39- Tevekkül

39- Tevekkül
39- Tevekkül 

39- Tevekkül

Allah'ınKitabı'ndan: "Mü'minlerancak o kimselerdir ki; Allah zikredildiği zaman kalpleri ürperir. Allah'ınâyetleri onlara okunduğu zaman îmanlarını kat kat artırır. Ve sadece Rablerinegüvenirler."* 

Enfal Sûresi âyet 2

Önce tedbir al sonra tevekkül et

Hz.Enes (r.a.) rivayet ediyor: "Bir sahâbî Allah'ın Resûlü'ne (s.a.v.) (tevekkül konusunda) şöyle sordu:

-Ey Allah'ın Resûlü! Devemi bağlayıpta mı (Allah'a) tevekkül edeyim, yoksa onu bağlamadan salıp damı tevekkülde bulunayım.

YücePeygamber buyurdu:

-Onu bağlayıp da tevekkül et."1

Tevekkül nedir?

Yaradanımızınaçıklamasına göre insan zayıf yaratılmış bir varlık olduğu için güven duygusunamuhtaçtır.**

Allah'agüven; tevekkül ise aklın ve îmanın gereğidir.

a-Evreni, dünyayı, insanları, bitkileri, hayvanları yaratan ve yaşatan Allah'tır.Güven kaynağı olarak görülen varlıkları halkeden, dilediğini, istediği an,arzuladığı şekilde gerçekleştirmeye gücü yeten de yalnız O'dur:

Gerçekbu olduğu için olgun akıl Allah'a güvenle mutlu olabilir.

Kur'ân-ıKerîm bu aklî gerekçelere değinerek Allah'a tevekkül olunmasını şöyleceemretmektedir: "Ölümsüz,diri olan Allah'a güven..."

"(Evet,) mutlak gârip ve merhametli olanAllah'a dayan..."

"(Çünkü) O, doğunun ve batının (tüm evrenin) Rabb'idir. Ondan başka tapınılacakmabud yoktur. Onu, (yalnız O'nu) güven kaynağı edin."

"Allahkuluna yetmez mi?... (Elbette yeter.)"

"...Her kim Allah'a güvenirse O, ona yeter.*

b-Allah'a güven, O'na îmanın zarûri bir sonucudur. Çünkü inançlı kişi Allah'a,varlığını kendinden alan, bilen, işiten, gören, sebeb-netice kanunlarını koyan,bir olan ve benzeri bulunmayan, gücü sınırsız ve rahmeti sonsuz bir Rab olarakinanır.

Allah'abu ölçüler içinde inanan bir mü'minin ancak ve ancak O'na güven duymasıinancının tabîi bir gereğidir.

Kur'ân-ıKerîm'in Yûnus sûresinin 84. âyetinde bu gerçeğe şöylece işaretbuyurulmaktadır: "...Eğer Allah'a inandıysanız ve gerçekten (O'na) teslîm olan insanlar iseniz O'nadayanıp-güvenin."

Allah'agüven, şüphesiz O'nun koyduğu sebeb-netice kânunları çerçevesinde olacaktır.Bir sonraki hadîste açıklanacağı üzer istisnası olmakla beraber genel kaidebudur.

Allah'agüven Allah'ın koyduğu sebeb netice kanunlarının reddini, sebeblere bağlılığınterkini gerektirmez. Zira O'na güvenmek, koyduğu sebeb-netice kanunlarına görelütfunu talep etmek şeklinde olacaktır. Bunun içindir ki Peygamber'imiz "Deveni önce bağla, sonra tevekkület." buyurmuştur.

Kaldıki materyalistlerin bilinç dışına iterek çözümlediklerini zannettikleri gibisebebleri oluşturmak, netîceyi sağlamak değildir. Zira, Allah'ın takdîri ileneticeler daima sebeblere dayalı ise de, Allah dilemedikçe sebebler neticeleridoğurmaz. Allah'ın yaratıcı gücünü kabul etmedikçe hiçbir netice görünür sebebiile açıklanamaz. Açıklanabileceği iddiası akıl dışıdır.

Meselâ;insanın yaratılması için ana rahminde bir hücrenin döllenmesi sebebi zaruridir.Ancak döllenmiş bir hücreyi yalnız beyninde milyarları aşkın hücre bulunaninsan neticesine yaratıcı sebeb görmek akıl dışıdır.

Bununakıl işi olabilmesi için bir tek hücreyi trilyonlarca hücreye ulaştıran Allah'ave onun ilk hücre üzerindeki yapıcı kudretine inanmak lazımdır.

Şimdi,sebeb-netice kanunlarını koyan ve yaşatan Allah'a inanmadığı halde, sebeblerinneticelere nasıl ve hangi güçle götürülebileceği gerçeğini düşünmeksizin ferdîve sosyal faâliyetlerini, ilmi çalışmalarını, sebeb-netice ilişkisininzarûriliği temeline dayayan materyalist insan, bâtıl inancı ile uygulamasıçatışan muhteşem bir budala değil de nedir?

Evet,Allah'a güven aklın ve îmanın gereğidir. Sebeblere bağlanarak Allah'a güvenmekise geleceğe huzurlu ve ümitli bir atılımdır. O halde, "...Güvenecekler Allah'agüvensinler."

"...O ne güzel vekildir."*

Allah'a güvenenler azabsız Cennet'e girecektir

Abdullahİbn-ü Abbas (r.a.) anlatıyor:

Allah'ınResûlü buyurdu: "Geçmiş Ümmetler bana gösterildi. Peygamber gördüm, yanındayedi-sekiz, bilemedin on mü'min vardı. Peygamber gördüm, yanında bir-iki (inanmış) adam vardı. Yanında hiçbirbağlısı bulunmayan Peygamber de gördüm. Bana büyük bir topluluk da gösterildi.Onları benim ümmetim zannettim. Fakat bana, onlar Musa ve O'nun ümmetidir, sen (şu) ufka bak, buyruldu.

Baktımki büyük (mübüyük) birtopluluk. Bana öteki ufka da bak, denildi. (Baktım,) orada da pek büyük bir topluluk vardı. (Baktırıldıktan sonra da;) işte bunlar senin ümmetindir,onların arasında yetmiş bin (kişi) vardır ki onlar muhakeme edilmeksizin ve azabauğratılmaksızın Cennet'e girecektir, buyruldu.

Allah'ınResûlü bu açıklamasından sonra kalktı, evine girdi. Sahâbîler de "muhakemeedilmeksizin ve azaba uğratılmaksızın Cennet'e girecek kişiler hakkında görüşileri sür(meyebaşladı)lar.Bir kısmı şöyle dediler; Onlar Allah'ın Resûlü'ne yaran olanlar olabilir, birdiğer kısmı da, onlar İslâm'ın (hükümran olduğu) dönemde doğup da (hiçbir ilke, kurum ve varlığı) Allah'a ortak koşmamış olanlarolabilir, dediler. (Benzer) görüşlerde serd ettiler.

Busırada Allah'ın Resûlü onlara doğru geldi ve sordu:

- Görüşlerileri sürdüğünüz meseleniz nedir?

Sahâbîlerdurumu O'na arzettiler. O da (s.a.v.) şöyle buyurdu:

-Onlar, okuyarak tedavi etmeyen, okunarak tedavi olunmasını istemeyen, (yaralarını) dağlatmayan, uğurluluk veuğursuzluk inancına kapılmayan ancak ve ancak Rablerine güvenenlerdir.

Allah'ınResûlü bu açıklamasını yapınca sahabîlerden Ukkaşe (r.a.) ayağa kalktı ve:

-Beni onlardan kılması için Allah'a duâ ediniz, ricasında bulundu. Allah'ınResûlü; sen onlardansın, buyurdu.

Sonrabir diğer sahabî de ayağa kalktı ve o da: - Beni de onlardan kılması içinAllah'a duâ ediniz, istirhamında bulundu. Allah'ın Resûlü (ona): - Ukkâşe seni geçti, buyurmaklayetindi."2

Allah koyduğu kanunlara uymaya mecbur değildir

Buhadîs Allah'a tevekkülün ancak îman mantığıyla kavranabilecek ve Allah'ayakınlık sırrına ermiş azın azı kullarca yaşanabilecek özüne yöneltmektedir.

Evet,bir önceki hadîste açıklandığı üzere Allah neticeleri sebeblere bağlı kıldığıiçin O'na güvenmenin genel yolu sebeblere dayanarak O'na yönelmektir. Ancakdoğrudan yönelmeye de bir mani yoktur. Çünkü Allah koyduğu sebeb-netîcekanunlarına uymaya mecbûr değildir.

O,arı bir gönül ve coşkulu bir kalple kendisine sığınan kulları için, istersesebeblerle netîceleri beraber yaratabilir. Kulun dileğini yeter sebeb kılarakrahmet saçan netîceleri yağdırabilir. Çünkü O dilediğini yapıcı bir Rab'dir.

Nevarki hadîsimizdeki müşahhas örnekte görüldüğü üzere manevî ve maddî tedâvisebeblerine baş vurmaksızın ve uğurluluk ve uğursuzluk inancı gibi varlıklardamüessir güç tanıyıcı bir yüzeyselliğe düşmeksizin doğrudan Allah'a dayanmak,kullukta merhaleler aşmış ve aldığı ilhamlarla aracısız istemek gücüne erdiğinisezmiş kullara hastır.

Butür güven yolu her kişi için değil de er kişi için olduğundan ötürüdür kiKıyamet Günü'ne kadar sayıları milyarları aşacak mü'minler arasında bu erkişilerin adedi çokluktan kinaye olan yetmiş binle ifade olunmuştur.

Açıklamamızıtevekkülün bu gerçek nevine işaret edici bir hadîsle bitirelim: "Eğer siz Allah'a hakkıylagüvenebilseydiniz sabahları aç karınla çıkıp da akşamları tok karınla dönenkuşların rızıklandırıldıkları gibi siz de rızıklandırılırdınız."*

* Diğer âyetler için bak. Ahzab 3,Teğabûn 13,Talak 3.

1 Tirmizî Kıyame 61, et-Tac 5/205

** Nisa 28.

* Furkan 58, Şuara 217, Muzzemmil9, Zümer 36,Talak 3.

* İbrahim 12, Âl-i İmran 173.

2 M. İ. Kesîr Âl-i İmran 110, Müslim Îmân 374, Buhârî Rikak 50.

* Et-Tac 5/205, Tirmizî Zühd 33, İ. Mace Zühd 14

 

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/39-tevekkul-15-457h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim