2- İmân Esasları ve İlk Büyük Vazifelerimiz

2- İmân Esasları ve İlk Büyük Vazifelerimiz
2- İmân Esasları ve İlk Büyük Vazifelerimiz 

2- İmân Esasları ve İlk Büyük Vazifelerimiz

Allah'ınKitabı'ndan:

"Ey îman edenler!Allah'a, peygamberine, indirdiği kitab (Kur'ân)a ve daha önce indirdiği kitab (Tevrat, Zebur ve İncil)e îman edin. Kim, Allah'ı,meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve âhiret gününü inkâr ederse,şüphesiz ki o, derin bir sapıklığa düşmüştür."

Nisa Sûresi:1361 

En değerli amel îmândır

EbûHüreyre (R.) rivayet ediyor.

Allah'ınResûlü'ne (S.) soruldu:

-(YaResulellah! Allah katında) amellerin hangisi daha değerlidir?

Şöylebuyurdu:

-Allah'a ve O'nun peygamberi (Muhammed'e) îman etmektir.2

Hz. Muhammed'e îman İslâm Dîni'nin bütününe inanmaktır

Endeğerli amel îmandır. Çünkü İslâm Dîninin özü îmandır. Ne derece günahkârolursa olsun insanı Cehennem'in ebedî azabına uğramaktan kurtaracak ve Cennet'eerdirecek îmandır.

Kelime-iŞehadet'in içeriğini teşkil eden Allah'a ve O'nun son peygamberi Hz. Muhammed'eîman, İslâmî îmanın özü ve özetidir. Çünkü Hz. Muhammed'e îman O'nun tebliğettiği Kur'ân-ı Kerim'e inanmaktır. Kur'ân'ın bildirdiği bütün gerçeklereinanmaktır.

Allah'ınKitabı Kur'ân ve Hz. Muhammed'in Sünneti ise İslâm Dîni'nin tüm inançesaslarını ihtiva etmektedir. Daha açık bir ifadeyle bu iki ana kaynakmeleklerin varlığını bildirmekte, peygamberlerin ve onlara gelen kitapların hakolduğunu öğretmektedir. Kader programına inancın zaruretini, ölümden sonradirilişin gerçekliğini, Cennet ve Cehennem'in de varlığı ve ebediliğiniaçıklamaktadır.

En yüce amel şüphe karışmayan îmandır

Abdullahibn-ü Habeşî (R.) anlatıyor:

Allah'ınRasûlü'ne (S.) soruldu:

-Amellerin hangisi daha yücedir? (Ya Resûlellah!)

Şöylebuyurdu:

-Şüphe karışmayan îman, (ganimet mallarından) aşırmaksızın yapılan cihâd ve (maddî ve manevî şartlarına riayetolunarak ihlasla yapıldığı için) kabul olunan Hac'dır.3

Şüphe îmanı götürür

Birönceki hadîsten öğrenildiği üzere en yüce amel îmandır. Ancak îmanın korunmasılazımdır.

MeselâAllah'ın gönderdiği ilahî kitaplar arasında Kur'ân-ı Kerîm'in son mukaddeskitap olduğuna inanan mü'min, bu kitabın her bir emir ve yasağına inanmakmecburiyetindedir. Bu emir ve yasakların yalnız biri üzerinde bile tereddütetmek, acaba doğru mudur şeklinde bir endişeye kapılmak, îmana şüphekarıştırmaktır ki, îmanı bütünüyle götürür.

Herbir mü'min îman etmekle mükellef olduğu kadar îmanına şüphe karıştırmamakla damükelleftir. Gerçek mü'minlerin şüpheye düşmeyen mü'minler olduğunu RabbimizHucurat Sûresinin 15. âyetinde şöylece açıklamaktadır:

"Gerçekmü'minler Allah'a ve Peygamberine inananlar, sonra da (inandıkları İslâm Dîni'ninyüceliği ve yaşanılması gerekliliği hususunda) şüpheye düşmeyenlerdir. (Onlar Kur'ân ve Sünnetdüstûrlarına göre yaşayabilmek için) mallarıyla ve canlarıyla (siyasi, iktisadi, kültürel vesilahlı her türlü) cihâdı yapanlardır. İşte yaşayışlarıyla îmanlarını doğrulayanlaronlardır."

Îman nedir?

Amrİbn-ü Abese (R.) anlatıyor.

"Biradam (geldive) Allah'ınResûlü'ne sordu:

-İslâm nedir?

-İslâm kalbinin bütünüyle (Allah'a) yönelmesi, dilinden ve elinden (zarar gelmeyeceği hususunda) müslümanların güvencede olmasıdır.

-İslâmî amellerin en üstünü hangisidir?

- Îmandır.

- (Peki) Îman nedir? (Ey Allah'ın Peygamberi!)

-Îman; Allah'a, O'nun meleklerine, (vahyettiği) kitaplarına, (gönderdiği) peygamberlerine ve ölümden sonra dirilişe (Cennet ve Cehennem'e) inanmaktır."4

1 - Meleklere îman

Meleklereîman etmek farzdır. Onları inkâr etmek kişiyi kâfirlerden kılar.

Melekler,Allah'ın insanlardan önce nûrdan yarattığı varlıklardır. Nuranî bir maddedenyaratıldıkları için aslî hüviyetleri içinde peygamberlerin ve Allah'ın dilediğihas kulların dışındaki insanlar tarafından görülemezler.

Göklerdeyaşarlar. Görevleri gereği yeryüzüne de inerler. Erkeklik ve dişilikleriyoktur. Yemezler, içmezler ve uyumazlar. Süratle giderler ve gelirler. İnsansûreti dahil değişik sûretlere girebilirler.

İnsanlargibi nefsi arzuları ve emelleri, iradelerini kullanma hürriyetleri yoktur.Güneşin ve ayın yörüngelerinde seyretmesi, kalbimizin ve sinir sistemimizinçalışması gibi iradelerini yönlendirmeksizin ancak emrolunanı yaparlar. Busebeble nefsinin olumsuz arzularına gem vuran, iradesi ile ilahi emirleringereğini yapan îmanlı ve amelli insanlar meleklerden üstündür.

Meleklerfarklı yaratılıştadırlar. Bir kısmı bir kanatlı, bir kısmı iki kanatlı, birkısmı da üç ve dört kanatlıdır. Cebrail'in altı yüz kanadı olduğunuPeygamber'imiz açıklamıştır. Ancak meleklerin kanatları biz insanların çağrışımyaptığı gibi kuş kanatları türünden değildir. Onların kanatları Allah'ınemirlerini uygulamadaki güçlerini yansıtan özellikleridir ve mahiyeti bizimmeçühulümüzdür.

Meleklerinsayıları yalnız Allah'ın bileceği kadar pek çoktur, her bir, için göklerde özelbir yer vardır.

Meleklerinruhlar aleminde vazîfeleri olduğu gibi evrenle ve yer küremizle ilgiligörevleri, insanlarla alâkalı ödevleri de vardır:

a-Rûhlar alemindeki görevleri,Allah'ı zikretmek, O'nun emirlerini uygulamak, Arş alemini taşımak,cennetlikleri selâmlamak, cehennemlikleri cezalandırmak, Peygamberlere vahiygetirmektir.

Pek tabiiki bu görevler ve aşağıda açıklayacaklarımızayrı melek toplulukları tarafından yapılmaktadır.

Vahiy meleği ise Cibril (Cebrail) dir.

b- Evren ve yer küremizle ilgilivazîfeleri ise, gezegenler arasında düzeni sağlamak, onları yörüngelerindeseyrettirmek, rüzgârları yönlendirmek, yağmurları yağdırmak, toprak bitkileriniprogramlamak ve bitirmek, öz ifadeyle evrende ve yer küremizde vücuda gelenbütün tabîat olaylarını düzenlemek, yönetmek, vücuda getirmek ve sonucagötürmektir.

c-İnsanlarla ilgili görevlerişunlardır: İnsanlara iyi, güzel ve doğru olan duyguları ilhâm etmek,mü'minlerin kalbî dirençlerini artırmak ve onlara duâ etmek, insanların iyi vekötü amellerini yazmak ve arşivlemek, onları kader programında yer almayantehlikelerden korumak, Kur'an okunan yerlere inmek, Allah'ı zikredentopluluklara katılmak, Cuma namazına gelen mü'minleri erkencilik sırasına göretesbit etmek ve Cuma hutbesini dinlemektir. Ayrıca mü'min ilim adamlarınıtebrik etmek, Kadir gecelerinde yeryüzüne inerek mü'minleri selâmlamak,müjdeler getirmek, Allah'ın sevdiği ve sevmediği insanları insanlarafısıldamak, canları almak ve mü'minleri Cennetle müjdelemek vs.'dir.

d- Meleklerle ilgili olarakverdiğimiz bu bilgiler bütünüyle âyetler ve hadîslere dayanmaktadır. Biz buradaâyetlerin sûreleri ve numaralarını açıklayacağız.5

2 - Kitaplara îmân

İnsanlarıyaratan ve âhiret hayatının varisi kılan Allah, onları yer küresinde kullukdenemesine tabi kılmak için uygulamaları amacıyla emirler verdi, yasaklarkoydu.

Buemirleri ve yasaklarını da insanlar arasından seçtiği ve peygamberliklegörevlendirdiği seçkin insanlara Cibril isimli melek aracılığıyla veya doğrudandoğruya vahyetti. Bir peygambere vahyedilen ilahî yasaların bütününe biz genelbir ifadeyle Kitab ve Suhûf diyoruz. Zira Kur'ân-ı Kerim'­de Hz. Musa'yaindirilenlere kitab ismi verildiği gibi suhuf da denilmektedir.

MukaddesKitab'lar, Suhûflar gönderildikleri dönemlerde gönderildikleri topluluklar içinhayat nizamı kılınmış, bâtıl felsefeler, beşeri doktrinler ve rejimlerkarşısında İlahi Nizam'ı temsil etmişlerdir.

Kur'ân-ıKerimde adedi bildirilmeksizin peygamberlere kitab indirildiği açıklanmaktadır.6

Bütünpeygamberler ilahi vahye muhatap olmuştur. Ancak kitab veya Suhuf peygamberleriçinde yalnız Resûl olanlara verilmiştir. Beş numaralı hadîse nazaranresûllerin sayısı 313 olduğuna göre, gönderilen kitab veya suhûfların sayısı313'dür.

Kitabveya Suhufların her biri belirli bir topluma gönderildi ise de mukaddeskitapların sonuncusu Kur'ân bütün insanlara gönderilmiştir ve Kıyamet Günü'nekadar da yürürlükte kalacaktır.

Kur'an'ınbildirdiğine göre Tevrat Hz. Musa'ya, Zebur Hz. Dâvud'a ve İncil Hz. İsa'yavahyedilmiştir.

Hz.İbrahim'e ise suhûf verilmiştir.7

Kendilerinemüstakil olarak kitab veya suhuf verilmeyen peygamberler ise kendilerinden önceindirilmiş olan bir kitaba tabî olmuş, onu tebliğ etmiş ve onunla hükmetmiştir8

Bizmüslümanlar Kur'ân'la ve peygamberimizin sahih hadîsleriyle bildirilenkitapların; suhûfların hak olduğuna inanmakla mükellefiz.9

Ayrıcabütün bu kitapların, suhûfların belirli milletlere geldiğine, daha sonratahrife uğratıldıklarına ve biribirlerini yürürlükten düşürdüklerine ancak veancak evrensel olan Kur'ân'a tabi olmakla yükümlü olduğumuza da inanmakgörevindeyiz.

Kadere inanmak îmânın gereğidir

Ömerİbnül-Hattab anlatıyor:

"Günlerdenbir gündü. Allah'ın Resûlü (S.) ile bulunduğumuz bir sırada birden elbisesibembeyaz, saçları simsiyah bir adam çıkageldi. Üzerinde yolcu olduğu izleniminiveren bir belirti görülmüyordu. Üstelik bizden hiçbir kişi de onu tanımıyordu.

Allah'ınResûlünün (S.) (önünde) oturdu. Dizlerini O'nun dizlerine dayadı, ellerini deuylukları üzerine koydu ve sormaya başladı:

-.................

-Ya Muhammed! Îman (nedir?) Banabildir.

-Îman; Allah'a, O'nun meleklerine, kitaplarına, Peygamberlerine ve ÂhiretGünü'ne inanmandır.

Birde kadere; onun hayrına ve şerrine îman etmendir.10

Kader ve Kaza

Amentüesaslarının meleklere ve kitaplara îman bölümlerini üç numaralı hadîsteaçıkladık. Burada kadere îmanı açıklamaya çalışacağız.

Kaderve ona bağlı olarak kazâ nedir?

Kaderve Kaza Allah'a îmanın zarûri sonucu olan ve öneminden ötürü dePeygamber'imizin müstakil olarak açıkladığı bir îman esasıdır.

Kaderve kazaya inanmayan akıl ve bilimle de çatışarak kâfir olur.

Varlığınızatından alıcı yüce sıfatlarla vasıflı bir Rab olan Allah varlıklarınhalıkıdır.

Oyarattıklarını bir ölçü içinde yarattı:

"...O'nun katında her bir varlık miktar iledir."11

"Hiçbirvarlık yoktur ki onun hazineleri bizim katımızda olmasın. Ama biz onu bilinenbir miktar ile indiririz."12

"...Allah her şeyi yaratmış, yarattığına da bir düzen takdir etmiştir."13

"Bizher şeyi bir kadere (bir plana ve bir düzene) göre yarattık."14

Kaderkelimesinin masdar ve fiil olarak kullanıldığı bu âyetlerin özü şudur:

Allahvarlıkları bir düzen içinde yarattı. Hayatiyetlerini sürdürecek genel ve özelnitelikte tabiî, rûhî ve sosyal kanunlar koydu. Sebeb netice nizamını vazettive sürekli kıldı.

YüceAllah varlıkları bir düzen içinde yaratır ve onlarla ilgili tabiî, rûhî vesosyal kanunları koyar, sebeb-netice ilişkilerini vazeder de, yarattığıvarlıklarda vücûda gelecekleri zamanları, yerleri, sebebleri ve oluş şekilleriile bilmez mi? Bu bilgi O'nun katında bir program arzetmez mi?

Olacaklarda O'nun programlı bilgisi içinde vücuda gelmez mi?

Bütünklasik Akaid kitaplarındaki kader ve kazanın tarifi yukarıdaki suallerin cevabıvasfındadır.

Kader;Allah'ın ezelden ebede (başlangıçsızlıktan sonsuzluğa) kadar var olmuş veolacak bütün varlıkların, vakî' olmuş ve olacak bütün olayların zamanlarını vemekânlarını bilmesi, dilemesi ve bir düzen içinde sınırlandırmasıdır...

Kazada Allah'ın kader programı içindekileri kader planına göre yaratmasıdır.

Buradabilinmesi gereken en önemli nokta kader ve kaza programı içindeki hayırları daşerleri de Allah'ın yaratmış olduğu gerçeğidir. Ne var ki Allah şerleri severekyaratmaz; kul iktisap ettiği için yaratır.

Kaderiyukarıdaki âyetler ışığında yorumlarsak pek tabîî ki; tohum-bitkiye,sperm-döllenmeye ve ilaç-şifaya kaderdir ve kadere îman bilimin üzerindekurulduğu sebeb-netice ilişkilerine ve bu ilişkilerin sürekliliğine inanmadır.

Kaderinvarlıklarla ilgili düzeni ve bu düzenin sürekliliğini ifade eden yönünü aslındamateryalistler dahil bütün insanlar kabul etmektedir.

Bütünilmî çalışmalar da bu kabul prensibine dayanmaktadır.

HaşâAllah yoksa ve yukarıda açıklamaya çalıştığımız şekilde O'nun evrendekivarlıklar üzerinde cereyan eden kaderi ve kazası yoksa, varlığına vesürekliliğine inandığımız bu tabîî kanunlar nasıl vücuda gelebilir ve geleceğinasıl kuşatabilir?

Akıllaradurgunluk veren bu ihtişamlı düzeni kader ve kazanın dışında bir yollaaçıklamak mümkün müdür?

Kaderve kazanın anlaşılması güç ve üzerinde tartışılması yasak olan yönü ise insanınhayatı ve sorumluluğu ile alâkalı yönüdür.

Evet,kader ve kaza programı içinde yaşadığına göre insan niçin sorumlu olacaktır?

İnsanlailgili kader programının önemli bir bölümünü teşkil eden erkeklik-dişilik,zekâ-hamakat, güzellik ve çirkinlik irademizin rolü olmaksızın yaratılmıştır.Ancak hak ve bâtıl sözlerimiz, iyi ve kötü davranışlarımız, doğru ve eğriişlerimiz irademizin yön vermesiyle yaratılmıştır. İrade hürriyeti ileyöneldiğimiz sebeb, neticeye kader olduğu için sorumluyuz.

YukarıdaEhl-i Sünnet çizgisinde yaptığımız açıklamadan sonra da konu irdelenereksorulabilir:

Allah,sonuç olarak kâfir olacağını ve Cehennem'e gireceğini bildiği kulu niçinsorumlu tutacaktır?

Busuali, "Allah'ınbu bilgisi kulu kâfirliğe zorlaması değildir," şeklinde klasik bir cevaplakarşılamak aklı da ruhu da tatmin edemez.

Verilecekyegâne cevap şudur:

"Allahdilediğini yapan, Mâlikül-Mülk bir Rab'dır.

Niçinsorumlu tutacağını yalnız O bilir."

Bunundışında cevap arayarak aklı tatmin etmeye kalkışmak, tatminsizlikteboğulmaktır.

Kaldıki insan yalnız sunulan bu örnek sualin cevabında değil, "niçin" ve "neden"ihtiva eden her sualin cevabında çıkmazdadır ve kurtuluş Yaradana teslimolmaktadır.

Kader üzerinde tartışmak haramdır

KaderinPeygamberler tarafından bile bilinemeyecek bu yönü üzerinde durulmaması içindirki Peygamberimiz kaderle ilgili tartışmaları yasaklamıştır.

"EbûHüreyre (R.) anlatıyor:

Biz(sahabiler) kader konusunda karşılıklı olarakileri-geri çelişkili ve çatışmalı bir şekilde konuşurken Allah'ın Resûlüaramıza katıldı.

(Durumuöğrenince) öfkelendi.Yanak yumrularında nar meyvesi ortaya çıkmışcasına yüzü kıpkırmızı kesildi.

(Böylesineöfke içinde iken de bizi) şöylece yerdi:

-Siz bu konuda tartışmakla mı emrolundunuz? Ben bu konuyu (açıklığa kavuşturmak) için mi size gönderildim?

Sizdenönceki topluluklar (dan bazıları) kader konusundaki tartışmaları sebebi ile helakeuğradı.

Bensize bu konuda, çekişmemeniz için sıkı sıkı emir verdim. Evet, size emirverdim.

(Anlamıyormusunuz?)"15

"Kaderhususunda konuşan kişi konuştuklarından ötürü Kıyamet gününde sorguyaçekilecektir. Bu konuda konuşmayan ise konuşmadığı için hesabaçekilmeyecektir."16

Peygamberlerinsayısı yüz yirmi dört bindir

EbuZer (R.) anlatıyor:

"Allah'ınResûlüne (S.) sordum:

-Ya Resûlellah (Rabbimiztarafından gönderilen) peygamberlerin sayısı ne kadardır?

-Yüz yirmi dört bindir.

-Onların kaç tanesi (kendilerine Kitab; Suhuf verilen) Resûldü, (Ya Resûlellah!)

-Resûller büyükçe bir topluluk (olup sayıları) üçyüz onüçdü.

-Peygamberlerin ilki kimdi?

-Hz. Âdem.

-O, Resûl olan bir peygamber miydi (Ya Resûlellah?)

-Evet Allah onu eli ile; (ilmi, kudreti ve hikmetini özel bir şekilde tecelliettirerek)yarattı ve ona kendi ruhundan üfledi. Sonra da onu neslinin öncüsü olacakşekilde düzene koydu."17

Peygamberlere îman

Hadisimizegöre Allah tarafından insanlara yüryirmi dört bin peygamber gönderildi.

Herbir peygamber ancak Allah'a îman ve ibâdet edilmesi, yalnız O'nun emirleri veyasaklarına göre hayatın düzenlenmesi görevini bildirmek ve Allah'ın Cennetiile müjdeleyerek Cehennemi ile korkutmak amacıyla gönderildi.18

PeygamberlerRabbimiz tarafından insanlar ve erkekler arasından seçilen normal birerinsandırlar. Yerler, içerler, giyinirler, evlenirler, çalışırlar, üzülürler,sevinirler. Doğrudan ne fayda, ne de zarar verebilirler. Allah'ın bildirdikleridışında geleceği bilmezler. Allah'ın korumasıyla küçük ve büyük günahlardankorunmuşlardır. Ayrıcalıkları kendilerine Allah tarafından melek aracılığı ileveya doğrudan doğruya lafız veya mana olarak vahiy indirilmiş olmasıdır. Bir depeygamberliklerinin doğrulanması için mücizevî olayların aracısıkılınmışlardır. 19

Kur'ân-ıKerimde Rabbimizin açıklamasına göre her bir millete bir peygamber gönderilmiştir.Peygamber gönderilmeyen topluluk yoktur.

"Herümmetin bir peygamberi vardır..."

"Allah'aand olsun senden önceki milletlere de (peygamberler) gönderdik..."

"(Ey Muhammed): Biz seni gerçek ile birliktemüjdeleyici ve korkutucu olarak gönderdik. Her millet içinde mutlaka biruyarıcı-korkutucu (peygamber gelip) geçmiştir."20

Allah'ınKur'ân-ı Kerîmde bizlere kıssalarını anlattığı ve isimlerini bildirdiğipeygamberlerin sayısı yirmi beştir.

Peygamberleriçinde kendilerine kitab veya suhuf verilen "Resûl"lerin sayısı hadisimize göreüçyüz onüçtür. Resûllerin ilki Hz. Nûh'tur.

Hz.Muhammed'in dışındaki bütün peygamberler belirli milletlere; muayyentopluluklara gönderildi. Yalnızca O bütün insanlığa gönderildi. O'ndan sonrabir peygamber daha gelmeyecektir. Bunun için de O'nun peygamberliği KıyametGünü'ne kadar yürürlükte kılındı.21

Peygamberler,peygamber olmak bakımından eşit iseler de dereceleri farklıdır. En yüceleri Hz.Muhammed'tir.22

Kelime-i Tevhidisöyletiniz

Allah'ınResûlü (S.) şöyle buyurdu:

(Bilimve tecrübe ile) sonanlarını yaşamakta olduklarına kanaat getirdiğiniz kişilere "Lailahe illellah"kelime-i tevhidini hatırlatınız. (Söylemeleri ve tekrarlamalarını sağlamaya çalışınız.)

Ziraölürken "Lailâhe İllellah" diyerek Allah'ın varlığı ve birliğini ikrâr veyegâne mabud olduğunu tasdik eden kişi mutlaka Cennet'e girer.

(Allah'ınResûlü'nün (S.) bu sözlerine muhatap olan) mü'minler sordu:

-Ya Resûlellah! Normal olarak yaşamını sürdürürken "Lailâhe İllellah" diyenkişiler de (Cennetlikolur mu?)

Allah'ınResûlü:

- (Elbette,elbette olur, zira) îman cennetliklerden kılar. Evet îman cennetliklerden kılar, dedive sözlerine şöyle devam buyurdu:

Göklerve yerler, içindekiler, aralarındakiler ve altındakiler getirilerek terazininbir kefesine konsaydı, "Lâilâhe İllellâh" kelime-i tevhidi de diğer kefesinekonsaydı, kelime-i tevhîd kefesi onlara ağır basardı.23

Kelime-i Tevhid ile îmanınızı tazeleyiniz

EbuHureyre'den... (R.)

"Allah'ınResûlü buyurdu:

-Îmanınızı tazeleyip yenileyiniz.

(Buemre muhatab olan Sahâbîler tarafından) soruldu:

-Îmanımızı nasıl tazeleyip-yenileyelim ya Resûlellah?

-"Lâilâhe İllellah" kelime-i tevhidini çokca çekiniz."24

Kelime-i Tevhîd Cennet anahtarıdır

Îmanıtazeleyip-yenileyen Kelime-i Tevhîd Peygamber'imizin açıklamasına görezikirlerin en üstünü ve Cennet'in de anahtarıdır.

Peygamberimizbenzeri bir hadîslerinde de şöyle buyurmuştur:

"Elbisenineskidiği gibi her birinizin kalbinde îman da eskir. Kalplerinizde îmanınızıyenileyip canlılık kazandırmasını Allah'tan isteyiniz."

Kelime-i Şehâdet kefesi ağır basar

Amrİbn-ül As (R.) Allah'ın Resûlü­'nün (S.) şöyle buyurduğunu naklediyor.

-Allah Zülcelâl Kıyamet gününde bütün insanların önünde ümmetimden bir kuluseçerek sorgulayacak. Bu kulun önüne (sözleri, davranışları ve işlerinin kayıtlı olduğu ve) her biri görüş alanınıdolduracak uzunlukta ve genişlikte, doksan dokuz sicil dosyası yayacak da şöylebuyuracak:

-Bunlardan herhangi birinin sana ait olmadığını ileri sürüyor musun? Benimamelleri tesbitle görevli koruyucu meleklerim (yapmadığını yazmakla) sana zulmetti mi?

-Hayır Rabbim! (herbiri bana ait sicil dosyası, yaptıklarımı yazmışlar, bana zulmedilmedi.)

-(Peki eykulum!) İlerisüreceğin bir mazeretin veya (kendisiyle nefsini savunup koruyacağın) bir güzel amelin var mı?

(KulRabbinin ilgisinin ezikliği altında şaşırıp kalacak da şöyle diyecek:)

-Yok ya Rabbi!

-Hayır, hayır katımızda mevcut bir güzel amelin var. (İşte bu amelin sebebiyle) bu gün haksızlığauğratılmayacaksın.

Yargılananbu kulun (önüne) içinde kelime-i şehâdet yazılıbir tezkere (kağıt)çıkarılacak.

Allah(c.c.) alâkalı meleklere: Bu tezkereyi (tartıya) hazırlayın, buyuracak. Kul da şöyle diyecek:

-Ya Rabbi! Bu kadar çok sicil dosyasına karşılık bir kâğıtçığın ne anlamı var?

-(Elbet anlamıvar.) Busebeble sen haksızlığa uğratılmayacaksın.

Hz.Peygamber âhiret gerçeğini anlatmaya şöylece devam etti:

Neticedegünahların kayıtlarıyla dolu olan sicil dosyaları amel terazisinin birkefesine, içinde kelime-i şehadetin yazılı bulunduğu kâğıt da diğer kefesinekonulacak. Tartıda dosyaların bulunduğu kefe kalkacak da, Kelime-i Şehadet'inbulunduğu kefe ağır basacaktır.

Hiçbirşey Rahman ve Rahim olan Allah'ın adından ağır gelemez."25

Kelime-i Şehâdet ve anlamı

Kelime-iŞehâdet; "Eşhedûen lâilahe illellah ve eşhedü enne Muhammeden Abdühü ve Resûlühü" cümlesinin özel ismidir.

Anlamışöyledir:

BenAllah'tan başka hiçbir ilâh olmadığına şehadet ederim. Muhammed'in Allah'ınkulu ve peygamberi olduğuna da şehadet ederim.

Hadisimizdebütün günahları bastıracağı açıklanan Kelime-i Şehadet kişinin îmanını temsiletmektedir. Îman ise dînin özü, kulluğun da esasıdır.

Sevinin ve müjdeleyin!

EbûMûsa El-Eş'arî (R.) anlatıyor:

"Aşîretimden bir topluluklaAllah'ın Resûlü'ne (S.) geldim. (Görüşmemiz sırasında) şöyle buyurdu:

-Sevinin ve sizin dışınızdaki insanlara da müjdeleyin ki; yürekten doğrulayarakAllah'tan başka ilah olmadığına şehadet eden kişi Cennet'e girer.

(Müjdelemegörevini alınca)Hz. Peygamberin huzurundan ayrıldık ve (görüştüğümüz mü'minlere) müjde vermeye başladık.

Bizimlekarışlaşan Hz. Ömer (müjdelediğimizi öğrenince) bizi Allah'ın Resûlü'nün huzuruna döndürdü (ve bizim yanımızda) Allah'ın Resûlü'ne şöylecemaruzatta bulundu:

-Ya Resûlellah! Müjde verilmeye devam olunursa, insanlar (Allah'ın lütfuna) dayanıp-güvenirler (de ibâdetlere ve güzel amellererağbet etmezler.)

Allah'ınResûlü (Hz.Ömer'in görüşünü ne doğruladı, ne de red etti, sadece) sükut buyurdu."26

Açıkla ya Huzeyfe!

Hz.Huzeyfe (R.) anlatıyor:

"Allah'ınResûlüne geldim.(Amcası) Abbassağında (kızı) Fatıma solunda oturuyordu.

(KızıFatımaya ard arda) üç defa şöylece uyarıda bulundu:

-Ya Fatıma! Allah'ın rızasına ermek için hayırlı ameller yap. Kıyamet Günündeben seni Allah'ın azabından kurtaramam.

Allah'ınResûlü sonra da amcası Abbas'a yöneldi. Onu da üç defa şöylece ikaz buyurdu:

-Ya Abbas! Ey Peygamberin Amcası! Allah'ın rızasına ermek için hayırlı amelleryap. Kıyamet Gününde ben seni Allah'ın azabından kurtaramam.

EbuHuzeyfe anlatımını şöyle sürdürüyor:

Allah'ınResûlü daha sonra bana döndü de:

-Yaklaş Ya Huzeyfe! buyurdu. (Ben de) yaklaştım.

-(Biraz daha) yaklaş, buyurdu. (Ben de iyice) yaklaştım.

Şugerçeği açıkladı:

-Ya Huzeyfe! Her hangi bir insan Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına ve benimAllah'ın peygamberi olduğuma şehadet eder ve getirip tebliğ ettiğim (inanç düstûrlarına, halâller veharamlara) îmanederse, Allah onu yakmayı Cehennem ateşine yasaklar ve o insanın Cennet'egirmesi katileşir.

(EbuHuzeyfe diyor ki; bu müjdeyi alır almaz) sordum:

-Ya Resûlellah!" Bu gerçeği gizleyeyim mi, yoksa açıklayayım mı?

-Açıkla, (YaEba Huzeyfe!)27

Zina etse de,hırsızlık yapsa da

EbûZer (R.) rivayet ediyor:

"Allah'ınResûlü'ne (S.) geldim. Üzerinde beyaz bir elbise vardı ve uyuyordu. (Gittim ikinci defa) gelişimde uyanmıştı. Bana şöylebuyurdu:

-"Lâilâhe İllellah!" diyen ve bu inanç üzerinde ölen kişiyi Allah mutlakaCennet'e koyar.

Bende şöyle dedim:

-Zina etse de, hırsızlık yapsa da mı? (Ya Resulellah?)

-Evet, zina etse de, hırsızlık yapsa da.

-Zina etse de hırsızlık yapsa da mı?

-Evet, zina etse de, hırsızlık yapsa da.

-Zina etse hırsızlık yapsa da mı (Ya Resulellah?)

-(Evet) zina etse de, hırsızlık yapsa da (Allah onu Cennet'e koyar.) Ebu Zer istemese ve içinesindirmese de.

EbuZer, bu hadisi rivayet ettiği zaman: "Ebu Zer istemese ve içine sindiremese de"derdi."28

Amelsiz îmandoğrudan Cennet'e götürür mü?

Buve bundan önce sunulmuş üç hadîs ve de benzerleri başta "Allah'ın varlığı vebirliğine îman ve O'na hiçbir ortak koşmamak" inancı olmak üzere İslâm Dîni'nininanç esaslarına îman eden mü'minlerin bu îmanları sebebiyle Cehennem azabınauğramayacaklarını ve mutlaka Cennet'e gireceklerini müjdelemektedir. Ne var kiİslâm âlimlerinin çoğunluğu bu gibi hadîsleri ilgili diğer hadisler ışığındaşöyle yorumlamaktadır:

"İlahiemir ve yasakları çiğneyen günahkâr mü'minler cezalarını çekmek üzere Cehennemegirecektir. Ancak onlar kâfirler gibi orada ebedi kalmayacaktır. Îman sonuçtaonları mutlaka Cennet'e götürecektir."

Değişikgünahlara farklı azâbların uygulanacağını bildiren Kur'ân ve Sünnet düstûrlarıbu yorumları geçerli kılıyorsa da konumuz olan hadîsleri yorum yapmaksızınkabul etmemize engel de yoktur. Zira Allah günahkâr kullarını azâblandıracağınıbildiriyorsa da onları azâblandırmaya mecbur değildir. Dilerse bağışlayabilir.Bu sebeble mü'min kullarını azabı olan Cehennem'e sokmaksızın rahmeti olanCennet'e koyabilir.

Kimne diyebilir ki, kullar onundur. Rahmeti gadabını kuşatmış olan bağışlayıcı,lütûfkâr Rab de O'dur.

Bizkullara düşen görev, emirleri ve yasaklarını uygulayarak rahmetini dilemektir.

Cennete sokan ve Cehenneme düşüren nedir?

Hz.Cabir (R.) rivayet ediyor.

Birsahâbî Allah'ın Resûlü'ne (S.) geldi ve şöyle sordu:

- (Biri Cennet'e girmeye sebebolan, diğeri de Cehennem'e yuvarlanmaya neden olan) iki gerektirici nedir? yaResûlellah!

Allah'ınResûlü şu açıklamada bulundu:

-(Şahıs, put,ilke ve kurum gibi hiç) bir şeyi Allah'a ortak koşmadan ölen kişi Cennet'egirer. Her hangi bir varlığı Allah'a ortak koşarak ölen kişi ise Cehennem'eyuvarlanır.29

Allah'a ortak koşmak Cehennem'e götürür:

Buhadîs Allah'a ortak koşanın Cehennem'e gireceğini bildirmektedir.

Âhiretfelâketini hazırladığı için korunmak amacıyla müslümanın ayrıntılarınavarıncaya kadar çok iyi öğrenmesi gereken konulardan biri de Allah'a ortakkoşma konusudur.

Kitabımızdakikonuya ait özel bölümü okuyunuz.

Îman, inançsızlık döneminin günahlarını giderir

Amrİbn-u As (R.) rivayet ediyor.

"Allah'ınResûlü'ne (S.) geldim ve şu ricada bulundum:

-Ya Resûlellah! Sağ elinizi uzatınız da size biat edeyim.

Sağelini uzattı. Fakat ben elimi vermedim. (Vermeyince şöyle) buyurdu:

-Hayrola ya Amr!(Biat etmek istemedin mi? Niçin elini vermiyorsun? Yoksa) bir arzun mu var?

-Şart koşmak istemiştim (Ya Resûlellah!).

-Ne şart koşuyorsun?

-(Rabbimtarafından) bağışlanmamı(YaResûlellah!).

-İyi ama Ya Amr! İslâm (Dini'ne îman etmen)in daha önceki inançsızlık döneminin günahlarınıgiderdiğini, hicret etmenin hicretten önceki devrin günahlarını bağışlattığını,hac (yapman) ın da hac öncesinin günahlarındanakladığını bilmedin mi?"30

Gelip-giden şüphe, îmana belgedir

Hz.Aişe (R.) rivayet ediyor.

"(Sahâbîlerden bir toplulukkalplerinde zaman zaman) hissettikleri bazı îmani tereddütlerden Alah'ınResûlü'ne (S.) dert yanarak şöylece sızlandılar:

-Ey Allah'ın Resûlü! (Allah'ı kim yarattı, gerçekten Cennet ve Cehennem var mıdır? şeklinde) öylesine düşünceler ve duygularhissediyoruz ki (herhangi) birimiz semadan düş (üp parçalan) mayı, bu düşünceler ve duygularıdile getirmeye sevip tercih eder. (Ne buyurursunuz?)

-Bu tür (denruhunuzda kopup dînen bu itikadi kasırgalar) şüpheden arınmış îman (ın belirtileri) dir."31

Bu şekilde ancakmümin konuşabilir

ÜmmüSeleme (R.), bir sahâbînin Allah'ın Resûlü'ne şöylece sorduğunu işittim,diyerek şöylece anlatıyor.

"-(YaResûlellah!)Kendi kendime(iç dünyamda)öylesine duygular dile getiriyorum ki, bu duyguları açığa vursam (kâfirliğe düşer de) âhiretimi mahvetmiş olurum. (Ne öğüt verirsiniz?)

Allah'ınResûlü şöyle buyurdu:

-(Bu gibiduyguların arız olmasından ötürü,) ancak mü'min bu şekilde konuşabilir."32

 

 

Oluşan bâtıldüşünceleri kavramak hayırdır

Kişikafasında ve kalbinde oluşan ve İslâm Dîninin îman esaslarıyla da çelişendüşüncelerin bâtıllığını kavrayabilir ve bu düşünceleri gerçekmiş gibi açığavurmanın kâfirliğe götürücü manevî tehlikelerini idrak ve ifade edebilirse, bukavrayış ve dile getiriş onun gerçek mü'­min olduğuna delildir.

"Lâilâhe İllellah" diyene münâfık deme

Hz.Itban'dan... (R.)

"Allah'ınResûlü (S.) namaz kıldırmak için ayağa kalktığı bir sırada (bir vesile ile) sahabiler:

-Duhşum oğlu Malik nerede? dediler. Adamın biri de:

-O, Allah'ı ve Peygamberini sevmeyen münafığın biridir, karşılığını verdi.

(Bunuişiten) Allah'ınResûlü(Malik'ten söz eden adama) şöyle buyurdu:

-Böyle söyleme. Sen onun "Lailâhe illellah" diyen ve bununla da Allah rızasınıdileyen bir insan olduğunu görmüyor musun?"33

Amelsizi küfür ve nifakla suçlamak haramdır

Buhadîs, İslâm Dîni'nin itikâdî esaslarına îman eden bir müslüman'ı, ilâhî emirve yasakları gereğince tatbik edemediği için kâfir veya münâfık olarakvasıflandıramayacağımızı öğretmektedir. Zira amelsizlik îman za'fına delil isede îmansızlığa belge değildir.

Îman edeni öldürme

Mikdadb. Esved (R.) anlatıyor.

"Allah'ınResûlüne sordum:

-Ya Resûlellah! (Savaşta)kâfirlerdenbir savaşçı ile karşılaşsam, benimle vuruşsa ve ellerimden birini kılıçtangeçirse, sonra da (mağlup duruma düşerek) benden (korunmak için) bir ağaca sığınsa da "Allah için müslüman oldum."dese, bu sözü söy (leyerek îmanını dile getir) dikten sonra onu öldürebilir miyim? Ne buyurursunuz YaResûlellah?

Allah'ınResûlü:

-Onu öldürme, buyurdu. Ben de:

-Ya Resûlellah! O elimi kılıçtan geçirdi, (nasıl öldürmem) dedim.

-Onu öldürme, buyurdu ve sözlerini şöylece sürdürdü:

-Eğer onu öldürsen o, senin onu öldürmenden önceki durumunu alır. Sen de onun,müslümanlığını dile getiren sözlerini söylemeden önceki durumuna düşersin."34

Mümin olduğumunasıl bileyim?

EbuRezân (R.) anlatıyor:

"Allah'ınResûlüne geldim ve şöyle sordum:

-Ya Resûlellah! Allah ölüleri nasıl diriltecek?

-Ya Ebu Rezîn! Sen toprağının çorak iken geçtiğin yerinden yemyeşil iken degeçtin mi?

-Evet (geçtim).

-İşte diriliş de böyle olacak.

-(Peki) îman nedir Ya Resûlellah?

Îman;bir olan ve hiç bir ortağı bulunmayan Allah'tan başka ilah olmadığına,Muhammed'in O'nun kulu ve peygamberi olduğuna inanman,

Allah'ıve Peygamber'ini, onlardan başka bütün varlıklardan fazla sevmen,

Ateşteyanmayı, Allah'a ortak koşmaya sevip-tercih etmen ve bir de;

Kendisiile aranda akrabalık rabıtası olmayan (inançlı, ibâdetli ve ahlâklı) kişiyi sevmen, fakat onuyalnız ve yalnız Allah için sevmendir.

Eğerbu husûsiyetleri şahsında toplarsan, aşırı sıcak bir günde su sevgisininsusamış kişinin (kalbine)girmesi (ve onu içten kuşatması) gibi îman sevgisi de senin kalbinegirer (veseni içten kuşatır.)

(Hadisinakleden Ebu Rezin rivayetini şöyle sürdürüyor.

Allah'ınResûlü'nün îmanı bu şekilde tarif buyurması üzerine) sordum:

-Ya Resûlellah! Ben mü'­min olduğumu nasıl bileyim?

Şöylebuyurdu:

-Benim peygamberliğime inananlardan bir fert bir güzel amel yapar da, o amelingüzel olduğunu ve Allah'ın kendisini o amelden daha hayırlı bir mükâfat ilearmağanlandıracağını bilir, bir günah işler de o günahın affedilmesinidilediğinde Allah'ın onu bağışlayacağın da bilirse o kişi... (evet o kişi) mü'­mindir."35

Kalbiyle doğrulayan ve diliyle onaylayan mü'­mindir

Buhadîste Peygamberimiz îmanı tarif buyururken önce îmanın esasını teşkil eden,Allah'a ve kendisinin Peygamberliğine inanılması gereğini bildirmiştir. Ayrıcaîmanın ilahi emir ve yasakları uygulatıcı bir güce ulaşması için gerçekleşmesigerekenleri de dile getirmiştir.

Îmanesaslarını kalbiyle doğrulayan ve diliyle onaylayan kişi mü'mindir. Mü­'minolduğuna da inanması lâzımdır. Ebu Rezin (R.) in "Mü­'min olduğumu nasıl bileyim?" sorusundaki asıl amacı,îmanla oluşan kalbi duyguların nasıl bir tezahür ve gelişim göstereceğiniöğrenmektir.

SeniAllah mı peygamber gönderdi?

Hz.Enes (R.) anlatıyor.

"Biz, (bize açıklamayan mevzularda) Allah'ın Resûlü'ne (gereksiz) sual sormaktan (Rabbimiz tarafından menolunduğumuz için) Medine dışından bir zatın gelerek Resûlullah'a (S.) sual sormasından veO'nun verecekleri cevabı dinlemekten pek çok hoşlanırdık. Derken, bir günMedine haricinden bir adam gelerek Allah'ın Resûlüne'ne (sual sormaya başladı da) şöyle dedi:

-Ya Muhammed! (İslâm'ıtebliğ edip öğretmesi için gönderdiğin) elçin bize geldi. Elçin, senin Allah'ın gönderdiği birpeygamber olduğunu söyledi. (Doğru mu söyledi?)

-Evet, doğru söyledi.

- (Ya Muhammed!) Gök (leri) kim yarattı?

-Allah.

-Yeryüzünü kim yarattı?

-Allah.

-Bu dağları kim (yarattıve dünyamıza) dikipyerleştirdi?

-Allah.

-Peki, yeryüzü (vedağların) dakifaydalı (madenleribitkileri ve hayvan) ları kim yarattı?

-Allah.

-Gök (leri) ve yeri yaratan, dağları dikipyerleştiren ve yeryüzündeki faydalı varlıkları halkeden Allah aşkına (söyle Ya Muhammed!) Seni gerçekten Allah mı gönderdi?

-Evet.

-(Ya Muhammed!)Gönderdiğinelçi (yaşadığımız)her bir gün vegece beş vakit namaz kılmakla mükellef olduğumuzu söyledi. (Doğru mu söyledi?)

-(Evet), doğru söyledi.

-Seni gönderen Allah aşkına (doğru söyle.) Namazı sana (ve senin şahsında bize) Allah mı emretti?

-Evet.

-Elçin mallarımızdan yılda bir defa zekât vermekle vazîfeli olduğumuzu söyledi. (Doğru mu söyledi?)

-(Evet,) doğru söyledi.

-Seni peygamber olarak gönderen Allah aşkına (söyle.) Zekâtı sana (ve senin aracılığınla bize) Allah mı emretti?

-Evet.

-Gönderdiğin elçi(yaşadığımız her)yılımızda Ramazan ayını oruç tutmamızın farz olduğunu söyledi. (Doğru mu söyledi?)

-(Evet,) doğru söyledi.

-Seni Peygamber olarak gönderen Allah aşkına (söyle.) Allah mı sana (ve senin vasıtanla bize) orucu emretti?

-Evet, (Allahemretti.)

-(Ya Muhammed!) Elçin bize içimizden yol bulup (güç yetirebilenin) Kâbe'yi hac etmesinin farzolduğunu söyledi. (Doğru mu söyledi?)

-(Evet), doğru söyledi.

-Seni Peygamber olarak gönderen Allah aşkına (söyle), haccı sana (ve senin şahsında bize) Allah mı emretti?

-Evet.

-Seni Hak Peygamber olarak gönderen (Allah)'a yemîn ederim ki (mükellef olduğum) bu vazîfelerden ne fazlasını yapacağım, ne debunlardan (birini)eksikbırakacağım. (Ancakemrolunduğumu yapacağım.)

Buzat Allah'ın Resûlü'nün huzurundan ayrılıp yürüyünce Hz. Peygamber (S.) şöyle buyurdu:

-Eğer(sözlerinde ve vazîfelerini yapma kararlılığında) doğruluk üzerinde yaşarsa mutlakaCennet'e girer."36

Gerçek îman amelleoluşur

Îmanâmentü esasları dediğimiz ve üç numaralı hadisimizde açıklanan inanılmasızarûri prensipleri kalbimizle doğrulamak ve dilimizle açıklamaktır.

Kişiîmanla mü'­min olur. Ne var ki îmanı kökleştirecek, bereketlerini ortayaçıkaracak ve fert hayatını yönlendirecek olan ancak îman doğrultusundakiuygulamadır.

Bundanötürüdür ki Peygamberimiz İslâm Dîni'nin beş ana temel üzerinde kurulduğunuaçıklamış; îmanın yanı sıra namazla orucun ve şartları gerçekleştiğinde zekâtile haccın yapılması zarûrî ana görevler olduğunu bildirmiştir.

İslâmDîninde Rabbimiz ve Peygamberimiz tarafından  yapılması emrolunan vazîfelerve bu vazîfelerin yanı sıra kaçınılması gereken ilahî yasaklar da vardır. Ancaknamaz, oruç, zekât ve hac gibi ana görevlerin yapılması diğer bir çok ilahîemirlere uyulması ve yasaklardan kaçınılmasına sebeb olacağı ve İslâm Dîni, birbütün halinde yaşamak gücünü kazandıracağı için bunlar İslâm Dîni'nintemellerini oluşturmuştur.

Bir olan Allah'a îman nedir biliyor musunuz?

İbn-üAbbas (R.) anlatıyor.

"(Allah'ın Resûlü (S.) öğüt almakiçin kendisine gelen yeni müslüman olmuş Abdülkays oğulları temsilcilerine) bir olan Allah'a îmanı emretti vesonra da şöyle buyurdu:

-Bir olan Allah'a îman nedir biliyor musunuz? Onlar da:

-Allah ve O'nun Peygamberi daha iyi bilir, dediler.

Bucevapları üzerine Allah'ın Resûlü şu açıklamayı yaptı:

-Bir olan Allah'a îman, Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in O'nunelçisi olduğuna inanmak, namaz kılmak, oruç tutmak ve zekât vermektir. Bir de (İslamî düstûrlar çerçevesindeyapılacak savaşta alınacak) ganimetlerin beşte birini (İslâm Devleti'ne) vermenizdir."37

Nefsin için sevdiğini sevmek de İslâm dinininesaslarındandır

Hz.Cerir (R.) rivayet ediyor.

"Allah'ınResûlü'ne (S.) bir adam geldi ve O'na İslâm Dini'nin esasların dan sordu.

Allah'ınResûlü (onayapılması gerekenleri şöylece emir) buyurdu:

-Allah'tan başka(ibâdet olunacak ve yasalarına boyun eğilecek) hiçbir ilâh olmadığına,Muhammed'in de Allah'ın Peygamberi olduğuna şehadet edersin, namaz kılarsın,zekât verirsin, Ramazan orucunu tutarsın, nefsin için sevdiğini (diğer) insanlar için seversin ve nefsiniçin sevmediğini onlar için de sevmezsin."38

İslâm Dini'ninözeti

SahâbîEbû Ümame (R.) Allah'ın Resûlü (S.) bir yatsı namazında Ashâb-ı Kiram'a şöyleemir buyurdu, diyerek çevresindekilere bir hadisi rivayet et (meye başla) dı. Bu sırada dinleyenlerdenbazıları ona şöylece hatırlatma yaptılar:

-Aman anlatırken Allah'ın Resulûnün önce ne söylediğini peşisıra ne buyurduğunuiyice hatırlamaya çalışarak anlat ki dinleyenler O'nun sözlerini bütünüyleöğrenmiş olsunlar.

(EbuÜmame anlatımını şöylece sürdürdü.)

"EvetAllah'ın Resûlü emir buyurdu:

-Yarın namaz için toplanınız. Size söyleyeceklerim vardır...

(Sahâbîlertoplandı. Cemâat olarak) namazlarını kıldıklarında Allah'ın Resûlübuyurdu:

-Size emrettiğim gibi (tam olarak) toplandınız mı?

-Evet(toplandık) YaResûlellah!

-Rabbinize ibâdet edin, (şahıs, put ve rejim gibi) hiçbir varlığı O'na ortak koşmayın;

Söylediğimbu ana görevinizi anladınız mı, bu temel görevinizi anladınız mı, evet bu başgörevinizi anladınız mı?

-Evet (anladık YaResulellah!)

-Namaz kılınız, zekât veriniz; namaz kılınız, zekât veriniz, (evet, evet) namaz kılınız, zekât veriniz.

Buödevlerinizi de kavradınız mı? Bu ödevlerinizi kavradınız mı? (Size söylüyorum) Bu ödevlerinizi kavradınızmı?

-Evet (kavradıkYa Resûlellah!)

-(Allah'ın vePeygamberinin yasalarını) dinleyiniz ve itâat ediniz; dinleyiniz ve itâatediniz; dinleyiniz ve itâat ediniz. Bu (genel) vazîfenizi öğrendiniz mi? (Bu vazîfenizi de öğrendiniz mi?Evet size söylüyorum, bu vazîfenizi de öğrendiniz mi?)

-Evet, (öğrendikYa Resûlellah!)

Buhadisi rivayet eden sahibi Ebu Ümame şöyle diyor:

-Biz, bu öğütleri ile Hz. Peygamberin İslâm Dîni'ni bize özetlediği kanaatinevardık."39

Îmanı daha güzel olanlar kimlerdir?

Allah'ınResûlü (günlerden) bir gün huzurunda bulunan sahâbilerinden bir topluluğasordular:

"-Size göre hangi mü'minlerin îmanı daha güzeldir?

-Meleklerin (imanıYa Resûlellah!)

-(Meleklerinîmanının güzel olması tabidir.) Kendilerine vahiy indiriliyor (ilahi emir ve yasaklara doğrudanmuhatap oluyor ve vazîfelendiriliyorlar) ken nasıl olur da (güzelce) îman etmemiş olurlar?

-O halde biz (imîmanımız daha güzel ya Resûlellah!)

-Ben aranızda bulunuyor (ve sizler mucizelere şâhid oluyor) iken nasıl olur da (güzelce) îman etmezsiniz? (Bu mümkün mü?)

-(Bizbilemedik.) Hangiinsanların îmanı daha güzeldir? (Siz açıklayınız Ya Resûlellah!)

-Sizlerden sonra gelecek olan ve buldukları Kur'an sayfalarının içindeki (ilahi âyet) lere; emirlere ve yasaklara îmanedecek olan insanların îmanı daha güzel îmandır."40

Kafa gözüyle görmeden inananlar da bahtiyardır

Bizlergibi Allah'ın Resûlü Hz. Muhammed'i ve O'nun mucizelerini bizzat görememiş,Kur'ân'ın indirilişine de şâhid olamamış mü'minlere bu hadîste pek büyük birmüjde vardır.

Îmannimetine erdiren Allah'ımıza sonsuz hamd ve sena olsun.

Îmanın hakikati nedir?

"Hârisb. Malik (R.) anlatıyor:

(Günlerdenbir gün) Allah'ınResûlüne uğradığında ona sordu:

-Nasıl sabahladın Ya Hâris?

-Gerçek mü'min olarak sabahladım ya Rasulellah!

-Ne söylediğinin farkında mısın? (Hele iyi bir düşün)

-(Ya Haris!) Herşeyin (özünüyansıtan) birhakikati vardır.("Gerçek mü'min olarak sabahladım" dediğine göre, senin) îmanının hakikati nedir?

-(Ya Rasulellah!) Dünyabenim için câzibesini yitirdi; (Ona ait hiçbir ihtirasım yok.) Gecemi (ibâdetle) uykusuz, gündüzümü (oruçla) susuz geçirdim.

Apaçıkbir şekilde ortadaymışcasına Rabbimin arşına bakar gibiyim. Cennet sakinlerinibirbirlerini ziyaret ederken görür gibi oluyorum. Cehennemlikleri görür vecehennemin içinde kopardıkları feryadı da (işitir) gibiyim.

(Aldığıcevaplardan sonra) Allah'ın Resûlü: 

-Ya Haris! Gerçeği bildin; özü kavradın. Bu halin üzerinde devam et, buyurdu vebu sözlerini üç defa tekrarladı."41

Evet bizler mü'miniz!

İbn-iAbbas (r.a.) anlatıyor.

Hz.Ömer, Ashâb-ı Kiram'dan bazı kişilerle beraber (oturmuş sohbet ediyor) ken, Allah'ın Rasulu (s.a.v.)aralarına katıldı. Ve (onlara) sordu:

-Sizler mü'min misiniz?

Sahabilersükut ettiler. (AllahResûlü sualini) üçdefa tekrarladı.

ÜçüncüsündeHz. Ömer söz alarak şu cevabı verdi:

-(Evet bizlermü'miniz ya Rasulellah! Zira) Bizlere getirip tebliğ buyurduğunuz, (iman esaslarına, halâllere veharamlar)ainanıyoruz, rahatlıkta Allah'a hamd ediyor, felaketler karşısında da sabrediyoruz.

Allah'ın(kaderi ve) kazasına da îman ediyoruz.

Hz.Ömer'i dinleyen Allah'ın Resûlü şöyle buyurdu:

-Kâbe'nin Rabbi olan Allah'a yemînederim ki, (sizlergerçek) mü'minlersiniz.42

Allah'a ortak koşmak en büyük günahtır

İbn-üAbbas (R.) anlatıyor.

Allah'ınResûlü yaslanır bir durumda iken bir adam yanına geliverdi ve sordu:

-Ya Resûlellah! Büyük günahlar nelerdir?

O,şöyle buyurdu:

-Büyük günahlar Allah'a ortak koşmak, Allah'ın rahmetinden ümit kesmek veAllah'ın azabına uğramayacağı güvencesine sahip olmaktır.

Bunlar,büyük günahların da büyüklerindendir.43

 

1 Konu ile ilgili diğer âyetleriçin bak. Bakara 2-3, 285, Nisa 152, Araf 158, Hucurât 15, Teğâbun 8.

2 Nesâî İman 1, Buhârî İman 18 Müsned 5/150

3 Nesâî İman 1, Dârîmî Salât 135, Müsned 2/258

4 Mecmeûz-Zevâid 1/59, Müsned4/114. Hadisin ilk bölümleri tercüme edilmiştir.

5 Bakara 30. 97. Nisa 136. Araf206. Ra'd 23-24, Nahl 32, 50, İsra 13-14, Meryem 64, Enbiya 27, Şuara 193-194,Secde 11, Ahzab 43, Fatır 1, Saffat 165. Zümer 75, Gafır 7-9, Fussilet 30-32,Zuhruf 79-80, Kaf 16, Tahrim 6, Hakka 17, İnfıtar 10-12.

6 Bakara 213

7 A'la 18-19

8 Maide 44

9 Nisa 136

10 Müslim İman 1, Tirmizî İman 4, İ. Mâce Mukaddime 9

11 Ra'd 8

12 Hicr 21

13 Furkan, 2

14 Kamer 49

15 Tirmizî Kader 1 (Hn. 2134)

16 I. Mâce Mukaddime 10 (Hn 84)

17 Muhtasar I. Kesîr Nisa 164,1/465, Benzeri için bak. Müsned 5/265-266

18 Nahl 36, Enbiya 25

19 Kehf 110, Fussilet 6

20 Yunus 47. Nahl 63

21 Rum 47, Sebe 28, Ahzab 40

22 Bakara 253, 285

23 M. I. Kesir Meryem 90 (2/466.) M. Zevaid 2/323. Kısmirivayetler için bak. Müslim Cenâiz 1, Tirmizî Cenâiz 4

24 M. Zevâid 10/82, Müsned 2/359

25 İ. Kesîr, Enbiya 47, (2/510.)Müsned 2/213, Tirmizî İman 17, İ. Mâce Zühd 35

26 M. Zevaid 1/16, Müsned 4/402, 411

27 M. Zevâid 1/49. Benzeri rivayetler için bak. BuharîVesâya 11, Nesâî Vesâya 6

28 M. Mesabîh İman (Hn. 26.) Buhârî Libas 24 Müslim İman 154

29 Et-Tac 1/33, Müslim İman 151, Müsned 3/145

30 M. Mesabih İman (Hn. 28) Müslim İman 192

31 M. Zevâd 1/33, Müsned 4/106. Farklı bir rivayet içinbakınız. S. Ebû Davûd Edep B. Fî Reddil-Vesveseti.

32 M. Zevâid 1/34, Taberanî Es-Sağîr 1/222

33 Buhârî Salât 46, Müslim Mesâcid 263 Müsned 4/449

34 Et-Tac 4/365, Ebû Dâvûd Cihad 103, Buhârî Meğâzî 12

35 M. Zevâid 1/53, Müsned 4/11

36 Et-Tac 2/44-45, Müslim İman 10, Buhârî İlim 6, Tirmizî Zekât 2

37 M. Mesâbîh Hn. 18, Buhârî İman 40, Ebû Davûd Sünne 14

38 M. Zevâid 1/45, Kısmî rivayet için bk. Müslim İman 1

39 M. Zevâid 1/46

40 M. İ. Kesir Al-i İmran 101, (1/304.) Benzeri rivayetiçin bak. Müsned 5/65

41 M.İ. Kesir, Enfal 4 (2/85), M. Zevaid 1/57

42 M. Zevaid, 1/54

43 İ. Kesir Nisâ 40, 1/484, Benzeririvayet için bak. M. Zevâid 1/104

 

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/2-iman-esaslari-ve-ilk-buyuk-vazifelerimiz-15-494h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim