62- Gayr-ı Müslimlere ve Materyalistlere Benzemek

62-  Gayr-ı Müslimlere ve Materyalistlere Benzemek
62- Gayr-ı Müslimlere ve Materyalistlere Benzemek

62- Gayr-ı Müslimlere ve Materyalistlere Benzemek

Allah'ınKitabı'ndan:

"Ey iman edenler!Mü'minleri bırakıp da kâfirleri veliler edinmeyin, (Onları üzerinize hakim kılmayın,adınıza yetkilendirmeyin!) Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık bir delil mi vermekistiyorsunuz?"* 

Nisa 144.

Gayr-i müslimleri izleyeceksiniz

EbuSaid El-Hudri (R.) anlatıyor:

"Hz.Peygamber (bize) şöyle buyurdu:

-Sizler, karış karış, adım adım, sizden önceki toplulukların yolunuizleyeceksiniz.(Onların bâtıl inançlarından ilham alacak, bu inançlarından kaynaklanan sosyalkurumlarını ve ahlâk dışı yaşayışlarını ölçü edineceksiniz. Hatta insanıngiremeyeceği küçücük) bir keler deliğine girecek olsalar, onların ardındangideceksiniz.

(Hz.Peygamber'in geleceğe ait bu ürpertici açıklaması üzerine biz sahâbîler) sorduk:

-Ya Resûlellah! (Kendilerinetabi olacağımız bu topluluklar) Yahudiler ve Hristiyanlar mı olacak?

-Başka kimler olabilir ki?

Birdiğer rivayette göre (Allah'ın Resulüne) soruldu:

-Ya Resûlellah! (Kendileriniizleyeceğimiz topluluklar) Farisiler ve Rumlar mı olacak?

-Pek tabîî ki onlar olacak."1

Gayr-i Müslimlereve Materyalistlere benzemekten yasaklandık

Karışkarış, adım adım bizden önceki topluluklar olan gayr-ı müslimleri izlemekitikadî, içtimaî, iktisadî, hukuki ve ahlâki yönden, âdet ve kılık-kıyafetbakımından vs. onlara benzemek (teşebbüh) dir.

BaştaYahudiler ve Hristiyanlar olmak üzere İslâm toplumunun dışındaki dîn ve felsefîsistem bağlılarına benzememek ve benzeşmeyi tevlid edecek sözler, davranışlarve işlerden sakınmak müslüman olarak görevimizdir.

Antiİslâm bir cemiyet yapısı içinde ve laik kültür cereyanlarının etkisi altındayaşayan mü'minlerin, bu benzeme=teşebbüh meselesini iyi kavramalarıgerekmektedir.

Busebeble aşağıdaki bilgileri vermekte zaruret görüyoruz.

Kur'ânve Sünnet'in mü'minlere yasakladığı teşebbüh=benzemek; ferd veya cemiyethalinde mü'minlerin arzu duyarak bâtıl dîn ve ideoloji bağlısı topluluklardanbiri veya bir kaçına, onlara ait alamet-i farika (ayırıcı nişan) vasfındakihususiyetlerinde benzemektir.

Yasak teşebbühün şartları

Tariftenanlaşılacağı üzere yasaklandığımız teşebbüh iki şartı içine almaktadır. Bunlar:

a-Bâtıl dîn veideoloji mensubu olan toplumlara isteyerek benzemiş olmak.

b-Butopluluklardan biri veya bir kaçına onlara ait alâmet-i fârika (ayırıcı nişan)vasfındaki husûsiyetlerinde benzemiş olmaktır.

Buiki şartı kısaca açıklayalım.

aa-İslâm Dîni'nde sözler, davranışlar ve işler niyetlere göre değer kazanır veyadeğer yitirir.

YücePeygamber'imiz bir hadîslerinde "Ameller niyetlere göredir. Kişi için niyetininkarşılığı vardır."* buyurmuşlardır.

Busebeble niyeti olumlu olan kişinin haram kılınan fiiller dışında müteşebbisi vefaili olduğu iş, neticesi itibariyle olumsuz olsa da kişi günahkâr olmaz.Günahkar olmak bir tarafa, kişi sevab da kazanabilir. Aziz Peygamber'imizin şuhadîsi bu gerçeği açıklamaktadır.

"Hakimhüküm vermek için ictihad eder de, ictihadında isabet ederse iki ecir alır.İctihadında hata ederse, bir ecir alır."**

Amellerniyetlere göre olduğu için insan hata ederek veya unutarak yaptığı işlerleyapmak zorunda bırakıldığı işlerden ötürü de Allah katında mesul olmaz.

Buhakîkat Peygamber'imiz tarafından şöylece açıklanmıştır.

"GerçektenAllah ümmetimden hata ederek, unutarak ve zorlanarak yaptıkları işlerinsorumluluğunu kaldırmıştır."***

Hadislerışığında yaptığımız bu açıklama ve mevzuumuzla alâkalı hadîslerde geçenteşebbüh fiilinin Arap dilinde taşıdığı özel mânâ haram kılınan teşebbühün arzuedilerek gerçekleştirilen benzeme olduğunu beyan etmektedir.

Ancak"arzu ederek benzemek" şartı, hakkında Kur'ân veya Sünnet ölçüleri konulmuşbenzeme türlerini içine almaz.

Meselâ;teşebbüh illetinden ötürü emr-i Peygamberî ile bir fiilin yapılması veyayapılmaması emrolunmuşsa "arzu ederek benzemek" şartı burada geçerli olmaz.Zira niyetin şöyle veya böyle olması helâli haram kılmayacağı gibi, haramı dahelâl kılmaz.

bb-Teşebbühün haram olabilmesi için gerçekleşmesi gereken ikinci şart bâtıl dîn veideoloji mensuplarına, onlara ait alâmet-i fârika vasfındaki hususiyetlerindebenzemektir. Husûsiyet vasfını taşımayan hususlarda benzeme haram teşebbühekonu olmaz.

Meselâuyku ve çalışma saatlerinde benzerlik ile ilim ve teknikte kullanılanmetotlarda benzerlik haram değil, mubah olan benzerliklerdir. Çünkü zikrolunanhususlar bâtıl dîn ve ideoloji bağlısı topluluklardan biri veya bir kaçına aitdînî veya gayr-ı dînî bir hususiyet değildir.

Teşebbühekonu husûsiyetleri tespitte kullanılacak temel ölçü Kur'ân ve Sünnet'dir.

Kur'ânveya Sünnetin bâtıl dîn ve ideoloji mensuplarından biri veya bir kaçına aitolarak gösterdiği hususîyetler haram teşebbühe mevzu husûsiyetlerdir.

Arzuedilsin veya edilmesin, Kur'ân ve Sünnet'in teşebbühün kapsamına aldığıhususiyetlerde benzemek haramdır.

Kur'ânveya Sünnet'in açıklamadığı teşebbühe konu husûsiyetler devirden devire artıpeksilebileceği için, bunların tespitinde kullanılabilecek en doğru ölçü,mü'minlerin çoğunluğunun kanaati ölçüsüdür ki, şöyle ifade edilebilir:

Sünnetsizlik,özel mason giysisi, haç, marksist sloganlar, kâfirliği bilinenlere övgü gibigörüldüğü veya işitildiğinde mü'minlerin çoğunluğu tarafından yerli veyayabancı bâtıl dîn ve ideoloji mensubu topluluklardan biri veya bir kaçına aitolduğu hususunda, kanaat hasıl olan hususiyetler teşebbühe mevzuhususiyetlerdir.

Yukarıdatarifini yaptığımız ve "mekrûh-haram-küfür" nevilerine ayrılan teşebbüh(benzemek), üzülerek ifade edelim ki İslâm Ülkelerinde tercümesini sunduğumuzhadîste bildirilen boyutlara ulaşmıştır.

Fransa,İtalya ve Almanya gibi bâtıl dîn ve ideoloji bağlısı ülkelerden ithal edilmişkanunları, materyalist kökenli mektepleri ve üniversiteleri, faiz, içki vefuhuş yuvaları ile dolu kasaba ve şehirleri, bâtıl mesajlarla yüklü gazete vemecmuaları, radyo ve televizyon programları ve gayr-ı İslâmî kıyafetlerlegiyimli insanları ile İslâm Ülkeleri gayr-ı müslim dünyaya ne ölçüdebenzenildiğini örneklendirmektedir.

Bu ne biçim istek?

EbuVakid El-Leysi'den... (R.)

Allah'ınResulü (S.) "Hayber"e doğru (ordusu ile yola) çıktıklarında müşriklerin (bir diğer anlatımla Allah'a aitözellikleri yaratıklara yamayan putperestlerin) dallarına silahlarını asıp (çevresinde toplanaraktapındıkları) zat-ıEnvat denilen bir ağacın yanından geçtiler.

(Buağaçdan çağrışım yapan bazı sahâbîler de şöyle) dediler:

-Ya Resûlellah! (Gördüğünüzgibi müşriklerin kutsal kabul ettikleri veya uğur saydıkları için üzerinesilahlarını asıp etrafını çevirdikleri Zat-ı Envat'ı var.) Onların Zat-ı Envat'ı gibisiz de bizim için bir Zat-ı Envat belirlerseniz.

Butalep üzerine Hz. Peygamber (S.) şöyle buyurdu:

-Sübhanellah! Bu ne biçim istek. Bu sözleriniz, kavminin Hz. Musa'ya "Onlarınilahları var, onlarınki gibi sen de bize ilah tayin et." demelerine benziyor.*

Canımkudreti altında bulunan Allah'a yemîn ederim ki (inançta ve yaşamda), sizden önceki ümmettopluluklarının yolunu izleyeceksiniz.2 

Hz. Musa da bana uymakla emrolunurdu

Hz.Cabir (R.) anlatıyor:

"Hz.Ömer, Allah'ın Resulü'ne (S.) geldiğinde şöylece maruzatta bulundu:

-(YaResûlellah!) Bizbir Yahudi'den hoşumuza giden hikâyeler, öğütler dinliyoruz.

Dinlediklerimizinbir kısmını yazmamıza ne buyurursunuz?

Hz.Peygamber cevap olarak şöyle buyurdu:

-Yahudiler ve Hristiyanların dinlerinde şüpheye düş(erek Tevrat ve İncil'ibıraktıkları; hahamları ve papazlarının uydurduklarına tabi ol)dukları gibi yoksa siz de midîninizde şüpheye düştünüz(de Allah'ın Kitabı Kur'ândan ve Peygamber'inizinsünnetinden başka kaynaklardan bilgi edinmek istiyorsunuz?)

Andolsun ki ben size (insanların düzmelerinden ve ağır mükellefiyetlerden) arınmış (yüceliği) apaçık olan İslâm Dîni'nigetirdim.

EğerHz. Musa sağ olsaydı, o da bana uymakla sorumlu olurdu."3 

İslâm dışı kültür ithali küfre varacak bir haramdır

Anlayışımızagöre bu hadîs ve benzerleri, Kur'ân ve Sünnet kültürü içinde şahsiyetigelişmemiş mü'minlerin başta gayr-ı müslimler olmak üzere bâtıl dîn ve ideolojimensubu toplulukların dillerini öğrenmelerini ve onların kültürleriyle temaskurmalarını sakıncalı kılmaktadır.

Bilindiğigibi kültürel ilişkiler tehlikelidir. Bu sebebledir ki insanlığın müşterek malıolan ilmî ve teknik gelişmeleri takip edip ithal etmek, diplomatik ilişkilerisürdürmek, iktisadî ilişkiler kurmak ve İslâm'ı tebliğ etmek gibi belirli gayelerindışında bâtıl perestlerin dillerini konuşmaya İslâm âlimlerince cevazverilmemiştir.

Bâtılperestlerin inançlarımız ve kıymet hükümlerimizle çatışan kanunlar ve eğitimprogramları alınarak, felsefi ve edebi eserler tercüme edilerek, sinema ve televizyonfilmleri getirtilerek, giyim, mûsiki ve yaşayış şekilleri benimsenerek kültürithal edilmesi ise, İslâm dışı inanç ve yaşam kurallarının İslâm'a terciholunmasıdır ki, bu tercih haramların en büyüğü ve Tevbe Sûresinin 23. âyetinegöre de kâfirliğe götürücü olanıdır.

YüceMevlâmız bu mezkûr âyette gerçeği şöyle açıklamaktadır:

"EyÎman edenler! Eğer babalarınız ve kardeşleriniz  bâtıl dîn ve ideolojibağlısı toplulukların kültürlerini İslâmi iman ve hayat (kültürün)e tercih edip severlerse, onları veliler(temsilyetkisiyle donanımlı dostlar) edinemeyin. Sizden kim onları veliler edinir (de kültürlerine kucak açarsa) onlar (nefislerine ve İslâm toplumuna,) zulmedenlerin ta kendileridir."

Bilmediğiniz etleri besmele çekip yeyiniz

Hz.Âişe'den... (R.)

Mü'minlerdenbir topluluk Allah'ın Resulü'ne (geldiler ve kendilerini şüpheye düşüren hususuşöylece) arzettiler:

-(YaResûlellah! Ticaretini yapan bazı) insanlar bize et getiriyorlar. Oysa ki biz kesimsırasında Allah'ın adını andılar mı, yoksa anmadılar mı bilmiyoruz. (Ne yapmamızı emir buyururmusunuz?)

-Siz (aldığınızo) et üzerine (besmele çekerek) Allah'ın adını anınız. Sonra daonu yiyiniz.4

Araştırmakla vazifeliyiz

a-Ölü hayvanların etleri ile Allah'a iman etmeyen maddecilerin ve putperestlerinkestikleri hayvanların etlerini ve bir de hayvanı keserken bile bile Allah'ınadını anmayan müslüman ve gayr-i müslimlerin kestikleri hayvanların etleriniyemek haramdır.

b-Biz, gücümüz ölçüsünde hayvanın kim tarafından kesildiğini, dîni esaslara uygunolarak kesilip kesilmediğini, Allah'ın adının kasden terk edilip edilmediğiniaraştırırız.

Gerçeğitesbit edemediğimiz durumlarda Allah'ın adını anar; besmele çeker, yeriz.

Allah'ainanmayanların kestiği hayvanlar niçin yenmez

c-Burada bilinmesi gereken bir husus da niçin Allah'a inanmayanlarla Allah'ınadını kasten anmayan kişilerin kestikleri hayvanın etinin yenilmesinin haramolduğu hususudur.

Bukonu âyetler ve hadîslerde açıklanmamaktadır. Biz Kur'ân'ın ve Sünnet'inbildiklerine tabi oluruz.

Ancakbunun bizce en önemli sebebi şudur:

Hayvancan taşıyan bir varlıktır. Gıdalanmak için de olsa, insan bir canlıyı öldürmekhakkına sahip değildir. O, ancak Allah adına ve ancak O'nun izni ilekesilebilir.

Maddeciinsan Allah'a inanmadığından hayvanı Allah adına kesemeyeceği için, besmeleyikasden terk eden müslüman ve gayr-ı müslim de hayvanı Allah adına: O'nun izniile değil de sırf kendi arzusu ve çıkarı doğrultusunda keseceği için, kesimzulüm gölgesi altında cana kıymaktır.

Oysakican almak hakkı Allah'a aittir.

Haramkılınan yöntemle hayvan kesimi suçtur-günahtır. Bu suç nitelikli günaha engelolunmadığı içindir ki bu şekilde zulüm yoluyla kesilen hayvanların etleri deharam kılınmıştır.

Bilmediğimizetleri besmele çekerek yiyebilmemizin esprisini de bu izahda bulmak mümkündür.Besmele çeken kişi hayvanın ancak Allah adına, O'nun izni ile kesilebileceğigerçeğini hatırlayacağı için bizzat kesim yapmış gibi olacaktır. Etini yiyeceğihayvan Allah'ın adı anılmaksızın kesilmiş olsa bile o, işlenen suçtan-günahtanarınmış olacaktır.

Gayr-ı Müslimlerin kaplarını iyice yıkayın

SahabiEbu Sa'lebe (R.) Allah'ın Resulü'ne (S.) sordu:

-Ya Resulullah!Biz gayr-ı müslimlerle komşuluk yapıyoruz. Onlar yemek kazanlarında domuz etipişiriyorlar, su kaplarıyla da alkollü içkiler içiyorlar. (Bu kazanları ve kapları kullanmakdurumunda kaldığımız zaman) ne yapmalıyız?

Allah'ınResulü (busual vesilesi ile ilk mü'minlere şu) talimatı verdi:

-Sözü edilen kazanlar ve kaplardan başka (kullanılacak mutfak eşyası) bulursanız, onlarda yiyiniz veiçiniz. Onlardan başkasını bulamazsanız, o kazanları ve kapları su ile iyiceyıkayınız ve (onlarda) yiyiniz içiniz.5

Siz bıyıklarınızı kısaltıp sakallarınızı uzatınız

EbuUmame'den... (R.)

Allah'ınResulü Medine asıllı müslümanlar olan Ensar'ın sakalları bembeyaz olmuş yaşlıbir grubu ile karşılaşınca (onlara) şöyle buyurdu:

-Ey Ensar Topluluğu! (Gayr-i müslimlerin yaşlıları sakallarını boyamıyorlar.) Siz kumrala boyayın ve onlaramuhalefet edin.

(Allah'ınResulü (S.) Yahudiler, Hristiyanlar, Mecusiler ve Müşrikler gibi bâtıl dîn veideoloji mensublarına benzemeyi yasakladığı için biz sahâbîler bu vesile ile) sorduk:

-Ya Resulellah! Gayr-ı müslimler sırval giyiyorlar. İzar giymiyorlar. (Ne buyuruyorsunuz?)

-Sirval giyiniz. İzar da giyiniz. Böylece gayr-ı müslimlere aykırılık içindeolunuz.

-Ya Resulullah! Mest giyiniyor fakat nalın giymiyorlar. (Ne buyuruyorsunuz?)

-Siz mest giyin, nalın da giyin. Onlara muhalefet edin.

-Ya Resulullah! Gayr-ı müslimler sakallarını kısaltıp bıyıklarını uzatıyorlar. (Bizim ne yapmamızı emirbuyurursunuz?)

-Siz bıyıklarınızı kısaltınız, sakalınızı uzatınız. Böylece onlara aykırılıkgösteriniz.6

Kılık-kıyafette Gayr-ı Müslimlerebenzememeliyiz

a-Allah'ın Resulünün sakal boyamakla ilgili emri yalnız yaşlı sahâbîlere yönelikbir emirdir. Ümmetinin bütününe yönelik bir emir değildir.

Benzemedenkorunabilmeleri için kendilerine saçı sakalı boyama öğüdü verilen saçı sakalıbembeyaz olmuş yaşlı sahâbîler, yalnız siyaha boyamaktan yasaklanmışlardır. Nevarki düşmana genç görünmek maksadıyla siyaha boyamaya da ruhsat verilmiştir.

b-Hadisimizde giyilmesi emrolunan sırval'le ilgili daha önce bilgi verilmiştir.Göbekle diz kapaklarını içine alan sirvalı dış giysi olarak algılasak bileondan devrimizde giyilen ve tenasül (üreme) organlarını belirtici nitelikte darolduğu için giyilmesi sakıncalı olan pantolonu anlamak yanlıştır. Genişçepantolon giyilmelidir.

Millikültürümüzün malı olan şalvar da müslümana has geniş türden bir pantolondur.

c-Gayr-ı Müslimlere onların yapmadıklarını yaparak da benzemekten korunmalıyız.Allah'ın Resûlü bıyık ve sakalı önceki peygamberler tarafından tebliğ olunmuş,bütün şerîatlerde yer almış bir görev olarak açıklamış ve mü'minlere bıyık vesakal bırakmalarını şöylece emir buyurmuştur:

"Bıyıklarıiyice kısaltınız ve sakalı uzatınız."

"Bıyıklarıiyice kısaltınız ve sakalı uzatınız. Böylece Yahudilere benzemeyiniz."

"Putperest-materyalistlereaykırı davranınız. Bıyığı kısaltınız. Sakalı uzatınız."*

Diğerbütün Peygamberler gibi ve de ömür boyunca sakallı olan Peygamber'imiz,ümmetinin bütün mükellef erkeklerine "sakal bırakınız" buyurmuştur. O'nun buemrini bütün sahâbîler tatbik edilmesi zaruri bir emir olarak değerlendirmişlerve tatbik etmişlerdir.

Hanefi,Maliki ve Hanbeli mezhebi müçtehitleri, Şafii mezhebi fakihlerinin bir kısmı,ayrıca İbn-ü Teymiye ve İbn-ü Hazm gibi müctehidler, Peygamber'imizin "Bıyığıiyice kısaltınız, sakalı uzatınız." emrinin sahâbîler gibi vâcib kılıcı biremir olduğu görüşünde ittifak buyurmuşlar ve açıkladığımız konu ile ilgilihadîslere dayanarak içtihadlarıyla sakal kesmenin haram olduğunuaçıklamışlardır. **

Bıyık-Sakalerkek fıtratının bir gereğidir. Erkeğin süsü, olgunluğun nişanesidir.

Bıyık-sakalmü'minleri tanıştıran, kaynaştıran , toplumun fert üzerindeki olumlu kontrol vebaskısına vesile olan bir kılık-kıyafet unsurudur.

Bıyık-Sakalözellikle devrimizde yabancı kültür emperyalizmine bir tür baş kaldırıdır.Mü'minler tarafından sürdürülmesi gerekli kültür cihadının da bir parçasıdır.*** Hz. Peygamber dönemindeputperestlerin de sakal bıraktıkları doğrudur. Ancak müslümanlar onlar gibibıyığı uzatıp sakalı kısaltarak değil, bunun zıddını yapmakla yükümlükılınmışlardır.

Kur'ân'ınTaha Sûresinin 94. âyetinde Hz. Harûn Peygamberin sakallı olduğuna işaretbuyurulmuştur.

Bana Rabbim sakalımı uzatmamı emretti

Allah'ınResulü (sakallarını tıraş etmiş olup bıyıklarını salıvermiş olan iki Mecusielçinin bu durumundan ve onlara nazar etmekten hoşlanmadı ve onlara yönelerek)şöyle buyurdu:

-Yazıklar olsunsize! Bu şekilde tıraş olmanızı size kim emretti?

-Efendimiz Kisrâ emretti.

-Bana da Rabbim sakalımı uzatmamı, bıyıklarımı kısaltmamı emretti.7 

Adağını yerine getir

Sabitİbn-ü Dahhâk (R.) rivayet ediyor:

"Hz.Peygamber (S.) devrinde bir adam Buvane (yöresin)de bir deve kesmeyi adadı. Hz. Peygamber'e geldi veO'na (adağınıBuvane'de yerine getirip getiremeyeceğini) sordu.

Allah'ınResulü (Buvaneile ilgili bilgi almak) için soruşturdu:

-Buvane'de(câhiliyyet devrinde) ibâdet edilen bir put var mıydı?

-Hayır (yoktuYa Resulullah!). 

-Peki orada putperestlerin bayramlarından biri (ile alâkalı şenlikler) yapılır mıydı?

-Hayır, (Yapılmazdı).

Bucevapları alan Allah'ın Resulü şöylece emir buyurdu:

-Adağını yerine getir. Ancak Allah'a isyana sebeb olan adakla, akrabalıkrabıtalarını koparan (adak) vebir de insanın güç getiremeyeceği (adak) yerine getirilmez."8 

Bâtıllara ait canlıizler ve hatıralar taşıyan yerler önemsenmemelidir

Tercümesiverilen Buvane hadîsi bizlere:

a-İslâm prensipleri ile çatışıcı bir mantıkla kutsiyet verilmeye çalışılanmekanlara ayrıcalık tanınmaması gereğini öğretmektedir.

b-Ayrıca; İslam yurdunda bu yurdun daha önceki sahipleri olan gayr-ı müslim veyamateryalist toplulukların kutsiyet izafe ettikleri yerleri kutsal bilipönemsememek gerektiğini bildirmektedir. Ancak bu gibi yerlerin bâtılkültürlerin izlerinin görülüp ibret alınabileceği mekânlar olarak korunmalarılüzûmu açıktır.

Bunlarkorunacaktır ki Rabbimizin emri gereği yer yüzünde dolaşıp da Peygamberleriniyalanlayan zalimlerin âkıbetlerini görebilelim.*

Yahudîlere muhalefet ediniz

Ubadeb. Sâmit (R.) anlatıyor:

"Hz.Peygamber cenazeye refâkat buyurdukları zaman, cenaze lahde yerleştirilinceyekadar (ayaktadurur)oturmazlardı.(Allah'ın Resulû bir cenazede iken) bir Yahudî bilgini (çıkageldi ve) şöyle dedi:

-Ya Muhammed! Biz de (senin gibi) böylece yaparız. (Cenaze kabre yerleştirilinceye kadar oturmayız)

Bununüzerine Allah'ın Resulü (S.) oturdu (ve sahâbîlerine şöyle buyurdu:)

-(Siz de oturarak) onlara aykırı davranınız."9

Hayırlı bayramlar Kurban ve Ramazan bayramlarıdır

Hz.Enes'den... (R.):

Allah'ınResulü (hicretbuyurup)Medine'ye geldi. Medinelilerin eğlenip-kutladıkları (Nîruz ve Mehrican adı verilen) iki (bayram) günleri vardı.

Allah'ınResulü (sahâbîlere) sordu:

-Bu iki gün(ünanlamı ve mahiyeti) nedir?

-(YaResûlellah! Bunlar bayram günlerimizdi.) Câhiliyyet döneminde biz bu günlerde eğlenirdik.

-Allah sizin için (bayramgünleri olarak) buiki günü onlardan daha hayırlı olan Kurban ve Ramazan bayramı(nın birinci) günleri ile değiştirdi. (Artık onları değil, Kurban veRamazan Bayramını kutlayacaksınız.)"10

Bâtılperestlerin kutsal günleri, geceleri vebayramlarını kutlamak haramdır

Hadisimiz,Allah'ın (c.c.) müslümanlar için iki bayram takdir buyurduğunu açıklamakta,gayr-ı müslim, putperest veya materyalist toplulukların bayramlarınınkutlanılmaması gerektiğini de öğretmektedir.

Meselagayr-ı müslimlerce yılbaşı olarak kutlanan 31 Aralık gecelerini kutlamak, şahısveya müessese olarak değerlendirilmesi gerekli bir sene başı olduğu inancıyla,mezkur günde müslümanlar olarak birbirimize hediye vermek ve almak, ayrıcabâtıl dîn ve ideoloji mensubu ülkelerde kutlanan 1 Mayıs işçi bayramı gibibelirli tarihleri bayram olarak tes'id etmek hadîsimize göre yasaktır.

Ancakgayr-ı müslimlerin v.s. kendi bayramlarında verdikleri hediyelerin mü'minlertarafından alınmasında bir mahzur yoktur. Ne var ki onların kutsal günlerindekestikleri hayvanların etlerinden yemek sakıncalı görülmüştür.11

* Diğer âyetler için bak. Âl-iİmran 28, 118, Nisâ 144 Mâide 51-57. Geniş bilgi için "İslâmî Kimliğimizi Korumak" isimli kitabımıza bakınız.

1 Buharî İtisam 14,

* Buharî İmam 41, Müslim İmare 155.

** Buharî İtisam 21, Müslim Ekdiye 15

*** I. Mace Talak 16, Hn. 2045.

* Araf 138

2 Tirmizi Fiten 18, Müsned 5/218.

3 M. Mesabih Hn. 177, Müsned 3/387

4 Buharî Zebaih 21, I. Mace Zebah 4.

5 Ebu Davud Et'ime 46, Tirmizi Et'ime 7, Et-Tac 3/128

6 M. Zevâid K. Libas B. Muhalefet-iEhlil-Kitabı Fil-libas 5/131

* Sırasıyla bak. Tirmizi Edeb 18, El-Camius-Sağır Hn. 269, MüslimTahare 54.

** İbn-ü Abidin 5/261. El-Fıkh Alel-Mezahibil-Erbaa 2/45. İ. Teymiye İktizaus-Siratıl-Müstekim.. sh. 57.

*** Bıyık-Sakal mevzuu ile ilgilihadisleri, fıkhî içtihadları, ileri sürülmüş görüşler ve tenkidleri ve bumevzuda sorulagelmiş sualler ve cevapları bir arada okumak ve aydınlanmakisteyenlere İslâmîKimliğimizi Korumak isimli eserimizi tavsiye ederiz.

7 Beyhaki'den Nebhani Hüccetüllahi Alel-Alemin veMu'cizatü Seyyidil-Mürselin sh. 521.

8 Ebu Davud Eyman 22

* Bak. En'am 11, Neml 69,

9 İ. Mace Cenaiz 35, Ebu Davud Cenâiz 47

10 Ebu Davud Salât 238, Nesai İdeyn 1.

11 I. Teymiye İktizaus-Sıratıl-Müstekim... Sh. 250.

 

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/62-gayr-i-muslimlere-ve-materyalistlere-benzemek-15-434h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim