Namaz özgürleştiren ibadettir (Takvim Gazetesi - 14 Ağustos 2010 tarihli yazısı)

Namaz, müminlerin kardeşi, İslâm toplumunun güvenilebilir, temsil ve tasarruf yetkisi verilebilir bir üyesi olmanın temel şartıdır. Namaz, her biri zarar verici vasıfta olan günahlardan koruyan ibâdettir. Bilinçli secdeleriyle Allah'ın huzurunda eğilecek Müslüman, hiç bir zalim otoriteye eğilmez. Nefsini ve ihtiraslarını ilahlaştırmaz . Çünkü namaz özgürleştiren ibâdettir. Namaz rûhî gelişimimizi engelleyerek iç dünyamızı karartan günahlardan arındıran, Peygamberimizin diliyle ifadelendirirsek tıpkı her gün içine girilip yıkanılan bir nehir gibi aklayan ibâdettir. Namaz, karşılık beklenmeksizin Allah için iş yapma eğitimi yaptırarak Müslümanı ideal bir toplumcu, çevreci ve vakıfçı olarak hayata hazırlayan ibâdettir. Namaz, vücut, elbise, mekan ve ruh temizliğini zarurileştiren ibâdettir. Peygamberimizin öğütleri çizgisinde cemaatle kılınacak namaz; yöneticiyle yönetileni, alimle cahili, zenginle fakiri birleştiren, saflarda eşitleyip kaynaştıran, danışma ve dayanışma yolarını açan, âidiyet duygusunu geliştirip moralleri yükselten, birliği siyasî ve ekonomik güce dönüştüren ibâdettir. Vücudumuzu helal yollarla kazanılmış gıdalarla besleyerek, anlamları öğrenilecek sûreleri ve duâları bilinçle okuyarak, ibâdetlerin yücesi olduğu bilinerek ve son namazımız olduğu düşünülerek ve armağanlarını Allah'tan alacağımıza inanılarak kılınacak namazlar dünyada yaşanabilecek Cennet mutluluğudur. Bunun içindir ki namazsızlıkta yaşanacak manevî öksüzlüğe gök ağlasa, yağmurlar gözyaşları olarak dökülse sezadır. Namazlarını sürekli ve iç huzuru ile kılabilenler Peygamberimizin ifadesiyle Allah'ın veli kullarıdır. Cennetler onları beklemektedir.Kurân'ımızın açıklamasına göre Allah katında yüksek dereceleri onlar kazanacak, en yüksek Cennet Firdevs'e onlar girecek, sınırsız güzellikler içinde ebedî yaşama onlar ereceklerdir. Kurân'ımızın bildirisine göre, değil namazsızlık ;
a-Namazı gereğince önemsememek,
b-Namazı tembel tembel kılmak ve gösteriş için kılmak bile kalplerine gereğince iman akmamışların vasfıdır. Tövbesiz namazsızlık Cehenneme yuvarlanıştır. Kurân namazlarını terkeden ve nefsi arzularını putlaştıran tiplerin namazsızlığın azap gayyasına düşeceğini açıklar. Ancak Kurân'ımız ümit kapılarını da açmaktadır. Tövbe edip imanlarını yenileyen ve namaz çizgisinde güzel işler yapanları da Cennet'le müjdelemektedir. Yüce Mevlamız namazı Peygamberimizin şahsında çocuklarımıza da öğretmemizi emretmiştir. Peygamberimiz , Rabbimizden eşleri ve çocuklarını namaza (yönlendirmesi) emrini alınca evli kızı Hz. Fatıma'yı sabah namazına kaldırmak için aylar boyunca Fatıma'nın evine uğramıştır ve bize de yedi yaşlarından itibaren çocuklarımızı namaza alıştırmamız görevini yüklemiştir. Yüce Mevlâmız, katındaki değerinden ötürü kendisinden sabırla ve namazla yardım istememizi emrettiği gibi, namaz kılıcı olabilmemiz için de kendisine duâ etmemizi Hz. İbrahim'in yakarışı örneğiyle bizlere öğretmiştir: "Allah'ım! Beni ve zürriyetimden gelecekleri namazı gereğince kılanlardan kıl... " Böylesi yüce bir ibâdeti kurumlarında engelleyenler ve onu irtica olarak niteleyip temel haklar ve özgürlükleri çiğneme nedeni kılanlar, Kurân ifadesiyle cezalandırılacak zalimlerin ta kendileridir. Ana kulluk görevimiz ve erdemimiz olan Namaza çağrımızı,önemini vurgulayan Peygamberimizin bir buyruğuyla pekiştirelim: "Parça parça edilsen ve yakılsan bile (putları, şahısları, ilkeleri, kurumları, rejimleri...) Allah'a ortak koşma. Farz kılınan namazları asla bırakma. İçki de içme. İçki bütün kötülüklerin anahtarıdır."

Soru - Cevap

  • Talak iddeti döneminde dialog ve tesettür nasıl olmalıdır?
  • Dini nikahım var... Ailemin zoruyla başkasıyla görüşmem nikaha zarar verir mi?
  • İslama göre kimler esir alınabilir?
  • Mazaretsiz kılınmayan namazın kazası olur mu?
  • Soru-Cevap Arama

     

    Siz de soru sorun

    Siz de soru sormak için tıklayınız.

    Anket

    Sizler için özenle hazırladığımız yeni web sitemi beğendiniz mi?



     

    Toplam Oylayan : 6358