İyi Niyet, Haramlığı Giderebilir, İşleri İbâdetleştirebilir mi?

İyi Niyet, Haramlığı Giderebilir, İşleri İbâdetleştirebilir mi?
İslâm Dini'nin temel prensiplerinden birini açıklayan hadislerinde Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.

İslâm Dini'nin temel prensiplerinden birini açıklayan hadislerinde Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.) söyle buyurur:

"Ameller ancak niyetlere göre değerlendirilir. Hiç şüphesiz herkes niyetine göre (mükâfat veya ceza) alır."1

Ameller (sözler, davranışlar ve isler) iyi ve kötü kısımlarına ayrıldığı gibi, "Kalbin bir işe yönelmesi" anlamına gelen niyet de iyi ve kötü kısımlarına ayrılır.

İyi niyeti, "İslâm Dini'nin, olgun aklın ve ilmin yapılmasını onayladığı amelleri Allah'ın rızasına ermek amacıyla yapmaya, kaçınılmasını gerektirdiği amelleri de yapmamaya yönelmek" olarak tarif edebiliriz.2

İyice anlaşılması gerektiği üzere amelin din ve akıl onaylı ve teşvikli olması yanı sıra Allah'ın rızasına ermek amacıyla yapılması da iyi niyetin ana unsurlarındandır.

A- Kur'ân ve açıklaması olan Sünnet kaynaklı ilâhî emirleri iyi niyetle yapmak hiç şüphesiz ibâdettir; sevaplara erdirici ve armağanlandırıcıdır.

Bu tesbitten hareketle kişinin mesela Allah'ın rızasını hedefleyerek zekât vermesini, İslâm'ın da yönlendirdiği temel haklar ve hürriyetlerle sosyal adaletin kökleştirilmesi için siyasî çalışmalar yapmasını iyi niyete müstenid ibâdet nitelikli ameller olarak kabul edebiliriz.

Ancak örnek olarak verilen amelleri ve de bilgiyi yaymak ve savaşmak türü benzerlerini Allah'ın rızası için değil de beğeni kazanmak, politik rant sağlamak ve kahraman olarak vasıflandırılıp madalya almak gibi amaçlarla yapmak ise Allah'a isyândır; günah kazandırıcı ve azaba düşürücüdür.

Şanlı Peygamberimiz, örnek olarak sunulan ilâhi emirleri ve benzerlerini değinilen gayr-ı meşrû amaçlarla yapmanın manevî felakete uğratacağını açıklamıştır. Örneğin o, Allah'ın rızasını hedeflemeleri gerekirken yiğit adam denilmesi için savaşıp öldürülen kişinin, güzel okuyucu ve hatip denilmesi için Kur'ân'ı okuyup açıklayan kimsenin ve de cömert adam denilmesi için malını harcayan şahsın ilâhî huzurdan koyulacağı ve yüzüstü Cehenneme atılacağını duyurmuştur.3

Burada açıklanması gereken bir konu da şudur. Kişi yapmak istediği ilâhi emirlere konu amelleri, iyi niyetinden ötürü yapmış gibi sevaplandırılabilir. Peygamberimiz söyle buyururlar:

"Kim bir güzel ameli yapmak ister de onu yapamazsa Allah o kişiyi katında yapmış gibi değerlendirir..."4

Değerlendirileceği içindir ki kişi iyi niyeti sebebiyle ulaşılabileceği en yüksek makam olan şehitliğe bile erdirilebilir. Çünkü Peygamberimiz bu doğrultuda söyle buyurmuşlardır:

"Yüreğinde tutuşturduğu sevda ile Allah'tan şehitlik isteyen kişiyi Allah yatağında ölmüş olsa dahî şehitlerin derecelerine yükseltir."5

B-İslâm Dini'nin, olgun aklın ve ilmin kaçınılmasını istediklerini Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla yapmamak da ibâdettir. Örneğin kişinin ilâhi rıza için içkiden-kumardan, kendini büyük görür olmaktan ve atıklarımızla çevreyi kirletmekten kaçınması onun için ibâdettir. Kur'ân ve Sünnetin büyük olarak nitelendirdiği günahları yapmamak biçimindeki ibâdet ise diğer günahları bağışlatıcı ve de Cennetlere götürücüdür. Nisa sûresinin 31. âyetinde söyle buyurulmaktadır:

"Uzak durmanız emredilen büyük günahlardan kaçınırsanız (büyük nitelikli olmayan diğer) günahlarınızı örteriz ve sizi yüce bir yerleşim merkezi olan Cennet'e yerleştiririz."

Burada öneminden ötürü ilgili bir konuya açıklık getirmek istiyoruz. Tanımı yapılan sekliyle iyi niyetle, doğrudan Kur'ân'a ve onu açıklayan Sünnet'e dayalı hiçbir haram işlenemez. Mesela kişi ben iyi niyetliyim, toplumsal yatırıma finansman sağlıyorum diyerek faiz alamaz, istihdam sağlıyorum diye diyerek faiz veremez. Sosyal gereksinimdir diyerek genel veya özel fuhuş isletmesi kuramaz. Yardımlaşma amacıyla zâlimlere meyil ve yardım olacak isleri yapamaz, meselâ; emperyalist Amerika'nın yanında fiilen savaşa katılamaz.

Ancak Kur'ân'ın ve ona bağlı Peygamberî Sünnet'in doğrudan açıklamalarına dayanmayan ve bazı müctehid ilim adamlarınca ictihaden haram olarak nitelenen ameller, diğer bilginlerce helâl olarak değerlendirilebilir. Pek tabiidir ki bunlar iyi niyetle haramları helâlleştirme olarak algılanamaz.

Bilgi özürlülerimizin yanıldığı ve yanılttığı bu konuyu şöylece örneklendirebiliriz.

a- Deniz ürünlerini sınıflandıran Hanefîler, balık cinsinden olmadığı yargısına vardıkları ürünlerin yenilmesini haram olarak görürler. Buna karsı çoğunluğu oluşturan bilginlerin çizgisinde Kur'ân'ın mutlak ifadelerine dayanarak bütün deniz avlarının helâl oluğuna inanan kişi iktisadî hayatımıza katkı olacağı iyi niyetiyle ayırım yapmaksızın tüm deniz ürünlerini yiyebilir, avlanmasını ve ticaretini teşvik edebilir.6

Hanefîler zaviyesinden bakılarak kişinin bu uygulaması asla iyi niyetle haramı helâlleştirme kapsamına sokulamaz.

b- Şâfiî müctehidlerin ve benzerlerinin haramdır seklindeki hükümleri açısından nazar edilerek kadınların yüzleri ve ellerinin açılabilirliğini dile getiren âlim için de iyi niyetle haramı helâlleştiriyor denilemez.

c- Sevgili Peygamberimize aidiyeti ve de haramiyete delâleti pek zayıf olan rivayetlere dayanılarak bütün kadın erkek tokalaşmalarının haramlaştırılmasına karşın* müdellel bir şekilde haramlığı hüküm olarak cinsel haz amaçlı tokalaşmaya inhisar ettiren fakat harama neden olabileceği sebebiyle cinsel gaye gütmeyen tokalaşmalardan da kaçınılmasını öğütleyen ilim adamı için de iyi niyetli ama helâli haramlaştırıyor iddiasında bulunulamaz.7

Misalleri çoğaltabiliriz.

Bu bölümde açıklanması gereken bir husus da önceden yapılmaya niyet edilen günahlardan, ilâhî sevgi veya korku sebebiyle sonradan vazgeçilmesinin de mükâfatlandırılmamıza vesile olabileceği hakikatidir. Çünkü Peygamberimiz bizlere şöylece müjde vermektedir:

"Kim bir yasaklı işi yapmaktan vazgeçerse Allah onu, tam bir güzel amel yapmış gibi mükâfatlandırır..."8

C- Doğrudan ilâhi emirlere ve yasaklara konu olmayıp yapılıp yapılmaması eş değerde bulunan pek çok iş vardır ki iyi niyetle yapıldığında onlar da ibâdete dönüşürler. Örneğin Allah'a ve insanlara karşı görevlerimizi yapabilmek için sağlığımızı korumak ve sürdürmek amacıyla uyumak ve yemek, helâl eğlence ihtiyacımızı karşılamak için gezilere çıkmak ve cinsel haramlardan korunmak için eşle ilişkiye girmek ve benzerlerini iyi niyetle ibâdete dönüştürülebilecek ameller olarak değerlendirebiliriz. Çarpıcı sahih bir hadisle konumuzu örneklendirebiliriz.

Sevgili Peygamberimiz "Sizden biri eşi ile ilişkiye girmesinden bile sevab kazanır" buyurunca sahâbiler sordular:

-  Cinsel arzularımızı tatmin etmemizden ötürü bize nasıl sevab verilebilir ki?

Salât ve Selâm üzerine olsun söyle buyurdular:

-  Söyleyin bakalım, kişi zina ve eşcinsellik gibi haram kılınan yollara girseydi günahkâr olmayacak mıydı? İşte böyle eşine yönelmesinden ötürü de sevablandırılır.9

Cuma mesajımızı, amellerimizi niyetlerimize göre yargılayacak olan Rabbimizin kalblerimize hâkim olduğunu bildiren bir âyet anlamıyla bitiriyoruz:

"...Kalblerinizdeki niyeti gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Zira O, göklerdeki ve yeryüzündeki her şeyi bilir ve Allah her şeye kadirdir."10



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/iyi-niyet-haramligi-giderebilir-isleri-ibadetlestirebilir-mi-4-216h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim