60- Hakk’a Çağırmak

60- Hakk’a Çağırmak
60- Hakk’a Çağırmak 

60- Hakk’a Çağırmak

Allah'ınKitabı'ndan: "Erkekve kadın mü'minler, birbirlerinin velîsi; temsil ve tasarruf yetkisiverilebilir dostu, yardımcısıdır. Onlar iyiliği emreder, kötülüğü yasaklarlar.Namazlarını kılarlar, zekâtlarını verirler. Allah'a ve peygamberine itâatederler. İşte bunlara Allah, merhamet edecektir. Şüphesiz ki Allah, "Aziz'dir,Hakim'dır" her şeye galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir."*

Tevbe 71.

 

En hayırlı insan hakka en çok çağırandır

 

EbuLeheb kızı Durre (R.) anlatıyor.

Allah'ınResulü (S.) minberde bulunuyorken bir sahâbi O'na doğru yönelerek ayağa kalktıve sordu:

-İnsanların hangisi daha hayırlıdır, Ya Resûlellah?

Allah'ınResulü (S.) şöyle buyurdu:

-İnsanların en hayırlısı, (Allah'ın kitabı Kur'ânı yaşamak için anlamaya çalışarak)en çok okuyan, (ilahi emir ve yasaklara uyarak) Allah'a en çok itâat eden, Hakk'aen çok çağıran, Bâtıl'lardan en çok sakındıran ve bir de akrabalık vazîfelerinien çok yapandır.1 

Hakk'a çağırmakpeygamberlik görevi olduğu için yücedir

İslâmdîninin ve olgun aklın onayladığı değerler olan Marûf'a, bir diğer anlatımlaHakk'a çağırmak ve Bâtıl'lardan sakındırmak yüceler yücesi bir vazîfedir. Çünküo peygamberlerin mükellef kılındığı görevdir.

Gücümüzölçüsünde ifa ile mükellef olduığumuz Hakk'a çağırmak ve Bâtıllardanuzaklaştırmak görevinin muhatabı İslâm'a inanan ve inanmayan bütün insanlardır.

Ancakyaşadığımız toplum şartları içinde bizim muhatabımız öncelikle aile ve akrabafertleri olmak üzere bütün müslümanlarıdır.

Kabul edilmese de biz Hakk'a çağırmakla mükellefiz

Çağrımızmuhatabımız tartafından kabul edilsin veya edilmesin bizler bu vazîfemizisürdürmekle mükellefiz.

Mükellefiz,çünkü;

a-Alllah'tan ümit kesmek haramdır.

b-Usûlüne uygun olarak sevdirici bir dil ve şefkaatli bir gönülle çıkar düşüncesitaşımaksızın tekrarlanacak da'vetin kabul edilme ihtimali vardır.

c-Kabul edilmese de biz vazîfemizi yapmış Rabbimize karşı sunacağımızmazeretlerimizi hazırlamış oluruz. Böylece imansızlığı, ibâdetsizliği veahlâksızlığı sebebiyle ceza görecekler arasından çıkmış ve bu Hakk'a çağrıgörevini ifa etmeyenlerin uğrayacağı azabdan korunmuş oluruz.*

Öncellikle îman esasları tebliğ edilmelidir

Kur'ânve Sünnet'te "Marûfuemretmek ve Münker'den nehyetmek" şeklinde geçen ve bizim de Hakk'a çağırmak veBâtıl'lardan sakındırmak şeklinde ifade ettiğimiz bu vazîfe önce İslâm Dîni'niniman esaslarını, sonra da ilahi emirleri ve yasakları anlatmayı gerekli kılar.

Evet,Allah'a, meleklere, peygamberlere Ahiret Günü'ne, Cennet'e Cehennem'e ve bütünvarlıkların Allah'ın koyduğu Kader ve Kaza programı içerisinde bulunduğuna imanve bu imanın gereği olarak Kur'ân'ın Hayat Nizamı ve Hz. Muhammed'in HayatÖnderi edinilmesi hakîkati, öncelikle tebliğ edilecek ana esaslardır.

Îmanesaslarından sonra da namaz, oruç, zekât, hac, ana-babaya itâat, akraba vekomşu hukukuna riayet, adâlet ve merhamet gibi ilahi emirler bildirilecek,içki, kumar, zina, faiz, yalan ve gıybet gibi haramlar açıklanacaktır. Bunlar,her bir mü'min tarafından bilinmesi gerekenlerdir.

Hakk'a çağıranın gözetmesi gereken hususlar

İnancızayıf mü'minlerden bilgisi ve ameli kısır mü'minlere, öğüt kabul edebilirindensaldırganına kadar pekçok farklı insanlardan meydana gelen muhatabları Hakk'açağırıp bâtıllardan uzaklaştıracakların pek tabîî ki bazı vasıflarla bezenmişolmaları lâzımdır. Yani her bir ferdimizin bazı vasıflar kazanması gereklidir.

a-Hakk'a çağırıp bâtıllardan sakındıracak kişiler, ancak bildiği ve açıklamasınıyapabileceği hususları tebliğ etmelidirler.

Bilmediklerimizitebliğ etmeye kalkışmak muhatablarımızı Hakk'a yöneltemez.

NitekimRabbimiz de "....Bilmediğinşeyin ardına düşme..."* buyurur.

b-Bu vazîfeyi üstlenen kişiler amelli olmalıdır.

Rabbimiz,"Ey ÎmanEdenler! Niçin yapmadıklarınızı söylüyorsunuz?"** buyurarak amelsizdavetçileri yermektedir.

c-İnsanları insan egemenliğinin zulmünden Allah ve Peygamber hakimiyetininadâletine çağıranlar, çağrılarını katiyen çıkarlarına alet etmemelidirler.

Mü'miniçin gaye Allah'ın rızasıdır.

Peygamberlerinher biri Hakk'a çağırdıkları toplumlara daima şöyle demişlerdir:

"Bensizden bir ücret, bir karşılık istemiyorum. Benim mükâfatımı alemlerin Rabbiolan Allah verecektir."***

d-İnsanlara Allah'ın hayat düzeni olan dininden gerçekler aktaracak olanmü'minler, muhatablarına anlayışlı ve şefkatli olmalıdırlar.

Rabbimiz,Peygamber'imize, "Eğersen çevresindeki insanlara katı kalpli olsaydın, onlar dağılıp giderlerdi..."* buyuruyor.

Katılıkürkütür. Bu nedenle şefkatli olmak, kaba bir tebliğ tavrıyla değil, ince birtelkin edasıyla ve de sevdirici bir dille tebliğ yapmak lâzımdır.

e-İnsanları Hakk'a yöneltecek kişiler sabırlı da olmalı, tebliğlerini zaman zamanve değişik usûllerle bunaltmadan tekrarlamalıdırlar.

AyrıcaHakk'a çağırırken Allah'ın rahmeti ve Cenneti ile müjdelemeli, bâtıl söz, iş vedavranışlardan sakındırırken de Allah'ın gazabı ve Cehennemi ilekorkutmalıdırlar.

f-Ahiret saadetine sebeb olacak bu mübarek görev yapılırken, muhatablarınseviyesi de dikkate alınmalıdır.

Peygamberimizbu konuda şöyle emir buyurur.

"İnsanlarabildikleri(ölçülerle ve anlayacakları) şekilde konuşunuz. Sizler Allah'ın vePeygamber'inin yalanlanmasını ister misiniz?

(Ohalde insanlarla bilgi seviyelerine göre konuşunuz)"** 

Bundanötürü aklî ve ilmî deliller isteyen kişilere hüccetler getirilmeli, normal halksınıflarına da ilim diliyle değil, güzel öğütler yoluyla tebliğ yapılmalıdır.

Din nasihattır

TemimiDari (R.) anlatıyor:

"Allah'ınResulü (S.) şöyle buyurdu:

-Dîn, ancak ve ancak nasihattir.

Sahabilersordular:

-Kimlere karşı (nasihattir) ya Resûlellah?

-Allah'a, kitabı Kur'ân'a, Peygbamber'i Muhammed'e, müslümanların idarecilerineve bütün müslümanlara karşı (nasihat dır.)"2

Nasîhatın manası

Nasîhat,sözlükte arı, saf ve içten samimi olmak manalarına gelir.

Hadîsimizdedînin tarifi olarak geçen Nasihat sözcüğü ise İslâm âlimleri tarafından şöyleaçıklanmaktadır.

Allah'anasihat; O'nun bütün yüceliklerle vasıflı ve tüm eksikliklerden beri bir Rabolduğuna inanmak, hiçbir varlığı O'na eş koşmamak, kulluğu yalnız ve yalnızO'na sunmaktır.

Allah'ınKitabı Kur'ân'a nasihat; O'nun Allah tarafından gönderildiğine inanmak, onuokumak, anlamak ve yaşamaktır.

Allah'ınPeygamberine nasihat; Muhammed'in, Allah'ın elçisi ve Kur'ân'ın tebliğcisiolduğuna inanmak, buyruklarına itâat etmektir.

Müslümanlarınyöneticilerine Nasihat; Kur'ân ve Sünnet yasalarına göre yöneten yöneticilereitâatkar ve yardımcı olmaktır.

Bütünmüslümanlara Nasihat; onlara merhametli olmak ve onları Hakk'a çağırıpbâtıllardan sakındırmaktır.

Kolaylaştırmakla vazifelendirildiniz

EbuHureyre (R.) anlatıyor:

"Birçöl adamı, (görgüsüzlüğüsebebiyle olacak, gelip oturduğu) Peygamber Mescidi'nde ayağa kalktı ve (bir kenara) işeyiverdi.

Sahabileradamcağızın başına üşüşüverdiler.

Durumumüşahede buyuran Allah'ın Resulü (S.) onlara şöyle buyurdu:

-Adamcağızı bırakın, sidiği üzerine de bir büyük kova su dökerek (yıkayın). Hiç şüphesiz sizkolaylaştırmakla vazîfelendirildiniz. Zorlaştırmakla görevlendirilmediniz."3 

Önce muhatabı tanımalı

İnsanlarınyetiştikleri ortamları ve içinde bulundukları şartları iyice bilipdeğerlendirmeden, onların sözleri davranışları ve işlerinin gerçek amacınıanlamak ve üzerlerinde müessir olmak güçtür.

Hadîsimizdekikişinin kasd-ı mahsûsu olmadığı ancak bilgisizliği ve görgüsüzlüğü sebebiylemescide işediğini kavrayan Allah'ın Resulü sahâbilerden farklı fakat sonuçolacak verimli bir davranış göstermiştir.

Mü'minler,Allah'ın Resulü­'nün bu gerçekçi yolunu izlemeli; insanların durumlarını iyicedeğerlendirerek ürkütücü ve zorlayıcı kaba bir uyarı tavrını değil, sevdiricive kolaylaştırıcı ince bir telkin edasını benimsemelidirler.

İslâm'a girişe aracı olmak hamdi gerektiren birnimettir

Hz.Enes (R.) anlatıyor:

"BirYahudi genci (vardı.Bazen) Hz.Peygamber'in (S.) abdest suyunu hazırlar, nalınlarını tutup verirdi.

Bugenç hastalandı. Hz. Peygamber de onu (ziyarete) gitti. Babası baş ucunda otururken yanına girdi.

Allah'ınResulü (buYahudi gencini İslâm'a davet etti ve) ona:

-"La ilahe illallah, (Muhammed ün Resûlellah)" de, buyurdu. Genç (ne dersin der gibi) babasına baktı. Fakat babası bir şey söylemedi.

Hz.Peygamber onu tekrar iman etmeye çağırdı. Genç yine babasına baktı. Bu defababası:

-Muhammed'e itâat et, deyince genç (kelime-i şahadet getirdi:)

"BenAllah'tan başka ibâdet edilecek ilah olmadığına, senin de Allah'ın Peygamberiolduğuna şahadet ederim" dedi.

Hz.Peygamber (hidayetevesile olan bu ziyaretinden şöylece) hamd ederek ayrıldı:

-Beni vesile kılarak (onu imana erdiren ve imanı sebebiyle de) onu Cehennem'den çıkaran Allah'ahamd olsun."4

Gayr-ı Müslimler de Hakk'a çağrılmalıdır

Hadîsimizbizlere:

a-Gayr-ı Müslimlere karşı komşuluk görevlerinin yapılmasını,

b-Gayr-ı Müslim hastaların ziyaret edilmesini,

c-Onların İslâma davet olunmasını öğütlemektedir.

Kendilerini de Hakka çağırdıklarını da kurtarmışolurlar

Nu'manİbn-ü Beşir'den... (R.)

Allah'ınResulü (İslâmDîni'ne çağırmanın ve bâtıl yaşayışlardan sakındırmanın önemini şöylece) açıkladı:

(Emirlerive yasaklarını uygulayarak) Allah'ın sınırlarını koruyanlarla, (ilahi yasaları çiğneyerek) bu sınırları aşanlar (bindikleri) geminin (üst ve alt katları için) kura çeken, böylece birkısmı geminin üst katına çıkan, bir kısmı da alt katında kalan bir topluluk gibidir.

(Bunlardan) alt kattakiler su almakistedikleri zaman üst kattakilerin yanlarından geçiyorlardı. Onları rahatsızettikleri için aralarında şöyle konuştular:

- Artık bizler, bize ait olan alt katta bir delik açsak (da su ihtiyacımızı buradan karşılayarak) üst kattakileri rahatsızetmesek.

Şimdiüst kattakiler, bunları, kararlarını uygulamada kendi başlarına bıraksalar,birlikte (batıp)helâkolacakları açıktır.

Amaellerine yapışıp onları engelleseler, kendileri kurtulacakları gibi onları kurtaracaklarıda şüphesizdir.5

İlahi yasalar çiğnenirse cezaya uğrarsınız

Allah'ınResulü'nün zevceleri Ümmü Seleme (R.) sordu:

-Ya Resûlellah!İçimizde Allah'ın emirleri ve yasakları üzerinde yaşayan olgun mü'minlerbulunuyorken (maddîve manevî) yıkımamaruz kalır mıyız?

Allah'ınResulü şu cevabı vardı:

-(Evet, eğeryaşadığınız cemiyette Allah'ın ve Peygamber'inin emirleri ve yasaklarıçiğnenerek oluşturulan) kötülükler çoğaldığı zaman (uğrarsınız.)6 

Azap ihlâslı kulları da içine alır

ÜmmüSeleme (R.) anlatıyor:

"Allah'ınResulü'nün şöyle buyurduğunu işittim:

-Ümmetim (inyaşadığı toplum)da günahlar açığa çıkar (ve çoğalır)sa Allah (o toplumdaki bütün) mü'minleri katından bir azâb ilekuşatır. (İşitincede merak ederek) sordum.

-Ya Resulellah! İçlerinde ibâdetli, ihlaslı kullar olsa da mı?

-Evet

-Ya Resûlellah! Peki ibâdetli, ihlâslı kullar ne yapacak, nasıl yapacak dakurtulacak?

-Bütün fertlere gelen azab o ibâdetli -ihlaslı kulları da içine alacaktır. Fakat (Âhiret hayatında) onlar Allah'ın mağrifeti verızasına erecekler."7

Hakka çağırma görevimizi ne zaman bırakabiliriz?

Enesİbn-ü Malik (R.) anlatıyor:

"(Allah'ın Resulü (S.) İslâm'adavet etmek, bâtıl inançlar ve yaşayışlardan sakındırmak hususuna çok büyük birönem verdikleri için sahâbîler tartafından) soruldu:

-Ya Resûlellah! İslâm Dîni'nin ve olgun ortak aklın emirlerine çağırmak veyasakladıklarından sakındırmak (görevimizi) ne zaman bırakabiliriz?

-Sizden önceki topluluklarda ortaya çıkan (gelişme)ler sizde de ortaya çıktığı dönemlerde (bırakabilirsiniz).

(Hadîsirivayet eden Hz. Enes anlatımını şöylece sürdürüyor:

Hz.Peygamber'in cevabını tam bir şekilde kavrayamadığımız için) sorduk:

-Bizden önceki topluluklarda ortaya çıkan (gelişme)ler nelerdi? Ya Resülullah?

Allah'ınResulü şu açıklamada bulundu:

-Yaşı küçük; aklı kısa olanlarınız yönetimi ele geçirdiği, yaşlılarınız,yetkilileriniz arasında zina yaygınlaştığı ve ilahi yasaları tanımaz kişiler deilim adamı olduğu zaman, (sizden öncekilerin durumu sizde de oluşmuş demektir.Bu gibi dönemlerde çağrılarınızla tesir icra edemeyeceğiniz için, Hakk'kaçağırmak ve bâtıllardan sakındırmak görevinizi bırakabilirsiniz.)"8 

Bâtılları Hak kabul eden cemiyet Hakk'a yönelemez

Hadîsdeaçıklanan şartların oluştuğu cemiyet değer yargılarının alt üst olduğucemiyettir.

Böylebir cemiyette bâtıllar Hak olarak yüceltileceği için, Hakk'a çağrı yararsağlamayacak veya olumsuz sonuçlar verecektir.

Kur'ân-ı Kerîm'de Nuh Peygamber'in diliyle yapılan şu açıklama bu gerçeği bildirmekiçindir.

"Nuhşöyle yakardı: Ben kavmimi gece gündüz (imana) davet ettim. Benim davetim, onlara kaçışlarınıartırmakdan başka bir katkıda bulunamadı. Günahlarını bağışlaman için onları (Sana) ne kadar davet ettimse,parmaklarını kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler, direttiler,Hakk'ı red ettiler."*

Nefsini kurtarmaya çalış

MâideSûresi'­nin "EyMü'minler! Nefislerinizi koruyup, kemâle erdirin. Siz hidayete erdiğiniz zaman,sapan kişi (ler) size zarar veremez..." anlamındaki 108. âyeti ile ilgiliolarak Ebû Sa'lebe şöyle derdi:

-Sözlerimiönemseyiniz. Zira Allah'a yemîn ederim ben bu âyetin manasını Allah'ınResulü'ne sordum. (Sorduğumda) şöyle buyurdu:

Birbiriniziİslâm Dîni'nin ve olgun aklın gerektirdiklerine çağırınız. Yasakladıklarındanda sakındırınız. Dîni nitelikli malî görevleri yaptırmayan cimriliği (n yaygınlaştığını), nefsi arzuların ardı sıragidildiğini, dünya (malı ve mevkileri)nin (Ahiret Hayatı ve nimetlerine) tercih edildiğini, herkesin kendigörüşünü beğendiğini gördüğün ve bir de verilecek uğraşın senin içinbaşarısızlıkla sonuçlanacağını görür gibi bildiğin zaman (işte o zaman) nefsini kurtarmaya bak. İnsanlarıkendi haline bırak.

Önünüzdesabır gösterilmesi gereken günler vardır. O günlerde (Kur'ân ve Sünnet ölçülerine göreyaşamada)sabreden ateş korlarına yapışmış (gibi çileli, ızdırablı) dır. (İşte o günlerde kendi nefsineyönelerek Kur'ân ve sünnet düstûrlarına göre) amel eden kişiye, kendisi gibi amel eden ellikişinin sevabı verilecektir.

Ashab-ıKiram sordular:

-O dönemde yaşayan insanlardan elli kişinin sevabı mı verilecek ya Resûlellah?

-(Hayır, hayır)sizden ameleden elli kişinin sevabı verilecektir.

Şartları iyi değerlendirerek hüküm vermelidir

Birönceki hadîsimiz gibi bu hadîs de Hakk'a çağırıp bâtıllardan sakındırmagörevimizi hangi şartlarda bırakabileceğimizi açıklamaktadır. Ne varki buşartların gerçekleşip gerçekleşmediğini tespit edebilmek oldukça zordur.

a-İnsan, kısa sürede sonuç almak isteyen aceleci bir varlıktır. Oysaki Hakk'açağırıp bâtıllardan sakındıracakların peygamberler gibi yalanlanıp alayaalınması, tehdit ve taciz edilmesi olagelen tabîî bir durumdur. Sabırgösterilmesi gerekirken, sebat gösterilmeyip hadîsteki şartların oluşuverdiğizannına kapılmak mümkündür.

 

b-İnsan, yakın çevresinde gördüğü olumsuzlukları cemiyetin bütününe teşmil etmekhatasına düşebileceği gibi, cemiyetin büyük çoğunluğunda gördüğü hataları henüzHakk'a dönüş istidadını yitirmemiş bulunan yakın çevresine de teşmil edebilir.Bu da onun -hadîsin öngördüğü şartlar oluşmuştur- zannına düşünerek göreviniterk etmesine neden olabilir.

c-Bir de ülkenin bazı yörelerinde ve toplumun bazı kesimlerinde tebliği bırakmaşartları oluşmuş olabilir de, diğer yöreleri ve kesimlerinde gerçekleşmemişolabilir. Bu gibi durumlarda da insan başkaları tarafından yapılangenellemelerin tesiri altına girerek tebliğ görevini bırakabilir.

Özetlemeyeçalıştığımız sebebler dolayısıyla mü'min, hadîsimizin ön gördüğü şartlarınoluştuğuna kolay kolay gönül yatırmamalıdır.

Söylediklerini yaşamayanların dilleri doğranacaktır

Hz.Enes'den... (R.)

Allah'ınResulü (S.) şöyle buyurdu:

-İsra ve Miraç gecesinde, ateşten makaslarla dudakları doğranan bir toplulukgördüm.(Beraberimdeki Cibril'e) sordum:

-Bunlar kimlerdir ya Cibril?

-Bunlar insanları Allah'ın rızasına erdirecek amellere; iyiye, güzele ve doğruyaçağıran, fakat kendi nefislerini (çağırmayı) unutanlardır. Bir de yapmadıklarını söyleyen ve deAllah'ın Kitabı Kur'ânı (anlayarak) okuyup da onunla amel etmeyen (vaizler, âlimler, şairler) ve hatiplerdir.10

Hakka çağırır fakat hakkı yaşamazdım

ZeydOğlu Usame (R.) rivayet ediyor:

"Allah'ınResulü buyurdu:

-Kıyamet Günü'nde Allah'ın huzuruna getirilerek (muhakeme edilecek) ve Cehennem'e atılacak birkişi Cehennem'de, merkebin değirmen çevresinde dolaştığı gibi dışarıya dökülenbağırsakları içinde dönüp duracak. Cehennemlikler başına toplanacak vesoracaklar:

-Ey kişi! Nedir bu halin? Sen bizi Hakk'a çağıran ve bizi bâtıllardan sakındıranbir adam değil miydin? (Cehennem'de ne arıyorsun?)

Oda şöyle cevap verecektir:

-Evet, ben sizi Hak'ka; Allah'ın ve Peygamber'inin emirlerini yapmayaçağırırdım. Fakat kendim, yapmazdım. Sizi bâtıllardan; Allah'ın vePeygamber'inin yasaklarından sakındırırdım. Fakat sakındırdıklarımı kendimyapardım."11 

En şiddetli azaba uğrayacak kişi Hakk'a çağıranıöldürendir

EbûUbeydetü İbn'ül-Cerrah (R.) anlatıyor:

"Allah'ınResûlü'ne sordum:

-Ya Resûlellah! Kıyamet Günü'nde en şiddetli azaba uğrayacak insan kimdir?

-Bir Peygamber'i veya Hakk'a çağıran ve bâtıllardan sakındıran bir insanıöldüren kişidir."12

Şeriatçilikle suçlamak cinayettir

BirPeygamberi, bir hak davetçisi'ni öldürmek şüphesiz cinayetlerin en korkuncudur.Bu sebeble Hz. Adem'den günümüze kadar bu gibi cinayetleri işlemiş olan tarihîve asrî bütün firavunları lanetle yad etmek ve onları sevenleri de yar bilmemekher müslümanın ana görevidir.

Evet,cinayet korkunç bir suçdur. Ancak Hakk'a çağırıp bâtıldan sakındıranları mağdurve mahkûm etmeye ve ettirmeye çalışmak da pek azim ve lanetli bir günahdır.

Helehele Kur'ân ve Sünnet düstûrlarını dîni bir heyecan ve aşkla sunarak,insanımızın mutluluğuna ve ülkemizin kalkınmasına katkıda bulunmak içinçırpınan fazîletli insanları, kendilerine özgü laikliği ihlal ettikleri iddiasıile jurnal etmek, mahkemeye vermek ve mahkum etmek veya bir fazîlet değil debir kusurmuş gibi onları şerîatçilikle suçlamaya kalkışarak hizmet yollarınıtıkamak, görevlerine son vermek, hiç şüphesiz büyük bir cinayettir. Allah'a veO'nun Peygamberine savaş açmakdır.

* Diğer âyetler için bak. Al-iİmran 104, 110, 114, Maide 79, Araf 157, 164, 199. Tevbe 71, 127. Hac 41, Lukman 17, Saf 2.

1 Müsned 6/432, İ. Kesîr Hucürat 13.

* Araf 164.

* İsra 36,

** Saf 2,

*** Suara 164,

* Al-i İmran 159.

** Buharî İlim 49, El-Camiüs-Sağir (Haddisûn-Nase)

2 Nesâî Biat 31, Buharî İman 42, et-Tac 3/53.

3 Buharî Vudû 58, Müslim Tahâre 98

4 Buharî Cenâiz 80, Müsned 3/175.

5 Buharî Şirke 6, Tirmizi Fiten 12

6 Buharî Menakıb 25, Müslim Fiten 1.

7 Müsned 6/304, İ. Kesir Enfal 25.

8 İ. Mace Fiten 21, Müsned 3/187.

* Nuh 5-7

9 Ebû Davûd Melahim 17, İ. Mace Fiten 21, Tirmizî Tefsir-u Sûre 5,

10 Mişkatül-Mesâbih Hn. 5149

11 Buharî Fiten 17, Müslim Zühd 51.

12 M. İ. Kesir Âl-i İmran 21, 1/274

 

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/60-hakka-cagirmak-15-436h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim