3- Teşebbühünü - Benzemenin Olumlu - Olumsuz Kısımları ve Tarifi

3- Teşebbühünü - Benzemenin Olumlu - Olumsuz Kısımları ve Tarifi
3- Teşebbühünü - Benzemenin Olumlu - Olumsuz Kısımları ve Tarifi

3- Teşebbühünü - Benzemenin Olumlu - Olumsuz Kısımları ve Tarifi

Teşebbühün/Benzemenin Olumlu-OlumsuzKısımları ve Tarifi

-Allah şanını artırsın- Peygamberimiz benzeşmenin olumlu veolumsuz yönlerini de içine alan hadislerinde/sözlerinde şöyle buyurur:

"Arzu ederek birtopluluğa benzemeye çalışan kişi, benzemeye çalıştığı toplumdandır." (1)

 (1) Ebû Dâvud Libas 5,Hn:4031, M. Mesâbîh Hn. 3447. Feyzül-Kadir 6/104, Hn. 8593.

Teşebbüh kelimesinin geçtiği diğer hadisler için bak. Tirmiziİsti'zan7, Buhari Cihad 88?, Müsned 2/50

Bu hadisin açıklamasında Feyzül-Kadîr müellifi Abdur-RaûfEl-Münavi'nin özetlediği muhtelif görüşleri ana hatlarıyla sunmakta yarargörüyoruz.

a - İçi dışını onaylar bir şekilde kişi bir toplumunâdetlerini benimser, onların ahlâkı ile ahlâklanır, onlara has/özgü işleriyapmakla tanınır, kılık-kıyafette ve benzeri bazı işlerde onlarla bütünleşirseonlardan olmuş olur.

b - İmanlı ve ahlâklı kişilere benzemeye çalışan kişi de pektabîi ki onlardandır. Onlara saygı duyulduğu gibi ona da saygı duyulur. Büyükgünâhları açıktan işleyen fâsıklara benzeyen kişi de hiç şüphesiz onlar gibiküçümsenir ve aşağılanır. Yücelik nişanını takınan kişi bilfiil yücelmemiş olsada ikram görür.

c - Açıktan büyük günâhları işleyen kişilerin kendilerine hasgiysileri olsa diğer insanlar bu giysileri giymekten yasaklanır. Çünkü budurumda tanımayan kişi onların giysisini giyinen kişiyi onlardan sanabilir. Buda hem zanda bulunan kişiyi günahkâr kılar, hem de böylesine bir kötü zannasebebiyet veren kişi günahkâr olur.

d - Benzeşmeler inançlar ve arzular gibi kalbî duygular vetasarruflar da olduğu gibi sözler ve işler gibi duyulur-görülür nevidenhususlarda da olabilir. Bu sebeple benzeşmeler inançta ve ibâdette olabilir.Yemek-içmek, giyinmek, ev edinmek, evlenmek, birleşmek-ayrılmak, binmek-inmekgibi âdetlerde de gerçekleşebilir.

c - Allah, Hz. Muhammedi, özel bir şerîatle; hayat düzeni ilegöndermiştir. Bu şerîatte Yahudiler ve Hıristiyanların semavîliğini yitirmişdeğer yargıları ve hayat tarzlarına muhalif ve yepyeni kanunlar koymuştur. Busebeple Hz. Muhammed açık bir şer ve zarar görülmeyen hususlarda bile onlaraaykırılığı emretmiştir.

f - Kıymet hükümlerinde ve kılık kıyafette müştereklikben­zeşenler arasında, ahlâkta ve amelde duygu ve davranış birliğine sebepolur. Bu, tecrübe edilmiş bir gerçektir.

Meselâ; ilim adamlarının toplumca bilinen giysilerini giyinenkişi onlara katıldığı duygusunu taşır. Savaşçıların teçhizatını ta­kınan kişide onların duygu ve davranışlarından etkilenir. Tavırları onların tavırlarınıandırır.

g - Dış görünümde aykırılık zıtlığı neden olur. Bu da kişiyibir taraftan Allah'ın öfkesi altına sokacak, sapıklığa götürecek işlerdenilişkisini koparmaya götürür. Diğer taraftan da ilâhî rızaya ermiş, hakikatehli kullarla irtibatlanmaya yöneltir.

h - Zahirde benzerlik karışıma da sebep olur. ArtıkMüslümanlara bâtıl din ve ideoloji mensuplarını ilk bakışta ve pek çok husustaayırmak zor olur.

ı - Büyük günahlardan her biri Allah'ın helak ettiği, geç­mişümmetlerden birinden devralınmıştır. Eşcinsellik Hz. Lût'un kavminden,ölçüde-tartıda hile Hz. Şuayb'ın topluluğundan, yö­netimde azgınlık Firavun'unyaranından mîras alınmıştır. Bu gibi hususlarda onlara benzeyen kişi onlardanolmuş olur.

i - Her ne kadar "... Sizden Yahûdileri ve Hıristiyanlarıvelî /dost edinen kişi onlardandır..." anlamındaki Mâide sûresinin 51.âyeti onlara benzeyenin kâfirliğine işaret ediyorsa da bu hadis ve benzerlerigayr-ı müslimlere en basit tarzda benzerliğin bile haram olacağına delâletetmektedir.

Ancak şöyle bir genelleme yapılabilir: Kâfirlikte bâtıl din ve ideolojimensuplarına benzeme küfür, haramlarda benzeme de haramdır.(Feyzül Kadir Hn.8593.)

Bu hadis değinildiği gibi benzeşmenin olumlu ve olumsuzyönlerini içine almaktadır. Zira Peygamberimiz bu hadisleriyle İslâmî kurallarabağlı mü'min âlimlere, idarecilere, ibadetlilere, ahlâklı ve faziletli kişilerebenzemeye teşvik buyurduğu gibi İslâmî çizgide inanmayan ve yaşamayanbâtılperestlere benzemekten de men' etmiş olmaktadır.  İslâm'da yasaklanan teşebbüh/benzeme pek tabîiki ikinci kısma giren  olumsuz benzemedir.

Bu itibarla incelememize konu olan şekliyle yasaklandığımızbenzemeyi şöylece tarif edebiliriz:  "Benzeme/Teşebbüh: İsteyerek bâtıl din veideoloji bağlısı topluluklardan biri veya bir kaçına, kendilerine ait inanç vehayat kurallarında veya çağrıştıran ayırıcı özelliklerinde onlara benzemektedir." (2)

Tariften anlaşılacağı üzere yasaklandığımız teşebbüh/benzemeiki şartı içine almaktadır. Bunlar:

a. Bâtıl din ve ideoloji mensubu olan toplumlara isteyerek benzemiş olmak.

b. Bu topluluklardan biriveya birkaçına onlara özgü inanç ve hayat kurallarında veya çağrıştıran ayırıcı özelliklerinde benzemişolmaktır. Onlardan tek tek fertlere benzemenin sakıncası yoktur

Bu iki şartı kısaca açıklayalım.

2) Tarif için bak. Minmîrkatil-Mefâtih Şerh-i Mişkâtil-Mesâbih4/431.

İsteyerek Benzemek

İslâm Dini'nde sözler, davranışlar ve işler niyetlere göredeğer kazanır veya değer yitirir.

Yüce Peygamberimiz bir hadislerinde "Ameller niyetlere göredir. Kişi için niyetinin karşılığı vardır." (3) buyurmuşlardır

Bu sebeple niyeti olumlu olan kişinin haram kılınan fiillerdışında müteşebbisi ve yapıcısı olduğu iş, neticesi itibariyle olumsuz olsa dakişi günahkâr olmaz. Günahkâr olmak bir tarafa kişi sevap da kazanır. AzizPeygamberimiz bu gerçeği şöylece açıklamaktadır:

"Hâkim hüküm vermek için içtihat eder de içtihadındaisabet ederse iki ecir alır. İçtihadında hata ederse bir ecir alır." (4)

Ameller niyetlere göre olduğu için insan hata ederek veyaunutarak yaptığı işlerle yapmak zorunda bırakıldığı işlerden ötürü de Allahkatında mesul olmaz.

Bu hakikat Peygamberimiz tarafından şöylece açıklanmaktadır:

"Gerçekten Allah ümmetimden hata ederek, unutarak vezorlanarak yaptıkları işlerin sorumluluğunu kaldırmıştır." (5)

Hadisler ışığında yaptığımız bu açıklama ve mevzumuzlaalâkalı bahislerde geçen teşebbüh/benzeme fiilinin Arab dilinde taşıdığı özelmâna, haram kılınan benzemenin uğraşı verilerek/arzu edilerek gerçekleştirilenbenzeme olduğunu beyan etmektedir.

Ancak "isteyerek benzemek" şartı hakkında Kur'ân Sünnet'lehüküm konulmuş benzeme türlerini içine almaz.

Benzeme illetinden/sebebinden ötürü Allah'ın ve Peygamberininemri ile bir fiilin yapılması veya yapılmaması emredilmişse, "isteyerekbenzemek" şartı burada geçerli olmaz.

3) Buhari İman B. Macâe Înnel-A'male Bin-Niyeti 1/20

4) a. Buhari K. İtisam Bis-Sünneti Bab-u Ecril-Hakimi 8/157.

5) Sünen-i İbn-i Mace Hn. 2045.

Zira niyetin şöyle veya böyle olması helâli haram kılmayacağıgibi haramı da helâl kılmaz.

Meselâ, benzeme arzu edilmedikçe, benzemekten korunulmasıiçin bırakılması emredilen sakalı kesmekte sakınca yoktur, denilemez. Bunungibi benzeme olmaması için "Esselâmü Aleyküm" şeklinde verilmesi emredilenselâmı, benzeme arzu edilmedikçe Yahûdiler gibi parmaklarla veya putperestlergibi "Hayırlı sabahlar" şeklinde vermekte sakınca yoktur da denilemez.

Örnekleri çoğaltabiliriz. Çünkü Kur'ân ve Sünnet'in açıkolarak hüküm getirdiği yerde içtihad caiz değildir. Kaldı ki benzeme olabilirgerekçesiyle belirli sözler, davranışlar ve işlerden yasaklarken, Kur'ân veSünnet'in amacı benzemeden sakındırmanın yanı sıra doğruya da erdirmektir.

Burada değindiğimiz husus için yukarıda sunduğumuz sakal veselâm örneklerini verebiliriz. Çünkü sakal ve selâmla ilgili emirler benzemeilletine dayandırılarak verildiği gibi, bağımsız bir İslâmî kimlik oluşturmakiçin anılan illete/sebebe yer verilmeksizin de verilmiştir.

Hak'da Benzerlikte Mahzur Yoktur

Benzemekten yasaklandığımız hususlarda ilâhî amacın,benzerliği gidermek yanı sıra doğruya da erdirmek olduğunun açık bir delili deHak'da birleşmek şeklindeki benzerliklerin giderilmesinin emredilmeyişidir.Çünkü Hak, bâtılperestlerin alâmet-i farikası (ayırıcı özelliği) değildir.

Aşağıda sunacağımız hadis değindiğimiz gerçeğin etkindelillerinden biridir

Hz. Enes (r.) anlatıyor:

Kadınları âdet görmeye başladığı zaman Yahûdiler âdetsüresince evlerinde kadınlarıyla bir arada oturup-kalkmaz ve onlarla beraberyemek yemezlerdi. (6)

Sahâbileri bu hususta Allah'ın Resûlü'ne sorular yöneltince,Yüce Allah Bakara sûresinin 222. âyetini indirdi:

"(Ey Peygamber!) Sana âdet) halinden soruyorlar. Onun bireza/rahatsızlık olduğunu açıkla.

Âdet halinde kadınlardan ayrılın. Temizleninceye kadar onlarayaklaşmayın/cinsel ilişkiye girmeyin. İyice temizlenip boy abdesti aldıklarındaAllah'ın emrettiği üreme organından onlarla ilişkiye girebilirsiniz. ŞüphesizAllah (âdetlerinden temizlendiklerindekadınlarına) dönenleri sever. O, ay halinde ilişkiye girmekten kaçınarak veboy abdesti alarak iyice temizlenenleri de sever."

Allah'ın Resûlü, bu âyeti tebliğ etti ve şöyle buyurdu:

-Âdetleri sırasında kadınlarınızla cinsel ilişki dışındabütün aile içi ilişkileri kurabilirsiniz.

Allah'ın Resûlü'nün mü'minlere verdiği bu talimat Yahûdilereulaşınca onlar şöyle söylemekten kendilerini alamadılar:

-Muhammed bize özgü işleri, yalnız bırakmayı değil, o işlerdemutlaka bize aykırılığı da amaçlıyor.

(6)Tevrat, Levililer Bab 15, Cümle 19...

Yahûdilerin bu sözlerinin ardından Useyd b. Hudeyr ile Abbadb. Bişr gelerek şöyle söylediler:

-Ya Resûlellah! Yahûdiler şöyle şöyle dediler. (Onlarabenzememek için âdet zamanlarında) kadınlarımızla cinsel ilişkiye girelim mi?

Onların bu sözleri sebebiyle Allah'ın Resûlü'nün yüz hatlarıdeğişti. Öylesine değişti ki biz onlara öfkelendiğini zannettik.

Onlar ayrılıp giderken Allah'ın Resûlü'ne hediye olarak sütgetirildi.

Allah'ın Resûlü arkalarından haber saldı. Dönüp geldiklerindeonlara süt ikram etti. Böylece Allah'ın Resûlü'nün kendilerine kızmadığıanlaşıldı. (7)

Anlamını sunduğumuz hadisten açıkça anlaşılacağı üzere âdethalindeki kadınlarımızla cinsel ilişkide bulunmamak şeklinde Yahûdilerlearamızda oluşan benzerliğin giderilmesiyle emredilmeyişimiz, ancak zararlıolacak hususlarda benzerlikten sakındırıldığımızın kanıtıdır.

Bilinmesi gereken bir husus da benzemenin giderilmesiylesağlanacak faydanın maddî olabileceği gibi manevî de olabileceğidir. Açıkçagörüleceği gibi, zamanla da ortaya çıkabileceğidir.

Ayrıca benzemeyi gidermekle yükümlü kılınan Müslüman'ın busorumluluğu ile yalnız İslâm Dini'ne yönelmesi gereği üzerinde şuurlandırılmasıda bir faydadır. "Biz Müslümanız/farklıyız" anlamına temel bir faydadır. Helehele kendilerine aykırılıkla bâtılperestlerde Hak üzerinde olmadıklarışüphesinin uyandırılması da, gerçeğe pencere açmak olacağı cihetle büyük birfaydadır.

Sonuç olarak diyebiliriz ki Kur'ân ve Sünnet'le giderilmesiemredilen somut benzerliklerde "arzu ederek benzemek" şartı geçerli değildir.

(7) M. İ. Kesîr, Bakara 228 1/195...

Ayırıcı Özelliklerde Benzemek:

Teşebbühün/benzemenin* haram olabilmesi için gerçekleşmesigereken ikinci şart, bâtıl din ve ideoloji mensuplarına, onlara ait inanç vehayat kurallarında veya çağrıştıran ayırıcı özelliklerinde onlara benzemektir.Ayırıcı özellik vasfını taşımayan hususlarda benzeme haram benzemeye konu olmaz.

Meselâ uyku, çalışma ve yemek saatlerinde, gerekli ve yaygınev-mutfak eşyası kullanımında benzerlikle ilim ve teknikte kullanılanmetotlarda benzerlik haram değildir. Bunlar ve benzerleri mubah/olabilir olanbenzerliklerdir. Çünkü anılan hususlar, bâtıl din ve ideoloji bağlısıtopluluklardan biri veya birkaçına ait olup onları biz Müslümanlardan ayıran veonları çağrıştıran örneğin dinî veya kutsallaştırılmış ulusal bir özellikdeğildir.

Benzemeye konu hususiyetleri tesbitte kullanılacak temel ölçüKur'ân ve Sünnet'tir.

Kur'ân veya Sünnet'in bâtıl din ve ideoloji mensuplarındanbiri veya bir kaçına ait olarak gösterdiği ayırıcı özellikler, haram benzemeyekonu özelliklerdir. Arzu edilsin veya edilmesin Kur'ân ve Sünnet'in benzemeninkapsamına aldığı özelliklerde benzemek haramdır.

Mü'minlerin Ortak Tavrı Ölçüdür

Kur'ân ve Sünnet'te benzemenin kapsamına alınan hususlar,zamanla yaygınlığını ve de fiilî önemini yitirebilir. Böylece benzerlikledoğabilecek mahzurlar ortadan kalkmış gibi görülebilir. Ancak böylesine birgelişme ve değişme asıl hükmü ortadan kaldırmaz. Zira yukarıda işaret olunduğuüzere Kur'ân ve Sünnet'in açıklık getirdiği yerde içtihat yapılamaz. Ayrıcaaykırı giderek benzemeyi gidermekte mükellef olduğumuz hususlarda doğruya yönelmeve İslâm'a özgü olanı kökleştirme vardır.

* "Teşebbüh" kelimesiKur'ân'da geçmez. Peygamberimizin hadisleri/sözlerinde geçer. İlâmî literatürdeteşebbüh anlamına Temessül, Müşakele, İttiba', Müvafekat, Teessi, Taklîdkelimeleri de kullanılmaktadır. Ancak teşebbü yanısıra kullanılan en belirginkelime örtüşmeme, ayrı yol ve yöntem izleme, farklı tavır koyma anlamına Muhalefet sözcüğüdür, Örnekleri gelecektir.

Kur'ân veya Sünnet'in açıklamadığı benzemeye konuhususiyetler devirden devire artıp eksilebileceği için bunların tesbitindekullanılabilecek en doğru ölçü mü'minlerin çoğunluğunun kanâati ölçüsüdür.

Bu ölçünün doğruluğunu ve kullanılabilirliğini Peygamberimizdeğişik hadisleriyle, özellikle de aşağıdaki sunacağımız hadisleriyle dolaylıolarak dile getirmişlerdir:

"Mü'minlerin güzel gördükleri Allah katında da güzeldir."

"(Ey Mü'minler!) Sizler yeryüzünde Allah'ın şahitlerisiniz." (8)

Bu itibarla sünnetsizlik, özel mason giysisi, haç, Marksistsloganlar, jakoben laiklik, kâfirliği bilinen kişi ve kurumlara övgü gibigörüldüğü veya işitildiğinde mü'minlerin çoğunluğu tarafından yerli veyayabancı bâtıl din ve ideoloji mensubu topluluklardan biri veya bir kaçına aitolduğu hususunda, kanaat hasıl olan özellikler benzemeye konu özelliklerdir.

Zaman zaman ve devirden devire ortaya çıkabilecek ve önemkazanacak benzemeye konu hususların belirlenmesinde mü'minlerin çoğunluğunungörüşlerinin kullanılabileceği gerçeğini, konumuzla doğrudan irtibatlı olanaşağıdaki hadis de doğrulamaktadır.

Âşûra Orucunu Tutunuz

-Allah şanını artırsın- Allah'ın Resûlü Hz. MuhammedMedine'ye geldikten sonra Yahûdileri (Muharrem ayının onuncu günü olan) ÂşûreGünü'nü oruçla geçirir bulunca onlara sordu:

-Bu gün niçin oruç tutuyorsunuz?

(8) K. Hafâ, Hn. 2214, Buharî, K. Cenaiz B. Senain - Nâsi2/100

Şu cevabı verdiler:

-Âşûra günü büyük bir gündür. Allah bu günde Hz. Musa'yı vekavmini Firavun'dan kurtardı. Firavun ve bağlılarını da bu günde sulara gömdü.Bu sebeple Hz. Musa Allah'a teşekkür etmek için bu günü oruçla geçirdi. Biz debunun için Âşûra Günü orucunu tutuyoruz.

Allah'ın Resûlü de Yahûdilere şöyle buyurdu:

-Biz Hz. Mûsa'ya sizden daha lâyıkız ve daha dostuz.

Böylece Allah'ın Resûlü Âşûra Günü oruç tuttu ve mü'minlerede tutmalarını emir buyurdu.

Hz. Peygamberin Muharremin onuncu günü oruç tutmaları vetutulmasını emir buyurmaları üzerine bazı sahâbiler şöyle dediler:

-Ya Resûlellah! Şüphesiz ki bugün Yahûdilerle Hıristiyanlarınkutsal tanıdıkları bir gündür.

Bu sözleri ile gayr-ı müslimler gibi Muharremin yalnız onuncugünü oruç tutulmasını benzemeye konu olarak değerlendirdiler. Allah'ın Resûlüonların bu değerlendirmelerini kabul buyurdu ve yapılması gerekeni şöylecebildirdi:

Benzeşmeyi gidermek için gelecek sene inşaallah onuncu günile birlikte dokuzuncu günü de oruç$$ tutarız. (9)

(9) S. Müslim K. Sıyam, B. Savm-i Yevm-iAşûra.

Teşebbüh/Benzemeİslâm Ümmetinin Uğrayacağı En Büyük Belâdır

Benzeme müsbet/menfi(olumlu/olumsuz) kısımlara ayrıldığıgibi, aşağıda ayrıntılı bir şekilde açıklanacağı üzere manevî ve maddî benzemekısımlarına da ayrılır.

Manevî ve maddî sahalardaki şekilleriyle benzemenin Kur'ân veSünnet buyruklarından sapmaları halinde tarihî ümmetlere bulaştığı gibi İslâmÜmmeti'ne bulaşabilecek mühim hastalıklardan biri olabileceğine Peygamberimizişaret buyurmuştur. Gerçekleşmesi halinde bu halin İslâm Ümmeti'nin iman veamel zaafını aksettirecek canlı bir belge olacağını da açıklamıştır.

Biz bu peygamberi bildirilerden başlıcalarını buradazikredeceğiz:

Yahudilere veHıristiyanlara Benzeyeceksiniz

Ebu Saîd El-Hudrî'nin aktarımına göre, Allah'ın Resûlü şöylebuyurdu:

"Sizler karış karış, zira zira sizden öncekilerin yolunuizleyeceksiniz/onların inançları ve yaşayışlarını ölçü edineceksiniz. İnsanıngiremeyeceği küçük bir keler deliğine girecek olsalar siz de onları takibedeceksiniz."

(Hz. Peygamberin gelecekle ilgili bu ürpertici açıklamasıüzerine biz sahâbîler) sorduk:

Ya resûlellah! (İzlerini takib edeceğimiz bu topluluklar)Yahûdiler ve Hıristiyanlar mı olacak?

Şöyle buyurdu: "Ya başka kimler olacaktı?" (10)

Farslılara veRumlara Benzeyeceksiniz

Ebû Hüreyre (r.) anlatıyor:

Allah'ın Resûlü şöyle buyurdu:

"Ümmetim kendisinden önceki ümmet topluluklarının bir kısmınıkarış karış, arşın arşın izlemedikçe Kıyamet kopmayacaktır.

Sahâbîler tarafından soruldu:

Arkaları sıra gidilecek olan bu topluluklar Farslılar ve Rumlar (İranlılar ve Doğu Bizanslılar) mıolacak Yâ Resûlellah!

İnsanları onlar temsil etmiyorlar mı? (Elbet onlar olacaklar.) (11)

(10)Buhari, Enbiya 50, Hn. 3269. Müslim, İlm 6, Hn. 2669

(11)S. B. M. Tecrid-i Sarih Tercümesi ve Şerhi 12/440.

Bu hadis vesîlesiyle merhum Kâmil Miras hoca efendininyaptığı izahı buraya almakta fayda görüyorum:

"Bu hadîste Yahûdilerle Hıristiyanların, Ebû Hüreyrehadîsinde Fars ile Rum'un gayri ahlâkî hal ve hareketlerini takip ve taklidetmekten İslâm ümmeti tahzir buyrulmuştur. Fezâyihi taklidden tahzir(Çirkinlikleri taklitten sakındırma)Yahûdilerle Hıristiyanların ve Fars ile Rummilletlerinin âdetlerini ve âyinlerini taklide de münhasır değildir. Tarihtegelip geçen bütün milletlerin kötü hareketlerini taklide de şâmildir.Yahûdilerle Hıristiyanların ve Fas ile Rum'un hasseten zikrolunması bunlarıntarihte taayyün(belirmiş) etmiş ve en büyük milletler olmasındandır.

Şüphesiz ki her dinin ve her içtimaî teşekkülün kendisine hasbir medeniyeti ve diğerlerinden ayıran evsaf-ı farikası(ayırıcı vasıfları)vardır ki milletlerarası varlığını ancak ve muhakkak o hususî vasıflar ilemuhafaza eder. İslâm dininin, İslâm ümmetinin de hiç bir dini ve hiç birmilleti taklide ihtiyacı olmayan üstün bir medeniyeti vardır. Bu bedîhîhakikate mebni Resûlü Ekrem bu yüce varlığımızı muhafaza etmemizi emredipmukallidlik(taklitçilik) derecesine düşmekten men etmiştir."

Açıktan Cinsî Münasebetlerini Taklid Edeceksiniz

Allah'ın Resûlü İslâmî iman ve hayat çizgisinden sapılmasıhalinde uğranılabilecek manevî felaketi bir hadislerinde şöylece dile getirdi:

"Onlardan biri, -kertenkelemsi küçük sürüngen benzeriolan- bir kelerin deliğine girecek olsa, siz de girecek şekilde, onlardan biride insanların geçiş yolu üzerinde karısıyla cinsel ilişkide bulunacak olsa sizde bulunacak biçimde sizden önceki toplulukların yolunu karış karış, adım adımizleyeceksiniz." (12)

Ana ile Zinayı Bile Taklid Eden Olacaktır

Allah'ın Resûlü ümmetinin bâtılperestleri taklidde ne dereceaşağılaşabileceği ihtimaline de, geleceğe ışık tutan bir diğer mucizevîhadîsleriyle şöylece dikkatleri çekti:

"Bir çift ayakkabının bir tekinin diğer tekine eşitliği gibiİsrail oğullarını kuşatan iman ve ahlâk düşüklüğünün tıpa tıp benzeri banainananları da kuşatacaktır: Öylesine kuşatacaktır ki onlardan bir fert açıktananasıyla zina yapacak olsa ümmetimden bu işi yapacak bir kişi ortaya çıkacaktır. (13)

(12) Feyzül-Kadîr 6/261 Hn. 7224.

(13) Feyzül-Kadîr 6/346 Hn. 7532.

Sunulan hadislerin ilk muhatabı olan Peygamber dönemimü'minleri böylesine bir ahlâkî çöküntüyü tasavvur bile edemezlerdi.

Zamanımızda bâtılperestler tarafından çevrilen ve müşterekenseyredilen sex filmlerinin benzerlerinin mü'min olarak bilinenler tarafındançevrilebilmesi ve topluca izlenmesi, mahremlerle/ensest ilişkileri konu alanhikâye, roman ve senaryoların neşredilmeye başlanmış olması ve fiilenyaşanması, bikinili, tangalı olarak babaları, çocukları ve kardeşleriyle plajagiren kızların, annelerin ve kızkardeşlerin İslâm imanı ve vicdanını sızlatangörünümleri, daha da önemlisi bütün bunların ve benzerlerinin tabîi görülmesive ilericilik adına yapılması hadislerde bildirilen ahlâki çöküntünün aynıylagerçekleşeceğine işaret eden delillerdir. Rabbim bizleri korusun.

Yukarıda sunulan hadisler Müslüman olarak bilinen insanlarınne ölçüde ahlâkî çöküntüye uğrayabileceklerini, yücelttikleri gayr-ı müslim vemateryalistleri taklid yolunda ne derece aşağılaşabileceklerini göstermektedir.

Ancak Allah'ın Resûlü Hz. Muhammed'e aidiyeti ve de anlamıüzerinde birleşilen hadîslerde bâtıl din ve ideoloji mensubu topluluklaraböylesine elem verici benzeşmelerin olabileceğinin bildirilmiş olması, pek tabiidir ki mü'minleri bağlamaz veonlar için bir mazeret teşkil etmez. Her bir mü'min bu hadislerde çizilen elemverici tablonun portresini bizzat oluşturmuş olmaktan kaçınmakmecburiyetindedir. Hadîslerin amacı da budur.

Benzenilmemesi Gereken Bâtıl Dinve İdeoloji Mensupları Kimlerdir?

İslâm, Hz. Âdem, Nûh, İbrahîm, Mûsa, Îsa ve Muhammed dahilbütün Peygamberlerin ve Kutsal Sayfalar- Kitapların ortak teblîği olan HakDin'dir. Onun Hz. Muhammed'in teblîğ ettiği Kur'ân'la tamamlanan son şeklineinanmayan bütün toplumlar; Yahûdiler, Hıristiyanlar, Budistler, Şintoistler,Putperestler, Materyalistler, Komünistler v.s. mü'minlerin benzememekleemrolundukları toplumlardır. Biz bunlara kısaca batıl din ve ideoloji bağlılarıdiyoruz.

Ümmet-i Muhammed'in İslâm'dan sapmaları halinde kendilerindenöncekilerin yollarını izleyebileceklerine dair yukarıda mânalarına işaretettiğimiz hadîslerdeki Yahûdi, Hıristiyan, Faris ve Rum ifadeleriörneklendirici nitelikte olup sınırlayıcı değildir. Nitekim, bazı hadîslerdeAllah'a ortak koşanlar olan müşriklere ve Araplar dışındaki insanlar anlamınaE'âcim'e benzenilmemesi gibi genel ölçüler konulmuştur.

Açıklanmaya çalışıldığı üzere İslâm Dini'nin kendilerinebenzenilmemesini emrettiği toplumlar İslâm'ın dışındaki bütün din ve felsefîsistem mensuplarını içine almaktadır. Aşağıdaki âyetler ve hadîsler bu gerçeğiaçıklamaktadır.

Âyetlerden Örnekler

Âl-i İmrân Sûresi Ayet 100:

"Ey İman Edenler! Önceki çağlarda kendilerine Kitapverilenlenlerden;Yahûdiler ve Hıristiyanlardan bir zümreye boyun eğerekizlerinden gidecek olursanız sizi imanınızdan sonra döndürüp kâfir ederler."

Bakara Sûresi Âyet 120:

"Sen onların inançları ve yaşayışlarına uymadıkça neYahûdiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden memnun olmayacaklar. Asıl doğruyolun Allah'ın yolu olduğunu onlara söyle. Eğer sana gelen bunca ilimden sonraonların arzularına uyacak olursan, Allah'tan (başka koruyacak) ne hakiki birdost ne de hakiki bir yardımcı bulabilirsin."

Nisa Sûresi Âyet 144:

"Ey İman Edenler! Mü'minleri bırakıp da kâfirleri velîler*edinmeyin. Kendi aleyhinizde Allah'a apaçık bir delil vermek ister misiniz?"

Anlamlarını sunduğumuz âyetlerden açıkça anlaşılacağı üzereyollarını izleyerek boyun eğmememiz, arzularına uymamamız ve de velîleredinmememiz, dolayısıyla da kendilerine benzer konuma düşmememiz gerekentopluluklar Yahûdiler, Hıristiyanlar ve de Kâfirlerdir. Kâfirler ifadesi gayr-ımüslimleri içine aldığı gibi İslâm dışı diğer tüm toplulukları da içinealmaktadır.

Hadîslerden Örnekler

Allah'ın Resûlü Hz. Muhammed'in kendilerine benzenilmemesigereken topluluklarla ilgili olarak Kur'ân çizgisinde yaptığı açıklamalarıaşağıda sunacağımız hadîslerle örneklendirebiliriz.

Yahûdiler

"Allah eksiklerden beridir, dosdoğru olan kulunu sever.Temizdir, temizliği sever. İkramkârdır, ikram edilmesini sever. Cömerttir,cömertliği sever. Aman evlerinizin; iş yerlerinizin önünü tertemiz yapınız dabu hususta Yahûdilere benzemeyiniz." (14)

Hıristiyanlar

"Bizden başkasına benzemeye çalışanlar bizden değildir.Yahûdilere ve Hırîstiyanlara benzemeyiniz. Yahûdilerin selâmı parmaklarlaişarettir. Hıristiyanların selâmı ise avuç içi ile işaret etmektir." (15)

* "Velîlerin" anlamı için 47. sayfaya bak. ?

(14) Et-Tac, 3/162

Mecûsiler/Ateşetapanlar

"Bıyıklarınızı kısaltınız, sakalınızı uzatınız. Böyleceuygulamada Mecûsiler'den farklı olunuz." (16)

Müşrikler /Allah'a Ortak Koşanlar

İmrân b. Huseyn (R.) anlatıyor:

"Biz İslâm öncesi Cahiliyet dönemimizde, müşriklerle "Allahsevdiklerinle gözünü aydınlatsın" cümlesi ile selâmlaşırdık. İslâm kökleşipkendine özgü selâmı belirleyince o tür selâm vermekten yasaklandık." (17)

E'âcim (Diğerleri)

İ. Ömer anlatıyor:

a) Peygamber e'âcim'e (Müslüman olmayanlara) benzemektenmenetti ve şöyle buyurdu:

 "Bir topluluğabenzemeye çalışan kimse, benzemeye çalıştığı toplumdandır." (18)

b) (Kabir kazıldıktan sonra kıble tarafında ölü girecek kadarbir yer yapma olan) Lahid biz mü'minlere hastır/özgüdür. Yalnız toprağıyarmakla yetinme ise bizden başkalarının uygulamasıdır." (19)

Şeytanlar

"Cinsel ilişkiye girdikten sonra, ilişkilerini çevrelerine anlatanerkek ve kadın, sokakta erkeği dişisine rastlayan, snra da insanlar kendisinebakar dururken erkeği dişisi ile ilişkiye giren erkek ve dişi şeytangibidir."(20)*

Burada hadîslerleverdiğimiz misaller benzememe türlerini açıklamak için değildir. Benzenilmemesigereken toplumların İslâm'ın dışındaki bütün bâtıl din ve ideoloji mensuplarınıiçine aldığını açıklamak içindir.

 (15) Sünenüt-Tirmizî,İst'izan 7, Hn. 2696.

(16) El-Menhelül Azbül-Mevrud Şerh-i Sünen-i Ebû Davud K.Taharet Babu Gaslis-Sıvak.

(17) Min Mirkatil-Mefâtih 4/563.

(18) İbn-ü Teymiye Îktizaus-Sıratıl-Müstakim sh. 84.

(19) Ebû Davud, Cenaiz Babün Fil-lahdi.

(20) Ebu Davud, Nikah 49.

* ŞEYTAN: Yüce Allah'ımızın sınırsız hikmeti gereği insânlaryeryüzünde kulluk denemesine tabi tutulmuş varlıklardır. Onlar bir taraftanpeygamberler ve mukaddes kitaplara yönlendirilip meleklerin ilhamlarıylaaydınlatılmışlar, diğer taraftan da şeytânın telkinlerine açık tutulmuşlardır.

İnsânlar tarafından kafa gözü ile aslî hüviyetleri içerisindegörülemeyen varlıkların bir bölümünü de cinler ve cin asıllı şeytânlaroluşturur.

Şeytânların varlığı, insânlara düşmanlığı, onlardankorunulması ve Allâh'a sığınılması gereği Kur'an-ı Kerîm'le bildirilmiş vePeygamberimiz'in hadîsleriyle açıklanmıştır. Bu sebeple şeytânlarınmevcudiyetine ve insânlara şer aşılayıcı vesveselere inanmakla mükellefiz.İslâm inanç sisteminin her bir esasına inanmış olsa da şeytânlarınmevcudiyetine inanmayan kişi kâfir olur. Tövbesiz kâfir ise ebedicehennemliktir.

Şeytânlar cin asıllı olup ataları İblis'tir. iblis de Hz.Âdem gibi nesillenmiştir.

Şeytânlar vücûd gözeneklerine nüfuz edebilen elektrikdalgaları gibi bir tür ateşten yaratılmışlardır. Yerler, içerler ve ürerler.İnsânlara, onların görmediği yönlerden yaklaşarak telkinlerde bulunurlar.

Şeytânlar Allâh'ın takdiri olmaksızın zarar veremezler. Onlaryalnızca düşmanlık yapar, vesveseleriyle şer aşılamaya çalışırlar.

Kur'ân'ın açıklamasına göre şeytânlar sapıttırarak, hulyalaradüşürerek, Allâh'ın yarattığı düzeni değiştirmeyi telkin ederek, dinin, biliminve olgun aklın çirkin bulduklarını güzel gösterip emrederek, fakîrlikten vekendi dostları olan kâfirler ve isyankârlardan korkutarak... düşmanlıklarınıyaparlar.

İnsânları cehennem azabına düşürecek amellere yöneltebilenşeytânlar vesveselerini insânların beyin hücreleri üzerinde yaptıkları doğrudanfiziksel bir etki ile mi yoksa uzaktan bilemediğimiz bir metodla mıvermektedirler, bunu bilemiyoruz.

Meteryalizme yöneltici ve ilâhi haramları işleticivesveseleri insânlara verebilirlerse de şeytânların bilgili, amelli ve ihlâslımüminler üzerinde yaptırıcı hâkimiyetleri yoktur.

 

 

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/3-tesebbuhunu-benzemenin-olumlu-olumsuz-kisimlari-ve-tarifi-16-352h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim