63- Allah’ın Merhameti Sınırsızdır

63- Allah’ın Merhameti Sınırsızdır
63- Allah’ın Merhameti Sınırsızdır

63- Allah’ın Merhameti Sınırsızdır

Allah'ınKitabı'ndan:

"(Ey Muhammed! Kullarıma Benimadıma) bildir: Ey kendi aleyhlerine haddiaşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz ki Allah,bütün günahları bağışlar. Muhakkak ki O, "Gafur'dur. Rahim'dir." Çok affeden veçok merhamet edendir."* 

Zümer 53.

 

Allah'ın kullarıüzerindeki hakkı nedir?

Muazİbn-ü Cebel (R.) anlatıyor:

"Allah'ınResulü (S.) ile aynı deve üzerinde ve gerisinde idim.

Şöylebuyurdu:

-(Ya Muaz!) Allah'ın kulları üzerindekihakkı nedir, biliyor musun?

-Allah ve O'nun Peygamber'i (olan siz) daha iyi bilir(siniz.)

-(Ya Muaz!Allah'ın kulları üzerindeki hakkı, emirleri ve yasaklarına göre yaşayarak) O'na ibâdet etmeleridir. Bir dehiçbir varlığı O'n (un zatına ve hiçbir düzeni de O'nun nizamı olan İslâm)a eş koşmamalarıdır.

-(Ya Muaz?) İbâdet etmeleri ve ortakkoşmamaları halinde kulların Allah üzerindeki hakkı nedir biliyor musun?

Onlarıngünahlarını bağışlamak ve onlara azâb etmemektir.

Hz.Muaz şöyle diyor: (Bu müjdeyi alınca) sordum:

-Ya Resûlellah! Açıkladığınız bu gerçeği insanlara müjdeleyeyim mi?

-(Ya Muaz!) Bırak onları (derecelerini yükseltecek) ameller yapsınlar."1

Bırak derecelerini yükseltecek amel etsinler

Hz.Enes İbn-ü Malik rivayet ediyor:

"Allah'ınResulü (S.) bindiği devesinin üzerinde ve gerisinde bulunan Muaz'a (R.) şöylebuyurdu:

-Ya Muâz!

-Buyurunuz ya Resulullah! Emirleriniz için hazırım.

-Ya Muaz!

-Buyurunuz ya Resûlellah! Emirlerinize amadeyim.

-Ya Muâz!

-Buyurunuz ya Resûlellah! Emirlerinizi bekliyorum.

-(Ya Muâz!) Kalbinden doğrulayarakAllah'dan başka tapınılacak hiçbir ilah olmadığına; yalnız O'nun var olduğunave Muhammed'in de O'nun Peygamber'i olduğuna şehâdet eden insanların hiçbiriniAllah Cehenneme koymayacaktır.

-Ya Resûlellah! Sevinmeleri için insanlara bu müjdeyi vereyim mi?

-Verirsen güvenirler (de amel etmezler. Bırak kendilerini yüksek derecelere erdirecekameller yapsınlar.)

Hz.Muâz bildiğini açıklamamış olmanın günahına girmemek için, ölümü arefesinde bugerçeği açıkladı."2

Allah'ın kullarına merhameti ananın çocuğunamerhametinden daha çoktur

İbn-üÖmer (R.) rivayet ediyor:

"Askeriseferlerinden birinde biz de Allah'ın Resulü (S.) ile beraberdik.

(Kumandasıaltındaki ordu ile sefer halinde iken) Allah'ın Resulü bir toplulukla karşılaştı veonlara:

-Bu topluluk kimlerden oluşmaktadır? sorusunu yöneltti.

-Bizler müslümanız, cevabını verdiler.

Busırada yanında çocuğu olan bir kadın ocağında ateş yakıyordu. Ocağın ateşiiyice alevlenince çocuğu ile (geri) çekildi. Allah'ın Resulü'ne (S.) geldi veşöylece sormaya başladı:

-Sen Allah'ın Peygamber'i misin?

-Evet (Allah'ınPeygamberiyim).

-Anam babam sana feda olsun. Gerçekten Allah merhamet edicilerin en merhametlisimidir?

-Evet... (enmerhametlisidir.)

-Allah'ın kullarına merhameti, ananın çocuğuna merhametinden daha fazla mıdır?

-Evet (dahafazladır).

 -İyiama (YaResûlellah!)ana çocuğunu ateşe atmaz; atamaz. (Allah kullarını Cehennem'e nasıl atacak?)

(Kadıncağızınbu sözleri üzerine) Allah'ın Resulü (S.) ağlayarak kapanırcasına yere çöktü.

Birsüre sonra kadına doğru başını kaldırdı ve şöyle buyurdu:

-Allah, (adâletigereği) kullarındanancak ileri derecede azgın olan, kendisine isyan etmekde alabildiğine diretenve de "la ilahe illallah": "Allah'tan başka ibâdet olunacak hiçbir ilâh yoktur,Yalnızcao vardır?" demekten kaçınan kullarını azâblandıracaktır."3

Bağışlanacağını ümit eden bağışlanır

Muazb. Cebel (R.) anlatıyor:

"Allah'ınResulü (birsohbeti sırasında bize şöyle) buyurdu:

-Eğer isterseniz, Kıyamet Günü'nde Allah'ın mü'minlere soracağı ilk soruyu vemü'minlerin vereceği ilk cevabı size açıklarım.

(Busoruya muhatab olan mü'minler olarak) biz de:

-Evet, isteriz ya Resulüllah! dedik.

Şuaçıklamayı yaptı:

Allahmü'minlere soracak:

-(AhiretYurduna göç ederek) bana kavuşmayı sevdiniz mi? Onlar da "Evet (sevdik) Ey Rabbimiz!" diyecekler.

(Allahile mü'min kulları arasındaki diyalog şöyle sürecek.)

-Bana kavuşmayıniçin sevdiniz?

-(Ya Rab!) Affını, bağışlamanı ümid ettik (de mutlu olacağımıza inandık.)

-Siz ki bağışlamamı ümid ettiniz, artık sizi bağışlamam gerekli oldu.4

"Allah seni bağışlamaz" deme

ZamzamEl-Yemamî anlatıyor:

"EbuHureyre (R.) bana şöyle öğüt verdi:

-Ya Yemamî!Sakın ha hiç bir (mü'­min)kişiye ("Allah seni bağışlamaz", "Allahseni ebediyen Cennet'e koymaz.") gibi sözler söyleme.

-Ya Ebâ Hureyre! (Biliyorsun) senin bana söylemememiöğütlediğin (busözler)ikızdığı zaman her birimiz mü'min kardeşine ve arkadaşına söylemektedir.

(ZamzamEl-Yemamî anlatımını şöyle sürdürüyor:

Cevabımüzerine) EbuHureyre bana:

-(Evet ama) sen sakın ha söyleme, dedi veşöyle devam etti:

BenHz. Peygamber'i şöylece anlatırken bizzat işittim:

-İsrail oğulları içinde kardeş olan iki adam vardı. Biri ibâdete düşkündü.Diğeri de günahlar işleyerek nefsine zulmeden bir adamdı.

İbâdetliolanı diğerini daima günahlar işlerken görür ve:

-Be adam! (Bugünahları) bırak,derdi.

Günahkârolan da:

-Benimle Rabbim arasına girme. Sen benim üzerime gözetleyici mi gönderildin?cevabını verirdi.

Âbidkardeş bir gün diğerini büyük olduğuna inandığı bir günahı işlerken gördü veona:

-Yazıklar olsun sana! Son ver (artık bu günahlara,) dedi. Diğeri de:

"BenimleRabbim arasına girme. Sen benim üzerime gözetleyici mi gönderildin?" cevabınıverince, ibâdetli kardeş (kızdı de şöyle) deyiverdi:

-Allah'a yemîn ederim ki Allah seni bağışlamayacak; seni ebediyyen Cennet'ekoymayacaktır.

(Aralarındageçen bu olaydan sonra) Allah ölüm meleğini onlara gönderdi de canlarını aldı.

(Muhakemeolunmak üzere) Allah'ınhuzurunda birleştiler.

Allah,günahkâr olana:

-Git, rahmetimle Cennet'e gir, buyurdu. Âbid kulu da (şöylece sorguya çekti:)

Senbilen ve kudretim altında olana güç yetiren mi idin ki:

"Allahseni bağışlamayacak, seni ebediyyen Cennet'e koymayacaktır" dedin. Yüce Allahsonra da meleklerine emir verdi:

-Götürün bunu Cehennem'e!

Hz.Peygamber (buolayı anlatıp bitirince şöyle) buyurdu:

-Canım kudret ve tasarrufu altında olan Allah'a yemîn ederim ki, o âbit kuldünyası ve âhiretini helâk eden söz söyledi."5

Allah'dan ümit kestirmek Cehennem'e götürür

Buhadîsden delil getirerek açıktan günah işleyen günahkârların uyarılmamasıgerektiğini ileri sürmek bir hatadır. Amelli mü'minlerin Cehennem'e,amelsizlerin Cennet'e gireceği şeklindeki bir anlayışa kapılmak da büyük biryanılgıdır.

Hadisimizinvermek istediği mesaj; Allah'ın bağışlamasından ümit kestirici sözler vedavranışların, Cehennem'e götürecek kadar büyük bir günah olduğu hakîkatidir.

 

Kulne kadar günah işlemiş olursa olsun, onun günahları Allah'ın mağrifeti yanındapek küçük kalır. Bu sebeble kul Allah'a yönelmekle, af edileceği inancı veümidini korumakla yükümlüdür. Af edilmeyecek asıl büyük günah, Allah'dan ümitkesmektir. Kaldı ki Allah, cezalandırmaya mecbur değildir. Peygamber'imiz şöylebuyuruyor:

"Allah(yaptığı) amele karşılık kişiye vadettiğisevabı mutlaka verir. (Yaptığı)amele karşılık ceza vereceğini bildirdiği kişiyi ise, (mutlaka cezalandırmaz.) Dilerse cezalandırır, dilersecezalandırmaz."*

Bizler,Peygamber'imizin emirleri çizgisinde ürkütmeksizin ve zorlaştırmaksızınsevdirici ve kolaylaştırıcı bir üslûpla ikazlarımızı yapacak, Allah'ısevdirmeye, O'na yönelme duygularını geliştirmeye çalışacağız.

Açıklamamızıbir hadîsle bağlayalım:

"Allah'ıkullarına sevdiriniz ki Allah da sizi sevsin."**

Niçin güldünüz ya Resulellah?

Hz.Enes'den... (R.)

(Huzurundabulunduğumuz)bir gün Allah'ın Resulü (S.) güldü. Sonra da (bize şöyle) buyurdu:

-Niçin güldüğümü sormayacak mısınız?

-Niçin güldünüz ya Resûlellah?

-Kıyamet Günü'nde kulun Rabbine karşı (vereceği) mücadeleden ötürü sevinmem (beni güldürdü.)

KulRabbine sızlanır da der ki:

-Ey Rabbim! Bana zulmetmeyeceğini va'detmemiş miydin?

-Evet (va'detmiştim.)

-Öyle ise ben yaptığım amellerle ilgili olarak kendi nefsim (ve vücud organlarım)dan başka şâhid kabul etmem.

-Ey kulum! Benim ve (amellerini tespit ve tescil eden) yazıcı yüce meleklerin şâhidliği kafi değil mi?

Kulistediğini tekrarlar (da öylesine ısrar eder ki, dayatır da dayatır.)

Bununüzerine ağzına mühür vurulur. Organları yaptıklarını söyler.

(Tutumusebebiyle çıkmaza giren kul kendi organlarına döner de şöylece) çıkışır:

-İlahi rahmetten uzak olasıcalar! İlahi azaba uğrayasıcalar. Ben de kalkmışRabbime karşı sizin için mücadele veriyordum. (Yapacağınız bu muydu?)6

Bağışlayacak Rabbi olduğunu bildiği için kulumuaffettim

EbûHüreyre'den... (R.)

Allah'ınResulü (Allah'ınbildirdiğini bildirerek şöyle) buyurdu:

-Bir kul günah işledi, sonra da:

-Allah'ım! Ben günah işledim. Günahımı bağışla, duâsında bulundu.

Allahda şöyle buyurdu:

-Kulum günah işledi. Fakat kendisinin günahını bağışlayacak Rabbi olduğunu bildide affıma yapıştı. Ben kulumu bağışladım.

Kulsonra bir günah daha işledi. (İşledi ama;)

-Allahım! Ben günah işledim. Günahımı bağışla, diyerek (affını diledi.) (Kul affını dileyince) Allah Zülcelal:

-Kulum (günahişledi, Fakat) günahınıbağışlayacak Rabbi olduğunu bildi de affıma yapıştı. Ben kulumu affettim,buyurdu.

Bukul sonra bir günah daha yaptı. (Yaptı ama akabinde;)

-Allahım! Ben günah işledim. Günahımı bağışla, dedi (de bağışlanması için yalvardı.)

(Kulyalvarınca) şanıyüce olan Allah:

-Kulum (günahişledi Fakat)günahını bağışlayacak Rabbi olduğunu bildi de affıma yapıştı. Ben kulumun (günahlarını) giderdim, buyurdu.

(Kulbu ya!) Tekrarbir günah işledi. (Günahıtekrarladı ama mağrifet kılınmasını da istedi de:)

-Allah'ım! Bengünah işledim. Günahımı bağışla, (şeklinde) yakardı.

(Af'ediciolan ve af etmeyi seven) Allah (C.C.) (bu defasında şöyle) buyurdu:

-Kulum (günahişledi. Fakat)kendisini bağışlayacak Rabbi olduğunu bildi de affıma yapıştı. (Ey Meleklerim!) Sizi şahid tutuyorum. Benkulumu affettim. Dilediğini yapsın.

(Okulluğunu bildikçe ben de ona rahmet ve mağfiretimle muamele edeceğim.)7

Tevbesini bozsa da kul Mevlâsına yönelecektir

Yüzyirmi dört bin peygamberin tebliğ ettiği ilahi yasaların özü, insanın Yaradanınemirleri ve yasakları çerçevesinde yaşamakla görevli bir kul olduğunu bilmesi,affını dilemesi, Cehennem'den korunmasını ve Cennet'e konulmasını yürektenistemesidir.

İnsanbu gerçeği idrak eder, Allah'a yönelerek bağışlanmasını diler de, Mevlâ şanınauygun düşecek lütuflarını yağdırmaz mı?

Bubölümdeki on numaralı hadîsde açıklanan emrolunduğumuz "Nasûh" üzere tevbe,yapılan günahı hemen bırakmak ve bir daha yapmamak ise de, kişinin tevbe ettiğigünahlarını tekrar yapması halini ve bunun devamını haşa, Mevlâ ile istihzaşeklindeki değerlendirmeler yanlıştır ve yanıltıcıdır.

Kulyanılır, tevbesi ardından tekrar günah işler ve bu yanılgısını sürdürürse,yönelecek başka bir merci daha var mıdır ki Rabbine dönmesin!

Kaldıki işlenen günahların ezikliği duyularak yapılacak tevbelerin, sonunda günahyollarını kapatacağı da bir hakîkattir.

Allah, kıyamet günü'nde müminlerin arasını bulacakdır

Hz.Enes'den... (R.)

Hz.Peygamber(bizimle beraber) otururlarken birden dişleri görülürcesine güldüğünü gördük.

Ömerİbn-ül Hattab sordu:

-Anam babam sana feda olsun ya Resûlellah! Sizi böylesine güldüren nedir?

Allah'ınResulü (S.):

-Şanı büyük olan kuvvet ve yücelik sahibi Allah'ın huzurunda ümmetimden dizleriüzerine çökmüş iki mü'min(in durumu beni güldürdü, buyurdu ve Rabbi ile bu ikikul arasındaki diyaloğu açıkladı:)

Bunlardanbiri şöyle der:

-Ya Rab! Bu mü'min kardeşimden hakkımı al.

-Mü'min kardeşinin hakkını ver.

-Ey Rabbim! Onun hakkını ödeyecek hiç sevabım kalmadı.

-Ya Rab! O halde benim günahlarımdan yüklensin.

(Hadisimizirivayet eden Hz. Enes şöyle diyor: bu bölümü anlatırken) Hz. Peygamber'in gözleri yaşladoldu da:

-Kıyamet Günü; İnsanların, günahlarını yüklenecek kişilere muhtaç olduğu bu gün,pek azim bir gündür, buyurdu ve şöyle devam etti:

Allahzülcelal hakkını taleb eden kula:

-Başını kaldır ve Cennet'lere bak, buyurur.

Obaşını kaldırır (bakar.Gördüklerinin sevinci içinde) soruverir:

-Ey Rabbim! Gümüşten şehirler, incilerle süslü altından köşkler görüyorum. (Bu şehirler ve köşkler) hangi Peygamberin, hangi yakınlıksırrına ermiş kulun, hangi şehidindir?

-Bu gördüklerin bedelini verenindir.

-Allah'ım! Onların bedelini kim verebilir?

-(Ey kulum!) Sen verebilirsin.

-Nasıl(verebilirim) yaRabb?

-Hakkını kardeşine bağışla(makla verebili)rsin.

-Ben onu bağışladım. Bağışladım ya Rab!

...Vesanı yüce olan Allah bağışlayana emir buyurur:

-Mü'min kardeşinin elinden tut ve (beraberce) Cennet'e girin.

Hz.Peygamber (sevinçgülüşüne sebeb olan bu olayı anlattıktan sonra) şu öğüdü verdi:

-Allah'ın emirleri ve yasaklarına aykırılıktan sakının. Aranızdaki ihtilâfları (giderin. Uzlaşın ve) uzlaştırın. Zira Allah da KıyametGünü'nde mü'minlerin arasını bulacaktır.8

Haklara tecavüz günahına af var mıdır?

"Zulüm"bölümünde geçen hadîslerden fert ve cemiyet haklarına tecavüzün nasıl Âhiretiflasına sürükleyeceğini ve nasıl Cehennem'e düşüreceğini öğrenmiştik.

Buhadîsimiz, üzerindeki kul hakları ödemek imkânını bulamamış inançlı ve amellikulların iflastan ve azâbdan korunabileceği müjdesini vermektedir.

Evet,Allah âdildir. Kıyamet Günü'nde hak sahiblerine haklarını verdirecektir. AncakO, ödeyecek amelleri kalmamış kulları adına bu hakları rahmetiyle ödeyeceklütfü sınırsız, keremi sonsuz bir Rab'dir.

Kimne diyebilir ki, kullar O'nun, Cehennem O'nun, Cennet de O'nundur!

Hadisimiz,ihtilaflı kişileri ve kurumları uzlaştırma görevini de bizlere yüklemektedir.

Kalbinde ümit ve korku olan kul mutlu olur

Hz.Enes'den... (R.)

Ensar'danbir sahabî hastalandı.

Allah'ınResulü (S.) onu ziyarete gitti. Fakat onunla pazarda karşılaştılar. Ona selâmverdi ve ona:

-Ey Fülan! Nasılsın? dedi, hatır sordu.

Adamcağızşu karşılığı verdi:

-Ya Resûlellah! Çok iyiyim. Allah'ın rahmetini umuyor, günahlarımdan ötürü dekorkuyorum.

(Bucevabı alan)Allah'ın Resulü (asırlarcasonra gelen biz mü'minlere de huzur ve Âhiret güvencesi veren şu mübareksözleri) söyler:

-Bu dünyada kalbinde Allah'a karşı ümit ve korku birleşen her bir kula Allah (âhirette) ümid ettiğini mutlaka verir ve onukorktuğundan mutlaka emin kılar.9

Allah'ın bildiği günahları kullardan saklamalıdır

Nederece günahkâr olursa olsun bağışlanmasını dileyen kulun bağışlanabileceğineinanmak; Allah'dan ümit kesmemek, kulluk vazîfemizdir. Ayrıca bağışlanmayıengelleyici davranışlardan sakınmak da görevimizdir.

Günahlarınbağışlanmasını önleyici bir davranış türü de, Allah'ın bildiğini kuldan mısaklayalım, diyerek yapılan günahı açığa vurmaktır.

Peygamber'imizbu gerçeği şöyle açıklıyor:

"Ümmetimdengünahlarını açığa vuranların dışındakiler bağışlanır.

(Onlarıngünahlarının bağışlanmasını engelleyen) deliliklerinden biri (de şudur.)

Kişigece bir günah iş yapar. Allah da (yalnız kendisinin bildiği) bu günahı örter. Nevar kigünahkâr kul ertesi sabah kalkar (da sohbet ettiği bir dostuna):

-Ey filanca! Dün akşam şöyle şöyle yap(arak öyle bir gece geçir)dim (ki görmeliydin.) der. Böylece Rabbi günahınıörtmüş olarak gecesini geçirmiş iken, sabahleyin Allah'ın günahı üzerineçektiği örtüyü kaldırarak günahını açığa vurur (da kendisine adâlet uygulanıpceza görmesine sebeb olur.)"*

Emrolunduğumuz nasûh tevbesi nedir ya Resulellah?

Ubeyb. Ka'b (R.) anlatıyor:

"Allah'ınResulü'ne (S.) sordum:

-Nasûh üzere tevbe (nedir ya Resulellah) 

Şucevabı verdi:

-Senden zuhur eder etmez günahına pişmanlık (duyar) ve bu pişmanlıkla hemencecik günahından ötürüAllah'dan bağışlanmanı diler ve o günahı bir daha asla yapmazsın."10

Nasûh üzere tevbe, günahları sevablara dönüştürür

Hz.Übey b. Kâ'b'ın bu suali sormasının sebebi, Tahrim Suresinin sekizinci âyetindeRabb'imizin Nasûh üzere tevbe etmemizi emir buyurmuş olmasıdır:

"EyÎman Edenler! Allah'a nasûh üzere; yürekten tevbe edin. Umulur ki Rabbinizsizin kötülüklerinizi örter ve Allah'ın, Peygamberi ve onunla beraber imanedenleri zillete düşürmeyeceği Gün'de sizi altlarından ırmaklar akanCennet'lere sokar. (O gün) onlarınnûru önlerinden ve yanlarından uzanır-gider ve onlar şöyle duâ ederler:

Rabbimiz,nûrumuzu tamamla, bizi bağışla. Çünkü sen her şeye kadirsin."

Asılolan böylesine bir tevbe edebilmektir. Böylesine tevbe ise yalnız günahlarıbağışlatmaz. İşlenen günahları da sevablara dönüştürür.

Rabbimizbu lütfünü Furkan sûresinin yetmişinci âyetinde şöylece müjdelemektedir:

"Ancaktevbe edip inanan ve faydalı işler yapanların Allah kötülüklerini iyilikleredönüştürecektir. Allah çok bağışlayan çok esirgeyendir."

Yapmadık günah bırakmamış kişi de affolunur

Hz.Mekhul rivâyet ediyor:

"Kaşlarıgözleri üzerine çökmüş, ihtiyar bir adam Hz. Peygamber'e geldi ve (kendi öz nefsini kastederek) şöyle dedi:

-Ya Resûlellah! Küçük-büyük bırakmamış, bütün günahları bizzat işlemiş olup,hataları bütün insanlara taksim edilse, onları helâk edebilecek olan vefasız veisyankâr bir adam için Allah katında kabul olunacak tevbe var mıdır?

Allah'ınResulü (buadamın kendi öz nefsini kastettiğini sezinleyerek şöyle) buyurdu:

-Sen İslâm Dînî'ne imân ettin mi?

- (Ben mi ya Resûlellah?)

BenAllah'tan başka kendisine ibâdet olunacak ilah olmadığına, O'nun birliğine,Muhammed'in O'nun kulu ve Peygamberi olduğuna şehâdet ederim.

-Allah (dilerse) seni bu halin üzere affeder,günahlarını da sevablara dönüştürür.

-(İyi ama) ya Resûlellah! (Allah'a karşıgösterdiğim bunca vefasızlıklarım (ve yaptığım) bunca isyanlarım... (bunları da mı Allah affeder?)

-Evet, (Kulluksınırlarından taşan) vefasızlıklarını ve (aşan) günahlarını da Allah affeder.

Allah'ınResulünün dilinden müjdeyi alan, ümidi artan adamcağız "Allahü Ekber, AllahüEkber" deyip tekbir getirerek, "La ilahe illallah, La ilahe illallah" deyipKelime-i Tevhide çekerek Hz. Peygamber'in huzurundan ayrıldı."11

Dinden çıkan için af var mı?

İbn-üAbbas (R) rivayet ediyor:

"Ensar'danbir adam vardı. Müslüman oldu. Sonra da İslâm Dîni'nden çıktı. Putperestlereiltihak etti.

Birsüre sonra da yaptıklarına çok pişman oldu. Kavmine haber saldı.

-Allah'ın Resulü'ne (S.) benim için sorunuz, tevbe edebilir miyim?

Kavmide Allah'ın Resulü'ne geldi ve:

-Filanca gerçekten pişman oldu. Kendisi için tevbe var mıdır (hususunu) sizden sormanızı istedi, dediler.

Buolay üzerine şu âyetler indi:

Al-iİmran 86-89:

"Îmanettikten, Peygamber (Muhammed) in hak olduğunu gördükten ve kendilerine apaçık belgeler geldiktensonra inkâr eden bir topluluğa Allah nasıl yol gösterir? Allah zalim kavmidoğru yola iletmez.

İşteonların cezası; Allah'ın meleklerin ve bütün insanların lâneti onlarüzerindedir.

O(lânet)in içinde ebedi kalacaklardır.Onlardan azâb hafifletilmeyecek ve onlara asla (rahmet nazarıyla) bakılmayacaktır.

Ancakondan sonra tevbe edip uslananlar başka. Çünkü Allah bağışlayan, merhamet edendir."

Hz.Peygamber o zata haber gönderdi. O da (haberi alınca) yeniden müslüman oldu."12

Allah'ın mağfireti kulların günahlarından çoktur

Câbirİbn-ü Abdullah (R.) rivayet ediyor:

"Birmü'min Allah'ın Resulü'ne (S.) geldi (ve O'nun huzurunda günahlarına esef ederek) iki-üç defa,

-Vah günahlar(ıma,eyvah suçlarıma!) şeklindesızlandı.

Allah'ınResulü ona şöyle "duâ et" buyurdu:

-"Allah'ım! Senin mağfiretin benim günahlarımı içine alacak şekilde pek çokgeniştir. Senin merhametine olan ümidim (hayırlı olduğuna inanarak yaptığım) amellerime güvenimden çokfazladır."

Adamcağızbu duâyı yaptı.

Hz.Peygamber ona (buduâyı)tekrarla, buyurdu. Adamcağız tekrarladı.

Hz.Peygamber(yine, bu duâyı) tekrarlabuyurdu. Adamcağız (üçüncü defa) tekrarladı. (Tekrarlayınca da) Hz. Peygamber ona (ve onun şahsında günahlarına üzülen ve bu duâyıyapacak olan her bir mü'mine şu) müjdeyi verdi:

-Kalk bakalım. Günahların şüphesiz bağışlanmıştır."13

Ümidimiz çok çok olmalıdır

Allah'ınrahmetini günahkârlara nedense çok gören bazı insanlar vardır ki, üç defa afdilemekle günâhlar nasıl bağışlanabilir, şeklinde itiraz bile edebilirler.

Amabağışlayacak Mevlâ olduktan, müjdeyi de O'nun şanlı elçisi verdikten sonra,bize düşen görev susmak ve sunacağımız şu hadîse ümitle bağlanmak değil midir?

"Allah(c.c.) (kullarınışöylece) müjdeliyor:Günahları bağışlayıcı güce sahip olduğumu bilen kulu bağışlarım. Bana ortakkoşmadıkça diğer günahlarını önemsemem."*

Kâfir niçinâhirette mükâfat alamaz?

Allah'ınResulü'ne (S.) Abdullah İbn-ü Cud'an (isimli adamdan) soruldu:

-(Ya Resûlellah!) Abdullahİbn-i Cud'an misafirleri ağırlayan, köleleri-esirleri hürriyetine kavuşturan veyedirip içiren bir adamdı.

Yaptığıbu iyi ameller(âhireti için) onabir fayda sağlayacak mıdır?

-Hayır, (faydasağlamayacaktır.)Çünkü o, (yaşadığı) zaman süresince bir günolsun:

"Allahım!Kıyamet Günü'nde benim günahlarımı bağışla." diyerek (Allah'a) yalvarmadı.14

Edison gibi de olsa her kâfir Cehennemlikdir

Ashab-ı Kiram'ın öğrenmek maksadıyla sorduğu bu gibi sualleri devrimizin inancızayıf, ameli kısır yarı aydın tipleri cehâletlerini belgelercesinesormaktadırlar. Örneğin "elektiriğin kâşifi Edison Cennet'te girmeyecek midir?"demektedirler.

Evet,eğer Hz. Muhammed'in tebliğ ettiği buyruklar çizgisinde Allah'a imân etmemiş ve"Rabbim, beni bağışla!" diyerek yalvarmamışsa, Abdullah b. Cudân gibi Edison vebenzerleri de insanlara yaptıkları hizmetlerden ötürü Âhiret hayatında faydagöremeyeceklerdir. Cennete girememek şöyle dursun, Cehennem'e yuvarlanacaklardır.

Aşağıdasunacağımız Ebu Tâlib ile ilgili hadîsten delil getiren bazı İslâm bilginlerinegöre, iyilikler sahibi olan kâfirler diğer kâfirlere nazaran daha hafif birşekilde azâblandırılacaklardır.

Peygamber'imizinaçıklamasına göre mü'minler de kâfirler de yaptıkları iyiliklerin karşılığınıdünyada görürler. Edison da maddî imkânlara ve üne kavuşarak yaptığıhizmetlerin bedelini almıştır.

İnançsızve duâsız her insan gibi Edison ve benzerlerinin Cehennem'e gireceği inancınıtaşıyan mü'minleri bağnazlıkla suçlayanlar, bütün varlıkları yaratan, özellikleeşyada elektrik gücünü ve iletkenlerini halkeden, güneş ve ayla yer küremiziaydınlatan Allah tanımayan ve Ona kulluk şuuru ile yalvarmayan Edisonu vebenzerlerini nasıl mazur görmektedirler.

Bugibiler, insanlara hizmet veren kişilerin işleyecekleri maddî ve manevîcinayetlerin dünyada cezasız kalmasına taraftar mıdırlar ki âhiret cezasınımakûl bulmamaktadırlar?

Kâfirin iyilikleri azabını hafifletir

AmcasıAbbas Allah'ın Resûlü'ne sordu:

-Ya Resûlellah!Amcan Ebu Talib seni korur ve sana yardım ederdi. Ona bir faydan oldu mu? (Olacak mı?)

Oda şöyle buyurdu:

-Evet (onafaydam oldu.)O şimdi Azab ateşinin ortasına yakın bir yerdedir. Eğer ben olmasaydım, azabateşinin en alt tabakasında olurdu.15

* Diğer ayetler için bak. Bakara160, 163, 186. Âl-i İmran 27, 30, Şûra 25, 26, Necm 32, Tahrim 8.

1 Müsned 5/288, Buharî Cihad 46, Müslim İmam 49

2 Buharî İlim 49, Müslim İman 53

3 I. Mace Zühd 35, Hn. 4297.

4 M. Mesabih Hn. 1606, Müsned 5/238

5 Müsned 2/323, Ebû Davud Edeb 51.

* I. Kesir, Nisa 48, Ebu Ya'lâ Müsned Hn. 3316.

** El-Camius-Sağir Hn. 3670,Deylemî MüsnedHn. 2481.

6 I. Kesir, Fussilet 21, Müslim Zühd 17.

7 Müsned 2/296, Buharî Tevhit 35.

8 M. I. Kesir Enfal 1, 2/84. Ed-Dürrül-Mensur3/161.

9 Tirmizi Cenâiz 2, İ. Mace Zühd 31

* Buharî Edeb 60, Müslim Zühd, 52.

10 İ. Kesîr Tahrim 8, M. K. Ummal 4/260.

11 1. Kesir  Furkan 70, 3/328, M. Zevâid 1/31

12 S. Nesâi K. Biatı Tevbetül-Mürted (7/107)

13 Nevevî El-Ezkâr K. Camiud-Deavât,Kenzül-Ummal Hn. 3773

* I. Kesîr Nisa 1/510.

14 Müsned 4/120, İ. Kesir Âl-i İmran 91.

15 I. Kesir, Nisa 40, Buharî Edeb 115, Müslim İman 357

 

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/63-allahin-merhameti-sinirsizdir-15-433h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim