49- Borç Vererek Yardımlaşmak

49- Borç Vererek Yardımlaşmak
49- Borç Vererek Yardımlaşmak 

49- Borç Vererek Yardımlaşmak

Allah'ınKitabı'ndan: "Eğerborçlu darda ise, ona genişliğe çıkıncaya kadar mühlet verin, bağışlamanız ise,bilirseniz sizin için daha hayırlıdır."* 

Bakara 280

En faziletli sadaka ödünç vermektir

Allah'ınResûlü (bir sohbet arasında) Ashâb-ı Kirâm'a sordu:

-(Allah katında) sadakalarınen değerlisi hangisidir biliyor musunuz?

Onlarda:

-Allah ve O'nun Peygamberi daha iyi bilendir, dediler.

(Bucevabı alan) Hz.Peygamber şöyle buyurdu:

-(Sadakalarınen değerlisi)birinizin mü'min kardeşine ödünç olarak para veya binek-yük hayvanını vermesi,koyun ya da inek sütü (ikram etmesi)dir.1

Borç vermek sadaka vermek gibidir

Maddîve manevî alanlarda yardımlaşmakla mükellef kılınan mü'minlerin bir yardımlaşmagörevi de borç alıp vermektir.

Allah'ınrızasına ermek amacıyla borç vermek, özel tabiri ile karz-ı hasende bulunmak,bağışlamak kadar önemli bir ameldir. Zira cemiyetde nisab miktarı mala mâlikolup da zekât ve nafaka vermekle yükümlü olan insanlar az olduğu gibi, zekât venafaka yardımı alacak kadar fakir olanlar da azdır. Toplumun çoğunluğunu ortasınıf oluşturur. Kendi yağlarıyla ancak kavrulabilen bu insanlar, yardımamuhtaç oldukları zaman borç bulabilirlerse sosyal yardım almaksızın maddîproblemlerini çözümleyebilirler.

Evet,maddî bunalımları gidereceği ve insanların ihtiyaç arzedip karşılıksız yardımistemelerini engelleyeceği için borç vermek bağışlamak kadar ve hattabağışlamaktan daha fazîletli bir işlemdir.

Bununiçindir ki Peygamber'imiz "Parayı-malı borç vermek, sadaka vermekten dahahayırlıdır." buyurmuş, pek çok öğütleriyle de borç vermeye teşviketmiştir.

İslâm dışı toplumlarda borç vermeyi engelleyenunsurlar

Mü'minlerinborç alıp-vermeye önem vermeleri vazîfeleridir. Ancak İslâm'la çelişkili düzenlerdepek çok engel borç alıp-vermeyi büyük bir problem haline getirmektedir.

Bizbu engellerin ikisine değineceğiz.

a-Borcun kasden ödenmemesi bir tarafa, iflâs, hastalık ve ölüm gibi borcuntediyesini engelleyecek tabîi manilerin zuhuru mümkün olacağından, İslâm Diniborç vermelerini teşvik ettiği mü'minlere cemiyet garantisi vermektedir. Şöyleki:

Kur'ânve Sünnet kanunlarına göre yönetilecek cemiyetlerde, İslâmî Devlet tarafındantahsil ve tevzî olunacak dini-sosyal vergi olan zekâttan, Allah'ın emri ilekendilerine fon ayrılacak bir zümre de, meşrû sebeblerle borçlananlardır.

Eğerborçlu mü'min borcunu ödeyemez veya borcunu ödeyemeden ve mîras bırakmadanölürse, alacaklının tevsiki üzerine borç İslâm Devleti aracılığı ile mezkûrzekât fonundan ödenir. Alacaklı mağdur edilmez.

Bunevi tatbikat ilk İslâm Devleti Başkanı olan Peygamber'imizle başlamış ve O'nunaşağıdaki açıklaması ile meşruiyet kazanmıştır:

"Birmü'min ölür de mal bırakırsa, o mal varislerinindir. Kim borç bırakırsa ödemesi(İslâm Devletibaşkanı olarak) banaaittir. Benden sonra müslümanların Beytül-Mali'nden (devlet bütçesi) verilmek üzere (ilgili devlet) yöneticilerinin göreviolacakdır."

Laiktoplumlarda ise borç veren ferde böyle bir garanti verilemeyeceği açıktır.

b-Borç vermek yararlanılabilecek parayı-malı bir mü'minin istifadesine sunmaktır.Bu yeter bir fedâkârlıkdır.

Ekonomisifaiz sistemi ile işlerlik kazanan toplumlarda ise özellikle para faiz oranlarıölçüsünde değer kaybedeceği için ödünç para vermek zararı üstlenmektir. Zararasebeb olacak ödünç vermenin ilgi görmeyeceği bir gerçektir.

İslâm'ınöğütlediği borç vermenin amacı da bu değildir.

Açıklanansebebler ve benzerleri dolayısıyla laik düzenler içinde yaşayan mü'minlerişletmekle mükellef oldukları karz-ı hasen müessesesini toplum çapında elealmalı, ciddi bir organizasyonla devreye sokmalıdırlar.

Butür organizasyonlar gerçekleştirilinceye kadar mühimce borçlanmalar veödemelerin değerini koruması sebebiyle örneğin altın üzerinden yapılmasıihtiyata uygundur.

Borçlanarak nefsinize korku düşürmeyiniz

Allah'ınResûlü (borçlanma ile ilgili olarak) şu uyarıda bulundu:

-Güven içindeyaşarken nefislerinizi tedirgin etmeyiniz.

Sahâbîlersordular:

-Ya Resûlellah! Bu, (sözünü ettiğiniz) nedir?

-Borçlanmadır.2

Hayatî zarûretler dışında borçalınmamalıdır

Dinimizborç vermeye teşvik buyurmakta fakat mesken yapımı, nafaka için iş kurulması vetedâvi gibi zarûretler dışında borç alınmasını tasvip etmemektedir.

Hadîsimizdeaçıklandığı üzere borçlanma nefsi tedirgin etmektir:

Ziragereksiz olarak borçlanmak hayat yükünü bir kat daha çekilmez kılmaktadır.Ayrıca borç kişiyi yalana yöneltebilmekte, vadinden döndürebilmektedir. Pektabîî ki bu da şahsiyetini çiğnetmek istemeyen mü'mine ızdırap vermektedir.

Busebeble Peygamber'imiz "Borçtan sakın" buyurmuştur.

Şehidlik borç sorumluluğunu düşürmez

EbuKatâde (R.) rivayet ediyor:

"Birsahâbî Allah'ın Resûlü (S.)ne geldi. (Öğrenmek istediği hususla ilgili olarak)sordu:

-Ya Resûlellah! Mükâfatını ümit ederek sabırla ilerleyen, geri kaçmayan birkimse olarak Allah yolunda öldürülürsem, Allah günahlarımı bağışlar mı?

-Evet, (bağışlar.)

Adamcağızayrılınca, Allah'ın Resûlü onu çağırdı ve ona:

-Nasıl sormuştun? buyurdu.

Adamcağızsorusunu tekrarladı. Allah'ın Resûlü de ona şu açıklamayı yaptı:

-Evet, (bağışlar,)ancak borcundışındakileri bağışlar. Cibril bana böyle bildirdi.3

Şehidin borçları ne olacaktır?

Hadîsimizdende anlaşılabileceği üzere Allah yolunda can vermek olan şehidlik, borç gibi kulhaklarını düşürmez.

Nevar ki kul hakları diğer mü'minlerin Cennet'e girmesini engellediği gibi -Allahbilir- şehidi engellemez. Zira Kur'ân âyetleri ve Peygamber'imizin hadîslerinegöre şehidler Cennet'tedir.

Buradaşehidin üzerindeki kul hakları ne olacaktır şeklinde bir sual sorulabilir.

Busuali, Allah şehidin üzerindeki kul haklarını kendi lütfuyla hak sahiplerineödeyecektir, şeklinde cevaplandırabiliriz. Doğrusunu Allah bilir.

Allah'ın Resûlü borçlunun cenaze namazını kıldırmazdı

Hz.Cabir (R.) anlatıyor:

"Bizlerdenbiri öldü. Onu yıkadık, kefenledik ve kokuladık. Sonra da onu Allah'ınResûlü'ne getirerek:

-Bunun cenaze namazını kılar mısınız? ricasında bulunduk.

(Namazkıldırmak üzere bir kaç adım attı.) Fakat sonra da (durup bize) sordu:

-Borcu var mı?

-İki altın borcu var.

Budurumu öğrenen Allah'ın Resûlü cenaze namazını kıldırmadı. (Mü'­min kardeşinizin namazınıkılınız, demekle yetindi. Cenaze ortada dururken) Ebu Katade iki altın borcu üzerinealdı. Allah'ın Resûlü'ne geldik. Ebu Katade söz aldı.

-İki altın borcu üstlendim (Ya Resûlellah!)

-Borcu üzerine aldın mı? Merhum borç yükümlülüğünden kurtuldu mu?

-Evet.

Bucevapları alan Allah'ın Resûlü cenaze namazını kıldırdı."4

Borç Âhiret saadetine engeldir

Hadîsimizdende anlaşılacağı üzere Allah'ın Resûlü sahâbîlerden borçlu olarak ölüp de borcuvârisleri veya diğer mü'minler tarafından üstlenilmeyen mü'minlerin cenazenamazını kıldırmazdı.

Medineİslâm Devleti bütçesi güçleninceye kadar bu durum böyle sürdü. Daha sonraAllah'ın Resûlü mü'minlerin varisleri tarafından ödenemeyen borçlarını İslâmDevleti'­nin zekât bütçesinin borçlular fonundan karşıladı.

Peygamber'imizinborçlu mü'minlerin cenaze namazını kıldırmayışı bu tür uygulamanın mü'minlerüzerinde meydana getireceği etkiden yararlanarak gereksiz borçlanmak hususundaonları terbiye etmek amacına dönük olsa gerektir.

Unutmamaklâzımdır ki borç yalnız tedirginliğe sebeb olmaz, muvakkat da olsa âhiretmutluluğuna engel olur.

NitekimAllah'ın Resûlü bu gerçeği şöyle açıklamıştır:

"Ancaktoplum malına hıyaneten, kibirden ve bir de borçtan uzak olarak ölen kişiCennet'e girer."

"(Zira) Cennetlik de olsa borcuödenmediği sürece kişinin ruhu kabrinde habsolunur."*

Borçlanmaböylesine önemli sonuçlar verince gereksiz borçlanmayı engelleyici müessir birterbiye yolu takib etmek elbette zarûrî olur.

Varsa önce borcu öde

Sa'dİbn-ü Etvel'den... (R.)

Busahâbînin kardeşi geride üç yüz dirhem gümüş para mîras ile bakıma muhtaç çolukçocuk (veborç) bırakarakvefat etti.

Sa'ddiyor ki:

Benbıraktığı mîrası ailesi ve çocuklarına harcamak istedim.

(Durumuöğrenen) Allah'ınResûlü (S.):

-Kardeşin borcu sebebiyle (kabirde) tutukludur. (Ödeme gücün) varsa (önce) borcunu öde, buyurdu.

(Bende) şöylededim:

-Ya Resûlellah! Ödedim. Fakat bir kadın var. İki dinar alacaklı olduğunu iddiaediyor. Ediyor ama ne şâhidi var ne de yazılı bir belgesi. (Bunu da mı ödeyeyim?)

-(Ya Sa'd!Kardeşinin borçlu olduğunu biliyorsan şâhid ve belge arama.) Kadının alacağını öde. Zira o haksahibidir.5

Borçtan Allah'a sığınmalıdır

Hz.Aişe (R.) rivayet ediyor:

"Allah'ınResûlü (S.) borçtan ve günah(a yöneltecek, sözler, işler ve davranışlar)dan Allah'a pek çok sığınırdı.

(Benimde dikkatimi çekti de) sordum:

-Ya Resûlellah! Borçtan ne de çok Allah'a sığınıyorsunuz?

Şöylebuyurdu:

-(Ödeyemeyeceğişekilde)borçlanan kişi konuşur, fakat yalan söyler. Vaad eder, fakat döneklik yapar.6

Ya Resûlellah!Kâfirlik ve borçluluk eşit midir?

Hz.Ebû Saîdel-Hudrî (R.) anlatıyor:

Allah'ınResûlü'nü (S.) şu şekilde duâ buyururken işittim:

-Kâfirlikten ve borçdan Allah'a sığınırım.

(Hz.Peygamber'inbenim gibi bu şekilde duâ buyurduğunu işiten ) bir sahâbî sordu:

-Ya Resûlellah! Borçlanmayı kâfirliğe eş mi tutuyorsunuz?

-Evet,(eşittirler.)7

Borçlu duruma düşmemek için duâetmelidir

Kur'ânve Sünnet ana hatlarıyla tetkik edildiği zaman görülecektir ki, günahların enbüyüğü ve ebedî Cehennem Azabı'na uğratacak olanı kâfirliktir.

Ancakkul hakkı olması bakımından borç belirli süre âhiret azabına sebeb olsa dakâfirliğe denk olamaz.

Hadîsimizborç alacak şekilde muhtaç duruma düşmemek için Rabb'imize duâ etmemizgerektiğini öğretmektedir. Ayrıca âhirete intikâl edecek borcun, alacaklıtarafından kulun sevablarından alınması veya alacaklının günahlarından borçluyayüklenmesi sûretiyle ödeneceği ve böylece Cehennem azabına götüreceği cihetlekâfirlik gibi borçdan kaçınılması lüzûmunu da mübalağalı bir üslûblaaçıklamaktadır.

Bilindiğiüzere karşı tarafı mâğdur etmek amacı güden mûbalağa caiz değildir. Yoksameselenin gereği şekilde önemsenmesini sağlayıcı mübalağa meşru bir ifadeüslûbudur.

Buradaöneminden ötürü bir daha ifade etmek isteriz. Borçlanma ile kâfirlik arasındakibenzerlik özleri itibarı ile değil, ilâhî azaba uğratabilecekleriyönleriyledir.

En hayırlınızborcunu en güzel şekilde ödeyeninizdir

EbuHüreyre(R.) anlatıyor:

"Adamınbiri Allah'ın Resûlü'nden (S.) alacağı (olan deveyi) istedi. Fakat O'na kabaca davrandı. Sahâbîleri deadama haddini bildirmek istediler.

Allah'ınResûlü (sahâbîleriönledi.)

-Bırakınız onu. Hak sahibinin söz söylemek yetkisi vardır, buyurdu ve şöyledevam etti:

-Onun için bir deve satın alınız ve o deveyi ona veriniz.

(Vazîfelendirilensahâbîler)araştırdılar, fakat ancak adamın devesinden daha genç (ve kıymetli) olanını bulabildiler.

(Geliptedurumu arz ettiklerinde) Allah'ın Resûlü şöyle buyurdu:

-Bulduğunuz deveyi satın alınız ve adama onu veriniz. Zira sizin en hayırlınızborcunu en güzel şekilde ödeyeninizdir."8

Ödememek niyetiyle borç alan hırsızdır

İslâmDini borç alıp-vermeyi tavsiye buyururken, borçluya da alacaklıya da görevleryüklemektedir.

a-  Borçlu, ödemek niyetiyle borçlanacak,borcunu zamanında ödeyecektir.

Peygamber'imizşöyle buyurur:

"Borçlusuna ödememek niyetiyle borçlanan kişi hırsızdır."

 "Borcuolup da ödemek düşüncesinde olan ve ödemek için gayret eden kişinin Allahtarafından yardımcısı vardır, Allah onun için rızık sebebleri yaratır."

"(Ödemek gücü olanın ) borcunu bekletmesi zulümdur."*

Borcunuödemeyen veya zamanında tediye etmeyen kişi günahkârdır. Mü'minler arasındayardımlaşma duygularının zayıflamasına sebeb olan bu gibi kişiler hayrıengelleme günahının failleridirler.

Menfâat için borçvermek faize kapı açmaktır

b-Peygamber'imiz "Menfaatcelbeden ödünç vermenin faiz olacağı" nı açıkladığı ve "alacaklının borçludan hediye kabûletmemesi"* niemir buyurduğu için alacaklı mükâfatını yalnız Allah'tan bekleyecektir.

İyiliğinibaşa kakmayacak, müsamahakâr davranacak, gerekirse yeniden süre tanıyacaktır.

Rabbimizşöyle buyurur: "Eğerborçlu darlık içinde ise, ona ödeme imkânına kavuşuncaya kadar mühlet verin. (Alacağınız mükâfatı) bilirseniz alacağınızı sadakaolarak bağışlamanız sizin için hayırlıdır."**

Mevzûmuzlaalâkalı hadîslerinde ise Peygamber'imiz şöyle buyurmuştur:

"Allah'ınkendisini Kıyamet Günü'nün sıkıntılarından kurtarmasından ve Arş'ınıngölgesinde barındırmasından mutlu olacak kişi borçluya süre tanısın."

"Herkim borçluya vâde tanırsa, ona her bir gün için bir(birim) sadaka sevabı verilir. Vâdesidolduktan sonra tanıdığı sürenin her bir günü için de iki (birim) sadaka sevabı kazanır."***

Bubahsi bir hadîs-i kudsî benzeri ile bitirelim:

Hz.Huzeyfe (R) Allah'ın Resûlü'nün (S.) dilinden rivayet ediyor: "Kıyâmet Günü'nde Allah'ınhuzûruna kullarından bir kul getirilecek. (Rabbimiz) ona soracak.

-Dünyada benim rızam için ne yaptın?

-Allah'ım! Senin için (affını ve rahmetini) ümit etmeme vesile olacak küçücük bir hayır dahiyapmadım.

Rabbimizbu sualini üç defa tekrarlayacak. Kul üçüncüsünde şöyle diyecek:

-Allah'ım! Sen bana (ihtiyacımdan) fazla mal vermiştin. Ben insanlarla alış-veriş yapan bir adamdım.Kolaylık göstermek ahlâkımdı. Zenginlere kolaylık gösterir, darda kalanlaravade tanırdım.

(Katındakabul olunur bir amelim olsa olsa budur.)

(Gizlive açık her şeyi bilen fakat yüceltmek için kulunu muhatab edinen) Allah (c.c.) şöylebuyuracak:

Kolaylık göstermeye asıl lâyık olan benim. (Yaptıklarına armağan olarak) gir Cennet'e.9

 

* Konu ile ilgili âyetler için bak.Bakara 280, 282, 283, Nisa 11, 12, Tevbe 60.

1 Müsned 1/463.

2 M. Zevâid K. Büyûü B. Fid-Deyni 4/126, Müsned 4/146.

3 Müslim İmâre 117, Muvatta Cihad 31, Tirmizî Cihâd 32.

4 Ebû Davûd Büyü 9, Nesâi Cenâiz 67, Müsned 3/330

* İ. Mâce Sadakât 12, Tirmizi Siyer 21, Müsned 1/276, 2/908

5 Müsned 5/78, İ. Mâce Sadakât 20

6 Nesâî Ezan 9, Buhârî İstikraz 10, Müslim Mesâcid 128

7 Nesâî İstiaze 23, Müsned 3/38

8 Tirmizî Büyû 75, Buhârî Îstikraz 4, Müslim Musâkât 120

* M. Zevâid K. Buyu Muhtelif Bablar 4/13-134, Müsned 6/255, Buhârî İstikraz 12,

* M. Mesabih Hn. 2832.

** Bakara 280.

*** M. Zevâid 4/134, İ. Mace Sadakât 144, Müsned 5/351

9 İ.Kesîr Bakara 280, Buhârî Büyû 17, Müslim Müsâkât 29.

 

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/49-borc-vererek-yardimlasmak-15-447h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim