4- Teşebbühün Doğuşu, Tarihi Seyri Ve Devrimizdeki Karakteri

4- Teşebbühün Doğuşu, Tarihi Seyri Ve Devrimizdeki Karakteri
4- Teşebbühün Doğuşu, Tarihi Seyri Ve Devrimizdeki Karakteri

4- Teşebbühün Doğuşu, Tarihi Seyri Ve Devrimizdeki Karakteri

Teşebbühün Doğuşu, Tarihî Seyri ve Devrimizdeki Karakteri

İslâm Dini'nin Kıyamet Günü'ne kadar geçerli olacak kemaleerdirilmiş şekli Hz. Muhammed (s. a.) aracılığı ile tebliğ edilmeye başlandığızaman, Arabistan Yarımadası'nda bâtıl bir düzen hâkimdi. Kur'ân ve Sünnet'inCahiliyet olarak nitelendirdiği bu düzenle İslâm Dini arasında şiddetli birçatışma oldu. (1)

(1) Biz burada Cahiliyeti İslâm'ın Hz. Peygamber tarafındantebliğ edilmeye başlandığı dönemde Arabistan Yarımadasında hâkim olan inançlarve hayat tarzı mânasına dar bir anlamda kullandık. Ancak İslâm Dini, Allah'aiman ve Allah'ın kanunlarını, elçisi Hz. Muhammed'in tatbik ettiği şekildehayata uygulama esasına dayanmayan her hayat düzeninin cahiliyet hayatıolduğunu bildirmiştir.

Bu itibarla cahiliyyet hayatı, sadece İslâm Dini'nin zuhurusırasında Çin'de, Roma'da, Bizans'ta, İran'da ve Arabistan yarımadasında geçmişolan bir hayat tarzı değildir.

İslâm Dini'ne uygun olmayan, mazide yaşanmış her hayatcahiliyet hayatı olduğu gibi, aynı ölçüler içerisinde halde ve gelecekteyaşanacak her hayat tarzı da cahiliyet hayatı olacaktır. Çünkü İslâm Dini, ilmîve teknik gelişmeyi emretmiş olmakla beraber, cahiliyet hayatını "ilimsizliğin ve teknik geriliğin hâkimolduğu hayat olarak vasıflandırmamış, hâkimiyeti Allah'ta yönetim düzeniniİslâm'da kabul etmeyen hayat şekli" olarak tanıtmıştır.

Bu itibarla cahiliyet asli hüviyetlerini yitirmiş bütünsemavî şeraîtleri, dinleri ve devrimizdeki tüm felsefi sistemleri ve hayattarzlarını içine alır.

Bak. a) Sülevmaniye Minberinden İslâm Nizamı Ali RızaDemircan cilt 2, "Yaşadığımız Cahiliyet" hutbesi.

b) İktizaus-Sıraül-Müstakim Sh. 79.

İslâm Dini, inanç esasları, hukûkî ve ahlâkî düstûrlarıylaferd ve toplum hayatını bütünüyle kuşattığı için mü'minleri, kendisiyle çatışancahiliyet inançlarından ve hayat tarzından sakındırıyordu. Cahiliyet'inmü'minler üzerindeki etkisini bütünüyle gidermek için de cahilî değerlere bağlıolan insanlara benzenilmesini onaylamıyor, onlara aykırılığı emrediyordu.

Böylece İslâm'ın zuhuru sırasında teşebbüh/benzeme mevzuuortaya çıktı. İslâm-cahiliyet çatışmasında cahiliyet mağlûp olmakla berabertoplum hayatındaki izlerini korudu.

Hz. Peygamber ve ilk dört büyük halife devrinde başlayarakgiderek gelişen fetihler, İslâm Dini'ni bâtıl din ve felsefî sistemlerlekarşılaştırdı. Hakk'a ve Bâtıl'a bağlı insanların karşılaşması ve tanışması,ayrıca bâtıl din ve ideoloji mensuplarından mühimce bir kısmının İslâm Dini'nikabul ederek Müslümanlarla kaynaşması ve bu arada yeni Müslümanların, eski dinîinançları ve âdetlerini bütünüyle terk edememesi, teşebbüh/benzeme konusunudaima canlı tuttu.

Ancak İslâm ülkelerinde İslâm Kültürü'nün kökleşmesi ilemü'minlerin bâtıl dinlerin ve ideolojilerin bağlılarına benzeme meselesi hiçbir zaman endişe verici büyük boyutlara ulaşmadı. Konu ile ilgilenen İslâmbilgini Münavi'nin "Siz karış karış, zira' zira' sizden öncekilerin yolunuizleyeceksiniz..." anlamındaki yukarıda yer verdiğimiz hadîsin, aşağıdasunduğumuz açıklamasında verdiği örneklerde görüldüğü gibi toplumda bazıfertlerin hayatında ve belirli alanlarda tezahür etmiş olmaktan ileri gidemedi:

"GerçektenMüslümanların bir kısmı davranışlarında, giyimlerinde, hayvanlarına binişşeklinde ve hattâ savaşta ve barışta sembol ve sloganlarını benimsemekteMecusîlere (ateşe tapanlara) benzer olmuşlardır. Camileri süslere boğmada,halkın neredeyse ölülere ibâdet etmesine ortam hazırlayacak şekilde kabirleretazim göstermede, rüşvet almada, güçlülere değil de zayıflara ceza tatbiketmede, "Esselâmü Aleyküm" demeksizin yalnız elle selâm vermede, Cuma günlerihiç çalışmamada, Cumartesi günleri hasta ziyaret etmemede, kadınlarının âdetgünlerinde yemek pişirmemede ve daha nice nice durumlarda Yahûdileri veHıristiyanları taklid eder olmuşlardır." (2)

Evet, İslâm ülkelerinde İslâm irfanının hâkim olduğudevirlerde bâtılperestlere benzeme meselesi işaret edilen  şekilde sürdü. Fakat İslâm ülkeleri, İslâmîkültür ve yönetimden uzaklaşmaya, bilim ve teknikte duraklamaya ve gerilemeyebaşlayınca durumun seyri değişmeye başladı.

İlim ve teknikte gelişen batı, ilim ve tekniği ile girdiğiİslâm ülkelerini siyasî, iktisadî ve kültürel emperyalizm ile kuşatmayabaşlayınca bâtıl din ve ideolojilerin mensuplarına benzeme giderek arttı.Artmakta da devam etmektedir.

20. asrın ilk çeyreğinden sonra, giderek artan benzemeöylesine vahimleşti ki artık mü'minlerle yabancı ümmet ferdleri, birbirlerindenayırt edilemez oldu. Çünkü kılık-kıyafetten siyasî, iktisadî ve hukukîmüesseselere, değer hükümlerinden radyo ve televizyon programlarına kadar herşey Bâtıl'lara bağlı batı ülkelerinden alınır oldu.

Asırlardır İslâm Ümmeti'nin ve İslâm Kültürü'nün merkeziolmuş bulunan Türkiye ve Mısır gibi ülkeler buna çok canlı birer örnektir.Evet, Batılı ülkelerden ithal ve tercüme edilmiş kanunları, materyalist kökenlimektepleri ve üniversiteleri, faiz, içki ve fuhuş yuvalan ile dolu kasaba veşehirleri, bâtıl mesajlarla yüklü gazete ve mecmualar, radyo ve televizyonprogramları, gayr-ı islâmî kıyafetlerle giyimli insanları ile Türkiye ve Mısırgibi ülkeler İslâm Dünyası'nda bâtıl din ve ideoloji mensuplarına benzemeninbugün gelinen konumuna canlı örneklerdir.

(2) Feyzül-Kadîr, 6/261 Hn. 7224'ün açıklaması.

 

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/4-tesebbuhun-dogusu-tarihi-seyri-ve-devrimizdeki-karakteri-16-351h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim