Kadınlar da Cemâat Namazlarına Katılmalıdır

Kadınlar da Cemâat Namazlarına Katılmalıdır
İnsanlık içni ilahî bir hayat düzeni olan ve ebedî hayatın mutluluğunu da içeren İslâm Dini'ni, Allah'ı yüceltme ve insanlara adalet ve merhamet olarak özetleyebiliriz. Bu Yüce Din, insanı Allah'a bağlayacak ana rabıta olan namazı, O'nu yüceltmenin merkez ibâdeti kılmıştır.

İnsanlık içni ilahî bir hayat düzeni olan ve ebedî hayatın mutluluğunu da içeren İslâm Dini'ni, Allah'ı yüceltme ve insanlara adalet ve merhamet olarak özetleyebiliriz.

Bu Yüce Din, insanı Allah'a bağlayacak ana rabıta olan namazı, O'nu yüceltmenin merkez ibâdeti kılmıştır.Namaz kılmak için oluşturulacak birliktelikleri de insanlara gösterilmesi gerekecek adalet ve merhametin hareket noktası kılmıştır.

Bu sebeple erkek ve kadın bütün müminler namazla emredilmiş ve cemaat namazlarıyla emredilip öğütlenmiştir.

Beraberce kılınması farz olan Cum'a, müekket sünnet-vâcib olan Bayram namazları yanısıra beş vakit cemaat namazlarına katılıma teşvik edici hadislerinde Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

"Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha üstündür."

Salât ve Selâm üzerine olsun o, cemâat namazlarına gelirken atılacak her bir adımın sevab kazandıracağını bildirmiş, bu adımların çokluğunun günahları bağışlatacak amellerden olduğunu da müjdelemiştir.**

Sevgili Peygamberimiz cemâat namazlarına katılmamanın sorumluluğunu açıklamak için de şöyle buyurmuştur:

"Düşünüyorum da müminlere namaz kıldırması için bir kişiyi görevlendireyim. Sonra da bana eşlik edecek odun demetleriyle yüklü adamlarla beraber cemaat namazlarına katılmayan insanların üzerlerine yürüyeyim de evlerine başlarına yaktırayım."*

Müminler, vakit namazları, cuma, bayram ve de cenaze namazları cemaatine katılımla emredilmiş/öğütlenmiş olmakla beraber hastalık, yolculuk, hava muhalefeti ve namaz kılınacak camilere uzaklık gibi meşrû mazeretler sebebiyle onlara katılmama ruhsatı da verilmiştir. Ancak özel halleri, hamilelik-çocukluluk durumları ve de toplum örfüne göre üstlenmeleri gerekecek ev işleri sebebiyle mümin kadınlara verilen ruhsat/izin ise daha kapsamlı tutulmuştur. Bir diğer ifadeyle onlara mazeretlerini değerlendirerek katılıp katılmama özgürlüğü tanınmıştır. Çünkü Allah, dini ölçülere göre yaşanırken güç yetirilemeyecek zorluklara uğranılmasını istemez.

Sevgili Peygamberimizin kurduğu ilk İslâm toplumu, açıklanan doğrultuda cami merkezli olarak oluşturulurken erkeklerin yanı sıra kadınlar da bu merkezde yerlerini almıştır. Ne var ki İslâm Dünyası'nın bazı coğrafyalarında kadınlara verilen ruhsat, yasağa dönüştürülmüştür.

Hz. Peygamberin uygulamalarıyla meşrûiyet kazanmış hiç bir alanda içtihatlara cevaz yok iken "fitne"nin yaygınlaştığı gerekçesiyle kadınlar cemaat namazlarından koparılmışlardır. Üzülerek ifade edelim ki Anadolu coğrafyası da Kur'ân ve Sünnet'le çelişen, bir diğer anlatımla İslâmî yaşayışta sonradan ortaya çıkan bu bid'atın zuhur alanlarından biri olmuştur.

Biz bu incelememizde Hz. Peygamber dönemi uygulamalarını delilleriyle sunarak mevzûmuza açıklık getirmeye çalışacağız. Ancak konumuzu ana hatlarıyla açıklığa kavuşturacak bir genel kuralı öncelikli olarak hatırlatmakta fayda görüyoruz:

Kadınlara özgü ifade kalıpları kullanılarak vaz' edilen hükümler yalnızca kadınlara yöneliktir. Ancak, erkek -kadın ayırımı yapılmaksızın ve de kadınlar istisna edilmeksizin erkek ifade kalıpları kullanılarak verilen tüm öğütler, konulan bütün emirler ve yasaklar erkekler gibi kadınları da içine alır.

Bu sebeple beş vakit, cuma, bayram ve cenaze namazlarının cemaatle kılınmalarının meşruiyeti, faziletleri ve erdireceği sevaplarla ilgili Nebevî buyruklar, erkekler yanı sıra kadınlara da şamildir. Hususi deliller aramaya gerek yoktur. Böyle olmakla beraber biz konumuzu özel argümanları ile belgelendireceğiz.

 

Kadınların beş vakit cemaat namazlarına katılması

Erkekler ve kadınlar tarafından kılınması dini yükümlülük bakımından farz olan beş vakit namazın birliktelik içinde eda olunması genel kabule göre müekked sünnettir. Farziyet ölçüsünde bir görev olmadığı fakat meşrûiyeti ve fazileti bakımından erkekler gibi kadınları da kuşattığı için kadınlar Peygamberimizin döneminde akşam, yatsı ve sabah namazları dahil bütün cemaat namazlarına katılırlardı.

Kur'ân vahyi ile kıblenin Kudüsteki Mescid-i Aksa'dan Mekke'deki Mescid-i Haram'a çevrildiği günün öğle namazında Kıbleteyn mescidinde 19 erkek yanısara 13 kadın vardı.1 İslam bilginlerinin isim isim yaptıkları bu tesbitte kadınların erkeklere oranı % 40.3'dü. Bu oran hemen hemen her namazda korunuyordu. Aşağıda sunacağımız örnekler bu gerçeği kanıtlayıcı niteliklidir.

1- Buhârî ve Müslim'in aktarımına göre sevgili annemiz Hz. Âişe şöyle anlatıyor:

  Hz. Peygamber sabah namazını fecrin hemen akabindeki alaca karanlıkta kıldırırdı. Bu sebeple sabah namazından dönen kadınlar karanlıktan ötürü tanınmazlardı.2

2- Buhârî Sahîhinde "Kadınların akşamları ve sabahın koyu karanlıklarında namaza gitmeleri" başlıklı babında şu haberi rivayet ediyor:

  Bir akşam Hz.Peygamber yatsıyı biraz erteleyince kadınlar uyumaya başlar. Bunun üzerine Hz. Ömer durumu Allah'ın Resûlüne bildirir. Hz. Peygamber gelir, yeryüzünde kendilerinin benzeri hiç kimsenin namaz için beklemediğini açıklayarak onları müjdeler.3

3- Hz. Peygamber kadınlara yönelik öğütlerini de onlar için belirlediği günde camide veriyordu.4 Bu sebeple olacak kadınlar Mescid-i Peygamberîde buluşup oturuyorlardı. Bir defasında Mescidde bulunan kadınlar topluluğuna eliyle de işaret ederek onları selâmladı.5

4- Aşağıda sunacağımız olaylar da kadınların cemaat namazlarına katıldığını gösteriyor. Yezid kızı Esma anlatıyor:

  Allah'ın Resûlü iki saf erkek ve iki saf kadından oluşan topluluğa namaz kıldırdı ve onlara ‘olduğunuz yerde kalın'  dedikten sonra, ayrı ayrı oturan erkeklere ve kadınlara sordu:

  -Galiba içinizde karısı ile yaptıklarını açıklayan erkeklerle, kocası ile yaptıklarını açıklayan kadınlar var, öyle mi?

  Topluluktan bir cevap çıkmayınca şöyle dedim:

  - Evet, var ya Resûlullah! Allah'a yemin ederim ki erkekler de bu şekilde konuşuyor, kadınlar da böylesi laflar ediyorlar.

  Benim bu açıklamam üzerine Allah'ın Resûlü Hz. Muhammed şöyle buyurdu.

  - Cinsel Hayatınızı açığa vururcasına konuşmayınız. Bu şekilde konuşan erkek ve kadın, erkeği dişisine rastlayan ve insanlar kendilerine bakıp dururken erkeği dişisinin işini bitiren erkek ve dişi şeytan gibidir.6

5- Safiye b. Şeybe anlatıyor:

  Hz. Âişe'nin (r.anha) yanındaydık. Kureyş kadınlarından ve onların faziletlerinden söz ettik.

  Hz. Âişe de şöyle buyurdu:

  -Gerçekten Kureyş kadınlarının üstünlükleri vardır. Amma Allah'a yemin ederim ki Allah'ın Kitabı'na iman ve O'nu doğrulama husûsunda Ensar kadınlarından daha üstünü görülmedi.

  Nûr Sûresi'nin "...Mü'min kadınlar baş örtülerini yakaları üzerine indirsinler..." âyeti indirilince onların erkekleri ailelerine gelerek onlara Nûr Sûresi'nde (31) Allah'ın kendileri için indirdiği âyeti okudular.

  Evet, her bir erkek karısına, kızına, kızkardeşine ve her bir akrabasına indirilen âyeti okudu.

  Kendilerine bu âyeti okununca onlardan her bir kadın, Allah'ın Kitabı'na iman ve onu tasdik etmiş olmak için hemen örtüsüne yöneldi ve başörtüsüyle başını iyice kapadı.

  Baş örtüsü ile ilgili âyetin indirildiği günün ertesi sabahında baş örtülerine sımsıkı sarılmış oldukları halde Allah'ın Resûlü'nün arkasında namaza durdular.

  (Dıştan bakıldığında) Sanki başları üzerinde kargalar varmış gibi görülüyorlardı.7

  Kadınların cemaat namazlarına katılımı hiç şüphesiz Allah'ın Rasûlü'nün onayları ve teşviklerinden kaynaklanıyordu. Çünkü O, "Kadınların camilere gitmelerini engellemeyiniz." buyuruyordu.8 Özellikle de akşam, yatsı ve sabah namazlarına katılımlarının engellenebileceğini sezinleyerek sahabîlerini şöylece uyarıyordu:

  - Onlar geceleri namaza katılmak için sizden izin istediklerinizde izin veriniz.9

  Bütün bu uyarılar ve yüreklendirmeler sonucu olacak ki çocuklu kadınlar bile çocuklarıyla namaza katılıyorlardı. Çocuklarıyla katılımlarından ötürü de Peygamberimizin kolaylaştırıcı ilgilerine mazhar oluyorlardı.

6- Salât ve Selâm üzerine olsun- Bir defasında O, şöyle buyurmuşlardır:

  Ben uzatmayı arzu ederek namaza dururum da bir çocuğun ağlamasını işitir, onun annesine güçlük çıkarıp üzmekten hoşlanmadığım için namazı kısa keserim.10

  Kıldırdığı sabah namazlarının birinde namazı kısa tutmasının sebebi sorulduğunda, "Ağlamasını işittiği çocuğun anasını rahatlatmak olarak" gerekçelendirdiğini Hz. Muaz b. Cebel şöyle anlatıyor:

  Hz. Peygamber (bir sabah) sahâbîlere Kur'ân'ın en kısa iki sûresini okuyarak sabah namazını kaldırdı. Namazı bitirince Hz. Muaz sordu:

  - Ya Resûlellah! (Bu sabah) kıldırdığınızı gördüğüm namaz gibi (çok kısa) namaz kıldırdığınızı hiç görmedim. (Sebebi nedir? Açıklar mısınız?)

  Allah'ın Resûlü şöyle buyurdu:

  - Arkamdaki kadınlar safından (yankılanan) çocuk ağlamasını işitmedin mi? Çocukla ilgilenmesi için (bir an önce anasını) salıvermeyi istedim."11

  Kadınlar düzenli olarak cemaat namazlarına katıldıkları için onlara yönelik cami içi kuralları da konulmuştur.

7- Peygamberimizin eşi Ümmü Seleme annemiz de şöyle naklediyor:

  Kadınlar farz namazlarını kıldıklarında hemen kalkarlardı. Hz. Peygamber ise bir süre otururdu. O'nun kalkmasıyla birlikte erkekler de kalkardı.12

  Böylesine bir tedbir alınmakla birlikte, namaz çıkışlarında kadın-erkek iç içeliği yaşandığından Hz. Peygamber kadınları şöylece uyarır:

  -Sizler geri kalınız. (Erkeklerin önünden ve) yolun ortasından gitmeniz uygun değildir. Yolun kenarlarından yürüyünüz.

  Peygamberimiz, kadınlar için günümüze kadar varlığını koruyan ve Babûn-Nisa denilen özel bir kapı ayırmıştı.13

  Sevgili Peygamberimiz, kadınların camiye gelirken güzel koku sürünmemelerini ve erkeklerin arkasında saf tutmalarını vs. emir buyurmuştur. Erkeklerle bakışmalardan daha çok koruyucu olacağı için de kadın saflarının en değerlisinin sonuncusu olacağını bildirmiştir.

Aşağıda sunacağımız hadisler bu gerçekleri açıklamaktadır:

"Allah'ın kadın kullarının camilere gelmelerini engellemeyiniz. Onlar da koku sürünmeksizin camilere gelsinler."

"Koku kullanan kadın yatsı namazını bizimle birlikte kılmasın."

"Koku sürünerek camiye gelen kadının namazı kabul olunmaz."

Erkeklerde don (sirval) giyme yaygın değildi. Erkeklerin avret yerlerini görmemeleri için Peygamberimiz şöyle buyurdu:

"Sizden Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman eden kadınlar, erkekler secdeden başlarını kaldırmadan, başlarını kaldırmasınlar."

"(Etkileşimden uzak kalacakları için) erkeklerin saflarının en hayırlısı birinci saftır. Kadınların saflarının en hayırlısı ise sonuncu saftır."14

Verilen bütün bu örnekler Hz. Peygamber döneminde kadınların da yatsı ve sabah dahil cemaat namazlarına katıldıklarını göstermektedir. 

Kadınların Cuma namazına katılması

Beş vakit namazdan farklı olarak mutlaka cemaatle kılınması gerekli olan Cuma namazı Yüce Rabbimizin erkek-kadın ayırımı yapmaksızın Kur'an'ın Cuma sûresinin 9. âyetiyle emrettiği bir namazdır. Allah'ın Resûlü Hz.Muhammet de ayırım yapmamış, Cuma namazı erkekler gibi kadınlara da meşrulaştırılmıştır. Ancak meşrû mazeretler sebebiyle erkeklere olduğu gibi kadınlara da Cuma namazlarına katılmama ruhsatı verilmiştir.

Cuma namazının kadınlar için görev olmaktan çıkarıldığına ilişkin bir tek sahih hadis yoktur. Örneğin 5474 hadis rivayet eden Ebû Hüreyre'den, 2630 hadis rivayet eden Abdullah b. Amr'dan, 2286 hadis rivayet eden Enes b. Malik'ten ve sürekli olarak Peygamberimizle birlikte olan ve ondan 2210 hadis rivayet eden annemiz Hz. Âişe'den ve diğer bilinen kadın sahabilerden kadınlardan Cuma namazının düşürüldüğüne dair bir tek hadis gelmemiştir. Hadislerin Hanefî Mezhebi müctehitlerinin istidlal ettiği "Çocuk, esir/köle, kadın ve hasta dışında Allah'a ve Âhiret Gününe inanan kişiye Cuma günü Cuma Namazı farzdır" hadisi dahil bütünü delil getirilemeyecek türde zayıf hadislerdir.

Bu konudaki hadislerin hadis tekniği bakımından en kuvvetlisi olan Ebû Davûd'un Tarık b. Şihab'dan rivayet ettiği "Cuma namazı esir, kadın, çocuk ve hasta dışındaki bütün ergin müminlere farzdır." anlamındaki hadistir. Tarık b. Şihab, Hz. Peygamberi görmüş fakat ondan hadis rivayet etmediği için bu hadis delil olarak getirelemeyecek türden zayıf (Mürsel) bir hadistir.15

Cuma namazlarına katılımlarının görev olmaktan çıkarıldığına ilişkin sözlü bir Sünnet olmamakla birlikte mazeretlerini takdir yetkisiyle donatılarak katılımda özgür bırakıldıkları da bir gerçektir. Böyle olması da gerekirdi. Zira namazdan yasaklı oldukları özel halleri, ayrıca hamilelik ve çocukluluk gibi katılımlarını engelleyici durumları onları mazur kılmaktadır.

Aşağıda sunulacak rivayetler kadınların Hz. Peygamberle birlikte Cuma Namazlarını kıldıklarını kanıtlamaktadır:

a- Kadınlar Hz. Peygamberle birlikte Cuma namazlarını kılarlardı. Ne var ki hoş kokular sürünerek namaza gelmemeleri konusunda uyarılırlardı.16

b- Allah'ın Resûlü, kadınları da muhatab alarak şöyle buyurmuştur:

"Erkekler ve kadınlardan cumaya gelecekler yıkansınlar. Gelemeyecek erkekler ve kadınların yıkanmaları gerekmez."17

c- "Bir ticaret ve eğlence gördüklerinde seni ayakta bırakarak ona koşarlar..." anlamındaki Cuma sûresinin 11. âyetinde işaret edilen olayda, Hz. Peygamber minberde hutbe okurken ticaret kervanının geldiğini duyan bazı sahâbiler, cumayı terkederler. İ. Abbas'ın rivayetine göre geride 13 erkek 7 kadın kalır.18

Bu rivayet Hz. Peygamber döneminde kadınların Cuma namazı kıldıklarını gösterir.

d- Harise kızı Ümmü Hişam şöyle anlatıyor:

Ben, Kaf sûresini Cuma namazlarında Hz. Peygamberin dilinden öğrendim. Çünkü O, her Cuma günü minberde Kaf sûresini okurdu.19

Aşağıda sunulacak olay da halifeler döneminde kadınların Cuma'ya katıldıklarını göstermektedir.

e- Bir Cuma Hutbesinde Halife-i Müslimin Hz. Ömer kadınlara fazlaca mehir verildiğinden şikâyetle mehrin sınırlandırılmasını ister. Bunun üzerine bir kadın ayağa kalkar ve onu şiddetle eleştirir ve ona Nisa sûresinin 20. âyetini okuyarak "... yüklerle mehir vermiş olsanız bile..." diyen Kur'ân'a aykırı hareket ettiğini ve mehrin sınırlandırılamayacağını söyler.

Anılan âyeti dinleyen Ömer "İnsanlar Ömer'den bilgili" diyerek dileyenin istediği gibi davranabileceğini bildirir.20

Beraberce kılınmaları sünnet-i müekkede olan vakit namazlarına muntazaman katılmaya çalışan kadın sahâbiler, hiç şüphesiz cemaatle kılınması farz olan Cuma namazlarına da iştirak etmişlerdir.

Hz. Peygamber ve sahâbîler döneminde onların vakit namazlarından ve de Cuma namazlarından şu veya bu gerekçeyle engellendiklerine dair hiçbir rivayet de gelmemiştir.

Cuma namazını kılan kadınların o günün öğle namazını kılmaları gerekmeyeceği şeklindeki bütün fıkıh mezheblerimiz tarafından da doğrulanan görüş de zannedilenin aksine kadınlardan Cuma namazının düşmediğini gösterir. Zira düşmüş olsaydı kadınlar için Cuma namazı nafile, öğle namazı da farz olurdu. Nafile olan Cuma namazını kılmakla farz olan öğle namazı yerine getirilmiş olamazdı.

Yapılan açıklamalar ışığında kadınların Cuma namazı cemaatlerine katılımlarıyla alakalı olarak Kurân ve Sünnet'in rûhuna uygun olarak söylenebilecek söz Cuma namazına katılmaları gereğidir. Asıl olan katılmalarıdır. Ancak yolculuk ve hastalık gibi erkeklerle müşterek olan katılımı engelleyici mazeretler yanı sıra onların ay hali gibi kendilerine özgü dinî, tıbbî ve çocuk ve hasta eşin bakımı gibi örfî mazeretleri onlar için yanlızca katılmama ruhsatı oluşturabilir.

Kadınların Bayram namazlarına katılması

Bayram namazı ergenlik çağı yaklaşanları dahil erkek-kadın bütün müminlerin müekket sünnet-vacip ölçüsünde kılmakla yükümlü oldukları bir namazdır. Bu sebepledir ki Hz. Peygamber döneminde kadınlar bayram namazlarına katılırlardı. Peygamberimiz kendi eşleri ve kızlarını da bayram namazına yönlendirirdi.21* Açık ve kesin rivayetler bu gerçeği doğrulamaktadır. Yağmur sebebiyle bir defa Mescid-i Nebî'de kılınmakla beraber bayram namazları açık alanda kılınırdı.

Buhârî, Allah'ın Resûlü'nün bir Ramazan bayramında kadınlara özel olarak öğüt verdiğini ve onlardan fakir Müslümanlar için yardım topladığını aktarır.22

Cuma namazlarından farklı olarak Peygamberimiz adetli olanları dahil istisnasız bütün kadınların bayram namazlarına katılmalarını emir buyururdu. Kadın sahabilerden Ümmü Atıyye şöyle anlatıyor:

Hz.Peygamber bütün ergin kadınların ve ergenliğe yaklaşan kız çocukların bayram namazına getirilmelerini emir buyurunca, ‘Âdetlilerimiz de mi gelecek?' dedik. ‘Evet onlar da gelecek' buyurdu ve emirlerinin gerekçesini şöylece açıkladı:

(Gelsinler de) bayram sabahının kutsal heyecanını soluklasınlar ve yapılacak ibadet ve duaya tanık olsunlar.23

Peygamberimiz giyecek cilbab türü elbiseleri olmadığı için gelemeyeceklerini ileri süren fakir kadınlara da komşularının giysi vermeleri emrini vermiştir.24

Ümmü Atıyye, Mescid-i Nebî dışında açık alanda kılınan bayram namazında âdetli kadınların arka kısımda yer aldıklarını ve cemaatle beraber tekbir getirdiklerini açıklıyor.

Vakit, cuma ve cenaze namazlarına nisbetle kadınlar için bayram namazlarının daha bir ayrıcalığı vardır. Zira Peygamberimiz kadınların örneğin vakit namazlarına gelmelerine mani olunmaması şeklinde emir buyururlarken bayram namazlarına getirilmelerini emretmektedir.

Hz. Peygamber özel hallerini yaşayan kadınların bile bayram namazlarına getirilmelerini emir buyururken insan, fitne yaygınlaşır gerekçesiyle kadınları bir ömür boyu bayram namazlarından yoksun bırakan anlayışın İslâm'la nasıl bağdaştırılabildiğine bir türlü akıl erdiremiyor.* 

Kadınların Cenaze namazına katılması

Sevgili Peygamberimiz, cenaze namazına katılmanın müminlerin birbirileri üzerindeki haklarından biri olduğunu bildirmiştir. Cenaze namazı kılmanın en az Uhut dağı büyüklüğünde sevap kazandıracağını müjdelemiştir.25

Bir duâ olan cenaze namazına katılım erkekler gibi kadınlara da meşrû kılınmıştır. Ne var ki genelde bütün müminlere, - bir kişinin üstlenmesiyle diğer kişilerden düşen- farz-ı kifaye bir görev olarak yüklenen cenaze namazı, özelde kadınlara sevaplarını arzu etmeleri halinde iştirak edilebilecekleri bir ibadet kılınmıştır.

Kadınların cenaze namazı kılıp kılamayacaklarını diğer insanlardan daha iyi bilme konumunda olan Hz. Âişe validemiz sahabî Sa'd b. Vakkas'ın cenaze namazını kılmak içni, na'şın Mescid-i Nebi'ye getirilmesini istemiştir.26 Hz. Ömer de Utbe'nin cenaze namazını kılması için Utbe'nin annesi olan eşini cenaze namazını kılması için beklemiştir.27 Kadınların Hz. Peygamberin cenaze namazını teker teker kıldıkları da bilinen tarihî gerçeklerimizdendir.28

Hz.Peygamber ve sahabe devri uygulamaları açık olduğu için İslâmî fıkıh mezhepleri kadınların cenaze namazı kılmalarını meşru görmüşlerdir.

Diğer üç büyük fıkıh mezhebinden farklı olarak farz namazların kadın-erkek karmaşıklığı içinde cemaatle kılınmasını namazı bozan sebepler arasında gören Hanefi Mezhebi müçtehitleri kadın-erkek iç içeliğinin cenaze namazlarında bir sakınca doğurmayacağı şeklindeki içtihatları ile de meşrûiyyet görüşlerini pekiştirmişlerdir.29

Burada Hazreti peygamber dönemi uygulamaları ışığında cenaze namazı ile cenazenin kabre teşyi arasını ayırmak gerektiğini söyleyebiliriz.

Cenaze namazı duadır. Duaya herkes katılabilir. Cenaze teşyii ise taşımak ve defnetmek içindir. Erkeklerin katıldıkları cenazelerde fiziki güçleri ve rûhî dayanıklıkları sebebiyle genelde erkekler bu göreve yönlendirilmişlerdir. Ancak kadınlar teşyie katılımdan yasaklanmamışlardır. Çünki Peygamberimiz cenazenin kabre taşyiine iştiraklerini değil, cenazelerde feryat etmeleri ve yaka paça yırtmalarını yasaklamıştır.Sahabi Ümmü Atiyye'den Buhari'nin rivayet ettiği "Biz cenazenin kabre kadar teşyi edilmesinden sakındırıldık ama kesinlikle yasaklanmadık." şeklindeki hadis de bu gerçeği pekiştirmektedir.30

İlave edilmesi gereken bir nokta da kadınların cenazelerin kabre teşyiine katılmalarına sıcak bakılmaması ile ilgili hükmün kadının ailesinden cenazeleri kapsamadığı gerçeğidir. Aile fertlerinin cenazeleri kabre teşyi edilebilir.

Ülkemizde kadınlar cami çevresine kadar gelmekte, fakat en dindarları bile yakınlarının cenaze namazını kılmamakta, kılamamaktadırlar. Bu, İslâm adına üzelecek bir durumdur.

Erkeklerimiz gibi kadınlarımız da -Hac ve Umre günlerinde olsun- cenaze namazlarını kılmalı, böylece Uhud Dağı büyüklüğünde sevabları almalıdırlar.



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/kadinlar-da-cemaat-namazlarina-katilmalidir-4-212h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim