17- Sünnette Yer Alan Yasaklandığımız Bazı Benzemeler

17- Sünnette Yer Alan Yasaklandığımız Bazı Benzemeler
17- Sünnette Yer Alan Yasaklandığımız Bazı Benzemeler.

17- Sünnette Yer Alan Yasaklandığımız Bazı Benzemeler.

Sünnette Yer AlanYasaklandığımız Bazı Benzemeler

A - Selamlaşmada Gayr-i Müslimlere Benzememek:

Tabîi hayatın akışı içersinde selamlaşmanın önemi büyüktür.

Allah şanını artırsın Sevgili Peygamberimiz, birbirleriüzerindeki İslâm kardeşliği haklarından/görevlerinden biri olarak açıkladığı vesırasıyla sevgiye, gerçek imana ve Cennet'e götürücü işlem olduğunu duyurduğuselamlaşmanın, Müslümanlar tarafından İslâm kimliğini yansıtıcı bir şekilde"Es-Selâmü Aleyküm" denilerek gerçekleştirilmesini öğretmiştir. Bu konudagayr-i müslimlere benzenilmemesini de şöylece emretmiştir:

"Bizden başkasına benzemek isteyenler bizden değildir. Busebeple Yahûdilere ve Hıristiyanlara benzemeyiniz. Yahûdilerin selâmıparmaklarla işarettir. Hıristiyanların selâmı ise avuç içleri ile işarettir. (1)

Bu mevzudaki bir diğer hadîslerinde ise Peygamberimiz (s. a.)şöyle buyurmuştur:

1)Tirmizî İsti'zan 7, Hn. 2696.

"Yahûdiler gibi selâmlaşmayınız, onların selâmı başlarıyla,avuç içleriyle ve diğer işaretlerledir."

Bu hadîslere göre Kur'ân ve Sünnet'in öğrettiği "Es-SelâmüAleyküm" şeklindeki duâ cümlesiyle değil de sadece el veya baş işaretiyle selâmvermek, gayr-i müslimlere benzemektir. Dolayısıyla haramdır.

Birbirlerine Allah'ın korumasını dileyen bir duâ cümlesiyleselâm veren ve bu tür selamlaşma ile aralarında sevgi ve kaynaşmaya yol açanmü'minlerin İslâm'a özgü selâmları, Yahûdilerin kıskançlık ve hasedini tahriketmişti. Bu durumu izleyen Hz. Peygamber, selamlaşma ile ilgili Yahûdilereaykırılık emirlerini pekiştirerek şöyle buyurmuştur:

- (Ey Mü'minler!) Yahûdiler İslâm'ca selamlaşmanıza hasetettikleri gibi, size hiç bir yönde haset etmezler. (Birbirinizle öğretildiğinizgibi selâmlaşın ve selamlaşmada Yahûdilere muhalefete/aykırılığa devam edin.)(2)

      b - SelamlaşmadaPutperestlere Benzememek

İlk Müslümanlar selamlaşmada gayr-i müslimlere benzemektenmen edildikleri gibi putperestlere benzemekten de men edilmişlerdi.

Sahâbî İmran b. Hüseyin'in aşağıda sunacağımız rivayeti bugerçeği ortaya koymaktadır:

 "Allah'ın Resûlü'nünİslâm Dini'ni tebliğ etmeye başlamadan önceki Câhiliyet döneminde biz iki türlüselâm verirdik:

aa - En'amellahu Bike Aynen: Allah sevdiklerinlegözünü aydınlatsın.

bb - Ve En'im Sahaben: Hayırlı sabahlar,

2) İbn-i Mace Hn. 586.

İslâm Dini geldikten ve İslâm'a has/özgü selâm şeklibelirlendikten sonra (Câhiliyet döneminde verdiğimiz gibi selâm vermekten) menedildik..." (3)

Câhiliyet devrinde verilen selâm şekillerinin, anlamlıolmalarına ve biri de Allah lafzını içermesine rağmen yasaklanması, İslâm'a hasolanın mutlaka korunup yaşatılması lüzumuna işarettir. Bu sebeple yaşadığımızdönemde Müslümanların kendi aralarında Günaydın/Merhaba gibi kelimelerle veyayalnızca işaretlerle selâm vermeleri son derece sakıncalıdır ve günahasokucudur.

İslâm'a özgü selâmı vermemek, örneklendirildiği gibi bâtıldin ve ideolo­ji mensuplarına benzemektir.

Yasaklandığımız benzeşmelere kurumlarımız aracılığıylayönlendirildiğimizin en çarpıcı örneklerinden biri selâmlaşmadır. Anakültümüzden kopuk modern görünümlü bağnazların yuvalandığı bazı kurumlarımızdaEs-Selâmü Aleyküm şeklinde selâm verme, irtica ile suçlanma ve dışlanmasebebidir. Bu sebeple mutlaka bize özgü selâmla selâmlaşmalı ve bunun cihadolduğu bilinmelidir.

Oturup Kalkmada Benzememek

Şerid İbn-ü Süveyd isimli sahâbî şöyle anlatıyor:

Sol elimi sırtıma koyup pazum üzerine yaslanır bir şekildeuzanıp otururken Hz. Peygamber (s. a.) yanımdan geçti ve beni şöylece uyardı:

-Ne o, gadaba uğramışların (Yahûdilerin) oturuşu gibioturuyorsun?

Allah'ın Resulünün oturuş şekli ile ilgilenmesi ve bukonudaki benzeşmeyi bile onaylaması oldukça dikkat çekicidir... (4)

(3) M. Mesabîh Hn. 4654, M. Mirkatil-Mefatîh 4/563.

(4)Ebû Davûd'dan naklen Elbanî Hıcabül Mer'etil-Müslime sh.100.

Aslında bu tür oturuş şekli ve benzerleri mubahtır/olabilir.Bâtıl din ve ideoloji bağlılarına uymanın veya aykırı olmanın söz konusuedilemeyeceği zamanlarda bir zarar veya fayda sebebi de olamaz. Ancak onlarabenzemek, onları izlemek maksadıyla bir davranış şekli benimsendiğinde zararayol açılır. Çünkü bu tür ve benzeri zahiri benzeşmeler kalbî yakınlıkları vesevgiyi do­ğurur.

Bu hadis bize bazı benzeme türlerinin dönemsel ve bölgeselolduğuna, her zaman ve her yerde sakınca doğurmayacağına işaret etmektedir.

Cenaze Adabında Benzememek

Peygamberimiz bâtıl din ve ideoloji mensuplarınabenzenilmemesi hususunda son derece duyarlılık gösterdiklerinden, benzemeningörülebildiği her nok­tada onlara muhalefeti emir buyurmuştur.

Ubade b. Samit anlatıyor:

Hz. Peygamber cenazeye katılarak kabre kadar gittiklerindecenaze lahde yerleştirilinceye kadar ayakta durur, otur­mazlardı. (Allah'ınelçisi Peygamberimiz bir cenazede iken) bir Yahûdi gelerek şöyle dedi:

-Yâ Muhammed! Biz de senin gibi yapar cenaze kabreyerleşinceye kadar oturmayız.

Bunun üzerine Peygamberimiz oturdu (ve ashabına da şöylebuyurdu):

-Siz de oturarak onlara muhalefet ediniz /aykırı davranınız. (5)

  (5)İ. Mâce, Cenaiz35, H. 1545, Ebu Davud, Cenaiz 47.

Sakal Boyamada Benzemek

Sık sık değinildiği üzere Kur'ân ve Sünnet inançta,ibâdetlerde İslâm dışı topluluklara benzenilmesini yasakladığı gibi, dışgörünüş itibariyle benzenilmesini de yasaklamıştır.

Medine-i Münevverede İhtiyarlar Meclisi'ni oluşturan yaşlıYahûdiler, beyazlandığında sakallarını tabîi hali üzerinde bırakırlar, bu halinbir ibâdet olduğuna inanırlardı. Bu durum, onlara ait bir hususiyet olarakbelirmişti.

Bu sebeple Hz. Peygamber Ensar'ın sakalları iyice beyazlaşmışyaşlılarına şöyle buyurdu:

"Ey Ensar cemaati! Sakallarınızı kumrala boyayınız.Böylece Ehl-i Kitab'a muhalefet ediniz." (6)

Verdiğimiz örnek, kaynaklarımızda Peygamberimizin "Yahûdilerve Hıristiyanlar saç ve sakallarını boyamıyorlar. Siz boyayarak onlara aykırıdavranınız." (7) şeklindeki emrinin sahâbilerin bütününe değil, saçı -sakalı bembeyaz olmuş yaşlılarına verildiğini de göstermektedir.

Peygamberimiz saç ve sakaldaki beyaz kılları övmüş,koparılmasını yasaklamıştı. (8) Oluşan belirli beyaz kıllar övülür, giderilmesiyasaklanırken, yaşlılara verilen boyama emrinin İslâm kimliğini oluşturmak içinverilen dönemsel bir emir olduğuna işaret etmektedir.

Bu emir bize karşılaşacağımız geçici benzeşmeleri önemsememizve gidermeye çalışmamız gerektiğini öğretmektedir.

(6) Müsned 5/264

(7) Nesai Zine 14, İ. Mace Libas 32

(8) Ebu Davud Tereccül 17, Et-Tac 3180

Evlere Çöp Biriktirmede Benzememek

Allah'ın Resûlü şöyle buyurur:

"Avlularınızı temizleyiniz, süprüntülerini evlerindebiriktiren Yahûdilere benzemeyiniz." (9)

-Allah yüceliğini artırsın- Peygamberimiz, devrindekiYahûdilerin bu olumsuz âdetini tesbit ettiği için mü'minleri ikaz etmek/uyarmakgereğini duymuştur. Yahûdilerin devrimizde böyle bir âdeti olmamış olabilir.Önemli olan hadîsin ortaya koyduğu ölçüdür. Bu gün bu âdet olmaz da gayr-imüslimlerin yaptığı gibi yalnız kâğıtla temizlenme esasına göre hazırlanmıştuvaletli evler yapma âdeti olabilir. Ya da oturma salonlarına ayakkabı ilegirme âdeti yaygınlaşabilir. Şüphesiz, bâtıl din ve ideoloji mensuplarının buve bu gibi âdetlerini taklit de kaçınılması gereken bir benzeme olur. RahmetliMehmet Âkif'i dinleyelim:

Bir selâm verbe herif! Ağzın aşınmaz ya... Hayır

Ne selâmvermeyi bilir hayvan, ne de sen versen alır.

Yağlı yer,çeşmeye gitmez; su döker, el yıkamaz;

Kafa ormangibi, lâkin, o bıyık hep budanır.

Ne ayıptırdesen anlar, ne tükürsen utanır.

Tertemizyerlere kip kirli fotinlerle dalar.

Kaldırımdandaha berbat olur artık odalar.

 

Altın ve Gümüş Kaplar Kullanmakta Benzememek

 Allah'ın Resûlü Hz.Muhammed bir hadîslerinde şöyle buyurur:

"İslâm'ı din edinmeyenler, dünya hayatında altın ve gümüşkapları kullanıyor, onlardan yararlanıyorlar. Ancak o kaplar âhiret hayatındamü'minlerin olacaktır." (10)

(9) İ. Kesîr'den naklen Elbani, Hıcabül-Meretil-Müslimeti sh.101.

Allah'ın Resûlü bu hadîsleriyle dolaylı olarak Müslümanlarılüks harcama yapmaktan ve büyüklük duyguları içersinde yaşamaktan yasaklarken,altın ve gümüş kaplar kullanımının ancak İslâm'ın dışındaki topluluklara hasbir uygulama olduğunu ve olacağını açıklamaktadır.

Bu itibarla kullanımları uygulamada Müslümanları İslâm'ındışındaki topluluklarla aynı çizgiye getirecek altın ve gümüş kaplardankaçınılması gerekir. İsraf ve lüks harcamalar, Kur'ânî yasaklar olarakvarlığını sürdüreceğine göre, Peygamberimizin israf ve lükse yaptığı açıklamaile belirlediği altın ve gümüş kaplar yasağı da Kıyamete kadar varlığınısürdürecektir.

Aksine davranış şüphesiz bâtıl din ve ideoloji mensuplarınabenzeme olur ki, o da haramdır.

Uğursuzluk İnancında Benzememek

İslâm Dini, belirli günlerin, ayların ve mevsimlerin, bazıinsanlar ve hayvanların ve de muayyen eşyaların uğursuz sayılmalarınıyasaklamıştır.

Peygamberimiz İslâm'da "...Uğursuzluk inancı yoktur..."(11) buyurarak bu tür inancın bâtılolduğunu açıklamıştır.

Tarihî temelleri itibariyle Yahûdilere dayanan bu gibihurafelerin kafalar ve kalplerden sökülüp atılması içindir ki Peygamberimizbenzeme illetine de işaret eden bir hadîslerinde şöyle buyurmuştur:

(10) Buhari  Eşribe28,Tirmizi eşribe 10.

(11) Buharî, Tıp 19, Ebû Davud, Tıp 24

 

"AllahYahûdileri cezalandırsın. Çünkü onlar, uğursuzluk evde, kadında ve attadır,derler." (12)

Heykel, Büst ve Manken Kullanımında Benzememek

Öneminden ötürü bu konuda ayrıntılı bilgi vermekte faydagörüyoruz.

Bütün Peygamberlerin ortak teblîği anlamına İslâm,ilâhlaştırılan putlarda güç görmeyi ve onlara tapmayı yasaklamıştır. Tapınılanputlar Hz. İbrahim ve Hz. Muhammed'de örneklendirildiği üzere Peygamberlertarafından yıkılmıştır. Allah'a ibadet eden güzel kulları bile zaman içinde putlaştırabileninsan oğluna yol olabileceği gerekçesiyle insan ve hayvan gibi canlılarınheykel, büst ve manken şeklinde sûretlerinin yapılması ve kullanılması -aşağıdaaçıklanacağı gibi- dinimizde haram kılınmıştır. (13)

Hiç şüphesiz amaç tapmak için putlar yapılmasını önlemektir.Ancak başlangıçta bu amaç güdülmese de zaman içinde dönüşüm mümkünolabileceğinden, Allah'ı birleme inancıyla birlikte örneğin heykel vs. yapım vekullanım yasağı da sürecektir.

İstihdam ettiği cinler tarafından Peygamber olan Hz. Süleymaniçin heykeller yapılması, Kur'ân'ın bütünü içinde değerlendirildiğinde heykelyapımı ve kullanımının meşruiyetine gerekçe oluşturamaz. (14) Çünkü Kur'ân,Süleyman'a yapılan heykeller için, tapınılan put anlamına kullandığı Esnam,Evsan ve Endad kelimelerini değil Temasil sözcüğünü kullanmıştır. Kaldı kicansız varlıkların üç boyutlu sûretlerinin yapılması ve kullanılması sakıncalıda değildir.

(12) Et-Tayalisi Müsned Hn. 1537.

(13) Şuara 71, Enbiya 52, Taha 88, Nûh 23.

(14) Sebe' 13.

Kur'ân Çizgisinde Heykeli Yasaklayan Hadisler:

Canlı varlıkların heykel, büst ve manken gibi hacimlisuretlerinin yapılması, alınıp-satılması ve kullanılması, açık bir şekildePeygamberimizin hadisleriyle yasaklanmaktadır. O, şöyle buyurur:

"Kıyamet Günü'nde en şiddetli azaba uğrayacaklaryaptıkları sûretleri Allah'ın yarattığı varlıklara benzetmeye çalışanlardır."

"Her kim bir canlı resmi ve heykeli yaparsa Kıyamet Günü'ndeAllah Zülcelâl yaptığına can verinceye kadar o kula azâp edecektir. Kul iseebediyen can veremeyecektir."

Peygamberi diliyle Yüce Allah da şöyle buyurur:

"Benim yarattığım gibi yaratmaya kalkışanlardan daha zalimkim vardır? Haydi bir zerre yaratsınlar, bir bitkisel tohum vücûda getirsinler,bir arpa tanesi halk etsinler bakalım!"

Mevzuun ana konumuz olan benzeme/teşebbühle ilgisini deaçıklayan bir diğer hadîsde ise şöyle buyrulmuştur:

"Hz. Peygamberin hanımları saygı değer annelerimiz ÜmmüSeleme ve Ümmü Habîbe, henüz Ona eş olma erdemini kazanamadıkları Mekke devriyıllarında azgın kâfirlerin zulmünden kaçarak Habeşistan'a hicret etmişlerdi

Bir gün rahatsız oldukları için istirahat eden Hz.Peygamberin huzurunda, Habeşistan'da gördükleri Marya isimli kiliseyi anarakonun mimarîsi ve iç tezyinatında/süslemelerinde yer alan resimlerin güzelliğinianlattılar.

Hz. Peygamber başını kaldırdı ve şöyle buyurdu:

- O kiliseyi yapanlar, içlerinden bir ibadetli ve güzel insanvefat ettiğinde kabri üzerinde mabet yapıp sonra da bu mabedin içini resim veheykellerle süsleyenlerdir. Onlar yaratılmışların en şerlileridir." (15)

Yukarıda açıklanan hadîsler ve benzerleri ile İslâm'daözellikle hacimli suretler; heykeller, büst ve manken vb. haram kılınmıştır.

Hacimli sûretlerin/resimlerin yapılması, alınıp-satılması vekullanılmasının haramlığı hususunda İslâm âlimleri görüş birliği içindedir.

Pekiştirmek için bir daha vurgulamak isteriz:

Tarihî dönemlerde yaygınlaşan ve asrımızda şekil değiştirerekvarlığını sürdüren çok tanrıcılık ve putperestliğin başlıca kaynaklarındanbirisi şüphesiz hacimli/boyutlu suretlerin yapılması ve kullanılmasıdır.

Tanrılaşma ve tanrılaştırma sapıklığını engelleyerek tevhidinancını korumak ve ahlâk dışı resim ve heykellerle şehvetin putlaştırılmasınamani olmak gibi gayelerle İslâm Dini hacimli sûretleri haram kılmıştır.

Putlaştırma yolunu kapatan İslâm Dini, milletlerine veyadünya ilim ve barışına büyük hizmetlerde bulunmuş kişilere saygı duygularınıdile getirebilmek ve yapılan hizmetleri yaşatmak, geliştirmek veyaygınlaştırmak gibi amaçlarla Âhiret yatırımı da olabilecek atılımları caizgörmüş ve teşvik etmiştir.

Giderek tevhid inancını zedeleyeceğinde şüphe olmayan veonaylanmasında aklî ve ilmî bir zarûret veya fayda bulunmayan bu haramı, bâtıldin ve ideoloji bağlılarını taklit yoluyla işlediğimizde şüphe yoktur.

Burada ülkemiz şartları açısından taşıdığı önem sebebiylesürdüre gelinen bir yanılgıya işaret etmek isteriz.

Memleketimizde/ülkemizde dindar ve duyarlı ilâhiyatçılartarafından heykel, büst ve manken yapımı ve kullanılmasının haramlığıaçıklandığı zaman bazı çağrışımlar olmaktadır. Oysaki mesele çağrışım yapıldığıgibi bölgesel ve de şahıslara yönelik değildir.

Mesele, yukarda açıkladığımız üzere İslâm Dini'ninyasakladığı bir fiilin haramlığının açıklanmasıdır.

İslâm Dini'nin yasakları arasında bulunması sebebiyledir kiİslâm kültürünün egemen olduğu hiç bir İslâm ülkesinde heykel, büst ve mankenyapımı ve kullanımı revaç bulmamıştır. Başta Peygamberimiz ve dört büyük halîfe(r.a.) olmak üzere hiç bir İslâm âlimi, kumandanı ve yöneticisinin heykeliyapılıp dikilmemiş, büstü kullanılmamıştır.

Bu alanda İslâmî bir ruhsat olsaydı, mezar taşlarında, cami,çeşme, hamam vs. saray gibi mimarî eserlerde ürpertici pek çok şaheserörneklerini gördüğümüz taş oymacılığının kudretini, heykelcilikte yansıtan bazıörneklerini bulmamız elbette mümkün olurdu.

Sözün konumuzla ilgili özü de şudur:

Heykelcilik ve benzerleri güzel sanatlarda bâtıl din veideoloji mensuplarını taklit etmektir. Heykeller dikilmesi, büstler konulmasıve mankenler kullanılması İslâmî bir haramın onlara benzeme yoluylaişlenmesidir.

(15) Hadislerin kaynakları ve konu ile alâkalı ayrıntılariçin bak. Buhârî, Libas 88-95, Sabûnî, Tafsıl-u Ayâtîl-Ahkâm 2/409-411, M. Ali Sayis, Tefsir-uAyatil-Ahkâm Sebe' 13.

Falcılık yapmak.

Falcılık,Mâide sûresinin üçüncü âyeti ile mü'minlere haram kılınan ve haramlığı 90.âyetiyle de pekiştirilen bir câhiliyet âdetidir.

"... ve fal okları ile gelecekte sizleri neyinbeklediğini öğrenmeye çalışmanız da size haram kılındı. Çünkü bu işlem Allah'abaş kaldırmanızdır... "

Devrimizdesuya bakma, tütsüleme, kitap açma, fincan okuma ve benzerleri haram kılınan falçeşitleridir.

Falcılıkyapmak haramdır. Falcılara ve burçlarla ilgili yazılanlara inanmak da kâfirliğegötürebilecek bir haramdır.

Peygamberimizşöyle buyurur:

"Kâhine/gelecektenhaber veren kişiye giden ve onun gelecekle alâkalı sözlerini doğrulayan kişi,Hz. Muhammed'e indirilen Kur'ân'ı inkâr etmiş olur. "(16)

Yukarıdaişaret ettiğimiz fal çeşitleri ve benzerleri ile uğraşan falcıların/kâhinlerinbazı sözleri geçmişle alâkalı gerçeklere uygun düşebilir. Bu onlarındoğruluğunu kanıtlamaz.

Bazısözlerinin gerçeğe uygun düştüğünü beyanla kâhinlerin/falcıların sözlerihakkında soru yönelten sahâbîlere Peygamberimiz şöyle buyurmuştur:

-Onlarınbu tür haberleri (görevli meleklerin ilham ettiği) gerçeklerdendir.O haberleri cinler meleklerden kaparak kâhin dostlarının kulaklarınafısıldarlar... Onlar da fısıldanan bu sözleri, geleceği de içine alacak şekildeyüz yalan katarak insanlara aktarırlar. (17)

İslâm Dini'nin bildirdiği veinanılmasını zaruri kıldığı gerçek şudur:

Geleceğiyalnız ve yalnız Allah bilir.

Hiç birmelek, peygamber ve velî geleceği bilemez,

Rabbimiz,Kur'ân-ı Kerîm'de bu gerçeği şöylece açıklar:

"(EyPeygamber! İnsanlara) bildir: Göklerde ve yerde gaybı Allah'dan başka kimsebilmez..."(18)

Gelecekleilgili yalanlar düzülmesine ve insanların aldatılarak ümitlendirilmesine,kırgınlık ve düşmanlıkların yeşertilmesine ve bilgisiz mü'minlerin İslâminancından saptırılmasına sebep olan falcılık Kur'ân'ın değindiği bir Cahiliyehastalığıdır. İslâm Dini'nin haram kıldığı falcılık maalesef devrimizcâhiliyetinde de revaç bulmaktadır.

Bucâhiliyet ibtilasını, bâtılperest yabancılardan aldıkları örneklerigeliştirerek hazırladıkları fal köşeleri ile günlük gazeteler ve bu konuda çıkarılmaya başlanan özel dergilergiderek yaygınlaştırmaktadırlar.

Söylenenlere inanmasalar dahi İslâm Dini'nin yasakladığı bucâhiliyet işleminden mü'minlerin şiddetle kaçınması lâzımdır.

(16) Tirmizi Taharet 102. Hn. 135

(17) Buhârî Tıp 46, Müslim Selâm 122.

(18) Neml 65

 

 

 

 



Ali Rıza DEMİRCAN
http://www.alirizademircan.net/17-sunnette-yer-alan-yasaklandigimiz-bazi-benzemeler-16-338h.html



Sexual Life According To IslamİSLAMA ƏSASƏN SEKSUAL HƏYATСЕКСУАЛЬНАЯ ЖИЗНЬ СОГЛАСНО КАНОНАМ ИСЛАМАئىسلامدا جىنسىي تۇرمۇشبيان حكم استرقاق الأسيرات و الاستغلال الجنسي لهن في ضوء القرآن والسنة
Ana Sayfa | Biyografi | Eserleri | Cuma Hutbeleri | İnceleme Makale | Güncel Konular | Haberler | İletişim