24- Hayâ İmandandır

24- Hayâ İmandandır
24- Hayâ İmandandır

24- Hayâ İmandandır

Utanma insanınyaratılışında var olan bir iç duygusudur. Ancak bu duyguyu geliştiren vebildirdiği haramlarla utanılacak durumları belirleyen de Hak Din'dir. Busebeble haya Din'dendir. Din'in, emirleri ve yasaklarıyla Allah'a ve insanlarakarşı gösterilmesini istediği manevî değerlerdendir.

Allah'ave âhiret hayatına inanmayan, önünde helâller ve haramlardan müteşekkil birhayat programı bulunmayan, İlahî muhâkeme, mükâfat ve ceza gerçeğini tahatturedip sorumluluk altında yaşamayan insanlar hayanın yüce hakîkatini kavrayamaz,bu duygu ile ürperemezler. Bunun içindir ki Peygamberimiz bir mü'min kardeşinehaya ile ilgili öğüt veren Ensari'ye şöyle buyurmuştur:

"- Haya'dan söz etmeyi bırak. ZiraO, îmandandır. (Oancak îmanla duyulur ve yaşanır.)"*

Utanmakadında daha güzeldir

Utanmaerkeklerde gereklidir. Fakat kadınlarda daha lüzumludur.

Utanmaerkeklerde güzeldir. Ama kadınlarda daha da güzeldir.

İslâmiölçülere göre utanma; kadın şahsiyetinin ayrılmaz bir parçasıdır. Utanmasını yitirenkadın tüm varlığını yitirmiştir.

İlkmü'minlerin kadınları utanmayı böyle anlıyor ve yaşıyorlardı.

Aşağıdasunacağımız örnek bunun delilidir.

İslâmsaflarında savaşırken şehîd düşen oğlu hakkında sormak için örtülerine sımsıkısarılmış olarak Hz. Peygamber'e gelen Ümmü Hallad isimli müslüman kadınaAshâb-ı Kiram'­dan bir zat şöyle der:

-(Ölen) oğlundan sormak için böyle örtülerine bürünmüş olarak mı geldin?(Hayret!)

Oda kısa ve müslümanca şu cevabı verir:

-Oğlumukaybetti isem hâyâmı kaybetmedim.*

Aile'de Çocuklar

Allah'ınKitabı'ndan:

"Ey îman edenler!Yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizikoruyun. Ateşin başında sert ve şiddetli, Allah emrine karşı gelmeyen, verilenemirleri olduğu gibi yerine getiren melekler vardır." Tahrim, 6

Çocuklarınana-babaları üzerindeki hakları

EbûlRâfi anlatıyor:

"Allah'ınResûlü­'ne sordum:

-Ya Resûlellah! Bizim çocuklarımız üzerinde haklarımız olduğu gibi onların dabizim üzerimizde hakları var mıdır?

O,bu sorumu şöylece cevaplandırdı:

-Çocukların(ana-) babaüzerindeki hakları (şunlardır:)

Çocuğagüzel bir isim vermek,

(Okuma,)yazmayıöğretmek,

(Allah'ın) Kitabı (Kur'ân'ı okumasını ve Kurân'ıninanç esaslarını, farz kıldığı vazîfelerle yasakladığı haram sözler ve işleri) çocuğa öğretmek,

Onuhalâl yollarla kazanılmış rızıklarla beslemek,

Yüzmeyive atıcılığı öğretmek,

Buluğaerdikten sonra evlendirmek."1

Diğer hadîsleregöre çocuk hakları

Hadîsimiz(ana-) babanın çocuklarına karşı yapmakla mükellef oldukları görevlerininönemli bir bölümünü öğretmektedir.

Bumevzudaki diğer hadîsleri ve İslâm bilginlerinin bu hadîsler üzerindekiyorumlarını incelediğimizde, aşağıdaki görevleri de ana-babanın görevleriarasında buluyoruz.

a-Çocuğu sünnet ettirmek,

b-Doğumundan sonra Akika kurbanı kesmek. Çocuğun doğumundan sonra bir şükürgörevi olarak Akîka kurbanı kesilmesi kişiye sevab kazandırırsa da kesilmemesigünahkâr kılmaz.

c-Yedi yaşından sonra yatakları ayırmak, namaz kılmayı öğretmek, kılmasını denetlemek,

d-(Örnek olarak) güzelce terbiye etmek,

e-Bulûğ çağına erdikten sonra nafakasını temin edebileceği bir sanat öğretmek;mümkünse bir dalda ihtisas yaptırtmak.

Ana-babayukarıda özetlenen görevlerini şüphesiz bizzat yapabileceği gibi, bilgili kişilerve kurumlar aracılığı ile de yapabilir.

Bugörevler çocuklarımızın üzerimizdeki hakları vasfındaki görevlerimizdir. Busebeble Akîka kurbanı dışındaki bu vazîfelerimizi yapmamak bizi günahkâr kılar.İlahî azaba sürükler. Kıyamet Günü çocuklarımızdan kaçmamıza sebeb olur.

Allahbu gerçeği Abese Sûresinin 33-38 âyetlerinde şöyle açıklıyor:

"Kıyametçığlığı geldiği zaman. O gün insan kardeşinden, anasından, babasından,karısından ve çocuklarından kaçar. O gün herkesin kendisine yetecek kadar derdivardır."

Ana-babalarçocuklarının yaptıklarından değil, kendi görevlerini yapıp yapmadıklarındansorgulanacaktır.

Çocuklarını terk eden babalar günahkârdır

Enesb. Muaz babasından nakille Allah'ın Resûlü'nün şöyle buyurduğunu anlatıyor:

"Allah'ınöyle kulları vardır ki Kıyamet Günü'nde Allah onlara (rızasına eren kullara hitapbuyurduğu gibi)hitap etmez, onları (günahlarından) arındırmaz ve onlara (sevgi nazarıyla) bakmaz.

(Dinleyicisahâbîler tarafından) soruldu:

-Onlar kimlerdir Ya Resûlellah?

-Onlar, ana-babasından yüz çevirip onları bırakıp giden evlat ile çocuklarınıterk eden baba(lar)ve bir dekendisine yardımda bulunan insanların iyiliklerini unutup onlardan uzaklaşannankör insan(lar)dır."2

Evlâdı terk maddî ve manevî olur

a-Hadîsimiz bir üst hadîste ve izahında açıklanan babalık görevleriniüstlenmeyerek çocuklarını terk eden babaların ilahi rahmete eremeyeceğiniaçıklamaktadır.

b-Hadîsimiz ayrıca nafakalarını temin etmekle mükellef bulunduğu eşini,çocuklarını ve fakir ana-babasını terk ederek, onları cemiyetin yardımınamuhtaç bir durumda bırakan kişinin ilahi azaba uğrayacak büyük bir günahkârolduğunu açıklamaktadır.

Peygamberimizbu hakîkati bir diğer hadîslerinde de şöyle açıklamaktadır:

"Nafakalarınıverdiği kişileri ihmal etmesi kişiye günah olarak yeter."*

İsim güzel değilsedeğiştirilmelidir

Usameb. Uhderi (r.a.) anlatıyor:

"Allah'ınResûlü­'ne gelen bir heyet içinde Usrum isimli bir zat vardı. Allah'ın Resûlüona sordu:

-Adınız nedir?

-Usrum.

Allah'ınResûlü ("Kes"anlamına emir kipi olan bu isimden hoşlanmadığı için o zatın adınıdeğiştirerek) şöylebuyurdu:

-Hayır; (buisim uygun değildir). Senin adın Zür'a (ekim alanı) olsun."3

Çocuğa güzel isim vermelidir

Çocuklarınana-baba üzerindeki haklarından biri de güzel isim vermektir.

a-Peygamberimiz çocuklara güzel isimler verilmesi hususuna büyük bir önemverirler, şöyle buyururlardı:

"KıyametGünü'nde isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağırılacaksınız. Busebeble güzel isimler veriniz."*

b-Peygamberimiz güzel isimlere örnek vermiş olmak için de şöyle buyururlardı:

"Peygamberlerinisimleri ile isimleniniz. Allah'ın en çok sevdiği isimler Abdullah veAbdurrahman'­dır.

İsimlerinen doğru; en uygun olanları Haris, Hüman (gibileri)dir. En çirkinleri ise Harb, Mürre (gibi isimler)dir."**

Açıklamabölümünde yer alan bu son hadîsi şöylece değerlendirebiliriz.

Sırasıylaen güzel isimler şunlardır:

a-Abdullah,

b-Abdurrahman ve Abdurrahman gibi kul manasına gelen Abd sözcüğünün Allah'ınisimleri-sıfatlarından biri ile tamlama yapılarak oluşturulan Abdulkerim,Abdülmecid, Abdulaziz, Abdullatif gibi isimler,

c-Kur'ân-ı Kerîm'de ve Sahih hadîslerde geçen Peygamber isimleri,

d-İyiye, güzele, doğruya çağrışım yaptıran ve İslâmî öğütlerle çelişmeyen isimler.

Hadîsimizolumlu isimlere örnek olarak kazanan manasına gelen Haris'i, azim manasınagelen Hümam'ı örnek verirken, olumsuz isimlere de savaş manasına gelen Harb'ive acı manasına gelen Mürre'yi örnek vermektedir.

Güzelisimlerin bir özelliği de Meryem Sûresinin yedinci âyetinin işaret buyurduğunükteye göre daha önce verilmemiş veya az kullanılmış olmasıdır.

Buradaönemine binaen hatırlatacağımız husus (d) bendindeki olumlu isimleri bizimkendi dilimizin kelimelerinden seçebileceğimizdir.

Peygamberimizgüzel anlamları ve hayırlı duyguları çağrışım yaptırmayan isimleri benimsemez,bu gibi isimleri değiştirirdi.

Hadîsimizve bir sonraki hadîs Peygamber'imizin bu nevi uygulamalarına birer örnektir.

PeygamberimizinUsrum ismini değiştirmesi, kesmek kökünden gelen "Kes" anlamıda bir kelimeolması sebebiyledir.

Birsonraki hadîste görüleceği üzere Peygamberimiz sert toprak anlamına gelenHazn'ı, yumuşak toprak ve yumuşaklık anlamına gelen Sehl ile değiştirmekistemesi de isimlerin güzel duygulara çağrışım yaptırmasını arzulamasındandır.Nitekim hadîs kaynakları bize Peygamber'imizin değindiğimiz amaçla isyankârkadın manasına gelen Âsiye'yigüzel manasına gelen Cemileile, siyah manasındaki Esved'i de beyaz anlamındaki Ebyez ile değiştirdiğini bildirmektedir.

Peygamberimizinikramcı kadın manasına gelen ve sahibine büyüklük duygusu aşılayabilecek olan Berre ismini de Zeyneb ile değiştirmiştir.

Busebeble isim verirken özen göstermeli, gerekirse istişare etmeliyiz. Böylece;

a-Yurdakul, Melek, Hakan, Başbuğ gibi kısmen İslâmî inanç esaslarına aykırı olupkısmen de büyüklük kompleksine düşürebilecek olan isimlerden sakınmalıyız.

b-Afet, Yıldırım, Savaş, Volkan ve Ateş gibi şiddet, korku ve ıstırap tedaiettiren (çağrıştıran) isimlerden de kaçınmalıyız.

Kötü isimde ısrar etmemelidir

Cübeyrb. Şeybe anlatıyor:

"Saîdb. Müseyyeb'e gelip yanına oturdum. Bana şu olayı hikaye etti.

DedesiHazn huzuruna geldiğinde Allah'ın Resûlü ona sordu.

-İsminiz nedir? O da Hazn'dır cevabını verince Allah'ın Resûlü (S.) -serttoprak- anlamına gelen bu ismi beğenmedi de şöyle buyurdu:

-Hayır; bu isim sana uygun değildir. Senin adın Sehl (olsun.)

(Nevar ki Hazn Allah'ın Resûlü'nün verdiği ve yumuşaklık mânâsına gelen Sehl adınıkabul etmedi ve bunu açığa vurarak;)

-Ben babamınbana verdiği ismi değiştirmem, deyiverdi.

Saidb. Müseyyeb anlatımına devamla bana şöylece sızlandı.

-İşte bu olaydan sonra bizim ailemizde sert mizaçlılık kökleşip-yaygınlaştı."4

Peygamber buyruklarına karşı inad zarara uğratır

a-Bu hadîs de bizlere isim verirken güzel manaları ve hayırlı duygularıhatırlatan kelimelerden isimler seçmemiz gerektiğini öğretmektedir.

b-Çocuklar ve torunlar babalarının ve dedelerinin yaptıklarından sorumludeğildir. Ne var ki onların amelleri çocuklar ve torunlar için daha zor kullukdenemelerine tabi tutulmalarına vesile olabilir.

Aşağıdasunacağımız hadîs bu gerçeğe işaret etmektedir.

"Namusluolunuz ki kadınlarınız da namuslu olsunlar.

Ana-babalarınızasaygılı-ikramkâr olunuz ki çocuklarınız da size saygılı-ikramkâr olsunlar."

c-Tabiin büyüklerinden ve âlimlerinden olan Saîd b. Müseyyebin aile fertlerindekisert mizaçlılık halinin dedesinin Allah'ın Resûlü'ne itirazındankaynaklandığına inanması ileri derecede bir îmanî hassasiyete sahipolmasındandır. Zira gerçek mü'minler kendilerine arız olan maddî ve manevîeksiklikleri, musîbetleri ve zararları nefislerindeki hatalardan bilirler.Çünkü Mevlâmız "...Uğradığın musîbet kendi nefsindendir..." buyurmaktadır.

Çocuklarımızı azabtan nasıl koruyalım?

YüceRabbimiz Tahrim Sûresinin 6. âyetinde şöyle buyurur:

"Eyîman edenler! Kendi nefislerinizi, hanımlarınızı ve çocuklarınızı, yakacağıinsanlar ve taşlar olan ateşten koruyunuz..."

Buâyet-i Kerime'nin indirilişinden sonra Ömer (r.a.) Hz. Peygamber'e (s.a.v.)şöyle sordu:

-"Ya Resûlellah! Biz kendi nefislerimizi (Allah'ın ve Resûlü'­nün emirlerine itâat ederek,yasaklarından kaçınarak) koruyabiliriz. Fakat eşlerimizi ve çocuklarımızı (ateş azabından) nasıl koruyabiliriz?"

Allah'ınResûlü (s.a.v.) şu cevabı verdi:

-"Allah'ın (size) emrettiklerini siz de onlaraemredersiniz, Allah'ın size yasakladıklarını siz de onlara yasaklarsınız. (Bu tutumunuz onları koruma olur)."5

Çocuklarımızı öğreterek ve örnek olarak korumalıyız

Ana-babalarınçocuklarına karşı en mühim görevleri Allah'ın emrettiklerini öğreterek onlaraemretmek, haram kıldıklarını da bildirerek onlara yasaklamaktır.

Ancakana-babalar bu vazîfelerini bizzat örnek olarak yapacaklardır. Öğütleri ileyaşayış şekilleri çatışan ana-babalar çocukları üzerinde olumlu değil bilakisolumsuz tesir bırakırlar. Çünkü onlardaki bu çelişkiyi gören çocuklarda ilahîemir ve yasakları hafife alma duygusu gelişebilir.

Torunum hoş kokulu çiçeğimdir

EbuBekre (R.) rivayet ediyor:

"Hz.Peygamber namaz kılıyordu. Secdeye varınca (torunu) Hasan sırtına ve boynuna sıçradı. Hz. Peygamber yeredüşmemesi için yavaşca secdeden kalktı. (Namazı süresince Hz. Hasan) bir kaç defa böyle yaptı. Namazıbitirince (buduruma şâhid olan) sahabîler sordular:

-Ya Resûlellah! Hasan'a (daha önce gösterdiğinizi) görmediğimiz bir ilgiyi gösterirken gördük.

Allah'ınResûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu:

-O dünyadan (banasevdirilen) hoşkokulu bir çiçeğimdir."6

Dedeler özel şefkat göstermelidir

Buhadîs çocuklarımıza ve torunlarımıza merhametli olmamızı, ibâdetlerimizsırasında bizleri meşgul etseler ve huzurumuzu bozsalar bile onlara karşısabırlı olup, korkutucu olmamamızı öğütlemektedir.

Buhadîsten sünnete bağlılık duygusuyla dedelerin torunlarına özel bir şefkatgöstermeleri lüzumunu da öğrenebiliriz.

Çocuk ağlamasını işitmedin mi?

EbûSaid El-Hudrî'den... (r.a.)

Hz.Peygamber (birsabah) sahâbîlereKur'ân'ın en kısa iki sûresini okuyarak sabah namazını kıldırdı. Namazıbitirince Hz. Muaz sordu:

-Ya Resûlellah! (Busabah) kıldırdığınızıgördüğüm namaz gibi (çok kısa) namaz kıldırdığınızı hiç görmedim. (Sebebi nedir? Açıklar mısınız?)

Allah'ınResûlü şöyle buyurdu:

-Arkamdaki kadınlar safından (yankılanan) çocuk ağlamasını işitmedin mi? Çocukla ilgilenmesiiçin (bir anönce anasını) salıvermeyiistedim.7

Çocuk analarına ve ana çocuklarına ilgigösterilmelidir

Allah'ınResûlü en büyük önemi "Gözümün nuru" dediği ve ibâdetlerin en camialısı olarakvasıf buyurduğu namaza verirdi. Böyle iken çocuk ağlaması karşısındaduygulanarak namazı kısa tutması, bizlere ana çocuklarına ve çocuk analarınakarşı özel bir alâka göstermemiz gerektiğini öğretmiyor mu?

Peygamberimizdöneminde çocuklu kadınlar sabah namazlarına katılıyorken, fitne olduklarıgerekçesiyle onların Cumâ ve Bayram namazlarına katılmalarına bile engel olanve asırlardır ülkemizde engelleyici uygulamanın devamına sebep olanâlimlerimiz-fakihlerimiz, Peygamberimizin toplum hayatımıza canlılık ve bilinçkazandıracak sünnetini çiğnemiş olmadılar mı? Çiğnenmesine sessiz kalınmayadevam edilmiyor mu?

Çocuklarınızı öper misiniz?

Hz.Aişe (r.a.) rivayet ediyor:

"(Torunları Hasan ve Hüseyin'i öpüpseverken çöl sakinleri olan) birkaç Arabî Allah'ın Resûlü'ne doğru çıka geldi.

(Allah'ınResûlü'nün torunlarını öpüp sevmesini tabîî bulmadılar da duygularını şöylece) açığa vurdular:

-Siz çocuklarınızı öper (sever) misiniz (Ya Resûlellah?) 

-Evet, elbette öper-severiz.

-Allah'a yemîn ederiz ki biz (çocuklarımızı) öpüp-sevmeyiz.

(Onlarınbu sözleri üzerine) Allah'ın Resûlü şöyle buyurdu:

-Allahkalplerinizden şefkati söküp almışsa ben ne yapabilirim?"8

Çocuklara acımayanlar hayırdan yoksundur

Enduygusuz insanlar bile çocuklara ilgi gösterirler.

Onlarakarşı sevgiye dönüşecek bir acıma hissi duymayanlar hayırdan bütünüyleyoksundurlar. Amelleri sebebiyle Allah'ın kalplerindeki şefkat duygularınısöküp aldığı bu gibi kimseler için ne yapılabilir ki?

Çocuklar ne zaman namaza başlatılır?

İbn-üHubeybe (r.a.) anlatıyor...

Çocuğunne zaman namaza alıştırılarak başlatılması husûsu Hz. Peygamber'e soruldu.

Allah'ınResûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu:

-Sağını solundan ayırt edebildiği zaman çocuğa (namazla ilgili bilgiler öğretinizve) namazkılmasını emrediniz.9

Çocuklar yedi yaşında namaza başlatılır

Çocuğunsağını solundan ayırabildiği yaşı bu mevzudaki diğer bir hadîsten yararlanıpyedi olarak anlayabiliriz. Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

"Yediyaşına vardıklarında çocuklarınıza namaz(la ilgili bilgileri öğretiniz ve onlara namaz) kılmalarını emrediniz.

Onyaşına geldiklerinde (namaz kılmazlarsa namaza alıştırmak için gerekirse sembolik olarak) onları dövünüz.

(Kızkardeşler bile olsalar bu yaştaki çocuklarınızın) yataklarını ayırınız."*

Çocuğa Hac yaptırılır

İbn-üAbbas'dan... (r.a.)

Allah'ınResûlü (Medine'yeotuzaltı mil uzaklıktaki) Ravha mevkiinde develer üzerinde yol alan bir kafileile karşılaştı. (Karşılaşıncada topluluğa hitap ederek):

-Bu toplulukkimlerdir? buyurdu.

-Mü'minleriz, dediler ve;

-Sen kimsin? sorusunu yönelttiler. Hz. Peygamber de:

-Ben Allah'ın Resûlüyüm, buyurarak kendisini tanıttı.

Busırada bir kadın çocuğu(nu) Hz. Peygamber'e (s.a.v.) doğru kaldırarak sordu:

-Bu çocuğa hac var mıdır?

-Evet vardır: (OnaHac yaptırırsın.) Sevabı da senin olur.10

Çocuğun Hac sevabı ana-babanındır

a-Hadîsimiz, farz olduğu zaman küçük çocukların Haccın tehir edilmesine vesilekılınmaması gereğini öğretmektedir. Hadîsimiz çocukları ibâdetlere alıştırmanınlüzumunu da duyurmakta, ayrıca aşağıdaki gerçeklere de işaret buyurmaktadır.

b-Küçük yaşta iken, çocuğa yaptırılan Hac onun hac görevini düşürmez. Büyüdüğü veşartları tahakkuk ederek kendisine Hac farz olduğu zaman bu görevini yerinegetirecektir.

c-Çocuklarına Hac yaptıran ana-baba, yaptırdıkları Haccın sevabını alırlar. Onlarölümlerinden sonra çocuklarının kendileri için yapacağı haccın sevabını daalırlar. Pek tabîîdir ki ana-babaları için hac yapan çocuklar da büyük mükâfatalırlar.

Peygamberimizşöyle buyuruyor:

"Kimanası veya babası için hac yaparsa Allah katında o, isyankâr idiyse deana-babaya itâatkâr bir kul olarak yazılır.

YapılanHac da kendisi için Hac yapılan ana veya babanın üzerindeki Hac borcunudüşürür. Bu hac sebebiyle o ana veya babanın rûhu da semada melekler tarafındanmüjdelenir."*

Çocuğun için harca

EbûHüreyre'den... (r.a.)

Hz.Peygamber (s.a.v.) (bir öğütlerinde) sadaka verilmesini emir buyurdu.

Biradam (söz aldıda) şöylededi:

-Ya Resûlellah! (Sadakaolarak verebileceğim) bir dinarım var. (Ne tavsiye buyurursunuz?) 

-Onu kendine harca.  

-Ya Resûlellah! (Sadakaolarak verebileceğim) bir dinarım daha var.

-Onu da çocuğun için sarfet.

-Bir başka dinarım daha var, (Ya Resûlellah!)

-Onu dahanımına ayır.

-Verebileceğim bir dinar daha var.

-Onu da hizmetçine veriver.

-Daha da var (YaResûlellah!)

-Onuverebileceğin kişiyi sen daha iyi bilirsin.11

Çocuklara yapılan harcama da sadakadır

Bazımü'minler sadakayı aile fertleri dışındakilere yapılan yardım olarakdeğerlendirmektedirler. Oysaki bütün faydalı sözler, davranışlar ve işler birersadaka olduğu gibi nefsimize, eşimize ve çocuklarımıza yaptığımız harcamalar dabizlere sevab kazandıran birer sadakadır.

Mevzuumuzlailgili bir hadîslerinde Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

"Allah'ınrızası yolunda verdiğin, bir köle azadı için tahsis ettiğin, bir yoksulatasadduk ettiğin ve eşine-çocuklarına harcadığın para(lar yok mu?) Bunlardan sevabı en çok olanıeşine-çocuklarına harcadığındır."* 

En hayırlı sadaka dul kızına verdiğindir

Suraketüİbn-ü Malik (r.a.) rivayet ediyor:

"Hz.Peygamber (bize)şöyle buyurdu:

-(Vererekfazîletine erebilmeniz için) size en değerli sadakayı bildireyim mi?

(-Bildir ya Resûlellah.)

-(Kocası öldüğü veya boşandığı için) sana dönüp gelen ve senden başka geçimini temin edecekkimsesi bulunmayan dul kızın için harcadıkların (en değerli sadakadır.)"12

Malının üçte birini dağıt

Sa'dİbn-ü Ebu Vakkas (hastalığı sırasında) kendisini ziyarete gelen Allah'ınResûlü'ne (s.a.v.) sordu:

-Ya Resûlellah!Benim çokça malım var. Biz kız(ım)dan başka da varisim de yok. Malımın üçte ikisiniAllah için fakirlere dağıtayım mı?

-Hayır, üçte ikisini dağıtma.

-(YaResûlellah!) Yarısınıdağıtayım mı?

-Hayır.

-Üçte birini(dağıtmama ne buyurursunuz?) 

-(Evet,) üçte birini dağıt. Üçte biriçokçadır.

(YaSa'd!) Seninvarislerini zengin olarak bırakman, insanlara ihtiyaç arzedecek fakirler olarakbırakmandan daha hayırlıdır.13

Malın ancak üçte biri vasiyet edilebilir

Buradakişinin ölümünden sonra geçerli olmak üzere malının ne kadarının tasaddukedilmesini vasiyet edebileceği hususunda aşağıdaki bilgileri vermekte faydagörüyoruz:

İslâmâlimleri varisleri zengin olan kişinin malının üçte birini fakirlere veya hayırmüesseselerine vasiyet etmesinin doğru olacağı görüşünde birleşiyorlar.

İslâmDîni'nin vasiyetle ilgili düstûrlarına göre kişinin geride bırakacağı para-malyekûnunun üçte birinden fazlasını vasiyet etmesi caiz değildir. Vasiyet etmesihalinde vasiyeti geçerli değildir. Zira Peygamberimiz "Amellerinize vereceği mükâfatlarafazlalık olarak Allah, ölümünüzden sonra yararlanacağınız şekilde, vasiyetyoluyla malınızın üçte biri üzerinde tasarruf etmek hakkını da size verdi." buyurmuştur.*

Kocan ve çocuğun yardımına daha layıktır

İbn-üMesud'un eşi Zeyneb Allah'ın Resûlü'ne (s.a.v.) geldi ve şöyle dedi:

-Ya Resûlellah!Siz bugün sadaka verilmesini emir buyurdunuz. Ben de yanımda bulunan süs eşyamısadaka olarak vermek istedim. Ne var ki zevcim İbn-ü Mesad başkalarından çokkendilerinin daha layık oldukları inancıyla süs eşyamı kendisine ve oğlunabağışlamam gerektiğini ileri sürdü. (Siz ne buyurursunuz?)

Allah'ınResûlü (s.a.v.) şu cevabı verdi:

-İbn-ü Mesud doğru söyledi. Gerçekten kocan ve çocuğun kendilerine bu süseşyasını bağışlayabileceğin en layık kişilerdir.14

Kadının kocasına yardımında sevab vardır

Karısıdave çocuklarına yedirip-içirip giydirerek yaptığı harcamalar, kocaya sadakasevabı kazandıracağı gibi meselâ babasından veya ilk kocasından kendisineintikal eden malla fakir kocasına ve çocuklarına yapacağı harcamalar da kadınasadaka sevabı kazandırır.

Hadîsimizbu gerçeği açıkladığı gibi aşağıda sunacağımız 15 numaralı hadîs deaçıklamaktadır.

Çocuklarına harcadığının mükâfatını alırsın

Allah'ınResûlü'nün eşlerinden olan annemiz Ümmü Seleme (r.a.) anlatıyor:

"Allah'ınResûlü'ne sordum:

-Ya Resûlellah! (Öleneşim) EbuSeleme'den olan çocuklarıma yapacağım harcamada bana sevab var mıdır?

-(Ya ÜmmüSeleme!) Onlaraharca. Zira onlara harcadığının mükâfatını (mutlaka) alırsın."15

Koca malından yetecek kadarını almakta günah yoktur

Hz.Aişe'den.. (r.a.)

EbûSüfyan'ın karısı Utbe kızı Hind, Allah'ın Resûlü'nün yanına gelerek şöylesordu:

-Ya Resûlellah!(Kocam) EbuSüfyan gerçekten son derece cimri bir adamdır. Bana ve çocuklarıma yetecekkadar nafaka vermediği için ben de onun bilgisi dışında malından (ve parasından) bir miktarı aldım (ve alıyorum.) Bundan ötürü bana günah var mıdır?

Allah'ınResûlü (s.a.v.) şöyle buyurdu:

-Onun malından aşırıya kaçmayacak şekilde sana ve çocuklarına yetecek kadarınıal. (Bundanbir günah yoktur.)16

Malvarlığı varken normal hayat standartlarına göre karısına ve çocuklarına harcamayapmayan kocanın malından karısının kendisine ve çocuklarına yetecek kadaralmasının caiz olduğuna bu hadîs delildir.

Çocukların birini diğerine tercih etmek

Hz.Ali'den... (r.a.)

Hz.Peygamber bizi ziyaret etti. Geceyi de aramızda geçirdi. Hasan ile Hüseyinuyuyordu. (Birara) Hasan (uyanıp) su isteyince, kâseye su koymakiçin Hz. Peygamber kırbaya doğru kalktı ve su içirmek için Hasan'ın yanınageldi. Fakat Hüseyin(de uyanmıştı) içmek için su kâsesine yapıştı.

Allah'ınResûlü (s.a.v.) Hüseyin'in içmesine engel oldu. Su içirmeye Hasan'dan başladı.Bu sırada Fatıma söze girip:

-(Babacığım) Hasan'ı daha çok seviyorgibisiniz, deyiverdi.

Allah'ınResûlü (s.a.v.) ise şöyle buyurdu:

-Hayır (hayır sandığın gibi değil, ne varki) ilk defaHasan su istedi.17

Çocuklarının her birine bağışta bulundun mu?

Nu'manibn-ü Beşir (r.a.) anlatıyor:

"Babambana (birparça mal) bağışladı.Fakat annem Amretü b. Revaha (buna razı olmadı.) Allah'ın Resûlü bu bağışa şâhid ol(up tasvip buyur)madıkça ben bu bağışa katiyetlerazı olmam, dedi.

(Babamda) yaptığıbağışa şâhid tutmak (ve tasvibini almak) için Hz. Peygamber'e geldi. (Durumu arzetti).

Allah'ınResûlü babama sordu:

-Çocuklarının her birine bunun gibi bir bağışta bulundun mu?

-Hayır (YaResûlellah!)

-(Sakın ha ayrıcalık yapmayın.) Allah'ın emirleri ve yasaklarına aykırı gitmektenkorunun. Çocuklarınız arasında adâletli davranın.

(YaAbu Nu'man!) Benadâletli olmayan uygulamaya şâhidlik etmem.

Nu'manİbn-ü Beşir diyor ki:

Babam(eve) döndü ve bağışlamaktan vazgeçti."18

Çocuklar arasında adil olmalıdır

Ana-babanıngörevlerinden biri de kız erkek ayırımı yapmaksızın çocukları arasında tam biradâlet göstermektir. Şüphesiz adâlet sevgi ve saygının artmasına, adâletsizlikde azalmasına sebeb olur. Üstelik itâatsizliğe de sevkedebilir. OysakiPeygamberimiz çocukların itâat etmesine yardımcı olunmasını öğütlemektedir.

Evet,bazı çocuklar Allah'ın emirleri ve yasaklarını çiğneyebilmekte, ana-babalarınakarşı olumsuz davranışlar sergileyebilmektedir. Bu gibi evlatlara günahişlemelerine engel olucu bazı geçici kısıtlamalar yapmak Rabbimizin "...Günah olan ve düşmanlık doğuranişlerde yardımlaşmayın.." emrine itâatin bir gereği olur. Ancak bu gibidurumlarda dengeyi korumak, adâletsizliği meşrulaştırmamak lazımdır.

Buradadeğinmek lüzumunu hissettiğimiz çok daha önemli üç hususu şöyleceaçıklayabiliriz.

Kızı mîrastan düşürmek cennetteki mîrası düşürür

a-Allah'ın ve Peygamber'inin varis kıldığı kişileri ancak Allah ve Peygamberimîrastan düşürebilir. Bu sebeble kız çocuklarına mîras bırakmamak için malıerkek çocuklarına vermek Allah'a karşı günahların, çocuklara karşı dazulümlerin en büyüğüdür. Ciddi bir müslüman ahiret mutluluğuna zarar verecekböyle bir aşağılık işi yapamaz.

ZiraPeygamberimiz bu mevzuda şöyle buyuruyor:

"Varisininmalından kaçıran kişinin Kıyamet Günü'nde Allah Cennetteki mîrasını düşürür."*

"Kişiyetmiş yıl hayırlı insanların ameli (gibi) amel eder. Fakat vasiyet ettiği zaman (bazı varislerini mîrastandüşürücü bir şekilde) zülmedici bir vasiyette bulunur da amllerinin en kötüsü ile (amel kitabı) mühürlenir. Böylece o kişiCehennem'e yol açar...*

Kâfir evlâda mal bırakılabilir mi?

b-Müslüman ana-baba kâfir olan oğullarına varis olamayacakları gibi kâfir olanoğullar da müslüman ana-babalarına varis olamazlar.**

LâkinTürk toplumunda yürürlükte bulunan yasalar ise böyle bir hükmü taşımamaktadır.

Budurumda mesela çocuklarından biri şuurlu bir Marksist olan ve bu bâtıl inancınıyıllardır sürdüren ve sürdürmekte kararlı olduğunu da dile getiren kâfir birevlada mîras bırakmamak için ana-babanın sağlığında bazı girişimlerde bulunmasıadâletsizlik değildir. Kanaatimize göre işi yerli yerinde yapmak olan adâletinde bir gereğidir.

Erkek ve kız çocuğa eşit pay adâlet midir?

c-İslâm Mîras Hukuku'nda geride eşi ve çocuklarını vâris bırakan kocanın eşisekizde bir pay alır. Erkek çocuklar da kız çocuklarının iki katı pay alırlar.Bu durumda laik Türk hukukunda ise eş dörtte bir, çocuklar da eşit pay alırlar.

İnsanlarınkoyduğu yasalar Allah'ın helâl kıldıklarını haram kılamayacağına göre geleceğigörebilen müslüman için ortada ciddi bir mesele vardır. Gerçi kişi ölümündensonra yapılacak olanlardan sorumlu değildir. Ancak gerçekleşmesi muhakkak olanBâtıl'a rıza gösterilmesi de uygun değildir. Şimdi misalimizdeki kocanın, diğerbir ifadeyle babanın eşi ve kız çocukları için Allah'ın belirlediği mîraspaylarına dokunmaksızın ilahî rızaya uygun düşecek bazı düzenlemeler yapması dadînimizin ölçülerine ve de kanaatimize göre adâletsizlik değil, adâlettir.

Niçin erkeğe iki pay

Buradadoğması muhtemel "niçin erkeğe iki, kıza bir pay" sorusunu kısacacevaplandıralım.

İslâmAile Hukûku'na göre erkek evleneceği kadına -ön tazminat olarakvasıflandırabileceğimiz- mehir vermekle yükümlüdür. Ayrıca çalışarak veyaçalışamaması halinde İslâmî Toplum Düzeni'nin zekât fonundan yardım alarakkadının ve çocukların nafakasını temin etmek de kocanın vazîfesidir. Fakirolmaları halinde ana-babaya bakma görevi de erkek çocuğundur.

Anlaşılacağıüzere kadının hiçbir malî görevi olmamasına karşın erkek çok yüklü mâlîvazîfelerle mükelleftir.

Vazîfelerinhaklar doğurması ise adâletin gereğidir.

Erkeğeiki pay verilmesi görevlerini yapabilmesi içindir. Evet ana hikmet budur.

Kadınınmalî görevleri olmadığı için o yalnız, erkek kardeşle mîrası paylaştığı zamandeğil, tek başına varis olduğu zaman da erkeğe nazaran yarım pay almakta; onaterekenin erkeğe verildiği gibi bütünü değil yarısı verilmektedir. Diğer yarısıise İslâmî Toplum'a kalmaktadır.

"Niçinerkeğe iki, kıza bir" sorusuna verdiğimiz cevap, "Niçin kocaya dörtte bir, kadına sekizde bir," sualine de cevaptır.

Küçük çocuk üzerinde ana daha çok hak sahibidir

Abdullahb. Amr'dan... (r.a.)

(Beraberindeçocuğu olan) birkadın Hz. Peygamber'e geldi ve şu ma'ruzatta bulundu:

-Ya Resûlellah! Bu benim çocuğumdur. Karnım ona mahfaza, bağrım ona yuva, göğsümde ona ab-ı hayat oldu. (Babası beni boşadı ve şimdi de) onu benden ayıracağı inancı (ve çabası)nda. Siz ne buyurursunuz?

Allah'ınResûlü (s.a.v.) şu hükmü verdi:

-(Küçük olduğuve ana bakımına daha çok muhtaç olduğu için) evlenmediğin sürece (onu beraberinde bulundurmaya) sen daha çok hak sahibisin.

(Babasıonu senden koparamaz.)19

Yavrucuğum niçintaşlıyorsun?

Rafib. Amr'dan... (r.a.) şöyle anlatıyor:

"Çocukluğumda...Ensar'dan bir sahâbînin hurmalığını taşlamıştım. (Yakalanıp) Hz. Peygamber'e götürüldüm.

Hz.Peygamber(Beni şöylece) sorguyaçekti:

-Yavrucuğum! Hurma ağaçlarını niçin taşlıyorsun?

-(Düşüreceğimhurmaları) yemekiçin.

-Ağaçların altına düşenlerden (temizleyip) ye. Fakat hurma ağaçlarını taşlama.

Rafidiyor ki:

-Sorgulamadan sonra Allah'ın Resûlü (s.a.v.) başımı okşadı ve bana şöyle dûaetti:

-Allah'ım! Onun karnını doyur."20

Önce çocuğu suça iten sebebler araştırılmalıdır

Çocuksuça eğilimli olarak doğmaz. Onu suça iten bir sebeb veya sebebler ortamıvardır. Aile büyüklerine, eğitimci ve yöneticilere düşen ilk görev çocuğuürkütmeden onu suça iten sebebi bulmak ve suç ortamını ortadan kaldırmaktır.

Hadîsimizbizlere bunu öğretmektedir.

Cahilken öğretmeyen, açken doyurmayan hatalıdır

Abbadİbn'ü Şürahbil (r.a.) anlatıyor:

"(Çocukluk çağındaydım. Günlerdenbir gün pek)çok acıkmıştım. Medine bağlarından bir bağa girdim. Bir başak (koparıp aldım ve) içindeki taneleri çıkardım. (Bir miktar) yedim. (Götürmek için bir miktar da) elbiseme doldurdum. Bu sıradabağın sahibi geldi. Beni dövdü ve elbisemi aldı. Ben de Hz. Peygamber'e(s.a.v.) gelerek durumu arzettim. Hz. Peygamber bağın sahibini çağırttı ve ona:

-Cahil iken bu çocuğa bir şey öğretmedin. Karnı aç iken de onu doyurmadın,buyurdu. Öğretmediği ve yedirmediği için de bağ sahibini kınadı.

Allah'ınResulü sonra da ona (elbisemi vermesini emretti.) Bana da bir ölçek yiyecek verdi."21

Cehalet ve fakirliksuça yöneltebilir

Cehaletve açlık çocuklar için olduğu kadar yetişkinler için de suça yöneltici birerunsurdur.

a- Rabb'imizin ilk emrinin "oku"olması, Peygamber'imizin muhtelif hadîsleriyle cehaleti gerçek fakirlik,körlük, zulmet ve ölüm olarak vasıflandırıp, ilmi İslâm Dîni'nin rüknü vemü'minin sevgilisi olarak değerlendirmesi, cehalet giderilmeksizin fertlerimutlu bir toplum binasının kurulamayacağını bildirmektedir.

Ancakİslâm mantığına göre cehalet yalnız okuma ve yazma bilmemek değildir. Asılbüyük cehalet yaradanı tanımama

Ali Rıza DEMİRCAN

http://www.alirizademircan.net/24-haya-imandandir-15-472h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim