7- İnsanları ve Kurumları Tanrılaştırmak

7- İnsanları ve Kurumları Tanrılaştırmak
7- İnsanları ve Kurumları Tanrılaştırmak

7- İnsanları ve Kurumları Tanrılaştırmak

İnsanlarıve Kurumları Tanrılaştırmak

Allah'ainanıldığı halde, emirleri ve yasaklarıyla belirlediği mutlak egemenlikalanından Allah'ı dışlayarak bu alana insanları ve kurumları yerleştirmek,inançla ilgili benzemedir ve kişiyi kâfirliğe götürür.

Allah bütünvarlıkların yaratıcısıdır. Yarattıklarını yönetmek hakkı O'nundur. Bunun içintabîat kanunlarını koymuştur. Denemeye uğratmayı dilediği için iradeli olarakyarattığı insanlar için ise Peygamberleri aracılığı ile İslâm yasalarınıkoymuştur. Emirleri ve yasaklarının oluşturduğu bu yasaları ile Allah, insanlarüzerinde mutlak egemenlik alanını belirlemiştir.

Sınırları,nihâî olarak Kur'ân'la açıklanan bu egemenlik alanına müdahale edilemez.Yaratıcılığına inanıldığı halde, fertleri ve toplumları yönetici ana kurallarıkoyma anlamına mutlak egemenlik hakkını Allah'a değil de insanlara ve beşerîkurumlara vermek, bir diğer anlatımla emir vermek, yasak koymak, helâl kılmakve haram saymak hakkını onlarda görmek İslâm Dini'nde kâfirliği düşürür enbüyük günahtır.

Kur'ân'ınaçıklamalarına göre tövbe edilmeksizin asla affedilmeyecek ve yapılan diğerbütün güzel amelleri boşa çıkaracak olan bu en büyük günahın İslâm Dini'ndekiadı Şirk/Allah'a ortak koşmaktır. Kur'ân-ı Kerîm, inançla ilgili bu günahıCahiliyet dönemi insanlarının işlediğini, Yahûdiler ve Hıristiyanların dasürdürdüğünü bildirmektedir. Zamanımızda ise sekülarizm/laisizm olarakyaşatıldığı görülmektedir. Öneminden ötürü konuya daha bir açıklık getirmekistiyoruz.

a - Kur'ân'ın ilk muhatapları olan Cahiliyet dönemi insanları, Allah'abütün varlıkların yaratıcısı olarak inanırlardı. Göklerin ve yerin yaratıcısıolduğuna, yağmurları indirip ölümünden sonra yeryüzünü dirilttiğine, bütünvarlıkların O'nun tasarrufu altında bulunduğuna iman ederlerdi. Ama buinançları hayatlarına yansımazdı.

Onlarmelekleri, cinleri ve putları ilahlaştıran geleneklere, akılları ve arzularına,konumlarını yücelttikleri kâhinlerin görüşlerine ve de çektikleri fal oklarınagetirdikleri yorumlara göre yaşarlardı. Allah ve buyrukları yokmuş gibiyaşarlardı. Hayatın Allah'ın egemenliği altında O'nun buyruklarına göreyaşanması gereğini öğreten, insanların ancak Allah'ın belirlemediği alanlardaegemenlik haklarını kullanabileceklerini duyuran İslâm'ı, inanç dünyaları yanısıra sosyo-ekonomik düzenleri ile çatıştığı için kabullenemiyorlardı.

b- Allah'a ve kutsal kitaplarlaindirdiği emirlere ve yasaklara inanır ve yaşarlarken giderek Yahûdiler veHıristiyanlar da bu doğrultudan saptılar. Onlar da Yaratan'ın buyrukları yerineaşırı derecede yücelttikleri din adamlarının yönetimi altına girdiler. Allah'ıunuttular. Hahamları ve papazlarının yorumlarını hayatlarının merkezinetaşıdılar. Böylece inandıkları Allah'ın yanısıra din adamlarını yarıilahlaştırarak Allah'a ortak koşar oldular.

Aşağıdamanasını sunacağımız âyet ve bu âyetle ilgili olarak sahâbi Adî b. Hatem'inyönelttiği soruya Allah'ın Resûlü'nün verdiği cevap, onların inançla ilgiliazim hatalarına açıklık getirmektedir.

Adî b.Hatem, kavminin reisi bir zat olup cahiliyyet döneminde Hıristiyan olmuştu.Kabile başkanı sıfatıyla Hz.Peygamberin İslâm'a daveti  kendisine ulaşınca,  kaçarcasına Şam'a gitti.

Adî'ninkız kardeşi ve kabilesinden bir topluluk İslâm askerlerine esir düşünce, Hz.Peygamber (s. a.) onun cömertliği ile ünlü babası Hatemî Taî'nin hatırasınahürmeten, kız kardeşine ilgi gösterip ikramlarda bulundu. Serbest bırakıldığıiçin Şam'a giden bu kız kardeş, Adî b. Hâtem'i Müslümanlığı kabule ve Hz.Peygamberle görüşmeye teşvik etti.

Adî b.Hâtem de kalkıp Medine'ye geldi. Boynundaki gümüş haçla Hz. Peygamber'inhuzuruna girdi.

       Bu sırada Allah'ın Resûlü, Tevbe sûresinden şu âyeti okuyordu:

"Yahûdiler ve Hıristiyanlar Allah'ıbırakarak hahamlarını, papazlarını ve Meryem oğlu İsa'yı Rab edindiler. Oysa kionlar da ancak bir olan Allah'a ibâdet etmekle emrolunmuşlardı. Ondan başka hiçbir tanrı yoktur. Allah, onların (tabîi ve yasal hâkimiyetine) eş tutageldikleri her şeyden beridir."

Hz.Peygamber okumasını bitirince Adî b. Hatem şöyle der:

-Hıristiyanlarve Yahudiler papazlarını ve hahamlarını Rab/ilâh edinmezlerdi ki...

Onun busözleri üzerine Allah'ın Resûlü şöyle buyurdu:

-Hayır,iş senin anladığın gibi değildir. Papazlar ve hahamlar, Allah'ın helâlkıldıklarını onlara haram kıldılar, haram kıldıklarını da helâl kıldılar. Onlarda papazların ve hahamların, Allah'ın emirleri ve yasakları ile çatışanbuyruklarını benimsediler ve onlara tâbi oldular. Bu tutumları ile Allah'ıbırakıp onları Rab edinmiş oldular. (3)

Verdiğimizörneğe ve benzeri Kur'ân ve Sünnet açıklamalarına göre Allah'ın emir veyasaklarını bırakıp da bu emir ve yasaklarla çatışan, şahıs veya rejimbuyruklarına tâbi olmak Allah'tan Rab edinip ibâdet etmektir. Nitekim Rabbimiznefislerinin arzularına uyanları nefislerini ilâh edinmekle suçlayarak şöylebuyurur:

FurkanSûresi Âyet 43:

"EyPeygamber: Gördün mü arzularını ilâh edinen kişiyi, şimdi onun üzerine(fenalıklarını önlemek için) sen mi bekçi olacaksın?"

c- Peygamberlerin teblîğ ettiğiilâhi yasalara inanmayan inkârcılar, Hz. Âdem'den beri Allah'ı; O'nun emirlerive yasaklarıyla belirlediği egemenlik alanını tanımıyorlar idiyse de,  bu akım 19. asırdan sonra bütün dünyayı veonlara benzemeye çalışan İslâm dünyasını da kuşatmaya başladı.

Buakıma göre, Allah'a yaratıcı olarak inanılabilir. Ama O, yasa koyucu olarakkabul edilemez. Yönetici kuralları krallar/şahlar/padişahlar ve onlarınentelektüel çevresi belirler veya demokratik yöntemlerle belirlenecek ve deçoğunluk esasına göre çalışacak ulusal meclisler tesbit eder.

Allah'ainanıldığı halde, O'na ait egemenlik hakkını O'ndan alarak insanlara vekurumlara yamamak, bir diğer anlatımla örneğin batı demokrasilerini olduğu gibibenimsemek,inançla ilgili kâfirliğe götürebilir benzeme türüdür. AsrımızdaMüslümanlarda görülen  inançla ilgilibenzeme türlerinin temelinde açıklamaya çalıştığımız benzeme vardır.

(3) İbn-i KesîrTevbe 31.

 
Tazimde /Yüceltmede Aşırı Gitmek

Şahıslarıve kurumları ilâhî hâkimiyetin üstünde veya ona eş otorite kaynağı olarakgörmek gibi, insanı ileri derecede tazim/yüceltme de inançla ilgili kâfirliğegötürebilir bir benzeme türüdür. Böylesi benzemeler de Kur'ân ve Sünnet diliyleharam kılınmıştır/yasaklanmıştır.

Çünküİslâm Dini, peygamber de olsa hiç bir insanın aşırı bir şekilde tazimedilmesini, onun insanüstü vasıflarla nitelendirilmesini caiz görmez. Sınırlarıaşan yüceltme, İslâm'ın tevhit anlayışına da ahlâk anlayışına da aykırıdır.

İslâmDini'nin yasakladığı bu tür benzemeyi üç başlık altına örneklendirebiliriz.

Secdeyevararak yüceltme,

Sözlüolarak yüceltme,

Ölükişileri, kabirleri ile birlikte yüceltme.

aa-Secdeye Vararak Yüceltme:

Başı/alnıyere koyma anlamına secde, yüceltmenin son sınırıdır. İslâm yalnız Allah'asecde edilmesini emreder. İbadet veya saygı amacıyla hiçbir insana secdeedilmesini onaylamaz. Yaşadığımız dönemde özellikle Asya kıtasında örneklerigörülen secdeye vararak yüceltme, tarihî devirlerde Mecûsiler ve Hıristiyanlararasında da yaşanmaktaydı. Secdeyi andırır yarı bele kadar eğilme ve etek öpmebenzeri saygı duruşu, Sultanlara/Krallara yönelik olarak hala dahasürdürülmektedir. Aşağıda sunacağımız hadisler yüceltme yoluyla benzemeyi veyasaklığını açıklamaktadır

Yalnız Allah'a Secde Et

Ateşperestİran toplumunda doğup büyümüş olan Hz. Selman, Müslüman oluşunu takip edengünlerden birinde karşılaştığı Hz. Peygambere secdeye vardı.

-Salâtve Selam üzerine olsun- Allah'ın Resûlü ancak putperestlerin yapabileceği budavranış karşısında Selman'a Allah'ı birleyenlerin yapması gerekeni öğretmekiçin şöyle buyurdu:

-Ya Selman! Bana secde etme. Ben insanım,Allah'ın kuluyum ve de elçisiyim.

Ölümsüz olup ezelî ve ebedî diri olanAllah'a secde et. (4)

bb-SözlüOlarak Yüceltme:

İnsanlığıninanç hayatında bu tür yüceltme önekleri çoktur.

YahûdilerinÜzeyr'i, Hıristiyanların Hz. İsa'yı Allah'ın oğlu olarak nitelemeleri,Kur'ân'ın bildirdiği örneklerdir.(5) Bazı Müslümanların bütün evrenin Hz.Muhammed'in nûrundan yaratıldığını söylemeleri, Kemalistlerin Mustafa Kemal'leilgili bazı söylemleri, İslâm âlimleri ve tasavvuf büyükleri için kullanılanölçü dışı övgüler sözlü yüceltme örnekleridir. Bu tür uygulamalar yabancıkültürlerin etkisi ile hayatımıza girmiştir.

SevgiliPeygamberimiz, kendisine karşı uygulanacağı endişesini taşıdığı için sahâbilerinişöyle uyarmıştır:

(4) İ.Kesîr, Yusuf 100

(5)Tevbe 30

"Hıristiyanların Meryem oğlu İsa'yı (a. s.)yücelttikleri gibi siz de beni yüceltmeyiniz. Ben ancak Allah'ın kuluyum.(Benim için) Allah'ın kulu ve elçisi deyiniz." (6)

İslâmbilginleri bu hadisi şöylece yorumluyorlar.

"Bendebulunmayan gerçek dışı vasıflarla beni ölçüsüz bir şekilde övmeyiniz. Ziraböylesine bir tutum sizi beni ilâhlaştırmaya dolayısıyla kâfirliğe götürür.

NitekimHıristiyanlar Hz. İsa'yı, kendisinde bulunmayan özelliklerle önce aşırı birşekilde methettiler. Sonra da ‘Allah'ın oğludur' diyerek ilâh edindiler. Sizsakın ha bu duruma düşmeyin."

cc- ÖlüKişileri Kabirleri ile Birlikte Yüceltme

İslâm,diriler gibi ölülerin de insanüstü vasıflarla yüceltilmesini onaylamaz. Üstelikyasaklar.

Ölülerinruhlarını Allah ile insanlar arsında aracılar olarak görmek; Allah'ıniradesinin ölüler aracılığıyla zuhur edeceğine, bu sebeple ölülerin ruhlarındanyardım alınabileceğine inanmak; doğrudan veya dolaylı olarak ölülere tapınmak,ölü kişileri İslâm'ın onaylamadığı şekilde yüceltmektir.

Bunungibi kabirleri ibadet yeri kılmak, tören alanı haline getirmek ve ilâhiyardımın ineceği dilek kapısı bilmek de ölüyü kabriyle birlikte yüceltmektir.Bu tür yüceltmenin ana konumuz olan benzeme ile ilişkisini de açığa vuranhadislerinde Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

"Aman dikkatli olun. Sizden önceki bazıkişiler ve topluluklar, Peygamberlerinin ve aralarında yaşamış güzel kullarınkabirlerini ibadet yeri edindiler. Bakınız sizi uyarıyorum; kabirleri ibadetyerlerine dönüştürmeyi size yasaklıyorum. "

Peygamberimizo günahkâr bazı kişiler ve toplulukları bildirircesine de şu açıklamayıyapmıştır:

"Allah,Peygamberlerinin kabirlerini ibadet yerine dönüştüren Yahûdilere veHıristiyanlara lanet etsin."(7)

(6)Mesabîh,Hn. 4897.

(7)Buharî,Enbiya 50, Ebu Davud, Cenaiz 76, M. Mesabih Hn. 712-

 

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/7-insanlari-ve-kurumlari-tanrilastirmak-16-348h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim