Ev, Aslî İhtiyaç ve Dokunulamaz Kutsaldır

Ev, Aslî İhtiyaç ve Dokunulamaz Kutsaldır
Olmazsa yaşanılamaz temel ihtiyaç maddelerinden biri de evdir. Mesken ve konut olarak da isimlendirdiğimiz evin değişik yapı malzemelerinin yaratılması, bilgi ve kullanımımıza sunulması Yüce Mevlâ’mızın azim nimetlerindendir.

Hayat düzenimiz İslâm, koyduğu ahlâkî ölçüler içerisinde ihtiyaçlarımızı karşılayarak kulca yaşayabileceğimiz bir evin edinilmesini gerekli kılmaktadır.

Şer’î ev zarûrîdir

Aile merkezli bir toplumsal hayatı öneren ve kurumsallaştıran İslâm hukuku, nikâh akdi yapılsa bile aile hayatının fiilen başlayabilmesi için dini kaynaklarımızda şer’i mesken olarak isimlendirilen bir evin hazırlanmasını şart koşmaktadır. Şer’i mesken küçücük de olsa mutfak, tuvalet ve banyoyu içerecek ve aile içi ilişkilerin mahremiyetini koruyarak barındıracak bağımsız bir ev olarak tanımlanmaktadır. Ancak karı-kocadan oluşan çekirdek aile için asgari ölçüleri verilen şer’i meskenin, aile fertlerinin çoğalması ile birlikte büyümesi gerekeceği de İslâmî öğretiler arasındadır.

Şanlı kitabımız Kur’ân-ı Kerim’in Nur Suresi’nin 58. âyetinde ana, babanın yatak odasının mahremiyetinin korunulması emir buyurulmaktadır. Sevgili Peygamberimiz de ebeveyn ile yetişkin çocuklar, ergen erkeklerle kız kardeşler arasında örtünme ile ile ilgili uygulanması gereken kurallar koymuştur. Örneğin ergen erkekler, kardeşleri yanında göbekle diz arasını örtmekle yükümlüdürler. Baliğ olmuş kız çocuklarının ise babaları ve kardeşleri gibi mahremleri yanında zikredilen organlar yanı sıra, vücudun karın, göğüs ve sırt bölgelerini örtmeleri gerekmektedir.

Sunulan ölçüler yanı sıra, dinimizin misafir ağırlanması ile ilgili öğütleri, gerektiğinde hizmetçi edinilmesi ile alâkalı onayları da hatırlanacak olursa, büyüyecek ve maddi imkânları artacak ailede ana-baba için, sorumluluk dönemi başlamış erkek ve kız çocukları için, misafirler ve de hizmetçiler için müstakil odaları ihtiva edecek evlerin oluşturulması tabii ve İslâmî zarurettir.

Müslüman için hayatın bütününü İslâmlaştırmak görev olduğu için, ahlâkî kuralların ve erdemlerin yaşanabileceği böyle bir evi amaç edinmek farzdır. Çünkü farz görevlerin yaşanılması için yapılması gerekenler de farzdır.

Bu sebepledir ki, dünya hayatının bunalımlarından ve âhiret hayatının azaplarından kendimizi nasıl koruyabiliriz şeklinde soru yönelten sahabi Amir oğlu Ukbe’ye Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:

-(Ya Amir!) Dilini, sonucu aleyhine olacak (yalan, iftira ve gıybet gibi haramlar)dan koru. (Nefsinin, eşinin, çocuklarının ve misafirlerinin haklarını ödeyecek şekilde) evinin alanını geniş tut. Bir de günahlardan ötürü ağlayarak tövbe etmeye çalış.

İslâm’ın ana çizgilerini vererek edinilmesi gerektiğini duyurduğu evin, erişilebilecek temel dünyevi mutluluklardan biri olduğu da, Peygamberimizin diliyle şöylece açıklanmaktadır:

“Üç şey mutluluktandır:

Kendisine baktığında hoşlanıp huzur duyacağın, bir yere ayrılıp gittiğinde ırzını ve malını koruyacağına güven duyacağın inançlı- ibadetli-ahlâklı eş, seni dostlarına götürüp getirecek uysal bir binek (sağlam bir araç) ve de kullanma alanı geniş bir ev.”

Ev için Zekât alınabilir, borç yapılabilir

Asli ihtiyaçlardan olan ve yaşanabilecek dünyevi saadetlerin başında gelen evin edinilmesi, değinildiği gibi farz görevimizdir. Ev edinmek için ciddi çalışmalar yapmak bir tarafa, zekât alınabileceği gibi, borç yükü altına da girilebilir. Zira asli ihtiyaç olduğu için ev sahibi olamamış kişi, İslâmî ölçülere göre zekât alabilir, borç yapabilir bir fakirdir.

Başta zaruri ihtiyaçlarını gideremeyen ve de bu nevi gereksinimlerini karşılamak için borçlanan kişilere verilmek için emrolunduğundan ev almak isteyen veya aldıkları ev için borçlanan kişiler zekât alabilirler. Yaşadıkları toplumda, bu alanda oluşturulan imkânlardan da yararlanabilirler.

Doğurabileceği problemler ve gayr-i ahlâkî sonuçlardan ötürü Peygamberimiz tarafından sakındırılmakla birlikte, giderilmesinde borçlanılmasına onay verilen bir ihtiyaç türü de ev olduğu için bu uğurda borca da girilebilir.

Kur’ân’ımızın emri olarak gerçekleştirilmesi gereken yardımlaşma görevimizi yoğunlaştırmamız gereken alanlardan biri de hiç şüphesiz ev edinme olmalıdır. Aydınlar, siyasîler, yatırımcılar ve hatta bütün müminler olarak bu alanda politikalar üretmeli, kurumlar oluşturmalı vebu çalışmaları farz-ı kifaye vazife bilmeliyiz.

Bütün bunları yaparken özel olarak Rabbimizden de yardım dilemeliyiz. Peygamberimizin yaptığı şu duâ, yapılması gerekli bir duâ olarak hayatımıza girmelidir:

“Allah’ım! Günahlarımı bağışla, evimi genişlet ve rızkımıbereketlendir.”

Ev, yalnızca fiziki etkilerden sığınılacak ve barınılacak bir yer değildir. O, aracılığıyla pek çok nimetten yararlanılacak bir mekândır; içinde ilâhî buyrukların yaşanılacağı bir mabet ve çevresinde hayırlara ulaşılacak imkânlar manzumesidir.

Bunun için ev edinirken ve edindirirken gücümüzü yalnızca “başımızı sokabileceğimiz bir ev mantığıyla” kullanmamalı, aşağıda özetlenen İslâmî olarak vasıflandırabileceğimiz özellikleri de araştırmalıyız.

Ev için imkânlar ölçüsünde güneşi bol olup çevre kirliliğinden korunmuş, havası temiz ve zemini sağlam bölgeleri seçmeliyiz. Camilere, kabirlere ve eğitim kurumlarına yakın alanları tercih etmeliyiz. Az katlı, mümkünse bahçeli evlere yönelmeliyiz. Kulluk bilinci içinde yaşayan insanların yoğun olduğu mahalleleri ve salih insanların komşuluğunu hedeflemeliyiz.

Ev edinirken ve donatırken maddi gücümüzü yansıtmak, insanlar arasında ayrıcalıklı ve üstün olmak gibi amaçlar gütmemeliyiz. Lüks ve israftan kaçınmalıyız. Peygamberimizin arkadaşlarının ipek perdeli evleri şeytanın evleri olarak nitelendirdiklerini asla unutmamalıyız.

Ev dokunulamazlığı temel haklardandır

Asli ihtiyacımız, maddi ve manevi sığınağımız olduğu için ev kutsaldır, bir diğer ifadeyle dokunulmazdır. Dinimiz İslâm’ın temel haklar ve özgürlükler arasında yücelttiği ev dokunulmazlığı, sahiplerinin onayı alınmadıkça asla ihlal edilemez. Dokunulmazlığının çiğnenmesi azaba uğratacak bir zulümdür. Çünkü Allah’a baş kaldırmadır.

Nur Suresi’nin 27. âyetinde şöyle buyurulur:

“Ey iman edenler! Arzu edilerek verilecek izni almadıkça ve oturanlarına selâm vermedikçe başkalarının evlerine girmeyiniz. Düşünürseniz (özel ve de aile hayatlarınızın dokunulmazlığını amaçlayan) bu öğüt sizin için daha hayırlıdır.”

Hutbemizi; evinizin huzurlu, ailevi yaşantınızın mutlu ve ebedî mekânınızın da Cennet yurdu olmasını niyaz ederek bitiriyorum.

 

http://www.alirizademircan.net/ev-asli-ihtiyac-ve-dokunulamaz-kutsaldir-5-552h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim