40- Örtünme ile İlgili Kur’ân Âyetleri

40- Örtünme ile İlgili Kur’ân Âyetleri
40- Örtünme ile İlgili Kur’ân Âyetleri

40- Örtünme ile İlgili Kur’ân Âyetleri

Örtünme ile İlgili Kur'ân Âyetleri

A-Kadın giysisi

Kadınınilk evi olan giysi dış etkilerden ve bakışlardan koruduğu gibi kültürfarklılığını yansıttığı ve tanıtıcı nitelik taşıdığı için İslâm Dini, kendisineinananlar için bağımsız ve özgün kimlik inşası amacıyla giyimle ilgili ölçülerkoymuştur.

ŞartlarınıTaşıyan Giyim İbadettir

Giyimkonusu işlenirken belirlenmesi gereken ilk konu onun bir ibadet görevi olduğugerçeğidir.

İbadetAllah'ın ve Peygamberi Hz. Muhammed'in emirleri ve yasaklarına itaat emektir.İnsan, ibadetiyle dünya hayatını anlamlandıracak ve Cennet'lere kavuşacaktır.

Giysiile ilgili emiler ve yasaklar, Kur'ân'la bildirilen ve Hz. Muhammed tarafındanaçıklanan yasalar olduğu için, bu yasaların gereğini yapmak ibadettir. Bu sebeplegiyimle alakalı olarak bilinmesi gereken ve uygulamayı vicdan zevki halinegetirecek temel konu budur.

Giysininamacı

-Endoğrusunu Allah bilir- Giysi ile ilgili ilahi buyrukların amacı, insanıbilinçlendirmektir; onu Allah'ın rûhu, malları ve toplumsal hayatı yanı sırabedeni üzerinde de egemen olduğu bilincine erdirmektir. Bu ana sebebe bağlıolarak içgüdüleri aklın ve ilâhi kuralların denetimine almaktır/aldırmaktır.İlişkileri cinsiyet üzerinden değil kişilik üzerinden kurmaktır/kurdurmaktır. Toplumsalhayatın çekirdeği ve İslâmî düzenin ana kurumu kılınan aile hayatınayönlendirmektir. Sağlığı ve estetiği korumaktır. İlâhi irade gereği yasaklananzinadan ve zinaya götürücü işlerden sakındırmaktır.

Giyiminmaddi şartları

Giyiminmaddî şartlarını, giysinin Kur'ân ve Sünnet buyruklarına göre başı ve vücuduörtecek şekilde sık dokulu ve geniş, giyinenin cinsiyetine uygun, helal kılınanmaddelerden yapılı, sadeliği içinde güzel, bâtıl din ve ideoloji mensuplarınıngiysilerine aykırı olması şeklinde özetleyebiliriz. Bunlardan ilki kadın veerkekte faklılık gösterirse de, diğerleri müşterektir.

a-Kadın giysisi ile ilgi Kur'ânî buyruklar

a- Kur'ân-ıKerîm'de kadın giyimini konu edinen ikisi temel olmak üzere üç âyet vardır.Bunlardan ilk indirileni, Ahzab Sûresi'nin 59. âyetidir Biz de bu âyettenbaşlayacağız.

Buâyette Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:

"EyPeygamberim! Eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadılarına söyle/emret.Cilbab'larını baştan aşağı sarkıtarak örtünsünler. Böylesi örtünmeleri (ahlâki çizgide yaşayan erdemli kadınlarolarak)tanınmalarına (bakışla,sözle ve elle)incitilmemelerine daha uygundur. Allah çokça bağışlayan ve pek çok merhametedendir."

Kadınınörtünmesi ile ilgili bu ilk emir, ikinci emir olan Nûr Sûresi'nin 31.âyeti gibiPeygamberimiz aracılığıyla verilmektedir.

Buemirlerin Peygamber devlet başkanı olan Peygamberimiz aracığıyla verilmesi,Kıyamet Günü'ne kadar İslâm'ı teblîğ ve uygulama konumunda olacak bütün ilimadamları, yöneticileri ve velîleri görevlendirmek içindir. Çünkü örtünme yalnızkadınları değil, Toplum Ahlâkı'nı oluşturup yaşatmak ve korumak konumunda olankadın erkek tüm ergenlerin yükümlülüğüdür.

Âyettegeçen Celâbîb kelimesi Cilbab'ınçoğuludur. Cilbab, sözlükte başörtüsü, büyükçebaşörtüsü, boğaz çukurundan aşağıya doğru salınan giysi, vücudu bütünüyle örtenörtü manalarına gelir.  

Cilbabemri, baş örtüsü takan, ama gerdanlarını, göğüs çatallarını açıkta bırakan,ayaklarına halhal takınan ve bu şekilde Mescid-i Nebî'de cemaat namazlarınakatılan mümin kadınlara verilmiştir. Ama cilbab emriyle nerelerin açıktabırakılabileceği, kimlere karşı örtünme ile yükümlü olunmayacağı ve şeklî birörtünme ile yetinilip yetinilmeyeceği, bir diğer anlatımla süs vasfını taşıyangiysi ve aksesuarların kullanılıp kullanılmayacağı açıklanmamıştır. Değinilenayrıntılar açıklanmamakla birlikte açıkta bırakılan organların kapatılmasıgereği öğrenilmiştir. Bu ayrıntılar daha sonra indirilen Nûr sûresinin 31.âyetiyle açıklığa kavuşturulmuştur .

b-Kadın giyimi ilgili ikinci âyet Nûr Suresi'nin 31. âyetidir.

Buâyette Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: "Mü'min kadınlara söyle! Onlar da gözlerini cinselamaçlı bakışlardan çevirsinler. Cinsel organlarını (dıştan görülür olmaktan; zinayaaracı kılmaktan)korusunlar. Yalnızca taiî olarak kendiliğinden görüneni dışında ki zînetleriniaçığa vurmasınlar. Başörtülerini yakalarının üstüne salsınlar. Zînetlerinikocalarından, babalarından, kayınpederlerinden, oğullarından, üvey oğullarındanerkek kardeşlerinden erkek kardeşlerinin veya kız kardeşlerinin oğullarından,kendi kadınlarından, yahut yasal olarak sahip oldukları kimselerden, yahutkendilerine bağlı olup cinsel isteklerden yoksun bulunan erkeklerden, ya dakadınların mahrem yerlerinin henüz farkında olmayan çocuklardan başka kimseninönünde açığa vurmasınlar. (Yürürken)gizledikleri zînetlerini belli edecek şekildeayaklarını yere vurmasınlar. Siz ey mü'minler! Hepiniz topluca günahlarınızdandönüp Allah'a yönelin ki, kurtuluşa/esenliğe erişesiniz."

Âyet,Ahzab sûresinin 59.âyetinde olduğu gibi ‘Ey Peygamber!" hitabı ile değil,"Söyle" emri ile başlamaktadır. Böyle olmakla birlikteilk muhatap Peygamberimizdir ve muhatap olma konumundaki bilgilendirici,uyarıcı ve yönlendirici bütün yükümlülerdir.

"Mü'min kadınlara söyle" buyrulduğu için ilâhi emrinkendilerine iletileceği kadınlar da iman eden kadınlardır. Mü'min olmayankadınlara bu gibi emirler verilemez. Örtünme gibi emirlerin gereğiniüstlenebilecekler; bilinçli olarak böylesi bir erdemle yükselebilecekler ancakinananlar olabilir.

Âyetinana buyruğu, belirlenen şartlar içinde kadınların Zînet'lerini açığavurmamasıdır. Anahtar kavram Zînet sözcüğüdür.

Zînetsözcüğünün taşıdığı "güzel nesne" anlamı, bu anlamın Kurânda kullanılmışolması, âyetin bütünü, Hz. Peygamber dönemi uygulaması ve de İslâm alimleriarası genel kabul, zînetin vücut anlamına geldiğini  doğrulamaktadır. Ohalde âyetin zinetle ile ilgili bölümünün manası şöyle olur:

"...Tabîi olarak kendiliğindengörüneni dışında vücutlarını açığa vurmasınlar..."

Buşekliyle âyet, bütün kadınların güzel konumunda olduklarına işaret etmektedir.

Kadınvücudunun kendiliğinden görünen kısmı neresidir?

"Tabîi olarak kendiliğinden görünenvücut organlarının yüz, dirseklerinyarısına kadar eller ve topuktan bir karış yukarısına kadar ayaklar olabileceği," Kur'ân'ın işaretleriyle ve-Allah şanını artırsın- Peygamberimizin onaylarıyla da doğrulanmıştır.

Mü'minerkeklere verilen cinsel arzulu bakışlardan korunulması ile ilgili Kur'ânîemir, Rabbimizin kadınlarla biatlaşması için Peygamberimize yüklediği görev,Hz. Mûsa'nın daha sonra eşi ve baldızı olacak kadınlarla konuşması yüzünkendiliğinden görünür kabul edilebileceğinin Kur'ânî işaretleridir.1

SevgiliPeygamberimizin, şeffaf bir elbise giyinik olduğu halde yanına gelen baldızıEsma'ya arkasını dönüp sarığından bir parça kesip vererek ergin kadınların yüzve eller dışındaki vücut organlarını örtmeleri gereğini vurgulaması; yüz biniaşkın mü'minler topluluğu ile yaptığı Veda Haccı'nda ihramlı kadınlarınyüzlerini örtmesini yasaklaması argümanlarımızdır. Veda haclarında kendisinesoru yönelten genç kadınla bakışan terikesindeki amcası oğlu Fazl'ın yüzünüelleriyle bizzat çevirirken, kadına yüzünü örtmesine ilişkin bir emir vermemeside delilimizdir. 2

Peygamberimizin"Allah'a veAhiret günü'ne inanan kadın, ellerini ancak dirseklerin yarısına kadaraçabilir."diyerek bizzat göstermesi, kızı Fatıma'ya yönelik beyanlarında topuklardan dizedoğru bir karış yukarısına kadar açılabileceğine onay vermesi ve bu onayını,eşi Ümmü Seleme annemizin sorusuna verdiği cevapta dile getirmesi,özetlediğimiz genel kabulü doğrulamaktadır.3

Saçlargörünebilir mi? 

Görünemeyeceğiniâyet göstermektedir. Açıklayalım:

Hz.İbrahim'in teblîğ izlerinin görülebildiği Mekke ve Medine toplumları geleneğindesaçların örtülmesi, asalet nişanı olarak varlığını sürdürüyordu. Ancak büyükçoğunluk örttükleri başörtülerini arkalarına salarak boyun ve gerdanı açıktabırakıyor, bir diğer anlatımla yaka yırtmaçlarını geniş tutarak göğüslerinisakınmıyordu. Dönemimizde de modalaştırılan bu cahiliye geleneğini yıkmak veyapılması gerekeni belirlemek için Rabbimiz âyetin devamında şöyle buyurdu: "...Başörtülerini yakalarının üstünesalsınlar..."

Buradaanahtar kelime "hımar"ın çoğulu "humur"dur. Hımar soyut örtü değil, başörtüsüdür.Alkollü içki anlamında ki Hamr da aynı köktendir. Hamr aklı, hımar başı örter.Ancak hımar kendisiyle boyun ve yaka yırtmaçlarının örtülerek göğüs bölgesininkapatılabileceği büyükce baş örtüsüdür.4 Cilbab bunun daha büyüğüdür. Allahın kullanılmasınıistediği hımar'dır.Yani baş örtüsüdür. Pek tabîi olarak hımar önce göreviniyaparak saçlarla birlikte başı örtecektir. Peygamberimizin denetimindekiuygulama da böyle olmuştur.

Hz.Aişe annemiz Hımarın/baş örtüsünün kullanımı ile ilgili ilâhi emrin verildiğigece Medine'de bir devrim yaşandığını şöyle anlatıyor: Allah'a yemin ederim ki Allah'ınKitabı'na iman ve onu doğrulama yönünden Ensar'ın kadınlarından dahabilinçlilerini görmedim. Erkekler, Allah'ın kadınlarla ilgili olarak indirdiğiörtünme ile ilgili âyeti, evlerine gelerek eşleri,kızları, kız kardeşleri vediğer kadın akrabalarına okuduklarında, onların her biri, elbiseleri vebulabildikleri kumaş parçalarından Allah'ın indirdiği hükme imanlarınıpekiştirmek için birer baş örtüsü hazırladılar. Ertesi gün sabah namazına başörtülerine bürünmüş olarak katıldılar. Sanki başlarında kumaştan kargalarvarmış gibiydiler .5

Soruyacevabımızı özetleyelim:

Saçlartabîi olara kendiliğinden görünür zînet kapsamına alınamaz.

Açıklamalarımızışığında net olarak görülebileceği gibi, İslâm kadını'nın giysisinin anaunsurlarından biri olan saçları içine alacak nitelikli başörtüsü, Rabbimizinemridir.İnanırsınız- inanmazsınız, uygularsınız veya uygulamazsınız bu ayrı birkonudur.Ancak başörtüsü Müslüman kadınlara yönelik ilâhi yasadır.

Kadıngiysisinin örtücü olma yanısıra diğer şartları

Örtünmeteni göstermeyecek şekilde kalın bir giysi ile gerçekleştirilmelidir.

Allah'ınResûlü teni gösteren bir elbise ile örtünmenin sağlanamayacağını, böylesine örtülüçıplaklığın sorumluluğunu da duyuran bir hadisleriyle şöylece açıklamaktadır:

"Ümmetimdenhenüz görmediğim cehennemlik olan iki sınıf vardır.

Onlardanbir sınıfı beraberlerinde taşıdıkları sığır kuyruklarını andırırkamçılar-joplarla insanları döven erkeklerdir.

Diğerbir sınıfı da giyinik olan, fakat giysileri içlerini gösterdiği ve örtülmesigereken organlarını örtmediği için çıplak durumda olan kadınlardır.

(Saçlarınıkapatmaları veya peruka takmaları sebebiyle) Onların başları deve hörgüçlerigibidir.

Onlar(giysileri ve saç tuvaletleriyle) İslamî ölçülerden sapıcı ve saptırıcıdırlar.

(Tövbeetmezlerse cezalarını çekmeksizin) Cennet'e giremezler. Üstelik kokusunu bilealamazlar. Oysa ki Cennet'in kokusu şu kadar mesafeden alınabilir."6

Örtünme,vücût organlarının yapısını açığa vurulmaksızın sağlanmalıdır

Vücûtorganlarının hacmini belirtecek bir giysi ile İslamî örtünmegerçekleştirilemez.

İslamîörtünmenin bu özelliğini şu hadis-i şeriften öğreniyoruz.

ZeydOğlu Üsema (r.a) anlatıyor.

Allah'ınResûlü Dihyetğl-Kelbî isimli sahâbînin kendisine hediye ettiği Mısır mamûlüsıkıca dokunmuş keten bir elbiseyi bana giydirdi. Ben de onu karıma giydirdim.

Birara Allah'ın Resûlü bana sordu:

-Hayrola, niçin sana verdiğim elbiseyi hiç giymedin?

-Onu karıma giydirdim (Ya Resûlallah!)

-Karına, altına ince bir elbise daha giymesini emret. Zira ben o elbiseninkarının kemiklerinin hacmini açığa vurmasından endişe ederim.7 

Örtünmeemrinin kendilerine karşı uygulanmayabileceği kişiler kimlerdir?

 Kendilerine karşı vücudun örtüleceği kişiler bütün erkekler değil, yalnızcakendileriyle evlenilebilecek olan erkeklerdir. Kendileriyle ebediyenevlenilemeyecek olan erkeklerle, ailenin bir parçası olmuş yasal hizmetçikonumundaki kişiler, aile ile ilişkiler kurmuş cinsellikten kalmış erkekler,kadınlara ilgi duyacak yaşa gelmemiş çocuklar ve kadınlardan oluşan yakınçevre, kapsamın dışında tutulmuşlardır:

"...Zînetlerinikocalarından, babalarından, kayınpederlerinden, oğullarından, üvey oğullarındanerkek kardeşlerinden erkek kardeşlerinin veya kız kardeşlerinin oğullarından,kendi kadınlarından, yahut yasal olarak sahip oldukları kimselerden, yahutkendilerine bağlı olup cinsel isteklerden yoksun bulunan erkeklerden, ya dakadınların mahrem yerlerinin henüz farkında olmayan çocuklardan başka kimseninönünde açığa vurmasınlar..."

Kadınlarzînetleri olan vücutlarını kendileri için istisna getirilenler, örneğinkardeşler ve kayınpederler yanında açığa vurabilirler mi?

Konumuzolan âyetin başında üreme organları ve çevresi anlamına Ferc'lerini korumalarıemredildiği ve Araf sûresinin 26.âyetinde giysilerin ön ve arka organlarmanasına Sevât'ın örtülmesi için verildiği bildirildiğinden, İslâm bilginlerigösterilemeyecek vücut bölümünün göbekle diz kapakları arasını içine aldığındagörüş birliği içindedirler. Birbirlerine helâl kılındıkları ve birbirlerininbütün vücutlarına bakabilecekleri için eşler pek tabîidir ki bu kuralındışındadır.

Kadınların,kendilerine vücut zînetini açabilecekleri kişilere göğüslerini, meme altı karınkısmını ve mükabili sırt bölgesini gösterebilir mi?

Kur'ân'dave onun açıklaması olan Sünnet'te bu ve benzeri sorulara doğrudan açık cevaplarverilmemiştir. Tüm insanlığı ve bütün kültürleri kuşatacak olan bir dininuygulamayı, ihtiyaca, zarûrete, İslâm'la çelişmeyen örfe, kültürel düzeye,ensest ilişkilere kapı açıp açmayacağı ihtimaline, toplumun genel akışına vemü'min kadının ahlâkî tercihine bırakması gerekirdi. Gerektiği gibi deolmuştur. Ancak kadınların vücutlarını ne ölçüde açığa vurabileceklerikonusunda dikkate almaları gereken genel kurallar vardır. Bu kuralara değinmeyigerekli buluyoruz.

1-Kur'ân, erkekleri, Müslüman olanlar ve olmayanlar şeklinde ayırdığı gibi, zinaedenlerle etmeyenler, gizlice dost tutanlarla tutmayanlar şeklinde deayırmaktadır. Ayrıca kendileriyle evlenilebilecek olanlarla evlenilemeyecekolanlar şeklinde de ayırıma tabi tutmaktadır. Müslüman kadınlar da buayırımları yaparak davranışlarını belirlemelidirler.8 

2-Nûr sûresinin 60. âyetiyle nikâh ümidi kalmamış yaşlı kadınların, vücutorganları olan zînetleriyle kadınsı tavırlar sergilememeleri koşuluylagiysilerinin bir kısmından arınabilecekleri açıklanmıştır. Bu da kadınsıduygulardan arınamamış, duygu coşkunluğundan korunamamış, ilgi duyacaklaracesaret verebilecek kadınların, zînetlerini açığa vuramayacağı gerçeğindenhareket etmelerini görevleştirmektedir.

3-Yasaların korumacı, görsel ve yazılı medyanın geliştirici etkisiyle ensestilişkilere varan zinaların yaygınlaştığı ve tabîi görülmeye başlandığıdönemlerde, şerlere  yöneltici vesilelere kapıları kapamak amacıyla vücutzinetini korumak gereği de kadınlara yön verici olmalıdır.  Ayrıca herkadın, yakın çevresinin kendisine yönelik bakışların cinsellik içeripiçermediğini kavrar, gözlerin hıyanetini sezer. Davranışların, yakınlıklarınhangi amaca yönelik olduğunu hisseder. Böylesi olumsuz bakışlar ve davranışlarde kadınlarımızı yönlendirici olmalıdır.

Müslümankadınlar izin verilen kişiler yanında zînetleri olan vücut organlarını ne ölçüdeaçığa vurabileceklerini yukarıda açıklanan kurallar çerçevesindebelirleyeceklerdir. İslâm bilginleri bunu göbekle diz kapakları arası ayrıcakarın ve sırt olarak özetlemişlerdir.Doğruları en iyi bilen Allah'tır.

Zînetinaçığa vurulma yasağının sebebi nedir?

Nûrsûresinin açıklamaya çalıştığımız 31.âyetiyle zînetin açığa vurulmasınınyasaklanış amacı, soyut örtünme değildir. Amaç, insanı, Allah'ın bedeniüzerinde de egemen olduğu bilincine erdirmektir. Bu ana sebebe bağlı olarakamaç ahlâkîdir. Ahlâkî olduğu için, ölçülere uygun giyiniş sonrasında biledavranışların ahlâkîleştirilmesi gerekir.Bu gerçeği bir örnekle açıklamak içinRabbimiz bu âyette şöyle buyurmaktadır:

"...Kadınlar yürürken gizlediklerivücut zînetinin bilinmesi için; belli edecek şekilde ayaklarını yerevurmasınlar..."

Kur'ân'ınindirildiği çevrede kadınlar ayaklarına süs olarak halhal takarlardı. Örtünmeemri öncesinde Hz. Aişe ve Ümmü Süleym gibi önder ve örnek kadınların mahremçevrelerince bilinir şekilde halhal takındığını biliyoruz.9 Bazı kadınlar gösterirşekilde halhallı ayaklarını kullanarak işveli yürüyüş yaptıkları için Rabbimizayakların kullanımı örneği ile yasak getirmiştir. Bu sebeple âyetin bağlamımıziçindeki anlamı şöyledir:

"...Kadınlardikkatleri üzerlerinde yoğunlaştırmak için tahrik edici bir tavırla çapkıncayürümesinler..."

Ayetteörtü emrine ilave olarak, örtü ile kapatılan güzelliklerin bilinmesi gibi biramacın güdülmemesine vurgu yapılmaktadır. , Kur'ân dilinde teberrüc olaraknitelen çapkın yürüyüş şekli bir örnek olarak verilmektedir. Konunun halhalladoğrudan bir ilgisi yoktur. Devrimiz cahiliyetinde halhalın yerini örneğincinsel cazibeyi artırıcı yüksek ve ince topuklu ayakkabılar almıştır.

Örtüile kapatılan güzelliklerin bilinmemesi amacıyla Kur'ân'ın ve Peygamberimizindiliyle daha bir çok yasaklar konulmuştur. Örneğin seksi kokular sürünerekerkekler arasına çıkmak, gözlerden uzak mekânlarda erkeklerle buluşmak,,tokalaşma dahil cinsel haz amaçlı bedensel temasta bulunmak, işveli konuşmalaryapmak, eşlerin ve mahremlerin katılmadığı uzun yolculuklar yapmak, güzelleşmeamaçlı estetik ameliyatlar yaptırmak ve cazibeli renklerle desenli giysilergiymek/baş örtüler takmak... bütün bunlar Kur'ân ve Sünnet'e dayalı haram vasıflıyasaklardır.

Buradasöylenebilecek son söz, yalnızca fiziksel örtünmenin yeter olmadığıdır. Zatenörtünme emrini veren Rabbimiz, örtünmenin ancak daha verimli bir ortamoluşturabileceğini bildirmektedir. Fizik örtü, Takva örtüsü üstünegiyilebilirse amacına ulaşır. Kur'ân da böyle demiyor mu?

"Ey Ademoğulları! Size açığavuramayacağınız yerlerinizi örtmeniz ve güzellik nesnesi edinmeniz içinkatımızdan nimet olarak giysi maddeleri ve onları kullanma bilgisi verdik. Ama (örtünme emrimizi uygulamayı daiçine alan)kulluk bilinci ve yaşamı olan Takva örtüsü daha hayırlıdır. İşte bu da, insanoğlunun öğüt alabileceği âyetlerden biridir."10

ZînetiAçığa Vurmamanın/Örtünmenin Amacı Kadını Toplum Hayatından Dışlamak mıdır?

Yukarıdadeğinildiği üzere amaç, yaratılış sebebimiz olan ibadetin, giysiye ilişkinolanını yerine getirerek Rabbimizin egemenliği önünde eğilmek, Cennetlerinegirebilmektir. Bu ana gaye çizgisinde içgüdüleri aklın ve İslâm'ın kontrolünealarak özgün bir şahsiyet oluşturmak, aileyi koruyarak genel ahlâka katkı sunmaktır.

Kadınıtoplum hayatından dışlamak, Allah'ın iradesine karşı çıkmaktır. Kadınların rûhîve bedenî duyarlılığı sebebiyle ilgi duymadıkları alanlar vardır. Ama Kur'ân veSünnet yasalarıyla erkeklere açık, fakat kadınlara kapalı alanlar yoktur.İstisnalar da pek azdır.

Erkeklerinyükümlü kılındığı namaz, zekât ve hac gibi görevlerle, içki, kumar ve zina gibiyasaklarla onlar da yükümlüdür. Erkekler gibi onların da eşlerini seçme, özelşartları içinde boşanma ve ekonomik görevleriyle uyumlu mîras alma haklarıvardır. Onların da üretime katılma, ticaret yapma, siyasi ve hukukî yöndenkendilerini ve diğer Müslümanları temsil ve tasarrufta bulunma hakları,gereğinde savaşlara katılma görevleri vardır.

Hz.Peygamberin uygulamalarına aykırılıkla kadınların İslâmî kurallara bağlı olarakyapabilecekleri sosyal atılımları bir tarafa, Cuma ve Bayram namazlarınakatılımlarını bile engelleyen yaklaşımlar, İslâm'ı değil sahiplerini bağlar.İnsanı en güzel kıvamda erkek ve kadın olarak yaratan ve onlara müşterek görevleryükleyen Allah'ın ve bütün insanlara gönderilmiş Elçisinin kadınlar aleyhineayırım yapması mümkün müdür?

İslâm'ınkadınlar için ev merkezli bir toplum hayatını önerdiği söylenebilir. Bu dadüşünebilen insanlığın büyük bedeller ödeyerek kavrayabildiği bir hakikattir.

Birilerininİslâm adına, diğerlerinin de laiklik adına haklarını ve hürriyetlerinikısıtladığı İslâm kadını,İslâmî çizgiden ödün vermeden ayağa kalkmayaçalışmalıdır.

c-Kadın giyimi ile ilgili üçüncü âyet Nûr sûresinin 60. âyetidir.

Kadıngiyiminin iman temelli ahlâkî bir konu olarak değerlendirilmesi gereğine işareteden bu âyette Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: "Evlenme ümidi kalmamış yaşlı kadınların sözleri ve davranışlarıyla kadınsı tavırlar sergilememelerikoşuluyla siyablarını çıkarmalarında sorumlulukları/günahları yoktur.Ancak herşeye rağmen (siyablarınıçıkarmayarak)iffetlidavranmaları kendileri için hayırlıdır.Allah her şeyi çok iyi işiten,çok iyibilendir."

Siyab kelimesiKur'ân'da elbise anlamındaki sevb'in çoğulu olarak geçmektedir.

"Siyabını tertemiz kıl." Anlamındaki Müddessir sûresinin4.âyetiyle, "...Öğleyinistirahat içinsiyablarınızıçıkardığınız vakit..."anlamındaki Nûr sûresinin 58. âyetinden hareketle Siyabı kişinin günlükçalışmalarında ve insanlar arası ilişkileri sırasında giydiği elbise anlamınageldiğini söyleyebiliriz.Buna göre yaşlı kadınların elbiselerini çıkarmalarınıiki şekilde anlayabiliriz.

a-İnsanların,öğleyin istirahat halinde iken giydikleri çalışma elbiselerini çıkardıklarıgibi onlar da elbiselerini namahremler yanında çıkarabilirler.

b-Onlar,diğer genç kadınların namahremler arasında giymekle yükümlü oldukları hımarı daiçine alacak şekilde Cilbablarını çıkarabilirler. Ancak çıkarmamaları dahaahlâkîdir.

B-Erkeklerin giysisi

Nûrsûresinin 30. ayetiyle erkekler Ferc'lerini; ön ve arka organlarıyla yakınçevresini, kabul gören daha açık bir anlatımla göbekle diz arasını korumaklayükümlü oldukları için onların elbiselerinin, anılan bölgeyi örter nitelikteolması gerekir. Farz olan budur. Kadınların duygu sapmalarına sebebiyetvermeyecek şekilde giyinmeleri ise, haramlara yönlendirici olmama kuralınıngereğidir. İslâm'la çelişmeyen örf de belirleyici unsurlardandır.

Kadınve erkek giysisinde müşterek şartlar

a-Giysinin giyenin cinsiyetine uygun olması

Giyiminmaddî şartlarından biri de Elbisenin örtülmesi gereken yerleri örtmesi gereğikadar, içinde yaşanılan toplumun örfüne göre, erkeğin giydiği elbisenin kadınelbisesine, kadının giydiği elbisenin de erkek elbisesine benzememesidir, birdiğer anlatımla karşı cinsler arasında benzeşmeye sebep olmamasıdır. ÇünküPeygamberimiz, "Kadınelbisesi giyen erkeğe ve erkek elbisesi giyen kadına Allah lanet etsin." buyurarak Kur'ân çizgisindeyaratılış düzeni ile çelişen bu uygulamayı yasaklamıştır.11

Kadıngiysileri gibi erkek elbiselerini içine alacak bir diğer mühim şart daelbiselerin canlı varlıkların resimleri ve motifleri ile desenli olmamasıdır

b-Elbisenin yasak kılınmayan; helal maddelerden olması

Elbiseninhelal maddelerden yapılmış olması,Kur'ân'ın genel bir ifadeyle yasakladığı ölühayvan derileriyle, Sünnet'in yasak kapsamına aldığı yırtıcı hayvan derileridışındaki maddelerden üretilmiş olmasıdır.12 Erkekler için getirilen bir diğer şart daonların giysilerin tabîi ipekten yapılmış olmaması ve altın takılar ihtivaetmemesidir. Çünkü Peygamberimiz, Kur'an doğrultusunda israf ve lüks türüharamlardan korunması gereken erkek yaratılışı ile çelişkili görerek ipek veatın kullanımını erkeklere yasaklamıştır.

-Allahşanını artırsın- O, şöyle buyurmuştur:

"Altın ve ipek ümmetiminkadınlarına helâl, erkeklerine haram kılınmıştır."

"Dünyadaipek giyen kimse Ahiret'te giyemez."13

Peygamberimizbir diğer hadislerinde altın yüzük takmayı da ateşten kora parmak sokmak olarakvasıflandırmıştır.

Busebeple meselâ mü'min tabiî ipekten üretilmiş gömlek giyemez. Altın yüzük,manşet ve kolye takamaz.

Ancak,erkek elbiseleri için yakalara, kollara ve diğer bölümlere ipekten süsyapılabilir.14

Haramakonu elbiselerden kaçınmadıkça giyimde meşruluğa ve güzele ulaşılamaz.

c-Elbisenin sadelik içinde güzel olması

İslâmîgiyimin maddî şartlarından biri de sadelik içinde güzel olması, bir diğerifadeyle giyilen elbisenin vücuda uygunluğu ve renkleri arasında uyumluluğudur.

Vücudaoldukça büyük gelecek bir giysi ile renkleri canlı ve birbirine zıt olangiysinin güzel bulunmayacağı, muhatapların gözlerine dokunacağı, bakışlarıyoracağı ve hafife alınma nedeni olacağı bir gerçektir.

Busebeple vücuda uygunluğun ve renkler arası uyumun önemsenmesi gerekir. Giyimdeörtünme yanı sıra güzellik de amaçlanmalıdır. Çünkü Rabbimiz Kur'ân-ı Kerîm'debize, giysileri güzelleşmemiz için verdiğini açıklamaktadır: "Ey Âdemoğulları! Size açığavuramayacağınız yerlerinizi örtmeniz ve güzelleşmeniz için nimet olarak giysimaddeleri ve onları kullanma bilgisi verdik..."15

Güzelleşmeninamaç edinilmesi gerektiği içindir ki Rabbimiz süs manasına da gelen zînetsözcüğünü elbise anlamında kullanarak kültür ocağı ve ibâdet yeri olan camileresüs nitelikli elbiselerle gidilmesini emretmiştir.16

Kur'ânçizgisine uyarılarda bulunup öğüt veren Peygamberimiz de giyimde sadelik içerenbir güzelliği amaçlanması gerektiğine fiili örnekler vermiş, yönlendirmelerdebulunmuştur.

Hz.Ebul - Ehvas isimli sahâbi anlatıyor:

Döküntübir elbise giyinmiş olduğum halde Hz. Peygamberin yanına geldiğimde Hz.Peygamberle aramda şu konuşma geçti:

-(Ya Ebul - Ahvas!) Senin malın var mı?

-Var Ya Resûlallah!

-Ne gibi malların var?

-Allah'ın bana verdiği deve, at, koyun, keçi... benzeri mallarım var.

-(Ya Ebul - Ahvas!) Allah sana mal verdiği zaman, verdiği mal nimetinin izleri üzerindegörülsün.17

Elbiseningüzelleştirilmesi lüzumunu Peygamberimizin aşağıdaki emirlerinden daha açık birşekilde öğreniyoruz:

"(EyMü'minler!) Sizlermü$'min kardeşlerinizin yanına gidecek, ilişkiler kuracaksınız. Bu sebepleberaberinizde götürdüğünüz eşyanın bakımı ve temizliğine önem veriniz.Elbiselerinizi düzene sokup güzelleştiriniz ki insanlar arasında bir benek gibidikkat çekenlerden olunuz. Şüphesiz Allah çirkinliği ve çirkinliğinbenimsenmesini sevmez." 18

 

Elbiseninsadelik içinde güzel olması konusunun özellikle kadınlarımız tarafından yanlışdeğerlendirilmemesine bilhassa değinmek isteriz.

Onlargiyimle ilgili açıklanan Kur'ân ve Sünnet'e uygunluk şartına özenle uyacaklar,giyimlerinde dişiliği değil İslâmî kişiliği ön plana çıkaracaklardır. İslâmî anlamdaelbisenin sadelik içinde güzellik vasfını taşıması ile kadının dişiliğinibelirginleştirici süs olma vasfını taşıması, ayrı ayrı şeylerdir.

Hiçşüphesiz cinsel bakışların kadın üzerinde odaklanmasına neden olacak giysilergiyilmesi haramdır.

Aşağıdasunacağımız hadis de, Nûr sûresinin 31.âyeti doğrultusunda haramlığın delilinivermektedir

Hz.Âişe (r.a.) anlatıyor.

"Hz.Peygamber (s.a.) Mescit'de oturuyorken Müzeyne kabilesinden süslü elbiseleriçinde alımlı ve çalımlı bir şekilde yürüyen bir kadın çıkageldi.

Bukadını gören Hz. Peygamber şöyle buyurdu:

-Ey insanlar! Kadınlarınıza (bakışları celbedecek ve onları hafif meşrebkadınlardan zannettirecek) süslü elbiseler giymeyi ve alımlı çalımlı bir eda ilemescitlere girip çıkmayı yasaklayınız..."19

Sözü,Peygamberimizin konumuzu özetleyici öğütleri ile bağlayalım:

-Dinliyor musunuz, dinliyor musunuz, dinliyor musunuz? Giyimde sadelikîmandandır."

İsrafadüşmeksizin, kibire/büyüklük duygusuna kapılmaksızın yiyiniz, giyiniz ve detasadduk ediniz.20

d-Elbisenin kâfirlerin elbisesine benzememesi

İslâmîölçülere göre giyinmenin maddî şartlarından biri de elbisenin Budistler,Yahûdiler, Hıristiyanlar ve Materyalistler benzerleri İslâm dışı topluluklardanbirine ait özel giysilerden biri olmaması veya onlardan biri olunduğuçağrışımını yaptıracak derecede benzememesidir. Çünkü Peygamberimiz, "İnançta, amelde, kılık-kıyafettebizden başkasına benzemek isteyenler bizden değildir." buyurmuştur..21 Benzemeden korunmanın ana yoluİslâmî ölçülere uygun giyinmektir.

Örtünmeemrine aykırılık nasıl bir günahtır?

Allah'ınve Peygamberi Hz. Muhammed'in emirlerine uymak ibadet olduğu gibi aykırılık dagünahtır. Örtünme Rabbimizi emrettiği ve Peygamberimizin açıkladığı bir emirolduğu için bu emre aykırılık da günaha girmektir.

Kur'ângünahları Kebâir, Hatîat-Seyyiat ve Lemem olmak üzere üç kısma ayırır.22 Peygamberimiz, büyük günahları,haksız yere insan öldürmek, zina yapmak,yemin ederek zimmete mal geçirmek, faizalmak, namaz kılmamak, zekât vermemek ve benzerleriyle örneklendirir. Busebeple örtünme emrini çiğnemeyi orta derecede Seyyiat-Hatîat türü günah olarakdeğerlendirebiliriz.

AçıkladığımızNûr sûresinin 31. âyetinin sonunda "Siz ey mü'minler! Hepiniz topluca tövbe edin/ günahlardandönüp Allah'a yönelin." buyrulması örtünme emrini yerine getirmemenin harambir tavır olarak günah olduğunu göstermektedir. Örtünme sürekli bir ibadetolduğu gibi örtüsüzlük de sürekli bir günahtır

Giyiminmaddî şartlarını, giysinin Kur'ân ve Sünnet buyruklarına göre başı ve vücuduörtecek ve ten rengini ve organların biçimini kapatacak şekilde sık dokulu vegeniş, giyinenin cinsiyetine uygun, helal kılınan maddelerden yapılı, sadeliğiiçinde güzel, bâtıl din ve ideoloji mensuplarının giysilerine aykırı olmasışeklinde özetleyebiliriz.

Giyiminmanevi şartları

İslâmîölçülere göre giyinmenin yukarıda açıkladığımız maddî şartları yanı sıra manevîşartları da vardır. Bunları elbiseyi helâl kazançlarla almak ve kibirdenkorunarak giyinmek şeklinde açıklayabiliriz.

ElbiseyiHelâl Kazançla Almak

İslâm,kazançları helâm ve haram olmak üzer ikiye ayırır. Yenilen gıdalar gibi giyilenelbiselerin de mutlaka katıksız helâl kazançlarla alınması gerekir.

Faiz,içki-kumar-fuhuş işletmeciliği, emeği sömürü, rüşvet ve aldatma gibi insanlarazarar verici çizgide sağlanacak haram kazançlarla alınacak giysiler, dıştankaliteli ve güzel görünseler de gerçekte lekelidirler, giyilemeyecek ölçüdepistirler. Maddi pisliklere bulaşmış elbiselerle insanların beğenisikazanılamayacağı gibi onlarla da kazanılamaz. Haram kazançlı giysilerle kabulolunur ibadet de yapılamaz.

-Allahşanını yüceltsin.- Peygamberimiz bu gerçeği bir hadîslerinde şöyleceaçıklamıştır: "Üzerindençıkarıncaya kadar haram kazançla alınmış elbise giyen kişinin namazı ve orucunuAllah kabul etmez."

Haramgiysilerle erdemli halk ve de Hak katında çirkinleşenler nasılgüzelleşebilirler.

ElbiseyiKibirden Korunarak Giyinmek

İslâmîölçülere göre giyinmenin manevi şartlarından biri de elbiseyi kulca ve şükürduyguları içinde kibirden korunarak giymektir. Giyimi ibadet halinedönüştürecek de budur.

İlkMü'min Kadınlardan Örtünme Örnekleri

Utanmaduygumu yitirmedim

  • Ümmü Hallâd isimli kadın, şehiddüşen oğlundan haber sormak için Allah'ın Resûlü'ne geldi. Yüzünü de içinealacak şekilde başını örtmüştü.

Sahâbîlerdenbiri ona şöylece takıldı:

-Böyle sımsıkı ötünmüş olduğun halde mi oğlundan haber sormaya geldin. (Dinî gayretin böylesine deolur şey değil.)

Oda şöyle cevâb verdi:

-Oğlumu kaybetti isem, utanma duygumu kaybetmedim. Asla da etmeyeceğim.14

Örtülerindenötürü tanınmazlardı

  • Safiyye b. Şeybe anlatıyor.

Hz.Âişe'nin (r.anha) yanındaydık. Kureyş kadınlarından ve onların faziletlerindensöz ettik.

Hz.Âişe de şöyle buyurdu:

-Gerçekten Kureyş kadınlarının &u

Ali Rıza DEMİRCAN

http://www.alirizademircan.net/40-ortunme-ile-ilgili-kuran-ayetleri-13-379h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim