ÇEVREMİZİ GERÇEK MÜ’MİNLERDEN KURMAKLA VAZİFELİYİZ

ÇEVREMİZİ GERÇEK MÜ’MİNLERDEN KURMAKLA VAZİFELİYİZ
ÇEVREMİZİ GERÇEK MÜ’MİNLERDEN KURMAKLA VAZİFELİYİZİslâm Dini'nin Kur'ân'la koyduğuve Hz. Muhammed'le örneklendirdiği kurallara göre yaşamakla yükümlü olanmü'minler, çevrelerini de gerçek mü'minlerden oluşturmakla mükelleftirler.

ÇEVREMİZİ GERÇEK MÜ’MİNLERDEN KURMAKLA VAZİFELİYİZ

İslâm Dini'nin Kur'ân'la koyduğuve Hz.Muhammed'le örneklendirdiği kurallara göre yaşamakla yükümlü olanmü'minler, çevrelerini de gerçek mü'minlerden oluşturmakla mükelleftirler.

Aşağıda anlamlarını sunacağımızâyetler,bu grevimizi açıklamaktadır.

Maide sûresi, âyet 55-56:«Sizin Velîniz;dostunuz/yardımcınızancak Allah'tır. O'nun Peygamberidir. (Allah'ın emirlerine ve yasaklarına) bo­yuneğici olarak namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren mü'minlerdir.

Kim, Allah'ı,Peygamberini ve inananları veli (dost/yardımcı) edi­nirse ( çok iyi bilsinki) şüphesiz Allah taraftarları olanlar üstün gelecek olanlardır..»

Tevbe sûresi âyet 119:«Ey Mü'minler! Allah'ınemirleri ve yasaklarına ay­kırılıktan sakının. (İmanında, sözleri,davranışlarıve işlerinde) doğru olanlarla beraber olun.»

Müslüman ola­rak yaşamakve can vermek isteyen her fert, sosyal çevre meselesi üzerine ciddiyetleeğilmek mecburiyetindedir.

Eğer müslümanlar yukarıdasunduğumuz âyetlerin ışığında yürümez, hayatlarının her ânı ve safhasındagerçek mü'minleri araştırmaz, kültürel, içtimaî ve ik­tisadî münasebetlerinionlarla düzenlemezlerse, İslâmî hayattan ödün vermiş, bu ilahi dü­zeni yaşamak aşk ve imkânlarını büyük ölçüdeyitirmiş olurlar.

Peygamberimiz, bu gerçeğeşu hadisleri ile dikkati­mizi çekmişlerdir:«İnsan, dostunun dinini; (onuninançları ve yaşayı­şını)izler.. Bu sebeple sizden her biriniz dost edi­neceğikimseyi iyi araştırsın.» (1)

Mü'minler!

İslâm Dini veliedineceğimiz kişilerin,bir diğer anlatımla ferdî, ailevî ve içtimaî ilişkilerimizi kuracağımız kimselerin,arkadaşlık tesis edeceğimiz ve istişarede bulunacağımız şahısların, İslâm'ı,iman ve - amel manâsına anlayan gerçek mü'minlerden olması gerektiğiniaçıklamaktadır. Bu açıklamaları ile, kimleri veli/dost/yardımcıedinemeyeceğimizi de beyan etmiş olmaktadır. An­cak çevre probleminin büyükönemi dolayısıyladır ki dinimiz;

a - İslâm Dini'ne inanmayan kâfirleri,

b - İslâm'la diğerdinler,inançlar,felsefi sistemler ve seküler yaşantılar   ara­sında gidip gelen münafıkları akrabamız da olsa veli edinemeyeceğimizbir diğer ifadeyle dost/yardımcı edinemeyeceğimiz ve de iş birliğiyapamayacağımız gruplar olarak bildirmek­tedir.

Rabbimiz şöyle buyurur:«Eğer, babalarınız vekardeşleriniz  (İslâm Dinini) inkârı, onaimana sevip yeğliyorlarsa onları sizi temsil edecek ,adınıza işlem yapacakveliler(dostlar/yardımcılar) edinmeyi­niz. Sizden, kim onları  veliler edinirse,) onlar zalimlerin ta ken­dileridir.» (2)

c - İslâm Dini, kâfirlerive münafıkları veliler edinmekten sakınmamızı emretmekle  yetinmemiş ibâdetsizler, ahlâksızlar, haklarıve hürriyetleri çiğneyen zalimler ve ferdî çıkarlarını içtimaî yararlarınüstüne çıkaran sö­mürücü menfaatperestlerle de onları onaylayıcı ve destekleyici ilişkiler kurmamamızı emretmiştir.

Yüce Rabbimiz, bu konudabizlere şöyle emir bu­yurmaktadır:«Affedici ol. Marufu; (İslâm Dinine, olgunakla ve ilme uygun olanı) ı emret (Gerçeği kabul etmez ve ya­şamaz) cahillerdende yüz çevir.»  (3)

«Gerçek dışı yemin edipdurana aşağılık kişiye, ­ kusur arayıp kınayana , durmadan söz götürüp -getirene, sürekli olarak iyiliğe  engelola­na, (fert ve toplum haklarına) saldırana, (helal-haram tanımaz) günahkâra,(davranışlarında kaba ve) acı­masız olana... ve (toplumda) kötülüğü ile damgalıkişi­ye... Sakın ha (bu gibi kişilere) boyun eğme.» (4)

Aziz Mü'minler!

Açıkça anlaşılacağı üzere insanlar arasında İslâmDini'ne inananları, mü'minler arasında da İslâm'ı saf bir aşkla yaşamayaçalışan olgun Müslümanları seç­mek, onlarla dostluk kurmak, onlarla birleşmekmükellefiyetindeyiz.

Dinimizde, Cuma namazının farz, Bayram namaz­larınınvacib ve geçerli bir mazeret olmaksızın vakit na­mazlarında cemâate katılmanınmüekked sünnet olu­şunun en belirli amacı,  gerçek Müslümanlardan oluşan bir muhit(çevre) hazırlamaktır.

 

O halde; alışveriş yaptığımız bakkalı, manavı, es­nafı,tüccarı ve imalâtçıları, işlerimizi yaptırdığımız sa­natkârları, tevkilettiğimiz hukukçuları, iş verdiğimiz iktisatçı ve mühendisleri, ailedoktorlarımızı İslâmî çizgide yaşamaya çalışanlardan seçmek mecburi­yetindeyiz.

Aynı şekilde çalıştırdığımız işçileri,müesseselerinde çalıştığımız iş verenleri, okuduğumuz yazar ve müellif­leri,arkadaşlık kurduğumuz kişileri, ilişkili olduğumuz yönetici ve sendikacıları,hülâsa sürekli veya geçici ola­rak temas kurduğumuz bütün toplum fertleriniciddi bir seçime tabi tutmak, en şuurlu, en doğru ve en maz­but olanlarınıtercih etmeye çalışmak, imandan sonra gelen en büyük ve ihmal kabul etmezgörevlerimizden biridir.

Samimî bir iman, güçlübir irade ve de maddî ve manevî fedakârlık isteyen cihad nitelikli buvazifemizde başarıya ulaşmamız elbette ki pek zordur. Zira, mü'minler  arasına bile olumsuz vasıflar taşıyan tipler vardır.

İslâm  Dini'ne göre yaşamaya çalışmayan bir çev­redeısrar   batıl inançlara ve erdemsizyaşantılara  prim vermek, kötülerezemin  hazırlamaktır. Kendimizle birliktecemiyetimizi de eşiğine ve ilâhî lanet göl­gesi altına sokmaktır.

Bu gerçeği açıklamakiçindir ki Şanlı Peygamberi­miz tarihî bir örnekle bizleri şöylece uyarmakta veirşad etmektedir:«İsrail oğulları arasında (toplumu etkisi altına alan) ahlâkîçöküntü şöyle başladı. Onlardan biri, (gü­nah işleyen diğer) birinerastladığında şöyle derdi:

- Be adam! Allah'tankork, yapmakta olduğun işi bırak. Zira, o iş sana helâl değildir.

Ne var ki ertesi gün aynıadamla karşılaştığında - işlediği günahı sürdürmüş olması - onunla oturma­sı,yemesi ve içmesine engel olmazdı. Onlar böyle yapın­ca Allah bir kısmını diğerkısmına; ( işlemediği halde günahı onaylayanların kalplerini günah işleyenlere)benzetti de (bütünü Allah'ın laneti­ne uğradılar.)»   (5)

Mü'minler!

Çevremizi gerçekmü'minlerle kurma vazifemize ciddiyetle sarılmamamız bizi bâtıllarla,ahlâksızlıklarla, fert ve toplum haklarına tecâvüzlerle şekillenmiş sonu­cuelem ve Âhiret azabı olan karanlık bir yaşantı içine sürükleyebilir .

Tecrübelerin şahitlikettiği bu hakikati, Kur'ân'ımız konu almakta, inkârcı ve isyancı çevrelerinsebep olabileceğicağı elemli geleceği tablolaştırmakta ve azaba uğrayacaklarınlanacakların nedametlerini yansıtan ifadelerle de şöylece seslendirmektedir.

Furkan Sûresi, Âyet 27-29!« Kıyamet Günü gerçekhükümranlık rahmetiyle kuşatıcı olan Allah'ın olacaktır.Ama o gün ,inkarcılar   için pek yaman bir gündür.(Cehennem ateşinde kavrulacakları) o gün (fert ve toplum haklarına mütecaviz veöz nefsi­ne) zalim kimse, ellerini ısırıp şöyle diyecektir: - Keski Alla'ınPeygamberiyle ­ (ve O'nun izinde gidenlerle) beraber bir yol tutsaydım. Vahbaşıma gelene; keşki (beni İslâm Dini'nden saptıran) falancayı dostedinmeseydim. Andol sun ki beni, bana gelip-ulaşan Kur'an (yolundan) osaptırdı....»

Aziz Mü'minler!

Burada şu önemli hususu da hatırlatmak isteriz.İmanlıve amelli kişileri tercih etmek, İslâmi ölçü­lere göre kötü olan kişileri ikazve irşad etme ödevimizi engellememelidir. Zira, kötüleri, kötülükleri ileberaber benimsemek başka, onları bir Hak ve Halk insanı ola­rak uyarmak vegerçeği göstermek başkadır.

Konumuzu bir hadisle özetleyelim. İlk mü'minlerdenbir  topluluk sordular:

-     Çevreedindiğimiz arkadaşlarımız - dostlarımızın hangisi daha ha­
yırlıdır Ya Resûlellah!

Peygamberimiz şöyle buyurdular:

-     Görülmesisize Allah'ı hatırlatan, konuşması bil­ginizi-amelinizi artıran,davranışları-işleri de sizi
Ahiret Hayatına hazırlığa yönlendiren kişi en hayırlı arkadaş/dosttur. (6)

Bu hadîsin çizgisindeyaşayanlar için Mevlâmızın verdiği bir müjde ile hutbemizi bitirelim:«... Allahonları, altından ırmaklar akan Cennet'lere koyacak, içlerinde ebedî olarakkalacaklardır. Öyle ki, Allah onlardan razı, onlar da Allah'tan hoşnut ol­muşlardır.İşte onlar Allah taraftarlarıdırlar. İyice bi­lin ki, Allah taraftarlarıemellerine erenlerin ta kendi­leridir.»(7)

1.       Riyâzüs-Sâlihin B.Ziyaret-i Ehlil-Hayri... Hn. 8.

2.       Tevbe, 23.

3.       A'raf, 199.

4.       Kalem, 10-13.

5.       İ. Kesîr, Maide,78, (2/83)

6.       *)   Ayrıca Bak. Ahzab, 66-68; Sebe, 31-33;Saffat 51-61.

7.       M. Zevâid, 10/226.

8.       Mücâde 22.

 

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/cevremizi-gercek-muminlerden-kurmakla-vazifeliyiz-3-141h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim