19- Kaçınılması Öğütlenen Davranışlar -2

19- Kaçınılması Öğütlenen Davranışlar -2
19- Kaçınılması Öğütlenen Davranışlar -2

19- Kaçınılması Öğütlenen Davranışlar -2

Korunma Tedbirlerine Başvurmak

Cinselnitelikli haramlardan korunmak ve yalnızlığı giderecek bir hayat arkadaşıedinmek gibi amaçlarla evlenilebilirse de, evliliğin ana amaçlarından biri dehiç şüphesiz çocuk sahibi olmaktır.

İnsanlığındevamının üreme kanununa bağlanması, insanın her an ilişkide bulunabilen,dölleyebilen ve döllenebilen bir kıvamda yaratılmış olması da bu ana amacadönüktür.

Bununiçindir ki Yüce Mevlâmız Bakara Sûresi'nin 223. âyetinde kadın eşlerimizi tarlaolarak vasıflandırarak şöyle buyurmuştur:

"Kadınlarınızsizin tarlanız; ekim alanınızdır, o hade (ön organ olan) tarlanıza ne şekilde isterseniz o şekilde varın..."* 

Tarlanınsürülme amacının ekin olması ne derece tabiî ise, eşle ilişki amacının çocukolması da o derece tabiîdir. Ramazan gecelerinde cinsel ilişkinin helâlkılındığını açıklayan Bakara Sûresi'nin 187. âyetinde "...Şimdi kadınlarınıza yaklaşın.Allah'ın sizin için yazıp takdir ettiği (çocukları) taleb edin..." buyrulması da ana amacın çocuk edinilmesiolduğuna işarettir.

Busebeble İslâm Dini, döllemeyi engelleyici kısırlaştırmaktan ve gayr-ı tabiîolan korunma tedbirlerine başvurmaktan kaçınılmasını öğütleyip emretmiştir.

Gerekdışa boşalma yoluyla ve gerekse diğer yollarla korunmak, hiç şüphesiz kısa veyauzun vadede cinsel mutluluğu da olumsuz yönde etkileyecek cinseldavranışlardandır.

Ekonomiksıkıntıdan uzak rahat bir hayat yaşamak, sıhhati ve güzelliği uzun süre korumakve dengeli toplum kalkınmasına hizmet etmek vs. gibi amaçlarla koruyucutedbirlere başvurmak, İslâm ülkelerinde de giderek yaygınlaşan bir manevîhastalık olmuştur.

Baştarahim (vagina) dışına boşalma olmak üzere, rahim yolu lavajı, kapsüller,merhemler, rahim yolu peserleri, spiral ve prezervatif gibi çok değişikuygulamalarla yapılan korunma, insan cinselliği üzerinde oluşturulmuş cinselmutluluğu kısıtlayıcı ve giderici bir zulümdür ve ana konumuzla çok yakındanilgilidir.

Busebeble"korunma" meselesiniİslâmî ölçülere göre geniş olarak incelemeye çalışacağız.

"Korunma", hadis ve fıkıh kitaplarımızda "azil" olarak geçmektedir.

Azil;çocuk olmaması için rahmin dışına boşalmaktır.

Yukarıdaaçıkladığımız korunma yollarının her birinde amaç çocuk yapmamak olduğu için,azille ilgili dinî hükmü diğer bütün korunma şekillerine teşmil etmemizmümkündür. Mümkündür, çünkü azilde yalnız rûhî rahatsızlık vardır. Diğerkorunma tedbirlerinde ise rûhî rahatsızlıklar yanında; rahim kanseri, kısırlıkvs. gibi bedenî rahatsızlıklar da vardır.

Korunmatedbirlerinde mahzur olmadığını ileri süren görüşler ilmî olmaktan çok,politiktir.*

Azilleilgili hadisleri sunup onlara açıklık getirmeden önce, Kur'ân-ı Kerîm'dekiinsanın yaratılmasıyla alâkalı bazı âyetleri sunmakta yarar görüyoruz.

  • İnsanın yaratılışıancak Allah'ın takdiriyledir

Kur'ân-ıKerîm'de Yüce Allah, insanın yaratılmasını tamamen kendi zâtına bağlamakta,aracı kılınmasının dışında insana hiçbir yer verilmemektedir.

Aşağıdasunacağımız âyetlerde şanı Yüce Allah, doğurganlığın ve kısırlığın kenditakdiriyle vücûda gelindiğini şöylece açıklamaktadır.

ŞûrâSûresi 49-50:

"Göklerinve yerin mülkü Allah'ındır. O, dilediğini yaratır. Dilediğine kız çocuklarınıverir, dilediğine de erkek çocukları verir.

Yahudonlara erkekli dişili çift verir. Dilediğini de kısır yapar. Şüphesiz O, herşeyi bilendir ve her şeye gücü yetendir."

ŞanıYüce olan Allah, doğurganlığı ve kısırlığı kendisinin takdir buyurduğunuaçıkladığı gibi, rahme (vagina) atılan meniden insanı yaratanın,sûretlendirilip şekillendirilerek kız veya erkek olarak vücûda getirenin dekendisi olduğunu pek çok âyetle dile getirmektedir.

VâkıaSûresi 58-59:

"Söyleyinbakalım!

(Rahimlere) Döktüğünüz meniyi; onu sizmi yaratıp insan haline getiriyorsunuz. Yoksa yaratan Biz miyiz?"

TûrSûresi Âyet 35:

"Onlarbir yaratıcıları olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendi kendilerini miyaratıyorlar?"

Âl-iİmrân Sûresi Âyet 5:

"Rahimlerdesizi dilediği gibi şekillendiren O'dur. O'ndan başka ilâh yoktur. O, her şeyegâlibdir, hüküm ve hikmet sahibidir."

KıyameSûresi Âyet 36-40:

"İnsanbaşı boş bırakılacağını mı sanıyor?

O,rahme dökülen meniden bir (damlacık) değil miydi? Sonra o damla bir kan pıhtısıolmuş, derken Allah onu yaratıp güzel bir şekle koymuş, ondan erkek ve dişi ikicins yaratmıştır.

Bütünbunları yapan Allah, ölüleri diriltmeye güçlü değil midir?"

YüceAllah yukarıda sunulan gerçekleri ve benzerlerini bildirmenin yanısıra kendibilgisi (takdîri, hikmeti, rahmeti ve yaratması) olmaksızın hiçbir dişinin gebekalamayacağını, kalsa da doğurmayacağını açık bir şekilde şöyleceduyurmaktadır.

FâtırSûresi Âyet 11:

"Allah,sizi topraktan, sonra da bir nutfeden yarattı. Sonra da sizi çift çift yaptı.O'nun bilgisi olmadan hiçbir dişi ne gebe kalabilir, ne doğurabilir. Bircanlının ömrünün uzatılması da, ömrünün kısaltılması da mutlaka Kitâb'da(programlı)dır. Şüphesiz ki, bu Allah'a çok kolaydır."

YüceAllah insanları kendi takdîriyle yarattığını açıkladığı gibi, onlarınhayatlarını sürdürmeleri için gerekli olan rızıkları da kendisinin üstlendiğinişöylece bildirmektedir:

HûdSûresi Âyet 6:

"Yeryüzündehiçbir canlı varlık yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın. Allah, her canlınınhayattayken yerleştiği, ölümden sonra konulduğu yeri bilir. Her şey apaçık birKitâb'da kayıtlıdır."

İsraSûresi Âyet 31:

"Fakirlikkorkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de, onları da Biz rızıklandırıyoruz.Onları öldürmek pek büyük günahtır."

FâtırSûresi Âyet 3:

"Eyinsanlar! Allah'ın üzerinize olan nimetini hatırlayın. Sizi gökden ve yerdenrızıklandıracak Allah'dan başka bir yaratıcı var mı? O'ndan başka hiçbir ilâhyoktur. O halde nasıl olup da (O'na güvenden) saptırılıyorsunuz?"

Âyetlerleyapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere, insanların yaratılışı ve muhtaçoldukları maddelerin halkedilmesi, Allah'ın tekelindedir ve birbiriyle uyumlubir program içindedir.

İnsanların,insanların sayısını diledikleri şekilde belirlemeye, belirledikleri sayıyaulaşmaya veya muayyen sayıda tutmaya güçleri yoktur.

Nüfûskontrol altına alınmazsa, yaratılan maddelerin ihtiyacı karşılamayacağışeklindeki görüş de geçersizdir.

Şimdibir soru açalım.

İnsanlaraldıkları korunma önlemleriyle Allah'ın kaderini değiştirebilir, hayatıistedikleri şekilde yönlendirebilirler mi?

Busuâlin cevabı aşağıda sunulacak bilgilerin ışığında ortaya çıkacaktır.

  • Korunmayı doğrudanonaylayan bir tek âyet ve hadîs yoktur

Rahimindışına boşalmak olan ve bütün korunma tedbirlerinin de amaçta esası olarakdeğerlendirilebilecek olan "azil"i doğrudan veya dolaylı olarak onaylayan bir tek âyetve hadis mevcût değildir. Eğer, böyle bir âyet ve hadis mevcut olsaydı, Kur'ânve Sünnet kendi içinde çelişkili olur veya yaratılış düzeniyle çatışırdı.

Kur'ânve Sünnet böyle bir çelişki ve çatışmadan beridir.

Allahbir tarafdan erkeği ve kadını çocuk için hazırlayacak, diğer taraftan Kur'ân-ıKerîm'le veya Peygamberî aracılığıyla korunmayı onaylayıp, kendi düzeni ileçelişkiye düşürecek. Bu mümkün müdür?

YüceAllah bir taraftan nefislerimizden kendilerinde sükûnet bulacağımız eşleryarattığını duyuracak, O'nun Resûlü cinsel mutluluğu amaç gösterecek, diğertaraftan cinsel mutluluğu giderecek veya olumsuz yönde etkileyecek uygulamaKur'ân ve Sünnet'le tasvip olunacak. Bu tasavvur olunabilir mi?

  • Kur'ân ve sünnetkorunmayı dolaylı olarak yasaklar

İncelememizinbaşında yer alan âyetler, azili dolaylı olarak yasaklayıcı Kur'ânî düstûrlaraörnek olarak alınabilir.

Busebeble burada azili dolaylı olarak yasaklayıcı hadisleri sunacağız. Ancakbizim ihtiyatlı bir dil kullanmak için "dolaylı olarak yasaklayıcı" şeklinde sunacağımız hadisleri "doğrudan yasaklayıcı" hadisler olarak değerlendirmemizmümkündür.1 Nitekim bazı sahâbîler böyledeğerlendirmişler ve Allah'ın Resûlü'nün yapmadığı gibi, onlar da azilyapmamışlardır. Bazı İslâm bilginleri de bu hadislere dayanarak azlin(korunmanın) haram olduğu içtihadında bulunmuşlardır.2

  • Korunmayı dolaylışekilde yasaklayan hadisler

EbûSaîd el Hudrî (r.a.) anlatıyor.

BeniMustalık gazvesinde Allah'ın Resûlü ile beraberdik. Allah'a ortak koşucu Arablarıngüzel kızlarını esir aldık.

Buaskerî gazve sebebiyle bekârlığımız uzadı. (Pek tabiî ki arzularımız da arttı.) Ancak (biz câriye statüsü içinde bizeverilen bu kızları-kadınları verip ailelerinden) fidye almak istedik.

Busebeple, azil yaparak onların cinselliğinden yararlanmak istedik. Aramızdaşöyle konuştuk:

-Allah'ın Resûlü aramızda iken O'na sormaksızın mı azil yapacağız?* 

Sonrada Allah'ın Resûlü'ne sorduk. Şöyle buyurdu:

-Azili (korunmayı) bırakmanız sebebiyle bir zararauğramazsınız. Zira Allah'ın Kıyamet Günü'ne kadar yaratmayı takdir ettiği herinsan, mutlaka ve mutlaka vücûda gelecektir.3

  • Ebû Saidel-Hudrî (r.a.) anlatıyor.

Elegeçirdiğimiz esir kadınlarla cinsî münâsebette bulunurken azil yapıyor, (çocuk olmaması için rahmin dışınaboşalıyor)duk.*

SonraAllah'ın Resûlü'ne azlin yapılıp yapılamayacağını sorduk. Bize cevap olarakşöylece serzenişde bulundu:

-Siz gerçekten azil yapıyor musunuz? Siz hakikaten azil yapıyor musunuz? Sizgerçekten mi azil yapıyorsunuz?

KıyametGünü'ne kadar yaratılması takdir olunmuş her bir insan, mutlaka ve mutlakayaratılacaktır.4

  • "Dilersenkarına azil yap. Ama (bil ki;) karın doğurması takdir olunanı doğuracaktır."5
  • "Sizmantığınıza sığdırdığınızı yapın. Ancak Allah'ın takdir ettiği mutlaka olacakdır. (Rahime dökülen) Her meniden çocuk olacakdeğildir."6
  • Ebû Saidel-Hudri (r.a.) anlatıyor.

Allah'ınResûlü'ne soruldu:

-Azilile ilgili olarak (nebuyurursunuz Ya Resûlallah!)

Şöylebuyurdu:

-Her meniden çocuk olmaz. Kaldı ki Allah bir varlığı yaratmak isterse, onuhiçbir varlık önleyemez.

Allah'ınResûlü azil ile ilgili diğer bir soruyu da şöylece cevaplandırdı:

-Hayır(azlionaylayamam).Siz azil yapmamaya çalışın. Zira cinsel ilişkiden çocuk olması, ancak ilâhîkaderledir.7

  • Ebu Saîd el-Hudrî(r.a.) anlatıyor.

Allah'ınResûlü'nün huzûrunda azilden söz açılınca şöyle buyurdu:

Sizdenbiriniz niçin azil yapar ki?

Yaratılanher bir insanın Hâlikı şüphesiz Allah'dır.8 

  • Câbir b.Abdullah (r.a.) anlatıyor.

Biradam geldi de Allah'ın Resûlü'ne şöyle deyiverdi:

-YaResûlallah! Beraber yaşadığım bir câriyem var. Ona azil yapıyorum. (Ne buyurursunuz?)*

-Azil yapman Allah'ın yaratılmasınıdilediği canın vücûda gelmesini hiç şüphesiz engellemez.

Bucevabı alan adam(gitti ve bir süre sonra) gelerek şöyle dedi:

-YaResûlallah! Size azil yaptığımı söylediğim câriye gebe kaldı.

Allah'ınResûlü (daimagerçeği dile getirdiğini açıklamak için) şöyle buyurdu:

-BenAllah'ın kuluyum ve O'nun elçisiyim.9

  • Cüzame BintiVehb (r.a.) anlatıyor.

Sahâbilerarasında bulunuyorken Allah'ın Resûlü'ne azil'den sordular. Şöyle buyurdu: "(Tekvir Sûresi'nin sekizinciâyetinde açıklanan türden çocuğu) gizlice toprağa gömmedir."10

Azilinharamlığına delil olarak gösterilen son hadis müstesna, yukarıda sunulan hadislerincelendiğinde açıkça anlaşılacağı üzere, azil husûsunda doğrudan, açık vekesin bir yasaklama yoktur. Ama azilden kaçınılmasını öğütleyici ve buna kafayıve kalbi yatırıcı bir yönlendirme vardır. Hem azile ve diğer koruyucu önlemlerebaşvurularak yaratılması engellenmek istenen çocuk, Allah'ın Resûlü'nünaçıkladıkları üzere bir kader mevzûudur. Çünkü cinsî münâsebet çocuk içinyegâne sebeb ise de, yeter sebeb değildir. Zira her ilişki çocuk sonucunagötürmez. Götürebilmesi için ilâhî kaderin tecellisi lâzımdır. Bu sebeple azil(korunma) tedbiri, sonucu etkilemeyecek bir işlem olarak değerlendirilebilir.

  • Allah'ın Resûlükorunmamıştır

Herİslâmî emir-yasak, Allah'ın Resûlü'nün hayatıyla örneklendiği gibi, azilsizlikde, her meninin çocuğa dönüşmeyeceği hakikati de, O'nun hayatıylaörneklenmiştir. Yani: Allah'ın Resûlü hiçbir eşine azil yapmamıştır. O,sözleriyle azil yapılmaması gereğini dile getirirken, bilfiil kendisi deyapmamıştır. Azil yapmamasına rağmen, çocuk doğurabilecek genç yaşta olan eşlerindenHz. Âişe, Hz. Hafsa, Hz. Zeyneb, Hz. Cüveyriye, Hz. Ümmü Seleme ve Hz.Safiye'den çocuğu olmamıştır. Çünkü çocuk, ancak Allah'ın kaderiyle olur.

-Salatve selâm üzerine olsun- taaddüd-i zevcatını yaşadığı Medîne döneminde yalnızMâriye'den bir çocuğu olmuştur.

  • Korunma, nedenaçık olarak yasaklanmamıştır?

Kur'ânve Sünnet dolaylı olarak yasakladığı azili neden açık bir şekildeyasaklamamıştır. Oysa içki ve faiz gibi ilâhî haramlar, önce dolaylı olarakyasaklanmış, ama sonuçta kesin yasaklar konulmuştur.

Azildeise durum böyle olmamıştır. Olmaması da tabiîdir. Zira eşlere azil, içki vefaiz gibi bilinen bir uygulama değildi. Böyle olmakla birlikte, bu suâlin doğrucevabını hiç şüphesiz Allah bilir. O'nun bildirmesiyle ancak O'nun Resûlü bilebilir.Ancak ilâhî işaretler üzerinde yürüyerek bizler de yorum yapabiliriz.

Bizegöre bunun iki ana sebebi vardır.

a)Birinci sebep, tıbbî ve rûhî zarûretlerle korunmanın gerekli olabileceğigerçeğidir.

b)Çocuğun oluşumuyla ilgili sebep-netice kanûnu ile ilk bakışta çelişkili gibigörülen genel Kur'ân ve Sünnet doğrularına tam teslimiyet gösterilipgösterilemeyeceğine dair ince ve ileri bir kulluk denemesinin Allah'ın muradıoluşudur. Diğer bir ifadeyle çocuk meselesinin, inanmakla yükümlü olduğumuz kaderleolan bağlantısıdır.

Şimdibu ikinci sebebi açıklayarak, konumuza ışık tutmaya çalışalım.

YüceAllah insanı sebep ve netice (sonuç) prensiplerine göre düşünen bir varlıkolarak yaratmıştır.

İnsaniçin gerekli olan hayat gerçeği, sebep-netice kanûnudur.

Hernetice bir sebebe bağlıdır. Her sebep kendi doğrultusunda bir netice ilesonuçlanır.

Yaratılışdansâhip oldukları yeteneklerle maddeci insan da, mü'min de böyle düşünür. Ne varki insanların pek çoğu neticeyi sebebe bağlarken, sebebin yalnız insaniradesiyle oluşup oluşamayacağını düşünmezler. Bir de neticeye sebep görülen"sebeb"in netice tevlid edebilecek güçte olup olmadığını araştırmazlar.

-Endoğrusunu Allah bilir- insanların çoğunda görülen bu durum sebebiyle olacak kiharam kılınması halinde uygulamada "iman"a gölge düşürebilecek azil, kesin bir şekildeyasaklanmamışdır.

Buradameseleyi biraz daha açalım.

Çocuğunvücûda gelmesinin sebebi erkek menisinin; spermalarının rahime intikalettirilmesidir. Acaba meniyi rahime ulaştırıp ulaştırmamak da, bu yolda iradeyikullanıp kullanmamak da insan gerçekten tam anlamda hür müdür?

Dahadeğişik bir ifâdeyle şöyle de sorabiliriz:

Kaderprogramı gerekli kıldığı için mi korunmakta veya korunmamaktayız?

Burada,-İnsana irâdehürriyeti verilmemiş midir?- şeklinde bir itiraz yapılabilir. Yapılabilir ama;oluşum zamanını, cinsiyetini, fiziğini, karakterini ve zekâsını tesbitteiradesiyle yol almadığı çocuğunun yaratılışında, kişinin irade payına sâhipolduğu kesin olarak ileri sürülemez. Pek tabiîdir ki red de edilemez.

Buradavahyin bildirisine teslim olmak mecbûriyeti vardır. "Vahiy bildirileri" ise insanın oluşumunu insaniradesine değil, ilahî kaderin yaptırımcı gücüne bağlamaktadır.

İnsanınoluşumunda ilâhî kadere teslim olmak, aslında ilmî bir mecbûriyettir.

Bizçocuğun oluşumuna cinsî münâsebeti, yani meninin rahime ulaştırılmasını sebepgörüyoruz. Bu doğrudur. Ama bu sebep yeterli midir? Yani bu sebepde sonucagitmek gücü var mıdır?

Müsbetbilim bize, rahime boşaltılan meninin dölleme yapma ihtimalinin matematikifadeyle yaklaşık olarak sıfır olduğunu açıklamaktadır.* 

Ohalde döllenmeyi zarûrî bir olay olarak göremeyiz. Görsek bile, döllenmiş birhücreyi yalnız beyninde milyarlarca hücre olan insan neticesine yaratıcı sebepgöremeyiz.

Görebilmekiçin döllenmeyi ve gelişmeyi Allah'ın ilmi, kudreti ve dileği ile yorumlamamızyani kaderle açıklamamız lâzımdır.

FâtırSûresi Âyet 11:

"Allahsizi topraktan, sonra meniden yarattı. Sonra da sizi çift çift yaptı. Onunbilgisi olmadan hiçbir dişi ne gebe kalabilir, ne de doğurabilir. Bir canlınınömrünün uzatılması da, ömrünün kısaltılması da mutlaka Kitab'da (programlı)dır. Şüphesiz ki bu Allah'a çokkolaydır."

Allah'ınhaberi olmaksızın cinsî münâsebet çocuğa götürmeyeceğine göre azil; korunmaniye?

Yukarıdayaptığımız açıklamanın ilmî kısmı, ancak asrımızda kavranabilmiştir.

Böylesineağır ve ilmî bir açıklama her dönemde yapılamayacağı ve herkes tarafındanhazmedilemeyeceği içindir ki, Kur'ân âyetleri ve sûreleri indirilirken, Allahve O'nun Peygamberi korunmayı yasaklayıcı kesin hüküm koymamıştır. Kaldı kiKur'ân âyetleri ve sûreleri indirilirken azil hür eşlere değil, toplumsalvarlıkları geçici olan cariyelere yapılmaktaydı.

Endoğrusunu Allah bilir.

Önemidolayısıyla azili; geniş anlamda korunma tedbirlerini aile planlaması; nüfûsplanlaması yönünden incelemiş olduk.

Korunmatedbirlerini alıp almamakta tam bir irade hürriyetine sâhip kılınmadığımızı,Allah takdir etmedikçe cinsel ilişkinin çocuk sonucuna götürmeyeceğini ve hercanlının rızkının yaratan ve yaratmakta olan Allah tarafından üstlenildiğiniaçıklamış olmakla bu meselede ileri sürülebilecek tüm iddialar da temeldençürütülmüş oldu.

Zirabu meselede ileri sürülen bütün olumsuz iddialar insanların yaratılmasınınAllah'ın takdirine değil de, insanların girişimine bağlı olduğu ve insanlarlaihtiyaç duyacakları maddeler arasında bir bağlantı olmadığı, ileride hiç mi hiçolamayacağı varsayımına dayanmaktadır.

Varsayımlarıntemelsizliği ortaya konulunca, iddialar kendiliğinden geçerliliğini yitirmişolmaktadır.

  • Korunma vecinsellik

Şimdimeselemize bir de cinsel mutluluk zâviyesinden bakmaya çalışalım.

Cinselhayatta asıl olanın doyuma ermek olduğunu ayrıntılı bir şekilde açıklamış, dinidelillerini sunmuştuk. Cinsel doyuma erebilmek için çocuğun Allah'ın kaderiylevücûda gelebileceğine îmanla, korunma tedbirlerinin bütününe karşı çıkmakzarûridir. Çünkü insan korunma gereğini kendisine inandırdıkça, rûhî ve bedenîbakımından rahat olarak ilişkiye giremez. Bunun sebebi hiçbir korunmatedbirinin kesinkes koruyucu olmamasıdır. Korunmanın ayrıca göğüs ve rahimkanserlerine, muhtelif kadın hastalıklarına, sinirsel rahatsızlıklara vs.sebebiyet vermesidir.

Korunmatedbirlerinin uzun vadedeki bu sakıncaları yanısıra cinsel ilişkideki yakıntesirleri de cinsel mutluluğu tehdid edici boyuttadır. Çünkü alınan butedbirlerin büyük çoğunluğunda erkek, dişilik organının tabiî ortamı vecâzibesi içinde sükûnet bulamamaktadır. Bu da kişinin kendi nefsine yaptığı bircinsel zulümdür. Bu durum şüphesiz kadın için de vâriddir.

Tabiîortamın canlılığını gideren korunma tedbirleri, özellikle azil, kadıncinselliği üzerinde daha büyük bir zulümdür. Zira kadın genellikle erkeğinkendisinde sükûnet bulduğunu hissetmesi sırasında veya bir süre sonra tatmîneermektedir. Erkeğin hemen çekilmemesi ile ilgili Peygamberî uyarıyı bir kezdaha hatırlatmakta fayda vardır.

Kadınındişiliğine yönelik bir haksızlığa dönüşebileceği içindir ki İslâm, geneldeonaylamadığı azli; dışa boşalmayı özelde de tasvib etmemektedir:

"Allah'ınResûlü izni olmaksızın hür kadına azil yapılmasını yasakladı."10 

Buhadîse dayanarak bazı İslâm bilginleri, hanımın izni olmaksızın korunmanınharam olduğu ictihadında bulunmuşlardır.

Kur'ân-ıKerîm'de "...ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız."11 buyurulduğundan, kadının kendi cinselliğialeyhine zulüm oluşturan azile rıza göstermesi ve onay vermesi de câiz olmaz.

  • Sonuç

Allah'ınResûlü'nün uyarıları doğrultusunda korunma tedbirlerine baş vurmaksızın cinselhayat yaşanmamasının sonuçları neler olmaktadır?

Busonuçları dört madde halinde şöylece özetleyebiliriz:

a-Korunma araçlarının yapılması için gereksiz endüstriler kurulmakta, ham maddeve iş gücü israfı yapılmaktadır.

b-Cinsel bunalımlara, göğüs ve rahim kanserlerine, muhtelif kadın hastalıklarınave rahatsızlıklara dûçar olunmaktadır.

c-Korunmadan ötürü oluşan hastalıkların tedâvisi için nice doktorlaryetiştirilmekte, ardarda klinikler ve hastaneler açılmaktadır.

d-Korunma tedbirlerinin yaygınlaşması, diğer sebeblerle birlikte nice nicekadınların fuhuşa atılmalarına ortam hazırlamaktadır.

Bukadar ağır sonuçlara katlanmanın, üstelik neticeleri de alınamamaktadır.Alınamayacaktır da. Çünkü "Rahimler Allah'ın takdir ettiğini doğuracaktır."12 Tecrübeler de buna şahidliketmektedir.

Korunmatedbirlerinin en erken başladığı ve en yaygın şekilde uygulandığı Amerika'dakorunma tedbirleri yasadışı doğumların sayısını bile azaltamamaktadır.13

Bubahsi bitirirken söyleyeceğimiz son söz şu olacaktır:

Helâlmi yoksa haram mı olduğu şüpheli olan hususlarda mü'minin şüphelilerdenkaçınması, Allah'ın Resûlü'nün kesin emridir.14

Kürtaj

Azilyapmayı tasvip buyurmayan İslâm Dini'nin ana sağlığı gerektirmedikçe, kürtajıhiç mi hiç tasvip buyurmayacağı açık bir gerçektir.

Mü'minkadınların Allah'a ortak koşmamak ve hırsızlık yapmamak gibi temel bir İslâmîgörevi de, çocuklarını öldürmemektir. Mümtehine Sûresi'nin 12. âyetiyle konulançocukları öldürme yasağı, İslâm bilginlerine göre çocuk düşürmeyi, dolayısıylakürtajı da içine almaktadır.15 Bu bilginlere göre Kur'ân-ı Kerîm'in fakirlikendişesiyle, batıl inançlar ve yorumlar sebebiyle çocukların öldürülmesiniyasaklayan anlamlarını sunacağımız şu âyetleri de çocuk düşürme; kürtajyasağını içine almaktadır.16

İsraSûresi Âyet 31:

"Fakirlikkorkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da Biz rızıklandırıyoruz.Onları öldürmek pek büyük günahdır."

EnamSûresi Âyet 31:

"Hiçbirbilgiye dayanmadan beyinsizce çocuklarını öldürenler ve Allah'ın kendilerineverdiği rızık (olançocuk nimetin)denAllah'a iftira ederek yasaklama yoluyla kendilerini mahrum bırakanlar, gerçektenziyana uğramışlardır. Onlar doğru yoldan saptılar, yola gelici de değildirler."*

Tercümelerinisunduğumuz âyetlerin amacı ve Allah'ın Resûlü'nün azili, çocuğu toprağa gömüpöldürmenin gizli bir şekli olarak açıklaması, hiç şüphesiz kürtajı yasak kapsamıiçine alan bilginlerin ictihadlarını doğrulamaktadır.17 Kald ki kürtajda ana sağlığınıtehdid eden büyük bir tehlike de vardır. Yalnızca bu tehlikenin mevcûdiyetibile kürtajı gayr-ı meşru kılmak için yeter sebeptir. Koca isteği vehamileliğin gayr-ı meşruluğu dahi kürtajı meşrulaştırmaz.Çünkü biz mü'minler,nefislerimizi tehlikeye atmamakla emrolunmuşuzdur.18

Kürtajıda içine alan "Korunma..." bahsini, bu konudaki bazı tereddütleri gideren birfetva** ile ve ilahî rızaya ermişkullar diliyle yapılan ve bizleri de çocuk talebine yönelten Kur'ânî bir duâörneği ile bitirelim: "... Ey Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve nesillerimizden gözlerimizinbebeği olacak(çocuklar ve torunlar) ver. Bizi (azabından) korunacaklara rehber kıl."19 

 

1 Bak. Et-Tac 2/310, İ. Mâce Hn.1927.

2 Azlin haramlığını kabul eden busahâbilerin başında dört büyük halife, Abdullah b. Ömer ve Ebû Umamegelmektedir. Caiz görenler ise Sa'd b. Vakkas, Zeyd b. Sabit ve İbn-i Abbasgibi bazı sahâbilerdir. Azli ne kabul ve ne de red eden sahâbiler de vardır.

Bak. Metâlibü'l-Âliyet Hn. 1551-2.

* Bu hadis azilin esir kadınlarvesîlesiyle sahâbîlerin gündemine girdiğini, bunun için de Allah'ın Resûlü'nedaha önce hükmünü sormak gereğini duymadıkları azille ilgili sualleryönelttiklerini açıklamaktadır. Azil yapmak istemelerindeki sebeble birliktedeğerlendirildiğinde bu hâdisden sahâbilerin eşlerine azil yapmadıklarısonucunu çıkarabiliriz. Hiç şüphesiz istisnaların olması mümkündür.

3 Et-Tac 2/309, Müsned 3/82.

* Savaş bitip de alınan esirelerİslâmî yönetim tarafından câriye statüsü içinde gazilere dağıtılmadıkça, hiçbirİslâm savaşçısı hiçbir gerekçe ile esirelerle ilişkiye giremez.

4 Müslim K. Nikâh B. Hükmi'l-Azlî.

5 M.K. Ummal 6/417.

6 M.K. Ummal 6/417.

7 Müslim K. Nikâh B. Hükmi'l-Azli, (Hn. 13).

"Lâ, Aleyküm en lâ tef'alü" cümlesinde (lâ) bağımsızolarak tercüme edilmiştir.

8 age., Hn. 132.

* Bu hadis de Allah'ın Resûlü'nündöneminde azilin eşlere değil yalnızca esir kadınlar (câriyeler)a yapıldığınıgöstermektedir.

Allah'ın Resûlü doğurgan kadınlarlaevliliği tavsiye buyurur, kendisine inananların çokluğu ile iftihar edeceğiniduyururken, O'na kayıtsız şartsız bağlı olan sahâbîler, eşlerine azil yapmayızaten düşünemezlerdi.

9 S. Müslim K. Nikâh B. Hükmi'l-Azli, Et-Tac 2/310.

10 Zâdü'l-Meâd 4/16.

* Bu gerçeği Dr. Halûk Nurbakî'ninkaleminden sunalım:

Dişinin yumurta hücresi (Ovum) meozdediğimiz özel bir bölünme yolu ile 23 kromozomlu, yarım yetenekli bir hücreyedönüşür, bu 23 kromozomda 60.000 istidat çok özel bir şekilde ikiye bölünerekserpiştirilmiştir. Yani birden altmış bine kadar sayılardan otuz bin tane sayı,yumurta hücresinde vardır. Bu sayılar sınırsızdır. Anneden çocuğa geçmesi uygungenetik şifrelerden yarısı (30.000) tanesi bu kromozomlara dizilmiştir. Ancak sayılarüzerinde örnek verirsek, Ovum'da: 1, 18, 345, 481, 617, 5.474, 17.640, 28,430,45.050, 58.400 gibi sırasız sayılar vardır. Yumurta hücresinin bu sayıları60.000'e tamamlanması için eksik sayıları, etrafından toplanan 250 milyon menihücresinden bir tanesinden seçip bulması gerekir. Yumurta hücresininetrafındaki bu 250 milyon meni hücresinin her birinde de farklı 30000 genetikistidat olduğu gibi, birden otuz bine kadar karışık ve değişik numaralarvardır.

İşte yumurta hücresinin gebekalması için bu 250 milyon meni hücresi içinde kendinde eksik şifreleri ihtivaeden hücreyi bulup, onunla birleşmesi gerekir. Aksi takdirde bütün (NO)larıisabet ettirse, bir (NO)yu tutturamazsa tek kulaklı çift burunlu çocuk doğar.

Konuya biraz daha açıklık getirmekiçin, bir örnek vermek istiyorum.

Sizin elinizde birden altmış binekadar sayıların yazıldığı 30.000 numara var. Fakat sırasız. Aradaki boşnumaraları tamamlamak istiyorsunuz. Bunun için önünüzde 250 milyon tane çuvalvar. Her bir çuvalda 30.000 karışık numara var. Bunlardan yalnız biri sizineksik numaralarınızı taşıyor. İşte o çuvalı bulacaksınız.

Yumurta hücresinin işi böylesinebir muamma üstelik bu işi bir saatte bitirecek. Bu problem çözülür mü?

Matematik bilim adamları hesabıyapmış, bunun ihtimali 14x10 üzeri -30.000'dir. Bu sayı yaklaşık olaraksıfırdır. Bu halde hiçbir dişi gebe kalamaz.

Nitekim Kur'ân (s. 41-a.47) bugerçeği 15 asır önce açıklamış.

"...Hiç bir dişi, O'nun ilmiolmaksızın gebe kalamaz ve doğuramaz."

Üstelik dişinin yumurta hücresininkendine uygun meni hücresini bulması, yalnız sayıların basit yazısı şartlarınada uymaz. Zira herhangi bir genetik şifre üç boyut sistemde belli açılarlasıralanmış protein moleküllerinden oluşur ki; bunların sıra numaralarınıbirbirinden fark etmek, ancak uzun geometrik ve fizik araştırmaları gerektirir.

Bu yumurta hücresinin eksik genetikşifrelerini araştırmak ve 250 milyon meni hücresinden birini bulmak için 1.000tane genetik bilim adamı ellerinde elektro mikroskop ve kompitürlerle uğraşsaidi, bir gebelik milyar kere milyar yılda sağlanabilirdi.

Onun için âyet-i kerîme özellikle"Allah'ın ilmi olmadan hiçbir dişi gebe kalamaz" buyuruyor.

Âyet-i Kerîme'nin son kelimesi ilebildirilen doğuramaz emri de aynı inceliği taşır.

Döllenen hücre; 2, 4, 8, 16 ...sıralarını takip ederek milyar kere milyar hücre haline gelince insantamamlanmış, doğacak hâle gelmiş olur.

Bu hücreler 2'den itibarenistidatları yani genetik şifreleri paylaşa paylaşa, dokuları ve organlarımeydana getirir. Her yeni bölünen hücre, vücudun hangi noktasını yapacaksa oistidadı beraberinde getirmek zorundadır. Yukarda anlattığım bu 60.000 şifrebölünürken bir numara, yanlış bir hücreye gitse; O ilâhî kudreti inkâra kalkaninsanın dili, göbeğinde çıkar.

İşte birden otuz milyona kadar tümhücreler eksiksiz bu 60.000 temel şifreyi hiç atlamadan paylaşır.

Bunun matematik ihtimali ise 6.10üzeri -24'dür. Bu da matematik olarak sıfırdır. Yani döllenmiş yumurta da birdoğumu meydana getiremez.

Ya niçin varız ve hep arızasızgebelikler, doğumlar sürüp gidiyor? İşte hem İlâhî ilmin, hem Kur'ân'ınmucizesi. (s. 41-a.47).

"Allah'ın ilmi olmadan hiçbir dişigebe kalamaz ve hiçbir gebe doğuramaz."

Diyanet Gazetesi'nin 293.sayısından yaptığımız bu alıntı için ayrıca bak. Dr. Halûk Nurbakî Kur'ânMucizeleri  s. 51-5.

10 İ. Mâce K. Nikâh B. 30 (Hn. 1928).

Konu ile ilgili diğer hadislerdebir arada incelendiğinde anlaşılacağı üzere bu hadis izin vermesi halindekadına sürekli olarak azil yapılabileceğini değil de onayı alınmaksızın cinsel hazlarınınsınırlandırılamayacağını ve rızası hilafına çocuktan yoksun bırakılamayacağınıaçıklamaktadır.

11 Bakara 279.

12 M.K. Ummal 6/417.

13 Çocuk Düşürme Erdal Atabek s. 76.

Doğum kontrolü ve kürtaj konusundageniş ve mukayeseli bilgi almak isteyenlere aşağıdaki eserler tavsiye olunur:

Mevdudî İslâm Nazarında DoğumKontrolü, Sebil Yayınları, İstanbul 1972. Prof. Abdür-Rahim Umran İslâmKültüründe Aile Planlaması Diyanet İşleri Başkanlığı Yayını.

14 M. Mesâbih Hn. 2762.

15 Bak. İ. Kesir Mümtahine 12 (4/354), Kurtûbî 18/72.

Müfessir İ. Kesir bu âyeti şöyleceaçıklar:

Bu âyetteki çocukları öldürmeyasağı câhiliyet dönemindeki bazı Arabların fakirlik korkusuyla çocuklarınıöldürmeleri örneğinde görüldüğü üzere, çocukların doğumundan sonra öldürülmeleriniiçine aldığı gibi, bazı câhil kadınların kendilerini yere atarak çocuklarınıdüşürmek istemeleri örneğinde görüldüğü üzere, ana karnında ikenöldürülmelerini de içine almaktadır.

16 Hak Dini, Kur'ân Dili 3/203, F.Zilali'l-Kur'ân Türkçe Neşir 14/430.

* Âyette geçen "Rızk"ıçocuk nimeti olarak yorumlatan nükte için bak. Mevdûdî, İslâm Nazarında DoğumKontrolü s. 74-5.

17 Bak. M.S. MüslimHn. 835, A.Davudoğlu S. Müslim Ter. ve Şerhi 7/339, 441, Buharî K. Edeb B. 20 (7/75).

18 Bak. Bakara 195.

** Çocuk düşürme: Ana rahmindeki çocuğa ruhunüflenmesinden önce ve sonra çocuğu düşürmenin hükmü hakkında fukahanın farklıgörüşlerini, İmam Gazzali'nin bu mevzudaki ihatalı mütalâasını ve bunadayanarak fukahanın, aşılanmış yumurtada hayat bulunduğunu bildiklerinikaydettikten sonra Mahmut Şellût şöyle diyor:

"Rûhun üflenmesinden(dördüncü aydan) önce çocukta hayat yoktur diyen fakihlerin maksadı herhalde,dışarıdan ve bilhassa ananın hissettiği hayat belirtileri olacaktır. Yoksa aynıfukaha, ana yumurtasiyle birleşen spermin canlı olduğunu bilmektedirler. Bunadayanarak diyebiliriz ki âlimlerin çocuk düşürme mevzuundaki farklı görüşleribu inceliğe dikkat etmemekten ileri gelmiştir; yahut da "bu durumda düşürme,canlılık dışardan hissedilir olduktan sonra düşürme gibi değildir" demekistemişlerdir. Şu halde hangi devrede olursa olsun çocuk düşürmenin haramolduğunda bütün âlimler birleşmiş oluyorlar. Yine hangi zamanda olursa olsunzaruretlerin, kendi ölçülerine göre yerleri vardır. Bu açıklamalar, din ile tıbbınbu mevzuda görüş birliği içinde olduklarını ortaya koymuş olmaktadır."

Hayrettin Karaman,İslâm'ın Işığında Günün Meseleleri, 2/554. Ayrıca bak. H.Karaman İslâm'a Göre Doğum Kontrol

Ali Rıza DEMİRCAN

http://www.alirizademircan.net/19-kacinilmasi-ogutlenen-davranislar-2-13-400h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim