31- Sakal-Bıyık Mevzuunda Mezheplerimizin ve Bazı Fakîhlerin Görüşleri

31- Sakal-Bıyık Mevzuunda Mezheplerimizin ve Bazı Fakîhlerin Görüşleri
31- Sakal-Bıyık Mevzuunda Mezheplerimizin ve Bazı Fakîhlerin Görüşleri

31- Sakal-Bıyık Mevzuunda Mezheplerimizin ve Bazı Fakîhlerin Görüşleri

SakalBıyık Mevzuunda Mezheplerimizin ve Bazı Fakîhlerin Görüşleri

HanefiMezhebi

HanefîMezhebi'nin görüşleri, İbn-i Abidin'de şöyle açıklanmaktadır:

"Erkekleresakal kesmek haramdır."1

HanefîMezhebi'nin sakal mevzuundaki yukarıda sunulan görüşleri Hanefî FıkıhKitaplarının büyük kısmında zikredilmektedir.

Kitâbül-FıkıhAlel-Mezâhibil-Erbaa isimli fıkıh kitabında dört mezhebin sakal - bıyıklıilgili içtihâdları şöylece verilmektedir:

1-İbn-üAbidin 5/261. Ayrıca bak. El-Fıkh Alel-Mezabihil-Erbaa 2/45

Şafiiler: Sakalın tıraş edilmesi ve aşırı derecedekısaltılması mekrûh'tur;

Hanbeliler:Sakalın tıraş edilmesi haramdır. Sakaldan bir kab-zeyi; bir avuç içini aşankısmı almakta sakınca yoktur.

Bıyığıiyice kısaltmak ise sünnete uygundur.

Malikîler: Sakalın kesilmesi haramdır. Bıyığıkısaltmak ise sünnettir. Ancak sünnet olan bıyığın her tarafını kısaltmakdeğil, üst dudak üzerine sarkan kılların dairevî uçlarını kısaltmaktır. Dudakortaya çıkacak şekilde sarkık kıllar kısaltılır.

Hanefiler: Kişinin sakalını tıraş etmesi haramdır.Sakalın bir kabzayı aşacak şekilde uzatılmaması sünnete uygundur. Kabzayı aşankısım kısaltılır. Sakalın çevresinden almakta ise hiç bir sakınca yoktur. 2

İbn-iHazm

İbn-üHazm'a göre bıyığı kısaltıp sakalı uzatmanın farz görev olduğundaicma;bilginlerimizin görüş birliği vardır. 3

2-El-Fıkh Alle-Mezabil-Erbaati 2/45...

İbn-i  Teymiye

İbn-üTeymiye'ye göre kâfirlere benzemenin her bir çeşidi haram olduğu gibi sakalkesmek de haramdır. 4

Peygamberimizinbuyrukları, Ashab-ı Kiramın görüşleri ve uygulamaları ile fikhî ictihadlar, hiçşüphesiz yolumuzu çiziyor, gerçeğe ulaştırıyor, yapmamız gerekeni öğretiyor.Ancak bilinmesi gereken asıl öz, sakal ve bıyığın tarihi dönemlerde olduğugünümüzde de İslâmî kimliğimizi belirleyici niteliğidir. Peygamberimizin bizlerüzerinde gerçekleştirmek istediği de bu kimliğin inşasıdır. Biz sakal ve bıyığakimliğimizi oluşturmak için muhtacız.

3-Hamudİ. Abdullah Delâilûl-Eser Ala Tahrimit-Temsîli Bis-Şa'ri sh. 61.

4- İ.Teymiye İktizâus-Sıratil-Müstakim sh. 58.

Sakallaİlgili Olarak İleriye Sürülen Görüşler

Sakalve bıyıkla alâkalı hadîsleri ve bu hadîslerdeki emirleri inceleyerek sakalıuzatıp bıyığı kısaltmanın farz-vâcib, bu farz-vacip emrin zıddını uygulamanınise haram olduğunu belirleyen mezheplerimizin ve bazı bağımsız müçtehidleringörüşlerini açıkladık.

Budefa, sakal ve bıyığı Cahiliye örfündendir diyerek lisan-ı hal ile Allah'ınResûlü'nün Cahiliye örfünü bir ömür boyu fikren tasvip ve fiilen tasdikettiğini ileri süren, öz ifadeyle yaşadığı gibi inanmak isteyen mü'minlerinbazı görüşlerini tahlil edeceğiz.

a- Bazıkişiler, sakal bırakma ile alâkalı Hz. Peygamberin emirlerinin farz veya  vacib anlamında görev yükleyiciolmadığını,   bu emirlerin ancak dahafaziletli olana yönlendirmek(müstahab) anlamına gelebileceğini ilerisürüyorlar.

Onlar,sakalla ilgi emirleri, kimlik oluşturucu vasıfta bağımsız buyruklar görereksakal kesmenin haram olduğunu söyledikleri; Müşriklere, Mecûsîlere ve Yahûdilermuhalefeti bu haram hükmünün ikinci bir illeti olarak gördükleri için büyükmezhep imamlarımız ve müctehidlerimizin mübarek içtihadlarını nazar-ı itibaraalmıyorlar.

b- Bazıkişiler, örf ve âdetin cereyan ettiği hususlarda değil de yalnız bâtıl din veideoloji bağlısı yabancı topluluklara benzeme olan hususlarda benzemenin haramolacağı görüşünü savunuyorlar.

Bundanda sakal kesmedeki benzemede bir sakınca olamayacağı ve bu benzemede kerahetveya haram bulunmayacağı hükmünü çıkarıyorlar. Görüşlerini teyit etmek için deEbû Yusuf a ait aşağıdaki olayı ve benzerlerini delil olarak zikrediyorlar:

"Çivilipabuç giyen İmâm Ebû Yusuf'a, falanca kişiler, râhiplere benzeme olacağı içinçivili pabuç giyilmesini eleştiriyor ve ayıplıyorlar, denilince İmâm şöyle der:

-Yahûdi ve Hıristiyan din adamları tüylü pabuçlar giyerlerdi. Fakat Hz.Peygamber bu nevi bir pabuç giymekte sakınca görmedi."

c-Diğer bazı kişiler de şöyle diyorlar:

"Kılık-kıyafethususunda insanlar çevrelerine uyarlar. Sakal kesmek de bir kılık-kıyafetmevzuudur. Çevrenin âdet edindiği davranışların dışına çıkmak cemiyettenkopmaktır. Sakal kesmek genel bir örftür. Bu yolla dindarlık olmaz."

d -Birdördüncü grup da "İslâm sadece sakalda mı tezahür eder?" diyerek sakalınönemsizliğini vurgulamak istiyorlar.

BuGörüşlerin Tenkidi

aa -Emirde Asıl Olan Farz veya Vâcib Olmaktır

Sakalve bıyık mevzuunda Allah'ın Resûlü'nden rivayet edilen hadîslerdeki emirlerinsadece daha faziletli olana irşâd etmek/yönlendirmek mânasını taşıdığını iddiaeden kişiler bu görüşlerinde yanılıyorlar. Zira, Emir'de asıl olan farz veyavücûb ifade etmesidir.* Emir sığasının/kipinin başka bir anlama gelebilmesiiçin bu mânayı gerektiren bir karîne olması lâzımdır. Sakalın uzatılması vebıyığın kısaltılması ile ilgili emirlerde böyle bir karîne yoktur.

Sakalıuzatıp bıyığı kısaltmakla ilgili peygamberî emirlerin bir kısmı sübût vedelâlet yönünden, bir kısmı da yalnızca delâlet yönünden katiyet ifade ettiğiiçin sakalı uzatmak-bıyığı kısaltmak farz'dır denilebileceği gibi vacibdir de denilebilir.

bb -Âdetlerde Benzeme Sakıncalı Değildir

İslâmDini'ne inanmayanlara benzemenin, onlara has olan hususlarda benzeme olduğuzaman haram hükmünü taşıyacağını, aksi takdirde durumun bir örf ve âdetmeselesi olarak değerlendirilmesi gerekeceğini söyleyen kişiler bu görüşlerindedoğrudurlar.

Yanılgılarısakal meşalesini bu genel kaide/kural vasfındaki doğruya tatbik edememelerindendoğmaktadır.

Buradahemen ifade edelim ki biz de bu "doğru"nun gerçekliğine inanıyoruz. Taklitamacı güdülmediği için dinî bir tehlike arzetmeyen, üstelik faydalı olan birbenzemenin sakıncalı olduğunu söylemiyoruz. Hiç şüphe yoktur ki yemek-içmek,yatmak-kalkmak ve bilimsel metotlar kullanmak gibi işler hayatınzarûretlerindendir. Bu hususlarda mü'minlerle gayr-ı müslimler arasında farkyoktur.

Mahzurlu/sakıncalıolan benzeme, kendilerine has özelliklerinde gayr-ı müslimlere benzemektir.Sakal ve bıyığı kesmek, sakalı kesip bıyığı uzatmak veya bıyığı uzatıp sakalıkısaltmak sakıncalı türden bir benzemedir. Onların şiârı/ayırıcı nişanı olduğuiçindir ki hadîsler bu konuda onlara muhalefetin gerekliliğini açıklamaktadır.

Sakalıuzatıp bıyığı kısaltmakla ilgili emirlerde yer alan "Müşriklere muhalefetediniz. Yahûdilere ve Hıristiyanlara benzemeyiniz." şeklindeki ifadelerhükmün bu illetini apaçık bir şekilde ortaya koymaktadır. Böyle iken hiç kimsekendi görüşüne dayanarak hükme sebep olan illeti görmezlikten gelemez Kaldı ki,sakalı uzatıp bıyığı kısaltmakla ilgili emirler, yalnızca onlara benzemeyigidermek için verilmemiştir.

Buemirler birinci derecede, İslâmî kimlik inşası için verilmiştir, Bu amaçlaverilen emrin varlığı, bir diğer anlatımla taabbudi niteliği bir illettir.İslâm dışı topluluklara ve kadınlara benzemeyi gidermek de bir illettir.Fıtratı; yaratılış düzenini korumak de bir diğer illettir. Bunu da sakalıuzatıp bıyığı kısaltmayı fıtrat hasletlerinden gösteren hadîsten anlıyoruz.

cc -Asıl Olan Çoğunluğun Değil, İslâm'ın Görüşüdür

"İnsanlarkılık-kıyafet hususunda çevrelerine uyarlar. Sakal kesmek da bir kılık-kıyafetkonusudur İnsanların alışa geldikleri davranışlara aykırı harekette bulunmaktoplum yaşamından kopmaktır, doğrulardan sapmaktır."

Yukarıdaparantez içinde özetleyerek sunduğumuz görüşü iddialı bir şekilde ortayakoyarak sakalsızlığı meşrulaştırmak isteyenlerin bu görüşleri tutarsızdır.İslâmî mantıkla da çelişir. Zira Hz. Peygamberin sünnetine bağlılık nasıl olurda cemiyetten kopmak olur. Kaldı ki İslâm'ın yasaları ile çatışması halindebüyük çoğunluğun görüşlerinin, kabullerinin ve yaşayışlarının ne anlamıolabilir?

Kur'ânımızbu gerçeği açıklamıyor mu?

"(EyPeygamber!) Eğer sen yeryüzündekilerin çoğunluğuna uyarsan, onlar senihak'tan saptırırlar."1

Çoğunluğuteşkil ediyorlar diye, İslâm'a inanmayan veya inanıp da yaşamayanlara uyuşiddiası dinen ve aklen nasıl doğru olabilir? Eğer

1- Enam116.

buiddiayı doğru kabul edersek Ümmet-i Muhammed'in fesadı zamanında İslâmîkurallara bağlı kalacak kişilere kat kat mükâfatın verileceğini bildirenhadîsler nasıl izah edilecek? Dinî ölçülere muhalefet edilmesi halinde uymayıteşvik edici hadîsler nasıl açıklanacak? Dinde muhalifimiz olanların bir kısmıtatbik ediyorlar diye İslâmî emir, yasak ve tavsiyelere aykırı hareketedilmesi, nasıl doğru bir görüş olabilir?

Meselemü'minlerin kendilerine has kimliklerinin ve bu kimliği yansıtıcı birkıyafetlerinin olmasıdır.

Meseleerkek fıtratının korunmasıdır. Müslüman erkeklerin materyalistlere, gayr-imüslimlere ve kadınlara benzememesidir.

Bununiçindir ki Peygamberimiz "Sakalı uzatınız ve bıyıkları iyice kısaltınız."şeklinde biçim belirterek emrini vermektedir. İstenen, işte bu şekil üzerindesakal bırakmaktır. Yoksa gelişi güzel sakal bırakmak değildir. Meselâ; mü'minkişi bıyığı uzun tutup, sakalı kısa bırakmış olsa bu Peygamberî emre uyuşolmaz.

dd -İslâm Yalnız Sakalda mı Tezahür Eder?

"İslâmyalnızca sakalda mı tezahür eder?" diyen kişilere de cevaben deriz ki; hiçkimse böyle bir iddiada bulunamaz. İslâm'da tek başına ne namaz, ne zekât ve nede diğer emir ve yasaklar her şeydir. Sakal ancak İslâm'ın istediği veyapılmasını emrettiği bir ameldir.

SözünÖzü

İslâmîbir mantıkla ve ilmî ölçüler içinde konuya eğilen kişi sakal bırakmanınPeygamberimizin buyruğu olduğunu anlar. Hüküm bakımından İslâm âlimlerininbüyük çoğunluğuna göre farz veya vacip, azınlığına göre sünnet olduğunu, erkekliğingüzelliği ve kemâlinin sakalda bulunduğunu görür. Sakalı kesmenin Allah'ınyarattığını değiştirmek hususunda Şeytan'a uymak olduğunu kavrar.

İlâhîemir ve yasaklar çizgisinde durmak, Allah'ın hükümlerine razı olan gerçekmü'minin vasfıdır. Amel edeceklerin takip edecekleri gerçek yol ise Allah'ınResûlü'nü izleme yoludur. Çünkü Allah şöyle buyurmuştur:

"Siziniçin, Allah'ın rızâsını ve Âhiret Günü'nün saadetini umanlar ve Allah'ı çokçaananlar için Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır." 2

SakalınManevî Faydaları

SakalBırakmak İbâdettir

Sakalbırakmak bütün Peygamberlerin ve özellikle peygamberimizin tatbik ettiği veedilmesini emir buyurduğu bir ameldir. 1

Sakalıuzatmayı farz veya vacip bir görev olarak değil de sünnet bir görev olarakkabul etsek bile o dinden bir bölümdür. 2 Bu itibarla bırakılması ibâdettir.Zira Hz. Peygambere itaat Allah'a itaattir. Allah'a itaat ise ibâdettir.

İbâdetolduğu için de mü'mine sakal bırakmakta sevap ve mükâfat vardır.

Müslümanlarınİslâm karşıtı düzenlerin hâkimiyeti altında yaşadıkları, giderek İslâm'ı yaşamaşuur ve zevklerini yitirdikleri yaygın bir fesat dönemi olan devrimizde, sakalkişinin görülür görülmez İslâm Dini'ne bağlı bir mü'min olduğu izleniminivermektedir.Sakal bırakmanın temel amacı da budur.Kimliği yansıtıcı birPeygamber buyruğu olduğu için de sakalın bırakılmasında pek büyük sevap vardır.

NitekimPeygamberimiz (s.a.) bu gerçeği açıklamak için şöyle buyurmuştur:

"Ümmetimin ( cehaletler ve günâhlar için-

1-Kur'ân Hz. Harun'un sakallı olarak tanıtırken(Taha 92)tarihî kaynaklar da Hz. İbrahim, Hz. İsa ve Hz. Muhammed'i sakallı olaraktanıtmaktadır. Bu bilgiler yanı sıra, sakalı bütün Peygamberlerin şerîatlerindeyer alan uygulama olarak açıklayan fıtrat hadisi ışığında bütün Peygamberlerinsakallı olduğunu söyleyebiliriz.

2- Hz.Peygamber'in fiilî veya sözlü emirlerinin efal-i mükellefinden yalnızca Sünnethükmünü taşıyacağı yanılgısına düşen mü'minler, Peygamber buyruğu nasıl farzveya vâcib olabilir, diyerek hayret izhar ediyorlar.

Gerekliaçıklama için 6. suali ve cevabını okuyunuz.

de) fesadauğradıkları dönemde benim sözlerime, davranışlarıma ve işlerimebağlananlara (uğrayacakları meşakkatler sebebiyle) şehit ecri vardır."3

Devrimizin,hadîste sözü edilen fesad dönemi olabileceği de düşünülürse toplumun büyükçoğunluğunun terk ettiği ve mühim bir bölümünün de küçümsediği sakal ve benzerisünnetlerin tatbik olunmasının ne büyük bir sevaba vesîle olacağı anlaşılır.Kaldı ki sakalın diğer sünnet görevlerimizden önemli bir farkı, sürekli olmasıve de dışa dönük bulunmasıdır.

3-Mişkatül-Mesabîh,Hn. 187

SakalıSünnettir Diyerek Geçiştirebilir miyiz?

Farzveya vacib olduğunda birleşilen görevlerin öncelikle yapılması gerekir. Ancakbu durum, giderek gelişmek, rûhî hazlarını artırmak ve âhiret hayatının dahabüyük nimetlerine ermek durumunda olan mü'minler için müekked sünnet olangörevlerin önemini azaltabilir mi? Azaltmalı mıdır? Yıllar boyu terkedilmesinesebep teşkil edebilir mi? Etmeli midir?

Meseleyeçoğu kez yapıldığı gibi sakal bırakmak farz mıdır, vâcib midir, sünnet midirşeklinde, sünnet olması değerini düşürür gibi yaklaşmak şüphesiz yanıltıcıolur.

Bu gibiyanılgılar içinde bulunan kişiler, üstelik sünnet nitelikli görevlerin tatbikedilmesi mü'minler için önemli değilmiş izlenimi veren bir davranış içinegirip, "Sakala gelinceye kadar daha nice yapılması gereken dinî emirlerve tavsiyeler var" diyerek oldukça tutarsız bir mantık sergiliyorlar.

Vazifemizyalnız farzları, vâcibleri yapmak, haramlardan sakınmak olmayıp Rabbimizin emrigereği Hz. Peygamberin bütün getirdiklerine uygulamak olduğuna göre Sünnet'e enbüyük değeri vermek mecburiyetindeyiz.

Biz,Peygamberimize hayatımızın her anı ve safhasında uymak için inandık. Zaten O dakendisine uyulsun diye gönderildi.

Ashabıyücelten ona uyuşu olduğu gibi, ondört asırlık İslâm tarihindeki bütünbaşarıların sırrı da ona uyuş olmuştur.

Kıyametgününe kadar Allah'ı sevmenin, rûhi gelişmenin, yücelmenin ve ilâhî yardımaermenin sebebi de ona uyuş olacaktır.

Asrımızmü'minlerinin İslâm'ı yaşamanın hazzına erebilmeleri, düşmanlarının siyasî,kültürel ve iktisadî egemenliğinden kurtulabilmeleri ve yapmak durumundaoldukları büyük hamleleri başarabilmeleri gerçek mü'min olmalarına, bu dasahabe mantığıyla sünnet'e bağlanmalarına bağlıdır.

Buradasahabenin sözlü ve fiilî sünnete nasıl önem verdiklerini belirlemesi, bize denasıl önem vermemiz gerektiğini öğretmesi bakımından önemli gördüğümüz birmisali sunacağız.

AshabınSünnete Bağlılığı

Zekâtveren mü'minleri mağdur etmemek için zekâtın, zekâtı alınacak malların ortacinsinden alınması ilkesini koyan Peygamberimiz, bir sahâbîyi zekât tahsilmemuru olarak tayin eder ve ona sözü geçen ilkeyi tatbik etmesini emreder.

Vazifelendirilenbu sahâbî, zekâtını tahsil etmek üzere gönderildiği mü'mine gider. O mü'min dekendi arzusuyla zekât olarak semiz ve pek güzel bir deveyi verir. Ancakvazifeli sahâbî bunu kabul etmez. Orta cins bir deveyi kabul eder ve zekâtveren mü'mine de şöyle der:

"Senkendi arzunla en iyi deveyi zekât olarak verebilirsin. Bunda bir sakıncayoktur. Ama ben Allah'ın Resûlü'nün talimatını çiğneyemem.

Eğerben Allah'ın Resûlü'nün emrine aykırı hareket edersem, beni hangi semagölgesinde barındırır, hangi arz beni üzerinde taşır." 4

Allah'ınResûlü'nün, zekât verenleri mağdur etmemek için, zekât verenden arzusu hilâfınamalının iyisinin alınmaması maksadıyla bu talimatı verdiğini bildiği halde,vazifeli sahâbinin sadece Allah'ın Resûlü'nün talimatını harfiyyen uygulamakiçin gösterdiği hassasiyet, Hz.Peygamberin

4-El-Menhelül-Azbül-MevrudŞ. S. Ebu Davud 9/177.

emirlerive arzuları karşısında nasıl davranılması gerektiğini bize pek güzel birşekilde öğretmektedir.

İştesahâbî budur.

Yukarıdaverdiğimiz örnek zaviyesinden Ashab-ı Kîram'ın sünnet'e verdiği değerle, bizimgösterdiğimiz ilgisizliğe bakarak bir mukayese yaptığımızda, çok yönlüçöküntümüzün sahabe ölçüsüne göre sünnet'e karşı alâkasızlığımız olduğu hükmünevarılacaktır.

Başta Ashab-ıKîram'ın ve 14 asırdır milyonlarca Müslüman'ın tatbik ettikleri, dışa dönükolan ve İslâmî kimliğin alamet-i farikası vasfını taşıyan sakal sünnetiniyaşamayacak bir mü'min, hangi noktada sünnete yönelme ihtiyacını duyacaktır.

SakalaGelinceye Kadar mı?

Sakalmeselesinde yanılgı içinde olan mü'minlerin yukarıda değindiğimiz üzere hatayadüştükleri bir önemli nokta da, sakal bırakılmamasının bir sakıncadoğurmayacağı şeklindeki görüşlerine, ‘Sakala gelinceye kadar yapılması gerekendaha nice emir ve tavsiyeler var' diyerek mazeret göstermeleridir.

Evet,yapılması gereken ve gerçekten sakaldan çok daha önemli olan İslâmî emirlervardır.

Ancak  yapılması gereken bu dinî emirler, sakalagelinceye kadar yapılması gereken dinî emirler değildir. Bu tür değerlendirmeİslâmî mantıkla bağdaşmaz. Bunlar sakalla başlaması ya da sakal dahil yapılmasıgereken dini emirlerdir.

Zirayapılması gereken emir ve tavsiyelere nefsimizle ilgili olanlarından başlamak,İslâmî ve aklî yoldur. Çünkü nefsimizle alâkalı olan dinî emirleri yaşamadakendi zaaflarımızın dışında engel yoktur. Ama tatbik olunması bizimdışımızdakilerin tasvibini gerektiren hususlardaki dinî yasaları uygulamaktaçok engel vardır.

Meselâmîras taksimi. Yaşadığımız cemiyet düzeninde bir mü'min, İslâm'ın miraslailgili kanunlarını tatbik etmek istese, bu arzusunu ancak diğer vârislerintasvibi ile gerçekleştirebilir. Aksi takdirde gerçekleştiremez.

Yukarıdaverdiğimiz misali, gerekliliği üzerinde birleştiğimiz dev film şirketleri, özelokullar ve güçlü medya gibi hususlara da teşmil edebiliriz. Bütün bu cihâdnevilerinin yapılması lüzumu söylenir durur. Fakat yapılamaz. Çünkü bu büyükişler, ferdi aşan, topluluğun atılımı ve bazen da yasa değişikliğini gereklikılan işlerdir.

Amamü'min kişinin yalnız nefsini ilgilendiren, ikinci ve üçüncü şahısların tasvibve iştirakini gerektirmeyen namaz, zekât, oruç, tesettür, sözleşmelerebağlılık, sakal bırakmak, cemaat namazına gitmek ve faize bulaşmadan iş yapmakgibi dinî emir ve tavsiyeler böyle değildir. Mü'min bunları dilerse tek başınayapar.

Kaldıki nefsi için İslâm'a talip olmayanların toplum için talip olmaları mümkündeğildir.

O haldenefsimizde başlayıp biten amellere öncelik tanıyacağız. Yani sakala gelinceyekadar demeyeceğiz. Sakal'dan başlamak üzere ya da sakal dahil yapılması gerekendinî emir ve tavsiyeler var diyeceğiz.

SakalBırakmak Bir Kültür Cihadıdır

Mü'miniçin hayat îman ve cihâddır. Cihâd ise ferdî ve sosyal hayatta İslâm'ı yaşamave yaşatma mücadelesidir.

Yapmaklamükellef olduğumuz cihâdın en önemli bölümü, şüphesiz kültür cihâdıdır.

Sakalişte bu kültür cihâdının bir parçasıdır. Çünkü kültür bir hayat tarzıdır;inançlardan kılık-kıyafete kadar yaşanan bütün değerleri içine alır.

Sakal,kılık-kıyafetin ana unsurlarındandır. Bağlı olduğumuz kültürü yansıtır. Bununiçindir ki, sünnet ölçülerine göre sakal bırakmış mü'min, dost ve düşmantarafından İslâm kültürünün bağlısı kişi olarak görülür.

Sakal,mü'mini, İslâm'ı hayat nizâmı edinmiş kişi olarak topluma takdim eder. Böyleceİslâm'ı, sosyal hayatın her kesiminde gündeme getirmiş olur.

Çünkü,ilke olarak sokulmak istenmediği ve içinde sözlü bir biçimde tanıtımınınyapılmasına izin verilmediği müesseselere İslâm sakalla girebilir ve kendisineçağrışım yaptırabilir.

Sakal,hiç bir çalışmayı ve harcamayı gerektirmeksizin mü'minin girebildiği bütünkurumlarda İslâm'ı devreye soktuğu ve ona çağrışım yaptırdığı içindir kisakalla mücâdele edilmektedir.

İslâmülkelerinde insan hakları ve özgürlüklerine saygıdan yoksun, ilkel bağnazların İslâm'ave laikliğe aykırı genelgelerle ve baskılarla sakalı mahkûm etmek içinçırpındıkları bilinen bir gerçektir.

Busebeple devrimizde sakal bırakmak kültür cihâdıdır.

SakalMüminleri Tanıştıran Bir Alâmettir

Sakalınçok mühim bir faydası da budur.

Alındakisecde izleri ile bütünleşen sünnet ölçülerine göre bırakılmış sakal, özeltanıtıcıya gerek olmaksızın mü'mini diğer mü'minlere tanıtan ve onlarlakaynaştıran bir kimlik nişanıdır.  

Özellikleideolojik propaganda alanı haline getirilen müessese ve bölgelerde, mü'minlerinkaynaşmalarına sebep olacak sakalın, çok mühim bir faydası da daima dikkatliolmaya yöneltmesidir. Çünkü mü'min sakalı ile tanınacağını bildiği içinmütecavizlerin hedefi olacağı inancını taşır ve gerekli tedbirini alır.

NedenGörünene Değil de Görünmeyene?

Evet,sakal mü'min için görülür bir alâmettir. Fakat izahı güç olan bir husustur ki,Müslümanlar dıştan görülmeyen bir ayırıcı nişan olan sünnet olmaya (hitan) sonderece büyük bir önem verdikleri halde, hüküm bakımından aynı derecede önemiolan sakala gerekli alâkayı göstermiyorlar.

Herbiri aynı derecede haram değilmiş gibi, domuz etinden şiddetle kaçınırkenrahatlıkla içki içebilen, karaborsadan sakınırken faizli kredilere sîneaçabilen bilinçsiz mü'minlerin kafalarına göre şekillendirdikleri birMüslümanlık anlayışıyla sergiledikleri anlamsızlığın bir örneğini de,sakal-hitan ikilisinde müşahede ettiğimizi belirtmekte fayda görüyoruz.

SakalÇevrenin Müsbet Baskısını Artırır

Sünnetüzere bırakılmış sakal, kişiyi çevreye mü'min olarak tanıttığı gibi, çevrenindikkatlerini de üzerine çeker. Fert üzerindeki olumlu sosyal baskıyı artırır.Böylece mü'minin İslâm'ın caiz görmediği yerlere girmesine, İslâm'la çatışan işve davranışları açıkça yapmasına mâni olur.

Özellikleülkemizde nice suçların failleri olan insanlar bile, dindar görünümlü olannamazlı ve sakallı mü'minlerin hatalarını tabîi görmezler.

"Dindaradam böyle iş yapar mı?" diyerek tenkit ederler.

Böyleceahlâkı mazbut insanların yanında ahlâkı zayıf insanlar da dindar insanlarüzerinde manevi bir baskı kurarlar.

Bubaskı aslında dindar insanları ölçülü davranmaya yönelten bir rahmettir. Rahmetolması sebebiyledir ki Müslümanların, sakal bıraktıktan sonra artan bu sosyalbaskı neticesinde dinin, olgun aklın ve ilmin çirkin ve zararlı gördüğü nicesöz, iş ve davranışları bıraktıkları müşahede edilmiştir.

SakalBir Olgunluk Nişanesidir

Yukarıdamanevî faydalarından bir kısmına değindiğimiz sakalın mü'minler için birolgunluk nişanesi olacağı hususu açık bir hakikattir.

Nitekimsakal yaratılışa uygun ve olgun akla yatkın olduğu için, mü'minler yanı sıragayr-ı müslimlerce de bir kemal/olgunluk vesîlesi olarak alâka görmüştür vegörmektedir.

Bütünpeygamberlerin tatbik ettikleri bu güzel amelin aklını kullanabilen insanlarcasevimli görülmesi de pek tabîidir.

Buradabilvesile sakalın Müslüman halkımızca da gayr-ı müslimlerce de olgunluksebebi olarak görüldüğüne dair üç hâtırayı nakletmek isterim.

ÜçHâtıra

ElazığlıAmca

1-İlahiyatmezunu dört arkadaş Ankara'da bir şehir içi otobüsünde kenara sıkışmışkonuşuyorduk. Ben bir ara döndüm ve bizi dikkatle dinleyen Elazığlı köylüvatandaşımıza sordum:

-Amca!Dördümüzden biri din hocasıdır. Sizce hoca olan hangimizdir

Adamcağızbeni gösterdi. Sebebini de şöyle açıkladı:

-Oğlumsenin kemâlâtın var.

İslâmîdeğer hükümlerimizi yitirmemiş bu amcanın, "sakalın var" diyerek değil de"kemâlâtın var" diyerek yaptığı açıklamayı hâlâ unutamam.

RahmetliHocam Abdurrahman Şeref'ten

2-1950yıllarında İstanbul Müftülüğünü ziyaret eden kütüphane uzmanı bir Amerikalıprofesörle yetkili olarak rahmetli hocamız görüşür.

Sohbetsırasında hocamız, misafir profesöre niçin sakal bıraktığını sorar. O da şöylecevap verir:

-Benimbulunduğum üniversitede kabul gören geleneğe göre bir kürsü başkanlığı için ikitane aday olur da, kanunî şartlar bakımından eşit olurlarsa, bunlardan sakallıolanı -daha çok saygı uyandırır bir görünümde olduğu için- kürsü başkanlığınaseçilir.

Kürsübaşkanlığına talip olduğum için ben de sakal bıraktım.

AmerikalıGenç Muallim

3- BirCumartesi günü Beyazıt'taki Enderun kitapevinde arkadaşlarımızla sohbet ederkenKuleli Askerî Lisesi'nde İngilizce öğretmenliği yapan sakallı genç birAmerikalı çıkageldi.

Kendisiylevaki konuşmamız sırasında niçin sakal bıraktığını merak ettiğimi, açıklarsamemnun olacağımı söyledim.

‘Sakalbenim için sadece bir zevk meselesidir, bırakmamın başkaca bir sebebi yoktur'dediyse de, nasıl bir zevk diye irdelemem üzerine şöyle cevap verdi:

-Sakaldabir olgunluk seziyorum. Sakal bırakmakla daha olgun olduğuma dair içimde birduygu var. Bu da bana zevk veriyor. İşte bunun için sakal bıraktım.

SakalınMaddî Faydaları

Sıhhî/Sağlıklaİlgili Faydası

Yeşilotlar bitiren arazi, canlılığını sudan sağladığı gibi, cilt de canlılık veparlaklığını derideki yağ tabakasından çıkan ve kıllara yayılan yağlıifrazattan sağlar.

Sakalıkesmek ise ciltteki bu ifrazatı engellemekte ve onu kurutmaktadır. Kaldı ki,sakalı tıraş etmek cildi de tahriş etmektedir. Bunun içindir ki bazı insanlarciltlerini dinlendirmek için geçici sürelerde sakal bırakmaktadırlar.

Tıraşlıyüzde mikropların rahatlıkla yuvalanabildiği de bir gerçektir.

Buradaakla gelebilecek bir  soruyucevaplandırmak için deriz ki; gerçekten, yüzün cildi mikropların istilâsınauğramak bakımından, tıraş etmekle yükümlü kılındığımız etek bölgesi cildindendaha büyük bir tehlikeye mâruzdur. Çünkü mezkûr bölge örtülmektedir, yüz iseaçıktadır.

Sakalbırakmanın bir diğer sıhhî faydası da; saçların başı koruduğu gibi, sakalın dadiş etlerini korumasıdır.

İktisadiFaydası

YalnızTürkiye'de yaklaşık 20 milyon Müslüman'ın sakal tıraşı olduğunu düşünürsek, birjiletle bir defa ve gün aşırı tıraş olunduğu noktasından hareketle günlük jiletisrafının 10 milyon adet olduğunu söyleyebiliriz. 20 milyon insanın her biriningün aşırı 10 dakikasını tıraşa ayırdığını da hesaplarsak bu da günde takriben100 milyon dakika iş süresi eder.

Her günmilyonlarca adet jilet, bir o kadar bir milyon saat iş gücü tasarrufu, ayrıcajilet üretiminde israf edilen çelik ve gereksiz iş gücünün başka olanlardadeğerlendirilmesi.

Her şeyinekonomi kurallarına göre değerlendirilmek istendiği devrimizde mühim bir faydadeğil midir bu?

 

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/31-sakal-biyik-mevzuunda-mezheplerimizin-ve-bazi-fakihlerin-gorusleri-16-324h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim