2- İslâm'da Batıl Din ve İdeoloji Mensuplarına Benzememenin Sebebi-Hikmeti

2- İslâm'da Batıl Din ve İdeoloji Mensuplarına Benzememenin Sebebi-Hikmeti
2- İslâm'da Batıl Din ve İdeoloji Mensuplarına Benzememenin Sebebi-Hikmeti

2- İslâm'da Batıl Din ve İdeoloji Mensuplarına Benzememenin Sebebi-Hikmeti

İslâm'da BâtılDîn ve İdeoloji Mensuplarına Benzememenin Sebebi/Hikmeti

a - Meselenin Ehemmiyeti

İslâm Dini'nin tatbik edilmesi gereken ana ilkelerinden biride ferdî, ailevî ve sosyal hayatın bütün safhalarında bâtıl din ve ideolojimensuplarına teşebbühten/benzemekten sakınmaktır.

Özel bölümünde âyetler ve hadislerle örneklendirerekaçıklayacağımız üzere İslâm Dini'nin, benzenilmemesini emir buyurduğutopluluklar, onu iman ve hayat düzeni olarak kabul etmeyen, Putperest, Mecûsî,Materyalist, Budist, Yahûdi ve Hıristiyan vs. benzeri bütün topluluklardır. Bizbunlara kısaca "batıl din ve ideolojiler" diyeceğiz.

Büyük ölçüde Hıristiyan batı dünyasının ve materyalistrejimli ülkelerin kültürel, iktisadî ve kısmî olarak da siyasî hâkimiyetialtında bulunan İslâm Ülkeleri'nin kılık kıyafetten öğretim/eğitim düzenine,hukuk sisteminden iktisadî (ekonomik) kurumlarına kadar adı geçen yabancılarabenzedikleri devrimizde teşebbüh/benzeme üzerinde büyük bir ehemmiyetledurulması gerekir. Zira ferd ve toplum olarak, batıl din ve ideolojibağlılarını taklitten korunmadıkça, bağımsız İslâm Kimliği ve Kültürüoluşturulamaz, İslâmî şahsiyet güçlendirilemez ve İslâm prensiplerini hayâtahâkim kılma yolunda ciddî ve müspet bir merhale alınmaz.

b - İslâm Dini Bir Bütündür

İslâm, yasalarını Allah'ın koyduğu Hak Din'dir.

O, bütün Peygamberlerin ortak tebliğidir. Onun son ve deevrensel kılınan Peygamberi Hz. Muhammed'dir.

Kıyamet Günü'ne kadar yürürlükte olacak Kutsal Kitabı da Hz.Muhammed tarafından insanlığa sunulan Kur'ân-ı Kerîm'dir.

Bu din, inanç esaslarıyla, iktisadî, sosyal, hukukî ve ahlâkîyapısıyla bir bütündür. Yüceliği de bu bütünlüğündedir. Ferdi ve toplumugeliştirebilmesi, istikrar ve mutluluk kazandırılabilmesi de bir bütün halindeyaşanmasına bağlıdır.

İslâm Dini'nin bir bütün halinde yaşanması lüzumundanötürüdür ki, İslâm kişisel ve sosyal hayatın hiç bir bölümü ve safhasındaçizdiği çerçevenin dışına çıkılmasına, genel hatlarıyla tanıttığı bâtıl din veideolojilerin mensuplarına bağlanılmasına ruhsat/onay vermemiştir.

Konunun yukarıda işaret olunan önemi dolayısıyladır ki, Hz.Muhammed'in tebliğ ettiği nihaî şekliyle İslâm Dini, yalnız bâtıl ideolojimensuplarına değil, yürürlükten düşürdüğü semavî şerîatların bağlıları olanKitap ehli Yahûdilere ve Hıristiyanlara da muhalefeti (aykırılığı) emretmiştir.Çünkü bu semavî şerîatlar, Hz. Mûsa ve İsa'nın tebliğ ettikleri aslî kurallarıyitirdikleri için Rabbimiz tarafından yürürlükten düşürülmüşlerdir.

Hz. Muhammed'in tebliğ ettiği İslâm Dini, Peygamberlerin bildirdiğiinanç esasları, temel ahlâk ve hukuk ilkeleri aynı olduğu için tahrifeuğratılmış Mûsa ve İsa şerîatlarının geliş dönemlerinde ihtiva etmiş olduklarıaslî iman ve hayat kurallarını da ihtiva etmektedir.

Ayrıca Hz. Mûsa ve Îsa tebligatından olup da Allah'ınhükümlerini kaldırmadığı yasaları da içine almaktadır.

Bu itibarla Hz. Muhammed'in teblîğlerine iman, aynı zamandaHz. Mûsa ve İsa tebliğatı olan Tevrat ve İncil'in aslî hüviyetlerine deimandır. Nitekim onların aslî hüviyetlerini tasdik/doğrulama da mü'minler içinzarurî/gerekli bir iman vecîbesidir. (2)

Böylece tek ve nihaî hakikati temsil ettiği içindir ki,yalnız Hz. Muhammed'in Kur'ân'la teblîğ ettiği İslâm yaşanacaktır. O'nun birbütün halinde yaşanılabilmesi için ise batıl din ve ideolojilere yönelmeye,mensuplarıyla kaynaşmaya vesîle olacak taklitten; benzeşmeden kaçınılmasılâzımdır. Çünkü basitinden mühimine, âdetlerinden inanç esaslarına kadarherhangi bir noktada benzeşme, daha büyük benzeşmelere sebep olmaktadır.

(2) Burada şöyle bir sual akla gelebilir.

Şerî delillerimizden biri de "Bizden öncekilerinşeraîtleridir..." Hal böyle iken bizim için de delil olan şerîatlere bağlıolan Yahûdilere ve Hıristiyanlara aykırılık; onlara hiçbir şekilde benzememenasıl olur da İslâm'î bir kaide olabilir?

Bu husus nasıl izah edilecek?

Gerçekten kitap, sünnet, icma, kıyas, istihsan mesalih-imürsele, örf ve istishab'dan sonra bizden öncekilerin şerîatı de bizim içinşer'i/hukûki bir delildir. Ancak bizden öncekilerin şerîatında yer alan birhükmün bizim için de bir delil olması, oruç misalinde olduğu gibi Kur'ân veSünnet'te zikredilerek bize de farz kılındı­ğının belirtilmesine bağlıdır. Yada Kur'ân ve Sünnet'te zikredil­mekle beraber yürürlükten kaldırıldığına (neshedildiğine) dâir bir kayıt düşürülmemiş olmasına bağlıdır.

Meselâ; Hanefîlerin bir İslâm Ülkesi vadandaşı gayr-ı müslimkişi anlamına bir Zimmi'ye karşılık bir müminin öldürülebileceğine dair görüşüMûsa (a. s.) şerîatında yer alan "nefse karşı nefis" hükmünün neshedildiğine dâir bir hüküm getirilmeksizin Kur'ân'da zikredilmesinedayandırılmaktadır.

Kaldı ki bizden öncekilere ait olup Kur'ân ve Sünnet'tezikredilen hükümler meselâ Tevrat, Zebur ve İncil'de gerçekten yer alanhükümlerdir. Onların bizim için delil olmaları da adı geçen ilâhî kitaplardayer almış olmalarından ötürü değil de Kur'ân ve Sünnet'te yeni bir hüküm gibitakdim veya tasvip edilmiş olmalarındandır.

Bak. İslam Hukuk Felsefesi (İlm-i Usulül-Fıkh) Abdûl-VahhabHallaf, İlahiyat Fakültesi Yayını, sh. 242-246.

c - Benzeşmeler Daha Büyük Benzeşmelere Yol Açmaktadır

Gerçekten giyimde, sözde, davranışta ve işteki benzeşmeler,kalplere tesir ederek sevgi ve saygı doğurmakta, bu da yaygın bir şekildetaklide yöneltmektedir.

Misallendirerek ifade edersek şöyle diyebiliriz:

Aynı derneğe üye olanlar, aynı meslekten olanlar, aynışekilde giyinenler, aynı mektepten mezun olanlar ve aynı siyasî görüşleripaylaşanlar arasındaki benzerlikler umumiyetle kaynaşmayı ve müşterekliğidoğurmaktadır. Bunun gibi muhtelif din ve ideoloji mensupları arasındakibenzeşmeler de aynı şekilde kaynaşmayı ve birlikteliği doğurabilmektedir.

Bu tecrübe edilmiş hakikat sebebiyledir ki bâtıl din veideoloji mensuplarına benzemek, İslâm Dini'nin bağlısı olan mü'minleri deonlarla müşterekliğe yöneltebilir, böylece ilâhî haramlara bulaştırarak hattainanç esaslarından saptırarak âhiret felâketine sebep olabilir.

Evet, sürekli zahirî benzerliklerin yaygınlaştırılarakinançta, düşüncede, yaşama tarzında ve değer hükümlerinde kaynaşmanın vebirlikteliğin sağlanabileceği ihtimaline güvenle bakılabileceği içindir kiTürkiye dahil inkılaplara sahne olmuş bir çok ülkede, devrimci kadrolartaklitçiliğe büyük bir önem vermişlerdir. İnançları, kültürleri ve hayatanlayışlarından koparmak istedikleri milletlerini başta kılık-kıyafet olmaküzere taklit etmek istedikleri ülkelerin insanlarına dış ve iç benzerliklerezorlamışlardır. Şapka örneğinde olduğu gibi bu uğurda kan dökmektensakınmamışlardır.

İslâm Dünyası'ndaki inkılâplara bu zaviyeden bakmak gerektiğigibi, köklü benzeşmelere sebep olabilecek bu tür inkılâplara karşıt tavırgösteren fazileti İslâm âlimlerinin hassasiyetine de bu açıdan bakmak lâzımdır.

d - Yasaklanan Benzeşme İlimve Tekniği İçine Almaz

Burada incelemenin tetkiki sırasında akla gelebilecek veköklü bir İslâm kültürü almamış okuyucuyu tereddütlere sevk edebilecek birhususa önceden dikkatleri çekerek bilgi vermek isteriz. (3)

İslâm, bâtıl din ve ideoloji mensuplarına benzemeyiyasaklarken bu yasağını, onların dini inançları ve hayat kurallarına ve deonları çağrıştıran özelliklerine özgü kılmıştır.

Bu itibarla benzeşme ile ilgili yasaklar pek tabîidir ki ilimve teknik konularını içine almaz.

İslâm'a yabancı olanlar tarafından tespit edilip formüleedilmiş olsalar bile ilmî verilerde ve uygulama alanlarında birliktelikolacaktır. Çünkü Allah'ın koyduğu tabîî kanunlar yer küremizin her noktasındaaynı özelliği gösterirler ve hiç bir topluma ayrıcı nişan olarak maledilmezler.

Birbirinden tamamen farklı ve hatta prensipleri birbirlerinezıt din ve ideoloji mensubu Rusya, Amerika, Japonya gibi ülkeler de aynı ilmîve teknik kuralların kullanılması bunun delilidir. Bu itibarla İslâm,bâtılperest toplumlara ait dinî bir karakter arzetmeyen ve onları çağrıştırırnitelik taşımayan hususlarda, özellikle ilim ve teknik gibi bütün insanlığınmalı olan değerlerde ve bu alanda kullanılacak metotlarda benzeşmeyi caizgörür, hatta teşvik eder.

İslâm'ın bu konudaki ilkesi "Hikmet; (ilim, teknik veortak akla uygun olanlar,) Müslüman'ın kaybolmuşmalıdır. Onu neredebulursa alır." (4) hadisidir.

Konumuzun daha açık bir şekilde kavranılabilmesi içinİslâm'da batıl din ve ideoloji mensuplarına benzememenin hikmetleri/felsefîtemelleri üzerinde yaptığımız bu kısa açıklamayı dışla iç arasındaki bağlantıyıvurgulayan hadislerle ve bu hadislerin yorumlarıyla bitirelim.

Kalbinize Sıçrayacak Dağınıklıktan Sakının

Sahâbî Ebû Se'leb'e şöyle anlatıyor.

Allah'ın Elçisi Hz. Muhammed'in yönetiminde çıktığımız birsefer sırasında konakladığımızda arkadaşlarımız bölük bölük vadilere veyamaçlara yayıldılar.

Bu durumu izleyen Peygamberimiz şöyle buyurur:

- Kalplerinizesıçrayabilecek bu tür ayrılık ve dağınıklıklar size şeytandan gelen duygularınsonucudur. Böylesine dağınık bir şekilde oturmayın.

Ebû Sa'lebe anlatımını şöyle sürdürüyor:

Hz. Peygamberin bu uyarısından sonra bir yerekonakladığımızda sahâbiler birbirlerine öylesine

sokuldular ki dıştan bakabilen kişi tarafından "Üzerlerinebir örtü çekilse hepsini içine alır. " denirdi. (5)

       (3) Gerçektenİslâm Kültürü almamış okuyucu, lâik eğitim sisteminin kendisini şartlandırdığıbâtıllarla çatışan İslâmî ilkeleri görünce tereddütler geçirmektedir.

Eğer bu okuyucu objektif kıstaslardan yoksunsa, ayrıntılarainilip açıklık kazandırılmayan konularda hemen istismara yönelmekteinandırıldığı batıllar lehine hükümler çıkarmaktadır.

Meselâ sayı bakımından çoğunlukta olan Yeniçerilerinazınlıkta olan Ruslara karşı bozguna uğramasından sonra, askerlerimizin eğitimkifayetsizliğinden şikâyetle yabancı ülkelerdeki geliştirilmiş askeri eğitimusullerinden yararlanılması konusundaki istekleri, ferdî ve sosyal hayatıbütünüyle kuşatacak köklü değişim istekleri olarak yorumlayacak kadarşartlanmış objektif değerlendirmeden yoksun kişi, istismarcı okuyucu - araştırıcı tipine bir örnektir.

Bak. Orhan Koloğlu, İslâm'da Başlık 1978, Ankara, sh.20.

(4) Keşfül-Hafa ve Müzîlül-İlbas Hn. 1159.

SaflarınızıDüzeltmezseniz Kalpleriniz İhtilâfa Düşer

Numan b. Beşir anlatıyor:

Allah'ın Resûlü Hz. Muhammed saflarımızı düzeltirdi. Bir günnamaz kıldırmak için Tekbîr alacağı sırada bir sahâbîyi göğsü saftan ileriçıkık olarak görünce dönüp bize şöyle buyurdu:

Ey Allah'ın Kulları!

Ya saflarınızı tam birşekilde düzene sokarsınız ya da Allah kalplerinizi ayrılıklara açar. (6)

Değerlendirme:

Allah'ın Resûlü'nün yukarıda sunduğumuz hadislerine göre,dağınık oturma ve düzensiz gedikli saf kurma kalplerin ayrılığına sebep olur dabâtılperestlere benzeme yoluyla farklı düşünmek, farklı değer yargılarınıkullanmak ve farklı kılık-kıyafete bürünmek kalplerin ayrılığına, değişikyaşantı tarzlarına sebep olmaz mı? Elbette olur. Olacağı içindir ki kendilerineözgü özelliklerinde onlara benzemek bize yasaklanmıştır.

5) Mişkâtül-Mesâbih Hn. 3914, Müsned, 4/193.

6) R. Salihîn B. Fil-Emri-Muhâfazati Ales-Sünneti... Hn. 5.

İslâm Allah'ın Razı Olduğu Dindir

Büyüklük sahibi olan Allah, yarattığı insanlar için iman vehayat düzeni olarak İslâm Dini'ni seçmiş ve onun son şeklini Hz. Muhammed (s.a.) aracılığı ile göndermiştir. Rabbimiz Mâide sûresinin üçüncü âyetinde şöylebuyurur:

"... Dininizi ikmâl ettim. Üzerinize nimetimi tamamladım.Sizin için din olarak da İslâm'a razı o­dum..."

Mü'min, Allah'ın seçtiği ve razı olduğu İslâm Dini'neinanacak, bu dinin ana kaynağı olan Kur'ân'la ve onun açıklaması olan Sünnet'lebildirdiği inanç esaslarının, sosyal, ekonomik, hukukî ve ahlâkî yasalarının veöğütlerinin tartışılmaz yücelikte olduğuna da iman edecektir.

İslâmî yasaları üstün tutmadıkça, İslâm'ın sunduğunu en yüceolarak kabul etmedikçe kişi gerçek mü'min olamaz.

Mü'min, neye, niçin ve nasıl inanması gerektiğini bildirendüstûrlardan yeme, içme ve yatma şekillerini düzenleyen esaslara, sosyal veekonomik hayata yön veren prensiplerden ahlâkî kurallara kadar İslâm'ınbildirdiklerini güzel bulacak, yüceltecek ve tâviz/ödün vermeksizin yaşamayaçalışacaktır.

Mü'minin kayıtsız şartsız İslâm Dini'ne bağlanılmasını emirbuyuran Kur'ân ve Sünnet burukları pek çoktur. Biz bazı örnekler vermekleyetineceğiz.

Kur'ân Âyetlerinden Örnekler:

Kur'ân'ı gönderen Rabbimiz şöyle buyuruyor:

"İslâm'dan başka bir din arayan kişiden bulduğu/uyduğu dinkabul edilmeyecektir. O, Âhiret'te de kaybedenlerden olacaktır."

"İşte bu Kur'ân, Bizimindirdiğimiz bir Kitap olup sürekli yürürlükte kalacak ve bağlılarıçoğalacaktır. Allah'ın sevgisi ve rahmetine erebilmeniz için artık ona uyun veona aykırılıktan korunun.  "

Ey Mü'minler! Peygamberiniz Muhammed, sizi, size hayat verecekkurallara çağırdığı zaman Allah'a ve O'na uyun. Allah'ın gerçekten kişi ilekalbi arasına girdiğini ve sonunda O'nun huzurunda bir araya getirileceğinizide bilin." (7)

Allah'ın Resûlü Hz. Muhammed'in Hadislerinden Örnekler:

"Kur'ân'a sarılınız. O'nuönder ve hayat rehberi edininiz. Çünkü Kur'ân Allah'ın yasalarıdır."

"Allah Kur'ân'la amel eden toplumları yükseltir. O'nunizinden gitmeyenleri de alçaltır."

"Sizden birinizin arzuları getirip tebliğ ettiğim ilâhibuyruklarla örtüşmedikçe gerçek mü'min olamaz."

"Kaçınanların dışında bana inanıp itaat edenler Cennet'egirecektir. Bana itaat etmeyenler ise kaçınanlardır." (8)

7) Al-i İmran 85, En'am 155, Enfal 24.

8)Sırasıyla bak. Et-Tac 4/6, C. Sağir 2/64, M. Mesâbih Hn. 143.

İslâm'ınDışındaki Bütün Semavî Şerîatler, Dinler ve İdeolojiler Batıldır

Hz. Muhammed'in Kur'ân'la teblîğ ettiği İslâm Dini'nin nihaîaşamasına ve onun Kıyamet Günü'ne kadar yürürlükte kalacağına iman,yönetebilecek ilâhî orijinalitelerini yitiren Mûsevilik ve İsevilik gibi bütünsemavî şeraîtlerin, beşerî dinler ve ideolojilerin bâtıl/geçersiz olduğunainanmayı gerektirir.

Kur'ân ve Sünnet İslâm Dini'ne iman ettikten sonra, bir "BirTek Millet" oluşturan bâtıl inanç ve amel sistemlerine karşı çıkılmasını,onlara uyuştan ve benzemekten kaçınılmasını kesinlikle emretmektedir.

Mâide Sûresi Âyet 50:

"Onlar, hâlâ yürürlüktendüşürülen câhiliyet hayatının hükmü olan inanışları, yargıları ve yaşayışlarımı istiyorlar? İyi bilen bir toplum için hükmü Allah'tan güzel olan kimolabilir?"

Nisa Sûresi Âyet 60:

"Sana indirilen Kur'ân'a ve senden önce indirilen kitaplaraiman ettiklerini sananları/iddia edenleri görmez misin? Onlar İslâm'la çatışanşahıs, ilke ve rejimlerin ölçüleri olan Tağût'a göre yargılanmak istiyorlar.Halbuki onlara Tağut'u tanımamak görevi yüklenmişti. Tağût'u temsil eden Şeytanise, onları çok derin bir sapıklığa düşürmek ister."

Aziz Peygamberimiz de bu konuda şöyle buyurmuşlardır:

"(İnançta ve amelde)Biz'den başkasına benzemek isteyenler bizden değildir."

"İnsanlar içinde Allah'ın en ziyade nefretine uğrayacak olanüç insan tipidir. Onlar yasaklı olduğu halde Kâbe'yi çevreleyen Mescid-i Haramiçinde zalimleşen kişi ile haksız bir şekilde Müslüman'ın kanını akıtmayaçabalayan kimsedir.

Bir de Müslüman olduktansonra İslâm dışı hayata yönelen erkek/kadındır." (9)

Benzemeden Kaçınma

İslâm Dini'nin yüceliğine iman ve O'nun emirleri, yasaklarıve öğütlerinin yaşanması gereği, İslâm'ın dışındaki hayat sistemleri ve değerhükümlerinin bâtıllığına inanmak ve onlardan kaçınmak mecburiyeti, İslâm'laçelişen bâtıl din ve ideoloji mensuplarına benzememek ilkesiniyasalaştırmıştır.

Gerçekten bir dinin mensubu, bir felsefî sistemin inançlısı,bir örfün bağlısı kişi, tamamen veya kısmen farklı bir dinin, bir felsefenin,bir örfün prensipleriyle kaynaşır, mensuplarıyla münâsebetlerini sürdürür veonları benimseyip izlerse, kendi dini, felsefî sistemi ve örfü ile olanbağlarını kesmiş veya zaafa uğratmış olur.

Bu zaa'f giderek büyür ve kaynaşılan prensiplere, taklitedilip izlenen kişilere muhabbeti ve bağlılığı doğurur. Bu kaçınılmaz birgerçektir.

Bunun içindir ki İslâm Dini, bâtıl din ve ideolojilerinbağlılarının, mü'minler üzerinde müessir/etkili olmaması ve onları karanlıkinanç ve amellere sürüklememesi için teşebbühü/benzemeyi yasaklamıştır.

Aşağıda sunacağımız Kurân âyetleri de onlara karşı onurlu vezorlu olunmasını ve onların inanç ve yaşam yönünden aşağılık görülmesini ibâdetgörevi kılmıştır:

Mâide Sûresi Âyet 54:

"Ey İman Edenler! İçinizden kim inandığı İslâm Dini'nden dönerde (Yahûdilik, Hıristiyanlık, Putperestlik v.s. inançları ve yaşayışına)yönelirse şu gerçeği çok iyi bilmelidir:

Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki onlarmü'minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu/zorlu olur. Onlar Allahyolunda cihâd ederler. Üstelik hiç bir kınayanın yermesinden de çekinipkorkmazlar. Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler. İşte böylesine birbahtiyarlığa erdirilme Allah'ın lütfudur, onu dileyene/dilediğine verir. Allahrahmeti bol olandır, pek çok bilendir."

Tevbe Sûresi Âyet 28:

"Ey İman Edenler! Allah'a ortak koşanlarpistir/yaratılmışların en şerlileridir. Bu sebeple onlar bu yıllarından sonraKâbe'yi içine alan Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer onların gelişlerininengellenmesi sebebiyle fakir düşmekten korkarsanız onlara ödün vermeyin. ÇünküAllah dilerse sizi çok geçmeden fazlından vereceği nimetlerle zenginleştirir.Şüphesiz Allah pek çok bilendir, çok bilge olandır."

(9) Tirmizî, Hn. 2696, Buhari, Diyat Hn. 6488, M. Mesabih Hn. 142. 

 

 

Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/2-islamda-batil-din-ve-ideoloji-mensuplarina-benzememenin-sebebi-hikmeti-16-353h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim