31- Cinsel Kıskançlık

31- Cinsel Kıskançlık
31- Cinsel Kıskançlık 

31- Cinsel Kıskançlık

Bubölümde İslâm'ın cinsel nizâmında önemli bir yeri bulunan cinsel kıskançlığıincelemeye çalışacağız.

Cinsel kıskançlıknedir?

Mevzûumuzlailgili hadislerden yararlanarak, cinsel kıskançlığı şöylece tarif edebiliriz:

"Cinselkıskançlık; Allah'ın ve Peygamberinin tanıdığı cinsel hakları çiğnemeksizin vedelilsiz olarak cinsel şüpheye ve saygısızlığa düşmeksizin, Allah'ın vePeygamberi'nin cinsellikle ilgili emirlerini ve yasaklarını uygulamak veuygulatmakta hassâsiyet ve gerekirse şiddet göstermektir."

Yaptığımıztarife göre cinsel kıskançlığı iki ana başlık altında incelemeye başlamadanönce, cinsel kıskançlığın yaratılıştan olduğunu ve dinin gereği bulunduğunuözet olarak açıklamakta yarar görüyoruz.

Cinsel kıskançlıkyaratılıştandır

Cinselkıskançlık duygusu yaratılıştandır. Sun'î olarak kıskançlık aleyhinegeliştirilmemiş kültür ortamlarında yaşayan toplum fertlerinde kıskançlıkduygusunu izleyebilmemiz, bunun delili olduğu gibi, aynı kültür ortamında yaşayaninsanların farklı kıskançlık tezâhürleri de delilidir.

Kıskançlığınözünün fıtratımızda/yaratılışımızda mevcut olduğunun bir büyük delili de İslâmDini'nde kıskançlıkla ilgili ölçülere yer verilmiş olmasıdır.

İslâm'ınyasalarını koyan Allah olduğu için, İslâm'la insan arasında tam bir uyumvardır. Bu sebeble, İslâm'da insanla çatışacak veya insanda olmayanı, olmayacakolanı ondan isteyecek buyruklar dizisinin yer alması mümkün değildir.

İnsanlaracinsel duyguların fıtrîliğini gösteren önemli bir delil de, insanlık tarihindeve de Hz. Âdem'in oğulları arasında işlenen ilk cinayetin cinsel kıskançlığadayanmış olmasıdır.1 

Cinsel kıskançlıkdinin de gereğidir

Utanmanasıl insanın yaratılışında mevcut olup, İslâm Dini'nin yönlendiripgeliştirmeyi amaçladığı bir duygu ise, cinsel kıskançlık da böyledir.

Yaratılışımızdakibu cevheri işleyen, olması gereken şeklini belirleyen İslâm Dini'dir.

Allah'ınResûlü'nün şu hadisi, bu gerçeği dile getirmektedir:

"Cinselkıskançlık imandandır. (Onunla yönlenir ve gelişir. Eşi, anayı, kızları ve kız kardeşleri) kıskanmamak da münafıklıkdan (kalbî inançsızlıkdan)dır."2

Buradaşu gerçeği dile getirmekte fayda vardır:

Allah'ınResûlü'nün Sünneti'nde cinsel kıskançlık özel olarak Müslümanın gündeminegetirilmeseydi bile, İslâm Dini'nde cinsel kıskançlığın tabiî, gerekli ve güzelbulunması kaçınılmaz olurdu. Zira fıtrî olan ve dinin gereği bulunan cinselkıskançlık olmadan çıplaklık, deyyûsluk, zina, eşcinsellik ve sevicilik gibidinî haramlardan sürekli olarak kaçındırmak mümkün olmazdı.

  • İslâm Dini'ninemir buyurduğu kıskançlık sınırlıdır

İslâmDini, insanın yaratılışında bulunmayan duygu ve eğilimlere yer vermez. İnsanınfıtratında bulunan duygu ve eğilimlerle çatışan arzuları ve uygulamaları dabenimsemez. Meselâ onun homoseksüelliği ve cinsel hayattan çekilmeyi reddetmesibu sebepledir. Çünkü yozlaştırılmamış insanın duygu ve eğilimleri,homoseksüelliği kabul edemeyeceği gibi, cinsel hayattan çekilmeyi de kabuletmez.

İslâm,ancak insanın fıtratında varolanı kabul eder. Ne var ki, bu kabul de mutlakdeğildir. İnsan kulluk denemesine tâbi tutulduğu için İslâm, insanın fıtratındabulunanın ancak onun yararına ve kulluğuna uygun düşecek şekilde kullanılmasınımüsâade veya emreder.

Aşağıdasunacağımız hadis, cinsel kıskançlığı helâl ve haram kıskançlık şeklindeayırmaktadır:

Allah'ınResûlü şöyle buyurur:

"Allah'ınsevdiği kıskançlık vardır, sevmediği kıskançlık da vardır.

Allah'ınsevdiği kıskançlık, (cinsellikle ilgili husûslarda ilâhî ölçülerin çiğnendiği) şüphesi doğduğundagösterilen kıskançlıktır.

Allah'ınsevmediği kıskançlık ise, şüphe edilemeyecek durumlarda (gereksiz olarak) gösterilen kıskançlıktır."3

  • Allah'ın sevdiğikıskançlık meşrûdur

Mü'mininemrolunduğu cinsel kıskançlık, şüphesiz Allah'ın sevdiği kıskançlıktır. Yanitarifimizde yer alan özellikleri içeren kıskançlıktır.

Tarifimiziiki ana kısımda inceleyip, misallendirebiliriz. Cinsel kıskançlık:

a-Allah'ın ve Peygamberi'nin cinsel nitelikli emirleri ve yasaklarını uygulama veuygulatmada olmalıdır.

b-Uygulama ve uygulatmada Allah'ın ve Peygamberi'nin tanıdığı haklarçiğnenmemeli, delilsiz şüpheye ve saygısızlığa düşülmemelidir.

Cinsel Kıskançlık, İlâhî Yasaları Uygulama ve Uygulatmada Olmalıdır

a-Allah'ın ve Peygamberi'nin yasakladığı; çıplaklık, şehvetle bakışmak,kadın-erkek yalnızca bir arada kalmak gibi ilâhî yasakların çiğnenmesidurumunda veya çiğnenmesi ihtimalinin ağırlık kazandığı durumlarda, uygulayıcıve uygulatıcı cinsel kıskançlık helâl ve dinî ölçülere göre de zarûrî olankıskançlıktır. Bu sebeble mü'min, ne kendi karısı, kızı ve kızkardeşinin ve nede bir başka mü'minin aile fertlerinin böylesine cinsel haramlara aracı veyamuhâtab olmasını katiyetle tabiî göremez.

Bununiçin de kendisi bu haramlara düşmemelidir. Kendi aile fertlerini öğreterekuyarmalıdır. Gerektiğinde zorlayıcı tedbirlere başvurarak, terbiye etmelidir.Faydalı olacağı ümidini taşıyorsa mü'minin çevresi üzerinde de uyarılarınısürdürmesi gereklidir.

Kâfirlerve münâfıklarla iç içe yaşanılan bir toplumda, her bir mü'minin, her bir mü'minkadın üzerinde cinsel kıskançlık duyması, hem hakkı, hem de vazifesidir.

b-Pek tabiîdir ki, meşrû cinsel kıskançlık, yukarıda örneklendirdiğimiz ikinciderecede cinsel haramların ihlalini veya çiğneme atılımını engellemeye münhasırdeğildir. Asıl kıskançlık, zina ve homoseksüellik gibi baş cinsel haramlardaduyulması gereken kıskançlıktır.

Meselâmü'min hiçbir şekilde karısıyla zina yapılmasını tabiî göremez ve bunu aslakabullenemez. Kabullenmek, münâfıklığa rıza göstermektir. Mü'min ya yapılanzinayı dört şahitle tesbit ettirip fâillerinin tecziye edilmesini sağlayacakveya boşama yoluna gidecek ya da li'ân'a başvuracaktır.

Özelliklezina gibi haramlarda ileri derecede kıskançlık göstermek Allah'ın arzusudur.Zira eksikliklerden berî olan Yüce Allah, en büyük kıskançlığı kullarınınzinasında duyar.

Allah'ınResûlü böyle buyurur:

"EyMuhammed Ümmeti! Erkek veya kadın kulunu zina yaparken görmekten ötürü Allah'ınduyduğu kıskançlığı hiçbir insan duyamaz.

EyÜmmet-i Muhammed! Eğer (zinanın uğratacağı azab husûsunda) benim bildiğimi sizbilseydiniz, pek az güler, çok çok ağlardınız."4 

Allahkulları üzerinde kıskanç olduğu gibi O'nun Peygamberi de kıskançtır.

Busebeble cinsel kıskançlık mü'minler için bir kutsal nişandır.

Aşağıdasunacağımız hadis Allah'ın Resûlü'nün ve ilk müminlerin zina gibi cinselharamlarda cinsel kıskançlığı nasıl değerlendirdiklerini göstermekedir:

"SahabîlerdenSa'd b. Ubâde (r.a.) (cinsel kıskançlıkla ilgili olarak bir defasında şöyle) dedi:

-Biradamı karımla cinsî münasebette yakalasaydım, (karım olacak o) kadını, (korkutmak için kılıcımın kesmez tarafıyla değil,öldürmek için) keskintarafıyla kılıçtan geçirirdim.

Sa'd'ıncinsel kıskançlıkla ilgili bu sözleri üzerine Allah'ın Resûlü şöyle buyurdu:

-Siz(yoksa) Sa'd'ın kıskançlığını yadırgıyor musunuz?* Şüphesiz ben Sa'd'dan dahakıskancım. Allah da benden kıskançtır. Zaten bunun için cinsel suçlarıngizlisini de açığını da haram kıldı.

Hiçbirkişi Allah'tan daha kıskanç değildir. Hiçbir kimse de kendisine özür beyanedilmesini Allah'dan çok sevemez.

Tövbeile kendisine özür beyan edilip af dilenmesini istediği içindir ki,Peygamberi'ni (Cennet'le) müjdeleyici ve Cehennem'lekorkutucu olarak gönderdi.

Hiçbirşahıs da Allah'tan daha çok övülmeyi isteyemez. Bunun içindir ki, "Cennet"ivadetti."5

İslâmDini'nde emrolunan cinsel kıskançlığın, tarifimizin ilk kısmında açıklandığıüzere "Allah'ın ve Peygamberi'nin cinsel vasıflı emirleri ve yasaklarınıuygulama ve uygulatmada..." olması gerektiğini örneklendirerek açıklamayaçalıştık.

Şimdide tarifimizin ikinci kısmını açıklayalım.

Cinsel Kıskançlık Hakları Çiğnetmemeli, SaygısızlığaDüşürmemelidir

  • Cinsel kıskançlık,Allah'ın ve Peygamberinin verdiği hakları çiğnetmemelidir

Enönemli tarafını teşkil ettiği için cinsel kıskançlığın bu yönünü beş misalleörneklendirip, açıklamaya çalışacağız.

a-Hul', kadının aldığı mehri veya daha azını ya da daha çoğunu vermeyikabullenerek, kocasından kendisini boşamasını istemesidir.

Gereksizhul' talebi haramdır. Eğer kadın sevemediğini, sevemeyeceğini beyan ederekısrarla hul' talebinde bulunursa, sevilmemeye tahammül edemeyerek cinselkıskançlıkla bu taleb geri çevrilmemelidir. Zira ısrarla istenen hul'un reddi,kişiyi hukûkî bakımdan değilse de Allah katında mesul eder.

b-Cinsel bakımdan iktidarsız olan veya frengi, cüzzam ve cinnet gibi birhastalığa mübtelâ olan, üstelik tedâvisi de yapılamayan koca aleyhine kadınisterse nikâhı fesh davası açabilir.

Cinselkıskançlık kadın üzerinde zora dayalı baskı kurarak bu hakkını kullanmasınaengel olmamalıdır.

c-Başka bir erkekle evlenmesine imkân veren boşama ile boşanmış kadın artıkhürdür. Dilediği kişi ile evlenmek hakkını hâizdir.

Boşayankocasının cinsel kıskançlığı, kadının evlenmesi aleyhine çalışmasına sebebteşkil etmemelidir.

d-Dini ölçülere göre uzaklığı kadının yanında bir mahremi olmaksızın tek başınagidemeyeceği şekilde olsa da, İslâm Dini'nde kadının ana-baba ve kardeşler gibimahremlerine ziyarette bulunmak hakkı vardır. Şartları gerçekleştiğinde hacyapmak görevi, dolayısıyla hakkı vardır.

Cinselkıskançlık onların bu haklarını kullanmalarına mâni olmamalıdır.

Bununiçin de kadına, koca olarak ya refâkat etmeli ya da bir mahremini bulup eşlikettirmelidir.

e-İslâm Dini'nde özel şartları içinde erkeğin ikinci, üçüncü ve dördüncü birkadın alma hakkı vardır. Kadının cinsel kıskançlığı kocanın bu hakkınıkullanmasına mâni olmamalıdır.

Bumisal son derece önemli olduğu için, konuya bu yönden biraz daha açıklıkgetirmeye çalışalım.

Herbir Müslüman kadını, Müslüman erkeğin birden fazla kadın alabilme ruhsatınasâhip olduğunu kabul etmek, bir diğer ifadeyle taaddüt-i zevcât kurumununmeşrûiyetine inanmak mecbûriyetindedir. Bu mukaddes kurumu reddetmek, mü'minikâfirliğe götürür. Ne var ki, hiçbir Müslüman kadını, kocasının ikinci veyaüçüncü bir kadın alma ihtiyacında olduğunu kabul etmek mecbûriyetinde değildir.Kadının kocasının evlenmesini içine sindirememesi, hatta muhâlefet etmesitabiîdir.

Ancakfıtratında mevcut bulunan cinsel kıskançlığı onu isyana varan açık birbaşkaldırıya veya oluşmuş bir gerçeği tanımazlığa götürmemelidir. Zira bu türcinsel kıskançlık, Allah'ın ve Peygameri'nin verdiği hakları çiğnemek olur ki,bu nevi cinsel kıskançlık zulümdür ve de haramdır.

Taaddüt-izevcât bölümünde genişçe açıklayacağımız üzere, hiçbir kadın kocasınınevlenmesini istemeyeceği gibi, tabiî şartlarda hiçbir kadın da evli bir erkeğinkumalı karısı olmak istemez. Bu sebeble ikinci evliliklerde ilk kadınınmağdûriyeti olabilirse de, kadınlığın mağdûriyeti yoktur. Üstelik toplumdüzeninin büyük yararları vardır.

Kadınbu durumu nazar-ı itibare almalı, kıskançlığını aşırı boyutlara vardırmamalı veşehitlik ecri alacağı inancıyla sabretmelidir. Aşağıda sunacağımız hadisteverilen müjde hiç şüphesiz fıtratına pek ağır gelen böylesine bir acıyakatlanmanın mükâfatı olsa gerektir.

Allah'ınResûlü buyurur:

"(Kullukdenemesine tâbi tutmak için) Allah cinsel kıskançlığı kadınlara yükledi. Cihâdı da erkeklere farzkıldı.

Kadınlardanher kim imanlı bir gönülle ve mükâfatını Allah'tan alacağı ümidiyle sabrederseona şehit sevabı verilir."6 

  • Kıskançlık,delilsiz şüpheye düşürmemelidir

Mü'mininkarısı ve mahremleri (anası, kızı, kızkardeşi vs.) üzerinde cinsel kıskançlıkgöstermesi, hem hakkı hem de vazifesidir. Ancak bu ona delilsiz olarak şüpheyedüşmek hakkını vermez.

Delilsizşüpheye düşmek ve bunu ihsas ettirmek doğru olmadığı gibi cinsel haramlara dacüret kazandırabilir.

Hz.Ali'nin şu sözü ne kadar anlamlı ve uyarıcıdır:

"Ailenüzerinde şüpheciliğe varan bir cinsel kıskançlık gösterme. Zira bu yüzdenonları kötülüğün kucağına atabilirsin."7 

Mü'mincinsel kıskançlığın gerektirdiği meşrû tedbirleri almalı, meselâ çıplaklığı,kadın erkek karışımı ve beraberliğini önlemelidir. Yani tedbir almakta şüphecibir metoda sâhip olmalıdır. Fakat delilsiz şüpheye düşerek içi içiniyememelidir. Tedbir almadığı ve bu yolda uyarıda bulunmadığı halde şüpheyedüşen kişi ailesini değil, kendi basîretsizliğini suçlamalıdır.

Allah'ınResûlü delilsiz şüpheyi onaylamamıştır. Aşağıdaki hadis bu gerçeğiaçıklamaktadır.

Çocuk da soya çekmişolabilir

EbûHureyre (r.a.) anlatıyor.

(Karısınınzina mahsûlü bir çocuk doğurduğu şüphesini taşıyan) Bir sahâbi, dolaylı birşekilde zina ihbarında bulunmak gayesiyle Hz. Peygamber'e baş vurdu ve şöylededi:

-YaResûlallah! Karım siyah bir çocuk dünyaya getirdi. (Maksadı sezen) Allah'ın Resûlü (sav) (bu gibi şüphelerinönemsenemeyeceği gerçeğini ikna edici bir şekilde açıklamak için, bu sahâbiyeardarda sualler yönelterek) şöyle buyurdu:

-Senindeven var mı?

-Evet. (Var Ya Resûlallah!)

-Rengi nasıldır?

-Kırmızı.

-Alacalığıvar mı?

-Evet (Var Ya Resûlallah!)

-Peki bu alacalık nasıl oluşdu?

-Soyaçekmiş olsa gerek.

-Karınındoğurduğu çocuğun da soya çekmiş olabilir.8

Anlaşılacağıüzere bu hadis, delilsiz şüpheye düşülmemesi gereğini ikna edici bir dilleöğretmekte, bu gibi şüphelerin açığa vurulmaması lüzûmunu da dilegetirmektedir. Zira bu tür şüphe hadisde görüldüğü gibi kişiyi örtülü ifadeylezina isnadına götürdüğü gibi, açıktan zina isnadına da götürebilir. Kişininkarısına zina isnad etmesi de İslâm'da suçtur. Bu isnadın dört şâhitle isbatedilmesi veya li'âna gidilmesi lâzımdır. Şâhitlerle isbat edilemez, li'ândan dakaçınılırsa, kişiye seksen sopa zina iftirası cezası uygulanır.

  • Cinsel şüpheyedüşürmek de haramdır

Buradadelilsiz olarak cinsel şüpheye düşülmesi ve açığa vurulmasının haramlığınıaçıklamışken, şüpheye düşürücü davranışlardan kaçınılması gerekliliğini deaçıklamakta fayda görürüz.

Cinselliküzerindeki İslâm gerçekçiliğinin bir gereği de cinsel bakımdan şüphe doğuracak,yanlış yorumlara vesîle olacak ve böylece cinsel anarşiye hız katacakdavranışlardan kaçınmakdır.

Olmamışbir olayın oldu gibi yorumlanması ile bizzat vukûu arasında sonuçlarıitibariyle pek az bir fark vardır. Zira bundan; yorumlayan kişi, aleyhine yorumyapılan kimse ve yapılan yoruma tanık olan şahıslar etkilenecektir. Buetkilenme olumsuz gölgelerini geleceğe de salacaktır.

Aşağıdasunacağımız peygamberî olay, şüphe uyandırıcı davranışlardan kaçınmamızı,kaçınamadığımız durumlarda ise karşı tarafın kötü zannına imkân vermedenaçıklama yapmamızı öğretmektedir.

  • Safiye Bint-iHay (r.anha.) anlatıyor...

Allah'ınResûlü (sav) itikâfdaydı. Bir gece O'nu ziyarete gittim. O'nunla konuştum.Sonra da dönmek için kalktığımda uğurlamak için benimle beraber kalktı.

Busırada Ensar'dan iki kişi (yanımızdan) geçti. Fakat onlar Hz. Peygamber'i (sav) görünce (rahatsız etmiş olmamak için) acele acele yürüdüler.

Hz.Peygamber onlara şöyle buyurdu:

-Yavaşolunuz. Acele etmenize sebeb yok. Zira yanımdaki bu kadın eşim Safiye'dir.

-Fesübhanellah!Ey Allah'ın Resûlü! (Aklımıza ne gelebilir ki? Niçin eşiniz olduğunu hatırlatmaklüzûmunu duydunuz?)

Hz.Peygamber hatırlatma sebebini şöyle açıkladı.

-Şeytaninsanın kan damarlarında dolaşır. Ben onun kalblerinize şer (tohumları) atmasından korktum.9

  • CinselKıskançlık Saygısızlığa daSebebiyet Vermemelidir

Cinselkıskançlık duyulması tabîidir. Çünkü insanın yaradılışı da buna yöneltmektedir.Ne var ki irâde dışında oluşabilecek kıskançlığın irâdenin kontrolüne alınmasıgereklidir. Aksi takdirde cinsel kıskançlık, hem eşin hem de ilgili diğerşahısların üzülmesine vesile olabilir. Bilerek üzmek ise haramdır. ÇünküAllah'ın Resûlü

"Herüzüp ızdırab veren kişi (cezasını çekmek üzere) ateşe girecektir"10 buyurmuştur. Ateşe düşürecek söz,davranış ve iş, şüphesiz haramdır.

Cinselkıskançlığın saygısızlığa düşürücü olmaması gerektiğini delillendirmek içinburada muhterem annemiz Hz. Âişe'den bir örnek sunacağız.

O,şöyle anlatıyor:

  • -Allah'ınResûlü bir gün Hz. Hatice'yi andı. Fakat onu uzun süre övdü. (Ölmüş olmasına rağmen) Onun böylesine övülmesinden ötürükadınları kuşatan kıskançlık beni de sardı da (kendimi kasdederek)şöyle dedim:

-YaResûlallah! Kureyş'in yaşlı kadınlarından bir yaşlı kadın (olan Hatice'nin) yerine Allah size yanaklarıkıpkırmızı(bir genç hanım) verdi. (Onun hatıralarını böylecanlı tutmanıza gerek var mı?)

Hz.Âişe anlatımını şöyle sürdürüyor:

-Benimbu sözlerim üzerine Allah'ın Resûlü'nün yüzü öylesine değişti ki, ben ondaböylesine değişikliği ancak ve ancak ona vahiy indirilirken gördüm. Bir de (kibirliye gösterilen) rahmet kibri mi, yoksa (bencilliği yansıtan) azab kibri mi olduğunuanlayıncaya kadar huzûrunda kibir gösterilirken gördüm.11 

Hz.Âişe'nin açıklamalarından anlaşılacağı üzere Allah'ın Resûlü onun Hz.Hatice'den kıskançlıkla ve saygıyı içermeyen ifadelerle söz etmesine öfkeduymuştur.

  • Eşin kıskançlığınakarşı sabırlı olmalıdır

Buradayeri gelmişken ifade edelim. Kadının, özellikle kumalı kadının kıskançlıkduyması tabîidir. İmanı olgunlaşmamış ve inancı doğrultusunda irâdesinikullanma gücünü kazanamamış kadından her türlü kıskançlık tezâhürübeklenebilir. Bu sebeble son derece tedbirli ve sabırlı olmalıdır. Burada sözüedilen şehit sevâbına ulaştıracak sabırdır.

  • "Abdullah b.Mes'ud (r.a.) anlatıyor.

Allah'ınResûlü ile beraber oturuyordum. Sahâbileri de çevresindeydi.

Ansızınçıplak bir kadın ortaya çıkıverdi.

Toplumumuzuniçinden bir adam kalktı, kadına doğru yöneldi ve üzerine bir elbise örterek onukendine çekip yasladı.

Olayıizleyen sahâbilerden biri -sanırım bu kadın adamın karısıydı- dedi. Olaydanetkilenerek rengi atan Allah'ın Resûlü de şöyle buyurdu:

-Benbu kadının kıskanç bir kadın olduğu görüşündeyim.

(EyMü'minler!)Allah kıskançlığı kadınlara yükledi. Cihâdı da erkeklere farz kıldı. (Bu sebeple kadınlar kıskançtır.Kendisiyle ilgili) kadınların kıskançlığına sabır gösteren kişiye şehit sevâbı verilir."12 

  • Allah'ın Resûlü deeşlerine karşı sabırlıydı

Allah'ınResûlü kıskanç kadınlarına karşı sabır göstermelerini sahâbilerine öğütlerken,öğütlediklerini bizzat tatbik ederek de örnek oluyordu. Çünkü O'nun tebliğusûlü buydu.

  • Hz. Âişe (r.anha) anlatıyor.

Ben (kumam) Safiye gibi güzel yemekpişiren hiçbir kişi görmedim.

(Birgün) Allah'ınResûlü'ne bir kap yemek gönderdi. Ne var ki ben kıskançlığımı yenip, nefsimehâkim olamadım da kabı (yere çalıp) kırdım.

(Allah'ınResûlü'nün yüz hatlarından öfkelendiğini sezince de, pişmanlığımı dilegetirerek) sordum:

-YâResûlallah! Yaptığım bu hatanın keffareti (günahını örtücü cezası) nedir?

Şöylebuyurdu:

- (Kırdığın) Kabın benzeri bir kap alıpdöktüğün yemeğin benzeri bir yemek pişirerek vermendir.13

YalnızHz. Âişe değil, diğer hanımları da Allah'ın Resûlü'ne karşı kıskançlık izharediyorlardı. Kırgınlıklarını dargın tavırlarıyla dile de getiriyorlardı. Hz.Ömer karısının kendisine karşı diretmesine öfkelenince karısı ona şu karşılığıvermişti:

- Ey Hattabın oğlu, sana hayretediyorum. Sen kendine karşılık verilmesini istemiyorsun. Halbuki senin kızın,Allah'ın Resûlü'ne karşı mırıldanıyor...14

Allah'ınResûlü gibi güzel, kudretli, üstün ahlâk sâhibi ve eşleri arasında adâletli biryüce şahsiyetin hanımları arasında kıskançlığın görülmesi, onun fıtrîliğinigösterir.

Busebeble her mü'min erkek, kadın kıskançlığını bir ölçüde tabîi görmelidir.

Tarifiniyaptığımız ve bu tarife uygun olarak açıklamaya çalıştığımız cinsel kıskançlıkimandandır. Hiç kıskançlık duyulmaması münâfıklıktandır. Duyulduğu haldeAllah'ın rızasına uygun düşmeyen, yani İslâm'daki meşrû sınırlarını aşan cinselkıskançlık da Şeytan'dandır.

İslâm'agöre helâl olmayan kıskançlığın Şeytânî telkinler sonucu oluşup geliştiğiniaşağıda sunacağımız hadisden öğreniyoruz.

Sana şeytanın mıgeldi?

Allah'ınResûlü'nün eşi Âişe, O'nun bir gece yanından ayrıldığını anlattı ve sözlerineşöyle devam buyurdu:

-(Doğrusudiğer eşlerinden birinin yanına gider duygusu ile) Onu kıskandım.

Sonra (dönüp yanıma) geldi. Benim kıskançlıktavrı takındığımı gördü ve bana sordu.

-Hayrolaya Âişe! Yoksa kıskançlığa mı kapıldın?

- (Ya Resûlallah!) Benim gibi bir kadının seningibi peygamber olan eşi için kıskançlığa kapılması tabîi değil midir?

- (Yoksa) Sana şeytanın mı geldi? YaÂişe!

- (Ya Resûlallah!) Bana refakat eden bir şeytanmı var?

-Evet var.

-Her insana da refakat eden bir şeytan mı var mı? (Ya Resûlallah!)

-Evet (var).

-Yoksa sizinleberaber de bir şeytan mı var Ya Resûlallah?

-Evet var. Fakat(ondan)kurtuluncaya kadar Rabbim bana yardım etti.15

Cinsel kıskançlıkbir meziyettir

Allah'ınsevdiği ve Peygamberi'nin öğütlediği şekilde cinsel kıskançlık meşrûdur veelbetteki bir meziyettir. Buna saygı duyulması gerekir.

Helâliharamlaştırmayan kıskançlığa saygı duymamak, ancak iman zayıflığı ileaçıklanabilir.

ÇünküAllah'ın Resûlü Sa'd b. Ubâde'nin kıskançlığını tabîi gördüğü gibi Hz. Ömer'inkıskançlığına da saygı duymuştur.

Aşağıdasunacağımız hadis oldukça dikkat çekici ve huzur vericidir:

Hiç seni kıskanırmıyım ya Resûlallah?

Hz.Ebû Hüreyre (r.a.) anlatıyor.

Allah'ınResûlü'nün huzûrunda oturuyorduk. Şöyle buyurdu:

-Uykuya dalmış, kendimi Cennet'te görmüştüm. Bir de ne göreyim! Bir kadın birCennet köşkü yanında abdest alıyor. (İlgili Cennet görevlisine) Bu kadın kimin eşidir (diyerek) sordum. Ömer'in eşidircevabını verdi.

Bucevabı alınca, Ömer'in kıskançlığını hatırladım da geriye döndüm.

Allah'ınResûlü'nün anlatımı sırasında topluluk arasında bulunan Hz. Ömer ağladı. Sonrada şöyle dedi:

-Hiç seni kıskanır mıyım Ya Resûlallah!16

Allah'ınResûlü cinsel kıskançlığın peygamberler için bile meziyet olduğunu, "Ben Sa'd b. Ubâde'den dahakıskancım"buyurarak dile getirdiği gibi, Davûd Peygamberle ilgili şu duyurusu ile deaçıklamıştır.

DavûdPeygamber çok kıskanç bir insandı. Evinden çıktığı zaman kapılar kapanırdı. Odönünceye kadar hiçbir kişi ailesinin yanına giremezdi.17 

Deyyûslukaşağılıktır

Yukarıdaaçıklanan meşrû ölçüleri içerisinde cinsel kıskançlık bir üstünlük olduğu gibi,kıskançlığın zıddı olan deyyûsluk da o derece aşağılıkdır.

Allah'ınResûlü'nün tariflerine göre deyyûsluk kadını, kızı, kızkardeşi vs.kıskanmamakdır. Onların pisliğini; yabancı erkeklerle düşüp kalkmasını kabullenmekveya onların yanına erkekleri salmakdır.18 Deyyusluk öylesine iğrenç bir fiildir kiAllah'ın sevgisinden yoksun kılar. Cennet'ten uzaklaştırır. Zira Allah'ınResûlü şöyle buyurmaktadır:

"...Allah cinsel kıskançlığa sâhip olan kullarını sever."

"Deyyûs(cezasını çekmeksizin) Cennet'e giremez."19

Deyyûsluğunne derece korkunç bir aşağılık olduğunu gördük. Âhiret saâdetine mâni olacağınıda öğrendik.

Yapılanaçıklamadan anlaşılacağı üzere, deyyûsluğun bir şekli de kişinin karısınınilişkilerine göz yummasıdır.

Müslüman,özellikle karısının haram ilişkilerine hiçbir şekilde rıza gösteremeyeceğinegöre, karısının zinasına gözleriyle tanık olduğu halde bunu dört şâhitleispatlayamaması durumunda ne yapacaktır?* 

İlkplanda yapması gereken kadını boşamaktır. Ancak kadın hâmile ise ve çocuğunkendisinden olmadığını müşâhedeye ve kendi ilişki durumuna dayanarak biliyorsali'ân'a başvurarak kadından ayrılmalı, böylece çocuğun kendisine nisbetinireddetmelidir.

Başvurulmasıgereken li'ân nedir? Cinsel kıskançlıkla ilgili olması sebebiyle li'ânı bubölümü bitirmeden özetleyerek sunmayı uygun gördük.

Li'ân

Li'ân hakkında genelbilgiler

Li'ân;dört şahitle ispatlayamaksızın, kocasının karısına zina isnad etmesi ve kadınında bu isnadı reddetmesi sonucunda hâkim önünde yapılan; "la'net" ve "gadab"lafızlarını ihtiva eden yeminle pekiştirilmiş dört şehâdetten ibaret birişlemdir.

Aşağıdasunulacak hadisde nasıl yapıldığı görülecektir.

Li'ân; kocanın, karısınındoğuracağı çocuğun kendisinden olmadığını iddia etmesi ve kadının bu iddiayıred etmesi üzerine yapılacak bir işlemdir.

Li'ân; koca hakkında zina iftirasıcezası, kadın hakkında ise zina cezası hükmündedir.

Li'ân; hâkim tarafından yaptırılır.Yaptırabilmesi için eşlerin her ikisi veya birisi tarafından taleb edilmişolması lâzımdır.

Li'ân; Hanefî mezhebimüctehidlerine göe ancak aralarında sıhhatli bir nikâh bulunan âkıl, baliğ,hür, Müslüman, konuşkan ve zina iftirasından ceza yememiş eşler arasındaolabilir. Zina isnadının İslâm Hukûku'nun egemen olduğu bir toprak parçasıüzerinde yapılmış olması da lâzımdır.

Zinaisnadında bulunduktan sonra li'ândan kaçınan erkeğe üç mezheb müctehidlerinegöe zina iftirası cezası olarak seksen celde (sopa veya kamçı) vurulur.Li'ân'dan kaçınan kadına ise zina cezası uygulanır. Yalnız Hanefî mezhebimüctehidlerine göre li'ândan kaçınan ereğe li'âna razı oluncaya veya yalansöylediğini açıklayıncaya kadar hapis cezası verilir. Kadına da li'âna razıoluncaya veya zinasını itiraf edinceye kadar hapis cezası uygulanır.

  • Li'anı doğuranşartlar

NûrSûresi'nin li'ânla ilgili âyetleri inmeden önce bu sûrenin zina iftirası ilealâkalı olarak şu anlamdaki dördüncü ve beşinci âyetleri indirilmişti:

"Namuslukadınlara zina isnad edip de, sonra bu iddialarını doğrulayacak dört şahitgetiremeyenlere seksen celde (sopa) vurun. Onların şahitliklerini de ebediyyen kabuletmeyin. İşte onlar, Allah'a itâat dairesinden çıkanların ta kendileridir.Ancak bundan sonra tevbe edip ıslah olanlar bu hükmün dışındadır. Çünkü Allahbağışlaması bol, merhameti çok olandır."

İnenbu âyetler, özellikle karısının zina ettiğini görüp de, bunu dört şahitleisbatlayamayan herbir kişiyi ve kendisinden olmadığını bildiği çocuğun babasıolmak durumunda kalacak herbir mü'mini müşkil durumda bırakacaktı. Çünkü seksenceldeyi göze almadan hiçbir mü'min, gördüğüne -zina iftirası cezasına uğramamakiçin- gördüm diyemeyecekti.

Budurum, düşünür sahâbilere pek ağır geldi.

Yukarıdaanlamları sunulan âyetler inince Ensârın büyüğü Sa'd b. Ubâde şöyle söylemektenkendini alamadı:

-Ya Resûlallah! Yoksa ilâhi hükümöyle mi indi?

Allah'ınResûlü Sa'd'ın bu sözleri üzerine Ensâr'a dönerek şöyle buurdu:

-EyEnsâr! Büyüğünüzün ne söylediğini duyuyor musunuz?

Onlar(Sa'd'ısavunmak için) şumazeretini ileri sürdüler:

-Ya Resûlallah! Sa'd'ı kınamayın. Çünkü o, pek kıskanç bir adamdır. Bununiçindir ki bâkire olmayan hiçbir kadınla evlenmedi. Kıskançlığınınaşırılığından dolayı hiçbirimiz onun boşadığı kadınla evlenmeye cesâretedemedi.

(Onlardansonra bizzat) Sa'db. Ubâde söz aldı ve sözlerini şöylece düzeltti.

-YaResûlallah! Şüphesiz ben de biliyorum ki inen ilâhî hüküm dosdoğrudur veAllah'dandır. Fakat hayrete düşmekten de kendimi alamadım.

Şimdiben adamı ahmak kadına abanmış göreceğim de, dört şâhit getirmek için adamarayıp şâhit olmaları için zina mahalline zevkedeceğim. (Bu mümkün değildir). Allah'a yemin ederim ki ben, adamişini bitirinceye kadar dört şâhit bulup getiremem.20

Sa'db. Ubade'nin nazarî bakımından değerlendirdiği bu içinden çıkılmaz durum,Üveymir el-Aclânî'nin başına gelen olaydan sonra çözümü gereken fiilî birproblem halini aldı.

Kişi karısını zinaederken yakalasa...

İbn-üÖmer (r.a.) şöyle anlatıyor.

Ensar'danÜveymir el-Aclânî (r.a.) (Allah'ın Resûlü'ne) gelerek şöylece sızlandı:

-YaResûlallah! Kişi karısını bir adamla zina ederken yakalasa ve (bunu dört şâhit getirmeksizinhuzûrunuzda)dile getirse, (iftiraettiği gerekçesiyle) ona seksen sopa vuruyorsunuz. Öldürse (kısas olarak) onu öldürüyorsunuz. Sussa, öfkesiniiçine akıtarak zoraki susuyor.

(Bunasıl iştir?)

Allah'ınResûlü (buhaklı sızlanışı doğruladı.)

-Allah'ım!Hükmünü açıkla! şeklinde duâ etmeye başladı.

NihayetLi'an âyetleri indi.

Allah'ınResûlü Uveymir'i çağırttı. Ona lian âyetlerini okudu.* Sonra da öğüt verip uyarıdabulundu. Dünyada verilecek cezanın Âhiret'te görülecek azab yanında pek hafifkalacağını duyurdu: Fakat Uveymir  (tereddüd etmeksizin) şöyle dedi:

-Seni Hak Peygamber olarak gönderen Allah'ın zatı üzerine yemin ederim ki hayır; (karım zina etti derken) onunla ilgili olarak yalansöylemedim.

Allah'ınResûlü Uveymir'den sonra karısını çağırttı. Ona da öğüt verip ikazda bulundu.Dünyada verilecek cezanın Âhiret'te görülecek azabın yanında pek hafifkalacağını duyurdu.

Oda (kocasıgibi ikilemeksizin) şöyle dedi:

-Seni Hak Peygamber olarak gönderen Allah'ın zatı üzerine yemin ederim ki (kocam olacak) o adam yalancıdır.

Bugelişme üzerine Allah'ın Resûlü la'netlemeyi erkekten başlattı.

Oda karısı hakkında yaptığı zina duyurusunda dosdoğru konuşanlardan olduğunuAllah'ı şâhit tutarak dört defa dile getirip şehâdette bulundu. Beşincide -eğerzina isnadından yalancılardan ise Allah'ın "lanet"inin üzerine olmasını-diledi.

Allah'ınResûlü ikinci olarak kadını (la'netleşmeye çağırdı.) Kadın da Allah'ı şâhittutarak kocasının yalancılardan olduğuna dört defa şehâdette bulundu. Beşincide-kocası doğru söyleyenlerden ise Allah'ın "ğadab"ının kendi üzerine olması-bedduâsında bulundu.

Bula'netleşmeden sonra Allah'ın Resûlü ikisi arasını ayırdı.21 

İslâmbilginlerinin bir kısmına göre Hıristiyanlar ve Mûsevîler gibi kitablı kâfirlerde li'ân için hâkime başvurabileceklerinden, li'ân yalnız Müslümanlar içindeğil, bütün insanlık için rahmet olan muhteşem bir kurumdur.

  • Li'ân'ın sonuçları

a-Li'ân yapılır yapılmaz karı kocanın arası ayrılır. İslâm bilginlerinin büyükçoğunluğuna göre artık ebediyyen bir daha evlenemezler.

Li'ânyapan kadın, namuslu kadınlardandır. Ona zina isnad eden kişiye zina iftirasıcezası uygulanır.

b-Araları ayrılacağı için artık sevişemez ve cinsî münâsebette bulunamazlar.Bulunmaları haram, dolayısıyla zina olur.

c-Doğacak çocuğun li'ân yapan koca ile irtibatı kesilir. Çocuğun nafakasınıvermekle de mükellef olmaz. Çocuğun nesebi anası yönünden sâbit olur. Çocuğuanasına, anası da çocuğuna vâris olur.

Buçocuğa zina çocuğu diyene, böylece anasına zina iftira etmiş olana da zinaiftirası cezası uygulanır.

  • Li'ânın faydaları

Li'ân'da üç büyük fayda vardır:

a- Li'ân'da koca için, zina ettiğini bizzatgördüğü karısından ayrılmanın vicdanî rahatlığı vardır.

<

Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/31-cinsel-kiskanclik-13-388h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim