56- Allah’ın Resûlü’nün Çok Evliliği

56- Allah’ın Resûlü’nün Çok Evliliği
56- Allah’ın Resûlü’nün Çok Evliliği

56- Allah’ın Resûlü’nün Çok Evliliği

Taaddüd-izevcât gibi kültürel bakımdan mü'minler tarafından bile kavranıp rûhlarasindirilemeyen temel İslâmî meselelerden biri de Allah'ın Resûlü Hz.Muhammed'in çok evliliği olmuştur.

Allah'ın Resûlüniçin çok evlenmiştir?

Busuâlin açık ve kesin bir tek cevabı vardır:

-Salâtve selâm üzerine olsun- O, cinsel vasıflı düstûrları dâhil; İslâm Dini'nitebliğ, tefsir ve tatbikle yükümlü, evrensel bir peygamber olduğu için çokevlenmiştir. Çok evliliğin sebebi evrensel peygamberliğidir. O, çokevlenmeseydi peygamberlik görevini (tebliğ, tefsir ve tatbik) tam olarak yapmışolamazdı. Her asırda milyonlarca insan tarafından her alanda örnek alınabilecekşekilde hayatı bilinemez, izinden gidilemezdi.

Evet,Allah'ın Resûlü'nün çok evliliğinin bir tek sebebi vardı. O da Kıyâmet Günü'nekadar devam edecek peygamberliğiydi. Başka hiçbir sebep yoktur.

İslâmbilginlerinin bir kısmının ileri sürdüğü ictimaî, iktisâdî ve siyâsî sebepleraslında sebep değildir. Onlar, gerçekleştirilmesi zarûrî olan taaddüd-izevcâtın yalnızca soyut cinsel amaçlar gözetilerek değil, ictimaî, iktisadî vesiyasî amaçlar gözetilerek gerçekleştirildiğinin belgeleridir. Yani sebepgörülen ve gösterilen vesîleler olmasaydı Allah'ın Resûlü yine de çok kadınlıaile hayatına geçmeye mecburdu. Çünkü bunu gerekli kılan, peygamberlikgöreviydi.

Bugerçeği iyice kavrayabilmek için üç şey gereklidir:

a-Her yaş, renk ve güçdeki insan cinselliği üzerinde gerçekçi olmak,

b-"Peygamber kimdir, görevi nedir? Hz. Muhammed'in peygamberler arasındakiözellikleri nelerdir? Tebliğ ettiği dinin muhtevası nasıldır?"

Bütünbu suallerin cevablarını bilmek,

c-Yirmi üç senelik peygamberlik dönemi içinde Kur'ânî emirler ve yasakların nasılbir geliş seyri takib ettiğini, yani teşrî tarihini izlemek.

İnsancinselliği üzerindeki İslâm gerçekçiliğine yer yer değindiğimiz için, buincelememizde (b) ve (c) bendlerindeki esaslar çerçevesinde konuya açıklıkgetirmeye çalışacağız.

  • Peygamber kimdir?

Peygamber;Allah'ın, yaratıp yeryüzünde kulluk denemesine tâbi tuttuğu insanlara, emirlerive yasakları tebliğ etmesi için insanlar içinden seçip vahiy indirerekgörevlendirdiği erkek insandır.

  • Peygamberin görevinedir?

Peygamberingörevi; Allah'ın kendisine vahiyle bildirdiği iman esaslarını, özel ibâdetkurallarını ve hayatı ilahî iradeye göre yönlendirecek emirleri ve yasaklarıtebliğ, tefsir ve tatbik etmektir. Böylece insanları Allah'a ibâdete çağırıp,onları insanların, beşerî düzenlerin ve şeytanların egemenliğine boyun eğmektensakındırmaktır.

Birhadise göre sayıları yüz yirmi dört bine ulaşan peygamberlerin, Hz. Muhammeddışındakilerinin ortak özelliği, belirli bir coğrafî bölgeye, muayyen bir veyabirkaç topluma gönderilmiş olmalarıdır.

  • Peygamberlerarasında Hz. Muhammed (sav)'in özellikleri nelerdir?

Allah'ınResûlü Hz. Muhammed, peygamberlerin sonuncusudur. Bu sebeple O, belli bir zamandilimi için, muayyen bir millete değil, bütün insanlığa gönderilmiştir.

YüceAllah, insanlık için seçip razı olduğu son kanunlarını O'nunla göndermiştir. Buson kanunları gibi O'nun peygamberliğini de Kıyamet Günü'ne kadar geçerlikılmıştır.

Şanıbüyük olan Allah, kanunlarının (emirleri ve yasaklarının) bir bölümünü teşkileden Kur'ân-ı Kerîm'i O'na yirmi üç yıllık bir zaman süreci içinde, sûre sûreve âyet âyet, fakat lafız ve mânâ olarak vahiy yoluyla indirmiştir.

İlâhîkanunların diğer bölümü Allah'ın Resûlü Muhammed'e yalnız mânâ olarakindirilmiştir, O'nun üslûbu ile insanlara duyurulmuştur.

Allah'ınResûlü Hz. Muhammed lafız ve mânâ (Kur'ân-ı Kerîm) ve de yalnız mânâ (Sünnet)olarak kendisine vahyedilen ilâhî kanunları tebliğ, tefsir (sözlü açıklama) vetatbikle mükellef kılınmıştır.

Hz.Muhammed'e indirilen ilâhî düstûrlar itikadî, ictimaî, iktisadî, hukûkî veahlâkî vasıfta olup, insan hayatını bütünüyle kuşatıcı ve yönlendiricidir.

Evetbu ilâhî düstûrlar; yemek yemekten tuvalete girip çıkmaya, evlenmektenboşanmaya, üretimden tüketime, ferdî haklardan toplumsal görevlere, ahlâkîkurallardan cezâî yasalara, harb nizamından barış düzenine, adâlettenmerhamete, namazdan zekâta v.s. kadar insanla ilgili her yönü içine alıcıdır.

Allah'ınResûlü bu ilâhî düstûrları, onları içeren Kur'ân ve Sünnet'le bildiriyordu.

Sünnet:

a-Sözlü sünnet,

b-Fiilî sünnet,

c-Takrîrî sünnet, olmak üzere üç kısımdı ve her bir kısmı da vahye dayanıyordu.

-Salâtve selâm üzerine olsun- Allah'ın Resûlü Kur'ânı insanlara aynen sunuyordu.Konuşmaları sözlü sünneti, işleri fiilî sünneti, gördüğü ve duyduğu olaylarkarşısındaki tavrı da takrirî sünneti oluşturuyordu.

Allah'ınResûlü ilâhî düsturları içeren Kur'ân ve Sünnet'i insanlara ulaştırmakgörevindeydi.

Bununiçin de tebliğ, tefsir ve tatbik gerekliydi.

a- Tebliğ

Allah'ınResûlü kendisine Kur'ân âyetleri ile indirilen ilâhî yasaları aynen, yalnızmânâ olarak indirilen ilâhî ölçüleri de kendi üslûbu ile bildirmekleyükümlüydü.

b- Tefsir

Tebliğedilen ilâhî düstûrların açıklanması da gerekiyordu. Çünkü Yüce Allah; Namaz,Zekât, Cihâd vs. gibi Kur'ânî emirleri mutlak olarak veriyordu.

Namazınnasıl kılınacağını, zekâtın hangi mallardan ve ne oranda verileceğini, cihâdakimlerin çıkacağını ve kimlere karşı çıkılacağını... hep Allah'ın Resûlüaçıklıyordu.

Kur'ânîyasaklar da böyleydi.

Birde ilâhî emirleri ve yasakları uygulamada tereddüde düşen sahâbiler, süreklisualler yöneltiyor, açıklama istiyorlardı.

c- Tatbik; Uygulama

Allah'ınResûlü tebliğ ve tefsir ediyor, bizzat da uyguluyordu. Ne var ki tebliğ vetefsirin bazan tatbikatla yapılması da zarûrî oluyordu. Yani Allah'ın Resûlüuyguluyor, böylece hem tebliğ hem de tefsir etmiş oluyordu. Uygulama çokönemliydi. İlâhî düstûrları hayata hâkim kılmak için Allah'ın Resûlü'nün bizzatuygulaması gerekiyordu. Yaşanmayan yaşatılamazdı. Kaldı ki Allah, Peygamberi'nede uygulama emri veriyordu.

Busebeble Allah'ın Resûlü, tebliğ ve tefsir yoluyla neyi emrediyor veyasaklıyorsa, önce bizzat kendisi de uyguluyordu.

-Salâtve selâm üzerine olsun- O, namaz kılınız buyuruyor, bizzat kendisi fazlasıylakılıyordu. Cihad ediniz emrini veriyor, kılıcını kuşanıp ön saflardaçarpışıyordu. Barışı öğütlüyor, sulh andlaşmaları imzalıyordu. Adâleteyöneltiyor, adâletin üstünde af ediyordu. Hakka çağırınız mesajını veriyor,gece gündüz öğretimini sürdürüyordu. Kibirden, lüks ve israftan sakındırıyor,tevâzuun ve sadeliğin erişilmez örneklerini veriyordu...

Sözünözü odur ki, neyi emrediyor ve yasaklıyorsa onu bizzat yaşıyordu. Çünkü yaşamakzorundaydı. Peygamberlik görevi bunu gerektiriyordu

Allah'ın ResûlüTebliğ, Tefsir ve Tatbikte Yardımcılara Muhtaçtı

Allah'ınResûlü, fert ve toplum hayatını her yönüyle kuşatan bu ilâhî yasaları; tebliğ,tefsir ve tatbikte pek tabîidir ki yardımcılara muhtaçdı.

İlkmü'minler muhâtaptılar. Yakın çevresini oluşturan sahâbiler yardımcı daoluyorlardı. Ancak bu yeterli değildi. Çünkü onların her birinin kendine özgüişleri vardı. Yatsıdan sonra da çekiliyorlardı.

Allah'ınResûlü'nün yalnız sözleri değil, bütün işleri, gördüğü ve duyduğu olaylarkarşısındaki tavırları da dinî ölçüleri oluşturduğundan, çok yakından vegece-gündüz sürekli olarak izlenmesi gerekiyordu. Kaldı ki ilâhî hükümlerin birkısmı yalnız kadınları ilgilendirdiğinden, kadınca bir alâka gerekliydi. Sonrakadınlar da sualler yöneltiyorlardı. Onların da Hz. Peygamberle irtibat kurmayaihtiyaçları vardı.

Evet,Allah'ın Resûlü'nün sürekli olarak izlenmesi, her sözünün, işinin ve tavrınınbelirlenmesi lâzımdı. Kadınlarla arasında irtibat kurulması gerekliydi.

Busebeble yardıma ihtiyacı vardı. Bir yardımcı yetmezdi. Yardımcılar lâzımdı.Üstelik yardımcıların farklı zekâda, değişik karakterde, muhtelif yaşda olmasızarûriydi. Çünkü her konuya ilgi duyulmalıydı. O'nun her sözüne kulakkabartılmalıydı, her tavrı belirlenmeliydi. Bunun için de yardımcıların gece gündüzO'nunla beraber olmaları şarttı.

  • Bu yardımcılarkimler olabilirdi?

Sözüedilen yardımcılar devamlı olacağından bu yardımcılar ancak ve ancak O'nuneşleri olacak kadınlar olabilirdi.

Hembu yardımcıların O'nun eşleri olmasını zarûrîleştiren pek mühim bir sebebvardı. O da tebliğ, tefsir ve tatbik olunacak İslâmî düstûrların bir bölümününcinsel vasıflı olmasıydı.

Hz. Muhammed'in Peygamberlik görevleri arasındacinselliğin yeri ve önemi

O'nun tebliğ ettiğiilâhî yasalar içinde cinsellikle ilgili olanları da pek çokdur. Çünkü cinselhayat insan hayatının önemli bir parçasıdır.

YüceAllah yarattığı insanı, cinselliği ile de kulluk denemesine tâbi tuttuğu içinpek çok yasa koymuştur.

Cinsellikleilgili olarak Hz. Peygamber'e inen ve O'nun tarafından tebliğ olunan cinselvasıflı emirler ve yasaklara bakıldığı zaman, bunların oldukça büyük bir yeküntuttuğu görülür.* 

Baştaevlenme ve boşanma yasaları olmak üzere cinsellikle ilgili pek çok yasa...

Çıplaklıktan-bakışmaya,flörtten-zinaya, homoseksüellikten-seviciliğe, ilâ'dan-zıhâr'a, âdet halitemasından azile (korunmaya) kadar pek çok ilâhî cinsel yasak...

Değişikta'zîr cezalarından sopalama, sürgün ve recm'e kadar uzanan cezâî müeyyideler...

Evlendirmeden-evlilikiçi ilişkilere, vücût temizliğinden-gusüle, cinsel kıskançlıktan-li'âna,örtünmeden-kadın erkek beraberliğine kadar pek çok ilâhî emirler ve öğütler...

Bütünbu ilâhî ölçülerin oluşturduğu cinsel nizama geçerlilik ve hayâtiyetkazandıracak baş kurum olarak örneklendirilmesi zarûret üstü zarûret olantaaddüd-i zevcât...

Allah'ınResûlü Hz. Muhammed, yukarıda misallendirilen, aslında bu kitabımızda özetinözeti şeklinde sunulan ilâhî cinsel düsturların tebliğcisi ve açıklayıcısıydı.1 

Göreviyalnız tebliğ ve tefsir de değildi. Uygulanması gerekenleri bizzat dauygulayacaktı.

Uygulamasıda çok yönlü olmak durumundaydı. Çünkü, bu ölçüleri Kıyamet'e kadar gelecekbütün insanlara cinsel hayat nizamı olması için tatbik edecekti. Daha açık birşekilde ifade edersek şöyle diyebiliriz:

O,onbeş yaşındaki henüz bülûğa ermiş bir gencin peygamberi olduğu gibi, pîr-ifâninin de peygamberiydi. O, sıcak iklim insanının da soğuk iklim insanının dapeygamberiydi. O, bir kadınla tatmin bulabilecek orta bir cinsel güce sâhipolan insanın da, ancak birden fazla kadınla tatmin olabilecek ileri derecedecinselliğe sâhip insanın da peygamberiydi. O, sade bir insanın peygamberiolduğu gibi, etrafında pek çok kadın bulunan kralların ve imparatorların dapeygamberiydi. Üstelik o yalnız erkeklerin değil kadınların da peygamberiydi.Evet, Allah'ın Resûlü, insanlığın her bir sınıfının anlayacağı şekilde İslâm'ıncinsel düstûrlarını tebliğ etmek ve örnek olacak şekilde uygulamakdurumundaydı.

Değişikgüçlere sâhip olanlarından farklı renklere ve muhtelif karaktere sâhipolanlarına kadar bütün insanlara örnek olacak uygulamanın elbette çok yönlü vezengin olması gerekiyordu.

Üstelikcinsel bilgiler kadınlara da aktarılacaktı. Onların sualleri decevablandırılacaktı.

Bütünbunlar, Medine İslâm Devleti kurulup geliştirilirken, yığınla siyasî ve askerîproblemlerle boğuşulurken yapılacaktı.

Bunlar,eşlerden oluşacak kadın yardımcılar olmaksızın nasıl yapılabilirdi? Evet,Allah'ın Resûlü fert ve toplum hayatını kuşatan çok yönlü ilahî düstûrlaryanısıra, cinsel vasıflı ilâhî ölçüleri de tebliğ, tefsir ve tatbikmevkiindeydi. Üstelik cinsel vasıflı ilâhî düstûrlar daha bir özellikarzediyordu. Zira bunların kadınlarla ilgili olanlarına mutlaka kadınlarınaracılık yapması gerekiyordu. Kaldı ki cinsel düstûrların tabîi bir mahremiyetide vardı.

Uygulamaise mutlaka yardımcıları, hem de eşlerden oluşacak yardımcıları gereklikılıyordu. Çünkü kadın yardımcılar eşlerden oluşmasa, taaddüd-i zevcâtörneklendirilemezdi. İleri bir cinsel gücün nasıl kullanılacağı, cinsel hayattanelere ihtimam gösterileceği duyurulamazdı. Değişik karakterde kadınların nasılidâre edileceği gösterilemezdi. Gençken yaşlı, yaşlı iken genç kadınla evlenmemisallendirilemezdi. Kadınların özel halleri ve bu hallerindeki helâl ve haramdurumlarına açıklık getirilemezdi.

Eşlerden oluşacakyardımcılar edinmek zorunluydu

Allah'ınResûlü cinsel vasıflı olan ve olmayan ilâhî düstûrların tebliği, tefsiri vetatbikinde eşlerinden oluşacak kadın yardımcılara muhtaçtı.

Buyardımcıları edinebilmek için ortam müsaitti. Hiçbir engel yoktu. Çünkü O,erkek güzeliydi. Üstün ahlâklıydı. Şanı giderek artıyordu. Otorite sâhibiydi.Son peygamberdi. Âhiretin de sultanıydı. Ona yakınlık, eşlik, şereflerin enbüyüğüydü. Malî sorun yoktu.

  • Cinsel güç veeşlerin seçimi

Enönemli mesele taaddüd-i zevcâta yetecek ve örnek bir hayatı sergiletecek cinsel güçtü. Bir de tebliğ edilen İslâmî değerleri örneklendirebilmekiçin eşleri isabetle seçmekti.

Allah'ınResûlü'nün cinsel gücü normaldi. Hayatında dikkatleri çekmiş cinsel bir özellikve bilinen cinsel bir arzu yoktu. Çünkü O, yirmi beş yaşlarında iken kırkyaşına bir dulla evlenmişti. Hayatının cinsel akışı ancak kifâf-ı nefsleaçıklanabilirdi.

Eşlerininseçiminin de çok iyi yapılması lâzımdı. Çünkü onlarla Kıyamet Günü'ne kadargelecek insanlığa örnekler verilecekti. Onlar öyle seçilmeliydi ki dinin hedefgösterdiği ahlâkî, ictimaî ve siyasî hedefler de örneklenmeliydi.

Bununiçin alınacak kadınların bir kısmının yardıma muhtaç çocuklu dul, bir kısmınınİslâm yolunda çile çekmiş himayesiz mazlûm olması lâzımdı. Bazılarının ileriyedönük hizmet yapabilecek genç yaşta ve zeki olması gerekliydi. Bazılarınınİslâmî yasaların kökleştirilmesine aracı olabilecek niteliği bulunmalıydı.

Bunlarınyaşları ve karakterlerinin de farklı olması, örnekleri çeşitlendirmek içingerekliydi. İçlerinde cinsel câzibesi olanlarla, kadınsı özellikleri zayıfolanları da yer almalıydı.

  • Allah, O'na özelolarak cinsel güç verdi

YüceAllah taaddüd-i zevcâtın da örneklendirilmesini gerektiren evrensel birpeygamberlik yüklediği Peygamberi'ne muhtaç olduğu cinsel gücü verdi.

Bugerçeği bizzat Allah'ın Resûlü'nün kendisi şöyle dile getiriyor:

"Ben,cömertlikte, yiğitlikte, cinsî güçte ve bedenî kuvvette, bu dört özellikleinsanlara üstün kılındım."2 

-Salâtve selâm üzerine olsun- Allah'ın Resûlü'ne verilen cinsel güç, yakınçevresindeki sahabilerinin ve hizmetinde bulunan Hz. Enes'in değerlendirmesinegöre, diğer insanlardan farklı ve ileri derece idi. Onların bu yargıları çokeşliliği ve eşlerinden hiç birisini ihmal etmeyeceği zannına dayanıyordu.3

Allah'ınResûlü, bütün insanlığa örnek kılındığı için imanda, ibâdette, ahlâkda,adâlette, feragatte, sabırda, cesarette ve pek çok yönde üstün kılındığı gibi(diğer bazı peygamberler gibi) değindiğimiz üzere cinsellikte de üstünkılınmıştır.

Üstüncinselliğe sâhip kılınmasaydı, peygamberliğinin zarurî kıldığı örnekniteliğindeki evliliklerini yapamaz, ileri derecede cinsel güce ve farklıimkânlara sâhip olan insanlara cinsel güçlerini helal yollarla ve meşrûamaçlarla nasıl kullanabileceklerini örneklendiremezdi. Örnekleri içerenönderliği insanların diğer bütün problemleri gibi cinsel problemlerini deçözümleyemeyecek bir peygamberin peygamberliği ise Hz. İsa gibi bölgeselkılınır, evrensel olamazdı. Çünkü cinsellik, insanlığın aydınlatılması veyönlendirilmesi gereken önemli bir yönüdür. Bu sebeble Allah'ın evrensel elçisiHz. Muhammed'in insanların yüksek cinsel güce sâhip kılınanlarından olduğunusöyleyebiliriz. Ancak çok iyi bilinmelidir ki O, yüksek cinsel güce sâhipkılındığı gibi, en üstün cinsel irâdeye de sâhip kılınmıştır. * 

Cinselirâdesinin en büyük delili, bütün hayatı boyunca yerilebilir hiçbir açıkvermeksizin, meşru bir hayat sürmesidir. Eşlerinin seçiminde cinselliği değil,tebliğ ettiği dinin esaslarını örneklendirmeyi amaçlamasıdır.

Cinselirâdesinin bir diğer delili de O'nun üstün bir irâdeye sâhip olduğununsahâbileri yanısıra bizzat eşleri tarafından dile getirilmiş olmasıdır.

  • Hz. Âişe(r.anha) anlatıyor.

Benâdet görürken, Allah'ın Resûlü bana bedenî temasda bulunurdu. Ben âdetli ikenbenimle bir örtü altına girerdi. Ne var ki O, sizin cinsel arzularına en ziyadehâkim olanınızdı.5

YüceAllah, Peygamberi'ne özel bir cinsel güç verdi. O da eşlerini isâbetle seçti.

Allah'ınResûlü, Zeyneb b. Cahş'ın dışındaki eşlerini bizzat seçti. Zeyneb'i ise Allahseçip, O'na nikâhladı.

BöyleceO, Kıyâmet Günü'ne kadar gelecek insanlara hangi amaçlara yönelik olarak eşseçilmesi gerektiğini de misallendirdi.

Allah'ın Resûlü,evrensel peygamberliği gerektirdiği için çok evlendi

Yukarıdaaçıklamaya çalıştığımız üzere Allah'ın Resûlü, evrensel peygamberliğiningerektirdiği ilâhî ve evrensel yasaların tebliği, tefsiri ve tatbiki için çokevlendi. Bunun ana delillerinden biri de İslâm'ın teşrî tarihidir.

-Salâtve selâm üzerine olsun- O, neden peygamberliğinin ilk onüç yılını teşkil edenMekke devrinde değil de, ömrünün son on yılını teşkil eden Medine döneminde çokevlendi?

Niçinkadınlarını birden almadı da, Hz. Âişe'yi hicretin birinci, Hz. Hafsa'yıüçüncü, Hz. Cüveyriye'yi beşinci, Hz. Safiye'yi yedinci yılında (v.s.) aldı?

a-Allah'ın Resûlü'nün Mekke döneminde kadın yardımcılara ihtiyacı yoktu. Çünkütebliğ, îman esaslarına dayanıyordu. Hayatı kuşatan yasalar henüzindirilmemişti.

b-Eşlerini birden almasına da gerek yoktu. Çünkü tebliğ, tefsir ve tatbik isteyencinsel ve cinsellik dışı ilâhî düstûrlar birden inmemişti. Yardımcılara ihtiyaçgiderek artıyordu. Arttıkça da Allah'ın Resûlü eşlerini arttırıyordu.

Buradayeri gelmişken açıklanması gereken bir husus vardır.

Allah'ınResûlü'nün taaddüd-i zevcâtı yalnız kendi dönemini değil, kendisinden sonrasınıda amaçlıyordu. Kadınlarının bir kısmının genç olmasının sırrı da buydu. Onlar,Allah'ın Resûlü'nün irtihalinden sonra da tebliğ yapacaklardı.

NitekimHz. Âişe hicrî 57, Ümme Seleme 61, Cüveyriye 57, Safiye 60 yılına kadaryaşamışlar ve Ümmet-i Muhammed'e başvurulur kaynak olmuşlardır.

Allah'ın Resûlü'nünçok evliliğini gerçekleştirdiği dönemin dinî, sosyal ve ekonomik şartları

Allah'ınResûlü'nün çok evliliği Hicret'in birinci yılında Hz. Sevde üzerine aldığı Hz.Âişe ile başladı. Hz. Hafsa'dan sonra her yıl artarak devam etti. EşlerindenHz. Cüveyriye ile beşinci, Hz. Safiye ile yedinci (vs.) yılda evlendi.

Çokevliliğinin kademeli olarak arttığı Medine dönemi şartlarını şöylece özetlemekmümkündür.

İslâmDevleti kurulmuş, gelişmekteydi. Kur'ân sûreleri ve âyetleri giderek artıyor,hayatı İslâmlaştıran hükümler çoğalıyordu.

Baştabâtıl inançları ve ahlâksızca yaşantıları olmak üzere çeşitli sebeblerleMekke'liler, Medine Yahûdileri ve pek çok Arab kabîlesi düşmanlık üzerindeydi.

ÖzellikleMekke'liler ardarda saldırmaktaydı. Onlarla üç yıl içinde Bedir, Uhut ve Hendeksavaşları verildi. Benî Mustalik kabîlesi, Benî Kureyza ve Benî NadirYahûdileri üzerlerine gidilmek zarûreti duyulan düşmanlardı.

Verilensavaşlar sonunda ekonomi önce sarsılmış, sonra düzelmişti. Toplum içinde deilgiye muhtaç pek çok şehit dulları ve yetimleri vardı.

Savaşlarsonunda esirler ve esîreler alınmıştı. Esirelerin bir kısmı çok soyluydu.Mücâhidlere adâletle tevzi edilmesi gerekiyordu.

Diğertaraftan Allah'ın Resûlü dini tebliğ etmek için Bizans, İran ve Mısır gibiülkelerin başkanlarına ve büyük kabîle reislerine elçiler gönderiyordu.Onlardan gelen elçiler ve hediyelere muhâtap oluyordu.

Allah'ınResûlü bu şartlar içerisinde peygamberlik görevinin gereği olan taaddüd-izevcâta başlarken; sıhhatli, cinsel gücü mükemmel, dilediğini yapmaya, istediğikadını almaya muktedir, dinî ve siyasî otorite sâhibi yüce bir şahsiyet olarakne yaptı? Şimdi kısaca bunları görelim.

-Salâtve selâm üzerine olsun- Allah'ın Resûlü'nün zifafa girdiği eşlerinin ilki olanHz. Hatîce Peygamberliğinin onuncu yılında vefat etti. İkinci eşi ise yaşlı birkadın olan Hz. Sevde idi.

Allah'ınResûlü'nün çok evliliği Hz. Sevde'nin üzerine aldığı Hz. Âişe ile başladı.Busebeble biz incelememizi Hz. Âişe (r.anha)'den başlatacağız.

* Ünlü fizyolog Kenneth Walker "Ne yazık ki insanlığın büyükruhsal önderleri İsa ve Buddha, cinsiyetten pek söz etmemişlerdir.Söylediklerinin açıklanması da pek güçdür" diyerek üzüntülerini dile getirmektedir. Oysainsanlık adına üzülmeye gerek yoktur. Çünkü Allah'ın Son ve Evrensel PeygamberiHz. Muhammed, cinsiyetle ilgili söylenilmesi gerekli olan her şeyi açıkçasöylemiş, böylece insanlığın yolunu aydınlatmıştır.

Alıntı için de bak. Kenneth Walker,FizyolojiAçısından Cinsiyet Varlık Yayınları 1973 sh. 91.

1 Allah'ın Resûlü'nün evrenselpeygamberliği cinsellik dahil her şeyi açıklayıcı vasıftadır. Bak. İ'lâmül-Müvekiin İ. Kayyım El-Cevziyye 4/375.

2 Feyzül Kadîr 4/439, M. Zevâid8/269.

Allah'ın Resûlü son derece mütevâziidi. Kendi özelliklerini açıklamak âdeti değildi. Ancak bazan gerçekleri dilegetirmek, dille ve de bakışlarla yönetilen sualleri cevaplandırmak için mübarekhusûsiyetlerini açıklardı. Çok defa da "Ben şöye söyleyim, fakat övünmek yok"buyurur, bütün nimetlerin Allah'ın ikramı olduğuna dikkatleri çekerdi.

Yukarıda mânâsı sunulan ve bazıhadiscilerce senedi yönünden eleştirilen hadis de değindiğimiz amaçlarayöneliktir.

Rabbim cümlemizi O'nun yüce ahâkıile ahlâklandırsın, âmin.

Bu ve benzeri hadislerden delilgetiren İslâm Hukukçuları ihtiyaç duyulduğu ve fayda ümit olunduğu zamancinsellikle ilgili konuları konuşmakta bir sakınca olmadığı ictihadındabulunmuşlardır.

Bak. Müslim Ter. ve Şerhi 7/328.

K. İyaz, K., Şifâ 1/198, El-Hasâısul-Kübra B.Âyeti Fî Cimâihi 1/174.

3 S. Buhârî, K. Ğûsli B. 12 (1/71), Tecrid 1/175-6. Buhadisin şerhi için ayrıca bak. Aynî 3/217.

Büyük hadis bilgini Mûnâvî, azyiyip içip az uyuyan ve son derece mazbut bir hayat süren Allah'ın Resûlü'nüncinsel gücünün O'nun mu'cizelerinden biri olduğunu açıklıyor. (Bak.Feyzul-Kadîr 6/303, 1/99.)

-Allah şanını artırsın- Ona verilencinsel güçle ile ilgili değinilen Buhârî hadisi vesilesiyle Ahmet Naîm merhumda şu açıklamayı yapıyor:

"Nebiyyi Zîşânımız (sav) EfendimizHazretleri, bedenî gelişmişlikte herkese üstün ve erkeklikte insanların en kuvvetlisioldukları halde yine nefsi arzularına herkesten daha hâkim idiler.

Câlibi dikkatdir ki hayatlarının25. yılına kadar geçen gençliğinin ilk yıllarında kadınlarla cinsel ilişkidebulunmamış oldukları gibi, dem-i tezevvüçlerinde elli bu kadarıncı yaşlarınakadar olan zamanlarını yani bütün bütün gençlik ve olgunluk yıllarını bir kadınile geçirmişlerdir.

Ümmehat-i mü'mininin (mü'minlerinanneleri olan eşlerinin) çokluğu ömrü şeriflerinin son senelerinde vâkiolmuştur. Yine gariptir ki bu müddet zarfında eklü şurb (yemek ve içmek)husûsunda kanâat-i tammeyi ihtiyar ile kâh haftada iki, kâh ayda üç gün oruçtutarlar, kâh da savm-i visâli yani bozmaksızın günlerce oruç tutmayı iltizambuyururlardı. Savm-i visâli bir aydan ziyâde idâme buyurdukları bile vâkidir.Oruç tutmadıkları günlerde de yiyecek buldukları takdirde karınlarınıdoyurmazlar, bulamadıkları zamanlarda ise sabır buyururlardı. Yoksulluktanmütemadiyen aç kalıp alâm-ı cû'ı (açlık elemlerini) duymamak için bağırlarınataş bağladıkları vardır.

İşte her iki cihetten kemal ki-Yahya ve İsâ aleyhisselâmdan başka- bütün enbiyayı izâm "aleyhimsalevâtül-melikil-Allâm" hazerâtının (büyük peygamberlerin) Şânı celîli bu idi.

Bak. S. B. M. Tecrîdi Sarih Ter.Birinci Baskı 1/176.

Kadı İyaz, K. Şifâ, 1/195.

* Konuyu fıtrat adına olduğu kadarnebiler adına da en mükemmel örneğine kavuşturan Son Peygamber, büyük çoğunluğuİslâm'ı yayma gayesiyle de olsa, birkaç kez evlenmişti. Ve O: "Bana dünyanızdanüç şey sevdirildi: Kadın, güzel koku ve namaz" buyurmuştur.(*)

Yaratıcı Kudret, cinsî ilişkininkâinat bünyesindeki erdirici ve yaratıcı rolünü bir fıtrat kanunu olarak tesbitetmiş olduğu içindir ki, büyük zekâ ve dehaların hepsinde cinsî kudret debüyüktür. Hatta, tabip-düşünür Alexis Carrel'in ilim adına yaptığı tesbitianarsak, "cinsî kudretle zekâ ve deha arasında doğru orantı vardır" demekdurumundayız. (**) Nitekim, bu fıtrat kanunu, Son Peygamber tarafından da dilegetirilmiştir. O, bir hadisinde kendisine kırk erkeğin cinsî kudretine denk birkudret verildiğini söylüyor.(***) Hz. Peygamber'in burada vermek istedğimesaj, cinsî kudretle zekâ ve dehâ arasında doğru orantının bulunduğu ve buyüzden en büyük insanlar olan nebilerde bu kudretin dikkat çekecek kadar yüksekolduğu merkezindedir.

Bak. Y. N. Öztürk Din ve Fıtrat sh.221.

(*) İbn Hanbel, 3/128.

(**) Carrel, l'Homme, 166-169.

(***) Bak. İs. 1/374. Hadisinyorumu için bak. KDSP 59 vd.

5 Müsned 6/113.

 

 

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/56-allahin-resulunun-cok-evliligi-13-363h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim