37- İslâm Ahlâkı Affedici ve Verici Olmaktır

37- İslâm Ahlâkı Affedici ve Verici Olmaktır
37- İslâm Ahlâkı Affedici ve Verici Olmaktır 

37- İslâm Ahlâkı Affedici ve Verici Olmaktır

Allah'ınKitabı'ndan: "Takvasahibi olan mü'minler, bollukta ve darlıkta, Allah yolunda harcarlar.Öfkelerini yenerler ve insanların kusurlarını bağışlarlar. Allah, iyilikyapanları sever."* 

Âl-i İmrân Suresi âyet 134

Affetmek, vermek, alâka göstermek vazifelerimizdir

(ArafSûresi'nin 199. âyeti ile Yüce Allah şanlı Peygamber'imize ve O'nun şahsındabiz mü'minlere ahlâkî görevlerimizden üçünü şöylece emir buyurdu:)

"Afv'ayapış, marûfu emret, câhiller'den yüz çevir".

Hz.Peygamber, (âyetigetiren vahiy meleğine) sordu:

-Ya Cibril! Nedir bu âyetin anlamı?

-(Ey Allah'ınResûlü!) Allah;

("Afvayapış" ile) sanazulmedeni affetmeni,

("Marufuemret" emri ile) sanavermeyene vermeni,

("Cahillerdenyüz çevir" emri ile de) senden ilgisini kesene senin alâka göstermeni emirbuyurdu.1

İslâm ahlâkı nedir?

İslâmbilginleri, İslâm Ahlâkı'nı tarif buyururlarken zulmedeni affetmek, vermeyenevermek ve ilgiyi kesene alâka göstermek şeklinde örneklendirirler.

Gerçektenbunlar insanın vasıflanabileceği en yüksek ahlâkî değerlerdir. Nefse kabulettirilerek uygulanmaları ise şüphesiz pek zordur.

Bununiçindir ki İslâm Dîni Peygamber'imizin diliyle bu ahlâkî değerleri"Fedâilül-A'mal," amellerin en yüceleri olarak sıfatlamış ve onları Cennet'esokacak ameller olarak sunmuştur.

Cennet...Bilinen ve bilinmeyen, maddî ve manevî pek çok mu pek çok nimetler içinde vemutluluğun doruğunda yaşanacak sonsuz hayat yurdu.

Ağırgelmeyecek amellerle Cennet'i kazanmak mümkün müdür? Elbetteki değildir.

Peygamber'imizbu gerçeği açıklamıyor mu?

"Cennet(ağır geleceğiiçin) nefsinhoşlanmayacağı amellerle kuşatılmıştır."*

Surlaraşılacak ki Cennet'e varılabilsin...

İslâmkültürünün yaygınlaşmadığı toplumlarda zulmeden kişiyi affedeni, vermeyenevereni ve gelmeyene gideni "saf insan" olarak vasıflandırırlar. İnançsız ve fazîletsizinsanlara "İntak-ıHak" olarakyaptırılan ne büyük bir tesbittir bu. Çünkü hakiki zavallıların yarı akıllımanasına saf insan olarak vasfettikleri bu ahlâki güzelliklerle donanmışinsanlar, Cennetlik oldukları Allah'ın Resûlünün diliyle müjdelenmiş bahtiyarinsanlardır.

Peygamberleri de öfkelendirdiler ama...

Abdullahİbn-ü Mes'ûd rivayet ediyor:

"Allah'ınResûlü (birsavaş sonrasında düşmandan alınan ganîmetleri) taksim buyurdu.

(Ümitettiğini alamayan) bir Ensarî:

-Bu taksimatta Allah'ın rızası gözetilmedi, diyerek (Hz. Peygamber'e dil uzattı.)

Abdullahİbn-ü Mesud diyor ki; bu sözleri işitince kafam attı da:

- Ey Allah'ın düşmanı! Bu söylediklerini Hz. Peygamber'ehaber vereceğim, dedim. Sonra da (dosdoğru Allah'ın

Resûlü'ne (s.a.v.)geldim ve) durumuO'na arzettim.

Yüzükızardı;(kıpkırmızı oldu, fakat öfkesini yuttu da şu kadar) söylemekle yetindi:

-Allah Hz. Musa'ya merhamet etsin. O, bundan daha ağır ve üzücü itham vesaldırılara maruz kaldı. (Kaldı ama) sabretti."2

Allah'ın Resûlü­'nü bile suçladılar

Allah'ınResûlü'nden daha çok Allah'ın rızasına önem veren bir insan düşünülebilir mi?Elbette düşünülemez.

Gerçekbu iken ümit ettiği payı alamadığı için Allah'ın elçisi olduğuna inandığıpeygamberini adâletsizlikle suçlayacak gaflete bir mü'min nasıl düşebilir?

Buhadîs, bize şu mühim hakîkati öğretiyor:

Birinsan ne derece bilgili, ahlâklı, fazîletli ve toplumcu olursa olsun sözleri,davranışları ve işlerinin içinde yaşadığı cemiyetin bütün fertleri tarafındantasvip olunması mümkün değildir. Zira istisnasız bütün fertleriyle olgun birtoplum yapısını manevî huzurlarında hürmetle eğildiğimiz Sahabe Neslindebulamadıktan sonra hiçbir toplumda bulmak mümkün değildir.

Özellikleİslâm Tebliğcileri, hadîsimizin işaret buyurduğu gerçeği iyi kavramalıdırlarki, şahıslarını hedef alan propagandalar ve saldırılardan ötürü ümitleri vedirençleri kırılmasın. Allah yolundaki çalışmaları durmasın.

Hayat düstûru edinilecek öğüt

EbûHüreyre (r.a.) anlatıyor:

"Adamınbiri Allah'ın Resûlü'ne (s.a.v.) geldi ve şu ricada bulundu:

-(Ey Allah'ınElçisi!) Bana (hayat düstûru edineceğim bazı) gerçekleri öğret(ir misiniz?) Kavrayabilmem için çokça daöğüt vermeyiniz.

Allah'ınResûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu:

-Öfkelenme; (öfkelendireceğinisezdiğin sözlere, işlere ve davranışlara muhatap olmamaya çalış).

Adam,kendisine öğüt verilmesi ricasını birkaç defa tekrarladı (ise de) Allah'ın Resûlü her bir öğüdünde (ona):

-Aman öfkelenme, buyurdu."3

Aman öfkelenme

Öfkelenmemek,öfkelenildiği zaman bağışlayıcı olmak, bu bölümün ilk hadîsinin izahındaaçıklandığı üzere en yüksek amellerdendir.

AllahZülcelâl Kur'ân-ı Kerîmde; "... Onlar öfkelendikleri zaman (öfkelerini yutup) bağışlarlar." buyurarak bu yüksek amelsahiplerini üstün kulları arasında anmaktadır. Mevlâmız bu yüce haslete sahipolabilmek için gayret gösterilmesini de şöyle emir buyurmaktadır:

" (Ey Mü'minler!) Rabb'inizin mağfiretine koşuşun,bollukta ve darlıkta harcama yapan, öfkelerini yutan ve insanları bağışlayantakva sahibi kullar için hazırlanmış olup eni göklerle yer arası (büyüklükte) olan Cennet'e (de koşuşun).*

Ebu Zamzam gibi olamaz mısınız?

Abdurrahmanİbn-ü Aclan (r.a.) rivayet ediyor:

"Allah'ınResûlü (sahabîlere) şöyle buyurdu:

-Sizden biriniz Ebu Zamzam gibi olmaya güç yetiremez mi?

-Ebu Zamzam kimdir (Ya Resûlellah?)

- Ebu Zamzam, sizden önce yaşamışkişilerden biridir. (Her sabah) şöyle duâ ederdi:

"Allah'ım!Beni söven, (gıybeteden ve aleyhimde çalışan kul)lara hakkımı bağışladım."4

Aleyhlerindekonuştuklarımız için Allah'tan rahmet dilemeliyiz

Âhiretsaadetine ermek için, atılım yapması gereken mü'minler olarak vazîfemiz,bağışlayarak aleyhimizde söylenenleri lehimize dönüştürmek ve böylece sevabkazanmaktır.

Hadîsimizbunu öğütlemektedir.

Birvazîfemiz de başkaları aleyhine söylediğimiz sözlerin o kişiler için ilahîrahmete erme sebebi olmasını Allah'tan dilemektir. Allah'ın Resûlünün aşağıdasunacağımız şekilde duâ buyurması bize bu görevimizi öğretmekte veöğütlemektedir: "Allah'ım!Hangi mü'mine ağır bir söz söylemişsem Kıyamet Günü söylediğim sözü o mü'miniçin rahmetine erme vesilesi kıl."*

Hakiki pehlivan kimdir?

EbuHüreyre (r.a.) anlatıyor:

"Allah'ınResûlü (bize sordu:

-Siz aranızda kimi gerçek pehlivan olarak kabul ediyorsunuz?

-(YaResûlellah! Güreş tuttuğu) kişiler kendisini yenemeyen (fakat rakîplerini kaptığı gibiyere yıkan)kişiyi (hakîkipehlivan olarak görürüz.)

Bucevabımız üzerine Allah'ın Resûlü şöyle buyurdu:

-Hayır, gerçek pehlivan bu değildir. Hakîki pehlivan, öfkelendiği zaman nefsinehakim olan (vedoğrudan sapmayan) adamdır."5

Mana pehlivanı olmak için de eğitim gereklidir

Allah'ınResûlü'nün soru şeklinin ve öfkesini yutabilen insanları gerçek pehlivan olarakvasıflandırmasının bizce özel bir anlamı vardır ki şöylece açıklayabiliriz;

İnsanbir madde pehlivanı olabilmek için nasıl ki bir üstad pehlivanın öğreticiliğialtında yıllar boyu eğitim görmeye muhtaçtır. Bunun gibi, öfkesini yenebilecekgüçte bir mana pehlivanı olabilmek için de İslâmi bir çevrede zikir ehli olanihlaslı bis İslâm âliminin murakabesinde eğitim görmesi lazımdır.

Öfke yolunu değil de af yolunu tutanı Allah yüceltir

Allah'ınResûlü oturuyorken biri (yanıbaşındaki) Hz. Ebû Bekir'e sövdü.

Allah'ınResûlü (adamınbu davranışına)hayret eder de (acıacı) tebessümbuyurur.

Adamyerici sözlerini artırınca Hz. Ebû Bekir de bazı sözlerini ona iade eder. Buduruma Allah'ın Resûlü öfkelenip kalkar. (O'nun öfkesini sezen) Hz. Ebû Bekir ardından yetişerekşöyle der:

-Ya Resûlellah! Siz otururken adam bana sövüp duruyordu. Ben de bazı sözlerinekarşılık verince öfkelenip kalktınız. (Suçlu yalnız ben miyim Ya Resûlellah!)

Allah'ınResûlü şöyle buyurur:

-Ya Eba Bekir! Beraberindeki melek ona gerekli karşılığı veriyordu. Sen bizzatona karşılık verince de Şeytan devreye girdi.

-Ya Eba Bekir! Üç tarz amel vardır ki onlar haktır; değişmez (yücelikte)dir.

Herhangi tür bir tecavüzle zulme uğrayan, fakat sevabını Allah'tan umarak af edicibir tavır takınan her bir kişiye Allah uğradığı zulüm sebebiyle mutlakayardımını (ulaştırırda) yardımıylaonu güçlendirip-yüceltir.

Allah'ınsevgisine ermek dileğiyle yardım kapısını açan her kişinin, Allah açtığı oyardım kapısı sebebiyle mutlaka ve mutlaka malını çoğaltır.

Zarûrîihtiyaçlarını gidermek maksadıyla değil de mal çoğaltmak arzusuyla dilencilikkapısını aşındıran her bir kişiyi de Allah mutlaka ve mutlaka (maddî ve manevî) fakirliğe uğratır.6

Her gün ne kadar affedelim?

(İnsanlarakarşı affedici olmanın önemini ve sevabını açıklayan bir öğütlerinden sonrasahâbîler tarafından) Allah'ın Resûlü'ne (s.a.v.) soruldu:

- (İşçilerimiz, yardımcılarımız ve) hizmetçilerimizin hatalarının nekadarını bağışlayalım? (Ya Resûlellah!)

-Günde yetmiş hatalarını (bağışlayın.)7 

Bağışlamaya sınır yoktur

Yetmişrakamı Kur'ân ve Sünnet'te geçen ve "pek çok" anlamına gelen bir ifadedir.

Allah'ınResûlü bu açıklaması ile affı sınırlandırmamak ve güç ölçüsünde affedici olmakgerektiğini öğretmektedir.

Mü'minaffedici olmalıdır. Çünkü Allah affedenleri sever. Eni göklerle yer arasıgenişlikte olan Cennet, bağışlayıcı mü'­minler için hazırlanmıştır.

Helehele intikam almaya gücü yeterken affedenler yok mu? Zaten gerçekten affediciolanlar da intikama güç yetirebilirken bağışlayıcı olabilenlerdir.

Allah'ınResûlü şöyle buyuruyor:

"Karşılıkvermeye gücü yeterken öfkesini yutan kişiyi Allah Kıyamet Günü'nde mahlukatınhuzuruna çağırır ve ona (Cennet güzellerinden) dilediği eşi seçme hakkını verir."*

Cennet'e götürecek ameller

EbûHüreyre'den... (r.a.)

Allah'ınResûlü (s.a.v.) (birsohbetlerinde) şöyleöğüt verdi:

-Üç haslet vardır ki bunlara sahip olan kişiyi Allah kolay ve basit bir muhakemeile hesaba çeker ve onu rahmeti ile Cennet'e koyar.

EbûHüreyre sordu:

-Anam babam sana fedâ olsun Ya Resûlellah! Bu hasletler nelerdir?

-Seni yoksun bırakana verir, seninle ilgiyi kesene alâka gösterir, sanazulmedeni affedersin.

-Bu hasletlere sahip olursam bana ne (mükafat) vardır Ya Resûlellah?

-Allah seni Cennet'e koyar.8

 

* Diğer âyetler için bak. Bakara178 Âl-i İmran 159, Araf 199, Nur 22, Müzemmil 10

1 İ. Kesir Araf 199, Benzeririvayet için bak. Müsned 4/158

* Tirmizî Cennet 21, Müslim Cennet 1.

2 Müsned 1/380, Buhârî Edeb 53 Müslim Zekât 140.

3 et-Tac 5/48, Buhârî Edeb 76, Tirmizi Birr 73,

* Şûra 37, Âl-i İmran 133-4

4 Ebû Davûd Edeb 37.

* Buhârî Beavât 34, Müslim Birr 89

5 Müslim Birr 106, Ebu Davud Edeb 3, Et-Tac 5/48 (Hadisin ilk bölümütercümeye alınmadı.)

6 Min Mirkatil-Mefatih 4-747, Müsned 2/436

7 Ebû Davûd Edeb 125, Tirmizî Birr 31.

* Tirmizî Kıyame 49, Ebû Davûd Edeb 3

8 M. Zevâid K. Edeb B. Mekârimil-Ahlâk 8/189.

 

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/37-islam-ahlaki-affedici-ve-verici-olmaktir-15-459h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim