9- Zekât Üzerine

9- Zekât Üzerine
9- Zekât Üzerine 

9- Zekât Üzerine

Zekât ve sadakalar

Allah'ınKitabı'ndan:

"Namazı kılın,zekâtı verin, kendiniz için önceden gönderdiğiniz her hayrı Allah katındabulacaksınız. Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızı çok iyi görür."* 

Bakara Sûresi, âyet 110

Zekât yok, Cihadyok, nasıl Cennete gireceksin?

Beşirİbn-ü Ma'bed (R.) anlatıyor:

Yücezatına biat etmem için Hz. Peygamber'e (S.) geldim. (Biatleşmek için,) Allah'tan başka ilah olmadığına,Muhammed'in Allah'ın kulu ve elçisi olduğuna şehâdet (etmemi,) namaz kılmamı, zekât vermemi,hac yapmamı, Ramazan ayında oruç tutmamı ve Allah yolunda cihad etmemi banaşart koştu.

(Buşartlar karşısında) ben de şöyle dedim:

-  Ya Resûlellah! (S.) İki şart (olan cihad ve zekât'tan başkadiğer bütün şartları kabul ediyorum.) Allah'a yemin ederim ki bu iki şartı yerinegetirmeye gücüm yetmez.

Cihad (yapamam;) Çünkü sahabîler harbden firareden kişinin Allah'ın öfkesi (ve azabına) uğrayacağına inanmışlar. (Bu inanç beni korkutuyor.) Zira harbe iştirak eder de, sonrada nefsime boyun eğer, ölümden ürkerek (kaçmaya yeltenirsem durumumun ne olacağından) korkuyorum.

Zekât (da veremem.) Allah'a yemin ederim ki, benimüç-beş koyun ve keçimle on (kadar) devem vardır. Bunlar da ailemin ihtiyaçlarınıkarşılayacak malları (binecekleri ve yük vuracakları) binekleridir.

Busözlerinden sonra Allah'ın Resûlü Beşir'in elini tuttu, salladı ve şöylebuyurdu:

-(Ya Beşir!) Cihad yok, zekât yok. Pekibu durumda ne ile Cennet'e gireceksin?

(Beşirdiyor ki; baktım ki cihadsız ve zekâtsız Cennet yok.)

-Ya Resûlellah! Size biat ediyorum, dedim ve (Allah'ın Resûlü'nün ileri sürdüğü) bütün şartlar üzerine biat ettim.1

Zekât'ın önemi

Zekât:İslâm Dîni'nin mü'minlere yüklediği temel görevlerden biridir. Menkûl ve gayr-ımenkûl bütün mallar üzerinde Allah'ın hakimiyetini kabul edişin filîbelgesidir.

Zekât;verilmesi Cennet'e götürecek, verilmemesi Cehennem azabına sürükleyecek biribâdettir.

Ferdiihtirasları dizginleyen ve sosyal kaynaşmaya vesîle olan zekât, fakir toplumkesiminin tüketim gücünü artıracağından üretimin çoğalmasına sebeb olan veböylece iş gücü imkânları doğuran iktisadî değeri büyük, pek yüce bir ameldir.

Zekât,aslında İslâm Hukuku'na göre teşkilatlanmış İslâmî Devlet tarafından alınır.Cemiyetin, Allah'ın tayin ettiği muhtaç kesimine Devlet yardımı olarak verilir.Ancak cemiyetimiz gibi laik toplumlarda mü'minler zekâtlarını laik devlete velaik kurumlara veremeyecekleri ve vergiye de mahsub edemeyecekleri içinfakirlere bizzat vermek mecburiyetindedirler ve bilindiği gibi tatbikatımızda buşekildedir.

Zekâtziraî mahsuller, hayvanlar, ticaret malları, hisse senetleri, altın vegümüşler, fabrika ve apartman gelirleri ve de madenler üzerinden değişikyüzdelerle verilir.

Buyüzde oranlarını şöylece özetleyebiliriz.

Ziraîürünlerden onda bir, sunî sulama ile yapılan üretimlerde yirmide bir, küçük başkoyun ve keçi gibi hayvanlardan kırkda bir, deve hariç büyük baş hayvanlardanotuzda bir zekât verilir.

Altınve gümüşle ticaret mallarından, sermaye kazanç ikilisinden kırkda bir, apartmanve fabrika gelirlerinde ise bunları toprak gelirlerine mukayese eden İslâmâlimlerine göre onda veya yirmide bir, bu kıyası yapmayanlara göre ise kırkda biroranında zekât verilir. Bu oran madenlerde ise beşte birdir.

Dinimizdezekâtın büyük ölçüde her bir cins maldan ve değişik yüzdelerle verilmesi, hertür malda fakirlerin ve acizlerin Hak'ları olduğunu bildirir.

YüceAllah'ın mallar üzerindeki hakimiyetini tanımayan kâfirlere has olanzekâtsızlık şüphesiz Hak ve halk katında pek büyük bir suç ve günahtır.

Suç  ve günah olduğu içindir ki Kur'ân ve Sünnet'in yönettiği cemiyetlerde,mü'minlerden zekâtını vermeyenlerin cezası yönetim/yargı kararı ile ödememecburiyeti ve malî cezalardır.*

İçindeyaşadığımız laik cemiyetler gibi toplumlarda zekâtı vermeyenler için cezayoktur. Ancak zekâtı vermeyenler için kulun uğrayacağı âhiret azabı bâkîdir.Allah sorguya çekecek ve cezalandıracaktır.**

Îmanlı ve amelli olarak yaşarken ölen peygamberlerleberaberdir

Amrİbn-ü Mürre El Cüheni (R.) anlatıyor.

(İnananve mükellef kılındığı ana görevlerini yapan) bir mü'min Hz. Peygambere (S.) geldi ve şöylededi:

-Ya Resûlellah! Ben Allah'tan başka tapılacak hiçbirmabud olmadığına ve senin de Allah'ın elçisi olduğuna şehâdet ettim. Beş vakitnamaz kıldım, malımın zekâtını verdim ve Ramazan ayı orucunu da tuttum. (Bu vazîfelerimi yapmakta da devamediyorum. Ahiret hayatım nasıl olur?)

Allah'ınResûlü (adamınsözlerini dinledi ve) şöyle buyurdu:

-  Anasına-babasına karşı gelip isyan etmemek şartıyla,imân üzerinde ve bu farz görevlerini yaparak vefat eden kimse Kıyamet Günü (Cennet'te) peygamberlerle, Allah'a dostlukyüceliğine ermiş kullarla ve şehidlerle böylece beraber olur.

Allah'ınResûlü (S.) ("böyleceberaber olur." buyururken bu beraberliğin yakınlığını açıklamak için) iki parmağını dikerek işaretbuyurdu.2

Fert malında zekâttan başka hak var mıdır?

FatımaBint-ü Kays (R.) anlatıyor.

Zekâtlailgili olarak Allah'ın Resûlüne (fertlerin malında muhtaç toplum kesimi için zekâttanbaşka hak olup olmadığını) sordum.

-Evet, şüphesiz malda zekâttan başka hak vardır, buyurdu ve sonra da bu gerçeğiaçıklayan Bakara Sûresinin ilgili 177. âyetini okudu:

"(Namazda) yüzlerinizi doğu ve batı tarafınaçevirmeniz birr;(gerçek ibâdet ve hayır) değildir. Gerçek, birr; ancak Allah'a, Ahiret'e,meleklere, Allah'ın indirdiği kitaplara ve peygamberlere imân edeninibâdetidir. (Gerçekbirr;) sevdiğimallar (ınınbir kısmın)ıakrabaya, yetimlere, yoksullara, fakir düşmüş yolcuya, ihtiyacını arz edenlereveren, esaretten kurtulmaları için de esirlere harcayan (ın hayrıdır. Bir de) namazı gereği üzere kılan,zekâtını veren, sözleştikleri zaman sözlerini yerine getirenlerin, ihtiyaç vesıkıntı hallerinde, cihad ve savaşlarda sabredenlerin hayrıdır. İşte buvasıfları taşıyanlar (inançları ve amellerinde) dosdoğru olanlardır ve bunlar takva sahipleridir."3 

Zekâtın dışındaki haklar nelerdir?

Zekât;İslâm Dîni'nin, şartlarını haiz mü'minlerin malında fakirler, acizler veborçlular gibi yardıma muhtaç toplum kesimi için tayin etmiş olduğu birHakk'dır.

Rabbimizbu gerçeği şöyle açıklar:

"Onlarınmalında ihtiyacını arzeden ve arzedemeyen yoksullar için bir Hakk vardır."*

İslâmîölçülere göre nisab miktarı mala malik olmuş olup zengin kabul olunan kişilerinmalında yardıma ihtiyacı olan insanlar için tayin edilmiş olan Hak yalnız zekâtmıdır?

Zekâttanbaşka bir hak var mıdır?

Hadîsimizbu mevzua açıklık getiriyor.

Peygamberimiz"Şüphesizmalda zekâttan başka hak vardır." buyuruyor. Bu Hakk'ın Allah'ın kitabında datespit buyrulduğunu açıklamak için yukarıda manası sunulan âyeti okuyor.

Buâyette akrabaya, yetimlere, yoksullara ve diğerlerine mal vermek göreviyanısıra bir de zekât vermek vazîfesi açıklanmaktadır.

Birbirlerindenfarklı bu iki mükellefiyetin varlığı malda zekâtın dışında hak olduğunugöstermektedir.

İslâmâlimleri, zekâtın dışındaki bu "vacib hak"kın şu haklara ayrıldığınıaçıklıyorlar:

1-Ramazan fıtrası,

2-Akrabalık hakkı,

3-Kurban bayramında kurban eti hakkı,

4-Yemîn keffareti,

5-Zıhar keffareti,

6-Ramazanda oruçlu iken cinsi münasebette bulunmanın keffareti,

7-Âdet halinde cinsi temasta bulunmanın keffareti,

8-Yaşlının ve iyileşme ümidi olmayan hastanın oruç fidyesi,

9-Hasat zamanında ilk mahsül hakkı,

10-Misafir hakkı,

11-Fakir için zaruri ihtiyaçların İslâmi toplum yönetimi tarafından karşılanmasıhakkı. *

Deve üzerindekitoplum hakkı

EbuHureyre, Hz. Peygamber'in kendisine, "Deve üzerindeki toplum hakkının" neolduğunu sorduğu ve ardından şu açıklamayı yaptığını anlattı:

-Ya Eba Hüreyre! Deve üzerindeki toplum haklarışunlardır: (Şartlarıgerçekleştiğinde)iyice olanını (zekât) verirsin. Sütü bol olup sağılanı (sütünden yararlanılması içinsağılıp geri verilmek üzere) verirsin. Sağılmayanını da (insan ve yük taşımacılığındanfaydalanılması için) ödünç verirsin. (İstendiğinde) erkek deveyi (ücretsiz olarak) tohumlatırsın. Bir de (komşulara ve fakirlere) sütünden içirirsin.4

Motorlu araçlarımızda da toplum hakkı vardır

Deve,günümüzde de değerli bir maldır. Binek ve yük hayvanı olarak kullanımı giderekazalmakta ise de eti, sütü ve tüyünden yararlanılmaktadır. Bu hadîsin bize vermesigereken asıl mesaj, yararlılığı sebebiyle deve üzerinde oluşan toplum hakkınındevrimizde otomobillerimiz, kamyonlarımız ve traktörlerimiz üzerinde deoluşacağı hususudur.

Kişisahip olduğu bu tür motorlu araçlar üzerinde toplumun fakirlerinin haklarıolduğunu bilmeli ve buna inanmalıdır.

Bubilgi ve inancın doğrultusunda özellikle çevresindeki fakir mü‘minlerinyardımına koşmalı; onları araçlarından yararlandırmalıdır.

Aşağıdasunacağımız hadîs, develeri üzerindeki toplum haklarını ödemeyen kişilerindevelerinin ayakları altında azaba uğrayacaklarını bildirmekte, devrimizmü‘minlerine de tekerlekler altında ezilerek azablanma uyarısındabulunmaktadır.

Allah'ınResûlü şöyle buyurur:

"Sahipolduğu devenin veya sığırın ya da koyunun (toplum) hakkını ödemeyen her bir kişi için devesi, sığırı,koyunu Kıyamet Günü'nde en büyük ve en semiz bir kıvamda mutlaka getirilir.Sahibini ayaklarıyla çiğner, boynuzları ile vurur. (Toplum hakkı ödenmeyen buhayvanların)sonuncusu çiğneyip boynuzlayarak üzerinden geçtikçe ilki tekrar tekrar çiğneyipboynuzlamak için üzerine gelir. İnsanların muhakemesi bitirilerek (haklarında Cennetlik veyaCehennemlik) hükmüverilinceye kadar (bu azap böyle devam edip gider.)"*

Süs eşyasının zekâtı var mı?

ÜmmüSeleme (R.) anlatıyor:

Altındansüs eşyası takınırdım. Allah'ın Resûlü'ne (S.) sordum:

-Ya Resûlellah! (Takınmakiçin bu altın süs eşyasını bulundurmam, elem verici bir azaba uğratacak türden)bir altınbiriktirme midir?

Allah'ınResûlü şöyle buyurdu:

-Zekât'ı verilmesi gereken ağırlığa ulaşır ve zekâtı da verilirse (cezayı gerektiren) biriktirme değildir.5

Altının ve Gümüşün nisabı

Altıntakının ağırlığı 85 grama, gümüş takının ağırlığı da 585 grama ulaşırsa kırkdabir ölçüsünde zekâtının verilmesi farzdır.

ÜmmüSeleme (R.)'nin bu suali sormasının sebebi Tevbe sûresinin 34. ve 35.âyetlerinde altın ve gümüşü biriktirip de onlardan Allah yolunda harcamayapmayanların elem verici bir azaba uğratılacaklarının bildirilmiş olmasıdır.

TevbeSûresi âyet 34-35.

"...Bir de altını ve gümüşü biriktirerek saklayıp bir kısmını Allah yolundaharcamayan kimseler  (yok mu?) İşte bunları acıklı bir azap ile müjdele!

KıyametGünü'nde o biriktirilen altın ve gümüşlerin üzerleri Cehennem ateşindekızdırılacak da bu mal toplayanların alınları, yanları ve sırtları bunlarladağlanacak ve onlara şöyle denecektir.

-İşte bu nefisleriniz için biriktirip sakladıklarınız. Artık topladıklarınızınacısını tadın bakalım."

Her gün sadaka vermek Vâcib'dir

EbuMusa (R.) anlatıyor.

Allah'ınResûlü (S.) şöyle buyurdu:

"(Güneşin doğduğu her bir gün) müslüman'a sadaka vermekvâciptir."

(Sadakayı,maddî bakımdan güçlü olanın muhtaç olana nakdî yardım manasına, dar kalıplariçinde anlayan sahâbiler) sordular:

-Ya Resûlellah! Eğer mü'min sadaka verecek bir şey bulamazsa ne yapması gerekir?

-Bedenen çalışır, nafakasını sağlar, (bir kısmı ile de) sadaka verir.

-Ya Resûlellah! Ya çalışacak iş bulamazsa?

-(Bu takdirde,bedenî yardıma ihtiyacı olan âciz bir kişiye yardım eder.) Bu da onun için sadaka olur.

-(YaResûlellah! Bu imkânı da) bulamazsa (ne yapması gerekir?)

-(Bu durumdayapabildiğince) faydalıişler yapmaya; doğrulara çağırmaya çalışsın ve insanlara zarar vermektenkorunsun. Yaptığı bu gibi işler de kişi içinsadaka olur.6

Her hayırlı iş sadakadır

Peygamber'imizinaçıklamalarına, göre sadaka yalnız fakire verilen mal veya para değildir.Fertlere ve cemiyete yarar sağlayan her faydalı söz, davranış ve iş bir nevîsadakadır.

Aşağıdasunacağımız hadîsler bu gerçeği açıklamaktadır.


"Her iyi (söz, davranış ve iş) sadakadır."

"Sadakanın en faziletlisi, dili (yalan, gıybet, iftira, kırıcılıktan) korumaktır."

"En üstün sadaka, ihtilaflı, dargın kişilerinarasını bulmaktır. (İki kişi arasında adaletle hüküm vermekde sadakadır.")

"En makbul sadaka, mü'minin bir bilgiyiöğrenmesi ve sonra da onu bir müslüman kardeşine öğretmesidir."

"Mü'min kardeşinin yüzüne gülümsemen,Allah'ın ve Peygamberinin emirlerini uygulamaya çağırman, Allah'ın vePeygamberinin yasaklarından sakındırman, adres sorana yolunu göstermen, birâmâya yardım etmen, yoldan zarar verici nesneler olan taşları ve dikenlerigidermen, kovandan mü'min kardeşinin kovasını doldurman senin için sadakadır."

"En faziletli sadaka, aç bir canlıyıdoyurmaktır."

"Sadakanın efdali, su (meşrubat) ikram etmektir."

"Sadakanın en verimlisi, içindedüşmanlık besleyen akrabaya verilen sadakadır.

"Bir mü'min ağaç diker, ekin eker deonların mahsullerini insanlar, kuşlar ve diğer hayvanlar yerse, o yenilenlermüslüman için sadaka olur."

"Kişinin namusunu koruması onun içinsadakadır."

"Allah katında sadakaların en değerlisi,fakirin gücü nispetinde verebildiği sadakadır."

"Mü'mine selâm vermek sadakadır."

"(Kişinin eşiile sevişmesi) sadakadır."

Olan olmayana versin

EbuSaîd El-Hudrî (R.) anlatıyor.

Bizlerbir askerî sefer sırasında Hz. Peygamber'le beraber bulunuyorken devesiüzerinde bir adam çıkageldi. (Verilecek emre âmâde olduğunu bildirircesine) devesini sağa sola çeviriyordu.

Allah'ınResûlü (S.) bu durumu vesile kılarak şöyle buyurdu:

-Herkimin yanında fazla bineği varsa, bineği olmayanı yararlandırsın. Kimin yanındafazla yiyeceği varsa ondan azığı olmayana versin.

Hadîs'inravisi Ebu Saîd diyor ki:

-(Allah'ınResûlü­'nün bu açıklamalarından; muhtaç olanlar varken) bizden hiçbir kişinin malınınyetecek kadarından fazlasını tutmak (ve ihtiyaç sahiplerinden gizlemek) hakkının olmadığını anladık.7

Mü­'min artanı vermekle öğütlenmiştir

Nisabmiktarı mala sahip olan mü'minin İslâm Dîni'nin belirlemiş olduğu haklarıtutması ve gizlemesi haramdır.

Buhakları ödeyenlerin daha çok vermeye çalışmaları ise öğütlenmiştir ve mü'miniçin ideal olandır.*

EbûSaid ve diğer sahâbîlerin anlayışı bu ideal seviyeyi ölçü almışolmalarındandır.

Mü'minlerinözellikle yolculuk, kıtlık ve yaygın işsizlik dönemlerinde bu ideal seviyeyeulaşmak için, gayret sarfetmelidirler.

En değerli sadaka hangisidir?


EbuHüreyre (R.)'den...

Birsahâbî Allah'ın Resûlü'ne (S.) sordu:

-Ey Allah'ın elçisi! Sevabı en büyük sadaka hangisidir?

- (En değerli ve sevaplı sadaka) sıhhatli ve ihtiraslı olup,fakirlikten korktuğun ve zengin olmayı da arzuladığın bir durumda iken verdiğinsadakadır.

(Sadakavereceksen durma ver.) Can boğaza gelip de şu kadar mal falana, şu kadar mal filana (verin) diyerek vasiyet edeceğin zamanakadar (sadakayı)erteleme. (Zira can boğaza gelince) mallar varislere intikal etmiştir.8

En güzel amelbizzat yapılandır

İnsanınen güzel ameli bizzat yaptığıdır. Ölüm hastalığına yattıktan sonra kişi ancakmalının üçte biri üzerinde geçerli olabilecek vasiyet yapabilir. Vasiyetivarisleri tarafından yerine getirilse bile bizzat verdiği gibi sevab alamaz.

Kaldıki ölüm döşeğinde iken bizzat verdiği bile hayatın içinde iken verdiğine eşdeğerde değildir.

Bugerçeği Peygamber'imiz şöyle açıklıyor:

"Kişininhayatını yaşarken verdiği bir birim sadaka, ölüm döşeğinde iken verdiği yüzbirim sadakadan daha hayırlıdır."*

Fakirin gücü ölçüsünde verdiği sadaka

EbuHüreyre (R.)'den:

O,Allah'ın Resûlüne (S.) sorduğu soruyu ve aldığı cevabı şöylece anlatıyor.

-Ya Resûlellah! En faziletli sadaka hangisidir?

-(Gizliceverilen sadaka ile) fakir'in gücü ölçüsünde verdiği sadakadır. (Ya Ebu Hureyre!) Sen vermeye bakımı ile sorumluolduklarından başla.9

Akrabaya vermekdaha sevaplıdır

Kişizekâtını ana-baba-dede-çocuk ve torun gibi usûl ve furâ'a veremez. Ancakzekâtın dışında vereceği sadakalara, yapacağı maddî yardımlara bunlardanbaşlaması ve kardeş-amca-dayı-hala-teyze ve yeğenlere öncelik tanımasıdînimizin tavsiyesidir ve sevabı bir misli daha fazladır.

"Akraba" bölümündeki sadaka hadîslerinebakınız.

Bir, yüz binigeçebilir

EbuHüreyre (R.) rivayet ediyor:

Allah'ınResûlü (S.)(sadakalarla alâkalı bir öğütlerinde) şöyle buyurdu:

- (Bazen) bir lira, yüz bin lirayı geçer;daha çok sevap kazandırır.

Sahâbîler(hayretederek) sordular:

-Bu nasıl olabilir ya Resûlellah!

-Şöyle olur; kişinin iki lirası vardır. Bunun birini çıkarır ve onu sadakaverir. (Diğer)bir kişinin depek çok malı(ve parası) olurve bu malından yüz bin liralık cüz'i bir miktarını alır ve onu sadaka verir.

(İkilirası olup da birini verenin biri, böylece milyonları olup da yüz bininiverenin yüz binini geçer.)10 

En şerli kişi, varken vermeyendir

İbn-üAbbas'tan... (R.)

Hz.Peygamber (birsohbetleri sırasında sahâbîlere şöyle) buyurdu:

-Size insanların en şerlisini tanıtayım mı?

(Sahâbîlertarafından;

-Tanıt Ya Resûlellah! denildi.)

Allah'ınResûlü şu açıklamayı yaptı:

-Bu şerli kişi(gerçekten ihtiyaç sahibi olduğunu bildiği bir kişi tarafından kendisinden) Allah'ın adı aracı kılınarak birşey istendiğinde (vermeyegücü ve henüz vermediği zekâtı da varken) O'nun rızası için vermeyendir.11

Üzerinde haklarvarken vermeyen şerlidir

Mü‘minkişi Allah için her istenildiğinde vermediğinden şerli olmaz. Şerli kişi baştazekât olmak üzere üç numaralı hadîsin izahında açıklanan hakları ödemeyendir.Allah bilir hadîsimiz bunu açıklamaktadır.

En çok zarara uğrayacaklar malları çok olanlardır

EbûZer (R.) anlatıyor.

Kâbe'ningölgesinde oturuyorken Allah'ın Resûlü'nün (s.a.v.) yanına vardım. Beni görünceşöyle buyurdu:

-Kâ'­be'nin Rabbi olan Allah'a andolsun; onlar en çok zarara uğrayacaklardır.

(Anlamadığımiçin) sordum:

-Anam-babam uğruna fedâ olsun (Ya Resûlellah!) En çok zarara uğrayacaklar kimlerdir?

-Onlar malları çok olanlardır. Onlar içinde şöylece ve şöylece, önünden,arkasından, sağından ve solundan verenler, ancak onlar zarara uğramayacaktır. Onlar da ne kadar azdır!12

Ne biliyorsunCennetlik olduğunu?

Hz.Enes (R.) anlatıyor:

"Ashâb-ıKiram'­dan bir zat vefat etti. (Hz. Peygamber'in (s.a.v.) bulunduğu bir toplulukta) bir sahâbî, (ölen mü'min hakkında):

-(Gireceği) Cennet'le mutlu olsun,deyiverince, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:

-Sen biliyor da mı (konuşuyorsun? Ne biliyorsun onun Cennet'lik olduğunu?) Belki de O, kendisiniilgilendirmeyen konularda yalan ve gıybet gibi sözleri konuşmuş, vermesi malvarlığını azaltmayacak (zekât, nafaka, fitre gibi malî)vazîfeleri yapmakda cimriliketmiştir (deCennetlik olamamıştır.)"13

Kişinin Cennetlikolduğu kesinlikle bilinemez

Buhadîste hiçbir kimsenin kesinlikle cennetlik olacağının bilinemeyeceğine dairbir işaret var olduğu gibi, haram kılınmış sözlerin ve cimriliğin ebedisaadetimizi erteletecek- engelleyecek günahlar olduğuna da işaret vardır.

Zekâtsızlık kuraklık sebebidir

(Tabîattave insanın vücud yapısı üzerinde geçerli olan sebeb-netice kanununun rûhî vesosyal hayat için de geçerli olduğunu açıklayan bir hadîslerinde) Allah'ınResûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu:

-Beş (ilahiceza), beş (isyan)a karşılıktır.

Sahâbîlersordu:

-Beş (isyan)a karşılık, beş (ceza) nedir ya Resûlellah?

Şöylebuyurdular:

Birtopluluk Allah'ın emirleri ve yasaklarına bağlı kalarak yaşamak taahhüdünübozarsa Allah onların düşmanlarını onlara musallat eder. (Düşmanları da ellerindeki maddîve mânevî bütün varlıklarını zapt ederler.)

Birtopluluk Allah'ın indirdiği (sosyal, iktisadî, hukuki ve ahlâkî) kanunları tatbik etmezse onlarınarasında fakirlik yaygınlaşır.

Zinave homoseksüelliğin yaygınlaşarak açığa vurulduğu toplumda (akli hastalıklar ve) ölüm oranı artar.

Ölçü (ve tartıda) adaleti çiğneyen topluluğayer bitkileri kısılır ve onlar kıtlığa uğratılır.

Zekâtınıvermeyen topluluğa ise yağmur yağdırılmaz, (onlar kuraklığa bırakılır. Eğer hayvanlar olmasaonlara hiç mi hiç yağmur yağdırılmaz.)14

Her sebeb-netice ilişkisini kavrayamayabiliriz

Tabîattave insanın maddî yapısı üzerinde sebeb-netice kanunu hakimdir. Zuhur şekli pekçok olan bu umûmi kanunu koyan Allah'tır.

Allahdilediği ve dilediği şekilde düzenlediği için bulut yağmura, tohum bitkiye,döllenme yavrulamaya sebebtir. Bu sebeb netice ilişkisini müşahedeedebildiğimiz için kabul ediyoruz.

Peygamber'imizinyukarıdaki hadîsimizde ve benzeri hadîslerde açıkladığı sebeb-netice alâkasınıise kafa gözü ile müşahede edemediğimiz için kavrayamıyoruz.

Aslındasebeb-netice münasebetlerinin cereyan ettiği eşyadaki bütün ilişkileri tesbitedebilmiş değiliz. Bu sebeble Peygamberimizin Allah'ın kendisine bildirdiğiiçin bildirebildiği manevî gibi görülen sebeblerle maddî neticeler arasındakibağlantı gerçeğini kavrayamamamız normaldir. Kaldıki aşkla cinnet, üzüntü ileülser ve bir çift sözle cinayet arasında sezinleyebildiğimiz fakat tam biraçıklık getiremediğimiz türden, bize göre karmaşık pek çok sebeb-neticeilişkisi önümüzde çözüm beklemektedir.

Neticeolarak deriz ki; biz mü‘miniz. Rûhî ve içtimaî hayatımız üzerindeki müesseriyetiKur'ân ve Sünnetle açıklanan sebeb netice münasebetlerinin gerçekliğini -mevcutbilgilerimizle kavrayamasak da- kabûl ederiz.

Hakiki yoksulkimdir?

EbûHüreyre (r.a.) anlatıyor:

"Allah'ınResûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu:

-Hakiki yoksul kişi, durmadan dolaşıp ihtiyacını arz ederek insanlardan isteyenve onların da bir iki lokma veya bir iki hurma ile savdığı asalak bir kişideğildir.

Sahâbîlersordular:

-Peki, hakiki yoksul kimdir ya Resûlellah?

-O, ihtiyaçlarını karşılayacak mal varlığını bulamayan, fakat insanlardan da birşey istemeyen, (istemediğiiçin de) halibilinerek yardım olunmayan kişidir."15

Yan geliri olmayan çok çocuklu işçi-memur yoksuldur

Buhadîs bize ihtiyacını arzetmeyen, arzetmediği için de hali bilinerek yardımyapılamayan insanların hakiki yoksul olduğunu açıklarken bu gibi yoksullarınaraştırılarak yardım yapılması lüzumunu da öğretmektedir.

Yardımisteyen insanlara hoşgörülü davranmalıyız. Ancak kanaatkâr davranaraksıkıntılarını sinesine gömen fazîletli insanları da araştırmalıyız. Kaldı kiaraştırmaya da pek gerek yoktur. Zira çevremizde gelirleri sabit olan ve gayr-imeşru gelirleri de bulunmayan nice çok çocuklu aileler vardır ki geçimsıkıntısı çektiklerini anlamak için derin derin düşünmeye veya kehanette bulunmayaihtiyaç yoktur.

Kim Zekât alamaz

Abdullahİbn-ü Mesud (r.a.) rivayet ediyor:

Allah'ınResûlü şöyle buyurdu:

-Yetecek kadar mal varlığı varken dilenen kişi, dilendikleri tırnak yara-beresişeklide(yüzüne vurmuş olduğu halde) Kıyamet gününde (Allah'ın huzuruna) gelecektir.

Ashâb-ıKiram tarafından soruldu:

-Ya Resûlellah! (S) ona yetecek miktar ne kadardır?

-Elli derhim (147 gramgümüş) veya o değerde (22 gram) altındır.16

Aslî ihtiyaçlarıdışında 147 gr. gümüş değerinde para-mal varlığı olan Zekât alamaz

Ev,ev eşyası, yazlık-kışlık elbise ve sanat aletleri gibi şahsı ve bakımı ilemükellef olduğu aile fertleri için aslî ihtiyaçlarını sağlamış bulunan kişi 585gr. gümüşe veya 85 gr. altına veya bunlara eş değerde nisab miktarı para-malvarlığına sahip olur da bu varlığı üzerinden bir yıl geçerse zekât vermeklemükellef olur.

Acabaaslî ihtiyaçlarını sağlamış olsa da, nisab miktarı mal varlığı olmayan kişigünaha girmeksizin zekât alabilir, insanlardan yardım isteyebilir mi?

Hadîsimizbu soruyu cevaplandırmaktadır.

Eğerpara-mal varlığı 147 gr. gümüş veya 22 gr. altının değerinin altına düşersegünaha girmeksizin zekât alabilir, yardım isteyebilir. Ne varki sabredicifakirlerin yüksek derecelerine ulaşmak isteyen müslüman aşağıdaki hadîsinsunduğu takva ölçüsüne göre davranmalıdır.

Sabah-Akşam karnınıdoyuracak malı olanın dilenmesi haramdır

Allah'ınResûlü şöyle buyurdu:

-Kendisine yetecek kadarı varken (mal çoğaltmak için) dilenen kişi ancak (azaplanacağı cehennem) korlarını arttırmış olur.

Sordular:

-Ya Resûlellah! Kişiye yetecek miktar ne kadardır?

-Onu sabah akşam doyuracak miktardır.17

Varisin malı mı kendi malın mı?

Allah'ınResûlü (s.a.v.) (yücesahâbîlere) sordular:

-Hangi birinize varisinin malı kendi malından daha değerlidir?

-Ya Resûlellah! Şüphesiz her birimize, ancak kendi malı daha kıymetlidir.

- (İyice biliniz ki,) kişinin gerçek malı, ölümünden önce  muhtaç fertlere ve toplumayararlı müesseselere verdiği (veahiret hayatında mükâfatını göreceği) maldır.

(Ölümünden)sonrayabırakacağı mal ise varisin malıdır.18

Kadın kocasının malından ancak onun izni ile verebilir

EbuUmame (r.a.) anlatıyor:

"Allah'ınResûlü şöyle buyurdu:

-Allah bütün hak sahiplerinin hakkını verip, belirlemiştir. Varis için (oran belirleyici) vasiyete gerek yoktur. (İyice biliniz ki;) kadın kocasının malındanancak onun iznini alarak verebilir.

(Buaçıklaması hayret uyandırdı da) soruldu:

-İzin almadan yiyecek bir şey de mi veremez.

-Yiyecekbir şey de veremez. Zîra yiyecekler, mallarınızın en değerlisidir."19 

Haramdan kazanılandan makbul sadaka olmaz

"Hz.Cabir (r.a.)'den:

Allah'ınResûlü (s.a.v.) alkollü içkilerin ticaretinin haram kılındığını açıkladı. (Bu ilahi yasağı öğrenen) bir A'rabî ayağa kalktı veşöyle sordu:

-Ben içki ticareti yapan bir adamdım. İçki ticaretinden (çok) mal kazandım. (Zekât, sadaka ve Hac gibiamellerle) Allah'aitâat yolunda harcamada bulunsam, bu mal(dan harcamalarım ahiretim için) bana fayda sağlar mı?

Allah'ınResûlü (busuali şöyle) cevaplandırdı:

-Allah, ancak halâl yollardan kazanılmış tertemiz kazançlardan yapılacakhayırları, kabul eder."

YüceAllah (c.c.) da Peygamber'inin (cevabını) doğrulamak için Maide Sûresi'ninyüzüncü âyetini vahyetti:

"(Ey Peygamber!) söyle:

Pis'inçokluğu hoşuna gitse bile, pis ile temiz (haram ile halâl) bir olmaz. O halde ey akıl sahipleri; (Haramlar hususunda) Allah'ın yasaklarına aykırılıktankorunun ki kurtulasınız."20

Haramdankazananların sevapları giderilecektir

EbûÜmametül-Bahili (R.) rivayet ediyor:

"Allah'ınResûlü (S.) bir öğütlerinde şöyle buyurdu:

Kıyametgününde, beraberlerinde Tihame dağının benzerlerinin büyüklüğünde sevaplarıbulunan bir takım insanlar getirilecek, Allah'ın huzuruna çıkarıldıklarındaAllah onların bütün sevaplarını giderecek, sonra da onlar Cehennem'eatılacaklardır.

Sahâbîlertarafından soruldu:

-Ya Resûlellah! Nasıl ve niçin bu sonuçla karşılaşacaklar?

Allah'ınResûlü şu açıklamada bulundu: - (Evet) onlar namaz kılarlar, oruç tutarlar, zekât verirlerve Hac'ca giderlerdi. Fakat önlerine haram (kazanç fırsatları) çıktığı zaman da ona yapışırlardı. (Toplum haklarına tecavüz ederekharam yollarla kazandıkları, haramla vücutlarını besledikleri ve haramdankazandıkları ile zekât verdikleri ve Hac'ca gittikleri için) Allah onların amellerini boşaçıkaracaktır."21

Fakir aldığı zekâttan hediye verebilir

Hz.Enes (r.a.)'den

"Hz.Peygamberin sofrasına et(li bir yemek) getirildi. Allah'ın Resûlü (s.a.v.) sordu:

-Bu nedir? (Neredengeldi?)

-(Aişe'ninhizmetçisi) Berire'yesadaka olarak verildi, dediler.

Bubilgiyi alan Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

-O halde yiyebiliriz. Zira bu yemek Berire'ye sakadır, bize de (onun tarafından verilmiş) hediyedir."22

Fakirin aldığı zekâttan verdiği hediye yenilebilir

Allah'ınResûlü'ne ve mensup olduğu Haşim oğullarına zekât ve sadaka haram kılınmıştır.Bu sebeble Peygamberimiz zekât veya sadaka olarak verileni almaz, yemez vekullanmazdı.*

Evindebulunmadığını bildiği et yemeğinin durumunu bunun için soruşturmuştur.

Buhadîs bize şu hususu da öğretmektedir. Bir fakire zekât veya sadaka olarakverilen mal artık onun malıdır. Fakir aldığı bu maldan diğer bir kişiye hediyeverebilir.

Busebeble kendisine zekât ve sadaka malı haram kılınan zengin fakirin hediyeettiği malı yiyebilir, giyebilir ve kullanabilir.

* Konu ile ilgili diğer âyetleriçin bak. Bakara 261, 262, 267, 268, 277, Nisa 36, Tevbe 34, 35, 60, 103. İsra26, 29, Fussilet 7. Zâriyat 19. Müddesir 44.

1 M. İ. Kesîr Enfal 15, 2/92, Müsned 5/224

* Geniş bilgi için bak. YûsufEl-Kardavî Fikhüz-Zekâti Beyrut, 1969, 1/77.

** Zekât vermenin Cennet'e, vermemeninCehenneme götüreceği hususu ile ilgili olarak bak. Enfal 3-4, Ra'd 22-25, Müminûn 1-11, Tevbe34-35, Müdessir 42-43.

2 M. İ. Kesîr Nisa 69, 1/412.

3 Tirmizî Zekât 27, Dârimî Zekât 13

* Zâriyat 19, Mearic 24-25.

* Geniş bilgi için bak. YusufKardavi, FakirlikProblemi Karşısında İslam Ter. Abdulvehhab Öztürk

4 Ebû Davud, Zekât 32, Müsned 2/490

* Buhârî Zekât 43, Müslim Zekât 30, Müsned 5/152

5 Ebû Davûd Zekât 4, Beyhakî Sünen 6/140

6 Et-Tac 2/40, Buhârî Zekât 30, Müslim Zekât 35

7 Ebû Davûd Zekât 32, Müslim Lukata 18, Müsned 3/34

* Bak. Bakara, 219

8 Buhârî Zekât 11, Müslim Zekât 92.

* Ebû Davûd Vesâya 3

9 Ebu Davûd Zekât 40, Nesâî Zekât 49

10 Et-Tac 2/39, Nesâî Zekât 49.

11 Nesâî Zekât 74, Tirmizî Cihad 18 Müsned 1/319

12 Buhârî Eyman 3, Müslim Zekât 30

13 M. Mesabih Hn. 4842, Tirmizî Zühd 11

14 Zehebî K. Kebâir El-Kebiretül-Hamise, Benzeri için bk. İ. Mace Fiten22.

15 Buhârî Zekât 53, Müslim Zekât 101, Müsned 1/446

16 Tirmizî Zekât 22, Ebû Davûd Zekât 24, Nesâî Zekât 87.

17 Ebû Davûd Zekât 24, Müsned 4/181

18 Buhârî Rikak 12, Nesâî Vesayâ 1,

19 Ebû Davûd Büyü 89, Tirmizi Vesâyâ 5,

20 Suyûtî Lübabün-Nükûl F. Esbâbin-Nüzûl Mâide 100.

21 Zehebî K. Kebâir El-Kebiretül-HamisetüVel-İşrûne.

22 Buhârî Zekât 61, Müslim Zekât 170. Müsned 3/117.

* Bak. Ebû Davûd Zekât-29. 

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/9-zekat-uzerine-15-487h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim