55- Tedavi

55- Tedavi
55- Tedavi

55- Tedavi

Allah'ınKitabı'ndan: "Hastalandığımzaman Allah bana şifa veriyor."

ŞuaraSuresi âyet 8

Hastalanmaksızın ölmek daha mı hayırlıdır?

Yahyab. Said (R.) anlatıyor:

"Allah'ınResûlü'nün yaşadığı dönemde ölen bir mü'min için diğer bir mü'min şöyledeyiverdi:

-Ne mutlu ona, bir hastalığa müptelâ olmadan öldü gitti.

Allah'ınResûlü bu sözlerin sahibi mü'mine şöyle buyurdu:

-Allah iyiliğini versin. Hastalanmaksızın ölmenin daha hayırlı olduğunu sana neöğretiyor, kim belletiyor?

Umulurki Allah kulunu bir hastalığa uğratır da o hastalığı sebebiyle onun günahlarınıörtüp gideriverir."1

Taûn bir ilahi azabtı

EşHz. Aişe'den... O,

"Allah'ınResûlü'ne (S.) Taun'u sorduğunu ve O'nun da bu suali şu açıklamayı yaparakcevaplandırdığını anlatıyor:

-(Ya Aişe!) Taun Allah'ın insanlardandileğine bulaştırdığı bir çeşit azabtı. Fakat Allah onu mü'minler için birrahmet kıldı. (Şöyleki:) Taunayakalanan kişi bu hastalığın ancak Allah'ın takdiri ile kendisine bulaştığınıbilir, mükâfatını Allah'tan alacağına inanarak (hastalığının ızdırablarına) sabreder ve (salgını yaymamak için) bulunduğu bölgede kalırsa, bukişiye mutlaka şehide verilenin benzeri sevab verilir.2

Salgın hastalıklar mü'minlere rahmet aracı oldu

Taûn,veba hastalığının özel, salgın hastalıkların da genel adıdır.

Hadîsdenanladığımıza göre Taûn İslâm'dan önceki tarihî topluluklara günâhları sebebiyleverilen ilâhî bir azabdı. Bu azab onların günahlarına da keffâret olmazdı.

Günahlarımızakeffâret olacağı ve uyulması gereken belirli şartlar altında büyük sevablaraerdireceği cihetle salgın hastalıklar biz mü'minlere rahmet kılındı.

Buradabilinmesi gereken bir husus da, salgın hastalıkların günah vasfını taşıyacakhatalardan kaynaklanabileceği gibi, kulluk denemesi gereği doğrudan doğruya dagelebileceğidir.

Haram kılınan maddelerde şifa yaratılmamıştır

SahâbîTarık b. Suveyd Allah'ın Resûlü'ne (S.) sarhoşluk verici içki(üretimin) densordu.

Hz.Peygamber içki yapımını ona yasakladı. Bu defa Süveyd şöyle deyiverdi:

-(İyi ama YaResûlellah!) Benonu ilâç(olarak kullanılması) için yapıyorum. (Buna ne buyurursunuz?)

-(Ya Süveyd!) O ilâç değil, ancak birhastalıktır.3

Haramdan fayda beklemek îmana zıddır

Mü'min,-ilmî olarak kavrayamasa ve izahını yapmasa da- Kur'ân ve Sünnet'le içilmesi,yenilmesi ve kullanılması haram kılınan maddelerde Allah'ın şifa yaratmadığınabütün kalbiyle inanacaktır.

İçilmesiharam kılınan alkollü içkilerle, yenilmesi haram kılınan ölü hayvanın eti, kanve domuz eti gibi maddelerin zararlı ve hastalık sebebi oldukları ise inançlıinançsız bütün ilim adamları ve olgun akıl sahibleri tarafından kâbulolunmuştur.

Bazıalkollü içkilerde ve diğer bazı haramlarda geçici ve kısmi faydalar olabilir.Bakara Sûresinin 219. âyetinde işaret buyurulan bu durum, onların kullanımınımeşrulaştırmaz. Hiç şüphesiz haram kılınan maddelerde fayda pek az, zarar isepek çoktur. İtibar ise çoğunluğadır.

Bizatihi sirayet yokdur

İbn-üMesud (R.) rivayet ediyor:

"Allah'ınResûlü (S.) aramızda (bulunuyorken) ayağa kalktı ve şöyle buyurdu:

-Allah'ın takdiri olmaksızın doğrudan doğruya bir şey diğerine sirayet etmez.

(Hz.Peygamber'in bu açıklaması üzerine) bir bedevî şöyle deyiverdi:

-İyi ama Ya Resûlellah! Uyuzlu devenin yarasındaki (mikroplar) kuyruğu ile bulaşıyor da bütündeveler uyuzlanıyor. (Bu sirayet değil midir?)

Allah'ınResûlü (gerçeğiaçıklayan ve aklı da tatmin eden) şu cevabı verdi:

-Peki (salgınlardoğrudan doğruya sirayetle ise) ilk uyuzlu deveyi kim uyuzlattı?

İyicebilesiniz ki Adva (sirayet) yoktur. Safer yoktur.

Allahher bir canlı varlığı yarattı(ğı gibi) onun hayatını, rızkını ve uğrayacağı musîbetleri de (kader programına aldı.)4

Mikroplar da ilâhi iradeye bağlıdır

"Sakın ha hastalıklı hayvansıhhatlinin yanına uğramasın." buyuran, cüzzamlı ile temasda bulunmayan ve "cüzzamlıdan arslandan kaçargibi kaç"* emrini veren Peygamber'imizin "sirayet yokdur" buyurması ancak îman mantığıylakavranabilecek bir gerçeği açıklamak içindir:

Hastalıkyapıcı mikroplar yaratıktır. Yaratılışları icabı, ilişene bulaşırlarsa da,yakalayacakları canlıları seçme şuuru ve hürriyetine sahib değillerdir.Emrolunduklarına yönelirler.

Busebeble bir salgın sırasında aynı bölge ve hatta aynı aile içindeki bazıinsanların salgına yakalanıp, diğerlerinin yakalanmaması bir tesadüf değildir.Allah'ın takdirine göre, bir gelişmedir. Ne var ki böylesine bir ilâhi takdirebizim ihmalimiz sebeb olabileceği için biz salgından korunmakla görevliyiz.

Aklıtatmin etmek için burada sorulacak sual şudur:

Eğersirayet Allah'ın düzenlemesi olmaksızın başlı başına yaratıcı bir güç ise,mikropları kim yarattı ve ilk hastalanan canlıya kim sirayet ettirdi?

Hadîsimizdegeçen "Saferyoktur." buyruğununanlamına gelince...

İslâmDini'nin tebliğ edildiği câhiliyyet döneminde Safer ayının uğursuz olduğunainanılır, bu ayda yapılacak evliliklerin devam edemeyeceği görüşü kabulolunurdu.

Peygamber'imiz"Saferyoktur" buyurmaklabu inancın bâtıllığını ilân etmiş, mü'minlerin kafaları ve kalplerini bu gibihurafelerden temizlemeleri gereğini duyurmuştur.

Halkımız arasında yer tutmaya başlayan, "İki bayram arasında nikâh kıyılmaz" şeklindeki inanç da atılmasıgereken bir hurafedir.

Bir doktor çağırınız

Hilalb. Yesaf (R.) rivayet ediyor:

"HazretiPeygamber ziyaret etmek için bir hastanın yanına girdi. (Tedaviye muhtaç olduğunu görüncede:)

-Bir doktor çağırınız, buyurdu.

(Allah'ınResûlü'nden bu uyarıyı beklemeyen hastanın aile fertlerinden) biri şöyle deyiverdi:

-Ya Resûlellah! Siz de mi doktor çağırmamızı öğütlüyorsunuz?

-Evet, (ben deöğütlüyorum. Zira) Hz. Allah (ölüm ve ihtiyarlık dışında) halk ettiği her bir hastalık için bir şifayaratmıştır.(Ancak şifa sebebi olacak maddeyi ve tedâvi usulünü bilen bilir, bilmeyen debilmez.)"5

Her dert için bir deva yaratılmıştır

Peygamber'imiz"EyAllah'ın kulları tedavi olunuz." buyurmuş, "Allah her bir hastalık için şifa verecek birmadde yaratmıştır." gerçeğini duyurmuştur. "(Tedavi usûlünü ve) şifa verecek maddeyi bilen bilir,bilmeyen bilmez." şeklindeki açıklamaları ile de tedâviyi bilenlere yaptırmaklüzumuna irşad etmiştir.

Hadîsimizdegörüldüğü üzere hastanın bir bilen aracılığı ile tedâvi olunması cihetinegidilmediği için, Peygamber'imiz "doktor çağırınız" emrini vermiştir.

Tedavi olmazsak günaha girer miyiz?

ŞerîkOğlu Üsame (R.) anlatıyor:

"Çöldegöçebe yaşayan mü'minlerden bir topluluğun Allah'ın Resûlü'ne şöylece suallersorduklarına şâhid oldum:

-Ya Resûlellah!Şu işi yapmamızda bize günah var mıdır? O işi yaptığımızda günaha girer miyiz?

Allah'ınResûlü (onlara) şöyle buyurdu:

-Ey Allah'ın kulları! (Sorduğunuz işleri yapmanızdan dolayı) Allah günah sorumluluğunukaldırdı. Ancak (gıybetederek, söverek, ızdırab ve zarar vererek) mü'min kardeşinin manevî şahsiyetine tecavüz edeningünah sorumluluğunu; işte bu şekilde günaha giren kişinin sorumluluğunukaldırmadı.

Onlaryine sordular:

-Ya Resûlellah ! Hastalıklarımızı tedavi ettirmediğimiz için günaha girer miyiz?

Allah'ınResûlü (busuali şöyle öğüt vererek) cevaplandırdı:

-Ey Allah'ın kulları ! Tedavi olunuz. Zira bütün eksikliklerden beri veyüceliklerle vasıflı olan Allah (c.c.) ihtiyarlığın dışında yarattığı her birhastalık için beraberinde bir de şifa yaratmıştır.

Bukişiler yine sordular:

-İnsana verilen nimetlerin en hayırlısı hangisidir? (Ya Resûlellah !)

-Güzel ahlâkdır. (Vermeyenevermek, gelmeyene gitmek, intikama güç yetirebilir iken zulmedeni affetmekvs'dir.)"6

Görevler sıhhatli iken yapılabilir

Kişi,Allah'a ve insanlara karşı mükellef kılındığı görevlerini ancak sıhhatli ikenyapabilir. Bu sebeble tedavi olmalıdır. Kaldı ki Hz. Peygamber'in emirlerineaykırı gitmek günahtır. Çünkü günah Allah'ın ve Peygamber'inin emirleri veyasaklarını çiğnemektir.

Tedbir kaderi değiştirir mi?

EbuHuzame (R.) babasının şöyle rivayet ettiğini anlatıyor:

"Hz.Peygamber'e şöylece deyiverdim de sordum !

-Ya Resûlellah ! Duâlarla şifa talebinde bulunmamız, ilâçla tedavi olmamız vebir de koruyucu tedbirlerle korunmamız Allah'ın (bizim hakkımızdaki) kaderini engeller mi? Nebuyurursunuz?

Allah'ınResûlü şu cevabı verdi.

-Bunlar da Allah'ın kaderindendir."7

Sebeb-netice ilişkisi ilâhî bir kanundur

Allahevrende, yerküremizde, canlı ve cansız bütün varlıklar üzerinde hakim kanûnolarak sebeb-netice kanûnu yaratmıştır. Her netice mutlaka bir sebebe dayanır.Bu bir ilâhi kaderdir.

Bizbu kanuna göre hayatımızı düzenleriz. Ne var ki biz yer küremizde cereyan edenbütün olaylardaki sebeb-netice ilişkilerini bilmiyoruz.

Okuma-okunma müsbet bir tedâvî usûlüdür

Bazende bilmediğimizi kabul edemediğimiz için gerçekçi olamıyoruz. Bu sebebden ötürüolsa gerek tıp yoluyla tedaviyi müsbet bir yöntem olarak kabul ediyoruz da,okunma yoluyla tedaviyi sebebi olmayan bir netice talebi olarakdeğerlendiriyoruz.

Oysakiokunma müsbet bir tedavi yoludur. İzahı da mümkündür.

Bilim,insanın, çevresine kuvvetli elektrik akımları yaydığını, özellikle konuşmasırasında elektro manyetik dalgalar neşrettiğini ispatlamıştır.

Okumadaokuyan okunanı, Allah bilir elektro manyetik dalgalara maruz bırakmakta;ışınlamaktadır.

Buradamukaddes metinlerin, Kur'ân âyetlerinin, hadîslerde açıklanan duâların ve ilâhiisimlerin rolü, okunan kişiyi belirli ve yararlı formüller çerçevesi içindeelektro manyetik dalgalara muhatab kılmakdır.

Yapılanbu izah eksik olabilir. Ancak doğrusunu Allah bilir, temelde doğrudur. ZiraPeygamber'imizin ilâçlarla, dağlama ve hava değişimi gibi yollarla tedâviyiteşvik buyururken, özellikle sihre ve göz değmesine karşı okunmayı tavsiyebuyurması da yapılan izahı doğrulayıcı vasıftadır.

Göz değmesi

Gözdeğmesi Peygamber'imizin açıklamalarına göre Hak'dır; gerçektir. Nedir gözdeğmesi? İnsan bakışları ile muhatabını nasıl etkiler?

Bazıinsanların beyin hücrelerinin ürettiği güçlü elektro manyetik dalgaların bakışlarlayönlendirilmesi, göz değmesi olayının en mantıklı açıklamasıdır.

Nas,Felek ve Fatiha gibi sûrelerin okunmasının tavsiye olunması ise, Allah bilir busûrelerin oluşturduğu formüllere göre neşredilecek elektro manyetik dalgalararacılığı ile gözcüden yayılan dalgaları gidermektir.

Sözlühakarete maruz kaldığı için öfkeden çıldırma sınırını zorlayan adamın maddî biretkiye maruz kalmadığını iddia etmek ne ise, müsbet neticeleri ortada ikenokunmaya müsbet bir metod olarak yaklaşmamak da o olsa gerektir.

Neticeolarak deriz ki; şifayı yaratan Allah'dır. O, ilâç aracılığı ile de duâ veokuma aracılığı ile de şifa verebilir.

Yeterki samimi bir kalple O'ndan dileyebilelim.

Hadîsimizinkaderle ilgili bölümü için kitabımızın birinci bölümündeki kaderle alâkalıhadîsi ve açıklamasını okuyunuz.

Üç defa "Bismillah" de sonra da şu duâyı okuyaraktedavi ol

Osmanb. Ebil-Âs (R.) müslüman olduğu dönemden beri vücudunda hissetmekte olduğuağrıdan Allah'ın Resûlü'ne (S.) şikâyet etti:

"Allah'ınResûlü ona şöyle buyurdu:

-Elini vücudunun ağrıyan yerine koy. Üç defa "Bismillah" de.

Sonrada yedi defa şu şekilde duâ et:

"Hissetmekdeolduğum ve sakınmaya çalıştığım ağrının şerrinden Allah'a ve O'nun kudretinesığınıyorum."8

Allah duâlarımızı kabule mecbur olmadığı için tıbbîtedâvî zarûridir

Vücutorganlarını akıllara durgunluk veren bir düzen ve ahenk içinde yaşatan vesıhhat kazandırıcı şifalı maddeleri halkeden Allah'dır. Yaratıcı o olduğu için,gerçekte şifa verici de odur. O aracı maddelerle verdiği şifayı doğrudandoğruya aracısız olarak da verebilir.

Busebeble duâları kabul buyuracağını va'deden Mevlâmızdan şifa istemek pek tabiîki ciddî bir tedavi usûlüdür.

Nevar ki, Allah duâlarımızı bizim istediğimiz şekilde ve zamanda kabûl etmeyemecbur değildir. Bundan ötürü hem duâ etmeli ve hem de şifa aracı olarakyaratılan maddelerle tedâvi yönüne gitmeliyiz.

Duâyoluyla şifa beklemenin çok mühim bir yönü de, ümitlerin söndüğü yerde, sonsuzaaçılan aydınlıkları getirmesidir. Tıbbın tedâvi edemediği hasta, ümitsizlikiçinde ölümünü mü beklemeli, yoksa taptaze ümitlerle Mevlâsına mı yönelmelidir?

Saralının duâ talebi

EbuHüreyre (D.) anlatıyor:

"Duâricasında bulunmak üzere saralı bir kadın Hz. Peygamber'e (S.) geldi ve (durumunu şöylece) arz etti:

-(YaResûlellah! Saralıyım, saram tutunca kendimden geçiyor) yere düşüyorum, vücudumaçılıyor. (Erkeklerde bu halimi görüyor.) Hastalığıma şifa ihsan buyurması için Allah'a duâediniz.(Sağlam bir îmanı ve köklü bir ümidi yansıtan bu rica karşısında) Allah'ın Resûlü (S.) şöylebuyurdu:

-Sana şifa vermesi için dilersen Allah'a duâ edeyim. Dilersen sabredersin. (Sabredersen) sana Cennet vardır.

-(YaResûlellah!) Cennet'egirebilmem için sabrederim.

Ohalde (sizsaram tuttuğunda) açılıpsaçılmamam için Allah'a duâ ediniz.

Hz.Peygamber bu kadına duâ etti ve bir daha üstü başı açılmadı."9

Tıbdan belki, ama Allah'tan ümit kesileme

Allah'ınResûlü'nün saralı kadına buyurdukları bize pek anlamlı gelmektedir. O'nunduâsıyla o iyileşebilirdi. Fakat duâ buyursaydı iyileşmeyecek hastalara birsaadet sırrı açıklanmamış olurdu.

Evet,her hastalığın bir şifası vardır. Ama o ilâç henüz keşfedilmemiş veya başvurulan doktorlar tarafından zamanında teşhis konularak verilmemiş olabilir.

Tıbdanümidini kesenin Allah'a bağlanması ve kendisini eriten hastalığının günahlarınıda eriterek ebedî saâdetler yurdu Cennet'e erdireceğine inanması ne mutluedici, ne büyük bir inançdır.

 

1 M. Mesâbih Hn. 1570, Muvatta Ayn 8.

2 Müsned 6/64, Buhârî Enbiya 54.

3Müslim Eşribe 6, Tirmiz T. 66

4 Müslim Eşribe 6, Tirmizî T.b 8.

* S. B. M. Tecrid-i Sarih Ter. veSerhi 12/91, 103, Buhâri Tıb 19, 53, Müsned 2/434 ,443

5 İ. Kayyım El-Cevzi Zadûl- Meâd Faslün-Fiİhtiyari-tabîbil- Ehzeki

6 İ.Mace Tıb 1, Ebû Davûd Tıb 1, Müsned 4/278

7 Tirmizî Tıb 21, İ. Mâce Tıb 1, Müsned 3/421.

8 Müslim Selâm 67, Tıb B. İstihbab-ı Vaz'-ıYedihi...

9 Buharî Maraz 6, Müslim Birr 54, Müsned 4/347.

 

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/55-tedavi-15-441h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim