33- Merhamet

33- Merhamet
33- Merhamet

33- Merhamet

Allah'ınKitabı'ndan: "Eyîman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah, onların yerine,kendisinin onları, onların da kendisini sevdiği, mü'minlere karşı merhametlikâfirlere karşı ise, güçlü, onurlu olan, Allah yolunda cihâd eden ve kınayanınkınamasından korkmayan bir kavim getirir. İşte bu, Allah'ın bir lütfudur. Onudilediğine verir. Allah, geniş ihsan sahibidir. Her şeyi çok iyi bilendir."* 

Maide Suresi âyet 54

Bütün insanlara merhametle mükellefiz

EbûMûsel-eşârî (r.a.) Allah'ın Resûlü'nü (s.a.v.) şöylece öğüt verirken duyduğunuanlatıyor:

"- Birbirinize merhamet etmedikçegerçekten îman etmiş olamazsınız. (Îman etmedikçe de Cennet'e giremezsiniz.)

-Ya Resûlellah! Her birimiz (diğerimize) merhametlidir:

-Hayır sözünü ettiğim birinizin arkadaşına merhamet etmesi değildir. Genelolarak bütün insanlara merhametli olmaktır.1

İnsanlara acımayana Allah merhamet etmez

Merhamet:Hak ve halk insanı kılan, insana mutluluk veren bir duygudur. Güzel söze,davranışa ve işe yöneltecek yüce bir histir.

İslâmahlâkının özü olan merhameti Rabbimiz şöylece emir buyurmaktadır:

"...Mü'minlere(şefkat) kanadınıger."*

Mevlâmız,Maide Sûresinin 54. ve Fetih Sûresinin 29. âyetinde gerçek mü'minleribirbirlerine karşı merhametli insanlar olarak da vasıflandırmaktadır.

Peygamber'imizise merhametli olmanın önemini şu hadîsleriyle açıklamaktadır:

"İnsanlaraacımayana Allah merhamet etmez."

"Küçüğümüzeacımayan ve büyüğümüze saygı duymayan kişi biz(im yolumuzu izleyenler)den değildir."**

İslâmDîni'nin emir buyurduğu ve vasıflanılmasını öğütlediği merhamet, duyulmaklayetinilen bir iç duygusu değildir.

Merhamet Nedir?

Merhamet;Kur'ân ve Sünnet'te mü'minlerin birbirlerine karşı yapmaları vecîbe şeklindeveya tavsiye tarzında teklif olunan maddî ve manevî bütün yardımlaşmagörevlerini içine alan bir ahlâkî yükümlülüktür.

Merhametingereği olarak yapılması zarûrî olanları şöylece özetleyebiliriz:

a-Müslümanın müslüman üzerindeki hakları olan altı görevi yapmak;

Selâmvermek, davete icabet etmek, hastalıkta ziyaret etmek, istişarede bulunduğuzaman doğru olanı söylemek, aksırdığı ve elhamdülillah dedi zaman "Allah sanamerhamet etsin" duâsında bulunmak, ölüm halinde cenazesine katılmak;

b-Mü'minlerin maddî sıkıntılarını gidermeye, manevî problemlerini çözmeyeçalışmak.

c-Sevinç ve kederlerini paylaşmak,

d-Onları sevmek; nefsimiz için istediğimizi onlar için de istemek;

e-Mü'minleri korkutup zarar vermemek ve onlara gıyaplarında duâ etmek.

Bunlarve benzerleri müslümanlara karşı merhamet görevlerimizdir.

Hadîsimizinişaret buyurduğu önemli bir hususa da şöylece açıklık getirelim.

Kişibu merhamet görevlerini yalnız sürekli münasebetler içinde bulunduğudostlarına, "İhvan" olarak kabul ettiği veyabağlı bulunduğu ekolün mensubu olarak gördüğü mü'minlere tahsis etmemelidir.Bütün mü'minlere karşı merhametli olmaya çalışmalıdır.

Hadîsimiz"genel olarak bütün insanlara karşı merhametli olmak" vazîfesini yüklediği içinmü'minlere karşı merhametli olmakla da yetinmemeli, yaratandan ötürü bütüninsanlara karşı merhametli olmak gayretini gütmelidir.

Ziramü'min olduğumuz için bize düşmanlık yapmayan, inançlarımıza göre yaşamamızaengel olmaya çalışmayan ve bize egemen olup ezmek amacını gütmeyen insanlarakarşı iyilik-perver ve adâletli davranarak merhamet göstermemizde Allah'ınsevgisi ve âhiret mükafatı vardır.

MümtehineSûresi âyet 8:

"Sizinledîn husûsunda muharebe etmemiş ve sizi yurtlarınızdan çıkarmamış olanlaraiyilik yapmaktan ve adâletle muamele etmekten Allah sizi men etmez. (Bilakis) Allah adâlet yapanları sever."

Allah'ın rahmetini daraltmamalı

Hz.Cündüp'ten... (r.a.)

(TaşradanMedine'ye) birArabî geldi. Devesini çökertti ve onu bağladı. Sonra da mescide girdi. Hz.Peygamber'in arkasında (cemâat olarak) namaz kıldı.

Allah'ınResûlü (namazıbitirip) selâmverince devesinin yanına geldi, deveyi kaldırıp bindi ve yüksek sesle şöyle duâetti:

-Allah'ım! Bana ve Muhammed'e merhamet et. Bize olan merhametine hiç kimseyiortak kılma.

(Hz.Peygamber bu adamın duâsını işitince ona, "Allah'ın geniş rahmetini daralttın."şeklinde uyarıda bulundu ve sonra da sahâbîlere yönelip) şöyle buyurdu:

-Ne dersiniz? Bu adam mı daha cahildir yoksa devesi mi? Adamın nasıl duâettiğini duymadınız mı yoksa?

Sahâbîlerde:

-Evet, (evetduyduk Ya Resûlellah!) dediler.2

Allah'ı rahmetiyle sevdiriniz

Peygamber'imizbir hadîslerinde,"Allah'ıkullarına sevdiriniz ki, Allah'da sizi sevsin" buyurmuştur.

Allah'ıkullarına sevdirmenin en müessir usûlü, O'nun merhametinin enginliğini,bağışlayıcılığının sonsuzluğunu dile getirerek insanların ümitleriniartırmaktır.

Konuşmalarımızdave hadîsimizdeki sahâbî gibi duâlarımızda Allah'ın rahmetini şahsımıza ve debelirli kişilere ve topluluklara tahsis edip diğer insanların merhametolunmamasını dilemek Allah'ın vasi (geniş) rahmetini daraltmaktır ve hatadır.

Bu,mühim bir hata olduğu içindir ki Peygamber'imiz mezkûr sahâbîyi gıyabındaeleştirmiştir.

Bazıİslâm âlimleri bu hadîsten Allah'ın kullarına merhamet ederek nimetleriniartırmasını istemeyenlerin arkalarından söz söylenebileceğinin caiz olacağıhükmünü çıkarıyorlar.

Göz ağlar ve kalp hüzünlenir

Enesİbn-ü Malik'ten... (r.a.)

Allah'ınResûlü ile (oğluİbrahim'in süt anasının kocası) Ebû Seyf'in (evine) geldik.

İbrahim'i(kucağına) aldı. Onu öpüp-kokladı.

Bugelişimizden bir süre sonra Ebû Seyf'in evine geldiğimizde İbrahim cançekişiyordu.

Allah'ınResûlü'nün (s.a.v.) gözleri doldu; yaşları akmaya başladı.

(Hz.Peygamber'in ağlamasına şâhid olan) Abdurrahman İbn-ü Avf şöyle deyiverdi:

-(Diğerinsanlar gibi) sizde mi ağlıyorsunuz? Ya Resûlellah!

Avf'ınbu sözleri üzerine Allah'ın Resûlü (s.a.v.):

-Bu göz yaşları bir acımadır, buyurdu ve sözlerini şöylece sürdürdü:

-Göz ağlar, kalp hüzünlenir, (bu kaçınılmazdır.)

Nevar ki biz ancak Rabbimizin razı olacağını söyler (ilâhî takdire boyun eğer)iz.

(Sonrada oğlu İbrahim'e yönelik olarak şöyle dedi:)Biz senin ayrılığınla elemliyiz Ya İbrahim!3

Devenden ötürü Allah'tan korkmuyor musun?

EbuCafer İbn-ü Abdullah (r.a.) şöyle anlatıyor:

"Hz.Peygamber (s.a.v.) Medine'nin yerlisi olan mü'minlerden birinin bahçesinegirdi. Bahçe içinde bir deve vardı. Deve, Allah'ın Resûlü'nü (s.a.v.) görünceinlemeye başladı. Gözleri yaşardı.

Allah'ınResûlü(kendisine sızlanan) bu devenin yanına geldi. Hörgücünü ve kulak arkalarını şefkatle okşadı.Devenin iniltisi kesildi.

(Hayvanınşikâyetini kavrayan) Allah'ın Resûlü (s.a.v.) (çevresindekilere) sordu:

- Bu devenin sahibi kimdir?

Birgenç Ensarî geldi ve:

-Benim Ya Resûlellah! dedi.

Allah'ınResûlü (bugence yönelerek şöylece) serzenişte bulundu:

-Allah'ın sana ihsan buyurduğu bu hayvanın haklarını çiğnemekten ötürü Allah'(ın azabına uğramak)tan korkmuyor musun?

Bak,hayvancağız kendisini aç bıraktığını ve çok yorduğunu bana şikâyet ediyor."4 

İnsan hakkını yiyenin hasmı Allah'tır

Hayvanlarıyorarcasına çalıştırıp onları yeterince doyurmamak uğratacağı cezadan ötürüAllah'tan korkulması gereken günahlar olursa, ya insanları yorarcasınaçalıştırıp emeklerinin karşılığı olan ücreti vermemek ve böylece zarûriihtiyaçlarını karşılamalarına engel olmak günahlarına ne demeli!

Doğrusu, bir şey söylememeli. FakatYaratan'ı dinlemelidir.

BirHadîs-i kudside Rabbimiz şöyle buyuruyor:

"KıyametGünü'nde ben üç kişinin hasmıyım. Her kime de hasım olursam O Gün'de ona tambir hasımlık yaparım.

Benimadıma (andiçerek garanti) veripde sonra zulme sapanın,

Hürbir insanı (kölediyerek) satıpda parasını yiyenin (ve bir de;)

Birişçi tutan fakat vereceği ücretin karşılığı olan emeği ondan tam olarak aldığı haldeona emeğinin karşılığı olan ücreti tam olarak vermeyenin."*

Yavrularını alarak bu kuşa kim acı verdi?

Abdullahİbn-ü Amr (r.a.) anlatıyor:

"Askerîbir seferde Allah'ın Resûlü ile beraberdik. (Bir ara konakladık. Zarurî) bir ihtiyacımı gidermek içinkonaklama yerinden ayrıldım. (Yuvasında) bir serçe kuşu gördüm. Yanında iki de yavrusu vardı.Yavrularını aldım(ve arkadaşlarımın) yanına döndüm.

(Yavrularınıaldığım için) serçecikgeldi de(çevremde) kanatçırpmaya başladı. (Bu durumu izleyen) Allah'ın Resûlü (s.a.v.) geldi ve şöyle buyurdu:

-Yavrularını alarak bu kuşa kim acı verdi? Veriniz ona yavrularını."5

Hayvanları yakmayın

(Askerîseferlerimizden biri sırasında bir karınca yuvasını yaktık.)

Allah'ınResûlü (s.a.v.) yaktığımız karınca yuvasını görünce sordu:

-Kim yaktı bu yuvayı?

-(Yakan sahâbîler olarak) Biz (yaktık Ya Resûlellah!) dedik.

(Bucevabımız üzerine şöyle) buyurdu:

-Ateşle ancak ateşi yaratıp yakıcı kılan Allah azablandırabilir. (Bir daha canlıları yakmayakalkmayınız.)6

Ateşle ancak Allahazablandırabilir

Hayvanlarınateşle yakılmasını yasaklayan İslâm Dîni, savaş sırasında da olsa insanlarınateşle işkence olunması ve öldürülmesini haram kılmıştır.

Allah'ınResûlü görevlendirdiği bir askerî müfrezeye Kureyş'ten iki kişinin adlarınıvererek yakalandıklarında ateşte yakılarak öldürülmelerini emretti. Ancakmüfreze Medine'den ayrılırken Allah'ın Resûlü şöyle buyurdu:

"- Ben size şu şu kişilerinyakılarak öldürülmesini emretmiştim. Ateşle ancak Allah azablandırabilir. Onlarıbulduğunuz yerde (silahla) öldürünüz."*

Canlı varlığa acımada sevab vardır

EbûHüreyre'den... (r.a.)

(Birsohbetleri sırasında) Allah'ın Resûlü şu olayı anlattı:

Adamınbiri yolda giderken çok susadı. Bu sırada bir kuyu buldu. Kuyuya indi ve suiçti. Sonra da kuyudan çıktı. Kuyu başından ayrılacağı zaman bir de ne görsün!Bir köpek susuzluktan dilini salmış, toprağı eşeliyor.

Adamcağız (kendi kendine) söylendi:

- Benim çok susadığım gibi bu köpek de pek susamış.

Köpeğindurumunu kavramakla yetinmeyen adamcağız kuyuya indi, ayakkabısını su doldurduve onu dişleri ile tutarak (kuyudan çıktı.) Köpeğin susuzluğunu giderdi.

İşteonun bu amelini Allah kabul buyurdu da onu bağışladı.

(Allah'ınResûlü anlatımını bitirince sahabîler) sordular:

-Ya Resûlellah! Hayvanlara (merhamette, onlara yedirip içirmede) bize sevab var mıdır?

-Evet, ciğeri yaşlı; can taşıyan her bir varlığa (acımada size) sevab vardır.

Peygamber'imiz,-kaybolup da benim arazime giren deveye su içirmemden dolayı bana sevab varmıdır?- şeklinde bir soru yönelten Hz. Suraka'ya da aynı şekilde cevap vermiş;

- Can taşıyan her bir varlığaacımada size sevab vardır, buyurmuştur.7

 

* Diğer âyetler için bak. Hicr 88,İsra 24, Şuara 215, Beled 17.

1 M. Zevâid K. Edeb B. Rahmetin-Nâsl 8/187

* Hicr 88.

** Buhârî Tevhid Birr 15, Ebû Davûd Edeb 59.

2 Ebû Davûd Edeb 36, Buhârî Edeb 27.

3 Buhârî Cenâiz 44, Müslim Fedâil 62

4 Ebû Dâvûd Cihâd 47, Müsned 1/204.

* Buhârî Büyü 106 Hadîs-i Peygamberi olarakyapılan rivayet için bak. İ. Mace Hn. 2442.

5 Ebû Davûd Edeb 166, Et-Tac 5/18.

6 Ebû Davûd Cihâd 121, Et-Tac 5/19

* Buhârî Cihâd 149, Tirmizî Siyer 20.

7 Et-Tac 5/18, Buhârî Edeb 27, Müslim Selâm 153,

 

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/33-merhamet-15-463h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim