlara yardım, mümkün olan kişisel veya kurumsal atılımlarla, mağduriyetlerinin giderilmesidir. Mazlum, yaralı bir kişi olarak karşımıza çıkabilir. Ona yardım, onu bir hastaneye ulaştırmaktır. Mazlum; özbeöz hakkını kanıtlayamayan bir mağdur olarak görülebilir. Ona yardım, yönlendirme, aracılık yapma, şahitlikte bulunma gibi çeşitlilik arz edebilir. Mazlum, özel hayatına müdahale edilen, telefonları dinlenen, tehdit edilen, resmi kurumlarca işkenceye uğratılan bir insan olabilir. Ona yardım, ilgilileri bilgilendirme, toplumu demokratik yöntemlerle harekete geçirme şeklinde yapılabilir. Mazlum; göçe mecbur bırakılmış bir mülteci, hukuksuz kanunların mahkum ettiği bir tutuklu olabilir. Onlara yardım, şartların gerektirdiği konut, eşya, parasal ve psikolojik yardım olabilir. Mazlum, inancını yaşamak istediği için örneğin; örtülü olduğu, namaz kıldığı, alkol almadığı için okulundan uzaklaştırılan, kurumundan atılan bir kişi olabilir. Onlara yardım da ilgilileri uyarmak demokratik baskı grupları oluşturmak, iş vermek, yasalar hazırlamak olabilir.

ZÂLİM KİMDİR VE ONA NASIL YARDIM EDİLEBİLİR?
Mazlumlar ve onlara yardımlarla ilgili olarak verdiğimiz örnekleri sizler daha da çoğaltabilirsiniz. Mazlumlarla ilgili olarak verilen ve de verilebilecek örnekler, yaşadığımız dönemlerin zâlimlerini göstermekte ise de, biz zâlimleri ve onlara yardımı da misallendirmeye çalışalım. Zâlim; karaborsacı olabilir. Ona yardım, uyararak, söz geçirilemiyorsa ihbar ederek zulmünü engellemektir. Zâlim; sarhoş veya hızlı araba kullanan bir kişi ise ona yardım, kuralları hatırlatma, yetkili isek ceza kesmektir. Zâlim; kanunsuz yetki kullanan bir siyasî, bir idareci olabilir. Ona yardım, öğüt vermek, yargıya başvurmak, daha üst mercilere şikayet etmek, toplumsal bilinci harekete getirmekle yapılabilir. Zâlim; çıkar için, makam için ve de şöhret için ilâhî hakikatleri gizleyen veya saptıran bir ilâhiyatçı, gerçekleri örten bir bilim adamı olabilir. Onlara yardım, öğüt vermek, yanlışlarını düzeltmek, halkı bilgilendirmek ve kanıtları varsa art niyetlerini belgelemektir. Zâlim; kişisel haklara mütecaviz bir fert veya medya mensubu, şu veya bu sebeple adaletsiz kararlar alan bir hakim olarak da karşımıza çıkabilir. Onlara yardım, haksızlıklarını dile getirerek, hukuki yollara başvurarak zulüm yapamaz duruma getirmektir. Zâlim; bilinçli mü'minlerin nakdi yardımları ve de oylarıyla oluşturduğu imkânları gerçek ve yaygın istişareden yoksun, bencil ve muhteris eylemleriyle harcayan, dâvâ adamı görüntülü kişi olabilir. Ona yardım, yapılanın yanlışlığını ihlasla açıklamak, mü'minlere hıyanet olan bu zulmü yapamamaları için tepkilerimiz ve oylarımızla yetkilerini elinden almaktır. Zâlim; namaz ve zekât gibi ilâhî emirleri, içki ve faiz gibi kutsal yasakları çiğneyen, nefsine acımasız kişi olabilir. Ona yardım, örnek olmak, sabırla güzel öğüt vermek ve zaman zaman da tavır koymaktır.

YASALAR VE KURUMLAR DA ZÂLİMLEŞEBİLİR
Verilen misallerden anlaşılacağı üzere zâlimler, fertler olabildiği gibi kurumlar, yasalar ve hükümetler de olabilmektedir. Bu sebeple mazlumlara ve zâlimlere yardım, fertlerin güç sınırlarını da aşabilmektedir. Yardım görevimizi yapabilmek için ferdi atılımlar yanı sıra, çok güçlü demokratik baskı grupları, sivil örgütler kurmak ve desteklemek zaruridir. Bunun için Kur'ân'ımızın adâlet içerikli, "marûfa" yönlendirecek, zulüm türlerini içeren "münker"den sakındıracak bir topluluğun oluşturulmasını amir olan hükmünü siyasî, kültürel ve hukuki nitelikli sivil örgütleri oluşturup yaşatmak olarak, doğru bir şekilde çok boyutlu olarak algılamalıyız.2

ZÂLİME YARDIM ÖNCELİKLİDİR
Zulüm nerede ve kime karşı işlenirse işlensin, karşı çıkmakla yükümlüyüz. Yüce Peygamberimizin "Mazlum da olsa zâlim de olsa, mü'min kardeşine yardım et" buyurarak, Müslümanı öne çıkarması, kendi inanç grubumuzdan başlamak daha etkili olabileceği içindir. Bilmemiz gereken pek önemli bir husus da, zâlime yardımın, yani onun zulmünü engellemenin, mazluma yardımdan öncelikli olduğu gerçeğidir. Zira zâlimin zulmünü engellemek, mazluma yardımdır. Bir diğer önemli sebep de, mazlumun uğradığı zulüm yalnızca dünyasını etkilerken, zâlimin zulmü ise onun hem dünyasını etkiler, hemde âhiret azabını örgüler. Dünya elemleri geçici, "Korkudan gözlerin yuvalarında dona kalacağı"3 âhiret azabı ise süreklidir. Yazımızı bir hadis-i şerifle bitiriyorum; "Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez. Zulme uğradığında onu yardımsız bırakmaz. Mü'min kardeşinin ihtiyacını giderenin, Allah ihtiyacını giderir. Müminin bir sıkıntısını giderenin Allah, Kıyâmet Günü uğrayacağı sıkıntılarından birini giderir. Onun ayıbını örtenin de Allah Kıyâmet Günü ayıbını örter.."4

* * *

SORULARINIZ VE CEVAPLARI

HASTA OLDUĞUM İÇİN ORUÇ TUTAMIYOR, FAKİR OLDUĞUM İÇİN DE FİDYE VEREMİYORUM. NE YAPABİLİRİM?
Tutamadığınız oruçları kaza edemiyor ve fidyelerini de veremiyorsanız, yapacak bir işleminiz yoktur. Çünkü Yüce Kitabımız Kur'ân-ı Kerîm de "Allah insanı ancak güç yetirebileceği ile yükümlü kılar..." buyrulmaktadır. (Bakara 286) Ayrıca da şu emir verilmektedir: "Gücünüz yettiği kadar Rabbinizin emirleri ve yasaklarına uymaya çalışın..." (Teğabun 16)

SİNEMACIYIM. İSLÂM'IN IŞIĞINDA SİNEMA FİLMLERİ YAPMAYI, HELÂL VE HARAM OLARAK AYIRABİLİR MİYİZ ? YOKSA SAKINCALI MI GÖRMELİYİZ?
İslâm'ın yasalarını koyan, insanı yaratan Allah olduğu için insan doğasıyla İslâm örtüşür. Bu sebeple insanlığın ortak eğilimi ve tutkusu olan sinemacılık doğrudan haramlılıkla vasıflandırılamaz. İslâm'ın iman esaslarına aykırı mesajlar veren, içki-kumar ve nikâhsız beraberlik gibi haramlara meşruiyet kazandıran filmler yapmak elbette ki haramdır; günahkâr kılar. Ama bilgi, adalet, af, sevgi ve yardımlaşma gibi İslâm'ın görevleştirdiği insanlık değerlerine yönelten, zulmü ve zalimleri lanetleyen, fail-i meçhüllere karşı çıkan vs. filmler yapmak ise helâl olmanın ötesinde kültürel cihaddır. Büyük mü büyük sevaplar kazandırır. Doğayı sevdiren, ülkeleri ve kültürleri tanıtan ve bilimsel çalışmaları aktaran belgeseller çekmek de hiç şüphesiz kültürel cihaddır. Özetlersek sinemacılık İslâm'ın bütün müminlere yüklediği Marûf'u/ iyiyi yayma ve Münker'i/ kötüyü engelleme görevinin uygulama alanı olabilecek bir güzel sanatlar dalıdır. (A.İmran 104,110) Özetlersek sinemanın kendisi meşrudur. Kullanımı helâl ve haram kısımlarına ayrılabilir.

SİGARA HARAM MIDIR?
Sigara İslâm sonrası dönemde bilinen ve kullanılan bir maddedir. Onunla ilgili olarak ancak ictihad yapılabilir. İctihad ise İslâm Hukuku'nun temel kaynaklarındandır. İslâm'ın haram kıldığı içki, domuz eti ve leş gibi haramlarda, haram kılınışın zararlılık ve pis oluş gibi iki ana sebebi vardır. Sigaranın zararlılığı ve içenin kendisini ve çevresini kirleticiliği ise materyalist bilim adamları dahil bütün bilginler-insanlar tarafından bilimsel olarak bilinmektedir. Asrımız İslâm alimlerinin büyük çoğunluğu gibi biz de sigara içimi için "haramdır" ictihadında bulunulabileceği yargısındayız. Sigarayı Allah için mi, sağlığımız için mi bırakalım diyenlere her iki amacın da meşru olduğunu açıklamış olalım. Sağlığımızı korumanın, sorgulanacağımız dini bir görevimiz olduğunu unutmayalım. Tekâsür sûresinin son âyetinde şöyle buyrulur: "Hiç şüphesiz sonra da o sorgulama gününde Ne'îm'den; sağlık nimetinden de sorgulanacaksınız."

* * *

BİR AYET
Allah, kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, böyleleri için O'nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet gu¨nu¨ körler, dilsizler ve sağırlar olarak yu¨zu¨stu¨ haşredeceğiz. Varacakları yer cehennemdir. Cehennemin ateşi dindikçe, onlara çılgın ateşi artırırız. (İsra 97).

* * *

BİR HADİS-İ ŞERİF
Her insan hata eder. Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/mazlum-da-olsa-zalim-de-olsa-muslumana-yardimla-yukumluyuz-takvim-gazetesi-7-eylul-2010-tarihli-yazisi-4-182h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim