Mahmut Efendi, Cübbeli, Karşıtlar ve Kahrolasıca Nefret Dilimiz

Mahmut Efendi, Cübbeli, Karşıtlar ve Kahrolasıca Nefret Dilimiz
I. “Kişiyi arkasından hoşlanmayacağı bir dille anmak” olan Ğiybet Rabbimizin yasağıdır ve açık bir haramdır. (Hucurat 12) Ğiybet insanlık onuruna tecavüzdür ve ölü kardeşinin etini yemek olarak köpek aşıdır. Ğiybetten mustarip ve müştekiyim. Rabbimin verdiği savunma hakkının Ğiybeti düşürdüğüne inanmasaydım yine de sabreder, Cübbeli ile ilgili yazı yazmazdım. ( Bakara 194, Nisa 148, Nahl 126)

Bu arada sosyal ilişkilerinde güvenilir olan gayr-ı müslim kişileri ğiybet etmenin de haram olduğuna ilişkin inancımı açıklamak isterim. (Dolaylı çıkarım için bak. Al-i İmran 75,Maide 5)

II. “Cübbeli Ahmet Kimdir? Öğrenmek istiyorum”başlıklı yazım, düşünülerek okunulmadığı için olacak, pek az kişi tarafından algılandı. Cübbeli’yi sevenler büyük bir fırtına kopardı. Üzüldüm, ama asıl büyük üzüntüm karşılaştığım saldırgan düzeysizlikti. Bir iki müstesna dışında içlerinde ana hatlarıyla olsun Kur’ân ve Sünnet bilen bir adama rastlamadım. Hatasız doğru bir cümle kullanılabileni de yoktu. Hele hele sergiledikleri saygısızlık ve kullandıkları nefret dili utanç vericiydi. Bunlar mı insanları merhametle kucaklayacak ehl-i tarîk müslümanlar? Allah böylesi dostları düşmanlarıma da vermesin. Bunlar yalnızca zarar üretebilirler.

III. “Kırk Yıllık Dostum Mahmut Efendi” başlıklı yazım da tarîkat karşıtlarınca aleyhimize deprem oluşturdu. Saldırılar başladı. Cübbeli’yi sevenlere nispetle biraz daha bilinçliydiler. İstisnaları çıkarsak, kullanılan dil aynıydı. Saygısız ve nefret dolu. Ben hayra vesile olamayacak böylesi insanlardan beriyim. Bunların bırakın nefretini, sevgisi bile erdem üretemez.

Tarîkatlerde görülen Şirk tezahürlerine karşı Tevhid ehli kesilen bu kişiler nedense İslâm’ı prangaya vuran yönetici Şirk jakoben laiklikle ilgili bir meseleri de yoktur. Ehl-i Tarîkin zaten yoktur.

Ama yadırgamayalım. Siyasilerimizin, yazar çizerlerimizin ve sanatçılarımızın dili farklı mı? Değil, değil de bizim daha seviyeli olmamamız gerekmez miydi?

IV. Gördüğüm lüzum üzerine “Kırk Yıllık Dostum Mahmut Efendi” başlıklı yazımı açmak istiyorum:

Kabul edilsin veya edilmesin; sevilsin veya sevilmesin, bağlıları ve sevenlerince Efendi veya Efendi Hazretleri denilen Mahmut Ustaosmanoğlu’nun Şeyhi olduğu İsmailağa cemaati ülkemizde siyasilerimizin de ilgi odağında olan büyük bir kitledir. Bu kitle üç beş yılda değil, üç çeyrek asırda oluşturulabildi. Hak veya batıl cephelerdeki bütün başarılar gibi samimi, bir diğer anlatımla ihlaslı çalışmaların ürünü oldu.

V. Yazımda geçen “Bu cemaat içinde iki değerli insan şehid edildi.” cümlesine de açıklık getireyim. Çünkü gösterilen bağnazlık beni ürpertti. Bu iki kişiden biri ‘Mahmut Efendi’nin damadı Hızır efendidir. Hakkında olumsuz bir tek söz duymadım. Camide vurularak şehid edildi. Şehid değerli olmaz mı?

Bir diğeri de Bayramali Öztürk’tür. Bu zatı yakından tanımam. Hatırladığım kadarıyla Peygamberimizi ilahlaştıran Şirk içerikli bir konuşmasını videodan izledim. Aynı tarikatın bağlısı olan dinleyicilerinden de itiraz gördü. Sevgiye dayalı şirk içeren konuşmasından tövbe etmiş olduğu hüsn-ü zannındayım. Kaldı ki bu kardeşimiz kıldığı namazın ardından yaptığı konuşma sonrasında camii içinde öldürüldü. Şehid edildiği inancında olduğum için katımda değerlidir. Başkalarının ne düşündüğü de benim için önemli değildir. Rüşdünü ispat edememiş olanlardan görüş alacak değilim.

VI. Birileri Mahmud Efendi ile kadim dostluğumu açıklamamı da içine sindiremedi. Kıymet ifade edermiş gibi nazarlarında öldüğümü ifade edenler de oldu. Bu yaklaşımı son derece tehlikeli bulduğum için bilgilendirici bazı açıklamalar yapmayı gerekli buluyorum.

Ben Mahmut Efendinin dostuyum, müridi değilim. Bildiğim bazı görüşlerini de yanlış buluyorum. Yazımda bunu saygılı ve dolaylı bir dille de açıkladım. Bu yazım sebebiyle bana yazılı olarak aktarılan bazı görüşleri –eğer doğru ise- onları da kabul edemem.

Bütün bunlar, beni seven, bana rica ederek Cuma kıldırtan, özel doktorunu evime kadar gönderip halimi sorduran zarif bir insanı sevmeme engel olabilir mi? Peygamberimizin örnekliği dostluğumu sürdürmemi gerektirmez mi?

-Salât üzerine olsun – Peygamberimizin bırakınız sahâbileri ile olan dostluğunu. O, adil fakat putperest olan kişilerle olan dostluğunu bile sürdürmedi mi? Taif dönüşü kendisini korumasını istediği müşrik Mutim bin Adiye olan vefasını, onun müşrik olarak ölümünden sonra, “Sağ olsaydı ve benden Bedir esirlerini salıvermemi isteseydi onları bırakırdım,” diyerek göstermedi mi?

O, müşrik amcası Ebu Talib’e dost değil miydi? Kur’ân ve Sünnet putperest ana babalara bile ihsanı emretmiyor mu? (Lukman 14) Bir insana, insan olarak dost olmak onun bütün fikirlerini benimsemek anlamına gelebilir mi? Bu ne bağnazlıktır? Muteriz olacaklar için hatırlatayım. Yasaklanan veli edinme, üzerimize egemen kılma ve adımıza hukuken tasarruf yetkisi vermedir. Allah sonumuzu hayreylesin.

VII. Mahmut Efendi ve Cübbeli

Cübbeliye karşı çıkmanın Mahmud Efendiye de kaşı çıkılmasını gerektirdiğini ileri süren bilinç ve erdem yoksunlarına da birkaç söz etmek istiyorum.

Bendeniz 50 yıldır tanıdığım Mahmut efendinin medreseli veya ilahiyatlı hiçbir hocamızı ğiybet ettiğini duymadım. Bırakınız alaycı, iftira edici ve nefret saçıcı bir dile yermeyi, ğiybetini bile bilmiyorum. Cübbeli, Mahmut Efendinin yanında bulunmuş/yetişmiş olabilir. Ama onun ahlâkından beridir ve nefret saçan bir odaktır.

Kişinin karşı çıktığı hatta zararlı gördüğü görüşler olabilir. Bunlar saygılı bir dille eleştirilebilir. Kur’ânımızın emri gereği en güzel yöntemle de tartışılabilir. (Nahl 125; Ankebût 46)

Sonuç

Yaşlandım, siyaseti de çeyrek asırdır programlar yaptığım televizyon dünyasını da ve zaman zaman ilişki kurmak isteyen gizli ve derin güçlerin dahlini de az çok bilirim. Söz konusu, cinayetlerin de işlendiği İsmailağa cemaati olunca bu bilgilerim daha da önem kazanıyor.

Büyük bir cemaatin sağduyu yoksunu bir nefret diliyle yönetilmesi ve yönlendirilmesine şiddetle karşıyım ve bunu düşünmek bile istemiyorum. Unutmadan…

İktidara, muhalefete, cemaatlere ve tarîkatlere ne uzağım ne de yakınım. Bu güne kadar beklentim de korkum da olmadı. Yalnız Kur’ân ve Sünnet’in yanındayım. Allah yardımcımızdır. O ne güzel vekildir; ne güzel dost, ne güzel yardımcıdır.

Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/mahmut-efendi-cubbeli-karsitlar-ve-kahrolasica-nefret-dilimiz-5-518h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim