Kabir Hayatı

Kabir Hayatı

Özetle ifade etmek gerekirse Kabir hayatının varlığına îman gibi soyut akıl ve bilimle kanıtlanamayacak olan inançların Kur'ân âyetleri ile delillendirilmesi ve Sahîh Sünnet bilgileriyle pekiştirilmesi gerekir. Kabir hayatı ile ilgili olduğu ileri sürülen bir çok âyetin konu ile ilgili olmadığını biz de kabul ediyoruz.

Ancak bizim anlayışımıza göre Kabir hayatının varlığını kanıtlayan âyetler ve bu âyetlerin anlamlarını pekiştiren; sübutu ve anlamı yönünden güvenilir bulduğumuz Sünnet ölçüleri vardır. Kur'ân ve Sünnet Işığında Cennet Hayatı isimli eserimizde kısaca incelediğimiz bu konuyu, yeni baskılarımızda sunacağımız şekliyle aktarıyoruz.



      Özetle ifade etmek gerekirse Kabir hayatının varlığına îman gibi soyut akıl ve bilimle kanıtlanamayacak olan inançların Kur'ân âyetleri ile delillendirilmesi ve Sahîh Sünnet bilgileriyle pekiştirilmesi gerekir. 

          Kabir hayatı ile ilgili olduğu ileri sürülen bir çok âyetin konu ile ilgili olmadığını biz de kabul ediyoruz. Ancak bizim anlayışımıza göre Kabir hayatının varlığını kanıtlayan âyetler ve bu âyetlerin anlamlarını pekiştiren; sübutu ve anlamı yönünden güvenilir bulduğumuz Sünnet ölçüleri vardır.

Kur'ân ve Sünnet Işığında Cennet Hayatı isimli eserimizde kısaca incelediğimiz bu konuyu, yeni baskılarımızda sunacağımız şekliyle aktarıyoruz.

Kabir Hayatı ve azabının olmadığını emek ürünü hacimli eseriyle kanıtlamaya çalışan Prof. Dr. Mehmet Okuyan hoca kardeşime ve onunla  aynı görüş paylaşan Prof. Dr. İbrahim Sarmış hocamıza konuyu gündemimize taşıdıkları  için teşekkür ediyorum. Bu vesile ile, samimiyetle yaptıkları  ilmî çalışmaların sonuçlarını yermelere aldırmadan bizimle paylaşan bütün hocalarımıza duâlar ediyorum.

 

Kabir Hayatı

Âhiret Hayatı, ölümle başlayacak Kabir Hayatı ile Kıyâmet ve Kıyâmet sonrasında gerçekleşecek Cennet ve Cehennem hayatından oluşmaktadır.[1]

Âhiret konaklarının ilki olan Kabir Hayatı (Bölüm sonundaki Ek1’de) Kur’ân âyetleri ile açıklanacağı üzere Hak’tır.

Kabir bedenin ve Nefs’in yâni Rûhun/Can'ın kabri olmak üzere de ikidir. Asıl kabir ise Rûh’un kabridir.[2]Aralarında rüya gören nefis ile uyuyan beden arasındaki ilişki benzeri bir bağlantı vardır.

Bedenin kabri; toprak altında, deniz dibinde, hayvan karnında v.s. sebillerde gerçekleşebilir. Bu farklılık Kabir Ahkâmı’nı değiştirmez. Yürürlükten düşürmez.

Zira Kabir Hayatı, Ahiret Hayatı’nın bir bölümünü teşkil ettiğinden orada cereyan edecek kanunlar, dünya hayatında câri olan tabiî kanunlardan ayrıdır.

* * *

Kur’ân’ın açıklamasına göre Nefis yâni Can, bedenden uyku halinde geçici, ölüm halinde ise kalıcı olarak ayrılır.

 Allah, ölüm sırasında nefisleri/canları alır. Ölmemiş olanların canlarını ise uykularında alır. Sonra haklarında ölüm kararı verdiklerini alıkoyar, diğerlerini belirlenmiş bir süreye kadar salıvererek bedene döndürür. Hiç şüphesiz  bu canları almada ve geri döndürmede düşünecek bir topluluk için dersler vardır.”[3]

-Doğrusunu Allah bilir- Kabir Hayatı, uyku ile bedenden geçici olarak ayrılan Nefs’in rüyada yaşadığı bedenle irtibatlı mutluluk veya ıstırabın benzerini, ölümle yerleştiği kabirde daha canlı olarak yaşamasıdır. Nitekim Kur’ân kabri Merkad/uyku-uyku yeri olarak niteler. Ancak bu uyku yaşadığımız uykudan farklı ve daha derin sevinçli ve acılıdır.

İnsanlar dünya hayatlarında Mü’min, Kâfir ve Münafık olarak yaşarlar ve bu şekilde de ölürler. Kur'ân bu gerçeği açıklamaktadır.Önceki bahislerde  değinildiği üzere Müminler "Tayyibîn" olarak Cennet'le müjdelenerek can verirken (Nahl 32), Münafıklar "nefislerinin zalimi olarak ve darbelenerek" ölürler. (Nisa 97,Muhammed 27) Kâfirler de kendi kâfirliklerine tanık olarak ölümü tadarlar. (A'râf 37)

 Peygamberimiz de Kurân çizgisinde insanların ölürken ve ölüm sonrasında inanç ve amel durumlarına göre  mümin, münafık ve kâfir olarak ayrılacaklarını bildirmektedir.Örneğin O, kâfirler ve münafıkların kabirde, sorgulama sonrasında Sorgu Melekleri tarafından demirden bir topuzla dövüleceklerini açıklamaktadır.[4] Müminlerle ilgili olarak da şöyle buyurmaktadır:

“Sizden biriniz öldüğü zaman (kabrinde) sabah-akşam ona varacağı yer gösterilir. Cennetliklerden ise Cennetliklerin yerlerinden bir yer, Cehennemliklerden ise Cehennemliklerin yerlerinden bir yer gösterilir ve ona şöyle denir:

Kıyâmet günü uyandırılacağın ana kadar bulunacağın yer burasıdır/ iletileceğin yer sana gösterilecektir.”[5]

Peygamberimizin yaptığı bu açıklama,anlayışımıza göre  Allah'ın Kitabı Kur’ân’a dayanmaktadır. Çünkü Kur’ân, Âl-i Firavun örneğinde inkârcıların sabah ve akşam âteş görüntüleriyle sarsılacaklarını bildirir:

“Sabah-akşam âteşe sunularak onlara Cehennem âteşi gösterilir. Kıyâmet koptuğunda ise  görevli Meleklere şöyle denir: Firâvun ve işbirlikçilerini en şiddetli azaba atıverin.”[6]

Kafirlerin ve Münafıkların uğrayacağı felakete pek tabii ki Müminler mârûz kalmayacaktır.

Ölümü il birlikte Tayyibînden olarak, alacağı  Cennet müjdesiyle kabir hayatı başlayacak olan  mümin kişiye Melekler tarafından, Cennet’ten bir kesite baktırılarak şöyle denir:

“- Sen dünyada samimi bir îmanla yaşadın. Bu îman üzerinde öldün. İnşaallah bu îman ile ba’s edilecek; kabir uykusundan kaldırılacaksın.”

Allah seni Kıyâmet günü şu Merkad’inden ba’s edinceye/uykundan uyandırıncaya kadar rahat uyu; ailesinin en sevdiği ferdi tarafından uyandırılacak gelin -güvey gibi uykuya yatarak huzurla uyu.”[7]

Bu bildiri ve açıklamalar Can/Rûh merkezli olarak yaşanacak Kabir hayatının, mutluluk veya ıstırap yüklü rüyalar gibi, fakat fasılalı olacağını kanıtlar.

Kabir hayatı göğün yarılacağı ve güneşin dürüleceği, bir diğer anlatımla sabah akşam olgusunun olmayacağı Kıyâmet Günü’ne kadar devam edecektir. Ansızın başlayacak Kıyâmet’in ne kadar süreceğini yalnızca Allah bilir. Kıyâmet sonrasında mahiyetini bilmediğimiz Sûr’a ikinci üfürülüşle birlikte yer yüzü Allah’ın nûruyla aydınlatılacaktır. Böylece herkesin derdinin kendisine yeter-artar olacağı Büyük Sorgulama başlayacaktır.[8]

Kıyâmet, Cennet ve Cehennem gibi Kabir Hayatı da akıl ve duyu organlarıyla kavranılamaz. Biz onu ancak Peygamberimizin vasıfladığı gibi niteleriz:

Kabir ya Cennet bahçelerinden bir bahçe veya Cehennem çukurlarından bir çukurdur.”[9]

Biz, Peygamberimizin “Kabir azabından Allah’a sığınınız.” şeklindeki uyarıları doğrultusunda ölüm sarhoşluğu ve kabir sorgusu yanı sıra kendine özgü şartlar içinde gerçekleşecek olan kabir azabından da  Allah’a sığınırız.[10]

Kabir Hayatı, Kıyâmet ile birlikte sona erecektir.

Kabir hayatının Kur’ân ve Sünnet ile kanıtlanmasına ilişkin ilave bilgiler için bölüm sonundaki “Ek 1”e bakınız.

 

“Ek 1”

     Kabir Hayatı

Kur'ân'da Kabir Hayatı

Yedi madde halinde değineceğimiz Kur'ân âyetleri, Kabir hayatının varlığını belgelemektedir:

I. Kur'ân ölüm sonrası ve Kıyamet öncesi hayat için Kabir ve çoğulu olan Kubûr kelimelerini  kullandığı gibi kabre koyma mânasına Ekbere fiilini de kullanmaktadır. Kubûr  anlamına üç defa da  Ecdâs kelimesi zikredilmektedir.[11] Kur'ân yanı sra hadîslerde de yer alan bütün bu kullanımlar, Kabir hayatının varlığını delillendirmektedir. Çünkü kabir hayatı olmasaydı ona delâlet eden kelimeler konulmazdı. Örnekler:

"Kabir" (Tevbe 84)

"Münafıklardan ölen hiç kimsenin  cenaze namazını kılma ve Kabri başında durma…"

"Kubûr" (Fâtır22)

“Dirilerle ölüler de bir olmaz. Şüphesiz Allah, dilediğine işittirir. Ama sen Kabirlerinde yaşayan akılı canlılara (Men) işittiremezsin!”

"Ekbere" (Abese 21)

"(İnsanı bir nütfeden yaratan) Allah sonra da onu öldürür ve Kabre koyar."

"Ecdâs" (Kamer 7)

" Bakışları eğik olarak çevreye yayılmış çekirge sürüleri gibi kabirlerinden çıkacaklar."

II. Mümin sûresinin meâli verilecek 46. âyeti kabir hayatının varlığını açık bir şekilde göstermektedir.

Sabah-akşam &airc;teşe sunularak onlara Cehennem âteşi gösterilir. Kıyâmet koptuğunda ise onlara şöyle denir: Firâvun ve işbirlikçilerini en şiddetli azaba  atıverin.”

 III. Kur’ân-ı Kerîm, kabirdekilerden, diri ve akıllılar için kullandığı “Ashâb”[12] ve “Men”[13] ifadesiyle söz etmektedir. Bu da kabirdekilerin kendilerine göre bir hayatın içinde olduklarını gösterir:

“Ashâb” (Mümtehine 13)

“Ey îman edenler! Kendilerine Allah’ın öfkelendiği; "Ashabul-Kubûr" olan kabirlerdeki kâfirlerin ümit kestikleri gibi âhiretten ümitlerini tamamen kesmiş bir topluma kendinizi temsil ve tasarruf hakkı vermeyin; onları dost edinmeyin.[14]

“Men” (Fâtır 22)

“Dirilerle ölüler de bir olmaz. Şüphesiz Allah, dilediğine "Men" işittirir. Ama sen kabirde yaşayan akılı canlılara (Men) işittiremezsin!”[15]

http://www.alirizademircan.net/kabir-hayati-5-305h.html




Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim