57- Allah’ın Resûlü’nün Eşleri*

57- Allah’ın Resûlü’nün Eşleri*
57- Allah’ın Resûlü’nün Eşleri*

57- Allah’ın Resûlü’nün Eşleri*

Hz. Âişe

Hz.Âişe, Allah'ın Resûlü'nün eşleri arasında tek bâkire olanıydı. 18 yaşında ikenkendisiyle evlenmişti.

Buizdivacı Hz. Âişe'nin babası Hz. Ebû Bekir arzuladı. Allah kendisinden razıolsun Hz. Ebû Bekir Allah'ın Resûlü'ne ilk îman eden erkekti. O, İslâm'ınyayılması uğrunda malını bezletti. Canını tehlikeye attı. Allah'ın Resûlü'nehicret arkadaşı oldu. Allah'ın Resûlü katında ondan daha sevgili bir sahâbîyoktu. O'nun vekiliydi, müsteşarıydı. Hz. Ebû Bekir'in arzusu kırılamazdı.

Allah'ınResûlü'nün Hz. Âişe ile evliliği Hz. Ebû Bekir'i mutlu etmek amacına yönelikgörülebilirse de, bu evlilik bize göre daha köklü amaçlara dayanır.

Allah'ınResûlü'nün öğretileri arasında bâkirelerin tercih edilmesi vardır. Bu ilkeyiörneklendirmek zarûriydi.

O'nuntaaddüd-i zevcâtının ana amacı; eşlerinin, İslâm'ın özellikle kadınlara dönüktebliğinde hizmet üstlenmeleriydi. Tebliğ, hiç şüphesiz her kadınınyapabileceği bir hizmet değildir.

Tebliğiçin zeki, genç, kafası ve kalbi yalnız İslâm kültürü ile dolu dinamik eşlereihtiyaç vardı. Kaldı ki yaşlı olup cinsel gücü yerinde olan bir insanın, henüzâdet görmüş genç bir kızla evlenebileceğinin cevâzını ve böylece genç, hem dekumalı bir kadının nasıl yönetilmesi gerektiğini örneklendirmek gerekirdi.Çünkü yüz milyonları aşacak mü'minler arasında böylesine bir evliliğinzarûretini duyacak nice mü'minler olacaktı.

-DoğrusunuAllah bilir- bu sebeblerle Allah'ın Resûlü Hz. Âişe ile evlendi.

Busebeblerin başında da hiç şüphesiz dinin tebliği gelir. Nitekim Allah'ınResûlü'nün sağlığında ve O'nun irtihalinden sonra dinin tebliğinde Hz. Âişe pekbüyük hizmetler yapmıştır. İslâm Dini'nin iki ana kaynağından ikincisi olanSünnet'in insanlara ulaşmasında Hz. Ebû Hureyre'den sonra en büyük hizmetigören Hz. Âişe olmuştur. O'nun rivâyet ettiği hadislerin toplamı "iki binikiyüz on"dur.

Allah'ınResûlü'nün Hz. Âişe ile evlenmesinin sebebinin ilâhî bir talimata dayandığıhakikatine de işaret edelim.1 

Hz. Hafsa

Bumuhterem annemiz Hz. Ebû Bekir'den sonra gelen en büyük sevgili sahâbî Hz.Ömer'in kızıdır. Kocasının şehid edilmesinden sonra dul kaldı. Babası Ömer, onuHz. Ebû Bekir'e ve Hz. Osman'a teklif etti. Onlar kabul etmediler. Allah'ınResûlü onu kabul buyurup, nikâhladı. Okur yazar olan bu annemiz, İslâm Dini'nintebliğinde üzerine düşen görevi yapmıştır.

Hz. Hüzeyme kızı Zeyneb

-Salâtve selâm üzerine olsun- Allah'ın Resûlü'nün halasının oğlu Abdullah'ın eşiydi.Dul kaldı. Himayesizdi. Üstelik altmış yaşındaydı.

Kadınsıhiçbir özelliği olmayan Hz. Zeyneb, Allah'ın Resûlü'nün eşleri arasınagirmesinden birkaç ay veya iki yıl sonra vefat etti.

Hz. Ümme Seleme

İslâmîtebliğ hareketinde etkili görevler başarmış bu mübarek kadın, faziletli birMüslümanın eşiydi. Kocasının ölümü ile dul kaldı. Yetimleri vardı. Yaşlıcaydı.Üstelik pek kıskançtı. Kadınsı özellikleri olmadığını bizzat kendisiaçıklamıştır.

Allah'ınResûlü onunla, onu ikna buyurarak evlendi. Amacı açıktır. Çünkü O, yetimlerikoruyup gözetmeyi emreden bir dinin Peygamberi idi. Evlilikte yetimli dullarıntercih edilmesi gibi yüksek bir ahlâkî ve sosyal sorumluluk örneğini insanlaravermek durumundaydı.

ÜmmüSeleme ile bu örneği verdi.

ÜmmeSeleme'nin evliliğini bizzat kendisinden dinleyelim.

  • Ümmü Seleme (r.anha)anlatıyor.

(EbûSeleme'nin vefatından sonra dört ay on günlük iddetim dolduğu zaman) Allah'ınResûlü bizzat kendisi bana evlenme teklif etti.

Talebiniiçeren sözlerini bitirince şöyle dedim:

-Ya Resûlallah! Benim ilginizi çekecek (maddi ve manevî) hiçbir özelliğimyoktur.

Kaldıki ben çok kıskanç bir kadınım. Bende göreceğiniz (ve sizi tedirgin edecek)kıskançlığın sebebiyle Allah'ın beni azâba uğratmasından korkarım.

Üstelikyaşlanmış bir kadınım. Bir de çoluk çocuk sahibiyim.

Allah'ınResûlü bu mazeretlerimi şöylece karşılayıp giderdi:

-Sözünü ettiğin kıskançlığını Allah giderecektir. Yaşınla ilgili olarak ilerisürdüğün mazeretin (benim için geçerli değildir. Çünkü) senin gibi ben de yaşlandım.

Çolukçocuk sahibiyim şeklindeki özrünü (mesele edinme. Zira) senin çocukların benim deçocuklarımdır.

ÜmmüSeleme diyor ki; Allah'ın Resûlü'nün bu tatmin edici beyanları üzerine kabuledip onunla evlendim...2 

Hz. Cahş kızı Zeyneb

Hz.Zeyneb, Allah'ın Resûlü'nün halası Ümeyye bint-i Abdülmuttalib'in kızıdır.Neseb gruru artık bir ailenin kızıydı. Ailesi onu Allah'ın Resûlü ileevlendirmek istiyordu. Fakat Allah'ın Resûlü onu uzun yıllardır oğlu olarakçağrılan evlâtlığı ve azadlı kölesi Zeyd'e istedi.

Zeydgenç ve güzeldi. Fakat köle asıllı olması sebebiyle Zeyneb ve ailesi onubenimsemedi. Allah'ın Resûlü ise bu evlilikle neseb gururunu yıkmak ve köleasıllı olmanın eksiklik olmadığını bilfiil duyurmak istiyordu.

AhzâbSûresi'nin, "hiçbirmü'minin Allah'ın ve Resûlü'nün tercihleri ve kararlarına karşı gelemeyeceğini"bildiren otuzaltıncı âyetinin indirilmesi, Zeyneb ve ailesini Zeyd'i -istemeyerek- kabule mecbur kıldı.

Zeyneb,kocası Zeyd'e karşı bir büyüklük duygusundan sıyrılamadı. Hırçınlığı vegeçimsizliği giderek arttı. Allah'ın Resûlü'nün hayır tavsiyelerine rağmenZeyd, Zeyneb'i boşamak zorunda kaldı. İlâhî kader örgüsünü örüyordu.

YüceAllah, tarîhi asırlardan beri devam edegelen ve köklü bir câhiliyet kurumu olanevlâtlığı kaldırmayı diledi. Evlâtlıklarını evlât bilen mü'minler arasında bukurumu devre dışı bırakabilmek için Allah'ın Resûlü'nün uygulamasına gerekvardı. Bunun için olacak Yüce Allah, Zeyneb'i Resûlü'ne nikâhladı ve bunuKur'ânî bir vahiyle bildirdi.

Buevlilikte Allah'ın Resûlü'nün arzusu ve seçimi yoktu. İlâhî emri alınca;mehirsiz, akidsiz ve şâhitsiz olarak Zeyneb'i eşleri arasına kattı.3 

Bütünpeygamberlik hayatı süresince Allah'ın Resûlü'ne en ağır gelen uygulama buydu.Yıllar boyu oğlu olarak çağrılan Zeyd'in boşadığı kadını eş olarak almak...* 

Allah'ınResûlü'nün çok evliliğinin evrensel peygamberliğine dayandığı gerçeğinibelgeleyen bu olay, öneminden ötürü Kur'ân-ı Kerîm'de şöylece yer aldı.

AhzabSûresi Âyet 37:

"(Ey Muhammed!) Hani bir zaman Allah'ın kendisininimetlendirdiği ve senin de iyiliklerde bulunduğun kimseye (Zeyd'e) "Hanımını boşama, Allah'dan kork"diyordun. Fakat(oğulluk uygulamasının kaldırılması için ileride Zeyneb'in sana eş kılınacağınadâir sana vahiyle bildirilen gerçeği;) Allah'ın açığa vuracağı hakikati insanlardançekinerek içinde gizliyordun. Halbuki Allah kendisinden çekinerek saygıylakorkmana daha lâyıkdı.

Zeydkarısından ilişiğini kesip boşayınca, Biz onu sana nikâhladık ki, evlâtlıklarınilişkilerini kesip boşadıkları eşleriyle evlenmekte mü'minlere güçlük olmasın.Allah'ın emri mutlaka yerine gelir."

Hz. Ümmü Habîbe

ÜmmüHabîbe, Mekke ulusu ve hâkimi Ebû Süfyan'ın kızıdır. O ve kocası, Mekkedöneminde Müslüman olmuştu. İşkencelere dayanamadıkları için Habeşistan'ahicret ettiler. Fakat bir süre sonra kocası Hıristiyan oldu, sonra da öldü.Kocasının Hıristiyan olmasından sonra Ümmü Habibe Habeşistan topraklarındahimayesiz bir dul olarak ortada kaldı. Yaşı otuzbeşti.

Allah'ınResûlü onun durumunu haber alınca pek üzüldü. Habeşistan kralına elçigöndererek, onu vekâleten kendisine nikâhlayıp, Medine'ye göndermesini ricaetti.

Buevlilik Mekke şehir devleti başkanı Ebû Süfyan'ı etkiledi. Düşmanlığınıyumuşattı. İslâm'a ve onun tebliğcisi Allah'ın Resûlü'ne bakış açısınıdeğiştirdi. Gerçekçiliğini artırdı, muhâkemesini geliştirdi. Sonuç olarakMekke'nin fethi ile birlikte Müslüman olmasına sebeb oldu.

Açıkçaanlaşılacağı üzere Allah'ın Resûlü'nün Ümmü Habibe ile evliliği, evrenselpeygamberliği sebebine dayanan, şefkati ve siyasî geleceği amaçlayan birevlilikti.

Hz. Hâris kızı Cüveyriye

İslâm'ınegemenliğine baş kaldırdığı için hicretin beşinci yılında hezimete uğratılanBenî Mustalik kabîlesi reisi Hâris'in kızıydı. Kocası öldürülmüş, babası vekardeşleri de canlarını zor kurtarmışlardı.

Hz.Cüveyriye, kabîlesinin diğer mensubları gibi esir edildi. Kabile reisi kızı vede güzel bir esîreydi. Sâbit b. Kays'ın hissesine düştü. O da ona yüksekçe birbedel biçti.

Hz.Cüveyriye, Allah'ın Resûlü'ne geldi. Kocasının öldürüldüğünü, babasının vekardeşlerinin durumunu bilmediğini, pek yüksek biçilen fidyesiniödeyemeyeceğini anlattı ve yardım diledi. Allah'ın Resûlü fidyesini vererek,onu esaretten kurtarıp azad etti. Geleceğini belirlemede onu serbest bıraktı.

BabasıHâris, kızını esaretten kurtarmak için Medine'ye geldiğinde, kızının kurtarılıpazad edildiğini gördü. Bu sebeble Allah'ın Resûlü'ne sevgisi arttı, Müslümanoldu. Sonra da Cüveyriye'yi eşleri arasına katıp, kendilerinionurlandırmalarını Allah'ın Resûlü'nden rica etti. O da kabul buyurdu. Hz.Cüveyriye'nin O'nun eşleri arasına katılmasından sonra sahâbiler, -Allah'ın Resûlü'nün eşininmensub olduğu kabilenin fertleri esir tutulamaz- diyerek esirlerini salıverdiler.

Hz. Safiye

İslâmDini'nin ve bu dinin tebliğcisi Allah'ın Resûlü'nün amansız düşmanı olan YahudîBenî Nadir kabîlesinin reisinin kızıydı. İhanetleri sebebiyle hicretin yedinciyılında üzerlerine gidilerek hezîmete uğratılan bu kabîlenin Hayber'de esiredilen fertleri arasında Hz. Safiye de vardı. Henüz on yedi yaşında bulunmasınarağmen, Hayber'de öldürülen ikinci kocasından dul kalmıştı.

Siyasînüfûzu ve mükemmel bir fiziği olduğu için, herhangi bir sahâbinin hissesineayrılması diğer sahâbiler arasında tedirginlik uyandıracağından, Allah'ınResûlü onu kendi hissesine ayırıp, azad etti ve ona şöyle buyurdu:

-İstersen hürolarak kavmine dönebilirsin. İstersen Müslüman olarak bana eş olabilirsin.

Hz.Safiye, Müslüman olup, eş olmayı tercih etti.

Allah'ınResûlü'nün Hz. Safiye ile evliliği, Kıyâmet Günü'ne kadar gelecek bütünYahûdilere ön şartsız olarak İslâm üzerinde düşünebilecek ortamı oluşturdu.

Hz. Meymûne

Hz.Meymûne iki kocadan dul kalmış bir kadındı. Allah'ın Resûlü'nün amcası Abbas'ınbaldızıydı. Hz. Meymûne, Allah'ın Resûlü'ne ricada bulundu. Böylece Hz. Meymûnede Peygamber eşleri arasına girdi.

Hz. Mâriye

Allah'ınResûlü Hz. Muhammed'in İslâm Dini'ne davet etmek için mektup gönderdiği Mısırmukavkısı tarafından gönderilmiş hediyeler arasındaki kızkardeş olan ikicâriyeden biri Hz. Mâriye idi.

Allah'ınResûlü bu iki kızkardeşden Şîrin'i şair Hasan ile evlendirdi. Mâriye'yi dekendine ayırdı.

-Salâtve selâm üzerine olsun- O'nun dördü kız, üçü erkek yedi çocuğundan altısı Hz.Hatîce'den olmuştu. Son çocuğu İbrahim ise Hz. Mâriye'den olmuştur.

Allah'ınResûlü'nün onu istifraşı (cinsel hayatının dairesi içine alması) -Allah bilir-câriyenin cinsel eş olarak değerlendirilmesini örneklendirmek içindi.

NitekimAllah'ın Resûlü hiçbir eşinden azil yapmadığı için -Hz. Sevde ve Hz. Zeyneb b.Harise- dışındakiler çocuk doğurabilecek durumda iken, Allah onlara değil decâriye olarak istifraş ettiği Hz. Mâriye'ye çocuk ihsan etti. Böylece o Ümmüveled oldu. Allah'ın Resûlü de onun hakkında -çocuğu onu azad etti- buyurdu.4

O'nunHz. Mâriye'yi istifraşı hiç şüphesiz sâhip-câriye ilişkisini örneklendirmek veümm-ü veled statüsünü belirlemek amacına yönelik olmuştur.5

Taaddüd-i Zevcât ve Allah'ın Resûlü'nün  ÇokEvliliğini Değerlendirme

Bir mü'min olarakİslâm Dini'ndeki taaddüd-i zevcâtı ve Allah'ın Resûlü'nün çok evliliğini nasıldeğerlendirebiliriz?

a)Kur'ân-ıKerîm'in Nisâ Sûresi'nin üçüncü âyetiyle meşrûiyyetini kazanan taaddüd-izevcâtın emir veya tavsiye olunan bir manevî kurum olmayıp, yalnızca bir ruhsatkurumu olduğunda sahâbîler ve müctehidler arasında ittifak vardır.

İslâm'daticaret, seyahat, ilim tahsili vs. nasıl kullanma mecbûriyeti olmayan fakatkullanılabilir olan bir haksa, taaddüd-i zevcât da böyledir.

Dileyenkullanabilir. Ne var ki dilemek elbette ki yetmez. Taaddüd-i zevcât bölümündeaçıklanan beş ana mükellefiyeti üstlenmek gerekir.

b)Allah'ınResûlü'nün çok evliliği taaddüd-i zevcâtı örneklendirmek amacına da yönelikolduğundan, O'nun bu yoldaki uygulamasını bu ruhsatın nasıl kullanılabileceğinigösteren fiilî bir sünnet olarak değerlendirmemizi zarûrî kılmaktadır.

Buşekilde değerlendirmeyi gerektiren özel durumlar da vardır.

Allah'ınResûlü evli olan hiçbir mü'mine cinsel yaşamını zenginleştirmek için taaddüd-izevcâtı tavsiye etmemiştir.

Amabekârı evliliğe ve de bâkire almaya teşvik buyurduğunu biliyoruz.

Allah'ınResûlü taaddüd-i zevcâtı örneklendiren bir peygamber olmasına rağmen, bu dinîruhsatın damadı Hz. Ali tarafından kullanılmasına rıza göstermemiştir.

Buyoldaki sünneti uygulamayı gerektirseydi, buna rıza gösterir, risâleti gereğigöstermek mecbûriyetini duyardı. Aksi takdirde vahiyle açıktan uyarılırdı.Nitekim bazı meselelerde uyarılmıştır.

c-İslâm Dini birbütün olduğu için Allah'ın Resûlü'nün hayatı da bir bütündür.

Allah'ınResûlü'nün altmış üç yıllık hayatının otuz sekiz yılı evlilikle geçmiştir. Buotuz sekiz yılın ilk yirmi beş yılı Hz. Hatice ile, daha sonraki üç yılı da Hz.Sevde ile tek kadınlı olarak geçmiştir.

Allah'ınResûlü'nün evlilik hayatının ilk onbeş yılını peygamberlik döneminin dışındakaldığı için, değerlendirmeye almasak bile, peygamberlik dönemindeki yirmi üçyıllık evlilik hayatının ilk on dört yılı da tek kadınlı olarak geçmiştir.

Bununanlamı açıktır. Allah'ın Resûlü'nün Sünnetinde asıl olan tek kadınlı ailehayatıdır.

Bazıbilginlerin yaptığı gibi -hâşâ- içinde yaşadığımız toplumun yürürlükteki düzeniile paralellik arzetmek amacıyla değil, ancak ilmî kanâatimizin sonucu olarakifade edelim ki tabîi şartlar içinde yaşayan bir mü'min için Allah'ınResûlü'nden alınabilecek örnek, ancak ve ancak tek kadınlı aile hayatıdır.

Allah'ınResûlü sık sık ifade ettiğimiz gibi İslâm'ın inkılab vasfını taşıyan cinselnizamını tebliğ, tefsir ve tatbik etmekle mükellefdi. Bu muhteşem ve evrenselcinsel nizama bağlı kalacak fertler, zevceliğin hukûkî haklarındanfaydalandırmaksızın, çirkin veya güzel, genç veya yaşlı, câhil veya bilgilihiçbir kadından hiçbir şekilde yararlanmayacağı için, onları meşrûdanyararlanmaya götürecek şartları açıklamak amacıyla çok evlendi.

Şimdiİslâm'ın henüz bilinmediği bir toplumda, dini kadınlara yaymak ve onlardangelecek sualleri cevaplandırmak durumunda olmayan, durumu gereği, siyasî,askerî ve iktisadî amaçlar gözetmek mecbûriyetinde de bulunmayan, üstelik birkadınla cinsel doyuma erebilecek vasat bir cinsel güce sâhip olan mü'min için,Allah'ın Resûlü'nün hayatından taaddüd-i zevcât'a işaret almak mümkün değildir.Ama alırsa sünneti izlemek ecrini alamaz da bir ruhsatı kullanmış olur.

Kaldıki şartlar ne olursa olsun hiçbir insanda Allah'ın Resûlü'nde toplananşartların birleşmesi mümkün değildir. Bunun içindir ki O'nun çok evliliğiteheccüd namazının vâcib oluşu gibi kendisine özgüdür. Çünkü O'dur evrenselPeygamber olan.

O'nabir anda nikâhı altında dokuz kadın bulundurabilme ruhsatını Kur'ân-ı Kerîm'leYüce Allah verdi. Fakat mü'minler dörtle sınırlandırıldı.6 

İlkmü'minler, Allah'ın Resûlü'nün durumunun husûsiyetini bildikleri için O'nunnikâhı altında dokuz kadın varken mü'minlerin dörtle sınırlandırılmalarınıgaribsemediler.7 Zatengaribseyemezlerdi de. Çünkü onlar da biliyorlardı ki Allah'ın Resûlü dekendileri gibi bir kuldur. O da emr olunduklarını yapmaktadır. O da verilenruhsatlar kullanmaktadır.

Allah'ınResûlü'nün çok evliliğinin mü'minler gibi dörtle sınırlandırılmaması nasıl O'naözgü ise, "kadınlarını boşayamayacağı ve artık bir daha evlenemeyeceği"şeklinde ilâhî bir emre muhâtap olması da O'na özgü olmuştur.

AhzabSûresi Âyet 52:

"Artıkbundan sonra senin için başka kadınlar helâl değildir. Güzellikleri hoşunagitse de onları başkaları ile değiştirmen câiz değildir. Ancak sâhip olduğuncâriyeler hariç. Allah her şeyi gözetim altında tutmaktadır."*

Allah'ın Resûlü tekkadınlı aile hayatını da örneklendirdi

Hiçşüphe yoktur ki insanlığın hayatında asıl olan tek kadınlı aile hayatıdır.Birden fazla kadına ihtiyaç ârızî bir haldir.

Ârızîhalin örneğini vermek durumunda olan bir peygamberin aslî olan tek kadınlı ailehayatının da en üstün örneğini vermesi gerekirdi. Nitekim Hz. Hatîce ile bunuda vermiştir.

-Salâtve selâm üzerine olsun- O, yirmi beş yaşında iken, iki koca görmüş Hatice ileevlendi. Onun ölümüne kadar yirmi beş yıl vefalı bir eş oldu. Cihân târihiböylesine bir vefa görmemiştir. O, hiçbir zaman Hz. Hatice'yi unutmadı. Onusürekli olarak yad eder, överdi. Onunla ilgili bir hatırası tazelense kalbihüzünlenir, gözleri dolardı.

Sonderece bilgili fakat o nisbette de kıskanç olan Hz. Âişe, yaşayan kumalarıvarken, kuma olarak görmediği Hz. Hatîce'yi kıskandığı kadar hiçbir kumasınıkıskanmadığını bizzat kendisi açıklıyor. Çünkü Allah'ın Resûlü değil Hz.Hatîce'yi onun dostlarını bile unutmadı.

Hz.Muhammed her sınıf insanlığın peygamberidir. Hayatının hiçbir özel akışıolmayan insanlar için elbetteki asıl olan tek kadınlılıktır. Bunun en muhteşemörneğini de Allah'ın Resûlü vermiştir.

İlahi aşkı da mecâziaşkı da bize Allah'ın Resûlü öğretti

  • Hz. Selman(r.a.) anlatıyor.

Allah'ınResûlü Hz. Muhammed, ilk mü'minlere tuvalete nasıl girilip çıkılacağını,tuvalette nasıl oturulacağını, su ve taşlarla nasıl temizlik yapılacağınıöğrettiğinde, putperestlerden bir grup karşılaştıkları Hz. Selman'ı alayaaldılar da içlerinden biri alaycı bir üslûbda şöyle deyiverdi:

-Bakıyorumda tuvalet adâbı dâhil her şeyi size Peygamberiniz öğretiyor.

Hz.Selman şu cevabı verdi:

-Evet, tuvalet adâbı, (girip çıkmak, oturmak ve temizlenmek) dâhil bize her şeyi Oöğretiyor...*

***

Buolay, insanın yönetimini Allah'da ve O'nun Peygamberi'nde görmeyen modernputperestlerin târihî putperestlerin mantığı ve üslûbu ile bize de şöylesöyleyebileceklerini hatırlattı:

-Ne o, cinsel hayatı da size Peygamberiniz öğretti?

Bizimcevabımız da şu olacaktır:

-Evet cinsel hayatı da bize O öğretti. -Salât ve selâm üzerine olsun- O, bizesiyasetten iktisada, fertler arası ilişkilerden devletler arası münâsebetlerekadar hayatî olan her şeyi öğrettiği gibi, Allah'ın nasıl zikredileceğini venasıl aşk yapılacağını da öğretti.

Ölümötesi hayatının tüm gerçeklerini bilen evrensel bir peygamberin cinselliğinbütün inceliklerini bilmemesi mümkün müdür?

* Allah'ın Resûlü'nün çok evliliğiHz. Âişe ile başladığı için Hz. Hatîce ve Sevde annelerimizin hayatlarınıincelememize konu edinmedik.

1 Bak. Et-Tac 3/379, Buhârî K. Nikâh B. 35 (6/131).

Hadis Istılahları Prof. Talât Koçyiğit sh.277-8.

2 Müsned 4/28.

3 İ. Kesîr, Ahzab 37 (3/491).

* Nisâ Sûresi'nin yirmi üçüncüâyetinin hükmüne göre kişi, öz çocuğunun boşadığı kadınla evlenemez. Ancakevlâtlık öz evlâd gibi değildir.

4 İ. Mâce, K. Itk. B. 2 (Hn. 2516)

5 Allah'ın Resûlü'nün eşleri ileilgili bilgi almak için bak. Revaiul-Beyan 2/328. İslâm Peygamberi 2/17-27.Aynî  3/216.

6 Ahzab 50, Nisâ 3.

7 İ. Mâce, K. Nikâh B. 40 (Hn. 1953).

* Yalnızca bu âyet bile, Kur'ân-ıKerîm'in lafız ve mânâ olarak Allah'ın Kitabı olduğuna delâlet eden birbelgedir.

Bu âyette, Allah'ın Resûlü'nünmevcut eşleri üzerine yeni bir kadın alamayacağı bildirilirken, mevcut eşleriniboşayamayacağı da hükme bağlanmaktadır.

Bu hükmün ışığında O'nun eşleriolan annelerimize bakalım. Onların arasında Hz. Sevde gibi yaşlı olanlarıyanısıra, Hz. Âişe, Hafsa, Cüveyriye ve Safiye gibi pek genç olanları davardır.

Üstelik Hz. Cüveyriye ve Safiyegibi acılı hâtıraları olanları, İslâm dışı bir kültür sistemi içinde yetişmişbulunanları da vardı.

Şimdi burada son derece soğukkanlıbir şekilde düşünerek, adımlarımızı aklî bir mucîzeye doğru atalım.

Mezkur âyetin indirilişinden sonraO'nun eşleri olan annelerimizin imanlı ve namuslu bir hayat sürecekleri elbetteilk akla gelendir.

Fakat bunlardan biri putperestliğedönemez miydi? İçlerinden biri zinâ yapamaz mıydı?

Bu durumda Allah'ın Resûlü'nündurumu nice olurdu?

Yüce Allah putperest kadınlarınnikâhlanmasını yasaklamıştı. Putperest bir kadın nikâh altındabulundurulamazdı.(*)

Allah Zülcelâl zinâcıların pisolduklarını bildirmiş, ancak kendileri gibi pislere uygun olacaklarını daduyurmuştu. (**)

Evet, kadınlarını boşayamayacağınahükmolunduğuna göre bu gibi durumda Allah'ın Resûlü ne yapacaktı? Ortada birçıkmaz vardı.

Şimdi yeniden düşünelim. Hz.Muhammed gibi gerçekçi, cinsel hususlarda mümkünü muhtemel gören, ileriyebakabilen bir yüce insan kendi kendisini bağlayacak ve de çıkmaza sokabilecekolan bir hükmü ilân edebilir miydi?

Kaldı ki diğer bütün kadınlar gbieşlerinin zinâya düşebileceği ihtimali bizzat Kur'ân'da yer alıyordu.(***)

Peki ilân edemezdi de nasıl ilânetti?

O etmedi, ilân eden Allah'dı. O,sadece kendisine indirileni tebliğ ile yükümlüydü. Vazifesini yaptı. Hükmünükoyan Allah elbette korurdu. Nitekim korudu da.

Onlar değil Hz. Peygamber'inhayatında, O'nun âhiret âlemine irtihalinden sonra da imanlarını ve namuslarınıkorudular. Kadınlar için üstün ve erişilmez yücelikte fazîletler sergilediler.

(*) Bakara 221.

(**) Nûr 26.

(***) Ahzab 30.

* İ. Mâce, K. Tahâreti B. 16, Hn. 316.

 

 

 

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/57-allahin-resulunun-esleri-13-362h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim