İSLAM DİNİNİN TEDAVİYE VERDİĞİ ÖNEM

İSLAM DİNİNİN TEDAVİYE VERDİĞİ ÖNEM
İSLAM DİNİNİN TEDAVİYE VERDİĞİ ÖNEMSağlığın «iman»dan sonra insana verilmiş en bü­yük nimet olduğunuaçıklayan İslâm Dini, hastalıkları da kulluk denemesi ve hatalara keffaretolarak değer­lendirmiştir. Muhterem Mü'minler!a - Hastalıklar insanin bir kusuru olmaksızın kul­lukdenemesi gereği gelebilir.

İSLAM DİNİNİN TEDAVİYE VERDİĞİ ÖNEM

Sağlığın «iman»dan sonra insana verilmiş en bü­yük nimet olduğunuaçıklayan İslâm Dini, hastalıkları da kulluk denemesi ve hatalara keffaretolarak değer­lendirmiştir.

Muhterem Mü'minler!

a - Hastalıklar insanin bir kusuru olmaksızın kul­lukdenemesi gereği gelebilir.

Bu gerçeği Rabbimiz şöylece bildirmektedir:«(And olsunsizi (kulluk denemesi için) biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan,canlardan ve mahsul­lerden yana eksiltme ile imtihan edeceğiz. (Ey Pey­gamber!)  sabredenleri müjdele.»   (1)

Bu âyet korunma tedbirlerine baş vurulduğu halde birden gelen ve sebebikavranamayan hastalıklar için de bir açıklamadır.

b - Hastalıklar dinimizin de öğütlediği korunma tedbirlerinebaşvurulmadığı için insanın kusurundan kaynaklanarak da gelebilir.

Sıhhatini korumadığı için hasta olan insan şüp­hesiz günahkârdır. Ancakgerek kulluk denemesi sebe­biyle ve gerekse kulun kusuru nedeniyle gelen hasta­lıklarmutlak bir şer değildir. Acılarına sabredildiği, Peygamberimizin «tedaviolunuz» emrine bağlanıldığı, sürece hastalıklar hayra dönüştürülebilir. Kaldıki has­talıklarda sıhhat nimetinin yüceliğini hatırlatmak, ölü­mü ve ebedîhayatı düşündürmek ve günahlara keffa­ret olmak gibi faydalar da vardır.

Bu gerçeği açıklamak içindir ki, Peygamberimiz şöylebuyurmuştur:«Yorgunluk; hastalık, hüzün ve iç sıkıntısı gibi Müslümana ârızolan her musibet sebebiyle ve hattâ acı veren bir diken nedeniyle bile, Allah,mü'minin suçları­nın bir kısmım bağışlar (ve onu mükâfatlandırır).» (2)

Bizler hastalığın mutlak anlamda bir şer olma­dığına, hayradönüştürülebileceğine inanmak, ruhî di­renci ve ümidi artıran bu inançlahastalıklarımızı te­davi ettirmekle mükellefiz.

Yüce Peygamberimiz hastalıklarımızı tedavi etme­mizi ve ettirmemizişöylece emir buyurmuştur:«Ey Allah'ın kulları! Tedavi olunuz. Allah, ihtiyar­lıktan(ve ölümden) başka yarattığı her hastalık için bir deva yaratmıştır.» (3)

Peygamberimiz, bu ve benzeri hadisleriyle ihtiyar­lık ve ölümündışındaki her hastalığın bir tedavi şekli olacağına inanmamızı öğütlemiş ve onuaramamız ge­rektiğini de şu hadisleriyle duyurmuştur:

«Her hastalık için bir deva vardır. Hastalığın de­vası bulunup - tatbikolununca hastalık Allah'ın izniy­le şifâ bulur.»   (4)

Peygamberimiz hastalıkları tedavi edebilmenin bir ihtisas mevzuuolduğuna da dikkatimizi çekerek şöyle buyurmuştur:«Allah her hastalık için birşifâ yaratmıştır. Onu bilen bilir, bilmeyen bilmez.»

Bilenler mütehassıs doktorlar olacağı için de Pey­gamberimiz hastalıkhalinde doktora gitmemizi öğütlemiştir.

Sahabî Hilâl İbn-üYesâf şöyle anlatıyor:

Hazreti Peygamber ziyaret etmek için bir hastanın yanına girdi.(Tedaviye muhtaç olduğunu görünce de:)

-Birdoktor çağırınız, buyurdu.

(Allah'ın Resûlü'nden bu uyarıyı beklemeyen has­tanın aile fertlerinden)biri şöyle deyiverdi:

Ya Resûlellah! Siz de mi doktor çağırmamızı öğütlüyorsunuz?

-   Evet, (ben deöğütlüyorum. Zira) Hz. Allah (ölüm ve ihtiyarlık dışında) halk ettiği her birhastalık için bir şifa yaratmıştır. (Ancak şifa sebebi olacak mad­deyi vetedavi usulünü bilen bilir, bilmeyen de bil­mez.)   (5)

Muhterem Mü'minler!

İşini bilen doktorlara başvurmamızı öğreten dini­miz,    mütehassıs olmayanların tedavi etmelerinive hastalıklar üzerinde görüş beyan etmelerini de fertlere tecavüz olarak vasıflandırıpyasaklamıştır. Bunun için­dir ki Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:«Tıpbilmeyen ve) doktorluğu bilinmeyen kişi te­daviye kalkışırsa sebep olduğuzararı tazmin eder.»  (6)

Bir yolculuk sırasında taşla başından yaralanan bir sahabî, gusülabdesti alması gerektiğinde hastalığının artabileceği endişesiyle teyemmümleyetinmek istemiş, fakat arkadaşlarının yıkanması gerektigini söylemesi üzerineyıkanmış, bir süre sonra da ölmüştü.

Durumu Peygamberimize arz ettiklerinde, dinin ru­hunu kavramaksızıngörüş beyan ederek arkadaşlarının yıkanmasına ve dolayısıyla ölümüne sebebiyetveren ki­şiler hakkında Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

-Canları çıkasıca. Adamı öldürdüler. (7)

Hutbemizde özetle açıklamaya çalıştığımız üzere İslâm Dinindehastalıkların tedavisine önem verildiği ve bazı hastalıklar için bizzatPeygamberimiz tarafın­dan tabii ilâçlar tavsiye buyrulduğu için İslâm âlimleritıp ilmini farz-ı kifaye olan; yani her İslâm toplumun­da yeterince öğreneninçıkması ile diğer mü'minlerin üzerin­den düşen bir ilim dalı olarakdeğerlendirmişlerdir. Bu anlayış sebebiyledir ki Müslümanlar İslâm Dini'ne bağ­lıolarak yaşadıkları tarihî asırlar boyunca Tıp'ta bü­yük çığırlar açmışlardır.

Devrimizde İslâm Dini'ni gereğince öğrenmemiş bazı mü'minler tedaviyeönem vermeyi dindarlıkla bağ­daşmaz gördükleri gibi Peygamberimizle sık sıktemas edemeyen ilk mü'minlerden bazıları da aynı duyguyu taşımış olacaklar kiAllah'ın elçisi Peygamberimize so­rarlar:

-Ya Resûlellah! Hastalıklarımızı tedavi ettirme­diğimiziçin günaha girer miyiz?

Allah'ın Resulü (bu suali şöylece öğüt vererek) cevaplandırır:

-Ey Allah'ın Kulları! Tedavi olunuz. Zira bütün eksikliklerdenberi ve yüceliklerle vasıflı olan Allah
 ihtiyarlığın dışında yarattığı her birhastalık için beraberinde bir de şifa yaratmıştır. (8)

İlk mü'minlerden Ebu Huzame (R.) de babasının şöyle dediğini anlatıyor.

Hz. Peygamber'esordum!

-Ya Resûlellah! Duâlarla şifa talebinde bulun­mamız,ilâçla tedavi olmamız ve bir de koruyucu ted­birlerle korunmamız Allah'ın(bizim hakkımızdaki) ka­derini engeller mi? Ne buyurursunuz?

Allah'ın Resûlü şu cevabı verdi:

-Bunlar da Allah'ın kaderindendir. (9)

Muhterem Mü'minler!

Evet, tohum bitkiye, sperma döllenmeye kader ol­duğu gibi tedavi dehastalığa kaderdir. Bir anlamda kadere iman sebep-ne­tice ilişkilerine ve builişkilerin sürekliliğine inanma­dır.

Sebep olmaksızın netice almak yalnız Allah'a mahsustur. Biz tedaviolacağız ki şifa bulalım. Kaldı ki te­davi ile şifa talebinde bulunmak Allah'ınkoyduğu dü­zene uymaktır. Zira Allah, sebepleri neticelere bağla­mıştır.

Görünür sebeplere bağlanmaksızın Allah'tan duâ yoluyla şifa beklenemezmi? Elbetteki beklenir. Ne var ki Allah bizim duâmızı bizim istediğimiz şekildeve za­manda kabul etmeye mecbur değildir. Bunun için biz­ler Allah'ın açtığıgenel yolla; bilinen sebeplere yapışa­rak sonuç almaya çalışacağız.

Yüce Rabbimden cümlemizi sıhhatte daim kılması­nı diler, hutbemizi birâyetle bitiririm.«(Ey Peygamber! Kulluk denemesi gereği korku, fakirlik vehastalık gibi bir yolla) bir felâkete uğradık­ları zaman, "Biz Allahın(kullarıy)ız ve ancak O'na dönüp gidicileriz" diyerek sabır gösterenlerimüjdele.

Rablerinin bağışlaması ve merhameti onların üze­rindedir. Onlar, evetonlar doğru yolda olanlardır.» (10)

1.       Bakara, 156.

2.       Tac, 3/189.

3.      Tac, 3/199.

4.      Tac, 3/198.

5.      Zadül-Mead, 3/107.

6.     C. Sağîr, 2/169.

7.     S. Ebû Davud, B.FU-Mecruhi Yeteyemmemü.

8.     İ. Mace, Hn. 3436.

9.     S. Tirmizi, Hn.2066.

10.   Bakara,156-7.

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/islam-dininin-tedaviye-verdigi-onem-3-74h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim