Erkeğin Cinselliği

Erkeğin Cinselliği
Erkeğin Cinselliği

Bülûğ (ergenlik) çağına ulaşan her erkekte cinsel duygular, tatmin edilmek istenen cinsel arzular oluşur. Bu bir ilâhî kanundur. Bu ka­nunla çatışmak insanla çatışmakdır.

Bu gerçeği, yürürlükten düşürülmüş bütün semâvî dinler ve fel­sefî sistemler yanı sıra İslâm da kabul etmektedir. Ancak erkek cin­selliği üzerindeki İslâm gerçekçiliğinin iki mühim özelliği vardır:

(A) Cinsellik ve onunla irtibatlı duygular ve eylemler peygam­berler dâhil bütün erkekleri kuşatıcıdır.

(B) Allah'ın özel bir korumasına eremeyen hiçbir insan, değil cin­sel arzulardan, cinsel haramlardan bile güvencede olamaz.

Şimdi bu iki özelliği açıklamaya çalışalım.

a- İslâm gerçekçiliği, genç-ihtiyar, güzel-çirkin, âlim-câhil her er­kekte, Allah'a yakınlık sırrına ermiş Hak dostlarında, hatta peygam­berlerde bile cinsel arzu ve eylemleri tabîi görür.

İslâm'a göre cinsel arzular ve helâl çerçeve içerisinde sürdürülen cinsel eylemler, asla bir eksiklik olmadığı gibi, rûhî gelişmeye de engel değildir. Bilakis asıl rûhî yücelik, cinsel arzular duyulur, cinsel hayat sürdürülürken ulaşılan yüceliktir.

Dindar olabilmek ve dindarlıkta gelişerek rûhî yüceliklere erişe­bilmek için cinsel duygular ve eylemlerden soyutlanmak görüşü bazı tasavvufî kaynaklarda yer alırsa da, Kur'ân ve Sünnet gerçekleriyle katiyetle bağdaştırılamaz.[1]

Mü'minler olarak, insanlık tarihinin en üstün ve Allah'a en yakın şahsiyetleri olarak kabul etmeye mecbur olduğumuz peygamberlerin normal bir cinsel hayatlarının olduğunu hatırlatmamız delil olarak kâfidir.

Yüce Allah Kur'ân-ı Kerîm'de Hz. Nûh'u, Hz. İbrâhim'i, Hz. Lût'u, Hz. Mûsa'yı, Hz. Muhammed'i ve diğer bazı peygamberleri bi­ze evli olarak tanıtırken, Hz. Îsa ve Hz. Yahya gibi istisnalar dışında bütün peygamberlerin de eşleri ve çocukları olduğunu şöylece bil­dirmektedir:

"(Ey Muhammed!) Şüphesiz senden önce de peygamberler gönderdik. Onlara da eşler ve çocuklar verdik. Hiçbir peygamber Allah'ın izni olmadan bir mûcize getiremez. Her şeyin belirlenmiş bir vadesi Kitab'da kayıtlıdır."[2]

Sosyal durumları, cinsel arzuları ve güçleri bakımından farklı olan insanlara örnek olmak durumunda oldukları için Hz. İbrahim, Hz. Dâvûd, Hz. Süleyman ve Hz. Muhammed gibi pek çok peygam­berin hayatında birden fazla kadınla evliliğin örneklerini de görü­yoruz.

Allah'ın Resûlü Hz. Muhammed bu gerçeği şöyle açıklar:

مِنْ سُنَنِ الْمُرْسَلِينَ: الْحِلْمُ وَالْحَيَاءُ وَالْحَجَامَةُ وَالسَّوَاكُ وَالتَّعَطُّرُ وَكَثْرَةُ الأزْوَاجِ

"Yumuşak huyluluk, haya, kan aldırmak, güzel kokular sürünmek ve çok eşlilik, Peygamberlerin özelliklerindendir."[3]

Peygamberlerin hayatı delillendirmektedir ki, rûhî gelişim cinsel hayatı öldürmez diriltir, zayıflatmaz kuvvetlendirir. Böyle olması da zarûrîdir. Çünkü rûhî gelişim îmanla, güzel amellerle ve çok zikirle sağlanır. Bunlar rûhu takviye ettiği gibi, bedeni de kuvvetlendirir. Kuvvetlenen bedende ise cinsel arzular ve de eylemler artar. Zira sebeblerin kendi doğrultularında sonuç vereceği açık bir gerçektir.[4]

Amelli müslümanın cinsel arzuları artar

Evlilik içinde ve dışında cinsel duyguları ve eylemlerini disipline etmiş, göz ve kulak gibi organları cinsel haramlardan korumuş, böy­lece cinsel uyarıları alıcı gücünü muhâfaza etmiş, üstelik alkollü içki­lerden uzak durmuş, namaz, duâ ve zikirle de rûhî tatminin doru­ğuna çıkmış mü'min, pek tabîidir ki cinsel arzularını kuvvetlen­direcek ortamı oluşturmuş olur. Bu gerçeği kavrayamayacak bir insan düşünülemez. [5]

İslâm, erkek cinselliği üzerinde böylesine gerçekçi olduğu içindir ki ileride açıklanacağı üzere, değil bekârlığı ve evlilik içinde cinsel hayattan çekilmeyi, cinsel arzuların tatmînini ertelemeyi bile uygun bulmamıştır.

Bunun içindir ki Allah'ın Resûlü kafada ve kalbde kadın arzusu oluştuğu zaman, derhal eşe gelinerek cinsî münâsebette bulunulma­sını öğütlemiştir. Kadının çekimser kalmasını da yasaklamıştır. Suyun bulunmadığı yerde de erteleme yoluna gidilmemesini; teyemmüm ruhsatından yararlanılmasını tavsiye buyurmuştur.

Ebû Hureyre (r.a) şöyle anlatıyor:

Medine dışında, çölde yaşayan bir mü'min Allah'ın Resûlü'ne geldi ve sordu:

- Ya Resûlallah! Ben yılın dört-beş ayını çölde geçiriyorum.. Aramızda lohusalar, âdetliler ve cünübler de var. Ne yapmamızı emir buyurursunuz?

- Teyemmüm yapın.[6]

b- Arzettiğimiz üzere erkek cinselliği üzerindeki İslâm gerçekçili­ğinin ikinci özelliği de Allah'ın özel korumasına eremeyen hiçbir insa­nın, cinsel arzulardan, hatta cinsel haramlardan güvencede olamaya­cağı hakikatinin kabul olunmuş olmasıdır.

Rabbinin uyarısını almasaydı kendisine akıl yürütme  becerisi ve ilim verilmiş bir genç olan Hz. Yusuf'un bile Züley­ha'ya yaklaşacağının Kur'ân-ı Kerîm'de açıklanmış olması, İslâm gerçekçiliğinin değindiğimiz özelliğinin Kur'ânî delilidir.

Yusuf Sûresi Âyet 24:

"Şüphesiz ki o kadın, Yusuf'a arzuyla  yaklaşmak istemişti. Eğer Yusuf Rabbinin uyarısını almasaydı, kadının arzula­rına uyabilirdi. İşte Biz Yusuf'u ihanetten ve yasak ilişkiden alıkoymak için böyle yaptık. Çünkü o, ihlâslı kullarımızdandı."

Allah'ın Resûlü'nden daha olgun, daha tunç iradeli ve cinsel duy­gularına daha hâkim bir insan düşünülemeyeceğine göre, O'nun aşa­ğıda sunacağımız hadîsiyle sergilediği hakikati hiçbir erkeğin cinsel haramlardan güvencede olamayacağı gerçeğine Peygamberî bir delil olarak görebiliriz.

H. Cabir (r.a) anlatıyor. Allah'ın Resûlü mü'minlere şöylece emir buyurdu:

لاَ تَلِجُوا عَلَى الْمُغِيبَاتِ، فَاِنَّ الشَّيْطَانَ يَجْرِي مِنْ اَحَدِكُمْ مَجْرَى الدَّمِ،

قُلْنَا وَمِنْكَ؟ وَمِنَّي، وَلَكِنَّ الله أعَانَنِي عَلَيْهِ فَأسْلَمُ

- Yanlarında kocaları (veya mahremleri) bulunmayan (dolayısıyla ilişkisizlikleri uzamış olan) kadınların yanlarına gidip oturmayın. Zira Şeytan her birinizin kan damarında (kanınız gibi iradenizin dışında) akar.

Bu buyruğa muhatab olan sahâbîler olarak sorduk:

Sizin kan damarınızda da akar mı?

Benim kan damarımda da akar. Ne var ki Allah bana Şeytana karşı yar­dım eder ve ben ondan korunurum.[7]

İslâm, özellikle erkek cinselliğini böyle değerlendirdiği içindir ki, cinsel hususlarda haramlara yöneltebilecek nefse güvene değil, gerek­li tedbirlere baş vurdurucu metodlu şüpheye yer vericidir.

Gerekli tedbirlerin bir kısmı örtünmek, gözü korumak, evlenile­bilecek kadınlarla yalnızca bir arada kalmamak vs. dir.[8]

En mühim önlemlerden biri de cinsel duygular ve arzuların cinsel haramlara düşürecek boyutlara ulaşmasından Allah'a sığınmaktır.

Bu hususta her erkek, Allah'a sığınmaya muhtaç olduğu içindir ki Kur'ânı Kerîm'de Yusuf Peygamber'in dilinden şu duâ örneği veril­miş, dolaylı olarak bu duânın yapılması öğütlenmiştir:

"(.. Allah'ım! Kadınların cinsel tuzaklarını benden uzaklaştır.) Eğer Sen onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara yöne­lir ve câhillerden olurum."[9]

Allah'ın Resûlü, Hz. Muhammed'in yaptığı ve bize de yapılma­sını öğütlediği bir cinsel içerikli duâ örneği de şöyledir:


اَللَّهُمَّ اِنِّي اَعُوذُ بِكَ مِنْ شّرِّ سَمْعِي وَمِنْ شَرِّ بَصَرِ وَمِنْ شَرِّ لِسَانِي

وَمِنْ شَرِّ قَلْبِي وَمِنْ شَرِّ مَنِيِّ يَعْنِي فَرْجَهُ

"Allah'ım! Kulaklarımın şerrinden, gözlerimin şerrinden, dilimin şer­rinden, kalbimin şerrinden ve cinsel organımın; cinsel organımdan kaynakla­nabilecek kötülüklerin şerrinden sana sığınırım."[10]

 

 


 

[1] Evlilik Hayata /Sevgiye Katılımdır              

          Esasen evlilik; hayata, yaratıcı oluşa, sevgiye tam bir iştiraktir ve bu iştirakin yerini alabilecek ikinci bir şey yoktur. Tasavvuf tarihinde, evlenmemeyi yeğleyen çok az sayıdaki zahid-sufi tipler, aslında kendi peygamberlerine ters düşmüş kişilerdir. Onların tavrını tasavvuf veya zühdün nitelikleri içinde göstermeye ve bu yoldan tasavvufu Hıristiyan mistisizminin bir uzantısı gibi kabul ettirmeye çalışan müsteşrikler hata veya saptırma içindedirler.

         Evlenmemeyi meziyet telakki edenlerin sûfi muhitlerden olmaları, tasavvufun, prensip olarak evlenmemeyi bir değer saydığını göstermez. Tam aksine, bu tutumu sergileyenler, bağlı oldukları kurumun prensiplerinden birini yerine getirmemiş olmaktadır. Öte yandan tasavvuf tarihinde evli olmayanın irşada yani tasavvufî eğitim yaptırma görevine yetkili olmadığını savunan mutasavvıflar da vardır. Bunlardan biri de büyük Türk mutasavvıfı İbrahim Kuşadalı (ölm. 1845)dır. Şöyle diyor: "Tarîkatte bir şeyh müteehhil (evli) olmamış olsa kendi sâliklerini (öğrencilerini) akabe-i nefsaniyeden (nefsin engellerinden) geçiremez. Müteehhil oldukta ol akabattan geçirir." Demek oluyor ki, evlilik tecrübesini yaşamayan rûh, fıtrat sahnesinde icrası gereken denemeleri eksik bırakmıştır. Böyle bir şahsın, insanı Allah yolculuğunda yürütmesi tam bir şekilde gerçekleşmiyor." Bak. Y. N. Öztürk, Din ve Fıtrat, s. 176.

[2]       Ra'd 38.

         Bu Âyetin İndiriliş Sebebi:

         Yahûdiler kendi bâtıl ve tutarsız anlayışlarına göre Allah'ın Resûlü Hz. Muhammed'i (sav) ayıplayarak şöyle dediler: Biz Muhammed'i kadınlarla evliliğe büyük bir ilgi içinde görüyoruz. Eğer inandığı ve tebliğ ettiği gibi gerçekten peygamber olsaydı, peygamberlik görevi O'nu bu tür ilgilerden uzak tutardı.. İşte bu olay, yukarıda mânası sunulan ve diğer peygamberlerin de evli olduklarını açıklayan Ra'd Sûresi'nin 38. âyetinin Rabbimiz tarafından indirilişine sebep oldu. (Bak. M. Ali Sabûnî Safvettü-Tefasîr Ra'd 38.)

[3]       Tirmizi Nikâh 2, et-Tac 2/287.

[4]       Büyük bilgin ve mutasavvıf Sehl b. Abdullah şöyle der: Kadınlar Allah tarafından Yüce Peygamberimize de sevdirildi. Onlara karşı nasıl ilgi duyulmaz?

         Büyük bilgin ve sofi Sufyan b. Uyeyne de şöyle der: "Sahâbîlerin ileri derecede ibâdete düşkün zahidleri bile çok eşli.. idiler." (Bak. Kadı Iyaz K. Şifâ 1/191)

[5] Ancak îman­lı ve amelli Müslümanın cinsel arzularını takviye edecek bir diğer olgu daha vardır ki, o da îman ve ibâdet nurlarının kalb yoluyla da­marlara akması ve böylece cinsel gücü ve arzuları artırmasıdır. Ne var ki"İlâhi yasalara bağlı her mü'minin cinsel arzuları artar." ifadesiyle formüle edilen bu gerçeği içe sindirebilmek için îman mantığına, gönül zevkine ve tecrübeye sâhip olmak gerekir. 8Suyûtî, El-Vişah.. Süleymaniye Kütüphanesi Yzm. Lala İsmail No: 577)

[6]       M. Zevâid 1/261, Neylül-Evtar 1/304.

         Kur'ân-ı Kerîm'in Mâide Sûresi'nin altıncı âyetinde "Kadınlarınızla ilişkiye girmişseniz ve bu halde su da bulamamışsanız, tertemiz bir toprakla teyemmüm edin.." buyrularak, su hazır olmaksızın da ilişkiye girilebileceğine işaret buyurması, özellikle arzuların şiddetlendiği dönemlerde ve susuz bölgelerde teyemmüm ruhsatından yararlanılabileceğini öğretmektedir. ("Teyemmüm" için lügatçeye bakınız).

[7]       Tirmizî Reda 17 (Hn. 1172).

         Yusuf Sûresi'nin 24. ve 33. âyetleri, bu hadîsin mânasını doğruladığı gibi, Allah'ın Resûlü'nün genç kadınlarla müsâfaha (tokalaşma) etmemesi ve gözlerini korumaya özen göstermesi gibi ihtiyatî uygulamaları da doğrulamaktadır. Şeytan'ın Allah'ın Resûlü üzerinde etkili olamadığını aşağıdaki rivâyet de doğrulamaktadır."Allah'ın Resûlü hiç rüyalanmadı; rüyalanarak yıkanması gerekmedi. Zira rüyalanmak Şeytan'dandır." (Sırasıyla bak. M. Zevâid 5/122; Suyûtî El-Hasâisul-Kübra 1/173-5)

[8]       Önlem Almak

          Cinsel vasıflı haramlardan korunmak farz olduğu gibi, korunmak için gerekli olan tedbirlere başvurmak da farzdır. Ancak samimi olunsa da oluşabilecek zaaf ortamlarından korunabilmek arzusunu farz görevlerden kaçınmanın mâzereti kılmamalıdır.

         el-Ced b. Kays, Allah'ın Resûlü'ne gelir ve şöylece mazeret beyan ederek savaşa katılmama izni ister:

         "Ya Resûlallah! Allah'ın zatı üzerine yemin ederim ki, kavmim de kadınlara ne derece düşkün olduğumu bilir. Sarı ırkın kadınlarını görünce sabredemeyip haramlara düşmekten korkarım. Bana izin verseniz de beni fitneye düşürmeseniz."

         Allah'ın Resûlü yaşanılan şartların önemini kavramak istemeksizin basitleşen bu adama ilgi göstermeyerek yüz çevirir. Bu olay, Tevbe Sûresi'nin hükmü genel olan kırk dokuzuncu âyetinin indirilişine özel sebep olur:

         "Onlardan kimi de; bana izin ver ve beni fitneye düşürme, der. Haberleri olsun ki onlar zaten fitne çukuruna düşmüşlerdir. Cehennem ise o kâfirleri mutlaka çepeçevre kuşatıcıdır." (Bak. M. İ. Kesir Tevbe 49)

[9]       Yusuf 33.

[10]      Tirmizî, Deâvat 76 (Hn. 3487)



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/erkegin-cinselligi-13-411h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim