26- Giyimin Manevi Şartları

26- Giyimin Manevi Şartları
26- Giyimin Manevi Şartları

 

GiyiminManevi Şartları

İslâmîölçülere göre giyinmenin yukarıda açıkladığımız maddî şartları yanı sıra manevîşartları da vardır. Bunları elbiseyi helâl kazançlarla almak ve kibirdenkorunarak giyinmek şeklinde açıklayabiliriz.

Elbiseyi HelâlKazançla Almak        

İslâm,kazançları helâm ve haram olmak üzer ikiye ayırır. Yenilen gıdalar gibi giyilenelbiselerin de mutlaka katıksız helâl kazançlarla alınması gerekir.

Faiz,içki-kumar-fuhuş işletmeciliği, emeği sömürü, rüşvet ve aldatma gibi insanlarazarar verici çizgide sağlanacak haram kazançlarla alınacak giysiler, dıştankaliteli ve güzel görünseler de gerçekte lekelidirler, giyilemeyecek ölçüdepistirler. Maddi pisliklere bulaşmış elbiselerle insanların beğenisikazanılamayacağı gibi onlarla da kazanılamaz. Haram kazançlı giysilerle kabulolunur ibadet de yapılamaz.

-Allahşanını yüceltsin.- Peygamberimiz bu gerçeği bir hadîslerinde şöyleceaçıklamıştır: «Üzerinden çıkarıncaya kadar haram kazançla alınmış elbisegiyen kişinin namazı ve orucunu Allah kabul etmez.»1

Haramgiysilerle erdemli halk ve de Hak katında çirkinleşenler nasılgüzelleşebilirler.

Elbiseyi KibirdenKorunarak Giyinmek

İslâmîölçülere göre giyinmenin manevi şartlarından biri de elbiseyi kulca ve şükürduyguları içinde kibirden korunarak giymektir. Giyimi ibadet halinedönüştürecek de budur.

Büyüklükduyguları ve üstünlük iddialarını besleyecek ve fakir mü'minlerle temastanalıkoyacak bir giyim tarzı ve amacı elbette çirkindir. Allah'ın azabınauğratacak böylesine bir çirkinliğe bulaşmamaları içindir ki Peygamberimiz ilkmü'minleri ve onların şahsında bizleri öğütleri ile sürekli uyarmıştır.

Yararlanacağıbir öğüt vermesini isteyen sahâbi Ebül-Hacimiye, Allah'ın Resûlü şu öğütleriverir:

-Kovandakisuyu, isteyenin kabına boşaltmak ve mü'min kardeşine güler yüzle konuşmak gibide olsa iyi, güzel ve doğru olan hiç bir sözü, işi ve davranışı küçümseme;yapabilirsen hiç durma yap. Aman büyüklük duygusu içinde giyinme. Elbiseniyerlerde sürükleyerek çalım satmaya kalkma. Zira bu tür davranış kibirdir.Allah kibri; büyüklük taslamayı sevmez.

Biradam bildiği bir eksikliğini ortaya çıkararak seni aşağılarsa, sen bildiğinhatasını açığa vurarak onu aşağılama.

Buşekildeki olgun davranışının sevabı senin, ahlâk dışı davranışının günahı daonun olur.»2

Güzel Giyim Kibirmidir?

Anlamınısunduğumuz hadîsten açıkça anlaşıldığı üzere diğer insanlardan farklı ve üstünolmak amacı ile giyinmek kibirdir. Vicdan pisliği olan kibir ise Cehennem'edüşürecek büyük bir günahtır. Ancak farklı ve üstün olmak amacı ile değil detemiz ve güzel olmak gayesiyle giyinmek kibir değildir.

Ülkemizdeİslâm Dini'ni aslî güzelliği içerisinde tanıyamamış bazı kesimlerde güzelgiyinmeye çalışmak, doğrudan kibir olarak değerlendirilmektedir.

Hiçşüphesiz böylesi bir değerlendirme hatadır. Zira güzel giyim kibirle doğrudandoğruya bağlantılı değildir. Çünkü kibir bir rûh meselesidir. İnsanları küçükgörmek ve hakkı kabul etmemektir.

Aşağıdasunacağımız hadîs bu gerçeği açıklamaktadır.

Hz. EbûHureyre (r.a.) anlatıyor.

SevgiliPeygamberimiz verdikleri bir öğütlerinde:

-Kalbinde zerre miktarı kibir olan kişi (ceza görmeksizin) Cennet'e giremez, buyurdu, Onun(s.a.) bu ürpertici açıklaması üzerine birsahâbî sorar:

-                       Ya Resûlellah! İnsan elbisesinin beğenilir,ayakkabısının güzel olmasını sever. Bu kibir midir?

-                       (Hayır bu kibir değildir.) Zira Allah güzeldir, güzelliği sever. Kibir doğruyu kabul etmemek ve insanlarıküçümsemektir.» 3

Güzel Giyim KibreAracı Kılınamaz mı?

Güzelgiyimle kibir arasında doğrudan bir bağlantı olmamakla birlikte, dolaylı birilişki muhtemeldir. Bu ihtimal sebebiyledir ki Peygamberimiz gömlek, başlıkgibi her yeni elbise giydiğinde adını anarak Allah'a şöylece hamd ve duâetmiştir:

«Allah'ım!Sana hamdolsun. Bana bu elbiseyi giydiren sensin.

Allah'ım!Senden bu elbisenin hakkımda hayırlı olmasını diler, hayra yönelik olarakkullanılmasını isterim.

Buelbisenin şerrinden, kibir ve benzeri şer amaçlı olarak kullanmaktan sanasığınırım.» 4

Peygamberimizhamd ve duâ ederek örnek olmakla yetinmemiş ayrıca bizleri de teşvik etmiştir.

Örnekolarak sunacağımız bir hadîslerinde şöyle buyurmuştur:

«Birmü'min yeni bir elbise giyer ve ‘yaşadığım sürece gereken vücut organlarımıörteceğim ve güzelleşeceğim bu elbiseyi bana giydiren Allah'a hamdolsun' der,sonra da giyip eskittiği elbiseyi bir fakire bağışlarsa onun dirisi ve ölüsüAllah'ın koruması ve örtüsü altında olur.» 5

Giyimde Tevazu

Güzel giyimle kibir arasındakidolaylı ilişki sebebiyle şer doğabileceği içindir ki Peygamberimiz (s.a.)giyinirken hayır

talepetmiş, serden Allah'a sığınmışlardır. Ayrıca bizleri giyimde alçak gönüllüolmaya teşvik buyurmuş, güzelliği sade giyimde görerek tevazu içinde giyinenmü'minleri de şöylece müjdelemiştir:

«Birkimse lüks elbise alabilir durumda iken Allah'ın sevgisine ermek maksadıylatevazu gösterir de lüks elbise alıp giymezse, Kıyamet Günü'nde Allah o kulunudiğer insanların önünde huzuruna çağırır da ona îmanlı kullara has elbiseleriçinden dilediğini seçip giymek hakkını verir.»6

TevazuPejmürdeliğe Kapı Açmak Değildir

Burada mevzuumuzlailgili bir gerçeği daha duyurmak isteriz. Giyimde mütevazi olalım. Ancakmütevazi olalım derken pejmürdeliğe yönelmek; Allah'ın verdiği nimetleriüzerimizde göstermemek de büyük bir hatadır. Nitekim ilk mü'minlerdenEbul-Ehvas'ın bu hataya düştüğü için Peygamberimiz tarafından uyarıldığınıyukarı da örneklendirmiştir.

Şüphesiz Asıl Olan Suret Değil Sîretdir

Peygamberimiz,«Şüphesiz Allah sizin sûretlerinize, mallarınıza bakmaz. O, ancakkalplerinize ve amellerinize bakar.» buyurmuştur.7

Ne varki bazı kişilerin sandığı gibi bu hadîs, şeklin mutlak anlamdaki önemsizliğinideğil, ihlasın/iç duyguların görüntüye üstünlüğünü vurgulamaktadır. Zira namazve Hac gibi ibâdetlerimizde görüldüğü gibi, İslâm Dini'nde şekil, rûhutamamlayan bir unsurdur. Bu temel ibâdetlerimizde ihlâsın özü teşkil etmişolması, şekil şartlarına uymayı önemsizleştirmediği gibi, kalbin asıl olması daşekil güzelliğinin önemine gölge düşürmemektedir.

SözüAziz Peygamberimizin konumuza da ışık tutan bir duâsıyla bağlayalım:

Allah'ım!İçimi dışımdan daha güzel eyle. Dışımı da güzelleştir.

1-El-FıkhAlel-Mezabil-Erbaa, 2/9

2-EbuDavud, Libas 24.

3-Et-Tac5/32.

4-Et-Tac3/168.

5-Et-Tac3/167.

6-Müslim,Birr 28, R. Salihin, Libas B. İstihbabid Tereffu Fıl-Libasi

7-Et-Tac3/167, C.Sagîr (Innellâhe la yenzuru)

İmame/Başlık

Dış görünüşü oluşturan enönemli unsur olan başın örtülmesi İslâm'ın kılık - kıyafetle ilgili tercihidir.

Bu tercih şüphesiz erkekleriçindir. Zira kadınla­rın evlenebilecekleri erkekler yanında saçlarınıbütünüyle kuşatacak şekilde başlarını örtme­leri farzdır.

Kitabımızın birinci kısmındaAksesuarda Benzeme başlığı altında başın İmame vasıflı bir başlık ile örtü  örtülmesi konusunu bâtıl din ve ideolojimensuplarına benzememe yönünden incelemiştik. Burada bazı ilaveleryapacağız.  

Nûr sûresinin otuzuncu âyetiyleüreme organı ve çevresini örtmekle yükümlü kılınan Müslüman erkeklerin ayrıcabaşlarını örtmek gibi Kur'ânî bir görevleri yoktur. Ancak saç bırakan ve imametakan Sevgili Peygamberimizin izinde tercih etme görevleri vardır. Bu sebeplebaşlarını imame ile örtmedikleri için günahkâr olmazlarsa da örtmeleri halindeniyetlerine göre sevap alırlar.   

  İmame, üzerine sargı sarılan külah veyatakkemsi başlıktır. İmamenin sargısının bir ucunun omuzlar arasında dört parmakkadar uzatılması da peygamberimizin uygulamaları arasındadır.

-Allah şanını artırsın- O,namaziçin ayrı imame takmaz, taktığı imame ile namaz kılardı.

 İmame Âdet midir,Yoksa Uyulması GerekenSünnet mi dir?

İmame ile başın örtülmesininbir âdet olduğu ileri sürülmektedir. Bu görüş doğru da olabilir. Doğru olmasıhaline Hz.Peygamberin ve sahâbilerinin sürdürdüğü âdet olmuş olur. Yüce olanPeygamberimizin âdeti de yüce olacağı için bu âdet, duyarlı mü'minlerin izleyeceğiyol olur. 

Ne var ki, Peygamberimizinnamaz içinde ve dışında İmame  takması,bazı sahâbilerine bizzat eliyle imame/sarık sarması, vahiy meleği Cibril Aleyhisselâm'ın sarıklı olarak vahiygetirmesj, Bedir ve Hendek harplerinde Allah'ın lütfuyla yardıma gelen vegelişleri Kur'ân'la doğrulanan meleklerin imâmeli ol­ması ve asırlardırMüslümanların tercihine konu olması imameyi soyut bir âdet olarak değerlendiremeyeceğimizi  göstermektedir.İmamenin zaman zaman da olsamüstahab formunda Sünnet  bir görevolarak izlenip tercih edilebileceği gereğine işaret etmektedir. Şimdi delilleri görelim.

   -Allah şanını artırsın.-SevgiliPeygamberimiz; «İbn-i Avf'ın sarığını bizzat müba­rek elleriyle sarıp bir ucunuda omuzlarından dört par­mak sarkıtmış ve siz de böyle yapın.» şeklinde tavsiye­debulunmuştur.

Hz. Cabir'in anlatımına göre:«Allah'ın Resûlü, Mekke'nin fethi günü Mekke'ye başında siyah bir imame olduğuhalde girmiştir.»

Sahâbî Amr b. Hureys de  .«Hz. Peygamberi Minberde başında bir ucuomuzlarına sarkıtılmış, siyah bir İmame ile gördüğünü»  bildirmiştir. 32 (*)

        32- Sırasıyla bak.Enfal 9-11.Ümdetül-Karî Şerhü Sahihil-Buhârî K. Libas Babül-Amaim, Et-Tac 3/156.

* Burivayetlerdeki siyah renk ifadesinden Hz. Peygamberin daima siyah renkli İmamekullandıkları sanılmamalıdır. Zira Peygamberimizin giysilerde beyaz rengitercih ettiği ve beyazı teşvik buyurduğu bilinen bir gerçektir.

Mü'minleri duâsı üzerineMeleklerin imdada geldiğini de Kur'ân şöylece açıklamaktadır:

"Hani Rabbinizden nasıl yardım istediğinizi, O'nun da: - Ben sizebirbiri ardından inecek bin melek ile yardım edeceğim .- diyerek isteğinizenasıl karşılık verdiğini de bir hatırlayın.

Allah,bunu size bir müjde olması ve onunla kalplerinizin huzura kavuşması içinyapmıştı. Yardım ancak Allah katındandır. Çünkü Allah çok güçlü ve çok bilgeolandır."

 

Yardımagelen Meleklerin imâmeli olarak geldiklerini bil­diren vesîkalardan/belgelerdenbiri olan ve ilk mü'minlerin ne bü­yük çileler çektiklerini, Hendek harbindecereyan etmiş bir olayla dile getiren Hz. Hüzeyfe'nin rivayetini, kılık kıyafetdevrimi adına kanları akıtılan şehitlerimizin hatırasına hürmeten arzedelim. Hendek Harbinde Yardıma Gelen Melekler İmâmeliydi

«Hz.Hüzeyfe (r.a.) Hz. Peygamber'le geçen hatıralarını dile getirirken dinleyen birgrup şöyle dediler:

-Allah'ayemin olsun ki eğer biz Hz. Peygamber'e ulaşsaydık şöyle yiğitlik yapar, böylekahramanlık gösterirdik...

Hz.Hüzeyfe de:

-Bugibi temennilerde bulunmayınız, dedi ve şöyle nakletmeye başladı: Hendekharbinde, hiç birimizin parmağını dahî göremediği kapkaranlık bir geceydi.Dondurucu ve kavurucu öyle bir rüzgâr vardı ki böylesini hiç mi hiçgörmemiştik.

Karargâhımızınyukarı kısmında Ebû Süfyan kumandasındaki muhasarayı sürdüren Mekke ordusu,aşağı kısmında ise her an çoluk-çocuğumuza saldırabilecekleri kuşku vekorkusunu taşıdığımız Beni Kureyza Yahudileri vardı.

Aramızdakikalblerine îman akmamış münafıklar zoru gördüklerinden:

-Evlerimizhimayesizdir, gerekçesiyle izin istiyorlardı. Hz. Peygamber gerçek dışı olan bumazeretlerini kabul ediyor ve izin veriyordu.

Üç yüzkişi kadar kalmıştık. Hz. Peygamber teker teker bizi gözden geçirdi. Herbirimize hitaben:

-            Kıyamet günü benimle beraber olmakiçin kim bana düşman hakkında bir haber getirecek?

Hiçbirimiz kalkıp ‘Ben getireceğim' diye cevap vermedi.

Hz.Peygamber bu müjdeli arzusunu üç defa tekrarladı.

Aramızdanbir kişi çıkmıyordu.

Resûlullahbana yönelerek:

-YaHüzeyfe kalk! Bana düşman hakkında haber getir, emrini verdi.

Gerçektençok korkak bir adamdım. Soğuk da iliklerime kadar işlemişti. Beni düşmandan vesoğuktan koruyacak bir kalkanım da yoktu. Üzerimde karıma ait olup dizkapaklarımı aşmayan bir entari vardı.

Busebeple aslında kalkmak istemiyordum. Fakat Resulullah'ın beni ismen tasrihederek görevlendirmesi karşısında elbette yapacak bir şey de yoktu.

Hz.Peygamber (s.a.):

-            Dönüp bana haber getirinceye kadardüşmana hiç bir şey sezdirmeyeceksin, şeklinde uyanda bulunarak bana şöyle duâetti:

-            Allahım! Onu önünden ve arkasından,sağından ve solundan, altından ve üstünden gelebilecek tehlikelere karşı koru.

Resûlullah'ınbu duâsıyla birlikte yüreğime sinen korkudan, iliklerime kadar işleyen soğuktanbende eser kalmamıştı.

HuzuruPeygamberimden ayrılarak düşman karargâhına yaklaştım. Yanan ateşin ışığındagözetlemeye başladım.

Ateşesırtım dayamış olup böğrünü sıvazlayan iri yan bir adam şöyle deyip duruyordu:

-Burasıartık durabileceğiniz gibi bir yer değil. Muhasarayı kaldırıp dönmekten başkaçare kalmadı. Toparlanıp yola çıkmalı.

Meğerbu adam Ebû Süfyan imiş. Daha önce onu tanımamıştım.

Hemenbir ok çıkarıp yayıma yerleştirdim. Canı Cehenneme deyip atacaktım ki birdenHz. Peygamberin:

-            Dönüp bana haber verinceye kadardüşmana hiç bir şey sezdirmeyeceksin, şeklindeki ikazını hatırlayıp vazgeçtim.Okumu yerine koydum.

Kendikendime cesaret verip düşman karargâhına iyice sokuldum. Mekke ordusunun banaen yakın olan bölüğü Benî Âmir idi.

Busırada rüzgâr öylesine şiddetli esiyordu ki karargâhın altını üstünegetiriyordu. Rüzgârın savurduğu taşların eşyalarına çarpmasıyla yankılanansesleri işitiyordum.

Onlarda birbirlerine:

-            Ey Âmir Oğulları! Burasıdurabileceğimiz gibi bir yer değil. Haydi, yola revan olalım, deyipduruyorlardı.

Birtaraftan da süratle dönüş hazırlığı yapıyorlardı. Ben de dönmek için yerimdenayrıldım. Dönüş yolunu yanlamamıştım ki daha önce hiç görmediğim yirmi kadarsüvari ile karşılaştım. Başları İmameli idi. Bana şöyle dediler:

-Allah'ınelçisi efendine söyle: Allah düşmanlarına karşı onu korumuş, düşmanlarınınhakkından gelmiştir.

Hz.Peygambere geldim. Daraldığı ve üzüldüğü her zaman namaza durduğu gibi yinenamaza durmuştu.

Yaklaşmamıişaret buyurdu. Yanaştım ve durumu arzettim. Ne var ki vazifemi yapıp dönerdönmez tekrar üşüme başlamıştı. Neredeyse donacaktım. Hz. Peygamber üzerinenamaz kıldığı örtü ile beni sardı.

 (42) lbn-ü Kesîr, Tefsirul-Kur'ânil-Azîm,Ahzâb 13. âyet tefsirindeki iki rivayetten özetlenmişti

İslamiBaşlık İmamedir

İlkinsan topluluklarından itibaren kullanılmaya başlanan başlıklar içerisindeİmame yukarıda sunduğu-

1 (43)       Ümdetül-Karî, Şerhü Sahihil-Buhârî, K.Libas Babül-Amaim.

2 (44)       Et-Tac 3/156.

3 (45)       a.g.e. 3/156.

muz sözlü ve uygulamalı Sünnetçizgisinde İslâm'ın mensuplarına has bir başlık olmuştur.

İslâmDünyasında ve Osmanlılarda Başlık:

İslâm Dünyasında vehususiyleOsmanlı­larda başlık ana hatlarıyla İmame karakterini taşımış­tır.

Değişik toplum kesimlarini veresmî görevleri belir­lemesi itibariyle 66 dan fazla çeşitlilik arzeden Osman­lıbaşlığı 18. yüz yılın sonuna kadar İmame karakterini sürdürmüştür.

İslâm dünyasında bu İmamekarakterli başlığın 12 asır devam ettiği hususu üzerinde ittifak edilen bir ger­çektir.

«İslâm Dünyası Peygamberdevrinden beri değiş­tirmeden (12 yüz yıldan beri) külah - sarıktan kurulu birbaşlığı kullanmakta ve bunu dinin başlığı; simgesi saymaktadır.

Kendi yönetimi altındaki diğerdinlerden kişileri ay­rı renk ve şekilde giyinmeğe zorlamaktadır. Saygı anla­yışıbaşın kapalı tutulmasındandır.» 34

Osmanlı bünyesindebatılılaşmanın başladığı 18. yüzyıl başlarına kadar îmâme karakterli başlığınhaya­tiyetini sürdürmesi mü'minlerin Sünnet çizgisinde baş­lığa ve başlığın,kendilerine has/özgü olanına ne kadar önem verdiklerine delildir.

Bir dönemler uğruna masumkanları akıtılan ve halen Devrim kanunu olarak Anayasaya ile koruma altında tutulanve kullanmayanlar için Türk Ceza Kanunu'nun 222. maddesiyle ceza belirlenenşapkanın bir tek kullanıcısı kalmamasına rağmen ülkemizdeki imame karşıtıbaskıcı şartlar devam etmektedir. Ancak baskılar tam anlamıyla kaldırılsa bile,kültürel değişimler sebebiyle şapkanın bile yaşatılamadığı ülkemizde imameancak özel hayatımızda ve namazlarımızda yaşatılabilir. Bu sebeplenamazlarımızda İmame giyilmelidir.

Ümmet-i Muhammed'in 12 asırözel bir alâmet olarak ko­ruduğu İmameyi namazlarda olsun yeniden değerlendi­ripamelî hayatta uygulamaya koymalıyız. Bâtıl din ve ideoloji mensuplarına ait herhangi bir başlığın İmame­ye tercih edilemeyeceğini de bilmeliyiz.

Bubahsi Müfessir Mehmet Vehbi efendiden şu cümlelerle bitirelim:

«FahriRazî ve Nisabûrinin beyanlarına nazaran Bedir gazasında imdada gelen meleklerinsiması at üzerinde beyaz elbise ve beyaz sarıklı ve sarıklarının arkasındataylasan olduğu mervidir. Bu rivayet sangın merz-i ilâhiye muvafık (Allah'ınrızasına uygun) bir kisve-i İslâmiye olduğuna delâlet eder. Çünkü İslâm'aimdada gelen melekleri Cenâb-ı Hakk'ın sarık kisvesiyle göndermesi sarığınİslâmiyet için indellah müstahab (Allah katında sevimli) bir kisve olduğunadelil-i kâfidir. Binaenaleyh, sarıkla kılınan namazın sarıksız kılınan namazdanefdal olduğu kütüb-i şer'iyemizde mezkûrdur ve sarık mehâbet-i İslâmiyeyitezyid eden bir kisve-i diniyemiz olduğu cihetle muhafaza ve riayet olunmasıMüslümanlar için bir emr-i lâzımdır. Çünkü sarığın gayrı olan kisve; her nesuretle olursa olsun millet-i İslâmiyenin başka bir milleti taklidenalındığından elbette kisve-i asliyye-i İslâmiye diğerine müraccah olur.» (48)

(46) Bak. İslâm AnsiklopedisiSarık Maddesi. ‘■*7> Orhan Koloğlu, İslâm'da Başlık 1978 Ank. sh. 15. (48)Hulasetül-Beyan 4. Baskı 5/1855.

* Burivayetlerdeki siyah renk ifadesinden Hz. Peygamberin daima siyah renkli İmamekullandıkları sanılmamalıdır. Zira Peygamberimizingiysilerde beyaz rengi tercih ettiği ve beyazı teşvik buyurduğu bilinen bir gerçektir.

 

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/26-giyimin-manevi-sartlari-16-329h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim