55- Taaddüd-i Zevcât

55- Taaddüd-i Zevcât
55- Taaddüd-i Zevcât

55- Taaddüd-i Zevcât

Taaddüd-i Zevcât İslâmîdir

"Yetimlerinmallarını verin, size ait olan kötü malları onlara ait olan iyi mallarladeğiştirmeyin ve mallarınızı mallarına katarak yemeyin, çünkü bu, çok büyük birgünahtır.

Eğer yetim kızlarhakkında adil davranamamaktan korkacak olursanız, beğenebileceğiniz kadınlarlaikiye, üçe ve dörde kadar evlenin. Eğer onların arasında adaletlidavranmamaktan korkacak olursanız, biriyle ya da yasal olarak sahibolduklarınızla yetinin. Çünkü bu, haksızlık etmemeniz için en uygun olandır."

Taaddüd-iZevcât'ın meşrûiyeti yukarıda anlamları sunulan Kur'anın Nisa Sûresinin 2-3.âyetleriyle sabittir. Bu kurumu gereksiz ve gayr-ı medenî görmek, Allah'a aczisnad etmekdir ki, bu isnad Müslümanı kâfirlerden kılar.

Pratiktehiç işletilmese bile, her Müslümanın bu kurumu yüce bilmesi zarûrîdir.

Savunmayıiçerir bir üslûbla yaptığımız incelememizin asıl amacı, bu mukaddes kurumunyüce bilinmesini sağlamak ve böylece imanların korunmasına yardımcı olmaktır. Yoksaİslâm Dini'nin öğütlemeksizin özel şartları içinde yalnızca ruhsat verdiğinibilfiil uygulamaya teşvik değildir.

Taaddüd-i Zevcât*

Sınırlı Çok KadınlaEvlilik

Taaddüd-i ZevcâtınÖnemi

Taaddüd-iZevcât; (birdenfazla ve dörde kadar kadınla evlenebilme) insan cinselliği üzerinde gerçekçiolan İslâm Dini'nin insanlığa sunduğu âbidevi bir müessesedir.

Bumuhteşem sosyal kurum ilk nazarda zannedildiği gibi yalnızca erkek cinselliğinehizmet sunan bir kurum değildir. Bu kurum daha çok kadın cinselliğini koruyan,en olumsuz şartlarda bile kadın cinselliğinden gayr-ı hukûkî bir şekilde veahlâk dışı bir biçimde yararlanılmasını engelleyen bir kurumdur.

Taaddüd-izevcât; cinselihtiyaçları karşılayacak, böylece başta zina olmak üzere cinsel suçlardan koruyacakbaş kurumdur.

Taaddüd-izevcât;değişik ferdî, ailevî ve ictimaî sebebler dolayısıyla yıkılmaya yüz tutabilecekaile binalarını payandalayacak temel kurumdur.

Taaddüd-izevcât; herzaman ve mekânda özellikle ilgiye ve aile yuvasına muhtaç kadınlara ümit menbaıve güvence ocağı olacak kurumdur.

Taaddüd-izevcât; cinselsömürüye, kadınların fâhişeleştirilmesine ve yaygın dulluğa karşı çıkacak,cinsel ahlâk ve istikrara tâlip olacak her bir toplumun işletme ihtiyacınıduyacağı kurumdur.

Taaddüd-izevcât; zinadançıplaklığa, homoseksüellikten cinsel mûsîkiye kadar genişçe bir cinsel haramlardizisini içeren, cinsel haramlara da ölümden sürgüne ve hapse kadar değişikcezalar düzenleyen İslâm'ın cinsel nizamına amelî hayatta geçerlilikkazandıracak yardımcı bir müessesedir.

Taaddüd-i zevcâtkurumunu tanıyabilmek için gerekli şartlar

Böylesineönemli ve görkemli olmasına rağmen, ne acıdır ki taaddüd-i zevcât Müslümanlarınbile şuurlu bir şekilde kavrayıp, içine sindiremedikleri bir kurum olmuştur.

Hiçşüphesiz bunun yegâne sebebi, taaddüd-i zevcât aleyhine oluşturulan kültürbirikimi değildir. Ana sebep; mü'minlerin yeterli bilgiden yoksunluğudur. Çünkübu mukaddes kurumu yeterince tanıyabilmek için İslâm'ın cinsel nizamını birbütün halinde bilmeye, insanın cinselliğini öğrenmeye ve tarihî dönemlerdendevrimize kadar devam edegelen cinsel hayatı izlemeye ihtiyaç vardır.

Busebeble, İslâm'ın cinsel nizamı ile ilgili olarak kitabımızda sunulan bilgilerışığında insanın cinselliği ve cinsel hayatı üzerine eğilerek, taaddüd-izevcâtı inceleyeceğiz.

İnsan,Allah'ın (c.c.) erkek ve kadın olarak cinsel organlar ve cinsel duygularlayarattığı bir varlıktır. Bu sebeble her erkek ve kadında tatmin bulmak isteyencinsel arzular vardır.

İlkinsan toplumundan zamanımıza kadar insanlar bu arzularını gerçekleştirmekihtiyacını duymuştur, meşrû veya gayr-i meşrû olarak cinsel eylemlerekoyulmuşlardır. Öylesine koyulmuşlardır ki denenebilecek her şekli denemişler,girilebilecek her yola girmişlerdir.

Homoseksüellikve sevicilik dâhil her türlü cinsel eylemi belgeleyen arkeolojik eserler,yazılı metinler ve Kur'ân-ı Kerîm, insanlığın yaşadığı bu çok yönlü cinselhayata, daha doğru bir ifadeyle cinsel azgınlık ve sapıklığa açıklıkgetirmektedir.

Sözüedilen arkeolojik eserler, ülkemiz dâhil hemen hemen her ülkenin kapalı ve açıkmüzelerinde teşhir edilmektedir. Mitolojiler cinsel serüvenlerle doludur.Şirkin en korkunç türlerini örneklendiren Eski Yunanlıların çok tanrıcılıkşeklindeki sapık inançlarında fâhişe tanrıçalar bile yer almaktadır.

Kur'ân-ıKerîm'de başta Lût kavminin sapıklığı olmak üzere, pek çok tarihî toplumuncinsel azgınlıklarına değinilmekte, insanlık hayatını yorumlayan bu âyetlerdeçöküşlerin çok tanrıcılık yanısıra cinsel taşkınlık sebebiyle oluştuğuaçıklanmaktadır.

Devrimizekadar gölgelerini salan değindiğimiz bu tarihî gerçekleri müşahhaslaştırmamızda mümkündür.

İslâm öncesi yedinciasır câhiliyetinde cinsel hayat

İslâmDini'nin Hz. Muhammed tarafından tebliğ edilmeye başlandığı yedinci asırbaşlarında cinsel hayatın nasıl bir seyir takib ettiğini Arab Yarımadası'danvereceğimiz köklü ve sıhhatli bir örnekle açıklayacağız.

Yaşadıklarıcinsel anarşi daha korkunç boyutlarda olması sebebiyle vereceğimiz bu örneğiEski Yunan'a ve tarihî Roma'ya teşmil edebiliriz.

  • Hz. Âişe(r.anha) şöyle anlatıyor.

Câhiliyetdöneminde erkek-kadın ilişkileri dört çeşitti.

a-Bu dört çeşitten biri mü'minler tarafından devrimizde uygulanan şekildir:

Kişigider, diğer bir kişiden velisi olduğu kadını veya kızını ister. Mehribelirler. Sonra da onunla evlenirdi.

b-Bir diğer uygulama da şöyleydi:

Âdetindentemizlendiği zaman kişi karısına şöyle derdi:

-Git falanca soylu adamla yatıp çocuk peydahla. Döl alması için gönderdiğiadamdan hâmile kaldığı belli oluncaya kadar kişi karısından ayrılır, onunlacinsî münâsebette bulunmazdı. Gebe kaldığı belli olduktan sonra ise istediğizaman karısı ile yatardı.

Kişibunu, çocuğunun soylu olmasını arzu ettiği için yapardı.

Butür cinsel ilişkiye çocuk talebi ilişkisi (döl nikâhı) denirdi.

c-Üçüncü bir şekil de şöyleydi:

Üçilâ dokuz arası erkek grubu bir kadına giderler, kadının rızasıyla her birionunla cinsî münâsebette bulunurdu.

Kadınhâmile kalıp doğurduğu ve doğumu üzerinden bir kaç gece geçtiği zaman,kendisiyle yatan erkeklere haber salardı. Onlardan hiçbiri gelmemezlikedemezdi. Yanında toplanırlar, o da onlara şöyle derdi:

-Yaptığınız işin sonucunu gördünüz-bildiniz.

Dahasonra onların içinden sevdiğinin ismini ortaya atarak -doğurduğum bu çocuksenindir- derdi. Böylece çocuğun nesebi o adama bağlanırdı. O kişi de çocuğukabullenmekten kaçınmazdı.

d-Dördüncü tarz ilişki de, herkese açık fâhişelerle olan ilişkiydi.

Fâhişelernişan olması için kapılarına bayrak asarlardı. Pek çok insan da bunlarla fuhuşyapmaya gelir, bunlar da gelenlerin her biriyle yatmaktan çekinmez yatarlardı. (Sözün özü, bunları arzueden bunlarla yatardı.)

Fâhişelerdenbiri gebe kalıp çocuğu doğurduğu zaman, onunla yatan erkekler yanındatoplanırlar, kendilerince doğru birtakım usûllerle sözde çocuğun kimdenolduğunu tesbit edebilen kişileri de yanlarına çağırırlardı.

Bukişiler çocuğu, üzerinde ittifak ettikleri şahsa nisbet ederlerdi.

Artıkçocuk o adamın oğlu olur, onun adıyla çağrılırdı. O da babalıktan kaçınmazdı.

Hz.Muhammed Peygamber olarak gönderilince devrimizde uygulanan meşrû nikâhındışındaki câhiliyet dönemine ait bütün cinsel ilişkileri yıkıp-yasakladı.1 

-Salâtve selâm üzerine olsun- Allah'ın Resûlü'nün eşi Hz. Âişe vâlidemizin buaçıklaması cinsel hayatın dört şeklini açıklamaktadır.

Diğerhadislerin ve Kur'ân-ı Kerîm âyetlerinin açıkladığı bir üç şekil daha vardırk,i onlar da Müta'* nikâhı, eş değiştirme ve gizli dost tutmadır.

Kur'ân-ıKerîm âyetlerinde ve hadislerinde yer aldığına göre, yaygın olmasa bileArabistan Yarımadası'nda homoseksüelliğin, seviciliğin ve hayvanlarla temasında bilinip yapıldığı söylenebilir.

Yirminci asırcâhiliyetinde cinsel hayat

ArabistanYarımadası'nda gördüğümüz cinsel anarşinin devrimiz câhiliyetinde daha büyükboyutlar içinde yaşandığı her düşünür insanın kabul edeceği gerçektir. Bubakımdan müşahhas örnekler vermeye gerek görmüyoruz.

Evetyirminci asır cinsel hayatının çok daha sapık ve yaygın olduğu husûsu açık birgerçektir.

Ziratârihî dönemlerde fuhuş böylesine organize edilememiş, böylesine sömürücü birticarî yatırım alanı haline getirilememiştir.

Sinema,televizyon, video, basın, özel ve genel birleşme evleri v.s. yoluylaasrımızdaki gayr-ı meşrû cinsel hayatın boyutları Müslümanlar dâhil hemen hemenbütün insanlığı içine alacak kadar genişlemiştir.

İslâm'agöre kadının saçlarını teşhir etmesinin ve birbirlerine yabancı ekekle kadınıntokalaşmasının da birer cinsel haram olduğu hatırlanırsa, sözlerimizde mübâlağaolmadığı anlaşılır.

Yirminciasır cinsel anarşisinin sapıklığı ve yaygınlığının bir diğer önemli tezâhürü deaile yuvasından koparılan kadınların; işçi, memur, sekreter v.s. şeklindeistihdam olunarak, cinselliklerinin alabildiğine sömürülebilmesidir. İslâm'agöre cinsel haramlarla artık belirli kadınlar değil, kadınların büyük çoğunluğuirtibatlıdır.

Yedincive yirminci asır câhiliyetlerinden aldığımız, yaşanmış ve yaşanacak bütüncâhiliyetlere de teşmil edebileceğimiz bu misaller ve bizzat kendi hayatımız,cinsel hayatın durmayacağını açıkça göstermektedir.

Cinsel hayatdurmayacaktır

Meşrûveya gayr-i meşrû cinsel hayat hiçbir devirde durmadı, durmuyor ve durmayacak.

İslâmDini'nin cinsel yasaları Kıyâmet Günü'ne kadar geçerli olacağına göre,durmayacağı Kur'ân'la ve Sünnet'le de sâbittir.

Yaratılışdüzeni ve ilâhî deneme devam edeceği için durdurulamayacağı bir yana, cinselhayatın durdurulması matlub da değildir. Rabbimiz ve Peygamberimiz tarafındandurdurulması istenilmediği içindir ki, hadımlaşmaktan, bekârlıktan ve evlilikiçinde cinsel yaşamdan çekilmekten men olunduk. Evlilikle emrolunduk. Taaddüd-izevcâtla da ruhsatlandık.

Yapılacakbir tek şey vardır. O da cinsel hayatın akışını kontrol altına alıp, helâlyollarla kanalize etmektir. Böylece cinsel hayatı problemlerin, ızdırablarınsebebi ve Cehennem'in yolu olmaktan çıkarmaktır; istikrarın, huzûrun ve deâhiret saâdetinin vesîlesi kılmakdır.

Taaddüd-i ZevcâtıZarûrîleştiren Sebebler

Düşünürkişilerin takdir buyuracağı gibi, fert ve cemiyet hayatı her zaman normalşartlar altında cereyan etmez. Ferdî, ailevî ve içtimaî hayatın akışı öylezarûretler telid edebilir ki bu şartlar içerisinde birden fazla kadınla alâkakurmak ve bu alâkayı evlilikle meşrûlaştırmak zarûreti doğabilir. Tecrübelerbunu pek açık bir şekilde göstermektedir.

Birdenfazla kadınla ilişki kurmaya sevkeden sebebleri, ferdî ve ailevî olanlarındanbaşlayarak şöylece hülâsa edebiliriz:

a-Kadının,yaratılıştan cinsel iktidarsızlığa marûz bulunduğunun ortaya çıkması,

b-Kadının,zevcelik vazîfesini yapabilmesine engel müzmin veya tedâvisi mümkün olmayan birhastalığa yakalanması,

c-Kısır olması,

Kadınıncinsel kudretinin erkeğe nazaran on-onbeş yıl erken zayıflaması ve bu devredeçocuk arzu edilebilmesi,

d-Kadının erkeğenazaran oldukça yaşlı olduğu evliliklerde, zamanla daha genç bir kadına ihtiyaçhissettiren ölçüsüz ve dengesiz bir durumun ortaya çıkması,

f-Maddî bakımdaniktidarlı, cinsî bakımdan çok güçlü olan kişilerin, sosyal, ruhî ve fizikîzorlamalar altında bir tek kadınla yetinmesinin çeşitli buhranlar doğurabilecekbir karaktere bürünmesi,

g-Cinselilişkinin âdet günlerinde ve lohusalık devrelerinde dinen, gebeliğin-husûsuyle- son haftalarında tıbben mahzurlu olması sebebiyle kadının zevcelikgörevlerini yapamamasının bazı erkeklerde problem halini alması,

h-Kadınsayısının erkek sayısına nazaran fazla olması:

İstatistikleraçıkça göstermektedir ki, muhtelif müessirler sebebiyle bazı ülkelerde kadınsayısı erkek sayısına nazaran fazladır. Zaman zaman da fazla olacaktır.

Peygamberimizbir mucizevî hadislerinde bu gerçeği şöyle açıklamaktadır:

"İnsanlaröyle bir dönem yaşayacaktır ki o dönemde... erkeklerin azlığı ve kadınlarınçokluğu sebebiyle cinsî ilişki kurmak için kırk kadının bir erkeğin ardınadüştüğü görülecektir."2

İnsanlıktarihinin her devrinde olduğu gibi, asrımızda da devam eden harplerin kadınsayısını erkek sayısının pek çok üstüne çıkararak, hadîsde bildirilen dönemisık sık yaşatacağı açık bir gerçektir. Bir erkeğe iki veya üç kadının düştüğübir toplumda tek kadınla evlenmek mecbûriyeti, pek tabî-i ki o cemiyettekikadınların mühim bir kısmını meşrû cinsel hayattan yoksun bırakacaktır.

ı-Sosyal veekonomik şartların mecbur etmesi:

Özellikle,sosyal yardım imkânlarının pek kıt olduğu geri kalmış ülkelerde, iffetindenfedakârlık yapmaksızın geçimini sağlayacak bir iş edinemeyecek yetim, dul veyaşlı kadınların, bir aile bünyesi içinde himaye altına alınması zorunluğu da,birden fazla kadınla meşrû ilişkiyi gerekli kılabilir.

i-En mazbuttoplumlarda bile vukûu muhtemel cinsel menşeli günahların, cinâyete ve fuhşasürüklenmek veya ilgiye muhtaç bir bîçare olarak ortada kalmak gibi daha büyükfelâketlere dönüşme emarelerini göstermesi.

j-Bunlarındışında daha değişik sebeblerin ortaya çıkması:

Cemiyettencemiyete ve aynı toplumun bünyesinde devamlı bir değişiklik gösteren sosyalolaylar, şüphesiz sürekli ilişkiye başvurulmasını zarûrî kılan daha niceictimaî sebepler ortaya çıkarabilir.

İslâmDini, çeşitli kıtalarda ve değişik ülkelerde yaşayan, farklı vasıflardaki bütüninsanlara ve tüm toplumlara hitab eden bir dindir. O, hayalî idealizmi reddedipinsan fıtratını ve hayatın gerçeklerini makul gören bir düzen olduğu içindirki, beşer hayatında, birden fazla kadınla ilişki kurmayı gerekli kılanaçıklamaya çalıştığımız sebeblerin mevcûdiyetini tabî-i görür. Tecrübelerin devarlığını doğruladığı bu sebeplerin her devirde ve her toplumda zuhuredebileceğini de kabul eder.

Düşünebilenher fert, sağduyulu her toplum, İslâm'ın ve tecrübelerin doğruladığı busebebleri kabul etmek mecbûriyetindedir.

Buferdî, ailevî ve ictimaî sebebler karşısında yapılacak tek iş -başka değil-aşağıda sunacağımız şekillerden birini tercih etmek olacaktır.

a-Açıklanan zarûrî kılıcı mezkûr sebebleri yok farzedip, bunalımlarına katlanmakve mağdûr durumda olan eşe sabır tavsiye etmek,

b-Boşanmak,

 

c-Ferdî, ailevî ve ictimaî pek çok zararlar tevlid eden, hukûkilik veahlâkilikten yoksun bulunan, kadınlık haysiyetini ve haklarını çiğneyentaaddüd-i nisâyı, daha açık bir ifadeyle zinayı meşrûlaştırmak,

d-Hukûkî ve ahlâkî olan, sürekli vazîfeler ve haklar doğuran, pek çok da ferdî veictimaî yararlar sağlayan taaddüd-i zevcât ruhsatını benimsemek...

Şimdibu şekillerin her birini ayrı ayrı inceleyelim.

A- Mezkûr sebebleriyok farzetmek ve mağdûr eşe sabır tavsiye etmek

Teoridebenimsense bile, bu şeklin pratikte geçerliliği yoktur. Çünkü insanlıktarihinin her bir döneminde taaddüd-i nisâ, insanlığın cinsel hayatınındeğişmez bir gerçeği olmuştur ve olmaktadır. Ne var ki taaddüd-i nisâ çoğu kezzina yoluyla varlığını sürdürmüş, bâzen de taaddüd-i zevcat yoluyla ortayaçıkmıştır.

Mağdûrdurumda olan eşe sabır tavsiye etmek elbette mümkündür. Edilmelidir de. Zira bugibi ferdî ve ailevî zarûretler içerisinde, erkeğin ilk kadını ile yetinmesi vehanımına vefa göstermesi pek tabîidir ki bir fazîlettir. Ancak bu fazîletiherkesten beklemek insafsızlık olur ve toplum yararları bakımından buna zarûretde yoktur.

B- Boşanmak

Birdenfazla kadınla ilişki kurmanın zarûrî görüleceği yerde, birinci kadını boşayarakyeni bir izdivaç yapma yolu da denebilir. Kuşkusuz bu yol -İslâm Aile Hukûku'na göre- de meşrû bir yoldur. Ancak,ciddî ve tarafsız bir mantıkla incelendiğinde görülecektir ki, tek hukukî çıkaryol olarak boşanma, kadın menfaatleri açısından her zaman tercih edilebilirâdil ve yararlı bir yol değildir.

Nafakave zevcelik münâsebetlerinde eşit tutulması şartıyla, yukarıda açıklanan kusurlarlailletli ve boşanma halinde bekâr bir erkekle ikinci bir evlilik yapabilmeihtimâli zayıf bir kadın için, boşanmanın veya gayr-ı meşrû bir hayat sürenilgi ve şefkat gösteremez bir kocanın karısı olma halinin, her zaman şerefli vemenfaatli olacağı ileri sürülemez. Kaldı ki bu duruma gidilmesi taaddüd-izevcâtı zarûrî kılan şartları hafifletmez. Zira koca yeni bir evlilikte tatminbulurken, boşanan kadın ortada kalır.

C- Taaddüd-i nisâ'yı(zinayı) meşrûlaştırmak

Zinayımeşrûlaştırmak, toplumda belirli sayıdaki kadını kumalı duruma düşmektenkorumak için, aynı veya daha fazla sayıdaki kadını eşlik ve analık haklarındanyoksun kılmak ve onları; vücûdu sömürülen, itip kakılan, orta malı halinedüşürmektir.

Kumalıduruma düşecek kadınlar korunması gereken kadınlardır da, fuhuşa sürüklenecekkadınlar korunması gereken kadınlar değil midir?

Zinayıtabîi görmek, aynı zamanda evlilik yanında fuhşu, nesebi sahih çocuk yanındaveled-i zinayı meşrûlaştırmak, zührevî hastalıklara ve kürtaja da kapı açmaktır.Ayrıca ailenin kudsiyetini zedelemek, evlilik yolunu tıkamaktır. Gereksizharcama ve düzensizliklere yolaçmaktır.

İsterMüslüman olsun, ister materyalist bir lâik, hiçbir düşünür insan, zinayıalternatif olarak göremez.

Yukarıdabir kısmına değindiğimiz mahzurları sebebiyledir ki, İslâm Dini zinayı da, onagötürücü eylemleri de şiddetle yasaklamış, fâillerine ağır cezalar vermiştir.

D- Taaddüd-i zevcâtruhsatını benimsemek

Açıklananşekillerin hiçbirisi âdil, kalıcı, güvenilir ve sağlam olmadığı içindir kiİslâm; yani onun yasalarının koruyucusu ve insanın yaratıcısı olan Allah(c.c.), mü'minlere şekillerin en güzeli ve yolların en doğrusu olan taaddüd-izevcât ruhsatını vermiştir. Bu ruhsatı da dörtle sınırlamıştır.

Bubereketli ruhsatı açıklayan Nisâ Sûresi'nin üçüncü âyetinde Rabbimiz şöylebuyurmaktadır:

"...Sizin için helâl olan kadınlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz. Şayetaralarında -yedirme,içirme, barındırma ve geceleme ilişkilerinde- adâletsizlik yapmaktan korkarsanız bir tanealmalısınız veya sahip olduğunuz (câriyeler)le yetinmelisiniz. Doğru yoldan sapmamanız için enuygunu budur."

Buâyetin hükmünü pekiştiren ve tamamlayan Nisa Sûresi'nin yüzyirmi dokuzuncuâyetinde de şöyle buyrulmaktadır:

"Adâletlihareket etmeye ne kadar uğraşırsanız, kadınlar arasında eşitlikyapamayacaksanız, bâri bir tarafa büsbütün meyledip de ötekini (ne dul, ne kocalı bir durumda) askılı bırakmayın.

Eğer,nefsinizi düzeltir ve (haksızlıktan) sakınırsanız, (biliniz ki) Allah, şüphesiz bağışlayan ve merhamet edendir.

Hemenhemen hepsini kitabımızda incelediğimiz cinsel haramları koyan ve insanın tabîiihtiyaçlarını gerçekçi bir yaklaşımla değerlendiren İslâm Dini'nin taaddüd-izevcâtın dışında bir uygulamayı benimsemesi pek tabîidir ki mümkün olmazdı.

Taaddüd-i Zevcât Laik Bir Mantıkla da Yerilemez

İslâmDini'nin emir ve tavsiye etmeksizin yalnızca başvurulabilir bir hukûkî veahlâkî kurum haline getirdiği taaddüd-i zevcâtın, laik bir mantıkla da olsatarafsız ilmî bir düşünce adına eleştirilip yerilmesi mümkün değildir. Çünkütârihî asırlardan devrimize kadar taaddüd-i nisâ bir hayat gerçeği olmuştur veolmaktadır. Taaddüd-i zevcât ise taaddüd-i nisânın sınırlı, ahlâkî vesakıncasız şeklidir. Bu sebeble taaddüd-i zevcâtın eleştirilip yerilmesiciddiye alınamaz.

Ancakbiz alalım,"Kadın haklarına tecavüze ortam hazırlayan istismar edilebilir bir kurum" olduğu şeklindeki iddiaüzerinde düşünelim.

Negariptir ki İslâm'da kadının cinsel ve cinsellik dışı haklarını koruyucu yönügâlib bir kurum olan taaddüd-i zevcât, kadın haklarının ihlâline ortamhazırlamakla yargılanmaktadır.

Yaratılışdüzenleri onaylamadığı halde hayatî zarûretler sebebiyle ve kendi arzularıylaikinci veya üçüncü bir eş olmayı kabullenen kadınlar kadın değil de, yalnızbirinci eşler kadındır mantığından hareketle ileri sürülen bu iddia doğruolabilir mi?

Açıkve kesin cevap verelim:

Dinîve ahlâkî bakımdan mazbût olmayan fertlerin uygulamasında bile olsa, taaddüd-izevcâtın değil kadınlar aleyhine istismar edilmesi -kadınlar istemedikçe-işletilmesi bile pek güç, hemen hemen de imkânsızdır.

Şimdiimkânsızlığa gölgesini salan bu güçlüğü doğurucu maddî ve manevî şartları beşmadde halinde özetlemeye çalışalım.

Taaddüd-i Zevcâtınİstismarını Engelleyen Unsurlar

a- Mehir

İslâmtoplumunda, her erkek evleneceği kadına, kadının istediği mehri (taşınır veyataşınmaz mal ya da altın -gümüş-para) vermekle yükümlüdür.3 

Sınırlandırılamayacağıve kadının razı olabileceği bir mikdar olacağı için, sembolik bir vasıf taşımayacakolan mehrin, takdir buyurulacağı üzere yeni bir evlilik için maddî, fakat ciddîbir engel olacağı açıktır.

b- Nafaka

İslâmAile Hukûku'na göre, mü'min erkek, herbir eşinin normal ölçüler içerisindenafakasını sağlamakla mükelleftir. Birinci zevcesinin ve ondan doğançocuklarının nafakasını ancak temin edebilen bir kişinin, nafaka yükümlülüğüsebebiyle yeni bir evliliğe yönelemeyeceği açıktır.

İslâmAile Hukûku'nda, nafakası temin edilmeyen zevcenin, hukûken kabul görecekboşanma talebinde bulunabilme hakkının mevcut olduğu da hatırlanırsa, nafakayükümlülüğünün taaddüd-i zevcâtı engelleyecek mühim bir mânia olabileceğianlaşılır.4 

c- Kadının boşama veboşanma hakkı

İslâmhukukçularının bir kısmına göre, kadın, nikâh akdi sırasında ileri süreceği birşartla, kocasının evlenmesi halinde, kendisini veya alınan kadını boşamahakkını elde edebilir. Nikâh akdî sırasında veya daha sonra verdiği bu hakkı,koca geri alamaz.5

Özelliklenikâh akdinde kabul olunacak şartlara riayet olunmasını öğütleyen birhadislerinde Peygamberimiz şöyle buyururlar:

"(Akitlerdeki) Şartların en ziyade ifasıgerekeni kadınlarınızı nikâhladığımızda koştuğunuz şarttır."6

Genelleştirilmesindehiçbir dinî sakınca olmayan değindiğimiz hukûk görüşüne dayanarak elde edeceğihakkı kullanması halinde İslâm Kadını, aleyhine işletilebilecek taaddüd-izevcât müessesesini, istismar edilemez bir sosyal kurum haline getirebilir.

d- Kadın fıtratı(yaratılışı)

Kadınfıtratı, erkeğin ikinci bir kadın almasına razı olmayacağı gibi, normal şartlaraltında evli bir erkekle evlenmeye de rıza göstermez. İslâm Aile Hukûku'na göre-ister bâkire ve ister dul olsun- kadın istemediği bir evliliğe zorlanamaz.Zorlandığı takdirde hukûken buna engel olunur. Tahakkuk etmiş evlilik de-kadının arzu etmesi halinde- geçersiz kılınır.7

Görüldüğügibi kadınlar aleyhine olduğu ileri sürülen taaddüd-i zevcât ruhsatınınistismarına engel olunması husûsu, tamamen kadınların tutum ve tasarruflarınabağlıdır.

İslâmDini'nin emrettiği mânâda eğitilecek İslâm Kadını, kadınlık duygusu ve gururuile birden fazla kadın alabilme ruhsatının istismarına mâni olabilir, yapılacakikinci evlilikleri hukûken geçersiz kılabilir ve bu ruhsatı yalnızca kendimenfaatleri doğrultusunda kullandırabilir.

e- Adâletli olma gereği

"Nekadar çabalarsanız çabalayın, yine de kadınlarınız/eşleriniz arasında adildavranamazsınız, o halde birine tamamen yönelip diğerini kocasız gibi askıdabırakmayın. Eğer aranızı düzeltecek Rabbınızın buyruklarına aykırılıktankorunacak olursanız bilin ki şüphesiz Allah çok bağışlayan ve pek merhametliolandır."

NisâSûresi'nin anlamını sunduğumuz 129. âyetinin ve ilgili hadislerin zevcelerarasında yedirme, içirme, giydirme, barındırma ve gecelemede gösterilmesiniemrettiği ve sorumluluğuna değindiği fakat tam anlamıylagerçekleştirilemeyeceğine de işaret ettiği adâlet şartı da, âhiret mutluluğunuarzulayan mü'minlerin, gereksiz olarak birden fazla kadın alma temayüllerinigiderecek güçtedir.

Peygamberimizbu konudaki hadislerinde şöyle buyururlar:

"Birerkeğin nikâhında iki kadın bulunur da bunlardan birine meyl eder aralarındaadâlet göstermezse, Kıyamet Günü'nde bir tarafı felçli olarak ilâhî huzûragelir."

"Allah,zevkine düşkün erkek ve kadınları sevmez."8

Yukarıdaaçıkladığımız, birden fazla ve dörde kadar kadın alabilme ruhsatınınistismarına gerçekten mâni olabilecek ciddi engellere rağmen bu dinî ruhsat,inancı zayıf, ameli kısır mü'minler tarafından yine de kötüye kullanılabilir.

Bumümkündür. Nitekim bütün düzenlerde kötü niyetli istismarcı kişilerin enkuvvetli kanunları ve kurumları bile suiistimâl edebildikleri bir vâkıadır.

İştezina ve rüşvet. Yürürlükteki cezayı içeren kanunlarla bu fiiller önlenebilmişmidir? Bırakınız önlenmelerini, giderek artışlarına engel olunabilmiş midir?Önlenemiyor diye, bu yasaklayıcı yasaların kaldırılmasını öneren bir sağ duyulutoplum var mıdır?

Şimdi,bazı sakıncaları olabilir diye, sosyal ve ahlâkî faydaları pek çok olantaaddüd-i zevcât ruhsatını ön yargılarla yermek; akılcı, gerçekçi ve toplumcubir davranış olabilir mi?

Elbetteolamaz.

Akılcı,gerçekçi ve toplumcu olmak için zinaya karşı çıkmanın yanısıra İslâmî ölçüleriçerisinde bu müesseseyi savunmak lâzımdır.

Laikbir toplum içinde yaşansa ve laik bir kafa taşınsa bile savunmak lâzımdır.

  • Taaddüd-i zevcâtıkadınlar da savunmalıdır

Busavunma öncelikle de kadınlara düşer. Çünkü kadınlar, kadının; zevceliğinhukûkî haklarından ve ahlâkî onurundan yararlandırılmaksızın yararlanılan birdişi duruma düşürülmesini taaddüd-i zevcâtla önleyebilirler. Diğer bir ifadeylekendilerinden bir zümrenin fuhşa sürüklenerek bedbaht olmasını, ancak taaddüd-izevcâtla engelleyebilirler.

Kadınlar,toplum şartlarına göre bekâr veya dul bir erkekle evlenmek imkânlarını büyükölçüde yitirmiş bulunan hem cinslerine, ancak taaddüd-i zevc&acir;t yoluyla evlilikimkânı sağlayabilirler.

Kadınlar,ağır şartlarını üstlenmeyi göze alamadıkça, ikinci bir kadını tahayyüledemeyecek olan kocalarını ancak taaddüd-i zevcât yoluyla ve zina yasağı ilekendilerine ve işlerine bağlayabilirler.

Burada"Kadın fıtratı taaddüd-i zevcâtı nasıl savunabilir?" şeklinde bir itiraz vâkiolabilir. Ancak iyice bilinmelidir ki taaddüd-i zevcât müessesesini savunmak,kocanın ikinci bir eş almasını savunmak değildir.

Kadınınserbest ticareti savunması, memur olan kocasının bilfiil ticaret yapmasınıistemek olmadığı gibi, taaddüd-i zevcâtı savunmak da kendi kocasını çokkadınlığa teşvik değildir.

  • Taaddüd-izevcât'ın meşrûiyetine inanmak Kur'ân'a imanın gereğidir

Mü'minerkek gibi mü'min kadın da taaddüd-i zevcât kurumunun Hak olduğuna inanmakmecbûriyetindedir. İnanmayan kâfir olur. Kâfirler ise ebedî Cehennemlik'tir.

Ancakçok iyi bilinmelidir ki taaddüd-i zevcât'a inanmak mecbûriyetinde olan kadın,bilfiil kocasının evlenmesini onaylamak mecbûriyetinde değildir.

Hiçbirmü'min kadından kendi nefsi aleyhine böylesine bir tasvib beklenemez. Hiçbirmü'min babadan, damadının ikinci veya üçüncü-dördüncü bir kadın almasını makulgörmesi de istenemez. Çünkü genelde kadının kıskanç fıtratı ve babalık şefkati,taaddüd-i zevcâtı onaylamaya engeldir.

Allah'ınResûlü'nün terbiyesinde büyüyen kızı Hz. Fâtıma'nın, kocası Hz. Ali'ninevliliğine karşı çıkması îmanî za'fiyetiyle yorumlanamaz. Kaldı ki taaddüd-izevcât ruhsatının tebliğcisi ve uygulayıcısı olan Allah'ın Resûlü de damadınınikinci evliliğini tasvib buyurmamıştır.

Allah'ınResûlü, kızının kumaya tahammül edemeyeceğine, kocasına isyan ederek âhirethayatına zarar verebileceğine kanaat getirdiği için -helâli haram kılmadığını beyanbuyurmakla beraber- damadı Hz. Ali'nin evliliğine izin vermeyeceğini açıklamıştır.*

-Salâtve selâm üzerine olsun- Allah'ın Resûlü'nün Müslüman kız babalarınındamatlarının evliliğine karşı tavır alabileceklerini göstermek amacıyla, buyolu izlediklerinde şüphe yoktur.

Önemindenötürü bu olayı Buhârî'nin rivayetiyle delillendirelim.

  • Misver b.Mahzeme (r.a.) anlatıyor.

Allah'ınResûlü'nü minberde şöyle konuşurken dinledim:

-Hişamb. Muğire oğulları kızlarını (damadım) Ali ile evlendirmek için benden izin istediler.

(İyicebilmelerini isterim ki buna) İzin vermeyeceğim. (Şimdilik vermeyeceğim gibi) Sonra da vermeyeceğim.

Ali,kızımı boşayıp onların kızını almak istemedikçe de (hiçbir zaman) izin vermeyeceğim.

Çünkü (Ali'nin eşi kızım) Fâtıma bir parçamdır. Onun sevipiçine sindiremediğini, ben de sevip içime sindiremem. Onu üzen durum beni deüzer.9 

Yukarıdayapılan açıklamalardan birinci kadının ve babasının aleyhlerinde görülentaaddüd-i zevcâtı onaylamamalarının mü'min kocanın hakkını düşüreceğisanılmamalıdır.

Buhak düşmez ve düşürülemez. Sırf cinsel bir amaçla da olsa kullanılması hâlindemü'min kadına düşen görev, vâkıayı kabul etmektir. Eğer gerçektenkabullenemeyecekse, kocasına ızdırab vererek âhiret hayatına zarar vermemeli,kocasından kendisini boşamasını istemelidir.

Ancakbirinci eş olaya yalnız kendi zâviyesinden bakmamalı, sebeblere inmelidir.Yalnız kendisinin değil gelen kadının da kumalı olduğunu düşünmelidir. Normalşartlar altında hiçbir kadının evli bir erkekle evlenmeyeceğini deunutmamalıdır. Kur'ân-ı Kerîm'de "pis" olduğu ve ancak kendisi gibi bir "pise"uygun olduğu açıklanan pis bir zinacıya değil de, evlenen namuslu bir erkeğe eşolduğunun onurunu düşünmelidir.

  • Taaddüd-i zevcât yalnızca bir ruhsat kurumudur

Taaddüd-izevcât; çıplaklığı, kadın erkek beraberliğini, cinsel nitelikli mûsikiyi,zinâyı, homoseksüelliği, seviciliği, röntgenciliği... ve cinsel fuhuşendüstrisini yasaklayan ve yasakladıkları için de ağır cezalar düzenleyen İslâmDini'nin evlilik yanında meşrû tanıdığı tek cinsel görünümlü müessesedir.

İslâm,taaddüd-i zevcâtı ne emir ve ne de tavsiye buyurmuştur. Yalnızca ruhsatvermiştir. Bu ruhsatı veren de bu dinin vâzıı ve insanın yaratıcısı Allah'dır.

Allaherkeklerin de kadınların da Rabbidir. O; kullarından ne erkeklere, ne dekadınlara zulmedicidir. Bunun içindir ki Allah Âdem için bir Havva yaratmıştır.

Taaddüd-izevcâtı örneklendiren de Allah'ın Resûlü Hz. Muhammed'dir. O, yalnız erkeklerindeğil kadınların da peygamberidir. O, ümmetinin erkeklerine de kadınlarına dapek merhametlidir.

Busebeble taaddüd-i zevcât bir adâlet, hikmet ve merhamet kurumudur.

* Bu bölümde sık sık geçecek bazıterimler ve açıklamaları:

Taaddüd-i Ricâl: Bir kadının cinsel ilişkikurduğu erkeklerin birden fazla, birçok olmasıdır.

Taaddüd-i Nisâ: Bir erkeğin meşrû veya gayr-ımeşrû yolla cinsel ilişki kurduğu kadınların birden fazla, birçok olmasıdır.

Taaddüd-i Zevcat: Bir erkeğin evlilik yoluylailişki kurduğu kadınların yani eşlerinin birden fazla ve dörtle sınırlıolmasıdır.

1 Buhârî, K. Nikâh B. 36 (6/132), Umdetül-Karî(Aynî) 20/121-2.

* Mut'a nikâhı için ilgili bölümebakınız.

2 Et-Tac 2/40.

3 Bak. a- H. İ. ve İ. F. Kamûsu.2/155-156.

4 H. İ. ve İ. F. Kamûsu 2/446, 464.

5 Aynı eser, 2/38, 39.

6 İbn-i Mâce, Nikâh B. 41 (Hn.1954).

7 Bak. a- Selâmet Yolları, 3/261-2.

b- H. İ. ve İ. F. Kamûsu 2/38.Madde 159.

c- "Üzerine evlenmek ve evlendiğisurette kendisi veya ikinci kadın boş olmak şartıyla bir kadını tezevvüc veşart muteberdir."

Hukuk-i Aile Kararnamesi, Madde 38.

8 Darimî, K. Nikâh B. Fil-Adli Beynen-Nisâi (Hn.2216) Nesâî 7/63, C. Sağir 1/30.

* Avnül-Mabud 6/78.

Allah'ın Resûlü, taaddüd-i zevcâtruhsatını tebliğ etti. Bu ruhsatı bilfiil de örneklendirdi. Bu iki işlem,peygamberliğinin gerektirdikleriydi. Ancak bu ruhsatı

Ali Rıza DEMİRCAN

http://www.alirizademircan.net/55-taaddud-i-zevcat-13-364h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim