Allah’ın Resûlü Kur’ân âyetlerini tebliğ ediyor ve açıklıyordu

Allah’ın Resûlü Kur’ân âyetlerini tebliğ ediyor ve açıklıyordu
 

Allah'ın Resûlü Kur'ân âyetlerini tebliğ ediyor ve açıklıyordu

-Allah şanını ve bağlılarını artırsın- Allah'ın Resûlü Hz. Muham­med cinsel hayatla ilgili Kur'ân âyetleri indirildikçe bu âyetleri tebliğ ediyordu. Tebliğ ettiği âyetlerle alâkalı gerekli açıklamaları da yapı­yordu.

Yüce Allah, Bakara Sûresi'nin, kadınların ay hali ile ilgili ikiyüz yirmi ikinci âyetini indirdiğinde Allah'ın Resûlü bu âyeti tebliğ etti.

Allah'ın Resûlü bu âyeti tebliğ etti ve mü'minlere âdet halinde bulunan kadınlarla bir arada yemelerini, içmelerini, evlerde beraber oturup kalkmala­rını ve cinsel münâsebetin dışında her türlü rutin ilişkileri kurmalarını emir buyurdu.[1]

-Salât ve selâm üzerine olsun- Allah'ın Resûlü okunan vahiy olan Kur'ân âyetleri çizgisinde kendisine bildirilen cinsel nitelikli ilâhî buyrukları açıklayarak da, cinsel öğretimini sürdürüyordu.

O, bir hadîslerinde şöyle buyurur:

اِسْتَحْيُوا، فَاِنَّ الله لا يَسْتَحْيِي مِنَ الْحَقِّ، وَلا تَأتُوا النِّسَاءَ فِي اَدْبَارِهِنَّ

"(Allah'a, meleklerine ve insanlara karşı) hayalı/utançlı olunuz. İyice biliniz ki Allah gerçekleri bildirip emretmekten haya etmez; çekinmez. (Ey Mü'minler!) Kadınlarınıza arka organlarından (anüs) cinsel ilişkiye girmeyiniz."[2]

İletilen sorular ve sorunlar sebebiyle açıklamalar yapıyordu.

Yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) kendisine doğrudan sorulan soruları cevaplandırarak, dolaylı olarak intikal ettirilen konu­lara açıklık getirerek de cinsel öğretimini sürdürüyordu.

Örneğin o, uzun süre çölde kaldıkları için cünüblülüklerini gide­recek su bulamadıklarında ne yapacakları soranlara - Nisâ 43 çizgisinde- Teyemmüm yap­malarını gereğini ve nasıl yapılacağını öğretmişti.

Huzurunda, rahmin dışına boşalma türünden çocuk oluşumunu engelleyici korunma işlemlerinden söz edilince, Kur'ân'dan hareketle o tür önlemleri, "çocuğu gizlice toprağa gömme" olarak nitelemiş; Allah'ın kader programı içine aldığı canlıların mutlaka yaratılacağını duyurmuştu.[3]

Tanık olduğu olaylar üzerine de açıklamalar yapıyordu.

Mesela, O, karnı üzerine yatan bir adamı görünce şöyle buyur­muştu:

اِنَّ هَذِهِ ضَجْعَةٌ لا يُحِبُّهَا الله

"Bu tarz yatış, Allah'ın sevmediği bir yatıştır. (Böyle yatmayınız.)"[4]

Kendi duygularından hareketle de bilgiler sunuyordu.

Allah'ın Peygamberi bir insan, olgun bir erkek olarak bizzat duy­duğu cinsel duyguların diğer bulûğa ermiş (ergin) erkekler tarafından duyulabileceği gerçeğinden hareket ederek ve yönlendirici uyarılarda bulunarak da ilk mü'minleri cinsel terbiyeden geçiriyordu.

O, değinilen amaçla bir hadîslerinde şöyle buyurmuştur:

"Hoşuna giden bir kadın vesilesiyle sizden birinizin kalbinde cinsel arzu oluşursa, hemen eşinin yanına giderek onunla cinsel ilişkide bulunsun. Bu tarz davranış, içinde oluşanı giderir.[5]

Cinsel öğretim kadınları da içine alıyordu

Allah'ın Resûlü yukarıda ana hatlarıyla değinmeye çalıştığımız cinsel öğretim görevini yalnız erkeklere yönelik olarak sürdürmü­yordu. Kadınlara da hitab ediyor, onları da uyarıyor ve yetiştiriyordu. Doğrudan kadınlara hitab eden birçok hadîsleri arasında şu iki hadîsi misal olarak sunabiliriz:

أَيُّمَا امْرَأةِ اسْتَعْطَرَتْ ثُمَّ خَرَجَتْ فَمَرَّتْ عَلَى قَوْمِ لِيَجِدُوا رِيْحَهَا فَهِيَ زَانِيَةٌ،

وَكُلُّ عَيْنِ زَانِيَةٌ

"Herhangi bir kadın koku sürünerek (evinden) çıkar, parfümünün kokusunu alarak kendisine ilgi duymaları için bir topluluğun yanından geçerse, o kadın mânen zinâcıdır. (Bakılması haram kılınan organlara ba­kan) her göz de zinâcıdır."[6]

"Kadınlar arasında sevicilik zinâdır; haramdır."[7]

Cinsel öğretimin bir arada yapıldığı da oluyordu

Allah'ın Resûlü cinsel hayatla ilgili yapılması ve kaçınılması gere­kenleri mü'min erkeklere ve kadınlara açıklamaya çalıştığımız yollar­la ayrı ayrı öğretiyordu. Onun öğütleri ve emirleriyle cemâat namazı­na erkekler yanısıra kadınlar da katıldığı için, müşterek öğretimde bulunduğu zamanlar da oluyordu.

Şu hadîsi, müşterek öğretime bir misal olarak verebiliriz:

Yezîd kızı Esma (r. anha) bizzat şahit olduğu olayı şöyle anlatı­yor.

Kıldırdığı bir namaz sonrasında Peygamberimiz çevresinde ayrı ayrı oturan erkekler ve kadınlara yerlerinden kalkmamalarını işaret etti. Suâli içe­ren bir üslûpla önce erkeklere sordu:

Galiba içinizde kapısını kapatıp eşiyle ilişkiye girdikten sonra, karısı ile yaptıklarını açıklayan erkekler var?

Sonra da kadınlara yönelerek sordu:

Sizin içinizde de mi kocası ile yaptıklarını anlatan kadınlar var?

Topluluktan bir cevap çıkmayınca şöyle dedim:

Evet, var Ya Resûlallah! Allah'a yemin ederim ki erkekler de bu şekilde konuşuyorlar. Kadınlar da böyle laflar ediyorlar.

(Benim bu açıklamam üzerine) Allah'ın Resûlü, ardından gerekçesini açıklayarak şu talimatı verdi:

فَلاَ تَفْعَلُوا، فَاِنَّمَا مَثَلُ ذَلِكَ مَثَلُ شَيْطَانٍ لَقِيَ شَيْطَانَةً فَغَشِيَهَا وَالنَّاسُ يَنْظُرُونَ

Cinsel hayatınızı açığa vururcasına konuşmayınız. Bu şekilde konuşan erkek ve kadın, erkeği dişisine rastlayan ve insanlar kendilerine bakıp durur­ken, erkeği dişisinin işini bitiren erkek ve dişi şeytan gibidir."[8]

Sahâbîler aldıkları eğitim gereği gerçekçiydiler

Allah'ın Resûlü'nün cinsel ihtiyaçları ve bu ihtiyaçların karşılana­rak bedenî ve rûhî sükûna erilmesi yolundaki helâl atılımları insan hayatının tabîi bir parçası olarak görmesi, diğer mevzûları açıkladığı gibi, cinsel konuları da nezih bir üslûpla dile getirmesi, ilk mü'minler olan sahâbîleri gerçekçi yapmıştı.

Evet, onlar aldıkları Peygamberî terbiye gereği cinsel meselelerde son derece gerçekçi idiler.

Bunun içindir ki sahâbîler öğrenmek istedikleri cinsel hayatla ilgi­li konuları gelip Allah'ın Resûlü'ne rahatlıkla soruyorlardı.

Aşağıdaki hadîsi bir misal olarak değerlendirebiliriz.

Cabir İbn-ü Abdullah (r.a) anlatıyor:

Bir sahâbî tarafından (cinsel ilişki, mastürbasyon veya rüyalanma yoluyla) cünüp olan kişinin durumu ile ilgili olarak Allah'ın Resû­lü'ne (sav) soruldu:

(Ya Resûlallah!) Cünüp olan kişi (yıkanmadan) uyuyabilir mi? Yemek yiyebilir veya bir şey içebilir mi? Şöyle buyurdu:

- Evet, (cinsel organını yıkadığı ve) namaz için aldığı gibi abdest al­dığı zaman uyuyabilir ve yiyip içebilir.[9]

Sahâbîler öğrenmek istedikleri meseleleri sordukları gibi yaptık­ları ve günah olduğu endişesine kapıldıkları hususları da gelip O'na arzediyorlar, ne yapmaları gerektiğini öğreniyorlardı.

Ömer b. Hattab Allah'ın Resûlü'ne geldi ve şöyle dedi:

Mahvoldum Ya Resûlallah!

Seni mahveden nedir?

Ya Resûlallah! Üreme organından fakat arkadan yaklaşarak ka­rımla ilişkide bulundum.

Hz. Peygamber ona bir cevap vermedi. Bu sırada Bakara Sûre­si'nin ikiyüz yirmi üçüncü âyeti Allah'ın Resûlü'ne vahyedildi:

"Kadınlarınız sizin tarlanız; ekim alanınızdır. O halde ürün alacağınız organdan dilediğiniz gibi ilişkiye girin. Nefisleriniz için (besmeleyi, duâyı ve sevişmeyi) öne alın. Allah'ın emirleri ve yasak­larına aykırılıktan korunun. Onun huzûruna varacağınızı da bilin. (Ey Peygamber! Âdet hali teması ve ters yol ilişkisi gibi haramlardan kaçınan) mü'minleri müjdele."

Bu âyeti tebliğ ettikten sonra Allah'ın Resûlü bütün mü'minlere yönelik olarak şöyle buyurdu:

Önden veya arkadan yaklaşarak fakat mutlaka döl yatağından cinsî temasta bulun. Arka organdan (anüs) ve âdet gören eşinle cinsi münâsebette bulunmaktan sakın.[10]

Sahâbîler Allah'ın Resûlü'ne "Hayat Önderi" olarak inandıkları için karşılaştıkları bütün problemleri O'na arzettikleri gibi, cinsel problemlerini de O'na arzediyorlardı.

Onlar için siyasî veya iktisadî bir problemle cinsel bir problem arasında fark yoktu. Problemlerinin çözümünü almadıkça da eyleme geçmiyorlardı.

 


[1]       Tirmizî Tefsîrîl-Kur'ân 2 (Hn. 2981)

         Kitabımızda yer alan hemen hemen bütün âyetlerde ve hadîslerde cinsellikle bağlantı görülecektir. Bunun sebebi âyetleri ve hadîsleri özellikle cinsellikle irtibatlandırmaya çalışmamız değildir. Konumuz gereği -doğrudan veya dolaylı olarak- cinsellikle ilgili olan âyetleri ve hadîsleri bir araya getirmiş olmamızdır. Bu sebeple okuyucunun "Kur'ân ve Sünnet yalnızca cinselliği mi konu almaktadır?" şeklinde bir tereddüde kapılması son derece hatalı olur.

[2]       M. Zevaid 1/261, 4/298. Ayrıca bak Bakara 223.

[3]       Z. Meâd 4/18

[4]       Tirmizî Edeb 21 (Hn. 2769). Yüzü koyun yatış, diğer hadîslerde Allah'ı öfkelendiren, Şeytanî nitelik taşıyan ve Cehennem'liklerin tarzı olan bir yatış olarak vasfedilmektedir.

[5]       et-Tac 2/331, Ayrıca bak. Müslim Hn. 1403.

[6]       Feyzü'l-Kadîr 3/147 (Hn. 2971.)

         Açıklanan amaçla kokulanan kadının zinâcı olarak vasıflanması, bu tür kokulanmanın günahkâr kılacağını açıklamak ve bundan şiddetli bir dille sakındırmak içindir. Yoksa, -özel bölümünde açıklanacağı üzere- zinâ evlilik dışı cinsel ilişki ile gerçekleşir.

[7]       Feyzü'l-Kadîr Hn. 2942 (3/137)

[8]       M. Zevâid 4/294, Ebû Davûd Nikâh 49. (Rivâyetler birleştirilmiştir.) Bu gibi çirkin eylemleri, "...Çirkinlikere yaklaşmayınız..." anlamındaki âyet çizgisinde  haramlılıkla niteleyebilirz. Bak. En'âm 151

[9]       Buhârî Ğüsl 27.

[10]      Tirmizî Tefsîril-Kur'ân Hn. 2984

         Hz. Ömer (r.a) gibi olgunluk çağına gelmiş sahâbîler; sözleri, davranışları ve işleri ile yalnızca Allah'ın rızasını gözettikleri için yaptıkları fakat günah olduğu kuşkusuna kapıldıkları hususları Allah'ın Resûlü'ne gelerek arzediyorlar, ne yapmaları gerektiğini öğreniyorlardı. Allah'ın Resûlü de yöneltilen sualleri tabîi karşılıyor ve cevaplandırıyordu. Bu sebeple bazı hassas mü'minlerin sandıkları gibi bu gibi suallerin sorulmasında sahâbî şanına gölge düşürecek bir eksiklik yoktur.



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/allahin-resulu-kuran-ayetlerini-teblig-ediyor-ve-acikliyordu-13-416h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim