Kanayan Yaramız Çocuk Gelinler


Yetişkin Olmayan Kız Çocuğu Evlendirilebilir mi?
Kanayan Yaramız Çocuk Gelinler
Ülke gündeminde yer tutan, derin tartışmalara, şiddetli protestolara sebebiyet veren “Çocuk Gelin” meselesine Kur’ânî bir bakış.

Söz ve mâna olarak Allah’ın Kitabı olan ve vahiy yoluyla Peygamberimizin kalbine indirilmiş olup orijinalitesini ihtişamla koruyan Kur’ân’a göre evlendirilemez.

Geleneksel kültürümüzde onaylanan, görsel-yazılı medyada “Çocuk Gelinler” manşetleriyle yer verilerek gündeme getirilen, filmlere konu edilen ve daha da acısı yurt içi ve dışında İslâm’a saldırı vesilesi kılınan, bu mevzuya açıklık getirme gereğini duyuyoruz.

A. Kur’ân-ı Kerîm’de, evlenilebilecek ve dolayısıyla cinsel ilişkiye girilebilecek ka­dınlar için, yetişkin kadınlar anlamına “en-Nisâ” sözcüğü kullanıl­makta ve onlar için ekin bitirici tarla benzetmesi yapılmaktadır. (Nisâ 3,4; Bakara 222) Ekin bitirici tarla olabilmek için adet görme –yumurta üretme anlamına ergin olmak gerekir.

Evli kadın anlamına da Hz. Nûh’un ve Hz.Lût’un eşlerinde örneklendirildiği üzere “en-Nisâ” kelimesinin tekili olan “İmreetün” kullanılmaktadır. (Tahrim 10, 11) Ayrıca evlenilecek “en-Nisa”nın beğenilecek ölçüde hoş olması da öğütlenmektedir ki kadın olarak beğenilme ve erkekler olarak beğenme de ancak yetişkinler için söz konusudur.(Nisa 3)

B. Kur’ân-i Kerîm’de hür veya esir, Müslüman veya gayr-ı Müslim nikâhlanılabilecek kadınlara ilişkin olarak ancak iradeli yetişkinler için düşünülebilecek olan “Allah’a ortak koşmama ve Muhsan olma/namuslu olma” şartı getirilmektedir. (Bakara 220; Nisâ 24, 25; Mâide 5) Ergin olmayanlar için iradeli yetişkinlik düşünülemez. Bir diğer anlatımla yetişkin olmayan kişiler için imanlı ve namuslu olma söz konusu edilemez.

C. Kur’ân, evlendirilecek olan kişiler için kocasız kadın veya kadınsız erkek anlamına “el- Eyama” sözcüğünü kullanmak­tadır. (Nûr 32: Rağib Müfredat Eyyim…) Kocasızlık veya kadınsızlık ise erginler için söz konusudur.

D. Kur’ân, erkek ve kız yetimlere mallarını verebilmek için ergenlik olan el-Nikâh’a erilmesini ve ayrıca ruhsal olgunluk olan Rüşd’ün aranmasını öğütlemekte/emretmektedir. Nisâ sûresinin 6.âyetinde şöyle buyrulur:

“Yönetiminiz altındaki yetimleri ergenlik çağına erişinceye (el-Nikâh) kadar deneyin, Eğer onlarda kendileri ve mallarını yönetebilecek bir olgunluk görürseniz (Rüşd) geciktirmeksizin mallarını onlara teslim edin…”

Malın teslim alınması için gerekli olan ergenliği içeren Rüşd’ün, mehir alıp vermeyi ve cinsel ilişkiyi içeren evlilik için daha bir gerekeceği açıktır. Ergenlik doğrudan rüşdü gerektirmese de rüşd ergenliği gerektirir.

E. Kur’ân’da erkeğin kadına mal-para olarak mehir vermesi, kadının da -evleneceği erkek tarafından- kendisine bir hak olarak verilmesi gereken mehirin miktarını, sözleşme sonrasında azaltabileceği bildirilmektedir:

“…Mehir belirlendikten sonra onu aranızda karşılıklı rıza ile artırıp eksiltmenizden ötürü günaha girmiş olmazsınız…” (Nisâ 4/6,24)

İslâm Hukuku’nda mehir verme-alma türü geçerli parasal tasarruflar ise ancak Rüşde ererek olgunlaşmış yetişkin kadınlar için düşünülebilir.

F. Yetişkin olmayan kız çocuklarının evlendirilemeyeceğine ilişkin bir delilimiz de Kur’ân’ın (Talâk 4) boşanma sonrası bekleme süresini, âdet gören kadınlar için üç âdet dönemi (Bakara 2/228), âdetten kesilen ve hiç âdet görmeyen kadınlar için üç ay, gebeler için doğum yapıncaya kadar geçecek süre olarak belirlemesi, daha açık bir anlatımla ergenlik sonrası ile irtibatlandırmasıdır. Talâk sûresinin 4.âyetinde şöyle buyrulur:

“Durumları hakkında tereddüt geçireceğiniz âdetten kesilmiş kadınlarla âdet görmeyen kadınların iddet (bekleme) süresi üç aydır. Gebe kadınların bekleme süreleri ise doğum yapmalarıyla sona erer. Allah, koyduğu (boşanma ilgili yasaları dâhil) buyruklarına aykırılıktan korunanların işlerini kolaylaştırır.”

Burada öneminden ötürü Talak/Boşanma sûresinin 4. âyetinin yanlış olarak anlamlandırılan “Lem yehızn/âdet görmeyen” kadınlar ifadesinden hareketle ergenliğe ermemiş kız çocukları ile “ilişki içeren evlilikler yapılabileceği” şeklindeki görüşlerin Kur’ân’a aykırılığına değinmek gereğini duyuyoruz. Üstelik bu âyetin âdet görmeyen ve ruhsal gelişimini tamamlayamayan kız çocuklarının evlendirilemeyeceği konusunda delilimiz olduğuna açıklık getirmek istiyoruz.[1]

Boşa(n)ma konusuyla ilgili bu âyette (Lem yehızn) ifadesiyle sözü edilen kadınlar, henüz âdet görmeyen kadınlar değil, değişik fizyolojik nedenlerle âdet görmeyen kadınlardır. “Henüz âdet görmeyen kadınlar” anlamı verilebilseydi, boşanmalarından söz edilen çocuk kadınların evlilikleri de onaylanmış olurdu.

Bu âyette ergenlik öncesi kız çocukları için kullanılamayacak olan âdet görme fiili (Lem yehızn) kullanılmaktadır.

“Lem yehızn”, ‘Lem’ edatı sebebiyle mazi anlamına gelen ve olumsuzluk ifade eden “fiili muzari cehdi mutlak” kipi olup çeşitli nedenlerle hiç âdet görmemiş kadınlar anlamındadır. Eğer “lem yehızn” ifadesi, “henüz” mânasına gelen “Lemmâ” ile “Lemmâ yehızn” şeklinde gelseydi, “henüz âdet görmeyen kadınlar” şeklinde bir anlam verilebilirdi. Böylece ergenlik öncesi küçük çocukların ilişkiye girilecek şekilde evlendirilebileceklerine delil getirilebilirdi.[2] Ama böyle gelmedi.3 Kaldı ki böyle bile gelseydi yukarıda kullanılan argümanlar ışığında yoruma gidilerek -kız çocuklarının ergenlik öncesinde evlendirilebileceğine- onay verilemezdi.4

Bütün bu Kur’ânî deliller ve benzerleri ergin ve ruhsal gelişimli olma­yan kız çocukların evlendirilemeyeceğini göstermektedir. Bu sebeple, Kur’ân bildirileriyle çelişen ve çatışan bilgiler hangi tarihsel kaynakta zikredilirse edilsin hiçbir şekilde kabul edilemez ve olumlu yönde yorumlanamaz. Kabul edilip meşrulaştırıcı yorumlarda bulunulması, İslâm’ı kendi çocuklarının eliyle tecavüze uğratmaktır. 5

Önemli Not: Yapılan açıklamalar dikkatten kaçırıldığı için Kur’ân mütercimleri mealcilerimizin çok büyük çoğunluğu, örneğin Süleyman Ateş başta olmak üzere, genelde onu izleyerek makaslama yöntemiyle meâl yazan mütercimlerin hemen hemen hepsi, “Lem yehızn” e “Henüz âdet görmeyenler” şeklinde “lemmâ yehızn” anlamı vermiştir. Bilinen bir başvuru kaynağı haline gelen Elmalılı Hamdi Yazır ise tefsirinde “hayız görmeyenler” şeklinde doğru anlam vermiş, fakat onun tefsirini sadeleştirenler “ henüz âdetini görmemiş bulunanlardan” şeklinde hatalı aktarımda bulunmuşlardır. Bak.Hak Dîni Kur’ân Dili, Zaman, 8/102.

Böylece bilmeyerek Kur’ân’ı kendi içinde çelişkili duruma düşürmüşlerdir.

-----------------------

[1] Bir hanım doktorumuzun şu can yakıcı tespitlerini ibretle okumalıyız:

Hastanemize adli olay olarak örneğin 7-9 arası kız çocuklarımızın tecavüzü getirilmişti. Henüz vajeni 3-4 cm olan esneme ve kıvrım yeteneği kazanmamış, vajinal küçük dudakları bile oluşmamış bu çocuklarımızın yırtıklarını, korkularını, kanamalarını görmüş bir anne olarak yüreğim sızlar. Bu çocukların yaşları küçüldükçe kanama ve enfeksiyon nedeni ile ölüm oranları artmaktadır.

Şimdi tam burada Hanefilerin şu içtihadına bakıp da utanç duymamak mümkün müdür?

Anne kız olacakları için bir adamın iki eşinden büyüğü küçüğünü emzirirse ikisi de o kişiye haram olur.” (Mevsıli, el-İhtiyâr,Kitabür-Redâ)

Evlilik engeli süt akrabalığının oluşabilmesi için çocuğun iki yaşını geçmemiş olması gerekir. Şimdi soralım: Bir adamın iki yaşında kız çocuğu nasıl eşi olabilir? Hangi İslâm düşmanı İslâm’a daha büyük darbe vurabilir!

[2]“Lem” ve “Lemmâ” edatları ile “Lemmâ” nın “Henüz” anlamı için bak. Muhammed Zihni el-Muktedab. 357-8, Zerkeşi el-Burhan,”Lemma”, 4/382

3 Âyetten çocukların zifafsız olarak evlendirileceği anlaşılmaktadır da denilemez, çünkü Ahzab sûresinin 49. âyetine göre ilişkiye girilmeyen kadının iddeti yoktur. Kaldı ki mükellef olmadığı için ergenliğe ermemiş kız çocuğuna iddet bekleme görevi de yüklenemez.

4 Geleneksel fıkhımızın konumuzla ilgili Kur’ân ile çelişkili ictihadları için bak. Vehbe Zühaylî İslâm Fıkhı Ansiklopedisi 9/145; Mevsıli, el-İhtiyâr, III/94; Kâsânî, Bedâî, IV/18; Ö.N.Bilmen H.İ.ve I.F.Kâmusu, II/ 43.

5 Bu mevzuda – Allah şanını yüceltsin- “Peygamberimizin Hz Âişe ile evliliği gündeme getirilerek olumsuz yargı için zemin hazırlanmak istenmektedir. Hz.Âişe’in yaşı ile ilgili olarak 9-19 arası şeklindeki rivayetler kesin bilgi ifade etmemektedir. Ancak bütün rivayetler zifafı içeren evliliğinin ergenlik sonrasında ve rüşd döneminde olduğunda birleşmektedir. Bizim için önemli olan da budur. Bak Bünyamin Erol, Hz.Âişe, Kaç Yaşında Evlendi? Dokuz mu Ondokuz mu? İslâm^Araştırmalar Der. Cilt 19,sayı 4; Buharî Menakıbül-Ensar 44, Tecrid-i Sarîh …Hn.1553)

Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/kanayan-yaramiz-cocuk-gelinler-5-534h.html




Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim