25- Giyimle İlgili İslamî Şartlar

25- Giyimle İlgili İslamî Şartlar
25- Giyimle İlgili İslamî Şartlar

25- Giyimle İlgili İslamî Şartlar

Giyimle İlgili İslamî Şartlar

Giysikültür farklılığını yansıttığı ve tanıtıcı nitelik taşıdığı için İslâm Dini,kendisine inananlar için bağımsız ve özgün kimlik inşası amacıyla giyimleilgili ölçüler koymuştur.

.Dinimizinkoyduğu kuralları, verdiği emirleri ve yaptığı tavsiyeleri giyimin maddî vemanevî şartları olmak üzere iki ana kısımda inceleyebiliriz. Şartlarını Taşıyan Giyim İbadettir

Giyimkonusu işlenirken belirlenmesi gereken ilk konu onun bir ibadet görevi olduğugerçeğidir.

YüceAllah bütün yeryüzü varlıklarını, en güzel şekilde halk ettiği insan içinyaratmış, güneş, ay ve yıldızlar gibi göksel yaratıkları da ona hizmet verecekşekilde yapılandırmıştır. İnsanı da kendi zatına ibadet etmesi için halketmiştir.1

İbadetAllah'ın ve Peygamberi Hz. Muhammed'in emirleri ve yasaklarına itaat emektir.İnsan, ibadetiyle dünya hayatını anlamlandıracak ve Cennet'lere kavuşacaktır.

YüceAllah Kur'ân-ı Kerîm'de biz insanlara korumamız gereken yerlerimizi örtecekgiysiler verdiğini bildirmekte ve giysi ile ilgili uygulamamız gereken emirlervermekte ve yasaklar koymaktadır. -Allah şanını artırsın- Aziz Peygamberimiz deRabbimizin buyruklarına açıklık getirmektedir.

Kur'ânbütün Peygamberlerin ortak teblîği olan İslam Dini'nin son ilâhi yasalarınıiçeren İlâhi Kitap'tır. O, Muhammed'e indirilmiş Allah sözüdür. Giysi ileilgili emiler ve yasaklar, Kur'ân'la bildirilen ve Hz. Muhammed tarafındanaçıklanan yasalar olduğu için, bu yasaların gereğini yapmak ibadettir Busebeple giyimle alakalı olarak bilinmesi gereken ve uygulamayı vicdan zevkihaline getirecek temel konu budur.

-Endoğrusunu Allah bilir- Giysi ile ilgili ilahi buyrukların amacı, insanıbilinçlendirmektir; Allah'ın rûhu, malları ve toplumsal hayatı yanı sıra bedeniüzerinde de egemen olduğu bilincine erdirmektir. Bu ana sebebe bağlı olarakiçgüdüleriaklın ve ilâhi kuralların denetimine almaktır/aldırmaktır. İlişkilericinsiyet üzerinden değil kişilik üzerinden kurmaktır/kurdurmaktır. Toplumsalhayatın çekirdeği ve İslâmî düzenin ana kurumu kılınan aile hayatınayönlendirmektir. Sağlığı ve estetiği korumaktır. İlâhi irade gereği yasaklananzinadan ve zinaya götürücü işlerden sakındırmaktır.

GiyiminMaddi Şartları

Giyiminmaddî şartlarını, giysinin Kur'ân ve Sünnet buyruklarına göre başı ve vücuduörtecek şekilde sık dokulu ve geniş, giyinenin cinsiyetine uygun, helal kılınanmaddelerden yapılı, sadeliği içinde güzel, bâtıl din ve ideoloji mensuplarınıngiysilerine aykırı olması şeklinde özetleyebiliriz. Bunlardan ilki kadın veerkekte faklılık gösterirse de, diğerleri müşterektir.

A -ElbiseninKur'ân ve Sünnet Buyruklarına Göre Baş Dahil Vücudu Örtmesi, Sık Dokulu veGeniş Olması

Giysininbu maddî şartı, kadınlar ve erkeklerde farklıdır. Giysinin örtücü niteliği,kadını çağrıştırdığı ve ayrıntılı olarak düzenlendiği için önce kadın giysisinikonu edineceğiz.

KadınlarınGiysisi

Herhangi bir konunun İslam zaviyesinden bakılarak incelenebilmesi için -eğervarsa- Kur'ân âyetlerinden başlanması, Sünnet'le de örneklendirilmesi gerekir.

a- Kur'ân-ı Kerîm'de kadın giyimini konu edinenikisitemel olmak üzere üç âyet vardır. Bunlardan ilk indirileni, AhzabSûresi'nin 59. âyetidir Biz de bu âyetten başlayacağız.

Buâyette Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:

"EyPeygamberim! Eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadılarına söyle/emret.Cilbab'larını baştan aşağı sarkıtarak örtünsünler. Böylesi örtünmeleri (ahlâki çizgide yaşayan erdemli kadınlar olarak) tanınmalarına (bakışla,sözle ve elle) incitilmemelerine daha uygundur. Allah çokça bağışlayan vepek çok merhamet edendir."

Kadınınörtünmesi ile ilgili bu ilk emir, ikinci emir olan Nûr Sûresi'nin 31.âyeti gibiPeygamberimiz aracılığıyla verilmektedir.

Buemirlerin Peygamber devlet başkanı olan Peygamberimiz aracığıyla verilmesi,Kıyamet Günü'ne kadar İslâm'ı teblîğ ve uygulama konumunda olacak bütün ilimadamları, yöneticileri ve velîleri görevlendirmek içindir. Çünkü örtünme yalnızkadınları değil, Toplum Ahlâkı'nı oluşturup yaşatmak ve korumak konumunda olankadın erkek tüm ergenlerin yükümlülüğüdür.

Âyettegeçen Celâbîb kelimesi Cilbab'ın çoğuludur. Cilbab,sözlükte baş örtüsü, büyükçe baş örtüsü, boğaz çukurundan aşağıya doğru salınangiysi, vücudu bütünüyle örten örtü manalarına gelir.2  Ala harf-i cerli İdna fiili ilekullanıldığında vücudu baştan aşağı bürüyecek örtü olarak anlamlandırılır.

Cilbab emri, yarı çıplak gezinen kadınlaradeğil, baş örtüsütakan, ama gerdanlarını, göğüs çatallarını açıkta bırakan,ayaklarına halhal takınan ve bu şekilde Mescid-i Nebî'de cemaat namazlarınakatılan kadınlara verilmiştir. Ama cilbab emriyle nerelerin açıktabırakılabileceği, kimlere karşı örtünme ile yükümlü olunmayacağı ve şeklî birörtünme ile yetinilip yetinilmeyeceği, bir diğer anlatımla süs vasfını taşıyangiysi ve aksesuarların kullanılıp kullanılmayacağı açıklanmamıştır. Değinilenayrıntılar açıklanmamakla birlikte açıkta bırakılan organların kapatılmasıgereği öğrenilmiştir. Bu ayrıntılar daha sonra indirilen Nûr sûresinin 31.âyetiyle açıklığa kavuşturulmuştur.

Yapılanaçıklamalar ışığında Kur'ân'dan hareketle anlamlandırılması gereken Cilbab, Nûrsûesinin 31. âyetiyle vücut zînetinin kendilerine açılabileceği bildirilenlerindışındaki kişiler yanında -ev içinde veya dışında- giyilmesi gereken giysidir.Tek veya çok parçalı olabilir. Somutlaştırırsak cilbab, baş örtüsü ile birliktebir manto veya baş örtüsü ile beraber genişce ve uzunca ceket-etek ya daçarşaftan oluşturulabilir

Kur'ân'dandeğil de sözlük anlamlarından hareketle cilbabın yalnızca toplum içineçıkıldığında giyilecek dış elbise olarak ve cilbabın Kur'ân'n indirildiğitarihî dönemde hür ve cariye kadınların ayırımını sağlayan ve bu gün için dekullanımına gerek kalmayan giysi olarak değerlendirilmesi  doğru değildir.

Allah,Kur'ân'da "mü'min cariyeleriniz" ifadesini kullanırken ve cilbablaörtünme çağrısı mü'min cariyeleri de içine alan mü'minlerin kadınlarınayapılırken, mü'min cariyeleri, mü'minlerin kadınları kapsamı dışına çıkarmak,hür kadınlar gibi örtü ile yükümlü olmadıklarını söylemek, böylece yanlışyorumlara sebep olmak bize göre  hatadır.3

b-Kadın giyimi ilgili ikinci âyet Nûr Suresi'nin 31. âyetidir.

Buâyette Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

"Mü'minkadınlara söyle! Onlar da gözlerini cinsel amaçlı bakışlardan çevirsinler.Cinsel organlarını (dıştan görülür olmaktan; zinaya aracıkılmaktan) korusunlar. Yalnızca taiî olarak kendiliğinden görüneni dışındaki zînetlerini açığa vurmasınlar. Başörtülerini yakalarının üstüne salsınlar.Zînetlerini kocalarından, babalarından, kayınpederlerinden, oğullarından, üveyoğullarından erkek kardeşlerinden erkek kardeşlerinin veya kız kardeşlerininoğullarından, kendi kadınlarından yahut yasal olarak sahip olduklarıkimselerden yahut kendilerine bağlı olup cinsel isteklerden yoksun bulunanerkeklerden, ya da kadınların mahrem yerlerinin henüz farkında olmayan çocuklardanbaşka kimsenin önünde açığa vurmasınlar. (Yürürken)gizlediklerizînetlerini belli edecek şekilde ayaklarını yere vurmasınlar. Siz ey mü'minler!Hepiniz topluca günahlarınızdan dönüp Allah'a yönelin ki, kurtuluşa/esenliğeerişesiniz."

Âyet,Ahzab sûresinin 59.âyetinde olduğu gibi ‘Ey Peygamber!" hitabıile değil,"Söyle" emri ile başlamaktadır. Böyle olmakla birlikte ilkmuhatap Peygamberimizdir ve muhatap olma konumundaki bilgilendirici, uyarıcı veyönlendirici bütün yükümlülerdir.

"Mü'minkadınlara söyle" buyrulduğu için ilâhi emrin kendilerine iletileceğikadınlar da iman eden kadınlardır. Mü'min olmayan kadınlara bu gibi emirlerverilemez. Örtünme gibi emirlerin gereğini üstlenebilecekler; bilinçli olarakböylesi bir erdemle yükselebilecekler ancak inananlar olabilir.

Âyetinana buyruğu, belirlenen şartlar içinde kadınların Zînet'lerini açığavurmamasıdır. Anahtar kavram Zînet sözcüğüdür.

Zînet,Kur'ân'da pek çok sûrede elbise, süs ve güzel nesne gibi birbirine yakın fakatfarklı anlamlarda kullanılan bir kelimedir. Bu anlamlardan hareketle buradaçağrışım yapılabilecek manalar; elbise, süs nitelikli aksesuar, cinsel organ vebütün vücut olarak özetlenebilir. Gizlenemeyeceği için zînete elbise manasıverilemeyeceği gibi süs nitelikli aksesuar anlamı da verilemez. Ayetin birönceki cümlesinde cinsel organların korunması geçtiğinden bu anlam daverilemez. Bir tek ihtimal, vücut anlamında kullanılmış olacağıdır. Nûrsûresinin 58. âyeti de bu gerçeği doğrular.

Zînetsözcüğünün taşıdığı "güzel nesne" anlamı, bu anlamın Kurânda kullanılmışolması, âyetin bütünü, Hz. Peygamber dönemi uygulaması ve de İslâm alimleriarası genel kabul de zînetin vücut anlamını doğrulamaktadır. O halde âyetinzinetle ile ilgili bölümünün manası şöyle olur:

"...Tabîiolarak kendiliğinden görüneni dışında vücutlarını açığa vurmasınlar..."

Bu şekliyle âyet, bütünkadınların güzel konumunda olduklarına işaret etmektedir.

Kadın vücudunun kendiliğinden görünenkısmıneresidir?

SevgiliPeygamberimizin açıklamaları; uyarıları ve de ihtiyaç ve zarûretler görünenkısmın yüz, eller ve topuktan bir karış yukarısına kadar ayaklar olacağıdır.Başta Hanefi Mezhebi müçtehitleri olmak üzere İslâm bilginlerinin çoğunluğu bugörüştedir.4 İnsanın yaratılış düzeni de bunu gerektirir. Çünkü insanın yüzü kimliğiniyansıtan ana organıdır. Onun örtülü olması, kimliğini yansıtamaması anlamınagelir ki böylesi bir anlayış, kulluk görevini yapabilmesi için Rabbinin onaverdiği haklar ve hürriyetlerin kullanımını sınırlar. Üstelik kadının rahatnefes alabilmesi, özgürce bakabilmesi, konuşabilmesi, ihtiyaçları için ellerinive ayaklarını kullanabilmesi kaçınılamaz zarûretlerdir.

14 asıröncesinden başlayıp Kıyamet Günü'ne kadar devam edecek çizgide değişik coğrafibölgeler ve iklimler içinde yapılması gerekecek farklı üretimler, tarımsalfaaliyetler, muhtelif hizmetler, iştirak edilecek savaşlar ve yaşanabilecekfakirlikler, ancak kadınların katkısı ile karşılanabilecek ihtiyaçlar,çözümlenebilecek problemlerdir. Yüzleri, elleri ve ayakları örtülecekkadınların hayati aktivitelerini dinimizin gerektirdiği kolaylık ilkesi, içindeyapamayacakları açıktır.

Kaldıki "Tabîi olarak kendiliğinden görünen vücut organlarının yüz ellerve ayaklar olabileceği," Kur'ân'ın işaretleriyle ve -Allah şanını artırsın-Peygamberimizin onaylarıyla da doğrulanmıştır.

Mü'minerkeklere verilen cinsel arzulu bakışlardan korunulması ile ilgili Kur'ânîemir, Rabbimizin kadınlarla biatlaşması için Peygamberimize yüklediği görev,Hz. Musa'nın daha sonra eşi ve baldızı olacak kadınlarla konuşması yüzünkendiliğinden görünür kabul edilebileceğinin Kur'ânî işaretleridir.5

SevgiliPeygamberimizin, şeffaf bir elbise giyinik olduğu halde yanına gelen baldızıEsma'ya arkasını dönüp sarığından bir parça kesip vererek ergin kadınların yüzve eller dışındaki vücut organlarını örtmeleri gereğini vurgulaması; yüz biniaşkın mü'minler topluluğu ile yaptığı Veda Haccı'nda ihramlı kadınlarınyüzlerini örtmesini yasaklaması argümanlarımızdır. Veda haclarında kendisinesoru yönelten genç kadınla bakışan terikesindeki amcası oğlu Fazl'ın yüzünüelleriyle bizzat çevirirken, kadına yüzünü örtmesine ilişkin bir emir vermemeside delilimizdir.6

Peygamberimizin"Allah'a ve Ahiret günü'ne inanan kadın, ellerini ancak dirseklerin yarısınakadar açabilir." diyerek bizzat göstermesi, kızı Fatıma'ya yönelikbeyanlarında topuklardan dize doğru bir karış yukarısına kadar açılabileceğineonay vermesi ve bu onayını, eşi Ümmü Seleme annemizin sorusuna verdiği cevaptadile getirmesi, özetlediğimiz genel kabulü doğrulamaktadır.7

Üstelik Kur'ân'da ve Sünnet'tetabîi olarak kendiliğinden görünen zînetin, yüzü elleri ve ayakları içinealmadığını gösterir bir tek işaretin bile yer almamış olmaması, açıklananhükmün doğruluğunu pekiştirmektedir.

SaçlarGörünebilir mi?

Buradatabîi olarak kendiliğinden görünebilir zînet kapsamına saçlar alınabilir mişeklinde bir soru sorulabilir. Alınamayacağını âyet göstermektedir.Açıklayalım.

Hz.İbrahim'in teblîğ izlerinin görülebildiği Mekke ve Medine toplumlarıgeleneğinde saçların örtülmesi, asalet nişanı olarak varlığını sürdürüyordu.Ancak büyük çoğunluk örttükleri başörtülerini arkalarına salarak boyun vegerdanı açıkta bırakıyor, bir diğer anlatımla yaka yırtmaçlarını geniş tutarakgöğüslerini sakınmıyordu. Dönemimizde de modalaştırılan bu cahiliye geleneğiniyıkmak ve yapılması gerekeni belirlemek için Rabbimiz âyetin devamında şöylebuyurdu:

"...Başörtüleriniyakalarının üstüne salsınlar..."

Buradaanahtar kelime "hımar"ın çoğulu "humur"dur. Hımar soyut örtü değil, başörtüsüdür. Alkollü içki anlamında ki Hamr da ay köktendir. Hamr aklı, hımarbaşı örter. Ancak hımar kendisiyle boyun ve yaka yırtmaçlarının örtülerek göğüsbölgesinin kapatılabileceği büyükce baş örtüsüdür. Cilbab bunun daha büyüğüdür.Allahın kullanılmasını istediği hımar'dır.Yani baş örtüsüdür. Pek tabîi olarakhımar önce görevini yaparak saçlarla birlikte başı örtecektir. Peygamberimizindenetimindeki uygulama da böyle olmuştur.8

Hz.Aişe annemiz Hımarın/baş örtüsünün kullanımı ile ilgili ilâhi emrin verildiğigece Medine'de bir devrim yaşandığını şöyle anlatıyor:

Allah'ayemin ederim ki Allah'ın Kitabı'na iman ve onu doğrulama yönünden Ensar'ınkadınlarından daha bilinçlilerini görmedim. Erkekler, Allah'ın kadınlarlailgili olarak indirdiği örtünme ile ilgili âyeti, evlerine gelerek eşleri,kızları,kızkardeşlerive diğer kadın akrabalarına okuduklarında, onların her biri, elbiseleri vebulabildikleri kumaş parçalarından Allah'ın indirdiği hükme imanlarınıpekiştirmek için birer baş örtüsü hazırladılar. Ertesi gün sabah namazınabaşörtülerine bürünmüş olarak katıldılar. Sanki başlarında kumaştan kargalarvarmış gibiydiler. 9

Soruyacevabımızı özetleyelim:

Saçlar tabîi olara kendiliğinden görünür zînetkapsamına alınamaz.

Açıklamalarımızışığında net olarak görülebileceği gibi, İslâm kadını'nın giysisinin anaunsurlarından biri olan saçları içine alacak nitelikli baş örtüsü, Rabbimizinemridir.İnanırsınız- inanmazsınız, uygularsınız veya uygulamazsınız bu ayrı birkonudur.Ancak baş örtüsü Müslüman kadınlara yönelik ilâhi yasadır.

Örtünme Emrinin Kendilerine KarşıUygulanmayabileceği Kişiler Kimlerdir?

Nûrsûresinin 31.âyetinin buraya kadar açıkladığımız bölümleri şöyleceözetlenebilir:

Kadınlarınyüz, eller ve ayakları hariç; saçları, boyun ve göğüsler üstü gerdan bölgesidahil olmak üzere bütün vücutlarını örtmeleri, bir diğer anlatımla açığavurmamaları Rabbimizin buyruğudur.

Pektabîi ki kendilerine karşı vücudun örtüleceği kişiler bütün erkekler değil,yalnızca kendileriyle evlenilebilecek olan erkeklerdir. Kendileriyle ebediyenevlenilemeyecek olan erkeklerle, ailenin bir parçası olmuş yasal hizmetçikonumundaki kişiler, aile ile ilişkiler kurmuş cinsellikten kalmış erkekler,kadınlara ilgi duyacak yaşa gelmemiş çocuklar ve kadınlardan oluşan yakınçevre, kapsamın dışında tutulmuşlardır:

 "...Zînetlerini kocalarından, babalarından,kayınpederlerinden, oğullarından, üvey oğullarından erkek kardeşlerinden erkekkardeşlerinin veya kız kardeşlerinin oğullarından, kendi kadınlarından yahutyasal olarak sahip oldukları kimselerden yahut kendilerine bağlı olup cinselisteklerden yoksun bulunan erkeklerden, ya da kadınların mahrem yerlerininhenüz farkında olmayan çocuklardan başka kimsenin önünde açığa vurmasınlar...

       Vücut zînetinin gösterilebileceğikendileriyle ebediyen evlenilemeyecek olanlara Nisa Sûresi'nin 23.âyetiyleamcalar, dayılar ve süt kardeşler de dahil edilmiştir. İstisna edilenlerevlenilemeyecek olanlardır, kendilerine karşı cinsel kıskançlık duyulamayacakkişilerdir.

Vücutzînetinin yanlarında açılabileceği kişiler arasında "Kendi kadınları" şeklinde geçen kadınlar, Müslüman kadınlar yanı sıra -Doğrusunu Allah bilir-mümin erkekler tarafından kendileriyle evlenebilecek namuslu Ehl-i Kitapkadınları da içine alabilecek genişliktedir. Ancak örtünmenin amacı ahlâkîolduğu için, inananlardan da olsalar, fahişeler,lezbiyenler, dişi magazincilerve benzerleri, yanlarında vücut zînetlerinin açılabileceği kadınlar arasınaalınamazlar.

Ayettezikredilen "Yasal olarak sahip oldukları" anlamındaki ifade erkek veyakadın yasal statülü esirleri vesözleşmeli hizmetçileri içine alacakkapsamdadır.

İncelediğimizâyette, vücut zînetinin yanı başlarında açılabileceği kişiler arasında "...Kendilerinebağlı olup cinsel isteklerden yoksun bulunan erkekler..." şeklinde anılanlar, aile ileilişkili olup yaşamlarını alacakları maddî ve manevî yardımlarla sürdürecekolan cinsellikten yoksun yarı özürlü kişileri içine alır.

Kadınlar Zînetleri Olan VücutlarınıKendileri İçin İstisna Getirilenler, Örneğin Kardeşler ve Kayınpederler YanındaAçığa Vurabilirler mi?

Konumuzolan âyetin başında üreme organları ve çevresi anlamına Ferc'lerini korumalarıemredildiği ve Araf sûresinin 26.âyetinde giysilerin ön ve arka organlarmanasına Sevât'ın örtülmesi için verildiği bildirildiğinden, İslâm bilginlerigösterilemeyecek vücut bölümünün göbekle diz kapakları arasını içine aldığındagörüş birliği içindedirler. Birbirlerine helâl kılındıkları ve birbirlerininbütün vücutlarına bakabilecekleri için eşler pek tabîidir ki bu kuralındışındadır.

Kadınların, Kendilerine Vücut Zînetiniaçabilecekleri Kişilere Göğüslerini, Meme Altı Karın Kısmını ve Mukabili SırtBölgesini Gösterebilir mi?

Kur'ân'dave onun açıklaması olan Sünnet'te bu ve benzeri sorulara doğrudan açık cevaplarverilmemiştir. Tüm insanlığı ve bütün kültürleri kuşatacak olan bir dininuygulamayı, ihtiyaca, zarûrete, İslâm'la çelişmeyen örfe, kültürel düzeye,ensest ilişkilere kapı açıp açmayacağı ihtimaline, toplumun genel akışına vemü'min kadının ahlâkî tercihine bırakması gerekirdi. Gerektiği gibi deolmuştur. Ancak kadınların vücutlarını neölçüde açığa vurabilecekleri konusundadikkate almaları gereken genel kurallar vardır. Bu kuralara değinmeyi gereklibuluyoruz.

1-Kur'ân erkekleri, Müslüman olanlar ve olmayanlar şeklinde ayırdığı gibi, zinaedenlerle etmeyenler, gizlice dost tutanlarla tutmayanlar şeklinde deayırmaktadır. Ayrıca kendileriyle evlenilebilecek olanlarla evlenilemeyecekolanlar şeklinde de ayırıma tabi tutmaktadır. Müslüman kadınlar da buayırımları yaparak davranışlarını belirlemelidirler.10

2- NurSûresinin 58.âyetinde yasal olarak hizmetçileştirilmiş esirlerle ergenlikçağına ermemiş çocukların, belirlenen üç vakitte izin alarak yanımıza gelmeleriemredilmiştir. Peygamberimiz de annelerimizin odalarına izin alarak girmemiziöğütlemiştir. Amaç çıplak veya yarı çıplak olarak görülmeyi engellemek olduğunagöre, kadınlar yarı çıplak olarak nitelendirilebilecek şekilde vücutzînetlerini açığa vurmaktan kaçınmalıdırlar.

3- Nûrsûresinin 60. âyetiyle nikâh ümidi kalmamış yaşlı kadınların, vücut organlarıolan zînetleriyle kadınsı tavırlar sergilememeleri koşuluyla giysilerinin birkısmından arınabilecekleri açıklanmıştır. Bu da kadınsı duygulardan arınamamış,duygu coşkunluğundan korunamamış, ilgi duyacaklara cesaret verebilecekkadınların, zînetlerini açığa vuramayacağı gerçeğinden hareket etmelerinigörevleştirmektedir.

4-Yasaların korumacı, görsel ve yazılı medyanın geliştirici etkisiyle ensestilişkilere varan zinaların yaygınlaştığı ve tabîi görülmeye başlandığı dönemlerde, şerlere yöneltici vesîlerekapıları kapamak amacıyla vücut zînetini korumakgereği de kadınların davranışlarına yön verici olmalıdır.

5-Genelde her kadın, kendisine yönelik bakışların cinsellik içerip içermediğinikavrar, gözlerin hıyanetini sezer. Davranışların, yakınlıkların hangi amacayönelik olduğunu hisseder. Böylesi olumsuz bakışlar ve davranışlar dekadınlarımızı yönlendirici olmalıdır.

Müslümankadınlar izin verilen kişiler yanında zînetleri olan vücut organlarını neölçüde açığa vurabileceklerini yukarıda açıklanan kurallar çerçevesindebelirleyeceklerdir. Doğruları en iyi bilen Allah'tır.

Zînetin AçığaVurulma Yasağının Sebebi Nedir?

Nûrsûresinin açıklamaya çalıştığımız 31.âyetiyle zînetin açığa vurulmasınınyasaklanış amacı, soyut örtünme değildir. Amaç, insanı, Allah'ın bedeniüzerinde de egemen olduğu bilincine erdirmektir. Bu ana sebebe bağlı olarakamaç ahlâkîdir. Ahlâkî olduğu için, ölçülere uygun giyiniş sonrasında biledavranışların ahlâkîleştirilmesi gerekir.Bu gerçeği bir örnekle açıklamak içinRabbimiz bu âyette şöyle buyurmaktadır:

"...Kadınlaryürürken gizledikleri vücut zînetinin bilinmesi için; belli edecek şekildeayaklarını yere vurmasınlar..."

Kur'ân'ınindirildiği çevrede kadınlar ayaklarına süs olarak halhal takarlardı. Örtünmeemri öncesinde Hz. Aişe ve Ümmü Süleym gibi önder ve örnek kadınların mahremçevrelerince bilinir şekilde halhal takındığını biliyoruz.11 Bazıkadınlargösterir şekilde halhallı ayaklarını kullanarak işveli yürüyüşyaptıkları için Rabbimiz ayakların kullanımı örneği ile yasak getirmiştir. Busebeple âyetin bağlamımız içindeki anlamı şöyledir:

"...Kadınlardikkatleri üzerlerinde yoğunlaştırmak için tahrik edici bir tavırla çapkıncayürümesinler..."

Ayette örtüemrine ilave olarak, örtü ile kapatılan güzelliklerin bilinmesi gibi bir amacıngüdülmemesine vurgu yapılmakta, Kur'ân dilinde teberrüc olarak nitelen çapkınyürüyüş şekli bir örnek olarak verilmektedir. Konunun halhalla doğrudan birilgisi yoktur. Devrimiz cahiliyetinde halhalın yerini örneğin cinsel cazibeyiartırıcı yüksek ve ince topuklu ayakkabılar almıştır.

Örtüile kapatılan güzelliklerin bilinmemesi amacıyla Kur'ân'ın ve Peygamberimizindiliyle daha bir çok yasaklar konulmuştur. Örneğin seksi kokular sürünerekerkekler arasına çıkmak, gözlerden uzak mekânlarda erkeklerle buluşmak,,tokalaşma dahil cinsel haz amaçlı bedensel temasta bulunmak, işveli konuşmalaryapmak, eşlerin ve mahremlerin katılmadığı uzun yolculuklar yapmak, güzelleşmeamaçlı estetik ameliyatlar yaptırmak ve cazibeli renklerle desenli giysilergiymek/baş örtüler takmak...bütün bunlar Kur'ân ve Sünnet'e dayalı haram vasıflıyasaklardır.

Buradasöylenebilecek son söz, yalnızca fiziksel örtünmenin yeter olmadığıdır. Zatenörtünme emrini veren Rabbimiz, örtünmenin ancak daha verimli bir ortamoluşturabileceğini bildirmektedir. Fizik örtü, Takva örtüsü üstünegiyilebilirse amacına ulaşır. Kur'ân da böyle demiyor mu?

" EyAdemoğulları! Size açığa vuramayacağınız yerlerinizi örtmeniz ve güzelliknesnesi edinmeniz için katımızdan nimet olarak giysi maddeleri ve onlarıkullanma bilgisi verdik. Ama (örtünme emrimizi uygulamayı da içine alan) kulluk bilinci ve yaşamı olan Takva örtüsü daha hayırlıdır. İşte bu da, insanoğlunun öğüt alabileceği âyetlerden biridir."12

Zîneti AçığaVurmamanın/Örtünmenin Amacı Kadını Toplum Hayatından Dışlamak mıdır?

Yukarıdadeğinildiği üzere amaç, yaratılış sebebimiz olan ibadetin, giysiye ilişkinolanını yerine getirerek Rabbimizin egemenliği önünde eğilmek, Cennetlerinegirebilmektir. Bu ana gaye çizgisinde içgüdüleri aklın ve İslâm'ın kontrolünealarak özgün bir şahsiyet oluşturmak, aileyi koruyarak genel ahlâka katkısunmaktır.

Kadınıtoplum hayatından dışlamak, Allah'ın iradesine karşı çıkmaktır. Kadınların rûhîve bedenî duyarlılığı sebebiyle ilgi duymadıkları alanlar vardır. Ama Kur'ân veSünnet yasalarıyla erkeklere açık, fakat kadınlara kapalı alanlar yoktur.İstisnalar da pek azdır.

Erkeklerinyükümlü kılındığı namaz, zekât ve hac gibi görevlerle, içki, kumar ve zina gibiyasaklarla onlar da yükümlüdür. Erkekler gibi onların da eşlerini seçme, özelşartları içinde boşanma ve ekonomik görevleriyle uyumlu mîras alma haklarıvardır. Onların da üretime katılma, ticaret yapma, siyasi ve hukukî yöndenkendilerini ve diğer Müslümanları temsil ve tasarrufta bulunma hakları,gereğinde savaşlara katılma görevleri vardır. Hz. Peygamberin uygulamalarınaaykırılıkla kadınların İslâmî kurallara bağlı olarak yapabilecekleri sosyalatılımları bir tarafa, Cuma ve Bayram namazlarına katılımlarını bile engelleyenyaklaşımlar, İslâm'ı değil sahiplerini bağlar. İnsanı en güzel kıvamda erkek vekadın olarak yaratan ve onlara müşterek görevler yükleyen Allah'ın ve bütüninsanlara gönderilmiş Elçisinin kadınlar aleyhine ayırım yapması mümkün müdür?

İslâm'ınkadınlar için ev merkezli bir toplum hayatını önerdiği söylenebilir. Bu dadüşünebilen insanlığın büyük bedeller ödeyerek kavrayabildiği bir hakikattir.

Birilerininİslâm adına, diğerlerinin de laiklik adına haklarını ve hürriyetlerinikısıtladığı İslâm kadını, İslâmî çizgiden ödün vermeden ayağa kalkmayaçalışmalıdır.

Örtünme EmrineAykırılık Nasıl Bir Günahtır?

Allah'ınve Peygamberi Hz. Muhammed'in emirlerine uymak ibadet olduğu gibi aykırılık dagünahtır. Örtünme Rabbimizi emrettiği ve Peygamberimizin açıkladığı bir emirolduğu için bu emre aykırılık da günaha girmektir.

Kur'ângünahları Kebâir, Hatîat-Seyyiat ve Lemem olmak üzere üç kısma ayırır.13Peygamberimiz, büyük günahları, haksız yere insan öldürmek, zina yapmak, yeminederek zimmete mal geçirmek, faiz almak, namaz kılmamak, zkât vermemek vebenzerleriyle örneklendirir. Bu sebeple örtünme emrini çiğnemeyi orta derecedeSeyyiat-Hatîat türü günah olarak değerlendirebiliriz. Açıkladığımız âyetinsonunda "Siz eymü'minler! Hepiniz topluca tövbe edin/ günahlardan dönüpAllah'a yönelin." buyrulması örtünme emrini yerine getirmemenin haram birtavır olarak günah olduğunu göstermektedir. Örtünme sürekli bir ibadet olduğugibi örtüsüzlük de sürekli bir günahtır.

Kadın Giysisinin Sık Dokulu veGeniş Olması

Açıklamayaçalıştığımız kadın giysini konu alan iki Kur'ân âyetinde verilmeyen ayrıntılar,Peygamberimiz tarafından açıklanmıştır.

-Allahşanını artırsın- o,baldızı Esma örneğinde görüldüğü üzere vücudun içkısımlarını gösteren şeffaf elbiseli kadınlardan yüz çevirerek, onları çıplakkonumunda göstererek ve vücut hatlarını belirtici giysilerden sakındırarak,giysinin sık dokulu ve geniş olması gerektiğini öğretmişlerdir.14 

c-Kadın giyimi ile ilgili üçüncü âyet Nûr sûresinin 60. âyetidir.

Kadıngiyiminin iman temelli ahlâkî bir konu olarak değerlendirilmesi gereğine işareteden bu âyette Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

"Evlenme ümidikalmamış yaşlı  kadınların sözleri vedavranışlarıyla kadınsı tavırlar sergilememeleri koşuluyla siyablarınıçıkarmalarında sorumlulukları/günahları yoktur. Ancak her şeye rağmen (siyablarınıçıkarmayarak) iffetli davranmalarıkendileri için hayırlıdır. Allah her şeyi çok iyi işiten, çok iyi bilendir."

Siyab kelimesi Kur'ân'da elbise anlamındaki sevb'in çoğuluolarak geçmektedir.

"Siyabınıtertemiz kıl." Anlamındaki Müddessir sûresinin 4.âyetiyle, " ...Öğleyin istirahat için siyablarınızı çıkardığınız vakit..."anlamındakiNûr sûresinin 58. âyetinden hareketle Siyabı kişinin günlük çalışmalarında veinsanlar arası ilişkileri sırasında giydiği elbise anlamına geldiğinisöyleyebiliriz.Buna göre yaşlı kadınların elbiselerini çıkarmalarını ikişekilde anlayabiliriz.

 a-İnsanların, öğleyinistirahat halinde iken giydikleri çalışma elbiselerini çıkardıkları gibi onlarda elbiselerini namahremler yanında çıkarabilirler.

 

b-Onlar, diğer gençkadınların namahremler arasında giymekle yükümlü oldukları hımarı da içinealacak şekilde Cilbablarını çıkarabilirler. Ancak çıkarmamaları daha ahlâkîdir.

 

ErkeklerinGiysisi

Nûrsûresinin 30.yetiyle erkekler Ferc'lerini; ön ve arka organlarıyla yakınçevresini, kabul gören daha açık bir anlatımla göbekle diz arasını korumaklayükümlü oldukları için onların elbiselerinin, anılan bölgeyi örter nitelikteolması gerekir. Farz olan budur. Kadınların duygu sapmalarına sebebiyetvermeyecek şekilde giyinmeleri ise, haramlara yönlendirici olmama kuralınıngereğidir. İslâm'la çelişmeyen örf de belirleyici unsurlardandır.

MüşterekŞartlar

B- GiysininGiyenin Cinsiyetine Uygun Olması

Giyiminmaddî şartlarından biri de Elbisenin örtülmesi gereken yerleri örtmesi gereğikadar, içinde yaşanılan toplumun örfüne göre, erkeğin giydiği elbisenin kadınelbisesine, kadının giydiği elbisenin de erkek elbisesine benzememesidir, birdiğer anlatımla karşı cinsler arasında benzeşmeye sebep olmamasıdır. ÇünküPeygamberimiz, «Kadın elbisesi giyen erkeğe ve erkek elbisesi giyen kadınaAllah lanet etsin.» buyurarak Kur'ân çizgisinde yaratılış düzeni ileçelişen bu uygulamayı yasaklamıştır.15

Kadıngiysileri gibi erkek elbiselerini içine alacak bir diğer mühim şart daelbiselerin canlı varlıkların resimleri ve motifleri ile desenli olmamasıdır

C - ElbiseninYasak Kılınmayan; Helal Maddelerden Olması

Elbiseninhelal maddelerden yapılmış olması, Kur'ân'ın genel bir ifadeyle yasakladığı ölühayvan derileriyle, Sünnet'in yasak kapsamına aldığı yırtıcı hayvan derileridışındaki maddelerden üretilmiş olmasıdır.16 Erkekler için getirilen bir diğerşart da onların giysilerin tabîi ipekten yapılmış olmaması ve altın takılarihtiva etmemesidir. Çünkü Peygamberimiz, Kur'an doğrultusunda israf ve lükstürü haramlardan korunması gereken erkek yaratılışı ile çelişkili görerek ipekve atın kullanımını erkeklere yasaklamıştır.

-Allahşanını artırsın- O, şöyle buyurmuştur:

"Altınve ipek ümmetimin kadınlarına helâl, erkeklerine haram kılınmıştır."

"Dünyadaipek giyen kimse Ahiret'te giyemez." 17

Peygamberimizbir diğer hadislerinde altın yüzük takmayı da ateşten kora parmak sokmak olarakvasıflandırmıştır.

Busebeple meselâ mü'min tabiî ipekten üretilmiş gömlek giyemez. Altın yüzük,manşet ve kolye takamaz.

Ancak,erkek elbiseleri için yakalara, kollara ve diğer bölümlere ipekten süsyapılabilir. (18)

Haramakonu elbiselerden kaçınmadıkça giyimde meşruluğa ve güzele ulaşılamaz.

D - ElbiseninSadelik İçinde Güzel Olması

İslâmîgiyimin maddî şartlarından biri de sadelik içinde güzel olması, bir diğerifadeyle giyilen elbisenin vücuda uygunluğu ve renkleri arasında uyumluluğudur.

Vücudaoldukça büyük gelecek bir giysi ile renkleri canlı ve birbirine zıt olangiysinin güzel bulunmayacağı, muhatapların gözlerine dokunacağı, bakışlarıyoracağı ve hafife alınma nedeni olacağı bir gerçektir.

Busebeple vücuda uygunluğun ve renkler arası uyumun önemsenmesi gerekir. Giyimdeörtünme yanı sıra güzellik de amaçlanmalıdır. Çünkü Rabbimiz Kur'ân-ı Kerîm'debize, giysileri güzelleşmemiz için verdiğini açıklamaktadır:

 " Ey Âdemoğulları! Size açığavuramayacağınız yerlerinizi örtmeniz ve güzelleşmeniz için nimet olarak giysimaddeleri ve onları kullanma bilgisi verdik..."19

Güzelleşmeninamaç edinilmesi gerektiği içindir ki Rabbimiz süs

Ali Rıza DEMİRCAN

http://www.alirizademircan.net/25-giyimle-ilgili-islami-sartlar-16-330h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim