İslam ve Faiz Sömürüsü

İslam ve Faiz Sömürüsü

Allah'ın Kitabı ve Hz. Peygamberin Sünnet'inde en ağır bir dille yasaklanmış haram faizdir. Faizi haram kılan Rabbimiz Kur'ân-ı Kerim'in Bakara sûresinin 275. ve 278. âyetlerinde bu yasağıını şöylece bildirmektedir:

«... Meşru görerek «faize» dönen kişiler cehennem¬liktirler. Onlar orada ebedi olarak kalıcıdırlar.»



Allah'ın Kitabı ve Hz. Peygamberin Sünnet'inde en ağır bir dille yasaklanmış haram faizdir. Faizi haram kılan Rabbimiz Kur'ân-ı Kerim'in Bakara sûresinin 275. ve 278. âyetlerinde bu yasağıını şöylece bildirmektedir:

«... Meşru görerek «faize» dönen kişiler cehennemliktirler. Onlar orada ebedi olarak kalıcıdırlar.»

«Ey imân Edenler! Eğer imân ediyorsanız, Allah'ın (koyduğu faiz yasağına aykırılık) tan sakının. Anaparanın dışındaki faiz kısmını bırakın. Böyle yapmazsanız Allah'a ve Peygamberine karşı harbe girmiş olduğunuzu, (Allah'tan ve Peygamberinden de size savaş ilân edilmiş olduğunu) bilin...»

Allah'ın haram kıldığı faizle ilgili olarak Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed de şöyle buyurur: «Faiz pek çok türü olan bir haramdır. Faizin yaygınlaştığı toplum, kendisini ilahî cezalara hazırlamış olur.»

Kur'ân ve Sünnet'te en şiddetli bir dille yasaklanan faizin müminler için kaçınılması gereken yıkıcı ve azaba götürücü bir haram olduğu açıktır. Ancak onu yakından da tanımak lâzımdır.

a - Büyük tahribi ruhî ve ahlâkî değerler üzerinde olan faiz korkunç bir haramdır. Çünkü faiz insanda bencillik, cimrilik, katı kalplilik, duygusuzluk, zaafları sömürme, ihtiras, maddeye tapma gibi en iğrenç duygu ve düşünceleri geliştiren; büyük bir sömürü aracıdır.

b- Faiz; toplumsal zararları da son derece büyük olan bir ilâhî yasaktır. Kişileri bencil ve çıkarcı kılarak bütün fertler arası ilişkileri menfaatlere dayandıran; sevgi, şefkat ve yardımlaşma duygularını körelten böylece ahlâkî çözülmelere neden olan faiz toplumun sabit gelirlilerini mutlu azınlık lehine ezen korkunç bir çarktır. Zira faizli ekonomik düzenlerde mal varlığı daima fakirlerden faizcilere ve faizli kredi kullananlara akar. Bu sebeple azınlığı giderek zenginleşen, sabit gelirli çoğunluğu sürekli fakirleşen bir cemiyet yapısının oluşumu kaçınılmazdır.

Faizli ekonomik düzenlerde zarara uğrayan, ihtirasla sömürülen daima sabit gelirli tüketici çoğunluk olan halktır. Çünkü faizli krediler kullananlar ödedikleri faizleri daima ürettikleri ve sattıkları malların maliyetine ilâve ederler. Fiyatları artıran faiz, alıcı gücü zayıflatarak tüketimin kısılmasına, kısılan tüketim de üretimin azaltılmasına neden olur. Böylece issizlik yaygınlaşır. Yaygınlaştıkça işçi ücretleri düşer. Bu da giderek sosyal sefaleti doğurur ki neticede vücuda gelecek sosyal kriz ve anarşi tefecileri, bankerleri, banka sermayedarlarını ve faizli kredi kullananları da yutan bir hortum olur. Rabbimiz Bakara Sûresinin 276. âyetinde bu gerçeği özetle şöyle açıklar.

«... Allah Faizi mahveder. Zekât ve Nafaka gibi sadakaları da arttırır...» Yüce Peygamberimiz mahvın iktisadî şekline de şöylece dikkatlerimizi çekmişlerdir. «Pek çok da olsa faizle kazanan her bir kişinin sonuçta fakirliğe düşmesi kaçınılmazdır.»

c - Ekonomik hayat için zarurî olduğu propaganda edilen faizin asıl büyük zararı ise ekonomidedir. Toplum kalkınmasını engellemesindedir.

Zira ekonominin emeksiz, rizikosuz büyük kazançlar, aşırı çıkarlar ve ihtiraslar üzerine kurulmasına, büyük kitlelerin aleyhine büyümesine sebep faizdir. Toplum kalkınması için zarurî olan ucuz sermaye sağlanmasına ve ancak 3-5 senede üretime geçebilecek büyük ve ciddî yatırımlara rağbet edilmesine engel olan faizdir. Faizli ekonomik düzenlerde bankacılar kendi paraları yanı sıra toplum kalkınması için gerekli olan paranın çok önemli bir bölümü olan halk tasarruflarına da yaptıkları sürekli reklâmlar yoluyla sahip olurlar. Böylece yalnız kendi paralarının faizini değil kendi paralarının pek çok katı olan halk tasarruflarının faizlerini de alırlar. Büyük kârlar elde etmek için de halkı faizli borç almaya alıştırırlar.

Her yıl büyük faizler ödeyen yatırımcı toplum kesimi de pek çok kazançlı olan ve çoğu kez gerekli olmayan üretime yönelir. Böylece ciddî yatırımlar ertelenir, toplum muhtaç olduğu atılımı yapamaz. Sebep faizdir. Kısaca değinmeye çalıştığımız bu ruhî ahlâkî ve iktisadî zararları nedeniyledir ki Allah bize faizi haram kılmıştır. Peygamberimiz de: «Faiz yiyene, faiz verene, faiz muamelesine kâtiplik ve şahitlik yapanlara Allah lanet etsin.» buyurarak faizle ilgili her bir işi ve işlemi yasaklamıştır.

Şurası çok iyi bilinmelidir ki faiz ilkelliğin, İslâm dışı hayat olan Cahiliyyetin göstergesidir. Aşağılığın belirtisidir. Bunun içindir ki Peygamberimiz veda haccında şöyle buyurmuştur:

- «Faiz artık kaldırılmıştır. İslâm öncesinin Cahiliyye döneminde yürürlükte olan faizin bütün nevileri haram kılınmıştır. Bu sömürü aracının her türlüsü ayaklarımın altındadır.» İslâm'sız bir cemiyet mânen gelişemez. Gelişemeyen gerici bir toplum ise faizi kaldıramaz. Evet... Ahlaken yükselememiş, yardımlaşma duygularıyla bezenememiş, bir bütün olarak kalkınma şuuruna varamamış ve sömürmeyi lânetleyememiş insanlar pek tabiîdir ki faize karşı çıkamazlar. Faize karşı çıkılmamasının sebebi onun meşruiyeti, ekonomi için zaruri olması değildir. Faizcilerin aldatıcı propagandalarıdır. Daha da önemlisi ona karşı çıkabilecek kadroların da bu zulüm düzeninden çıkar sağlamalarıdır.

Burada akla gelebilecek bir hususu açıklamak için belirtelim ki, İslâm'ın reddettiği sistemin faiz üzerinde kurulu olmasıdır. Milyonlardan toplanan paraların bir avuç faizcinin yönetimine terkedilmesi ve güçlülere kullandırtılmasıdır. Mutlu azınlığın saadeti için toplumun büyük kesiminin ekenomik yönden çökertilmesidir. İnsan fıtratı ile çatıştığı halde ferdî mülkiyetin ilga edilebildiği laik bir dünya da bile faizsiz bir düzen elbette kurulabilir.

Faizin, yerini kazanç ümidine, devlet adaletine, şirketleşmeye ve borsalı sağlıklı bir ekonomiye bıraktığı bir düzende tasarruflar elbette toplanabilir. Bereketli bir düzen kurulabilir. Ama bunu kapitalizmin merhametine, faizcilerin insafına bırakarak sağlamak, mümkün değildir. Faiz bir kan nehridir. Buraya giren kanlanır ve kan kokar. Kan ise pistir. Faizli kredi almazlarsa Müslümanlar güçlenemez görüşü yanlıştır. Doğru Olan, «Müslümanlar birleşemez, şirketleşemezse ve etkin bir borsa düzenine geçemezlerse güçsüz kalırlar» görüşüdür.

Netice olarak deriz ki İslâm'ın yasakladığı ve faillerine harp ilân ettiği tefecilik de, banka faizciliği de en büyük haramdır. Onda ısrar eden kişi cehennemliktir. Faizin büyük bir haram olduğunu ve Cehennem azabından evvel Kabir Azabı'na da uğratacağını Peygamberimiz şöylece açıklıyor:

«(Göklere yükseltildiğim geceydi) Bir topluluğun yanına geldim: Karınlan evler gibi (kocamandı. Karınları içindeki (azap) yılanları karınlarının dışından görünüyordu. Bunlar kimlerdir Ya Cibriî? diyerek sorduğumda Cibril şu cevabı verdi:

- Bunlar faiz yiyenlerdir.» Faizi helâl gören Müslüman kişi kâfir olur. Kâfir olan kişi ise müslüman aile fertlerine dinen vâris olamaz ve mîras da bırakamaz. Üstelik nikâhı düşer. Müminlerle de evlenemez.

Peygamberimizin, «İnsanların yaşadığı öyle bir dönem gelecek ki hemen hemen her kişi faiz yiyecektir. Yemeyene de faizin tozlarından bulaşacaktır.» buyurarak açıkladığı karanlık ve fırtınalı bir devir yaşıyoruz. Değil doğrudan faizli işlemlerle ilgi kurmak, Peygamberimizin emri gereği, faize yönelteceği için yaptığımız iş aracılığı ve verdiğimiz ödünçler karşılığı verilecek hediyeleri bile kabul etmeyelim. Yüce Rabbimden bizleri bütün haramlardan ve haramların en büyüklerinden olan faizden korumasını dilerim. (*)

Hadisler için bak. İ. Mace, K. Ticarat, B. Tağlîz-i Fir-Riba.

Finans bankalarına para yatırıp, kâr payı adı altında verileni almak faiz olur mu? Bir diğer ifade ile erileni almak helal midir?

Bismillah… Bankalar faiz oranını açıklayarak mevduat alır. Bildiğim kadarıyla finans bankalarında oranı önceden belirlenmiş kâr payı yoktur. Oranı belirli olmadığı veya yasal olarak hiç de olmayabileceği için alınan kâr payı faiz değildir, dolayısıyla helâldir. Bu arada açıklamış olalım: Finans bankaları çalışma yöntemlerini gereğince açıklamadıkları ve sorulara tatmin edici cevaplar veremedikleri için giderek güvenilirliklerini yitirmektedirler. Oysaki bu kurumların İslâmî ölçüleri zedelemeden varlıklarını sürdürmeleri gerekir.

Bir soruda ben sormuş olayım: Bizim mevduatlarımızı müdarebe ( bir tarafta sermaye diğer tarafta işletme) sistemi ile toplayan bu kurumlar neden mudarebe sistemini işletmezler ve ortaklıklar oluşturmazlar?

Faiz geliri vergi olarak ödenebilir mi? Mesela araba vergisi veya gelir vergisi olarak.

Bismillah..Öncelikli vazîfemiz faizli bankalarla, faiz alacağımız ölçüde işlem yapmamamızdır. Çünkü onlarla yardımlaşma anlamını taşıyacak iş birliği bize haram kılınmıştır.(Mâide 2) Ancak şu veya bu şekilde faiz alınırsa onunla her türlü vergi verilebilir. Böylece toplumun malı topluma iade edilmiş olur .Ama zekât verilemez, Çünkü zekât kişinin özbeöz helâl malından verilebilir.

Faizli bankada çalışmak haram mıdır?

Bismillah… Haramdır. Kendinize yeni bir iş arayışı içinde olun. Buluncaya kadar da mümkünse kendinizi faiz işlemleriyle ilgili olmayan bir birime naklettirin.

Bankaların verdiği hediye ve primleri almak caiz mi?

Bismillah… Caiz değildir. Almak konumunda iseniz alınız.ve sizden daha fakir olanlara verin. Açları gözetmek dinimizi emirlerindendir…

 Bir ayet

“Yalnızca Allah’a kulluk edin ve ondan başka hiçbir şeye ilahlık yakıştırmayın. Ana babaya yakın akrabaya, yetimlere, muhtaçlara, yakın komşulara; uzak komşulara, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve elinizin altındaki hizmetçi ve işçilere iyilik yapın ve iyi davranın.” (Nisa 36)

Bir hadis…

“Komşusu aç iken tok yatan gerçek mümin değildir.” (Buhari, el-Edebu'l-Müfred, 52)



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/islam-ve-faiz-somurusu-5-294h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim