32- Sakal Hakkında Sualler

32- Sakal Hakkında Sualler
32- Sakal Hakkında Sualler

32- Sakal Hakkında Sualler

SakalHakkında Sualler-Cevaplar

1. Sual

SakalBırakmakta Ana - Baba ve Eşin İzni Gerekli midir?

Cevap:Gerekli Değildir.

Sakalbırakmak bütün peygamberlerin uyguladığı bir sünnet olup, Hz. PeygamberEfendimizin de emridir. İslâmî kimliği inşa edici bu emre aykırılık haramdır.

Allah'ınResûlü'ne aykırılık ise Allah'a isyandır.

YücePeygamber'imiz şöyle buyurur:

"Allah'aisyan hususunda hiç bir insana itaat yoktur." *

Busebeple sakal bırakmak hususunda ana-babanın ve hanımın iznini almaya muhtaçdeğiliz. Onların da engelleme yoluna gitmeye hakları yoktur. Engelleme yolunagiderler ve ısrar ederlerse büyük bir günah işlemiş olurlar. Sakalıküçümsemeleri ve yerici ifadeleri kullanmaları ise -Allah korusun- onlarıkâfirliğe kadar götürebilir.

Ancakyaşadığımız toplum düzeni içersinde bâtıl kültür değerleri hâkim kılındığı içinöncelikle onları irşad ve ikna yoluna gitmek lâzımdır.

*El-Camius-Sağîr (Lâ tâate)

2. Sual

"SakalınızıUzatınız" Emri "Saçı-Sakalı Boyatınız" Emri Gibi Değil midir?

SoruyuAçalım:

Peygamberimizin"Yahûdilere ve Hıristiyanlara benzememek..." hikmetine dayalı bir emri"Bıyıklarınızı kısaltınız, sakalınızı uzatınız." olduğu gibi, aynı hikmetedayalı diğer bir emri de "Saçı-sakalı boyatınız" dır.

Saçı-sakalıboyatmakla ilgili emri, Ashab-ı Kiram'ın bir kısmı uygulamamış, Mezâhib-iErbaa; dört mezhep de bu emre aykırılığı haramlıkla vasıflandırmamıştır.

Sakalıbırakmakla ilgili emir saçı-sakalı boyatmakla ilgili emir gibidir. Bu sebeple"Sakalınızı bırakınız." emrine aykırılık d haram olarak değerlendirilemez.

Yukarıdaözetlenen görüş sakalı kesmenin kerahetini ileri süren bazı İslâm âlimlerininve hattâ sakalı tıraş etmeyi mubah görenlerin görüşü olup zamanımızda da sıksık tekrarlanmaktadır.

Bukonuya nasıl açıklık getirilebilir?

Cevap

"Sakalınızıbırakınız" emri, "saçınızı-sakalınızı boyayınız." emri gibi değildir.

Busebeple de delil olamaz. Şöyle ki:

a-Peygamberimiz,"Sakalınızı bırakınız." emrini vermiş, kendisi de sürekli olarak tatbiketmiştir.

Peygamberimizinsaçını-sakalını boyamadığına dair ise sahih rivayetler vardır. Saçı-sakalıboyadığına dair rivayetler ise, bu boyamanın sürekli olmadığını açıklamaktadır.1

b-Peygamberimizin"Sakalınızı bırakınız." emrinin muhatabı bütün mü'minlerdi. Bundan ötürüAshab-ı Kiram sakal bırakmıştır. Örfî sakalı olanlar da sakallarınıemredildikleri şekle büründürmüşlerdir.

"Saçı-sakalınızıboyatınız" emrinin muhatabı ise bütün mü'minler değildi. Ashab-ı Kiramdansaçı-sakalı bembeyaz olup da bu durumları hoş bir görünüm arzetmeyen yaşlı sahâbilerdi.

İmamAhmed'in aşağıda sunduğumuz rivayeti bu emrin ashabın yaşlılarını muhatabaldığını göstermektedir.

"Hz.Peygamber Ensar'ın sakalları iyice beyazlanmış yaşlı bir grubuyla karşılaşmışve onlara şöyle buyurmuştur:

- EyEnsar Cemâati! Saçı-sakalınızı (kumrala) boyayınız.Boyamakla Yahûdilere ve Hıristiyanlara aykırı davranınız." 2

Saçı-sakalıboyamakla alâkalı emrin bütün mü'minlere yönelik olmadığını müşahede ile debildiği için Ashab-ı Kiram'dan pek çoğu özellikle saçı-sakalı iyice beyazlaşmamışolanlar bu emri tatbik etmemişlerdir.

c-Yukardaözetlediğimiz sebepler dolayısıyla fikhî mezheplerimiz, saçı sakalı boyamamayıharamlıkla vasıflandırmamıştır. Sakalı uzatıp bıyığı kısaltmakla ilgili emirise böyle olmadığı için bu emre aykırılığı haramlıkla vasıflandırmıştır.

1-EbuDavûd, K. Libas Babün Fil-Fil-Hidab.

2-EbûDavûd, K. Libas Bab-u Mâce Fi Hidabis-Sevad.

3. Sual:

Sakalsızİmamların Arkasında Namaz Kılmak Caiz midir?

Cevab:

Namaz,İslâm Dini'nin mükellef kıldığı ilk ve en büyük vazifedir. Allah'a bağlayan enyüce ibâdettir. Kılınması Âhiret saadetine erdirecek, terk edilmesi Cehennemazabına uğratacak kulluk görevidir. Bu sebeple beş vakit namazın şartlarınariâyet edilerek ve belirli mazeretler dışında cemaatle kılınması gerekir.

Cemâatlekılınacak namazlar için bilgili ve takva sahibi; Allah'ın ve Peygamberininemirleri ve yasaklarına bağlı imamların araştırılması lazımdır. Ancak mekrûholsa da büyük günahları işleyen imamların arkasında namaz kılmak caizdir. ÇünküPeygamberimiz (s.a.) şöyle buyurmuştur:

"Lâilaheillallah" diyenlerin cenaze namazını kılınız. Lailahe illellah diyenlerinarkasında da namaz kılınız."

"(Düşmankorkusu ve hastalık gibi belirli mazeretler dışında) beş vakit namazı takvasahibi veya fasık/üyük günâhları işleyen kişi arkasında cemaatle kılmak  gerekir.1

Buhadisler büyük haramları işleyen kişilerin imamlığına onay verdiğine göre,sakalsız imamların arkasında namaz kılmak şüphesiz caizdir. Kişilerin bumeseleyi cemâat arasında bir ihtilâf ve ayrılık sebebi kılması son derecemahzurludur.

Buradamevzua değinmişken büyük çoğunluğu sakallı kişiler olmamakla beraber yetkilileriçin hatırlatalım: Bilgili ve de sakallı adaylar varken sakalını tıraş ederekbir şiâr-ı dini izale eden kişileri müftü, vaiz, imam-hatip ve müezzin atamakİslâm'ın rûhuna zıttır. Zira Hz. Peygamber Efendimiz imamlığı sırasında kıbleyekarşı tükürdüğünü gördüğü kişiyi imamlıktan azletmiştir. 2

Kıbleyekarşı tüküren kişiyi imamlıktan azleden Allah'ın Resûlü'nün (s.a.) sakalbırakmak ve bâtılperestlere benzememek konusundaki açık ve kesin emriniuygulamayan ve muhalefetinde ısrar eden kişinin görevlendirilmesini tasvipbuyurmayacağı açıktır.

Hz.Peygamber'in aşağıda sunacağımız umumî vasıftaki hadisleri de yetkili kişileringörevlendirmede ne derece titiz davranmaları gerektiğini, aksi takdirde ne azîmbir mesuliyetin altına gireceklerini açıklamaktadır:

"Herkim, adaylar arasında (bilgisi takvası ve hizmeti ile) Allah'ı daha ziyade hoşnut edecek bir kişi varken onu değil de daha aşağıseviyede olanı göreve getirecek olursa, Allah'a, O'nun Peygamberine vemü'minlere hıyanet etmiş olur." 3

1-El-Camius-Sağîr 2/45, Ebû Davûd, K. Salati Bab-ü İmametil Berri vel-Facir.

2-Aynıeser, Babün Fi Kerâhiyetil-Buzaki Fil-Mescidi

3-Camius-Sağîr(Men İste'mele Recülen. . . ) 2/163.

Üzerindedurulması gereken bir önemli mesele de özellikle sakalsız imam-hatiplerin şahsidurumlarıdır.

Şuurludindar cemaatimizin imam-hatiplerin bilgili, muttaki ve takva gereği olarak dasakallı olmalarını arzuladıkları bilinen bir husustur. Bu cemâatin sakalsızimam-hatiplerin arkasında huzur bulmadıkları, muhitlerinde arzuladıklarıimam-hatipleri bulamadıkları için de rûhen tasvip etmedikleri imam-hatiplerincemâati oldukları sabittir.

Dinîölçülere bağlılık açısından cemâatin çoğunluğunun imametlerini tasvipetmedikleri imam-hatiplerin namazlarının kabul olunmayacağını ise Peygamberimizşöylece haber vermişlerdir:

"Allahüç zümrenin namazını kabul etmez. Bunlar: Namaz kıldıracağı topluluğunkendisini benimsemediği imam, namazı meşru vakitlerinde kılmayan (ve bunuâdet edinen) musalli ve hür bir insanı köle edinen kişidir." 4

Peygamberimizinbu hadîsleri karşısında kemiyet bakımından değilse de keyfiyet bakımındancemâatin özünü teşkil eden muttaki kişilerin tasvip buyurmadığı imam -hatiplerin memur olarak soruşturmaya uğramadıkları için görevlerinisürdürmelerinin doğuracağı sorumluluğa dikkati çekmekte fayda görürüz.

4- EbûDavûd, K. Salati Babur-Reculi Yeümmül-Kavme.

4. Sual

DevrimizdeSakalı Keserek Benzemeden Korunmalı Değil miyiz?

Bazıkişiler Hz. Peygamber'in "Sakalınızı uzatınız, bıyıklarınızı kısaltınız.Böylece (Yahûdilere, Hıristiyanlara, Müşriklere) muhalefet ediniz." şeklindekiemirlerini sakal bırakmamış Yahûdilere, Hıristiyanlara ve Müşriklere muhalefetolarak anlamakta, devrimiz İslâm ülkelerindeki gayr-ı müslimler vemateryalistler sakal bıraktıklarından onlara benzememek için bilâkis sakalbırakmamak gerektiğini ileri sürmektedirler. Ne dersiniz?

 

Cevap

Bizsuali üç bölümde cevaplandıracağız.

a-Peygamberimizin"Sakalınızı uzatınız, bıyığınızı kısaltınız." emri erkek fıtratını korumak,kadınlara benzemekten kaçınmak ve başta gayr-ı müslimler olmak üzerebâtılperest topluluklara benzemekten sakınmak hikmetlerine yöneliktir. İlletyalnız bâtıl din ve ideoloji mensuplarına benzememek değildir.

NitekimPeygamber'imiz Buhârî'nin rivayetinde görüldüğü gibi bu mevzûdaki emriniillete/sebebe yer vermeksizin "Sakalınızı uzatınız, bıyığınızı kısaltınız"şeklinde mutlak olarak vermiştir. Bazan soruda konu edildiği gibi "Sakalınızıuzatınız bıyığınızı kısaltınız. Yahûdilere benzemeyiniz." bazan "Hıristiyanlarabenzemeyiniz" bazen da "Müşriklere benzemeyiniz" şeklinde benzemek illetiniaçıklayarak vermiştir.

Peygamber'imiz,sakalla ilgili emir ve tavsiyelerine bazen da sebep olarak Allah'ın emriolmasını göstermiş "Rabbim de bana sakalımı uzatmamı bıyığımı kısaltmamıemretmiştir." buyurmuştur.

Yukarıdaaçıkladığımız sebepler dolayısıyladır ki sakal bırakmak mutlak bir emirdir.Benzeme, olsun veya olmasın mü'minler için belirlenmiş bir kılık-kıyafetşeklidir. Kimliği inşadır.

Konuedildiği veya iddia olunduğu gibi sakalla ilgili emir yalnız benzeme illetinemüstenid olsa bile bundan soruda açıklandığı gibi bir mâna anlaşılması mümkündeğildir.

b-Hz.Peygamber'in sakal bırakma emri ile sakalsız gayr-ı müslim ve müşrikleremuhalefeti emrettiği görüşü mesnetsiz bir görüştür.

Bilakiscahiliyet devri örfü sakal bırakmayı gerektiriyordu. Uygulama da bu yoldaydı.Sahîh rivâyetler bu gerçeği aydınlatmaktadır.

Busebeple Allah'ın Resûlü'nün emri sakalsızların yanı sıra büyük çoğunluğusakallı olan gayr-ı müslim ve müşrikleri içine almaktadır.

Evetsakal bırakmakla, sakal bırakmış bâtılperestlere zahirî benzerlikten kurtulmakhususu ilk bakışta çelişkili görülebilir. Ancak Hz. Peygamber'in bırakılmasınıemrettiği sakalın yüzün iki yanağını, gözlerle kulaklar arasını, alt dudak altıile çene kıllarını içine alan anlamda şekli belirtilmiş bir sakal olduğu veiyice kısaltılmış bir bıyıkla beraber bırakılması gereği düşünülürse tezadın/çelişkininortadan kalktığı görülür.

Peygamber'imiznasıl olursa olsun sakal bırakılmasını değil, yukarıda açıklanan şekilde sakalbırakılmasını emrettiği için şekli belirlenmiş bu sakalla muhtelif ve pek çokşekillerde bırakılan sakallara aykırılık sağlamak elbette ki mümkündür.

c-Devrimizdekibazı Yahûdi, Hıristiyan ve materyalistlerin sakal bırakmış olmaları ise bizimsakal bırakmamıza engel değildir. Bu hususta onların bize benzemesi, bizim içinsakıncalı değildir. Yasaklandığımız hususlarda bizim onlara benzememizsakıncalıdır.

Sakalerkeğin fıtratında vardır. Mü'min olmayan bir erkeğin fıtratı; yaratılışıdoğrultusunda sakala ilgi duyması tabîidir. Bırakacağı sakalın sünnet şeklinetıpa tıp uyması da mümkündür. Çünkü sakal hususunda erkeklerde yaratılış veeğilim birliği kaçınılmazdır. Burada bilvesile değinelim. Sakalsızlığa geneleğilim fıtrattan değil, fıtratı yozlaştıran kültürlerden/ideolojilerdenkaynaklanmaktadır.

Ancakmü'minin sakal bırakmasında fıtrata uyum ve Peygamberimizin emrine uyuş, gayr-ımüslim ve materyalistlerin sakal bırakmasında ise yalnız fıtrata uyuş vardır.

Şimdifıtratın gereğini yapmada müştereklik ve zarurî bir benzeşme var olduğu için,mü'minin fıtratı çiğnemesi; Allah'ın hilkatini değiştirmesi, dolayısıyla Hz.Peygamber'in talimatını yürürlükten düşürmesi mi lâzımdır?

Kaldıki İslâm, gayr-ı müslim ve müşriklerin bazı inançları ve uygulamalarınıdeğiştirmeksizin kabul etmiştir. Çünkü o belirli inanç ve fiiller temelde vahiymahsulü olduğu için kaynak birliğine dayalıdırlar.

Meselââdet halindeki kadınlarla cinsel ilişki Tevrat Şerîatinde yasak kılındığı gibiKur'ân Şeraîtinde de haram kılınmıştır. Kur'ân, bu yasağı değiştirmedi.

5. Sual

SakalBir ‘Âdet Sünnet' Midir?

"Hz.Peygamber'in sakal bırakması insanlık tabiatının bir iktizasıdır/gereğidir. Busebeple sakal bırakmak uyuşu gerektirmeyen bir âdet sünnettir. Uyulmasındasünnete bağlılık sevabı yoktur."

Yukarıdaaçıklanan ve bir kısım ilâhiyat akademisyenlerinden, din görevlilerindenkaynaklanarak halk arasında giderek yaygınlaşan görüş hakkında ne dersiniz?

Cevap

Busuale Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Profesörlerinden .........'ınAbdulvahhab Hallaf'dan tercüme ederek mezkûr fakültenin yayınları arasındaneşrettiği İslâm Hukuk Felsefesi adlı kitabın 189. sayfasından âdetsünnetle ilgili paragrafı ve mütercim Profesörün bu paragrafa not düşerek serdettiği sakalla ilgili görüşlerini naklederek ve bu görüşleri üzerindetenkitlerimizi yaparak cevap vereceğiz.

Önceâdet sünnetle alâkalı paragrafı ve sayın Profesörün görüşlerini okuyalım:

"Peygamberlerin insanlık tabiatı gereğiolan. oturma, kalkma, yürüme, uyuma, yeme ve içme gibi işleri şerîat değildir.Çünkü bunların çıkış noktası Peygamberliği olmayıp insanlığıdır. Fakat,peygamberlerden insanî bir iş meydana gelip, uyulması kasdedilmesine bir delilvarsa, o delil vasıtasıyla o fiil şerîat olur *

(*)Mütercimin Notu:

"Hz.Peygamber'in (s.a.) sakal bırakması da bu türlü insanlık tabiatınıniktizasıdır. Dinî yönden uyulması gerekli bir sünnet ve âdet değildir. Yaniteşri edilmiş olmadığından dinî bir emrin yerine getirilmesi sonunda bir sevabanail olma da söz konusu olmasa gerektir. Ama Hz. Peygamber'in (s.a.) "Bıyığıkesin, sakalı uzatın" sözleri hususunda geniş izahat vermeğe yerimiz müsaitdeğildir. Ancak Usulül-Fıkıh'da vaz edilen bir kaide şöyledir: Bazı hükümler,mevcut olanı, yani vakıayı ilgilendirir, yoksa şerîat olsun diye bir gayetaşımaz. Meselâ, saçları dağınık biri Peygamberin huzuruna girince Peygamber'inona; ‘çık saçlarını düzelt' demesi o anda bir vakıayı düzene koymak içindir.Kimse bu hadîsten, saçların uzatılmasının sünnet olduğunu ortaya koymamıştır.İslâm'da kölelik meselesi de buna misaldir. İslâmiyet köleliği teşri etmemiş,yani bir şerîat olsun diye vazetmemiştir. Ama cereyan etmekte olan kölelik ilişkilerinidüzenleyen hükümler vazetmesi de vakıaları düzeltmektir.

İştebunun gibi, Peygamber'in "‘Bıyığı kesin sakalı bırakın" sözü de toplumda âdethalinde olan saç, sakal ve bıyığın var oldukları takdirde nasıl hoşgörüleceklerini anlatmak olup, yoksa saçı düzeltmenin, bıyığı kesmenin, sakalıuzatmanın dinî ve şer'î bakımından bir değeri yoktur. Bugün de türlü saç, sakalkıyafetleri içinde birini tercih edip de ötekini bıraktıracak bir ifadedebulunmanın kanunî veya teşriî yönden bir değeri yoktur. Olabilir ki Hz.Peygamber acaib kılıkları düzene koymak istemiştir."

Tenkit

a-Peygamberlikgelmeden önce yaşadığı toplumdaki diğer insanlar gibi Allah'ın Resûlü'nün(s.a.) sakal bıraktığı dikkate alınırsa, Hz. Peygamber'in sakal bırakmasınıninsanlık tabîatının bir iktizası olduğu kabul edilebilir. Ancak asırlardır veözellikte asrımızda milyonlarca insanın sakalını kestiği de düşünülürse sakalbırakmak kadar sakalı kesmenin de insanlık tabîatının bir gereği olduğunu kabuletmek gerekir.

Hz.Peygamber'in yapılması veya yapılmaması insanlık fıtratının iktizası olandavranışlar karşısında sakal müstesna farklı tatbikat gösterdiğini biliyoruz.

Meselâ;saçlarını bazen omuzlarına kadar, çok defa da kulak yumuşaklarına kadaruzattığı, pek az olmak üzere de tamamen kestiği rivayet olunmuştur. Saç vesakalını birkaç defa boyattığı da nakledilmiştir. Aynı saatlerde yatıpkalkmadığı, her gün aynı saatlerde ve aynı çeşitte yemek yemediği de bilinenbir durumdur.

Ne varki Hz. Peygamber'in insanlık tabîatının gereği olan davranışları arasındasakalın özel bir yeri olduğunu görüyoruz.

Hz.Peygamber sakalını, diğer bazı davranışlarında görüldüğü gibi zaman zamanbırakmamıştır. Bilâkis sürekli olarak bırakmıştır. Bırakmakla da kalmamış fiilîve sözlü sünnetiyle de emretmiştir. Bu mevzudaki emrini, saç ve sakal boyamakemrinde görüldüğü üzere ashabın yaşlıları gibi belirli fertlere değil, bütünmü'minlere teşmil etmiştir.

İnsanlıktabîatının muktezası bir davranış olmakla beraber tatbik olunması Peygamberindiliyle emredildiği içindir ki sakal bırakmak şerîattendir. Pek tabiî kibırakılmasında da sevap vardır.

b-Hz.Peygamber'in bazı emir ve uyarılarının mevcut bir vakıayı ilgilendirdiği vegeçici bir düzenlemeyi hedef aldığı doğrudur. Ne var ki bu "doğru"yu köleliğeve sakala teşmil etmek doğru değildir.

20.Asır insanlığının kölelikten bazı insanlık dışı zulümleri çağrışım yapması,İslâm'ın bu konudaki ilkelerini gereksiz bir şekilde yorumlamamıza sebep teşkiledemez. İslâm'ın köleliği tesis etmediği açıktır. Mevcuda düzenleme getirdiğigerçektir. Ama kölelik kurumunu red etmediği, harp esirleri kurumunadönüştürdüğü de bir vakıadır. Kıyamete kadar devam edecek olan harplerin ortayaçıkaracağı harp esirleri konusunda İslâm, kendine özgü farklı uygulamayı teşrietmiştir.

Bunlardanbiri de şartların gerektirmesi durumunda esir/köle edinmektir. Ancak buradatasrih edilmesi gereken husus İslâm'da kölelik statüsünün insanlık tarihindegördüğümüz kölelik uygulaması ile hiç bir şekilde bağlantılı olmadığıdır. (*)

Evet,yukarıda değindiğimiz doğru'yu köleliğe olduğu gibi sakala teşmil etmek dedoğru değildir. Zira Peygamberimiz sakal üzerinde, vakıayı düzene koymak içindurmamıştır. Böyle olsaydı "Bıraktığınızda sakalınızı uzatın, bıyığınızıkısaltın" der, veya "Yahûdiler/Hıristiyanlar/Müşrikler şu şekilde sakalbırakıyorlar, siz bıraktığınızda böyle bırakmayın" buyurur, sakal kesmeyi demeşrulaştırırdı. Oysa ki Peygamber'imiz sürekli sakal bırakmış ve bırakılmasınıemir buyurmuştur. Bıyıkları uzun, yüzleri traşlı olan İranlı Mecûsî elçilere dediği gibi: "Rabbim bana sakalımıuzatmamı, bıyığımı kısaltmamı emretmiştir" demiştir.

İddiaolunduğu gibi Peygamberimizin ‘Sakal bırakınız' emri, bıraktığınızda şu şekildebırakınız anlamında yalnız mevcudu düzenleme mânasında olsaydı, Ashab-ı Kirâmsakal bırakmazdı. Sakal bırakmayanlar da olurdu.

Sakalınteşrîi bir niteliği olmasaydı hiç değilse fetihlerle birlikte değişikkültürlerle temas kurulmasından sonra, Ashab-ı Kiram tabiin ve tebea-i tabiindevirlerinde Müslümanlar arasında sakalsızlık yaygınlaşırdı.

Kur'ânve Sünnete bağlı büyük mezhep imamları

(*)Geniş bilgi içîn "İslâm'a Göre Cinsel Hayat" isimli eserimizin "Câriye veCinselliği" bölümüne bakınız.

arasındasakal kesmeyi saçı kesmek gibi mubah gören bir tek müctehit imam çıkardı.

c-Usul-uFıkıh kaidelerinden istidlal eden mütercim profesöre kendi tercümesiyle birusul-u fıkıh kaidesini hatırlatarak soralım.

"Peygamberlerdeninsanî bir iş meydana gelip uyulması kasd edilmesine bir delil varsa, o delilvasıtasıyla o fiil şerîat..." olduğuna göre sakal bırakmayı delil vasıtasıylaşerîat olmuş insanî bir iş kabul etmezsek Hz. Peygamber'in hangi insanî işinibu kaideye mesned olabilecek bir misal olarak sunabiliriz.

d-Sayın mütercim profesör, tarihinde devlet dairelerine tercihen sakallılarıngörevlendirildiği ve halen yüz binlerce evlâdının sünnete ittiba/uyuş niyetiylesakal bıraktığı bir ülkede sakal bırakmanın "Dinî yönden uyulması gerekli birsünnet ve âdet değildir" görüşünü ortaya koyarken hiç değilse her bilimadamının benimsediği muhtelif görüşleri açıklama metodunu benimsemeliydi.

Baştadört büyük mezhebin müctehid imamları olmak üzere İslâm Dünyasında şöhretbulmuş müfessir, muhaddis ve fıkıhcıların görüşlerini kısaca zikretmeli,muhtemelen batı kültürünün tesiri altında kalmış üç beş ilim adamından başkasakal tıraş etmeyi mubah gören hiç bir kişinin bulunmadığını açıklamalıydı.

6. Sual

Sakallaİlgili Âyet Var Mıdır?

Sakalbırakmak Peygamberimizin emridir. Bu sebeple sünnettir. Sakalla alâkalı birâyet var mıdır ki sakal bırakmak farz veya vacip, kesmek ise haram olsun?

Cevap

Hz.Peygamber'in emirleri, Hz. Peygamber'den sadır olması cihetiyle sünnettir.Ancak Peygamberimizin bazı emirleri, yüklediği mükellefiyet bakımındanyapılması sevap sağlayıp, terk edilmesi azâp gerektirmeyen sünnet mânasınagelmez. Yüklediği mükellefiyet bakımından farz veya vacip anlamına gelebilir.Farz veya vâciplerin terki de haram olur.

Meselâakşam namazının farzının üç, yatsı namazının farzının dört rekât kılınmasınıemreden, keza, ticaret mallarından kırkta bir oranında zekât verilmesini emirbuyuran Peygamber'imizdir. Kaynağı sünnet olan bu emirlerin yüklediği görevfarzdır. Bu sebeple akşamı iki rekât kılan ve yüzde bir oranında zekât verenkişi, bu görevlerini îfa etmiş olamaz. Farzları terk etmiş, haram işlemiş olur.

Peygamberimizinbazı yasakları da hüküm bakımından haram ifade eder.

Meselâ;erkeklere altının ve halis ipeğin haram kılındığını, Kur'ân çizgisindeaçıklayan Peygamberimizdir.

Bumisalde de kaynak sünnet, fakat sebep olduğu hüküm haramlıktır.

Neticeolarak deriz ki bir vazifenin farz veya vâcib, terkinin de haram olması için oile ilgili mutlaka âyet bulunması gerekmez.

Busebeple ‘Sakalla alâkalı bir âyet var mıdır ki sakal bırakmak vacip, kesmek iseharam olsun' şeklinde bir sual sorulamaz.

Bumevzuda sahih hadîslerin mevcut olması yeterlidir. Unutulmamalıdır ki bütünsahih hadislerin Kur'ân'la doğrudan veya dolaylı olarak bağlantısı vardır.

7. Sual

SakalınBelirli Bir Şekli Var Mıdır? Suudî Sakalı Meşru mudur?

Cevap

A-Sakalbırakılmasını emir buyuran Peygamberimiz fiilî sünnetiyle de onun şekli veölçüsünü belirlemiştir.

a-Şekli:Sünnî sakal, alt dudak altı, çene ve yanakların kıllarıyla sakal başı tâbirolunan gözlerle kulaklar arası bölümdeki kılları içine alır.

Peygamber'imizve Ashabının uygulamalarıyla belirlenen şekil budur.

b-Uzunluğu:Peygamber'imizin ‘Sakalınızı uzatınız...' emrinde kullanılan E'fû ve benzerilafızlar, sakalı hali üzere bırakmak mânasına geliyorsa da Tirmizî'ninSünen'inde Peygamber'imizin sakalının boyundan ve eninden aldığı rivayetedilmiştir. Peygamberimizin sakalının sık ve tok olduğuna dair sahîh rivayetlervarsa da bu rivayetlerde uzunlukla ilgili olarak tesbit olunan tek ölçüAbdullah b. Amr'ın tatbikatıdır.

Buhârî'ninrivayetine göre Fakîh sahâbî Abdullah b. Amr sakalının bir tutamdan fazlasınıkeserek bir kabzayı ölçü almıştır. 1

Yukarıdageçen Tirmizî ve Buhârî'nin rivayetlerine dayanarak ve bir kabzadan uzunbırakılmasının çirkinlik arzedebileceğini ileri sürerek bazı müctehidlerimizsakalın uzunluğunu bir kabza ile sınırlandırmışlar ve bu uzunluğun idealolduğunu açıklamışlardır. 2

B-Suudîsakalı denilen çenede bırakılmış sakal, sakal değildir.

Sünnetsakalı yukarıda açıkladığımız şekilde yanakları ve sakal başlarını içine alansakaldır.

Arapdilcileri yalnız çenede bırakılan kıllara sakal; lihye ismini vermezler

Peygamber'imizinsakalının eninden aldığının rivayet olunması sakalın yanakları içine aldığınıgösterir.

 Ayrıca Buhârî'nin namazda bakışları imama yö

1-Buhârî, K. Libas Bab-ü İfail-liha.

2-Sakalın uzunluğu ile ilgili şahsî kanaatimiz şudur: Bir tutam uzunluk kâmilölçüdür ve İslâm alimlerinin büyük çoğunluğuna göre üst sınırdır. AncakPeygamberimizin emrine uymuş olmak için mutlaka bir tutam uzunlukta sakalbırakılması gerekmez.

Sakalerkek için heybet ve güzellik unsurudur. Böyle de olmalıdır. Zira ". . . Hoşgörünümlü olmak nübüvvetin yirmi dört cüzünden bir cüzdür" 3 Emr-iPeygamberi, "Sakalınızı uzatınız, bıyığınızı kısaltınız" şeklinde geldiğindensakal mutlaka bıyıktan uzun olmalıdır. Ayrıca sünnet sakalı olduğu izleniminiverecek ve kişinin boyu ile uyum sağlayacak bir uzunlukta bulunmalıdır.

3-Et-Tâc 5/64.

neltmekbabında rivayet ettiği hadîs de sakalın yanakları içine aldığının delilidir.

EbûMa'mer şöyle anlatıyor:

Biz,sahâbi Habbab'a ‘Hz. Peygamber öğle ve ikindi namazlarını kıldırırken kıyamhalinde  okur muydu?' diye sorduk.‘Okurdu' şeklinde cevap verdi. Siz, arkasında olduğunuza göre okuduğunu nasılanlardınız, şeklindeki sorumuza da, ‘sakalının hareketlerinden anlardık' dedi.3

İmamauyan kimse namaz esnasında bakışlarını imama çevirdiğinde ondan ancakyanakların kıllarını görebileceği açıktır.

Busahih rivayet de Hz. Peygamber'in sakalının yanakları ihtiva ettiğini beyaneder.

Sunduğumuzdeliller ve benzerleri, ayrıca 14 asırdır uygulanan sakal şekli, Suudîsakalının meşru olmadığını, böylesine bir sakalla Peygamberimizin emrininyerine getirilemeyeceğini gösterir.

8. Sual

YalnızBıyık Bırakmanın Bir Değeri Var mıdır?

Bıyıkbırakmak nedir? Belirli bir şekli var mıdır? Sakal bırakmaksızın bıyıkbırakmanın bir değeri var mıdır?

Cevap

a-Sakallaalâkalı hadîslerde açıkça görüldüğü gibi Peygamber'imiz sakalınızı uzatınızbuyururken daima bıyığınızı kısaltınız emrini vermiştir.

Busebeple sakal bırakmak gibi bıyık bırakmak da kılık-kıyafetle ilgili bir dinîgörevimizdir. Kaldı ki bıyıkla ilgili müstakil hadîsler de mevcuttur.

"Beş (veya on) şey fıtrattandır" hadîsinde (bıyığı kısaltmak) maddesimüstakil olarak geçtiği gibi, "Bıyığını kısaltmayan bizden değildir"şeklinde yalnız bıyığı konu alan hadîsler de vardır. 1

b-Bıyığın belirli bir şekli vardır. O da iyice kısaltılmasıdır.

Hadîslerdebıyıkla ilgili olarak kullanılan Ehfû, Enhikû, Cüzzû, Kussû gibi emirlerin herbiri üst dudak derisi görünecek şekilde kısaltma mânasına gelir.

1-Müslim,Tahare 16, Ft-Tac 3/170, Tirmizî Hn. : 2760.

AncakHz. Enes'in rivayetinde Peygamberimiz bıyık, tırnak, etek ve koltuk altıkılları için (azamî) kırk günlük süre belirlediğinden bıyıktaki kısaltmanınsüre yönünden üst sınırını, kırk günlük bir uzantı şeklinde anlayabiliriz. 2

c-YücePeygamber'imiz "Sakalınızı uzatınız" emrini verirken "Bıyığınızı kısaltınız"emrini vermiştir.

Busebeple emredilen ve meşru olan bıyığı sakalla birlikte bırakmaktır. İslâmşahsiyetinin dış çizgilerini ortaya çıkaracak, Yahûdilere, Hıristiyanlara,Mecûsilere ve Müşriklere aykırılığı sağlayacak olan sakal-bıyıkmüşterekliğidir.

Yalnızbıyık bırakan kişi Hz. Peygamberin "Sakalınızı uzatınız, bıyığınızı kısaltınız"emrine uymuş olmaz. Ancak bıyık bırakmak, fıtratı korumak olduğu için bıyıkkesmekten güzel ve faziletlidir. 3 Ayrıca bıyık bırakmakla kadınlara benzemeyilanetleyen hadîsin şümul/kapsam dairesinden uzaklaşılmış olur. Zira bıyıklıerkeklerin kadınlara benzemediği bir gerçektir.

2-Tirmizi, Hadîs No: 2757.

3)Tafsilât için bak. Ahmet Davudoğlu, Sahih-i Müslim Terceme ve Şerhi 2/358.

4-   Buhârî,  Ezan 91.

9. Sual

İslâmve Lâikliğe Göre Kişi Sakal Kesmeye Zorlanabilir mi? Zorlanan Kişinin SakalınıKesmesi Caiz midir?

Cevap

Busualin cevabını üç bölümde vermeye çalışacağız. Peygamberimizin ifadesiyle:

a-İslâmDini'nin emrettiği ve şiar kıldığı bir fiili İslâmî yönetimin engelleme yetkisiyoktur. İslâmînbsp; Yargı organının daengelleyici nitelikte bir ceza uygulamasına salâhiyeti yoktur.

İslâmDini'nin kılık kıyafetle ilgili emir ve tavsiyelerinden biri de sakal bırakmakolduğu için İslâmî idare memur ve işçilerine sakal kesmeyi emredemez ve bunazorlayamaz. Kadılar/Hakimler de sakal kestirme şeklinde bir tazîr cezasıuygulayamaz.

ZiraPeygamber'imiz Müsle'yi yasaklamış ve şöyle buyurmuştur:

"Saç vesakal keserek müsle yapanın Allah katında nasibi yoktur."1

1-ElCamiüs-Sağîr,Men Messele.

NitekimHalîfe-i Müslimin Ömer İbn-ü Abdülaziz, yukarıda zikredilen hadisi şeriflerdendelil getirerek yayınladığı genelgesinde görevli ve yetkili kişilere "Müsleden;saç ve sakal keserek ceza uygulamaktan sakınınız." emrini vermiştir.

İslâmî  yürütme ve yargının sakal kestirme şeklindebir emir ve ceza uygulamasına gidememesinin bir önemli sebebi de İslâmHukukçularının, sakal kestirmeyi kişi özgürlüğüne tecâvüz olarakdeğerlendirmeleri ve sakalı kesilen kişiye diyet verilmesi veya değer biçilerektazminat ödenmesi hususunda ittifak etmiş olmalarıdır. 2

Neticeolarak deriz ki İslâm'a göre sakal kestirme veya buna zorlama yasaktır vezulümdür.

b-İslâm'agöre sakal kestirme bir günah ve suç olduğu gibi laiklik ilkesine göre desuçtur. *

LaikliğinT. C. Anayasası ve ceza kanunlarında açık bir tarifi olmamakla birlikte, laikliğinvicdan ve din hürriyetini içerdiği hususunda görüş birliği vardır.

Vicdanhürriyeti kişinin istediği dine, felsefi sistem ve doktrine inanma veyainanmama hürriyetidir.

Dinhürriyeti ise kişinin inandığı dinin düstûrlarına göre ferdî, ailevî veiçtimaî/sosyal hayatını yaşayabilme hürriyetidir.

İnandığıİslâm Dini'nin kılık kıyafetle ilgili sakal bırakma emrine uyarak sakalbırakmış kişi, din hürriyetinin cüzî bir bölümünü kullanmıştır.

Laiklikadına kişinin bu en doğal dinî özgürlük hakkını kullanmasına karşı çıkmak,laiklik ilkesini çiğne-

(126)  Delâilül-Eser Alâ Tahrimit-Temsili Biş-Şa'ri.

(127)  a. g. e. sh. 54-55.

  • Burada, tesbitimizi doğrulayan Yargıtay kararını sunuyoruz:

Yargıtayzorla saç sakal kesmeyi işkence saydı. Karakolda bir vatandaşı döven, sakal vebıyıklarını kesen jandarma komutanı, kötü muameleden suçlu bulundu. AncakYargıtay işlenen suçun işkence olduğuna karar verdi.

Yargıtaysakal ve bıyık kesmenin Türk ceza kanununda ayrı maddelerde düzenlenen "kötümuamele değil","işkence" suçu sınırlarına girdiğini belirtti. Yargıtay'ıntemyiz incelemesi yaptığı Şebinkarahisar ağır ceza mahkemesinden gelen, davayakonu olayda, jandarma köyde anız yakan (K) hakkında şikâyetleri göz önündebulundurarak arama kararı çıkarttı. (K)'yı bulamayan jandarma, oğlu (A)'yıgözaltına aldı.

Jandarmakarakolunda (A)'yı döven karakol komutanı (M), (A)'nın sakal ve bıyıklarını dakesti. (A)'nın şikâyeti üzerine, komutan hakkında ağır ceza mahkemesinde davaaçıldı. (M)'nin TCK'nun 245. maddesinde düzenlenen kötü muamele suçunuişlediğini belirten mahkeme, komutanın hapisle cezalandırılmasına karar verdi.Mahkeme, hapis cezasını suçun bir daha işlenmeyeceği inancıyla erteledi. Habertürk 28 Ocak 2003

mektirve kanaatimizce ülkemizdeki merî hukuk düzenine göre de suçtur.

Laiklikadına dindarlar üzerinde sürdürülen tarihi yanılgıların dindarları zaafauğratmadığı gibi laikliğe güç kazandırmadığı da kanıtlanmış bir gerçektir.

c-İslâmve laiklik açısından sakal kestirmenin meşru olmadığı hususunu böylece açıkladıktansonra, sualin "Zorlamaları halinde mü'minlerin sakal kesmeleri caiz midir?"bölümüne açıklık getirmeye çalışalım.

Zorlamahalinde sakal kesmenin caiz olup olmayacağı hususunda genel bir cevap vermekdoğru olmaz. Zorlamanın şeklini ve zora sokulan mü'minin durumunu bilmeklâzımdır.

Busebeple baskıya muhatap olan Müslümanların,

a -Kültür seviyelerini,

b -Maddî durumlarını,

c -Bulundukları görevdeki etkinliklerini açıklayarak, şartları değerlendirebilenbilgi ve takva sahibi sakallı âlimlerimizden şahısları ile ilgili fetvaistemeleri daha doğrudur.

10.Sual

SakalıBıraktıktan Sonra Kesmek mi Haramdır?

Peygamberimizin"Bıyığınızı kısaltınız, sakalınızı uzatınız." emrine aykırılıkla sakal kesmeninancak "Sakalı bıraktıktan sonra kesmek," fiilini içine aldığı, yoksa hiçbırakmayan için sakal tras etmekte mahzur bulunmadığı söyleniyor.

Busöylentinin gerçekle ilgisi var mıdır?

Cevap

Hayır,yoktur. Zira hadîslerde böyle bir kayıt olmadığı gibi, sakal bırakmakla alâkalıemr-i peygamberi üzerinde çalışan alimlerimizin de böyle bir yorumu yoktur.

11. Sual

Sakallaİlgili Mekrûhlar Nelerdir?

Cevap

İslâmâlimleri sakalla ilgili olarak biri diğerinden daha çirkin olan aşağıdakihususları belirlemişlerdir:

a-Cihad'a arzulu olmadığı halde sakalı siyaha boyamak,

b-Başkanlık elde etmek, saygı görmek ve yaşça kemale erdiğini ihsas ettirmekiçin sakalı kibrit veya başka bir madde ile ağartmak,

c-Sakaldaki beyaz kılları koparmak,

d-Kadınların ve diğer bazılarının güzel bularak ilgi göstermesi için sakalıperçem yapmak,

e-Sakalı lüzumundan fazla (kabzadan çok) uzatmak,

f-Nefsini önemsemediğini belirtmek ve zahitlerden olduğu duygusunu verebilmekiçin, sakalı birbirine girmiş bir şekilde bakımsız bırakmak,

g-Sakalı düğümlemek ve örmek. *

*Şevkânî, Neylül Evtar K. Tahareti, Bab-u Ehziş-Şaribi ve İ'fail-lihyeti.(Özetlenerek alınmıştır. )

Sakallaİlgili Olarak İslâmi Kaynaklardan ve Basından İktibaslar

Şeyhul-İslâmEbus-Suud Efendinin Fetvaları

Mes'ele:Erenler sakalını kına ile boyamak sünnet midir?

Elcevap:Caizdir.

Mes'ele:Ak sakalını kara boyayla boyayan Zeyd'e ne lâzım olur? Asim (günahkâr) olur mu?

Elcevap:Olur, kerahet vardır.

Mes'ele:Lihyenin (sakal) kabzadan ziyadesini kesmek sünnet midir?

Elcevap:İbn-ü Ömer öyle yapardı. Resûlullah (s.a.) hazretlerinden dahi

Ali Rıza DEMİRCAN

http://www.alirizademircan.net/32-sakal-hakkinda-sualler-16-323h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim