Hz. Ömer’e saygım ve sorularım


Bir dertleşme
Hz. Ömer’e saygım ve sorularım
Yüce Rabbimiz, insanlığa son mesajlarını içeren ve el-Kitab olan Kurân-ı Kerîm’i vahiy meleği Cibrîl aracılığıyla son ve evrensel elçisi kıldığı Hz.Muhammed’e indirmiştir. Kur’ân’ı anlamak, kavramak, insanlara okumak, tebliğ ve tebyin edip öğretmek /arındırıp geliştirmek ve uygulamak için gerekli olan yöntemi ve bilgileri de Kur’ân ile birlikte inzal etmiştir.(Bakara 151;Mâide 49; Bakara 231)

İnzal edilen bu yöntem ve bilgilere el-Hikmet yani Kitab’ın Hikmeti denir.

“…Allah sana el-Kitabı ve el-Kitab’n Hikmetini indirdi ve sana bilmediklerini de öğretti. Allah’ın senin üzerindeki nimetleri gerçekten pek büyüktür.” (Nisa 113)

Kur’ân ve Sünnet Bütünlüğü

Sünnet, Peygamberimizin el-Kitab olan Kur’ân’ı insanlara okur, tebliğ edip açıklayarak öğretir, temizleyip geliştirir ve hükümlerini uygularken söylediği sözler, verdiği onaylar ve yaptığı uygulamalardır. Kur’ân’da varid olan el-Resûle itaat emirleri de bu anlamdaki Sünnet’e itaat anlamını taşır. Bu anlamıyla Sünnet Kur’ân ile tam bir bütünlük arzeder.

Kur’ân yeterlidir, hiçbir sûre veya âyette Sünnet’in tebyini ve örnekliğine  ihtiyaç yoktur  diyebilen kişiler Kur’ân’ı  kavrayamamış demektir. Bu sakıncalı bir durumdur. Kur’ân’ı dikkate almaksızın Kur’ân’dan bağımsız Sünnet’in yeterliliğini savunanların durumu ise tam bir faciadır. Çünkü Sünnet Kur’âna tabi olup onunla bir bütündür.

Maalesef ülkemizde Sünnet’i savunur konumunda olanlar olumsuz bir görünüm arzetmektedirler.  Aslında sözü edilen  her iki gurup da büyük ölçüde  İslâm’ı bir hayatı düzeni olarak görememekte, toplumsal meselelere Kur’ân ve Sünnet çerçevesinde çözümler üretme amacından ve  söyleminden  yoksun bulunmaktadırlar.

Zina ve Cezası İle İlgili Dört Makalem

Diriliş dizisinde Recim’in zinanın cezası olarak sunulması üzerine dört makale yazdım. Kur’ân ve Sünnet’te Recim olmadığını bu iki kaynaktaki delilleriyle açıkladım. Kur’ân bilmeyenler ve Sünnet’i derinliğine idrak edemeyenlerden mesnedsiz cahilce laflar edenler oldu. Onlar genelde ilmî bilgiden ve özelde eleştiri ahlâkından yoksun oldukları için hep yererler ve bir yerlere sığınırlar. Sığındıkları manevî kalelerden biri de Müslim’in Sahih’inde Hz.Ömer (r.a.) efendimizin söylediğini dile getirdiği sözlerdir. Elimizde Kur’ân, önümüzde açık Sünnet verileri yokmuş gibi vürudu şüpheli bu sözlerle de artık yüzleşmemiz gerekiyor. Önce Hz. Ömer tarafından söylenildiği iddia edilen sözleri görelim:

{Ömer b. Hattâb, Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem)’in minberi üzerinde otururken şöyle dedi:

“Hiç şüphe yok ki Allah, Muhammed (s.a.v)’i Hak (din) ile göndermiş ve kendisine kitabı indirmiştir. Ona indirilenlerden biri de recm ayetidir. Bu âyeti okuduk, belledik ve anladık. Resûlüllah (s.a.v) recmetti; ondan sonra biz de recmettik. Ama insanların üzerinden uzun zaman geçerse korkarım biri: Biz Allah’ın kitabında recmi bulamıyoruz, der de Allah’ın indirdiği bir farîzayı terk etmekle delâlete düşerler: Gerçekten erkek ve kadınlardan zinâ eden kimse üzerine –muhsan olmak, beyyine veya gebelik yahut i’tirâf bulunmak şartı ile- recim Allah’ın kitabında haktır.”]

( Müslim Hudud 4, Tercüme Ahmet Davudoğlu S.Müslim Tercümesi ve Şerhi, Sönmez 1978, İstanbul,  8/350)

Muhterem Büyüğüm Ya Ömer!

Yüce Allah’ımızın sana olan büyük lütfuyla öldürmek için evinden çıktığın Hz.Peygamberimizin huzurunda imana erdin. İlk Müslümanlardan oldun. Kur’ân vahyini aracısız Peygamberimizden dinledin. Gücün ölçüsünde İslâm’a hâdim, zayıf Müslümanlara hâmi oldun. Yiğitce ve açıktan hicret ettin. Vahyin açıklık getirmediği konularda Peygamberimize danışmanlık yaptın. Efendimizin kayınpederliği ile şereflendin. İlk Halifemiz Ebu Bekir’in birinci derecede yardımcısıydın. Kendi hilafet başkanlığı döneminde Devlet-i İslamiyyeyi yapılandırdın. Fetihlere öncülük ettin. İctihadlarınla Müslümanlara ışık tuttun.

Peygamberler bile Allah’ın huzurunda sorgulanacağından elbette sen de sorgulanacaksın. (Araf 6)  Bizim senin hakkında hüsn-ü zannımız var. Cennetliklerden olacağını ümid ederiz.

 Ey Efendimiz Ömer!

Bütün kullar gibi hiç şüphesiz senin de kişisel ve ictihadî  yanılgıların olmuştur. Ama sana isnad edilen hatalar ve sözler de var.

Biz yukarıda naklettiğimiz sözlerin sana ait olmadığı kanaatindeyiz. Senin gibi vahiy sürecine şahid olmuş bilgili ve bilinçli bir sahabinin bu sözleri söyleyebileceğine asla ihtimal vermiyoruz. Ama bazı müminler Kurân ve hatta Sünnet ile çelişen bu sözleri sana isnad etmekte, Recim cezasını İslâm’a yamamaktadırlar.

Ey Büyüğümüz!

Allah senden razı olsun. Ben 72 yaşındayım. Ömrüm kemal döneminde. Kur’ân hafızıyım. Tam yarım asırdır Kurân ve Sünnet’i öğrenip öğretmeye çalışıyorum. -Allah cümlenizden razı olsun- Sen ve arkadaşların olan sahabi efendilerimiz içinize sindiremediğiniz konularda Peygamberimiz efendimize, emirlerinin vahye mi yoksa kişisel görüşlerine mi dayandığını sorabiliyordunuz. Hele hele sizin Peygamberimize nice itirazlar yaptığınızı  da biliyoruz. Ben de mânevî huzurunuzda saygılarımı sunarak sormak istiyorum:

Ya Ömer! “Ama insanların üzerinden uzun zaman geçerse korkarım biri: Biz Allah’ın kitabında recmi bulamıyoruz, der de Allah’ın indirdiği bir farizayı terk etmekle delâlete düşerler,” diyorsun.

Mazur görünüz, ben de böyle Recimi Allah’ın Kitab’ında bulamayanlardanım. Olmayanı nasıl bulabiliriz ki! Biz, elimizdeki ve gönlümüzdeki Kur’ân’da 100 Celd’e ( Bir topluluk huzurunda yüz sopa vurulması) âyetini görüyoruz. (Nûr 2) Ama taşlayarak öldürme olan Recim ayetini göremiyoruz. Sen ise şöyle diyorsun:

“Hiç şüphe yok ki Allah, Muhammed (s.a.v)’i Hak (din) ile göndermiş ve kendisine kitabı indirmiştir. Ona indirilenlerden biri de recm ayetidir. Bu âyeti okuduk, belledik ve anladık. Resûlüllah (s.a.v) recmetti; ondan sonra biz de recmettik…” “Hiç şüphe yok ki Allah, Muhammed (s.a.v)’i Hak (din) ile göndermiş ve kendisine kitabı indirmiştir. Ona indirilenlerden biri de recm ayetidir. Bu âyeti okuduk, belledik ve anladık. Resûlüllah (s.a.v) recmetti; ondan sonra biz de recmettik,”

Aziz Efendimiz!

Peki nerede bu Recim ayeti?

Sizin döneminizde yoktu ama  bizim sizin bu sözlerinizi de rivayet eden Müslim ve neredeyse Kur’âna eş değer tutulan Buharî gibi kaynaklarımız var. Biz bu kaynaklarımızda Peygamberimizin tasdik edicisi olmakla yükümlü olduğu (Bakara 101)Tevrat’ın Recim ile ilgili hükmünü uyguladığını biliyoruz.(Müslim, Hudud 6) Kur’ânın 100 Celde hükmü ile Tevrat’ın Recim hükmünün nesh edildiğini de biliyoruz. Mesela Kur’ân Tevrat’ın Kısas hükmünü aldı ama Recmi ilga ile 100 Celdeyi teşri etti/yasalaştırdı.

Ya Ömer efendimiz!

Sizin uyarılarınızla Ebubekir efendimiz döneminde Kurân âyetleri bir araya getirilmedi mi? İlk Mushaf böylece oluşturulmadı mı? Mademki “Şeyh ve Şeyhe(Evli erkek ve kadın) zina ettikleri zaman onları Recmedin,” şeklinde bir âyet vardı, bu âyeti niye Kur’ân’a almadınız. 100 Celde vurulması ile ilgili âyet Kur’ân’a alınır Recim ayeti terkedilirken siz neredeydiniz?

Her halde bize “böyle bir âyet vardı, lafzı neshedildi ama hükmü baki kaldı” demeyeceksiniz…Hükmü baki kalacak idiyse neden lafzı Kur’ân’ın dışında bırakıldı.

Ya ömer Efendimiz?

 Size isnad edilen bu sözlere dayanılarak Kur’ân’dan olan bazı ayetlerin Kur’ân’a alınmadığı şüphesi doğmaz mı? Bu şüpheyi nasıl gidereceğiz? Siz Allah’ın huzurunda nasıl hesab vereceksiniz?

Muhterem Büyüğüm! Biz bu sözlerin sana ait olmadığı kanaatindeyiz. Peygamberimize yalan isnad edenler size de iftira  etmezler mi? Ama ne yapalım birileri Kur’ân’ın apaçık hükmünü ve bizi bağlayıcı Sünnet’i bırakmış temelsiz rivayetleri dinimizden imiş gibi gösteriyorlar.

Zannetmeyiniz ki bunu İslâmî duyarlılıkla yapıyorlar? Ne gezer. Onlar Kur’ânın nesh etiği Tevrat hükmünü ibka etmeye çalışırken  ülkemizde İslâm’ın dışlanmasına bile sessiz kalıyorlar.

Ülkemizde cinayetler üniversiteler de bile kol gezerken muhteşem Kısas yasasının sözü bile edilmiyor. Cümle alem doğrudan ve dolaylı hırsız oldu ama hadd-i sirkate/hırsızlık cezasına  Diyanette ve ilahiyatlarda  bile yer yok. Ülkemizin faizle kanı emilirken Allah’ın savaş açtığı faize Müslümanlar da müşteri oldu. Zina ve eşcinsellik AB yolunda her gün daha bir revaçta. Eğitim sistemimizde Allah’ın yaratığı varlıklar Allah’a ortak koşucu bir dille anlatılıyor. Hulasa İslâm’ın toplumsal hayatı düzenleyici yasaları emperyalizmin çizgisinde anayasal suç olmuş. (Madde 24)

Kimse umursamıyorama bize televizyonlarımızda Kandil geceleri okunan Mevlidler, anlamadan yapılan  hatimler ve  Güzel Kur’ân okuma yarışmaları yetiyor.

Ya Ömer!

Sorma ki sorma. İslâm kendi çocuklarının iktidar döneminde bile gurbetini yaşıyor ama İslâm’ın müjdelenen gariblerinden olmak isteyen  yok gibi.  Keşke Berzah/Kabir engeli olmasaydı da seninle dertleşebilseydik. Gerçi üstatlarına Gavs diyen, Kutup diyen şarlatanlarımız  seninle görüştüklerini/görüşebileceklerini söyleyebilirler ve çevrelerinde  buna inanmaya hazır  cahil zavallılarımızı da bulabilirler ya.Her neyse

İşte böyle halimiz Muhterem Büyüğüm? Biz razıyız, Allah da senden olsun.

http://www.alirizademircan.net/hz-omere-saygim-ve-sorularim-4-582h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim