Ailede Cinsel Hayat

24.04.2010 tarihinde İsav'ın düzenlediği Aile Eğitimi konulu Sempozyumda Ali Rıza Demircan tarafından sunulan tebliğdir. 

     Ailede Cinsel Hayat

       Bismillâhirrahmânirrahîm

İnsanları erkek ve dişi olarak yaratan ve cinselliğe ilişkin yasalar koyan Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd ederim.

Ünlü fizyolog Kenneth Walker  " Ne yazık ki  insanlığın  büyük  ruhsal önderleri  İsa ve  Buddha,  cinsiyetten pek söz etmemişlerdir. Söylediklerinin açıklanması da pek güçtür." diyerek üzüntülerini dile getirmektedir.

 

               Tebliğ ettiği Kur'ânî yasalar ve açıklamaları ile cinsellikle  ilgili söylenilmesi gerekli olan her şeyi açıkça söyleyerek insanlığın yolunu aydınlatan ve        üzüntüye gerek bırakmayan, Allah'ın son elçisi Hz. Muhammed'e salât ve Selâm ederim.[1]

 

        Sayın Başkan ve Muhterem Hazirun!  Sizleri de saygıyla selâmlarım.

          "Aile'de cinsel öğretim-eğitim" konusu takdir buyrulacağı üzere bir değil, bir çok tebliğe konu olabilecek genişliktedir.

 Bu sebeple biz cinsel  hayatın tabiliği ve önemine değinecek, cinsel vasıflı haramlarla ilgili özet bilgiler sunacağız. Sonra da karı-koca arasındaki cinsel nitelikli görevlere ve yasaklara yoğunlaşacağız.

  Cinsel   Hayat Doğaldır

            İslâm'ın vâzıı insanın halikı olan Allah olduğu için İslâm'la insan örtüşür.

            Cinsellik fitridir/doğaldır. Yüce Allah insanı erkek ve kadın olarak yaratmış,cinsel duygular ve cinselliğini kullanım gücü ile donatmıştır.

            a-İslâm cinselliği  tabii görür.

            b-İdeal boyutlarda yaşanması için kurallar koyar ve bu kuralların öğretim ve eğitimini farz kılarak görevleştirir.

            c-  Cinselliği yüceltir ve konulan kurallar içinde yaşanmasını ibadete dönüştürür.

             İslam Cinselliği Tabii Görür

             Erkek Cinselliği

            Bülûğ (ergenlik) çağına ulaşan her erkekte cinsel duygular, tatmin edilmek

istenen cinsel arzular oluşur. Bu, Allah'ın koyduğu fıtrat yasasıdır. İslâm  bu doğal oluşumu kabul ve yükümlülüğün başlangıç noktası olarak belirler. 

             Erkek cinselliği üzerindeki İslâm gerçekçiliğinin iki mühim özelliği   vardır:

         1- Cinsellik ve onunla irtibatlı duygular ve eylemler peygamberler dâhil

bütün erkekleri kuşatıcıdır.[2]

         2- Allah'ın özel bir korumasına eremeyen genelde hiçbir insan, özelde hiçbir erkek değil cinsel arzulardan, cinsel haramlardan bile güvencede olamaz.[3]

           

           Kadın Cinselliği

           İslâm, erkek cinselliği gibi kadın cinselliğini de  tabii bulur. Cazibeli yaratılan ve sevdirilen[4] ve  bu sebeple de sözleri ve davranışları ile cinsel mesajlar dağıtabilecek özellikte olan kadının bizzat kendisinin de cinsel duygularla dolu ola bileceğini kabul eder.

            Bu kabulden ötürüdür ki kadın erkek gibi cinsel nitelikli bütün ilahi yasalara muhatap kılınmış, evlenebileceği erkeklere karşı eller, yüz ve ayaklar dışındaki bütün vücût organlarını örtmekle emrolunmuştur.Ne var ki İslâm, kadın cinselliği üzerinde daha bir gerçekçidir.  Genelde cinselliği utanma duygusu ile örtülü olduğu, bu sebeple arzularını gereğince açığa vuramayacağı için , onun cinsel haklarını erkeğinkinden daha açık ve ayrıntılı bir şekilde belirlemiştir.

          Çocukluğunda, fıtratı doğrultusunda kız çocuğu gibi yetiştirilmesi,ergenlik çağında üzerinde baskı  kurulmadan ve engellenmeden onaylayacağı taliple evlendirilmesi, gereğinde özgür iradesiyle evlenmesi...

         Evliliğinde, kendisiyle sevişilerek ilişkiye girilmesi ve doyumunun amaçlanması, koruyucu tedbirler almanın onayına bırakılmış olması, kocalı -kocasız duruma itilmemesi, Îla'ya ve Zıhar'a maruz bırakılmaması,cinsel nedenlerle ayrılmaya ihtiyaç duyduğunda iftida yeya mahkeme yoluyla boşanabilmesi, aleyhine zina iftirasının hukuki yaptırımlara bağlanması ... kadının cinsel nitelikli hakları cümlesindendir.[5]

 

İslâm Cinsel Öğretim-Eğitimi Farz Kılarak Görevleştirir

         İslâm tabii gördüğü cinselliğe ilişkin  kurallar koyar ve bu kuralların öğretim ve eğitimini görevleştirir.

         İslam Dini'nin yüklediği ana görevleri ve temel yasakları öğrenmek ve  öğretmek farz-ı ayın bir görevdir. "Oku" şeklindeki Kur'ânî emirden ve benzerlerin den, "İlim öğrenmek (kadın-erkek bütün müslümanlara farîza'dır." şeklindeki ilim temalı  Nebevî buyruklardan ilk olarak anlaşılması gereken de budur.[6]

Yüce dinimizin, temel kaynakları olan Kur'ân ve Sahih Sünnet'le yüklediği  görevlerin ve kaçınılmasını vazifeleştirdiği yasakların bir bölümü cinsel hayatla ilgili olduğu için bunların öğretimi ve öğrenimi de farz görevdir.

Burada öğrenilmesi farz olan yasakları/haramları zina, eşcinsellik, sevicilik, hayvanlarla ilişki, çıplaklık. hadımlaşma, ve eşlerle âdet halinde ve ters yoldan(anüs) ilişki ile örneklendirebiliriz.

Sevgili Peygamberimiz, ilgili Kur'ân âyetlerini tebliğ ederek ve gerekli açıklamaları yaparak, üstelik kendisine intikal ettirilen cinsel kaynaklı problemleri dinleyip çözümleyerek kadın erkek bütün insanlığın muhtaç olduğu öğretimi gerçekleştirmiştir. Burada onun çözüm üretici öğretiminden bir örnek sunmakla yetineceğiz.

Eşinin kendisine üreme organından fakat değişik yöntemler uygulayarak ilişkiye giren kocasının durumunu soran kadına Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

-Üreme organından olmak koşuluyla dilediği gibi ilişkiye girebilir.[7]

 

         İslâm Cinsel Nitelikli Emirlere ve Yasaklara Uymayı İbadetleştirir

İslâm tabii gördüğü ve ideal boyularda yaşanması için yasalar koyduğu cinselliği kutsallaştırır.Bir diğer anlatımla Allah'a ibadete dönüştürür.

Yaratılış sebebimiz olan ibâdet, kısaca Allah'ın ve Peygamberinin emirleri ve yasaklarına uymak/boyun eğmektir.[8]

Uyulması gerekli emirler ve yasakların bir bölümü de cinsel hayatımızla ilgili olduğu için, cinsel hayatın konulan ilahi kurallar içinde yaşanması da Rabbimize ibâdettir.

İbadet olduğu içindir ki Kur'ân-ı Kerîm'de Cennet'e girecek kulların vasıfları açıklanırken onların zina ve eşcinsellik gibi haramlardan kaçınan kullar olduğu şöylece açıklanmaktadır:

"Gerçek mü'minler kurtuluşa ermişlerdir. Onlar namazlarında huzur içinde bulunanlardır.Onlar boş söz ve işlerden uzak duranlardır.Onlar, zekât verici güce ulaşmak için çalışanlardır. Onlar cinsel organlarını koruyup zinadan korunan, yalnızca karşı cinsten olan hür veya esir eşleri ile ilişkiye girenlerdir. Onlar bu ilişkileri sebebiyle kınanmayacaklardır. Yasaklı ilişkilere girenler ise; helâl kılınan sınırları aşan yalnızca onlardır. Onlar, kendilerine verilen görevleri ve verdikleri sözleri yerine getirenlerdir. Onlar namazlarını devamlı olarak kılanlardır.İşte bu vasıfları sayılanlar; sadece onlar, Firdevs Cenneti'ne girecekler ve orada sürekli kalacaklardır. "[9]

        Cinselliği yaratan  Yüce Allah'ın buyrukları çizgisinde oluşturulacak evlilik içi meşru cinsel hayatın ibadet olduğu gerçeği,Sevgili Peygamberimiz tarafından şöylece dile getirilmektedir:

       • Sahâbi Ebû Zer (r.a.) anlatıyor.

         Allah'ın Resûlü şöyle buyurdu:

     - "Sübhânallah", "Elhamdülillah"ve  "Allahü Ekber" şeklindeki her bir tesbîh hamd ve tekbirde, "La ilahe illellah" şeklindekiher bir tehlilde, her bir Hakk'a çağırmada ve her bir bâtıldan sakındırmada sadaka sevabı vardır.

        (Bunlar bir tarafa) Sizden birinizin eşi ile cinsel ilişkide bulunnmasında bi-

le sadaka (sevabı) vardır.

         Ashab-ı Kirâm (hayret ve de merakla) sordular:

       - Ya Resûlallah! Bizden biri cinsel arzularını tatmin eder de, bu sebeple ona na-

sıl sevap verilir?

 

        - (Pek tabîi ki verilir. Ya sizlerden biri) Zina yapacak olsaydı, yaptığı zina-

dan ötürü günaha girmeyecek miydi? Buna ne dersiniz? Bunun gibi, nikâhlı eşiyle

tatmin bulduğu zaman da kendisine sevap verilir.[10]

 

         Cinsel Hayatın Tek Meşru Yolu Evliliktir

Yüce Allah -cinsel eğilim ve ihtiyaç dahil- kadını erkeğe ve erkeği de kadına eğilimli ve ihtiyaçlı yaratmıştır.[11] Evliliği de birleşmenin tek meşru yolu kılmıştır.[12] Dolayısıyla evlilik fıtratın gereği, genelde bütün Peygamberlerin, özelde Hz.Muhammed'in tebliğ ettiği tek Hak din olan İslâm'ın da emridir. İslâm'ın insanlığa sunduğu sosyal hayat aile/evlilik üzerine kurulmuştur.

Evlilik, cinsel hayatı yaratılış doğrultusunda ve haramlardan korunarak yaşamanın yegane yolu oluğu gibi zirvede yaşamanın da biricik  vesîlesidir. Çünkü koca için karısı, karı için de kocası dışında bir cinsel partner yoktur.

Evliliğin eşler için cinsel açıdan da tatmin edici olabilmesi için İslâm, kişilere evlilik öncesi ve sonrasında uygulamaları gereken kurallar koymuş, görevler yüklemiştir.

 Aileyi Oluştururken ve Oluşturduktan Sonra Yapılması Gereken Görevler

Bu görevleri şöylece özetleyebiliriz.

1. Fiziki ve kültürel denkliği gözeterek, sevilebilenlerle  evlenmek.

               Kurân'da eşler için tekin eşi ve tamalayıcı eşiti   anlamına Zevc'in  çoğulu Ezvac  kelimesi kullanılmaktadır.[13] Erkekler için kadınların, kadınlar için de erkeklerin (bedenî ve ruhî eğilimleri ve ihtiyaçları örtüp kuşatacak)  Libas/giysi  olduğu açıklanmaktadır.[14] Nisa sûresinin 3.âyetinde ise kafa ve kalp gözüyle bakıldığında hoşa gidecek/haz duyulacak, güzel bulunacak eşlerle evlenilmesi emredilmektedir.[15] Bütün bu Kurânî  ifadeler, evlenirken  fiziki ve kültürel denkliğin aranması, sevilebileceklerin seçilmesi gereğine işaret etmektedir.

               Kalıcı mutluluğu sağlamak için Peygamberimiz de görerek evlenmeyi[16] ve  kültürel denklik dahil çok yönlü araştırmayı teşvik buyurmaktadır. O,bir hadislerinde "Denklerin evlenmesi ve evlendirilmesini"[17] emrederken konuyla ilgili diğer hadislerinde de şöyle buyurmaktadır:

          "Sizden biriniz bir kadınla evlenmek istediği zaman onunla evlenmesine sebep olacak özelliklerini inceleyebilirse incelesin."[18]

  "  Zira uygun ve önerilir olan birbirlerini sevebilenlerin evlenmesidir."[19]

             Burada öneminde ötürü bir hususa açıklık getirmek isteriz:

             Evliliğin  tarafı değil denetçisi olan ana-baba ve ağabey gibi veliler, örneğin fiziki,malî ve kültürel düzey denkliği veya seviye yakınlığına yönlendirici uyarılarda bulunabilirseler de baskı kuramazlar. Peygamberimiz baskıya dayalı evlilikleri geçersiz saymış, dul veya bakire  son sözü kadının söyleyeceğini yasalaştırmıştır.[20]

 

          2. İslâmi çizgide yaşamak.

 Eşlerin cinsel haramlardan sakınması birbirlerine odaklanmalarını  ve cinsel mutluluğu birbirlerinde aramalarını sağlayacaktır.

İslâmi çizgide yaşamanın cinsel hayat yanı sıra dünya hayatının istikrarı ve   âhiret hayatının saadetini sağlayacağına ilişkin Kur'ânî vaatler ve müjdeler pek çoktur. 

  3. Dış cinsel etkilerden (Helâl ve haram tanımaz arkadaşlardan,olumsuz ortamlar, görsel ve yazılı medyanın yıkıcı  tesirlerinden) korunmak.

      Yüce Rabbimiz, " Deki: Rabbim  ancak açık ve gizli Fevahiş'i  haram kıldı..." buyurarak  Fevahişi haram kılmakta, "Fevahişin gizlisine de açığına da yaklaşmayın"buyurarak da ona yaklaşmamızı yasaklamaktadır.[21]

     Fevahiş, cinsel nitelikli olan ve olmayan sözlü, görüntülü ve fiili bütün çirkinlikleri  içine alan Fahişe sözcüğünün çoğuludur.[22] Kur'ân'daki kullanımları, daha çok  cinsel nitelikl çirkinleri çağrıştıran  Fahie/Fevahişin[23]   yaşadığımız dönemde cinsel vasıflı haramları  sıradanlaştırıp helâlleştiren Medyasal yayınları kapsadığında şüphe yoktur. Bu sebeple  korunmakla yükümlü olduğumuz  dış cinsel etkilerden görsel ve yazılı Medyanın yıkıcı tesirlerine değineceğiz.

              Ekranın câzibesine, basım tekniğinin güzelliğine, sistemli ve sürekli propagandaların etkileyici gücüne sahip olan görsel ve yazılı medya, fizik yapıları ile etkileyici film ve dizi kahramanları olan sanatçıları evlerimize, hatta yatak odalarımıza kadar sokmaktadır. Yüz kızartıcı görüntüleri içeren, zinayı, eşcinselliği ve ensest ilişkileri bile meşrulaştıran müessir görüntülerin eşlerin cinsel  hayatını etkilediği ve etkileyebileceği hususu kanıtlanmış olup bütün izleyicilerin de tanıklık edebileceği gerçeklerdendir.

             Değinilen hakikat yanı sıra Medya nice ünlü fâhişeleri, homoseksüelleri, sevicileri, ar damarları çatlamış çift şahsiyetli erkekler ve kadınları hayatımıza sokarak duygusal sapmalara neden olabilmektedir. Onların şahsında haramlar helâlleştirilmektedir. Çocuklarımızın şahsiyetleri de olumsuz yönde etkilenmektedir.

          Ailenin  cinsel   hayatının erdemi ve  mutluluğu için Rabbimizin yaklaşılmasını bile yasakladığı Fevahiş kapsamına girebilecek televizyon programları, okunacak gazete ve dergiler  titizlikle seçilmelidir. Özellikle de  ailece bir arada izlemek ve okumaktan sakınmalı, böylece  nefislerimiz ve  çocuklarımız korunmalıdır.

        4. Şer'î  bir mesken edinmek (Karı-kocanın cinsel hayatını rahatlıkla yaşayabileceği küçük de olsa bağımsız bir ev edinmek)[24]

        5.Vücudu ve dişleri temiz tutmak.

 Ortak aklın ve bilimsel verilerin gerektirdiği vücut ve diş temizliğine İslam da vurgu yapmaktadır. Çünkü o, temizliği imanla irtibatlantırmakta, tuvalette su ile temizlenme, haftada bir defa vücudu yıkama ve diş temizliğine itina gösterme gibi görevler yüklemektedir.    

  6. Alkollü içkileri ve sigara gibi ibtilalardan korunmak.

    İslâm'da haram kılınan madelerin haram kılınış nedenleri olan zararlılık ve de piş oluşu içeren bu ibtilaların eşlerin cinsel hayatını olumsuz yönde etkileyeceği bilimsel bir gerçektir.[25]

7. Eşler, birbirleri için süslenmek ve kokulanmak.

    İslâm  sözde, davranışta ve işte güzelliğe yönelttiği gibi giyimde ve kılık kıyafette de yönlendirmiş, bu meyanda güzel kokular   kullanılmasını da teşvik etmiştir.

   İnsan doğasının eğilimi olan süslenme ve kokulanma eşler arasında ayrı bir önem arzetmektedir. Çünkü onlar kendilerine cinsel tatmin ortamını hazırlamak ve birbirlerini haramlardan korumakla yükümlüdürler.

  Biz burada birkaç noktaya işaret etmekle yetineceğiz.

   a- Süslenme ve kokulanmaya  vönelik öğütler erkekleri de içine almaktadır. Çünkü onlar da kadın eşleri için örtüdürler.[26] Kadınların da  onlar üzerinde hakları vardır.[27]

  b- Kadınlar ise kalıcı nitelikli estetik işlemler  yapmaksızın  eşlerine yönelik olarak süslenmelidir. Dışa karşı süslenme ve cinsel cazibeyi artırıcı parfümler kullanarak ilgi odağı olmak, kulluk çizgisi ile çatışır. Çünkü Kur'ân Nûr sûresinin 31. âyetiyle kadınlara, gizledikleri süslerinin bilinmesine ilişkin davranışları yasaklamaktadır. Peygamberimiz de şöyle buyurmaktadır:

"Kocasının dışındakiler için süslenen kadın Kıyamet  gününde nuru olmayan bir karanlık gibi olacaktır."[28]

 

8. Karşılıklı olarak sevişmeksizin ilişkiye girmemek.

     Sözlü ve fiili Sünnet sevişmeye öğütlemekte, sevişmeksizin ilişkiyi men' etmekte, kadının doyumunun amaçlanmasını emretususmekte ve onayı alınmaksızın azil türü koruyucu tedbirleri ise yasaklamaktadır.[29]

 Tebliğin sınırlarını zorlamamak için bu bahiste  iki hususa değineceğiz.      

a- Âdet(regl) hali ve ters yol ilişkisi ve aşağıda haram türü açıklanacak oral  ilişki dışında sevişmede bir sınır yoktur.

b- Sevişmede kadının da erkek gibi aktif bir rol üstlenmesi gerekir.

          Allah'ın Resûlü'nün bâkire ile evlenilmesini öğütleyen hadislerinde kendisine muhâtap olan sahâbilerine: "Senin onunla, onun da seninle se-vişeceği, senin onu, onun da seni öpüp-okşayacağı bir bâkire ile evlenseydin ya!"[30] buyurması, kadının sevişmede hareketli bir taraf olması gereğine açık bir işarettir.

         Utanma örtüsünü büsbütün sıyırmaksızın, kadının sevişmede canlılık belirtmesi gereğini, sunacağımız şu hadisden daha açık bir şekilde öğrenebiliyoruz:- "Kıyâmet Günü Allah katında insanların en şerlilerinden biri de, kendisi karısıyla karısı da kendisiyle sevişip ilişkide bulunduktan sonra, karısının sırrını (erkeğine karşı yaptığı aşk oyunlarını) açığa vuran adamdır."[31]

         Sadece sevilen fakat sevmeyen kadının açıklanacak sırrı olmasa gerektir.

Özetlersek sevişme kadının  hakkı, arzulayan kocası için de görevidir. Kadınlığın  gereklerini üstlenerek kocası için hayat dolu bir kadın olmak Müslüman kadın için erdemdir.

         9. Hamilelik ve hastalık gibi durumlarda bilimsel verilere saygılı olmak:        

            İslâm hamilelik ve hastalık durumunda ilişki yasağı getirmemektedir. Ancak Kur'ân canın tehlikeye atılmasını yasaklamaktadır. Peygamberimiz   de göz ağrısı türünden hastalığı ilişkiyi erteletici mazeret olarak değerlendirmekte, emzikli kadınla ilişkiyi zarar vermediği gerekçesiyle onaylamaktadır. Buradan hareketle hamilelik ve hastalıkta uzman görüşlerine saygılı olma gereğini ifade ediyoruz.[32]

10. Cinsel hayatın mahremiyetlerini korumak

       Gizemli,erdemli ve mutlu bir aile hayatının oluşturulabilmesi için yapılması gerekenlerden biri de cinsel hayatın mahremiyetlerini korumak bir diğer anlatımla açığa vurmamaktır. Konuyu birkaç madde halinde inceleyeceğiz.

                a- Eşlerin cinsel davranış biçimlerini, sevişmetekniklerini,uyguladıkları fantezileri veya  ilişkilerini yazılı,görüntülü veya sözlü olarak başkalarına anlatmamaları.     

                Anlatımların en az zararlısı olarak nitelenebilecek olan sözlü aktarımın haramlığını belgeleyen hadisi,Yezîd kızı Esma'nın dilinden sunalım.O, bizzat şahit olduğu olayı şöyle anlatıyor.

           (Bir namaz sonrasıydı.) Çevresinde erkekler ve kadınlar (ayrı ayrı) oturuyorken Allah'ın Resûlü (soruyu içeren bir üslûpla) şöyle buyurdu:

         - Galiba (içinizde) karısı ile yaptıklarını açıklayan erkeklerle, kocası ile yap-

    tıklarını anlatan kadınlar var?

          Topluluktan bir cevap çıkmayınca şöyle dedim:

        - Evet, var Ya Resûlallah! Allah'a yemin ederim ki erkekler de bu şekilde konuşuyorlar. Kadınlar da böyle laflar ediyorlar.

         (Benim bu açıklamam üzerine) Allah'ın Resûlü şu talimatı verdi:

      - Cinsel hayatınızı açığa vururcasına konuşmayınız. Bu şekilde konuşan erkek ve kadın, erkeği dişisine rastlayan ve insanlar kendilerine bakıp dururken, erkeği dişisinin işini bitiren erkek ve dişi şeytan gibidir."[33]

 b- Eşlerin cinsel organları ve çevresini açığa vurmamaları.

               Kurânımızın açıklamasına göre giyimin temel amacı, sev'ât olan ön ve arkanın örtülmesidir.  Şeytanın Âdem ile Havva'ya işlettiği ilk günah olması sebebiyle Sevâtın eşler arasında  bile örtülmesi, öğütlenmesi gereken erdemdir.

               Sevât bir tarafa,   "üreme organı ve çevresi" anlamına fercin örtülmesi de Rabbimizin Kur'ânî buyruğudur.[34]

                   Nûr suresinin 30 âyetinde erkekler, 31. âyetinde ise kadınlara ferclerini hıfzetmeleri şöylece  emrolunmuştur:         

 " Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramlardan sakınsınlar ve ferclerini  muhafaza etsinler.( Zinadan, eşcinsellikten korunsunlar ve ferclerinı açığa vurmasınlar,görülmesini engellesinler.) Bu onlar için(cinsel sapmalar ve çirkinliklerden ) daha arındırıcıdır. Allah bütün  yaptıklarınızdan haberdardır."

                  "Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramlardan sakınsınlar ve ferclerini  muhafaza etsinler..."

              Fercin üreme organı ve çevresi manasına geldiğini "Uyluğun örtülmesi gereken avret olduğunu,açığa vurulmaması gerektiğini"[35] açıklayan   Peygamberimiz de doğrulamıştır.  

              Ahzap sûresinin 35. âyetinde övülüp müjdelen kulların vasıfları arasında geçen ferclerin muhafazası zinadan korunma manasına içerirse de lafzî anlamı üreme organı ve çevresinin örtülmesi/açığa vurulmaması, başkalarının görmelerine de engel olunmasıdır.

             Rabbimizin bu Kurânî emri gereği eşler göbekle diz kapakları arasını örneğin  babaları , kardeşleri ve çocukları arasında açamayacakları gibi, yetişkin      çocukları, kardeşleri ve babalarının anılan vücut bölgelerine de bakamazlar.

           

                c- Eşler yatak odası mahremiyetlerini  korumalı

                Yukarıda açıklanan fercleri koruma görevi sebebiyle  yatak odalarının mahremiyetlerinin de korunması gerekir. Nûr sûresinin 58.âyetinde ev içi hizmetçilerinin ve henüz bülûğ çağına ermemiş  çocukların bile soyunuk olunabilecek üç vakitte bizden izinsiz olarak yatak odalarımıza girmesinin yasaklanması, bize dekorunma görevini yüklemektedir.

          Tebliğimizi sınırlı tutabilmek için yukarıda 10 madde halinde sunulan  konulara ilişkin olarak verdiğimiz özet bilgilerle yetiniyoruz.[36]

Aslında bu görevlerin devamı olarak da görülebilecek olan eşler arası haramları öneminden ötürü ayrı bir başlık halinde sunacağız.

 

          Eşlerin Kaçınması Gereken Yasaklar/Haramlar

 Eşlerin kendi aralarında  kaçınması gereken cinsel haramları özetleyerek açıklamaya başlamadan genel nitelikli cinsel haramlara değinmeyi faydalı buluyoruz. 

Genel nitelikli cinsel haramlar örnekler

Şer'î anlamda çıplaklık,evlilik dışı cinsel ilişki olan zina, eşcinsellik, lezbiyenlik (sevicilik) hayvanlarla cinsel temas, ağızı cinsel organa dönüştürücü oral ilişki, röntgencilik ve bilinçli teşhircilik başlıca haramları oluşturmaktadır.

Bu baş nitelikli haramlara götürücü karşı cinse şehvetle bakma, na mahrem erkekler ve kadınlar arasındaki gözlerden uzak beraberlik, güftesi ve ritmi ile cinsel arzuları tahrik edici müzik, cinsel haramlara yöneltici yazılar (piyesler, hikayeler, fıkralar, romanlar...) resimler ve filimler ve bunların ticarî yatırım haline getirilmesi de ikinci derecede -nassî ve de ictihadî- haramları oluşturmaktadır.[37]

Bu girişten sonra eşler arasındaki cinsel haramları açıklamaya başlayabiliriz.

                                                 ***

         Yüce Allah, özellikle Cennet'e girecek ve hûrileri özel hizmetçi olarak istihdam edecek Cennet kadınlarını, cinsel olarak da nitelenebilecek 13 (onüç) güzellik vasfıyla tavsif ederken dolaylı olarak cinsel hayatımızın tatmin edici olması gereğine vurgu yapmaktadır.[38]

Cinsel hayatın bedenî ve rûhî yönden tatmine erdirici ve haz grafiğini yükseltici olabilmesi için yaratılış çizgisinde yaşanması, ibâdet hayatımızın genel akışı ile uyumlu olması, bir diğer anlatımla haram kılınan eylemlerden korunması gerekir.

Cinsel hayatı olumsuz yönde etkileyici, müminleri ruhen tedirgin edici ve hatta eşleri bunalımlara düşürücü bu haramları/yasakları  özetlemeye başlamadan bir    İslâmî kuralı hatırlatalım:

       Yüce Rabbimiz sınırsız bilgi ve rahmet sahibidir. O, kulluk denemesine uğrattığı insanlara örneği yalnızca bedenî,ruhî,ahlâki veya sosyo ekonomik yönden zarar verebilecek sözleri,davranışları ve işleri yasaklamıştır.

 

        a) Âdet ve lohusalık halinde ilişkiye girmek.

        Lohusalık, âdet hali hükümlerine tabiidir.

        Yüce Mevlâmız âdet halinde ilişkiyi bedenen veya ruhen  zarar verebileceği için Eza olarak niteleyerek yasaklamıştır. Bakara sûresinin 222 âyetinde şöyle buyurulmuştur:

           «Ey Peygamber! Sana kadınların ay halini de so­rarlar. De ki; O bir ezadır. Bu sebeple ay halindeki kadınlarla cinsel ilişkide bulunmayın. Temizleninceye kadar kendilerine yaklaşıp ilişkiye girmeyin. İyice temizlenip boy aptesti aldıkları zaman Allah'ın emrettiği üreme organından onlarla cinsel ilişkiye girebilirsiniz. Allah çok çok tövbe edenleri sever. İyice temizlenenleri de sever.»

 

     Sevgili Peygamberimiz  de bu ilahî yasağı  pekiştirici açıklamalar yapmış,

ilişkiye varmayan sevişmenin ise helâl olduğunu bildirmiştir.[39]

          b)Ters yoldan; sindirim organından (anüs) temas etmek.

           Yüce Rabbimiz Bakara sûresinin 223. âyetiyle, kadınları ürün alınacak tarlaya benzeterek yalnızca tarlaya gelinmesini emretmiş, böylece ters yol ilişkisini yasaklamıştır. Bu âyette şöyle buyrulmaktadır:

 

         "Kadınlarınız sizin (döl) tarlanızdır.(Üreme aracı olan) Tarlanıza  nasıl isterseniz öylece gidin, nefisleriniz için (besmeleyi, şeytandan Allah'a sığınma­yı ve sevişmeyi) öne alın. Allah'ın buyruklarına aykırılıktan  korunun ve ancak O'nun huzurunda toplanacağınızı bilin. (Ey Peygamber! Âdet halinde ve arka organdan ilişkiye girmekten  kaçınan ) müminleri müjdele."

            Kur'ân'ı açıklamakla yükümlü olan Peygamberimiz bu ilahi buyruktaki haramlığı beyan ederek pekiştirmiş ve şöyle buyurmuştur:

 

           "-Şüphesiz Allah gerçeği bildirip emretmekten haya etmez. Kadınlara arka organlarından/anüs  ilişkiye girmeyiniz"

            " Karısına arka organından ilişkiye giren lanete uğramıştır." [40]

 

             c) Sadizm ve Mazohizm olarak nitelenebilecek şekilde ilişkiye girmek.

       Eşlerden birinin karşı çıkması bir tarafa, karşılıklı rızaya dayalı olsa bile bu tür ilişkiler zulümdür. Peygamberimiz kişinin nefsinin ve eşinin kendisi üzerende hakkı olduğunu bildirir. Kişilerin bu hakları çiğneyerek kendi nefisleri  veya  eşlerine zulmetmesi hiç şüphesiz haramdır. Kur'ân ve Sünnet, zulmü yasaklayan kurallarla doludur.

 

   d) Koca veya kadın olarak cinsel görevlerden kaçınmak.

       Dünya ve ahret mutluğuna talip eşlerin mutlaka sakınması gereken aile içi haramlardan biri de budur. Meşru olmayan değişik sebeplerle cinsel görevlerden kaçınma şeklindeki bu haramın işlendiği  ailede istikrar ve  huzur olmaz,bereket görülmez.

      Başlı başına bir tebliğ konu olması gereken bu mevzuda kısaca şunları söyleyebiliriz.

    Cinsellik evlilik hayatının ana sebebi ve tabii  olgusudur.  Nesillenmenin yoludur. Mütekabil haklar cümlesinden olduğu içindir ki:

     a-Yüce Allah kadının kocalı-kocasız durumda bırakılmasını, Îla veya  Zıhar yoluyla cinsel ilgisizliğe maruz bırakılmasını yasaklamıştır.[41] İlişkisizlik, Yaratanın, " "Kadınlarınızla Marûf ezere geçinin,"[42] yani  İslâm Dini'ni temel prensiplerine ve ortak aklın gerektirdiği ölçülere göre geçinilmesi emrine aykırı olacağı ve  kadın aleyhine  zulüm oluşturacağından karısını cinsel yönden yalnızlığa terk eden koca günahkârdır. Îla'da örneklendirildiği   üzere karısı tarafından aleyhine dava ikame edilmasine  ve eşinden boşanmasına  neden olacak şekilde de suçludur.[43]

            b- Nisa sûresinin 34. âyetine göre İslâmî çizgide yaşayan Saliha kadınlar cinsel aktivite dahil evlilik  akdinin gereklerini yerine getiren Kanitat kadınlardır.

Âdet ve lohusalık gibi dinî, hastalık gibi aklî bir sebep olmaksızın mehir[44] ve  nafaka almasının[45] ana sebebi olan cinsel partner olma görevinden ısrarla kaçınan kadın da kocasının hakkına mütecaviz olduğu için günahkârdır.

               Nafaka hakkını yitirecek veya aleyhine nikâhı fesh  davası açılabilecek ölçüde de suçludur.

               Günahkârlığı tescilleyen ve kadını göreve çağıran sahih hadisler çoktur. Bunlardan birinde şöyle buyrulmaktadır.

     (Cinsel ilişkide bulunmak için)            Kişi karısını yatağına çağırdığı zaman,

(tıbbî veya dinî bir mazereti olmaksızın) kadın gelmekten kaçınır, kocası da bu

sebeble ona kırgın ve kızgın olarak gecelerse, melekler sabaha kadar o kadının Al-

lah'ın öfkesine uğramasını dilerler.[46]

               c- Kocası tarafından,  kocalı-kocasız gibi belirsiz bir durumda bırakılmasından veya büsbütün terk edilmesinden müşteki olan kadın kocasıyla onaylayabileceği bir Sulh/anlaşma yoluna gidebilir veya aldığı mehrini iade ederek iftida yoluna başvurabilir.Böylece cinsellik dahil mağduriyetini sonlandırabilir.

               Mazaretsiz olarak kadınlık görevini    direnen kadına ne yapılabilir? Bu problemin pratikte hakem ve yargı yoluyla çözümlenmesi mümkün değildir. Sağlıklı ve önerilir bir çözüm olmasa da  gerektireceği  tazminatı[47] üstlenmesi halinde koca karı   boşayabilir.

               Boşama dışında bir yol izlenebilir mesela tıpkı zina yaptığında olduğu gibi yaralanmayacak şekilde dövülebilir mi?  Kadının yalnızca  zina yapması veya zina kuşkusunu doğuracak şekilde karanlık ilişkilere girmesi, Nisa 34'e açıklık giren sahih sünnet çizgisinde dövülebilirliğine işaret etmektedir.[48] Biz haram kılınmış bir tür zulüm/ işkence olması sebebiyle zina dışı bir sebeple dövülebilirliğe onay veremiyoruz.

             Biz şer'î ve tıbbî bir sebep olmaksızın  inadi bir şekilde ilişkiden kaçınan kadını buna  zorlamanın ırza tecavüz olarak nitelenmesini de doğrulayamıyoruz.

            Bu bahsi  noktalarken hadımlaşma,evlenmeme veya cinsel hayattan çekilme şeklinde ki ruhbanlığın Peygamberimizin Kur'ân çizgisindeki buyruklarıyla yasaklandığına işaret etmek isteriz.[49]

 e) Îla yapmak: Mağdur etmek için yemin ederek dört ayı aşacak şekilde kadını cinsel yalnızlığa terk  etmek.

    Îla'yı konu alan âyette şöyle buyrulmaktadır:

"Hanımlarına Îla yapanlar/ yaklaşmamaya yemin edenler, dört aya kadar erteleme yapabilirler. (Bu süre içinde) dönecek olurlarsa şüphesiz Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.[50]

Âyetin son bölümü Îla'nın haramlığına işaret etmektedir. Dört ayı aşan yemine dayalı ilişkisizlik doğrudan veya mahkeme kararıyla boşanma sebebidir.

 

f) Zıhar yapmak:

    Cinsel hakları dahil kadının mağdur edilmesini onaylamayan İslâm Zıharı yasaklamıştır. Zıharın yasaklanması bilinen örnek üzerinden mağduriyet doğurucu işlemlerin yasaklığı ilkesini kökleştirmek ve aşağıda değinileceği üzere ensest ilişkileri çağrıştıran tüm sözlü ve fiili işlemleri mahküm etmektir.

 Zıhar eşin  sırtı, göğüsleri,  karnı, uyluğu, cinsel organı gibi bir uzvunu anaya (veya nesep, süt veya evlilik yoluyla haram kalınmış bir kadına) benzetmek.

 Kadını kocalı-kocasız durumda bırakarak mağdur etme amacını güden Zıhar'a ilişkin olarak Kur'ân'da şöyle  buyrulmaktadır:

 "İçinizden bazıları hanımlarını annelerine benzetiyorlar. Oysa ki  hanımları onların anneleri değillerdir. Onların anneleri onları doğuran kadınlardır .Onlar gerçekten çirkin ve yalan bir söz söylüyorlar. Bununla beraber Allah (bu benzetmeyi yapanları da içine alacak şekilde) çok çok affedici ve pek çok bağışlayıcıdır."[51]

Kur'ân ve Sünnet dilinde zıhar olarak isimlendirilen ve ana ile sınırlandırılan bu benzetmeye, İslâm'ın genel prensiplerinden hareketle -içtihadî olarak-ensest ilişkileri çağrıştırıcı sözleri, filimleri ve eylemleri de katabiliriz. Katmalı ve zıhar gibi yasaklamalıyız da. Yerilen  zıhar yasağının çağımıza yönelik mesajı da bu olsa gerektir. Zira giderek artan ensest ilişkilerin bir ölçüde sözlü ve fiiili benzetmeler ve tesettürsüzlükten kaynaklandığından şüphe yoktur. 

 g) İhramlı, oruçlu ve itikâfda iken eşle ilişkiye girmek.[52]

 

  h) Sebebsiz olarak veya soyut şüpheyle cinsel kıskançlık izhar etmek.

    "Cinsel kıskançlık; Allah'ın ve Peygamberinin tanıdığı cinsel hakları çiğnemeksizin ve delilsiz olarak cinsel şüpheye ve saygısızlığa düşmeksizin, Allah'ın ve Peygamberi'nin cinsellikle ilgili emirlerini ve yasaklarını uygulamak ve uygulatmakta hassâsiyet ve gerekirse şiddet göstermektir."

Yaratılışımızdan kaynaklanan kıskançlık yukarıda tanımlanan şekliyle erdemdir. Kıskançlığın İman'dan kaynaklanan[53] bir değer olduğunu açıklayan Peygamberimiz, tarifimizi kaynaklandırdığımız   hadislerinde de şöyle buyurmuştur:

           "Allah'ın sevdiği kıskançlık vardır, sevmediği kıskançlık da vardır. Allah'ın sevdiği kıskançlık,(cinsellikle ilgili husûslarda ilâhî ölçülerin çiğnendiği) şüphesi doğduğunda gösterilen kıskançlıktır. Allah'ın sevmediği kıskançlık ise, şüphe edilemeyecek durumlarda (gereksiz olarak) gösterilen kıskançlıktır."[54]

 

 ı) Çocuk oluşumunu engelleyici eylemlerde bulunmak.[55]

Kur'ân, çocuğun yaratılmasını Allah'ın takdirine bırakmakta, onu evliliğin ana amaçlarından biri olarak sunmaktadır.[56]  Kur'ân, ayrıca  iffetlileri hayat suyunu boşa akıtmayanlar olarak nitelemekte, eşcinselleri ise hayat maddesinin israfçıları olarak yermektedir.[57]  

Özel hayatında koruyucu eylemlere yer yermeyen Peygamberimiz de azil ifadesiyle koruyucu uygulamayı sonuçsuz işlem olarak değerlendirmekte, "Mukadder olan doğacaktır" buyurmaktadır.[58] Açıkça haram kılınmadığı için biz bazı sahabiler gibi azilde sembolleşen koruyucu eylemleri  haramlıkla nitelendiremesek de , sıcak bakılamayacağını  söyleyebiliriz. Ancak koruma yöntemlerinden kordon bağlatmak ve spiral taktırmak gibi fıtrata müdahil zararlı eylemlerin meşru görülemeyeceği de  bir hakikattir.

Bu arada cinsel hayatı olumsuz yönde etkileyebilecek korunmaların eşlerden birinin özellikle de kadının karşı çıkması durumunda eşe zulüm olarak haramlaşabileceğine de işaret etmek isteriz. Çünkü Peygamberimiz, dışa boşalma olan azilde örnekleşen korunmayı  hür kadının onayına bağlamıştır.[59]

 

k) Oral İlişki

 Çokca sorulması ve geleneksel fıkhımız da bu konuya gereğince açıklık getirilmemiş olması sebebiyle oral ilişki konusunu daha geniş bir şekilde inceleyeceğiz.

          Kur'ân-ı Kerim'de ve Hz. Peygamberin Sünnet'inde haramlığı açıklanmamış bütün sözler, davranışlar ve işler helâldir; yapılabilir. Haram olanları helâlleştirmek gibi helâl olanları haramlaştırmak da ilahlaşmak/ilahlaştırmak anlamına gelir. En büyük günahlardandır. Konuya bu duyarlılıkla eğileceğiz.

Eşlerin birbirlerinin cinsel organlarını emme anlamına oral ilişki, İslâm öncesi cahiliyet döneminde sevişme tekniği olarak bilinmekle beraber, Kur'ân ve Sünnet'te oral ilişki ile ilgili açık bir hüküm yoktur. Ancak genel kurallar vardır.

Oral ilişkiyi iki kısım halinde incelemek gerekir.

a) Cinsel ilişkinin başlangıcında, şehvetlenmeden ötürü gelebilecek akıntı ve mezi dil ve dudaklara bulaştırılmadan yapılacak ve rûhî bunalım doğurmayacak oral ilişki ruhsat olarak onaylanabilir.

Ancak fıtrî bir duygu ile veya rûhî ve kültürel gelişim sebebiyle oral ilişkiye ilgi duymayan, hatta ona karşı olumsuz tavr olan eşi buna zorlamak, ruhsal bunalıma ve cinsel mutsuzluğa sebep olacağı cihetle zulüm olur. Sadizm gibi bu tür zulüm de şüphesiz haramdır.

Harama yöneltici değinilen davranışlardan kaçınılsa da, tabiî bir sevişme tarzı olmadığı için, oral ilişkinin bir süre sonra nefretimsi duygulara sebep olabileceği ve dolaylı olarak cinsel mutluluğu olumsuz yönde etkileyecebileceği gerçeğini de hatırlatarak, oral ilişkinin onay verilebilecek bu kısmından da kaçınılmasını öğütleriz. Nitekim örtüsüz çıplaklık ve cinsel organlara bakmak ile ilgili sakındırıcı öğütler çizgisinde, kaçınılması tavsiye buyuran İslâm bilginleri de vardır.

b) Ağızı cinsel organa dönüştüren ve ağza boşalmayı içine olan oral ilişki ise -Allah bilir- haramdır.

Kur'ân ve Sünnet arka organdan (anüs) ilişkiyi haram kılar, bu tür ilişkilerin helâl görülerek yapılmasını azaba uğrama sebebi olarak bildirirken, ağzı cinsel organa dönüştürerek yapılacak oral ilişkiyi daha bir haram kılacağı açıktır.

Kaldı ki bu anlamda oral ilişki, yozlaştırılmamış insan doğasının çirkin bulacağı, iğrenç göreceği bir işlemdir, Kur'ân ifadesiyle Fahşâ ve Habîse'dir.

Cinsel içerikli çirkinlik olan fahşâ ve pislik olan habîse ise Kur'ân'la haram kılınmıştır.[60]

Doğruları en iyi bilen Allah'tır ve bize düşen kulluk görevi, haram olma şüphesi taşıyan işlerden bile kaçınmaktır.

 Özet

          İslâm cinselliği tabii görür. Cinsel hayatı düzenleyici yasalar koyar. Bu yasaların bir kısmı eşlere yönelik emirler ve yasaklardır. İslâm koyduğu yasalar çizgisinde cinsel öğretimi görevleştirir. Belirlediği çerçeve içersinde yaşanmasını da ibadet olarak değerlendirir.

Amacımız, Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd  etmektir.

Ali Rıza Demircan


[1] Alıntı için de bak. Kenneth Walker, Fizyoloji Açısından Cinsiyet Varlık Yayınları 1973 sh. 91.

[2] Peygamberlerin evliliği, hatta çok eşliliği bunun kanıtıdır.Bak.Ra'd 38, Ahzab 50

[3] Yusuf 24,33, Nisa 28

[4] Al-i İmran 14

[5] Bakara 226,230, Nisa 129, Nûr 4, 32,Mücadele 2-3, Tirmizî Cenaiz 73

[6] Alak 1,Camiüs-Sağir Harfüt-Tı,Feyzül-Kadir Hn.5266

[7] El-Lü'lüü Vel-Mercan Nikâh 16

[8] Zariyat, 56, Mülk 2, Hûd 7

[9] Müminun 1-11

[10] Müslim Zekât 53

[11] Rûm 21, Bakara, 187

[12] Müminûn, 5-6; İsra, 32

[13] Rûm 21, Nahl 72

[14] Bakara 187

[15] Tabe'nin "organların ve nefsin haz duyduğu şey anlamı için bak, Rağıp El-Müfredat

[16] İ.Mace Nikâh 9

[17] M.K.Ummal 6/393

[18] Ebu Davud Nikâh 19

[19] İ.Mace Nikâh 1

[20] Buharî Nikâh 42,Nesaî 6/394

[21] Araf 33,Enam 151

[22] Rağıp El-Müredat Fehaşe maddesi

[23] Araf 80, İsra 32, Nûr 19

[24]  Nur 27, H.İ.ve I.F.Kamusu 2/450,Hukuk-u Aile Kararnamesi Madde 71

[25] Maide 90

[26] Bakara 187

[27] Bakara 228,İ.Mace Nikâh 3

[28] Tirmizi Reda 13,Hn.1167

[29] Zadül-Mead 3/147,Feyzül-Kadir 1 /325, 5/90

[30] Buharî Nikâh 121

[31] Müslim  Nikâh 22

[32] Bakara 195, Müslim Nikâh 22, Zadül Mead Resûlüllah Yolunda 4/338

[33] M.Zevaid 4/294,Ebû Davud Nikâh 49

[34] "El-Fercü : İsmün li cem'i- sev'âtir-ricali ven-nisai vel-fityani vema havâliha, küllühü fercün."  Bak. Lisanül-Arab Ferc maddesi.

[35] Darimi Hn 2653Nesaî 1/198

[36] On madde halinde sunulan konuların her birine ilişkin geniş bilgi ve kaynaklar, için bkz. Ali Rıza Demircan, İslâm'a Göre Cinsel Hayat, Beyan Yay. İst. 2008

[37] İşlenen Cinsel Haramların Dünya ve Ahiret Cezaları

İslâm  hayat düzenidir. Onun sosyal ,ekomik ...ve cinsel hayata ilişkin yasalarının bir bölümü hukuken yaptırımlıdır.Yukarıda açıklanan haramlardan zinanın 100 celde, iffetli kadınlara zina iftirasıının 80 celde, seviciliğin ev içinde göz hapsi ve eşcinselliğin de Eza'dan başlayıp -helâl görülmesi halinde doğal afetlerle-  ölüme kadar gidebilen Kur'ân kaynaklı cezaları vardır. Sayılanların dışındaki diğer cinsel suçlara ise Fevâhiş'in ve Münker'in giderilmesi bağlamında tazîr cezası uygulanabilmektedir.

Tövbe edilmeyen bütün haramlar gibi istiğfar edilmeyen cinsel haramlar da âhiret azabına uğratabilir, kaldı ki Kur'ân da zinanın uğratacağı âhiret azabına özel vurgu yapılmaktadır.[37]

Burada "ceza" konusunu, Peygamberimizin, kişiyi cehennem azabına uğratacak günahların büyük ölçüde ağız ve üreme organı yoluyla işlenecek günahlar olacağını açıklayan hadisini hatırlatarak bağlıyoruz.

 

  [38] Onüç güzellik/cinsellik vasfı ve hûrilerin özel hizmetçileri olacaklarına ilişkin olarak bkz. Ali Rıza Demircan, Kur'ân ve Sünnet Işığında Cennet Hayatı, Emir, İst. 2009

[39] İ.Kesir Bakara 222, Nesai 2/87, Ebu Davud Tahare 107

[40] M.Zevaid 4/298

[41] Nisa 129,Bakara 226,Zıhar2-3

[42] Nisa 19

[43] Bakara 226

[44] Bakara 236,237,Nisa 24

[45] Bakara 34

[46] Muhtasar S.Müslim Hn.830

[47] Nisa 34akara 241

[48]  Peygamberimiz , Veda haclarında kadının dövülebilir olduğuna işaret eden ve Nisa 34' e açıklık getiren hitabelerinin bir bölümünde şöyle buyurur: 

      "Kadınlarınıza iyi-güzel davranmanızı tavsiye ediyorum.Onlar sizin idarenize ve himayenize verilmişlerdir.Fahişey-i Mübeyyine/zina yapmadıkça, baskıcı yöntemlerle  onlara dildiğiniz gibi davranamazsınız. Eğer zina yaparlarsa onlarla ilişkiye girmeyebilir ve dövebilirsiniz."

        Kişi boşama yoluna da gidebileceğinden   bu hadisteki ve  Nisa 34 deki emirler ibaha/yapılabilirlik anlamına gelir. Fahişeyi mübeyyine'in zina olduğuna ilşkin olarak bak.Rağıp El-Müfredat Fehaşe maddesi, Şevkânî Talak 1,Elmalılı Nisa 34 Ayrıca bak. Nisa 19, Ahzap 30,Talak 1

[49] Nesaî 6/59, BuharîNikâh 7, Fezül-Kadîr 6/428, El-Lü'lüü vel-Mecan Hn.885

[50] Bakara 226

[51] Mücadele 2.Hanefiler Zıharı nesep, süt veya evlilik yoluyla haram kalınmış kadınlara da teşmil ederler.

[52] Bakara 187,197

[53] Camiüs-Sağir El- Ğayretü...

[54] Müsned 5/448,İ.Mace Hn.1996.Geniş bilgi ve örnekler için bak.A.Rıza Demircan İslâm'a Göre Cinsel Hayat Beyan Yay. İst. 2008,s.311-326

[55] Eşlerin kaçınması gereken haramlara ilişkin sunulan bilgilere ve kaynaklarına ilişkin olarak bkz. Ali Rıza Demircan, İslâm'a Göre Cinsel Hayat

[56] Şûra 49-59, Bakara 187,Enam 140

[57] Nisa 34,Maide 5, Zariyat 34

[58] Müslim Nikâh B.Hükmil-Azli

[59] İ. Mace Nikah, 30, Hn. 1928, Azil, rahmin dışına boşalmadır.

[60] En'am, 151, Araf, 157

Soru - Cevap

  • Namazı anlayarak kılmamız emrediliyor, duayı okuduktan sonra manasını okumak gerekli midir?
  • Hocam nişanlım hiçbir sebep göstermeden nişanı bozdu. Ailece çok zor günler geçiriyoruz.
  • Resmi nikahla boşandım. Dini nikah düşer mi? Boşandığım eşim hamile tekrar bana döndü. Dini açıdan n
  • Neden hristiyan olarak doğan çocuklar yanlış bir dine doğuyorlar ve arayıp doğru...
  • Soru-Cevap Arama

     

    Siz de soru sorun

    Siz de soru sormak için tıklayınız.

    Anket

    Sizler için özenle hazırladığımız yeni web sitemi beğendiniz mi?



     

    Toplam Oylayan : 5970