Cariyeler ve Sömürülen Cinsellikleri

Cariyeler ve Sömürülen Cinsellikleri

Cariyeler ve Cinsellikleri konusu tarafımızdan “Kurân ve Sünnet Işığında Câriyeler ve Sömürülen Cinsellikleri” isimi 304 sayfalık kitabımızda incelenmiştir. Bu bölümde adı verilen kitabımızdan çok özet alıntılarla bazı açıklamalar yapacağız.



Cariyeler ve Cinsellikleri konusu tarafımızdan "Kurân ve Sünnet Işığında Câriyeler ve Sömürülen Cinsellikleri" isimi 304 sayfalık kitabımızda incelenmiştir. Bu bölümde  adı verilen kitabımızdan çok özet alıntılarla bazı açıklamalar yapacağız.

Giriş

İslâm Dini'ni insanlık için hayat düzeni kılan Allah'tır.Bütün Peygamberlerin ortak tebliği olan İslâm Dini'nin son ve evrensel Peygamberi Hz.Muhammed ve son Kutsal Kitab'ı Kur'ân'dır.

Yarattığı insanlara pek merhametli olan Yüce Allah Kur'ân-ı Kerîm'de bütün insanlara iyilik edilmesini ve adaletli olunmasını emretmiştir.Müminleri barışçı olmaya çağırmıştır. Barış sözleşmelerinin gereğininin yerine getirilmesini istemiştir. (Mümtahine 8,Bakara 208,Tevbe 4) İnsanların birbirbirleri üzerinde zalimce otorite kurmalarını engellemek için de savaş açanlarla savaşılmasını emir buyurmuştur:  

"Sizinle savaşanlarla Allahın koyduğu ölçüler içinde  siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin.(Savaşmayanları öldürme ve esirleri öldürüp  köleleştirme gibi )aşırılıkları Allah sevmez."(Bakara 190)

Yüce Rabbimiz, meşru savaş sonrasında - geçici süreli- esir alınmasını onaylamıştır. Karşılıksız veya fidye/bedel  karşılığı  bırakılmasını  emrettiği esirlerin öldürülmeleri ve  köleleştirilmelerini yasaklamıştır.(Muhammed 4) Câriye olarak isimlendirilen savaş esiri kadınlarla  cinsel ilişkiye girilmesini de rızaya dayalı nikâh şartına bağlamıştır.Üstelik ana babaya  ve akrabaya iyilik yapılır gibi savaş esirlerine de iyiliik yapılmasını emretmiştir:

 "...Esirlerinize Allah görüyor bilinci içinde iyilik yapın; güzelce ve  ikramkâr davranın..." (Nisa 36)

                                                               ***

İşaret edildiği gibi kendileriyle nikâh sözleşmesi yapılarak ilişkiye girilebilecek kadınların bir kısmını da savaş esirleri olan câriyeler oluşturmaktadır.

İslam Dîni'nin  temel kaynakları olan Kur'ân ve Sünnet'te, câriyeler konusuna genişce yer verilmektedir.Biz de verceğimiz. Çünkü vermemizi gerektiren özel sebepler de vadır. Bunlara üç madde halinde değineceğiz: 

a. Câriyeler ve Sömürülen Cinsellikleri konusu Kurân ve Sünnet'e uygun olarak anlaşılamadığı veya anlaşıldıysa da kaynaklarımıza yansıtılıp uygulamaya egemen kılınamadığı için büyük ölçüde istismar edilmiş, Müslümanların da imanlarını zedelemiş ve de zedelemekte olan bir konudur.

b. Câriyeler, dönemimiz kaynaklarında bile Kur'ân ve Sünnet'e aykırı bir şekilde genelde köleler, özelde satın alınabilen cinsel partner olarak sunuldukları için kültürümüzün yerilmesine sebep olmuştur ve olmaktadır. İnternet'te yapılacak bir gezinti, sebep olduğumuz vehameti kavratacaktır.

c. Savaşlar durmayacağı ve köleleştirilemeyecek ve odalıklaştırılamayacak savaş esirleri olarak câriyeler var olacağı ve onlarla ilgili Kur'ân ve Sünnet yasaları Kıyamet Günü'ne kadar varlığını koruyacağı için konunun tarafımızdan bilinmesi farz-ı kifaye  görevimizdir.

Geleneksel Hukûkumuzda   Cariyeler                                                                              

Üzülerek ifade edelim: Geleneksel İslâm Hukûku'unda savaş esirleri olan câriyelerin köleleştirilmelerine ve odalık edinilerek kendileriyle nikâhsız ilişkiye girilmesine onay verici İslâm dışı bir yapı oluşturulmuştur. Gerçi uygulamada câriyelere insanca davranılmış ve  sonuçta büyük ölçüde  azat edilmişlerdir. Ne var ki bu insanlık dışı sömürücü yapı İslâm Coğrafyası yanı sıra bütün  dünyada da asırlar boyu sürdürülmüştür ve  teoride halen de sürdürülmektedir. Köleleştirme ve odalıklaştırma özellikle Batı Dünyası'nda ise çağlar boyu en acımasız bir şekilde yaşatılmıştır.Modern versiyonu  hâlâ da yaşatılmaktadır.*

Kur'ân ve Sünnet'te Câriyeler

Genelde köleler,özelde köleleştirilen savaş esirleri olan câriyeler konusunda   Kur'ân ve Sünnet'in bize söylettiği, kanıtlanabilir ilmî doğruları yukarıda adı geçen esrimizden şöylece özetleyebiliriz:

İslâm Dîni, tarihten ve chiliyet toplumundan devraldığı insanlık dışı köleliği, kendine özgü insancıl kuralları olan "İslâm Savaş Esirliği Sistemi"ni kurarak "kuramsal ve kurumsal" olarak yasaklamıştır.

     

      İslâm literatüründe, Hz. Peygamber dönemine ilişkin olarak yer alan kölelere yönelik uygulamalar, İslâm öncesi Câhiliyet döneminden intikal eden  kölelerle ilgilidir. Çünkü Peygamberimizin yönettiği İslâmî dönemde meşruû savaşlar sonucu alınan esirlerin hiç birisi köleleştirilmemiştir. Üstelik onlar kısa süreler içinde de özgürlüklerine kavuşturulmuşlardır.

Yalnızca Allah'a kulluğa yönlendiren İslâm, tesis etmediği fakat zulümlerine tanık olduğu kullara kulluk düzeni olan köleliği, oluşturduğu İslâm Savaş Esirliği Sistemi ile kökten yasaklamıştır. O, kurduğu sistem gereği meşrû harp sonucunda ve ancak saldırgan düşmanın stratejik hedefleri tahrip edildikten sonra esirler alınmasını ve gereğinde İslâmî yönetimce savaşan mücahidlere dağıtılmasını onaylar. Onların  köleleleştirilmelerini ve -savaş suçlusu olmayanların - öldürülmelerini de yasaklar.Yalnızca karşılıksız veya fidye karşılığı bırakılmalarını emreder.

Başta ihtiyarî görevler, olmak üzere yüklediği imanî, ahlâkî ve hukûkî görevlerle esirlerin salıverilmesini ilkeleştirir.1

İnsan üzerinde ilâhlaşma olan ve İslâm tarafından mahkûm edilen kölelik, hiçbir şekilde yapılana benzeri ile karşılık verme olan mütekabiliyet yoluyla da meşrûlaştırılıp yasallaştırılamaz.

Câriyeler geçici statülü savaş esirleridir.2

Onlarla mülkiyet yoluyla asla ilişkiye girilemez.

Esaretleri süresince câriyelerle cinsel ilişkiye girilmesini yasaklayan İslâm, onlarla belirlediği şartlar içinde evlenilmesini caiz görür. Evlendirilmelerini ise teşvik eder.3

İslâm Toplumu'nda kamunun veya şahısların malik/ehil olduğu Ehl-i kitap ve Müslüman namuslu câriyelerle ancak bekâr veya dul olup da Müslüman hür kadınlarla evlenmeye güç yetiremeyen erkekler evlenebilir.Evlenmek için malikin/ehilin (hukûken tasarrufa yetkili kişi) ve câriyenin izninin alınması, mehrinin câriyenin kendisine verilmesi ve evlenecek kişinin zinaya düşme ihtimalinin de bulunması gerekir. 4

Kişinin kendi câriyesiyle ilişkiye girebilmesi için onunla evlenmesi, bunun için de bekâr veya dul olması, ayrıca Yetkili Merci' olan kamu kurumundan( Malik/ehil) izin alıp câriye üzerindeki mülkiyet hakkını mehir olarak ortaya koyması icab eder. Cinsel ilişki mülkiyet bedeli olacağından zifaf sonrasında câriye hür olur.

       Hür Müslüman erkekler, ehl-i kitap ve tercihan Müslüman namuslu câriyelerle evlenebildiği gibi hür Müslüman namuslu kadınlar da başkaları veya kendilerine ait Müslüman olmuş iffetli erkek esirlerle evlenebilir.

Müslüman câriyeler, hür Müslüman kadınlar gibi örtünme ile yükümlüdürler. Çünkü onlar da örtünme emrine muhatap olan Müslüman kadınlardır ve Müslümanların kadınlarıdır.5

Esaret geçicidir, onun Kur'ân ve Sünnet toplumunda sürekli olarak yaşatılması mümkün değildir, Esirleri köleleştirmek ise insanlar üzerinde ilahlaşmaktır, egemenliğinde Allah'a ortak koşmaktır.

Yerdeki ve göklerdeki varlıkların kendisi için yaratıldığı yüce bir varlık olan insanın bir organının bile ticarete konu edilmesini onaylamayan İslâm, onların satışını değil, üzerlerinde oluşmuş fidye bedelinin alımını amaçlayan devir işlemlerini onaylar. Devir işlemlerine konu edilemeyecek yarı özgür câriyeler de pek çoktur.

İnançları ne olursa olsun câriyelerin can, ırz, vicdan ve din hürriyeti gibi temel hakları saklıdır. Mal sahibi olabildikleri gibi varis olabilir ve mîras da bırakabilirler.

Zina suçu cezası ve evlilikte malik izni dışında, kısıtlayıcı açık bir hüküm olmadığı için Müslüman câriyeler, genelde hür Müslüman kadınlar gibi yükümlüdürler. Onların cuma namazı, zekât, hac ve genel seferberlikte cihad gibi görevlerle yükümlü olmayışı ilkesel değil, diğer hür kadınlarda olduğu gibi şartlara ilişkindir.

Gayr-ı Müslim veya Müslüman; inançları ne olursa olsun câriyelere karşı işlenen suçlar ve cezaları, hürlere karşı işlenen suçlar ve cezaları gibidir. Zina suçu cezası dışında, onların işledikleri hırsızlık ve insan öldürme gibi suçlar da hür kadınların işledikleri suçlar gibi cezalandırılır.

Savaş esirleri olarak gelecekte de olabilecekleri için câriyelerin alınıp satılarak ve odalık edinilerek köleleştirilemeyeceğine ilişkin Kur'ân hükümleri, savaş esirleri statüsü olarak Kıyamet'e kadar geçerli olacaktır.

                                                                        ***

       

Genel nitelikli bu özet açıklamalardan sonra savaş esiri olan cariyelerle köleleştirilerek odalık edinme yoluyla değil ancak evlilik/nikâh yoluyla cinsel ilişkiye girilebileceğine ilişkin Kur'ân âyetlerini açıklayarak konumuzu aydınlatmaya devam edelim.

 

Câriyelerle İlişkideTek Yolun Evlilik Olduğunu Gösteren Âyetler:

 

1- Nûr sûresinin 32. âyeti ile verilen evlendirme emri.

 

Câriyelerle ilişkiye girmenin tek yolu, Kur'ân hükmü olarak evliliktir. Nur sûresinin 32. âyetinde Rabbimiz şöyle buyurur:

 

«Sizden (Müslüman olan) hür bekâr ve dulları, erkek esirleriniz ve kadınlarınızdan/câriyelerinizden de (Müslüman veya Ehl-i Kitap olup) sorumluluk üstlenebilecek olanları evlendirin. Onlar fakir iseler, Allah, lütfu ile onları yoksulluktan kurtarır. Allah bolca verendir ve her şeyi bilendir."

 

Açıkça görüleceği üzere evlendirilecek kişiler arasında erkek ve kadın esirler de yer almaktadır. Allah, bir taraftan şahıslara ve İslâm Toplumu yönetimine evlendirme görevini yüklerken diğer taraftan da örneklendirileceği üzere birleşmenin tek yolu olan evliliğe yönlendirmektedir.

İyice bilinmelidir ki Allah'ın Kitabı'ında ve O'nun elçisi Hz.Muhammed'in çizgisinde esir pazarından câriye satın alma ve  nikâh akdi/sözleşmesi yapmadan cinsel partner edinme şeklinde bir uygulama yoktur.

2- Nisâ sûresinin  3. âyeti  ile verilen hürle veya câriye ile evlenme emri

وَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا تُقْسِطُوا فِي الْيَتَامٰى فَانْكِحُوا مَا طَابَ لَكُمْ مِنَ النِّسَاۤءِ مَثْنٰى وَثُلٰثَ وَرُبَاع

َ فَاِنْ خِفْتُمْ اَلَّا تَعْدِلُوا فَوَاحِدَةً اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ ذٰلِكَ اَدْنٰىۤ اَلَّا تَعُولُو   ا

"Eğer yetimler/yetimler gibi korumasız olan kadınlar hakkında adaleti yerine getirmeyeceğinizden korkarsanız, size helâl olan diğer kadınlardan ikisi-üçü-dördü ile  birden evlenebilirsiniz. Ama onlara adaletli davranamayacağınızdan korkarsanız o zaman bir tanesi ile veya malik olduğunuz (savaş esiri câriye ) ile evlenin. Adaletten ayrılmamanız için en uygun yol budur."

 Nisâ sûresinin meâli verilen bu 3. âyeti de câriyelerle ilişki için evliliği emretmektedir.

3- Nisâ sûresinin  25. âyeti ile şartları belirlenerek verilen câriye ile evlenme emri

وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ مِنْكُمْ طَوْلًا اَنْ يَنْكِحَ الْمُحْصَنَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ فَمِنْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ مِنْ فَتَيَاتِكُمُ الْمُؤْمِنَاتِ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِا۪يمَانِكُمْ بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍ فَانْكِحُوهُنَّ بِاِذْنِ اَهْلِهِنَّ وَاٰتُوهُنَّ اُجُورَهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ...

"İçinizden her kim (malî veya kültürel yetersizlik sebebiyle) hür/ iffetli Müslüman kadınlarla evlenmeye güç getiremezse, o takdirde malik olduğunuz (genç) Müslüman cariyelerinizle evlenebilirsiniz. Hür de esir de olsanız Âdem'in çocuklarısınız ve Allah, katında değerinizi belirleyecek îmanınızı en iyi bilendir. 

O halde namuslu olan; zinadan kaçınan ve gizli dost edinmeyen  câriyelerle üzerlerinde hukûken tasarrufa yetkili olan kişilerin/kurumların iznini alarak evlenin ve onların mehirlerini de örfe uygun olarak verin.

Evlendikten sonra zina yapacak olurlarsa, onlara hür kadınlara uygulanan cezanın yarısı uygulanacaktır.

Câriyeyle evlenme izni, içinizden zina ederek günaha girmekten korkanlar içindir. Bununla birlikte bekârlığa katlanmanız câriyelerle evlilik yapmanızdan daha hayırlıdır. Allah çok bağışlayan çok merhametli olandır."

Nisâ sûresinin anlamı sunulan bu 25. âyeti, daha bir açıklık getirerek câriyelerle evlilik gerçeğini pekiştirmektedir.

Bu âyete göre Müslüman hür kadınlarla evlenmeye güç yetirememek, Müslüman (veya Ehl-i Kitab)câriyeleri tercih etmek, câriyelerle maliklerinin/ehlinin izniyle evlenmek, câriyeler namuslu olmak, mehirlerini cariyelerin bizzat kendilerine vermek ve zinadan korunma amacı gütmek gibi altı şarta uyularak câriyelerle evlenilebileceği açıklanmaktadır.

Burada işaret etme gereğini duyduğumuz bir husus da şudur:

        Nisâ sûresinin  25. âyetinde  değinildiği üzere hür kadınlar üzerine câriyeler nikâhlanamayacağı gibi, câriyeler üzerine de hür kadınlar nikâhlanamaz.Bir diğer anlatımla hür kadınlarla câriyeler nikâh yoluyla da olsa birleştirilemezler.7 Bu sebeple hür kadınlar üzerine cinsel ilişkiye girilebilecek -değil dilediğimiz kadar- bir tek câriye edinebilmek bile mümkün değildir. Yukarıda anlamını verdiğimiz Nisa sûresisinin 3.âyeti  ile, meâlin sunacağımız Müminûn sûresinin 5-6. âyetlerinde geçen"Veya" anlamındaki "EV" edatı, önceliği hürlere verme koşuluyla  hür veya esir eşlerden birinin tercih edilmesi gereğini bildirmektadir:

"Erkek veya kadın müminler üreme organları (olan Fercleri) ni korur / zina, eşcinsellik gibi yasak ilişkilerden korunurlar. Onlar karşı cinsten olan hür eşleri veya esir eşleri ile yalnızca üreme organlarını kullanarak (üreme organlarından) cinsel ilişkiye girerler. Onlar sadece bu ilişkileri sebebiyle kınanmazlar."6

    Konuya ilişkin ayrıntılı bilgiler ve diğer Kur'ânî deliller yukarıda adını verdiğimiz eserimizden alınabilir. Görüleceği üzere İslâm, câriyelerle de olsa nikâhsız ilişkiyi onaylamamakta ve nikâh dışı ilişkileri dünya ve âhirette cezalandırılması gereken suç/günah olarak değerlendirmektedir.

      

  Bölümümüzü bitirirken sözü Peygamberimize bırakalım.

       -Allah şanını artırsın- O, kadınların yetimleri görerek bütün hayatı boyunca yakından ilgi gösterdiği ve gösterilmesini istediği câriyeleri, Rabbine kavuşmadan önceki son öğütlerinde de unutmamış ve müminleri şöylece uyarmıştır:

        - Aman namazınıza önem verin. Yönetiminiz altında bulunan kadın ve erkek esirlerin haklarını gözetin; onlara güzelce davranın. Bu iki konuda Allah'ın sorgulaması ve azabına uğramaktan korunun.7

 

 

* İslam dünyasında köleleştirme ve odalık kılma -

İslama aykırılığı ve genel olumsuzluğu içinde- kısmen de olsa

-insanî boyutlarda uygulandı.Kölelere adalet ve onları iyilik ve

özgürlüğe kavuşturma, erdem olarak Cennete götürücü  işlemler

olarak görüldü.

Hz. Mûsa ve Îsa' nın öğretileri aksine Muharref Tevrat ve

İncilde onaylandığı,(1) Aristo ve Eflatun benzeri filozoflarca doğal

görüldüğü, tarihten mîras alındığı ve sömürülebilir iş gücü

kaynağı olduğu için kölelik dünyada giderek yayıldı. Ne var

ki İslam coğrafyasında yumuşak bir şekilde uygulanan kölelik

yeryüzünün  diğer bütün bölgelerinde acımasız bir şekilde yaşatıldı.

Köleler mal ve hayvan gibi görüldü. İşkence edilip öldürülmeleri

bile suç olmaktan çıkarıldı. Yeni Çağ'la ve Amerika

kıtasının keşfiyle birlikte köleleştirme, tarihinin en büyük boyutlarına

ulaştırıldı.

Mazilerinden aldıkları mirasla İspanya,Portekiz,İngiltere,Fransa

ve İtalya, ülkelerine kaçırdıkları, bir kısmı Müslüman olan

yüz binlerce Afrikalıyı köleleştirip sömürdüler.Onlar,16-19. asırları

arasında,yerlileri imha edilen Amerika kıtasına da, bir bölümü

deniz yolculuklarında ölen milyonlarca Afrikalı götürdüler.

Köleleştirilerek acımasızca ve ilkel şartlar altında çalıştırılan bu

Afrikalılar arasında Müslümanlar da vardı. Onlar, dört asır boyunca

yaşadıkları insanlık dışı şartlara baş kaldırıp isyan ettilerse

de özgürlüklerine kavuşamadılar.

Teknolojik devrimler sonucu insan gücüne  ihtiyaç azalınca

ve kölelerin konut,gıda ve sağlık harcamaları artınca köleliğe

karşı çıkıldı. Bir diğer anlatımla köleliğe, insanî duygulardan

çok ekonomik kaygılarla savaş açıldı. Böylece geleneksel kölelik

kaldırılırken modern kölelik dönemi başlatıldı ve halen de sürdürülmektedir.(2)

 Bu arada Batı'da değil köleleştirilen kadınların xıx.yüz yılın başlarında  hür kadınların

 bile hakları olmadığına dikkatleri çekmek isteriz:

"XIX.Yüzyılın başlarında kadınların fiilen hiç hakları yoktu.Babalarının ve kocalarının malıydılar.Evlilikte alınıp satılırlardı. Oy veremezlerdi. Sözleşme yapamazlardı.Evlenince mülk sahibi olamazlardı.Çocukları üzerinde herhangi bir hakları,kendi bedenleri üzerinde de denetimleri yoktu. Kocaları hiçbir hukukî engel olmaksızın onları dövebilirdi. Eve kapatılmadıkları zaman ,gelişen sanayileşme tarafından işçi ordusunun en aşağı kesimlerine katılmak zorunda bırakılırlardı." (3)

Batıda ekonomik çıkarlar yanı sıra insan doğasının da tepkisiyle

geleneksel köleliliğe karşı çıkılırken İslam Dünyası'nda

sessiz kalındı ve teorik planda halen de de kalınmaktadır. Çünkü

İslam'ın köleliği önermediyse de onayladığı sanılmaktadır.

Bunun içindir ki geleneksel İslam Hukuku insanlığa Cenevre

sözleşmesine alternanif olacak bir Savaş Esirliği Sistemi sunabilecek

konumda değildir. Ancak gerçek bu değildir. Olmadığını

yukarıda adı geçen kitabımızda kanıtladık.

(1)Eski ve Yeni Ahid'de köleliği meşrulaştıran 300 ü aşkın cümle vardır. Bak.Kutsal Kitap Dizini Kitab-ı Mukaddes Şirketi ist.2004,sh.1337.                                                                                                                          (2) Sylviane A.Diouf  Servants of Allah, Afrkan Müslims Enslaved in the Amerkas,New York University Pres/Allah'ın Kulları (Amerika Kıtasında Köleleştirilmiş Afrikalı Müslümanlar) Beyan İst. 2010; Salvatore Bono, Schiavi Musulmani Nell'italia Moderna (Yeniçağ İtalya'sında Müslüman)Köleler İletişim İst.2003,

(3)A.Coote,T.Gill,Women's Righs:A Practical Guide, Penguine ,1974, s.15-16. 


Yukarıda işaret edilen kitabımızda  bu görevler  şu başlıklar altında incelenmiştir. Finans kaynağı olarak  Zekât kurumunu işleterek salıverme (Tevbe 60) ;Özgürlük sözleşmesi (Kitabet )yaparak salıvereme (Nûr 33); Hatâ ile insan öldürme cezası olarak salıverme (Nisa 92); Yemin  ve Zıhar kefareti olarak salıverme (Mâide 89,Mücadele 3-4); Allah'ın rızasını isteyerek salıverme (Beled 13...); Şiddete ve baskıya uğratılmaları sebebiyle salı verme (Müslim Eyman 30-33); Usul ve fürû  ilişkisi sebebiyle salıverme (İ.Mace Hn.2525); Vasıyet yolu ilesalıverme (Müslim Eyman 12);Evlendirme ve evlenme yoluyla salıverme( Nûr 32,Nisa 3, 25)

2 Muhammed 4

Nisa 3, 24, 25, Nûr 32

Nisa 25

Ahzab 59; Nûr 31

Bak. Nisâ 3, Mü'minûn 5-6 .Bu âyetlerde yer alan Ev edatı ve onun Veya  anlamında üzerinde  düşünülmelidir.

7   İ.Mace Hn. 2697



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/cariyeler-ve-somurulen-cinsellikleri-5-259h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim